Ay Düğümü Hesaplama

Submitted by anonim adam on Wed, 01/08/2020 - 19:11
  • Up
    0%
  • Down
    0%

Örn; Kuzey Ay Düğümü Yay’da ise Güney Ay Düğümü onun zıt burcu İkizler’dedir. 

Zıt Burçları bilmeyenler için: 

Zıt Burçlar: Koç-Terazi, Boğa-Akrep, İkizler-Yay, Yengeç-Oğlak, Aslan-Kova, Başak-Balık

Doğum yılı Tarih Aralığı

Kuzey Ay Düğüm

24 Nisan 1924 - 26 Ekim 1925 ASLAN

27 Ekim 1925 - 16 Nisan 1927 YENGEÇ

17 Nisan 1927 - 28 Aralık 1928 İKİZLER

29 Aralık 1928 - 7 Temmuz 1930 BOĞA

8 Temmuz 1930 - 28 Aralık 1931 KOÇ

29 Aralık 1931 - 24 Haziran 1933 BALIK

25 Haziran 1933 - 8 Mart 1935 KOVA

9 Mart 1935 - 14 Eylül 1936 OĞLAK

15 Eylül 1936 - 3 Mart 1938 YAY

4 Mart 1938 - 12 Eylül 1939 AKREP

13 Eylül 1939 - 24 Mayıs 1941 TERAZİ

25 Mayıs 1941 - 21 Kasım 1942 BAŞAK

22 Kasım 1942 -11 Mayıs 1944 ASLAN

12 Mayıs 1944 - 13 Aralık 1945 YENGEÇ

14 Aralık 1945 -2 Ağustos 1947 İKİZLER

3 Ağustos 1947 - 26 Ocak 1949 BOĞA

27 Ocak 1949 - 26 Temmuz 1950 KOÇ

27 Temmuz 1950 -28 Mart 1952 BALIK

29 Mart 1952 - 9 Ekim 1953 KOVA

10 Ekim 1953 - 2 Nisan 1955 OĞLAK

3 Nisan 1955 - 4 Ekim 1956 YAY

5 Ekim 1956 -16 Haziran 1958 AKREP

17 Haziran 1958 - 15 Aralık 1959 TERAZİ

16 Aralık 1959 - 10 Haziran 1961 BAŞAK

11 Haziran 1961 - 23 Aralık 1962 ASLAN

24 Aralık 1962 - 25 Ağustos 1964 YENGEÇ

26 Ağustos 1964 - 19 Şubat 1966 İKİZLER

20 Şubat 1966 -19 Ağustos 1967 BOĞA

20 Ağustos 1967-19 Nisan 1969 KOÇ

20 Nisan 1969 - 2 Kasım 1970 BALIK

3 Kasım 1970 - 27 Nisan 1972 KOVA

28 Nisan 1972 - 27 Ekim 1973 OĞLAK

28 Ekim 1973 - 10 Temmuz 1975 YAY

11 Temmuz 1975 - 7 Ocak 1977 AKREP

8 Ocak 1977 - 5 Temmuz 1978 TERAZİ

6 Temmuz 1978 - 12 Ocak 1980 BAŞAK

13 Ocak 1980 - 24 Eylül 1981 ASLAN

25 Eylül 1981 - 16 Mart 1983 YENGEÇ

17 Mart 1983 - 11 Eylül 1984 İKİZLER

12 Eylül 1984 - 6 Nisan 1986 BOĞA

7 Nisan. 1986 - 2 Aralık 1987 KOÇ

3 Aralık 1987 - 22 Mayıs 1989 BALIK

23 Mayıs 1989 - 18 Kasım 1990 KOVA

19 Kasım 1990 - 1 Ağustos 1992 OĞLAK

2 Ağustos 1992 - 1 Şubat 1994 YAY

2 Şubat 1994 -31 Temmuz 1995 AKREP

1 Ağustos 1995 - 25 Ocak 1997 TERAZİ

26 Ocak 1997 - 20 Ekim 1998 BAŞAK

21 Ekim 1998 - 9 Nisan 2000 ASLAN

10 Nisan 2000 -12 Ekim 2001 YENGEÇ

13 Ekim 2001 - 13 Nisan 2003 İKİZLER

14 Nisan 2003 -25 Aralık 2004 BOĞA

26 Aralık 2004 -21 Haziran 2006 KOÇ

22 Haziran 2006 - 18 Aralık 2007 BALIK

19 Aralık 2007-21 Ağustos 2009 KOVA

22 Ağustos 2009 - 3 Mart 2011 OĞLAK

4 Mart 2011 - 29 Ağustos 2012 YAY

30 Ağustos 2012 -18 Şubat 2014 AKREP

19 Şubat 2014 - 11 Kasım 2015 TERAZİ

12 Kasım 2015 - 9 Mayıs 2017 BAŞAK

10 Mayıs 2017 - 6 Kasım 2018 ASLAN

7 Kasım 2018 - 4 Mayıs 2020 YENGEÇ

5 Mayıs 2020 - 18 Ocak 2022 İKİZLER

19 Ocak 2022 - 17 Temmuz 2023 BOĞA

18 Temmuz 2023 - 11 Ocak 2025 KOÇ

12 Ocak 2025 - 26 Temmuz 2026 BALIK

27 Temmuz 2026 - 26 Mart 2028 KOVA

27 Mart 2028 - 23 Eylül 2029 OĞLAK

24 Eylül 2029 - 20 Mart 2031 YAY

21 Mart 2031 - 1 Aralık 2032 AKREP

2 Aralık 2032 - 3 Haziran 2034 TERAZİ

4 Haziran 2034 - 29 Kasım 2035 BAŞAK

30 Kasım 2035 - 29 Mayıs 2037 ASLAN

30 Mayıs 2037 - 9 Şubat 2039 YENGEÇ

10 Şubat 2039 - 10 Ağustos 2040 İKİZLER

11 Ağustos 2040 - 3 Şubat 2042 BOĞA

4 Şubat 2042 - 18 Ağustos 2043 KOÇ

19 Ağustos 2043 - 18 Nisan 2045 BALIK

19 Nisan 2045 - 18 Ekim 2046 KOVA

19 Ekim 2046 - 11 Nisan 2048 OĞLAK

12 Nisan 2048 - 14 Aralık 2049 YAY

15 Aralık 2049 - 28 Haziran 2051 AKREP

 

KUZEY AY DÜĞÜMÜ AKREP BURCUNDA

KUZEY AY DÜĞÜMÜ KOVA BURCUNDA

KUZEY AY DÜĞÜMÜ İKİZLER BURCUNDA

KUZEY AY DÜĞÜMÜ BAŞAK BURCUNDA

KUZEY AY DÜĞÜMÜ YENGEÇ BURCUNDA

KUZEY AY DÜĞÜMÜ TERAZİ BURCUNDA

KUZEY AY DÜĞÜMÜ OĞLAK BURCUNDA

KUZEY AY DÜĞÜMÜ YAY BURCUNDA

KUZEY AY DÜĞÜMÜ KOÇ BURCUNDA

KUZEY AY DÜĞÜMÜ YENGEÇ BURCUNDA

Geliştirilecek Nitelikler

Bu alanlarda çalışmak gizli yeteneklerin ve becerilerin ortaya çıkmasına yardımcı olabilir.

• Duyguları fark etmek ve geçerli kılmak
• Empati (bir başkasının duygularını anlayabilmek)
• Başkalarını (fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak) beslemek ve desteklemek • Kendi temelini ve güvenliğini oluşturmak
• Duygularını ve güvensizliklerini dürüstçe açıklamak
• Alçakgönüllülük
• Başkalarının zaaflarını ve değişen ruh hallerini yargılamadan kabul etmek
• Kendi duygularında merkezlenmiş olarak kalmak

Geride Bırakılacak Eğilimler

Bu eğilimlerin etkisini azaltmaya çalışmak yaşamı daha kolay ve daha zevkli kılmaya yardıma olabilir.

• Her şeyi ve herkesi kontrol etme ihtiyacı duymak
• Durumu tam olarak anlamadan yönetimi üstlenme konusunda zorlayıcı bir istek duymak
• Süreci ihmal etmek; hedefe aşırı odaklanmak
• Her şeyden tümüyle sorumlu olduğunu hissetmek
• Yakın ilişkilerde duygularını ve korkularını saklamak
• Başkalarının saygısını ya da hayranlığını kazanmak için bir şeyler yapmak
• Başkalarının duygularını gözetip, kendi duygularını ihmal etmek
• Tümüyle dürüst olan şeyi yapmak yerine "toplumsal olarak kabul gören" şeyi yapmak
• Bir şeyin önemli olabilmesi için zor olması gerektiğini düşünmek

KAÇINILACAK TUZAK

Yengeç Kuzey Düğümü insanının farkında olması gereken Aşil' in topuğu, onun kontrol etme gereksinimidir (Eğer ben onların yaşamlarım toparlayabilirsem, ondan sonra rahatlayabilir ve savunmasız olabilirim). Ama gerçek şu ki, o asla, kendisi olmanın güvenli olduğunu hissedecek kadar durumları ya da başka insanları yeterince kontrol edemez. O, davet edilmeden insanların yaşamlarındaki durumların sorumluluğunu üstlenmeye çalıştığında, başkalarının sorumluluklarını uygunsuz biçimde gasp ediyor olur.

Bu insanın kaçınması gereken tuzak, sonu gelmez bir kabul ve tasdik edilme arayışıdır ("Eğer başkaları benim katkımı saygıyla kabul ve tasdik ederlerse, kendimi iyi hissetmeye başlayabilirim"). Ama bu dipsiz bir kuyudur: Başkaları onu doyuma ulaşmasını sağlayacak kadar yeterince kabul ve tasdik edemezler. O ancak (başkalarını destekleyici bir biçimde besleyerek) yaptığı katkının önemini kendi içinde kabul ve tasdik ettiğinde kendisini doyuma ulaşmış hissetmeye başlayacaktır.

Sonuçta, o savunmasız olmanın güvenli olduğunu hissedecek kadar yeterince otoriteye asla sahip olmayacaktır. Bir noktada o şansını denemeli ve kim olduğunun ve ne hissettiğinin gerçeğini başkalarına bildirmelidir: Güvensizliğini, reddedilme ve terk edilme korkusunu, yetersizlik duygusunu açığa vurmalıdır. İroni şu ki, o başkalarının onun gerçekten kim olduğunu görmelerine izin verebildiğinde, en nihayet tam bir güvenlik kazanır çünkü duygularını açığa vurarak kendisinin sorumluluğunu daha derin bir düzeyde üstlenmiş olur.

BU İNSAN ASLINDA NE İSTER ?

Bu insanın aslında istediği şey, her zaman yaşamının her alanının mutlak kontrolüne sahip olmaktır. O başaracak güce sahip olduğunu düşünmeye doymaz bir ihtiyaç duyar. Ancak, bu hedefe ulaşmak için, o kendi duyguları ve güvensizliğiyle temasta kalmalı ve kendisiyle ilgili gerçeği başkalarıyla paylaşmalıdır.

Güvensizliğini kabul ve tasdik etmek Yengeç Kuzey Düğümü insanına dış dünyada başarılı olmasını sağlayacak sağlam bir temel verecektir, çünkü o artık duygularını gizlemeye ya da bastırmaya çalışarak kendi kendisiyle mücadele ediyor olmayacaktır. Bu ona hedeflerine erişmesini sağlayacak dingin, içsel bir kesinlik verir. Ve kendi duygularını kabul ve tasdik ederek, o diğer insanların duygularıyla ilgili farkındalığını geliştirecektir. O diğer insanların farkında kaldığı ve onları desteklediği sürece, kendi yolunda ona yardımcı olacak desteği kazanacaktır.

YETENEKLER/ MESLEK

Yengeç Kuzey Düğümü insanı başkalarını (fiziksel, zihinsel, duygusal olarak) besleme ve destekleme yeteneğine sahiptir; dolayısıyla, başkalarını böyle besleme fırsatını veren herhangi bir meslek onu mutlu eder. İyi seçimler yemek işiyle uğraşmayı (lokantalar, oteller, konuk ağırlama vs.), ev onarımı yapmayı ve evde çalışmayı içerir. O emlak alım satım işinde de çok başarılı olabilir. Ancak, böyle yatırımlarda içgüdülerini kullanmalı ve "önsezilerini" izlemelidir.

Bu insan sağlam ve doğru bir iş zekâsına, mükemmel bir pazarlık ve anlaşma yapma kapasitesine de sahiptir. O, işlerin üstesinden nasıl geleceğini ve iş hayatında nasıl başarılı olacağını içgüdüsel olarak bilir. Ancak, mesleği sadece iş zekâsını kullanmayı içerdiğinde, o mutlu olmaz, çünkü bu ona çok "yavan" gelir. Mesleği, onun işle ilgili içgüdülerinden sadece başkalarını pratik ve malî olarak geçerli bir biçimde beslemek için bir arka perde olarak yararlanmalıdır.

Yengeç Kuzey Düğümü İçin Şifa Verici Onaylamalar

• "Kontrol etmeye çalıştığım zaman, kaybederim."
• "Duygularımı paylaştığım zaman, kazanırım."
• "Başkalarının kendi yaşamlarının sorumluluğunu üstlenebileceklerini kabul ve tasdik ettiğim zaman, kazanırım."
• "Duygularımı göstermem uygundur."
• "Her şeyi her zaman yönetmemek uygundur."
• "Hiç kimse benim duygularımı geçersiz kılamaz."

KİŞİLİK

Yoksunluk

Birçok Yengeç Kuzey Düğümü insanı son derece düzenli manastırlarda ya da benzeri yerlerde, katı kurallara bağlı, cemaat yönelimli dinî çevrelerde enkarnasyonlar geçirmiştir. Bu insan, aile ilişki ve etkileşimlerinin normal akışından ayrılmıştı. Onun karşılıklı dayanışma, insanların ruh halleriyle başa çıkma, kendisinin ve başkalarının doğal insani arzularını kabullenme konusundaki deneyimi sınırlı olduğundan, o diğer düğümsel gruplarda yaygın olan aile ilişkilerinin içgüdüsel rahatlığından yoksundur.

Geçmiş yaşamlarda Yengeç Kuzey Düğümü insanı duygularını, içgüdülerini, cinsel arzularını ve fiziksel duyularından aldığı zevki bastırmak üzere eğitilmişti. O yaşamlarda, kendini zevk verici şeylerden yoksun bırakmak ve disiplin başta gelirdi ve insan olmanın zevklerinden yoksunluk saygı ve terfi ile ödüllendirilirdi. Bu enkarnasyonda bu insan hâlâ kendisi ile başkalarıyla kolay, dünyevi etkileşimler arasına bir duvar örme eğilimindedir. O, yaşamdan zevk almayı ertelemeye alışıktır ve çoğunlukla bu erteleme sürekli bir yadsımaya yol açar.

Bu insanın "yüksek bir hedefi" vardır ve o bu hedefe erişene dek başka her şeyi askıya alır. Bu hedefe bir "kendi haklılığından emin olma" duygusu bağlıdır ve o insani ayartıların onu oyalamasına izin vermez. Tek sorun bu hedefin daimi olmasıdır; ruhsal yüksekliklere erişmeyi hedefleyen bilinçaltı bir arzudan kaynaklanan sonsuz bir arayış olmasıdır. Ancak, bu doymaz bir hedef olduğundan, bu insan ilişkilere, eğlenceye ya da gerçekten yaşamaya zamanı olmadan, sürekli olarak çabalar.

Yengeç Kuzey Düğümü insanı, geçmiş enkarnasyonlar boyunca, hizmet ettiği yüksek amaca odaklanmış kalmak için yaşama karşı duygusal tepkilerini bastırmak üzere eğitilmiştir. Ama onun kalbi insanlarla bağ kurmayı özler. O, sevdikleriyle bir aile duygusunu deneyimlemeyi çok arzular ama kendisini bu konuda beceriksiz hisseder. Onun disiplinli eğitim gördüğü o kadar çok geçmiş yaşamı olmuştur ki, bunu nasıl yapacağını bilmez hislerini açığa vurmaya utanır. Onun başkalarına karşı duyarsızlığı, kendi duygularına karşı olan kökleşmiş duyarsızlığının bir ürünüdür. Ancak, bu enkarnasyonda, yüksek bir amaç adına duygularını bastırması, onun ruhunun doyum için gereksindiği şeye aykırıdır.

SAYGI

Geçmiş yaşamlarda bu insan kamusal otorite, toplumsal önem ve itibar pozisyonlarına ulaştı. O feodal lord, politikacı, iş adamı ve aile reisi oldu. Yengeç Kuzey Düğümü insanı "patron" olarak görev yaptı; başkalarını yönetti ve toplumsal dürüstlüğe örnek oluşturan bir biçimde davranmanın sorumluluğunu üstlendi. Birçok enkarnasyonda halkın ilgisinden zevk almış olduğundan, o hâlâ izleyicilerini aramaktadır! Saygı bu insan için önemlidir. O başkalarından saygı bekleme güdüsüyle davranma eğilimindedir. Bu yüzden büyük özverilerde bulunur, inandığı prensipleri kişisel gereksinimleri pahasına savunur ve yine de saygı görmez. O otorite konumunda olmaya alışıktır, ama hiç kimse onun talimatlarına uymamaktadır ve o bunun nedenini anlayamaz. Neler olduğunu anlayamadığı için düş kırıklığına uğrar ve zamanla bu onun kalbini katılaştırabilir.

Gerçekte, onun başarıları kendi değeri üzerinde durur ve kendi kendilerinin ödülleridir. Ama Yengeç Kuzey Düğümü insanı, bilinçaltı olarak, özverinin asaletinin görülüp takdir edilmesini ister. Bu da herhangi bir görevin tamamlanışını gereksiz yere zorlaştırır. Eğer o "itibar görme" ihtiyacından kurtulursa, hedeflerine erişebilir ve yol boyunca kişisel olarak zevk alabilir.

Bu enkarnasyonda onun kişisel özverilerde bulunduğu için saygı kazanması programlanmamıştır. O saygıyı "doğru yolda" olup olmadığının bir göstergesi olarak kullandığı her seferinde "yoldan çıkar." Geçmiş yaşamlarda, saygı onun için geçerli bir göstergeydi. Ama bu insan o kadar çok yaşamda toplumsal roller oynadı ve otorite pozisyonlarında bulundu ki, sonunda insanlardan ayrı ve yalnız bir hale geldi: Tekrar tekrar bu kadar çok sorumluluk ve bu kadar az kişisel beslenme! Bu kez doğum haritası onun başarıyı, saygıyı ve onuru daha kişisel veçhelerin üzerine koymasına izin vermeyecek şekilde düzenlenmiştir.

Yengeç Kuzey Düğümü insanı yaşamını uzun vadeli hedeflerini olduğu gibi, kişisel gereksinimlerini de karşılayacak biçimde düzenlemeye daha çok dikkat etmelidir. Bu enkarnasyonda o başkaları için bir imajı koruyup sürdürmek zorunda değildir. Aslında, o sırf iyi bir iş yapmak onu mutlu ettiği ve o iş ister kendi ailesi, ister tüm dünya için olsun genel bir ihtiyacı karşıladığı için hedeflerine erişmek üzere çalışırken saygı ve itibar da görecektir. Ama saygı ve itibarı direkt olarak ararsa, bu onu yoldan çıkarır. O hâlâ başarı üstadıdır. Ama eğer onun başarı için güdüsü başkalarının saygısını kazanmaksa, elde ettiğiyle asla mutlu olamayacaktır, çünkü onun saygı görme ihtiyacı doymak bilmez o asla, doyuma ulaşacak kadar yeterince saygı kazanamaz.

İronik bir biçimde, bu insan için doyumun anahtarı saygı talep etmek yerine saygı göstermeyi öğrenmektir. Herhangi bir alanda başarı çok kolayca geldiğinde, bu insan, egosunda merkezlenme ve kendi önemine kapılıp gitme eğilimi gösterir. O dikkatsizleşebilir ve elde etmeye o kadar hevesli olduğu ödülü farkında olmadan itip uzaklaştırabilir. Onun başarıyı alçakgönüllü bir takdirle karşılaması gereklidir. Bu onu yavaşlatacak ve yeni başlangıçların enerjisiyle temasa geçirecektir. O bu zamana yeni ilişkiye, yeni işe, yeni fırsata, yeni eve saygı göstermeyi ve başlangıç aşamalarında duyarlı bir farkındalıkla davranmayı öğrenmelidir. Bu, üzerinde başarının inşa edilebileceği sağlam bir temel yaratacaktır. Bir kez o yavaşladığında, bunu yapmanın doğru yolunu doğal olarak fark eder.

Yengeç Kuzey Düğümü insanı kendi ötesindeki bir şeye (yaşamın getirdiği fırsatlara, ona yardım eden insanlara, vb.) bilinçli olarak saygı gösterdiğinde ve onları onurlandırdığında, yöneliminde bir değişim meydana gelir ve o insanlara yeni bir tutumla yaklaşır, insanlara özenle, dikkatle, empatiyle ve titiz bir açıklıkla davranır böylece ilişkili herkes için olumlu bir durum yaratır. Saygı kazanmaya çalışmak yerine, bu insan kendisi saygı göstermeye yönelmelidir. Eğer o bunu yapabilirse, yaşamı sihirli ve karşılıklı olarak besleyici bir biçimde değişecektir.

Hedef Yönelimi

Bu insan, önemli bir hedefe erişmek uğruna hiç yakınmadan özveride bulunacaktır. O çok çalışmaya yabancı değildir. Günde on iki saat çalışmaktan, kişisel zevklerden vazgeçmekten ve dinlenmeyi ertelemekten mutlu olabilir. Ayrıca, ne kadar çaba

gerekirse gereksin, işin başarıyla sonuçlanması için onunla kişisel olarak ilgilenecektir. Ancak, o otorite pozisyonunda olmaya alışıktır, bu yüzden, bunu yapabilecek pozisyona geçer geçmez, ayrıntılarla ilgilenmeyi başkasına havale etmekten hoşlanır. Bu onun "ayrıntı" çalışmasını hor görmesinden değil, daha büyük hedefe odaklanabilmek için dikkatini açık tutmak istemesinden kaynaklanır.

Yengeç Kuzey Düğümü insanı hedeflere ulaşmakta ustadır. Bu neredeyse bilinçaltı denebilecek kadar doğal bir yetenektir. Onun aklında bir hedef olduğunda, fırsatlara karşı sürekli olarak tetiktedir. O her şeyi hedefe götüren bir atlama taşı olarak görür. Ancak, eğer onun kendisini adayabileceği bir hedefi yoksa doğal yetenekleri yozlaşabilir ve hedef, başkalarını kontrol altında tutmaya ve statükoyu korumaya dönüşebilir.

Bu insan, istemediği şeyle karşılaşmamak amacıyla başkalarını yönlendirmeye çalışmaktan sakınmak için, neyi elde etmek istediği konusunda daha açık olmalıdır. Bunu yapmak için, o geçmiş yaşamlarındaki hedef yöneliminden yararlanabilir. Örneğin, eğer o evini kiraya veriyorsa ve kiranın geç ödenmesini istemiyorsa, ne istediğini kiracısına söyleyebilir: "Buradaki yaşamınızı zevkli kılmak için elimden gelen her şeyi yapacağım; sadece kirayı ödeme günü konusunda esneklik gösteremem, kirayı her ayın ilk günü ödemenizi talep ediyorum. Eğer her ayın ilk günü bankaya ödeme yapamazsanız hepimizin başı derde girer. Bu yüzden kirayı ayın ilk günü ödemelisiniz bu konuda anlaştık mı?"

İş durumlarında, eğer o çalışanların geç kalmalarını ve görevlerinde gevşemelerini istemiyorsa, şöyle konuşarak bir izlenim yaratabilir: "Balon, burada hepimiz bir takımız. Eğer iyi çalışmazsak şirket kâr etmez ve hepimiz işsiz kalırız. Hedeflerimize ulaşmak ve böylece hep birlikte refaha kavuşmak için uyacağımız kurallar şunlardır: Herkes işe zamanında gelecektir (vb.)."

Geçmiş yaşamlarında Yengeç Kuzey Düğümü insanı hedeflerine eriştiğinde yüksek toplumsal statüyle ödüllendirilmiş olduğundan, bu yaşamda o kalben arzuladığı hedeflerden çok, kendisine itibar kazandıracak hedefleri seçmeyi arzulayabilir ve bu da onun başını derde sokar. Bu yaşamda o kendisi için neyin gerçekten önemli olduğunu yeniden tanımlamalıdır. Onun kendisini amacına adaması iyidir, ama bu adanış onun ilişkileri pahasına iyi değildir; aksi takdirde, o hedefe eriştiğinde mutlu olmayacaktır. İşte bu yüzden o kendi gereksinmelerini bir başkası için "oynamanın" üzerinde tutmalıdır. Onun imajından kurtulmasının zamanı gelmiştir. Başkaları için "rolünü oynayarak" saygı kazanma girişimi ona pahalıya kendi doyumuna ve duygusal esenliğine mal olur.

DAVRANIŞ TARZI

CİDDİYET

Bu enkarnasyonda, Yengeç Kuzey Düğümü insanı her şeyi çok ciddiye alma eğilimindedir. Geçmiş yaşamlarda "dünyanın yükünü" taşımış olduğundan, bu enkarnasyona da ağır sorumluluklar yüklendiğini hissederek gelmiştir. O, sorumluluk üstlenme arzusunu harekete geçiren insanlara ve durumlara doğru çekilir ve sonunda kendisini çevresindeki herkesin kaderinden sorumlu hisseder hale gelir. Çocukluğunda bile, çoğunlukla, ebeveynlerinden birinin, genellikle annesinin

esenliğinin sorumluluğunu üstlenir. O doğuştan "yaşlı ve ciddi"dir, hatta şakaları bile ciddiye alır; genellikle ancak ileri yaşlarda "hafifleyip neşelenmenin" onun yararına olabileceğini anlar.

O bu ciddi tavrıyla, istemeden, başkalarının onun yaklaşılamaz olduğunu düşünmelerine neden olan bir enerji yayar. Bu çoğunlukla, onun yaklaşılmaz olduğu geçmiş yaşamlarından kaynaklanır ve o bilinçaltı olarak bu tutumu yansıtmayı sürdürür. Şimdi onun tavrı, başkalarının onu soğuk, mesafeli, "her şeyin üzerinde olan," hiç kimsenin yardımına ihtiyaç duymayan biri olarak görmelerine neden olur. Ancak, bir kez bu "uzak durun" diyen dış görünümü aştığında, bu insanın çok savunmasız ve gerçekçi olduğunu görürsünüz. Ne yazık ki, Yengeç Kuzey Düğümü insanının gerçek kimliğini en derin biçimde takdir edebilecek kişiler, onun soğuk dış görünüşü tarafından uzaklaştırılabilirler; bazen bu insan sonunda, toplumda yükselmek isteyen ve onu bu amaçla kullanmak isteyen samimiyetsiz kişileri kendisine çeker. Onun en derin özlemi, kendisini içten bir düzeyde ilişki kurabileceği kişilere yakın hissetmektir; bu yüzden, başkalarını ondan uzak tutan o soğuk tutumunu fark etmek ve bırakmak onun yararınadır.
Bu insan yaşamı ve kendisini daha az ciddiye almayı öğreniyor, ama bu kolay değildir. O ciddi yaklaşıma bağlıdır, bunun hedeflerine erişmesine yardımcı olacağını düşünür. Aslında, bu kadar ciddi olmadığında işi daha kolayca yapması onu şaşırtabilir. O hafiflediğinde, yaşama karşı daha neşe dolu, oyunbaz ve açık bir yaklaşımı benimsediğinde, bu onun enerjisini dengeler ve o gerçekten çok daha etkili olur. Başkaları onu desteklemek isterler ve o çok daha fazla eğlenir!

DUYARSIZLIK

Geçmiş yaşamlarda otorite pozisyonunda olmasından dolayı, Yengeç Kuzey Düğümü insanı sorumluluğu üstlenmeye alışıktır. Toprakların işlenmesini ya da ticaretin başarılı olmasını sağlamak onun sorumluluğuydu ve diğerleri yaşamlarını sürdürebilmek için onun hedefe erişebilmesine bağımlıydılar. Dolayısıyla, o otorite pozisyonlarına yükselme eğilimi gösterir, hedefe nasıl erişileceğini tasarlar ve sonra bazen herkesin rolünün önemini açıklamadan görevleri diğerlerine dağıtır. Bu insan, çoğunlukla, hedefe erişmeye o kadar odaklanmıştır ki, gerçek başarının yalnızca satış kampanyalarını yönetmeye ya da para kazanmaya dayanmadığını unutur. O kendisine yardımcı olan insanlara nesne muamelesi yapamaz. Yengeç Kuzey Düğümü insanı diğer kişinin durumunu anlamak için zaman ayırmak ve onunla duygusal bir bağ kurmalıdır. Eğer o zaman ayırıp diğer kişiye ilgi göstermişse, o kişi onun hedeflerini destekleyecektir. Örneğin, geç kaldığı için bir memuru ağır bir biçimde azarlamak yerine, ona evde neler olup bittiğini sorması kendisinin yararına olacaktır memurun sık sık geç kalmasına bir şey mi neden olmaktadır? O, kendisini diğer kişinin yerine koymayı ve kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa, o kişiye o duyarlılıkla davranmayı hep hatırlamalıdır.

Yengeç Kuzey Düğümü insanı her şeyin "üzerinde" değilmiş gibi görünmekten nefret eder, ama genelde kendisini duygusal sıkıntılarla başa çıkmakta beceriksiz hisseder. O duyguların önemini hesaba katmaz ve onları işin bitirilmesini engelleyen oyalamalar olarak görür. Kendi ruh halleri pratik sonuçlar elde etmesiniengellediğinde, kendisini acımasız bir biçimde yargılar. Başkalarının sorunları işin bitirilmesini engellediğinde, onları da acımasız bir biçimde yargılayabilir. Bu onun insanları umursamıyormuş gibi görünmesine neden olur ve başkalarının onunla ilişki

kurmalarını zorlaştırır.

Bazen Yengeç Kuzey Düğümü insanı başkalarını nasıl idare edeceğini bilmemesinden kaynaklanan düş kırıklığını bir "öfke patlamasıyla" gösterir bu da ilgili herkese boyun eğdirir ve onların duygularını geçersiz kılar. Diğer insanlar bu insanın çevresindeyken oldukları gibi davranmaya korkarlar, çünkü Yengeç Kuzey Düğümü insanını neyin öfkelendirebileceğini asla bilemezler. Onlar, bu insan onların duygularını anlayana ve buna göre davranmayı öğrenene dek, ona karşı "aşırı dikkatli davranırlar." Yengeç Kuzey Düğümü insanı, yapması gereken tüm şeyin başkalarının duygusal sıkıntılarını fark edip şefkatle kabul etmek olduğunu ve sorunu bu şekilde çözebileceğini keşfediyor. O zaman o diğer kişinin görevine yeniden odaklanmasına yardım edebilir.

Bu insan kendisinin ve başkalarının duygularına karşı duyarlılığında tutarlılıktan yoksundur: Ya aşırı duyarlı ya da tamamen duyarsızdır. Eğer o diğer insanlarla daha tutarlı bir duygusal uyumun bilincindeyse, muhtemelen onların duygularını incitecek biçimde konuşmayacak ya da davranmayacak, böylece sonunda kendi duygularını incitecek durumlardan kaçınmış olacaktır. O, duygularının tutarlı bir farkındalığını kişiliğiyle bütünleştirmeyi öğrenmektedir.

DİRENMEK

Yengeç Kuzey Düğümü insanı hiç kimseden akıl almak istemez kendi işini kendisinin yapmasından hoşlanır. Her şeyi zaten bildiğini düşündüğünden, biraz kendini beğenmiştir. Onun saygısını kazanmak için, birisinin onun düşünmediği bir şeyle ortaya çıkması gerekir ve bu onun üzerinde büyük bir etki yapar. O en nihayet ona bir şey sunabilecek birisini bulmuş olduğunu düşünür. Bu insanın bir öneriyi kabul ettiği zaman, bir konuda başarılı birisinin ona bunu nasıl yapacağını gösterdiği zamandır. O konuşan insanlara değil yalnızca yapan insanlara saygı duyar! Bu insanın bu kadar iyi bir işadamı olmasının bir nedeni de budur. O başkalarının fikirleriyle oyalanmaz ya da "çabuk zengin olma" projeleriyle ayartılamaz; o her zaman yüzeyin altına bakar.

Belki de geçmiş yaşamlardaki dinî değerlerinden ötürü, Yengeç Kuzey Düğümü insanı genellikle açgözlülüğün kurbanı olmaz. Bir kez daha, bu onu iyi bir işadamı yapar, çünkü o küçük bir yatırım karşılığında büyük kazanç vaatleriyle ayartılamaz. Bu insan pratiktir ve çok çalışmaya gönüllüdür ve hedefe adım adım nasıl erişileceğini görür. O doğru bir içgüdüye ve büyük hedefe erişmek için parçalı bulmacanın tüm parçalarını bir araya getirme yeteneğine sahiptir.

Yengeç Kuzey Düğümü insanı doğuştan hedef yönelimli olduğundan, bir meydan okumayla karşılaştığında, bunu hiç kimseyle paylaşmadan bu konuda ne yapmak istediğini anlar. Ve çoğunlukla, kafasını ona takar. Kararları kendisi vermek ister, çünkü sonuçların tüm sorumluluğunu o üstlenecektir. Onun için başkalarından yardım kabul etmek de zordur, çünkü o başkalarının tüm tabloyu kavramadıklarını düşünür. Ancak, iyi yöneticiler son kararı vermeden önce başkalarının görüşlerini alır, herkesin perspektifini denkleme katarlar. Bu insan, hiç kimsenin tüm olasılıkları göremediği ve harekete geçmeden önce başkalarının görüşlerini almanın yaşamı epey kolaylaştıracağını hatırlamalıdır.

PRENSİPLER

Çalışma AhlakI

Yengeç Kuzey Düğümü insanı bazen başkalarını yönetmekte zorlanır. Onun güçlü bir çalışma ahlakı vardır ve başkalarının da buna uymalarını ister. Sorun, onun kendisini bir ideal olarak göstererek, diğer çalışanların en iyi yanlarını ortaya
çıkarmamasıdır. Diğerleri hiçbir zaman onun kadar iyi olamazlar; bu insan işi bitirmek için "ne gerekiyorsa onu yapmaya" gönüllüdür ve diğerleri bunu yapmaya gönüllü değildirler. Diğerleri daha başlangıçta kendilerini yenik düşmüş hisseder ve verebileceklerinin en iyisini vermezler, çünkü bu insanın idealindeki kadar iyi olamayacaklarını bilirler.

Yengeç Kuzey Düğümü insanı, geçmiş yaşamların birçoğunda otorite pozisyonunda bulunmuş olduğundan, bu kez herkese ne yapacağını söyleme içgüdüsüyle doğmuştur. O çok güçlü bir kurallar duygusuna, disipline ve hedef yönelimine sahiptir. Bu nedenle, çoğunlukla sonunda yalnız kalır.

"Patron" çoğunlukla sonunda yalnız kalır bu, "Son Sorumlu Benim" felsefesidir. Geçmiş yaşamlarda, bu insan patron rolünü o kadar iyi oynamıştır ki, kendi insanlığıyla teması ve dünyaya ve çevresindeki insanlara ait olma duygusunu yitirmiştir. Böylece, bu enkarnasyonda, onun en yüksek hedefi bu bağlılığı yeniden oluşturmanın bir yolunu bulmaktır.

Yengeç Kuzey Düğümü insanı, kendisini bağlanmış hissetmeye başlamak ve çalışanlarının ya da iş arkadaşlarının en iyi yanlarını ortaya çıkarmak için birçok yaklaşımı deneyebilir. En önemlisi, iş yerindeki kişilerle dost olmaya çalışabilir onların görüşlerini alabilir, yaşamlarıyla ilgilenebilir ve onları kişisel düzeyde tanımak için zaman ayırabilir. Bu ona mantıklı görünmeyebilir, ama çalışma arkadaşlarını tanımaya başlamak onun işini çok güçlendirecektir. Ayrıca, o onların "ipini biraz gevşetebilir." Onlara onay vererek ve hangi işi iyi yaptıklarını fark ederek bu insanların olumlu enerjisini besleyebilir. Bu, başkalarının değerini kabul ve tasdik etmeyi ve onlar olmasaydı o işin yapılamayacağını bildirmeyi içerir. Kendilerine saygıyla davranılan çalışanlar dinlemeye ve düzeltmeleri gereken bir şey varsa onu yapmaya daha yatkın olurlar.

"Ya Benim Yolum ya da Anayol"

Yengeç Kuzey Düğümü insanı başkalarının bir işi nasıl yapmaları gerektiği konusunda idealist bir görüşe sahiptir. Eğer başkaları istenilen ölçülere uygun değillerse, o onları buna teşvik etmek ya da tatlı sözlerle ikna etmek yerine, onları çevresinde istemediğine karar verebilir bu, "mazeret yok, işini bitir" tutumudur. O, çoğu insanın bu şekilde iş görmediğini anlamaz. Bu insan özellikle iş yerinde başkalarının duygularına karşı duyarlılık geliştirmelidir. Çoğunlukla çok katı olan kendi iş yapma standartlarından ötürü duyguları umursamama eğilimini fark etmelidir. İnsanların bu ideallere uygun olmamalarına izin vermelidir; o, başkalarının kendi iş görme yöntemleri olduğunu öğrenmektedir.

Bazen, bir duruma nasıl hâkim olacağını bilmemenin verdiği düş kırıklığıyla, bu insan öfkelenir ve çıkıp gider. Daha sonra, bu konuda düşündükten sonra, çoğu kez özür dilemek için geri döner. O bir biçimde özür dileyebilir: "Tepemin attığını biliyorum, ama bunu bir kez söyledikten sonra unutur giderim." Ya da o durumu

başka bir şekilde telâfi etmeye çalışabilir. Yengeç Kuzey Düğümü insanının, bir hata yaptığında ya da başkalarının duygularını hiçe saydığında özür dilemesi sağlıklıdır. Çünkü bu ona yeni bir alçakgönüllülük ve bağlılık duygusu verir, diğer kişilere de bu insanın demirden yapılmamış olduğunu ve hatalar yapabileceğini gösterir. O zaman onlar bu insanı severler, öyleyse içtenlikle özür dilemek için her özür iyi bir özürdür!

Yengeç Kuzey Düğümü insanının işin yapılmasının "nihai sorumluluğunu" üstlendiği yaşamları olmuştur böylece, bu yaşamda o başkalarının sorumlu olmalarına ve yönetim deneyimi kazanmalarına izin vermelidir. Bunu başarmanın bir yolu, muhtaç insan rolünü üstlenmek (ki bu Yengeç Kuzey Düğümü insanı için bir öğrenim deneyimidir), görevleri o konularda yardıma muhtaç olduğu sorunlar olarak sunmaktır.

O, "Ya Benim Yolum ya da Anayol" yaklaşımını benimsediğinde, bunun nedeni, orta yolu nasıl bulacağını gerçekten bilmemesidir. O kendisini beceriksiz hisseder. Olumlu bir karşılığı nasıl elde edeceğini bilmez. O hedefe yönelim ve ona erişme konusunda her şeyi zaten bildiğinden, bu enkarnasyonda bu bilgiyi başkalarını güçlendirecek biçimlerde iletmeyi öğrenmektedir. Bu süreçle o en büyük mutluluğa ve kendi hedeflerine erişebilir.

Söz Vermek

Hangi rolü oynuyor olursa olsun (patron, sevgili, işçi, dost, vb.), Yengeç Kuzey Düğümü insanı son derece güvenilir bir kişidir verdiği sözü daima tutar. O, sorumluluk üstlenme ve verdiği sözleri tutma konusundaki kararlı sadakatinden gurur duyar. Ancak, bu enkarnasyonda, verilen sözlere bağlılık aşırıya götürülebilir. Bu insan, gerekli olmadığında bile sözler verir ve artık bu uygun olmadığında bile sözünü tutar. O, sözünü tutmak uğruna kendisini ihmal edebilir ve kendi güvenlik gereksinimini önemsemeyebilir.

Örneğin, eğer o bir olaya katılmayı kabul etmişse, kendisini iyi hissetmese ve dışarı çıkmak durumunu daha da kötüleştirecek olsa bile yine de oraya gider. Ya da ruhen besleyici bir ilişkiyi seçmektense, mutsuz bir evliliği sürdürebilir, çünkü evlilik onun ilk başta verdiği sözdür. Onun sözü senettir ve başkaları aynı değeri ortaya koymadıklarında bunu anlayamaz. Bu yüzden, başkalarıyla anlaşmalar yapmaya çoğunlukla korkar, çünkü bir kez söz verdikten sonra kapana kısılacağından korkar.

Onun sözlerinin arkasında durma fikri geçerlidir, ama bu fikre bağlanmak onu içgüdülerinden ve duygusal olarak doyum veren ve kişisel gelişimini destekleyen deneyimler getiren doğal Akıştan koparabilir. Yengeç Kuzey Düğümü insanı verdiği söz uğruna hayattan zevk almayı ertelememelidir. Bu ikisi birbiriyle bağdaşmaz göründüğünde, o durumu yeniden değerlendirmeli ve hangisini deneyimlemenin onun için önemli olduğuna karar vermelidir. İronik bir biçimde, o içgüdülerini izlediğinde ve gerçekten istediği şeyin peşinden gittiğinde, durum diğer insanlar için de daha iyi bir şekilde sonuçlanır.

GEREKSİNİMLER Duygusal Onaylanma

Yengeç Kuzey Düğümü insanının duygularının onaylanmasına, duyguların farkındalığını güçlendirmeye ve kendi duygularını ifade etmeye çok ihtiyacı vardır. Bu insan bu enkarnasyona geçmiş yaşamlarındaki bir alışkanlıkla, duygularını bastırma alışkanlığıyla gelmiştir. O, bilinçaltı olarak, çocukluk ortamınıebeveynlerinden biri onun duygularını onaylamıyormuş ve neler hissettiğini başkalarına söylemesini engelliyormuş gibi görünecek şekilde kurabilir. Örneğin, Amerikan kültüründe hemen hemen tüm oğlan çocuklarına şöyle denir: "Bir erkek gibi davran, ağlama" ama Yengeç Kuzey Düğümlü oğlan bunu çok ciddiye alır. Ebeveynleri ona yüz değişik talimat verebilir, ama onun aklında en çok kalan talimat budur. (Bu, geçmiş yaşam kalıplarının bu enkarnasyonda dengelenmesi gereken özelliklerin yeniden ortaya çıkmasını sağlamak için şimdiki yaşama getirilmesinin bir örneğidir.)

SAVUNMASIZ OLMAYI GÖZE ALMAK

Bu insan kişisel gereksinimlerini ihmal etmemeli ya da duyguları yokmuş gibi davranmamalıdır. Duyguları birçok yaşam boyunca bastırılmış olduğundan, şimdi onlar yadsınamayacak dev bir enerji kütlesi oluştururlar! Yengeç Kuzey Düğümü insanının bu yaşamda insanlara derin bir düzeyde şefkat göstermesi ve onlardan aynı düzeyde şefkat görmesi programlanmıştır. Ancak, o çok uzun bir zamandır duygularını bastırmış olduğundan, başkalarına karşı duygusal olarak savunmasız olma fikri onu ürkütür. "Ne? Neler hissettiğimi başkalarına söylemeli miyim? Şaka yapıyor olmalısın! Neden duygularımı ifşa edip de başkalarının eline bana karşı kullanabilecekleri bir güç vereyim?" O bunu yapmaya çok korkar, çünkü kontrolü elinde tutmaya alışıktır. Oysa bu enkarnasyonda, duygularını dürüstçe açığa vurmasının onun yararına olması programlanmıştır. Bu enkarnasyonda, kişiliğinin keskin kenarlarının yontulup yumuşatılması için, o duygularını onaylamalı, geçerli kılmalıdır.

Bu insanın duygularını daha çok bastırması o duyguları daha direngen göz korkutucu kılar. O "duygu" doğasını ifade etmekten ne kadar uzun süre kaçınırsa, o kadar çok sakatlanır. Yengeç Kuzey Düğümü insanı duygularını diğer yanlarıyla bütünleştirmeyi öğreniyor. Bunu yapmanın en iyi yöntemlerinden biri, göz korkutucu durumların içinden geçmek ve o durumların uyandırdığı duyguları hissetmektir. Onun duygularını kabul ve tasdik etme sürecinde, birikip artmış olan yoğunluk dağılacaktır.

Ancak, sorun, Yengeç Kuzey Düğümü insanının duygularından her ne pahasına olursa olsun kaçınmak için içgüdüsel tepkiler geliştirmiş olmasıdır; bu yüzden onun duyguları biraz donmuştur. Onun yaşamı dışsal başarılarla dolu, ama içsel anlam ve doyumdan yoksun bir biçimde, yavan ve sıkıcı olabilir. Bu yüzden, bu enkarnasyonda onun başarması gereken en önemli şeylerden biri, duygularıyla temasa geçecek cesareti bulmak ve bu duyguları başkalarına iletmektir duygularıyla ilgili "bir şey yapmak" zorunda olmadan, onları dürüstçe açığa vurmaktır. Bunu yapmak, bu insanın duygularını geçerli kılar ve onların kişilik ile bütünleşmelerini sağlar.

Ayrıca, geçmiş yaşamlarında duygularını bastırmış olduğundan, bu insan bu enkarnasyona belli bir utangaçlıkla gelmiştir. O, başkalarıyla "duygu" düzeyinde

ilişki kurma konusunda kendisini beceriksiz hisseder, çünkü bu konuda çok az pratiği olmuştur. Ancak, bir kez buna alıştığında, başkalarının duygularına hem besleyici, hem de güçlendirici bir biçimde karşılık verme konusunda diğer düğümsel gruplardakilerden daha yetenekli olduğunu anlar. Kendisini bu yanıyla rahat hissettiği noktaya dek gelişmek onun için biraz zaman alır, o kadar.

Ruhen Beslemek ve Tutku

Belki de geçmiş enkarnasyonlardaki manastır yaşamı deneyimlerinden dolayı, Yengeç Kuzey Düğümü insanı tutkuya karşı muazzam bir direnç gösterir ve onun kendini kontrol etme kapasitesi de muazzamdır. O, "kontrolü asla kaybetmemeye, kendini asla bırakmama"ya programlanmıştır. Bundan dolayı, duygusal olarak tutkulu ilişkiler onun için büyük bir meydan okumayı temsil eder ve sonunda onu özgürleştirebilir. O, birçok yaşamı doğal insan dürtülerinden kopuk geçirmiş olduğundan, tutkuyla insan duygularının en yoğunuyla karşılaştığında, korkuyla tepki verir. O durumda otomatik olarak "bağlantıyı kesen" düğmeye basar ve geridönerek ters yöne doğru kaçar, çünkü kontrolü kaybetmek istemez!

Bu insan, tutkusunu uyaran birisiyle etkileşime girdiğinde, temel arzuları harekete geçer ve ona hâkim olabilir. Bu arzular bastırılmış olduklarından, şimdi karşı koyulamaz bir yoğunlukta görünürler. İroni şu ki, Yengeç Kuzey Düğümü insanının en çok korktuğu şey, aynı zamanda en çok istediği ve gereksindiği şeydir. O, başka bir kişiyle derin bir birleşmeden gelen beslenme ve doyumu hissetmeyi özler. Hayatta başka hiçbir şey ona bu nihai doyumu vermeyecektir. Er ya da geç o kendisini bırakmak ve bu yaşamda bu doyumu deneyimleyebilmek için duygularının bir başkası tarafından uyandırılmasına izin vermelidir. Tutku onun en büyük acı ve düş kırıklığı kaynağı da olabilir, onu içsel kontrol sınırlamalarının ötesine götüren ve başkalarıyla arasına koyduğu acı verici sınırları ortadan kaldıran bir meydan okuma da olabilir.

Yengeç Kuzey Düğümü insanı, sevildiğini ve güvende olduğunu bildiği sağlam bir temele büyük bir ihtiyaç duyar. O, güvenebileceği ve sığınabileceği bir şeyin birisinin bulunduğunu hissetmelidir. Aslında o, onu sevecek ve onunla ilgilenecek, kendisi kadar güçlü ve güvenilir birisini aramaktadır. Ancak, sevilmeye ve güven duymaya o kadar çok ihtiyaç duyar ki, ona bu sunulduğunda, onu kaybetmekten korkar ve elinde tutabilmek için onu kontrol altında tutmaya çalışır. İroni şu ki, o onu kontrol altında tutmaya çalıştığında, sonunda, en çok gereksinim duyduğu şeyi kendisinden uzaklaştırır.

Bu insan, sevgi ve güvenlik kaynağını kendi dışında aradığı sürece, düş kırıklığını davet ediyor olur. İşte bu yüzden, eninde sonunda, o kendi gereksinimlerine karşı bir duyarlılık geliştirmelidir. O "kendisini kucaklamalıdır," onu başka birisinden istemeden önce kendi kendisine şefkat ve sevgi göstermelidir. "Her şey yoluna girecek... Endişelenme... Ben sana bakarım," diyerek kendi kendisini rahatlatmalıdır. Bu süreçte onun (dışarıya ve hedeflere yöneltilmiş) enerjisi içine dönmeye başlar ve o kendisini doyuma ulaşmış ve ruhen beslenmiş hissedebilir.

O kendi enerjisinde merkezlendiğinde, başkalarına karşı savunmasız ve duyarlı olabilir, çünkü kendi gereksinimlerini karşılamıştır ve şimdi duygusal olarak güvendedir. O sevilmeye umarsızca ihtiyaç duymadığında, diğer insanlar onu

sevebilirler. O kendi kendisini rahatlattığında, başkalarıyla kontrolü elinde tutmak, "iyi görünmek," ya da "bir şey yapmak" zorunda olmadan sükûnet içinde birlikte olacak kadar içsel güven kazanır. O sadece "olabildiğinde," gerçekte olduğu gibi olmanın bütünlüğüyle diğer insanları ruhen besler.

SAYGI GÖRMEK

Geçmiş enkarnasyonlarda kazandığı başarı ve itibardan dolayı, bu insan dünyaya güçlü bir içsel gurur duygusuyla gelir. O başarıları karşılığında epey saygı görmeye alışıktır ve başkalarının bu gururu beslemelerini ister. Tek sorun şu ki, o kendisini doyuma ulaşmış hissedecek kadar yeterince saygı göremez. Bu daima, erişildiğinde onu en nihayet mutlu edecek olan bir sonraki hedeftir. O bu yolda devam ederse, kazanamaz.

Bu noktada, geçmiş yaşamlardan gelen gurur onu diğer insanlardan ayrı tutan bir duvar haline gelmiştir. O hedeflerine erişmeye o kadar alışmıştır ki, bilinçaltı olarak, başarı sanatını henüz öğrenmemiş olanları hor görür. Bu üstünlük duygusu Yengeç Kuzey Düğümü insanını diğer insanlardan uzaklaştırır. Onun buenkarnasyondaki amacı, diğer insanlara kendi hedeflerine nasıl ulaşacaklarını öğretmektir; o zaman o "doğru yolda" olur ve büyük bir mutluluk yaşar.

İŞLERİ ZORLAŞTIRMAK

Yengeç Kuzey Düğümü insanı, çoğunlukla, başkalarından saygı görmeye o denli bağlıdır ki, sırf özverisinden ötürü saygı ve itibar kazanmak için, bilinçaltı olarak, yaşamı gereğinden daha fazla zorlaştırır. O, çoğunlukla, bir görevin yapılmaya değer olabilmesi için, zor bir görev olması gerektiğini düşünür. Tüm durum ezici ve başa çıkılmaz bir hale gelene dek, kendi kendisine o işin ne kadar zor olduğunu söyler. Bu kendi kendini bozguna uğratıcı bir davranış kalıbıdır.

Gerçek şu ki, bu insan için başarıya ulaşmak zor değildir. Çocukken bile o hedeflerine öylesine kolayca erişti ki, başkalarından takdir ve saygı görmedi. Bu yüzden, o durumu yeniden değerlendirdi. Belki de eğer görev daha zor olsaydı, başkaları ona daha çok dikkat, sempati ve saygı gösterirlerdi. Bu yüzden şimdi, bir yetişkin olarak onun üstesinden gelemediği sorunları (aşırı kilolu olma, alışkanlıklar, para durumu, vb.) olabilir. O, elinden geleni yapmasına karşın bu sorunların aşılamaz olduğuna gerçekten inanır, hatta içinde bulunduğu koşulların kurbanı olduğunu bile düşünebilir.

Örneğin, benim kırk yaşlarında Yengeç Kuzey Düğümlü bir müşterim vardı. Bu hanımın şişmanlıkla savaşı yirmili yaşlarında bir sorun haline gelmişti, ama o zamana gelene dek yemek onun için bir sorun olmamıştı. Sonra, düş kırıklığı yaratıcı bir aşk ilişkisinin ardından o beş kilo aldı. Ardından, ilk perhizine başladı, kurallara uydu ve aldığı kiloları kolayca verdi. O, bunun zor bir iş olması gerektiğini bilmiyordu. Altı ay sonra, saygısını kazanmaya çalıştığı bir akranı onun yaptığı perhizin bir aldatmaca olduğunun anlaşıldığını söyledi ve kilo kaybetmenin ne kadar zor bir iş olduğundan söz etti. Müşterim çok kısa sürede beş kiloyu geri aldı, onun üzerine on kilo daha ekledi ve neredeyse tüm gençlik yaşamı boyunca on beş kilo fazlalık taşıdı. Ve yıllar boyunca büyük bir düş kırıklığı hissetti, çünkü ona göre, şişman olmak aşılamaz bir sorun haline gelmişti.

Bu hanım hedefinin "zor" olduğunu düşünür düşünmez ve onu saygı kazanma isteğine bağladığında başarma gücünü kaybetmişti. Neyse ki, ben onu yeniden gördüğümde o almış olduğu kiloları vermişti ve kilosunu iki yılı aşkın bir süredir koruyordu. O, sorunun sorumluluğunu üstlenmeye ve istenilen kiloya ulaşmayı bir numaralı önceliği yapmaya karar vermişti ve geçmiş yaşamlarından gelen başarma gücünü bunun için seferber etmişti. Para biriktirmiş, tatilini bir zayıflama kampında geçirmiş ve eve döndükten sonra perhizini harfi harfine uygulamıştı.

Yengeç Kuzey Düğümü insanı bir şeyi yapmaya karar verdiğinde, sorunun üstesinden gelecek disiplini de gösterir. O kendisini bu kadar ciddiye almaktan vazgeçmeli, sorumluluğu üstlenmeli ve yaşamını düzene sokmalıdır. Bu kolaydır. O başkasının ona bundan ötürü saygı duyup duymamasına ya da yöntemini onaylayıp onaylamamasına bakmadan, yalnızca "onu yapmalı" ve işi gözünde büyütmemelidir. Bir kez o sorumluluğu üstlendiğinde, otomatik olarak tetikte olur hedefine ulaşmasına yardım edebilecek insanları ve fikirleri kendisine çeker. Ve uzun zamandır edinmiş olduğu hedeflere erişmek onun yararınadır, çünkü bu onu yeni hedeflerin peşine düşmekte özgür bırakır. Bu insan hiçbir zaman hedefsiz kalmayacaktır!

SINIRLAR

Yengeç Kuzey Düğümü insanının zihninde başkalarının aşamayacakları çok kesin ve net sınırlar vardır. Onun sınırları mantıksız değildir. Kendisini iyi hissetmesi için ona belli ölçüde bir saygıyla davranılmalıdır. Sorun, başkalarının bu sınırların nerede başladığını bilmemeleri ve böylece istemeden onları aşmalarıdır. Sınırlarının çiğnendiğini hissettiğinde, bu insan bunu yapan kişinin karşısında genellikle suskun kalır ve sonra bu konuda herkese yakınır. O, kendisine saygısızca davrandığını düşündüğü kişiye direkt olarak karşılık vermeyi öğrenmelidir. "Dur! Bu benim sınırım!" demeli ve o kişiye neler hissettiğini bildirmelidir. O başkalarının duygusal tepkilerinden çekindiğinden ve diğer kişinin sinirlenmesi durumunda kendisinin nasıl karşılık vereceğini bilmediğinden ve bu yüzden korktuğundan, bu zor olabilir. Duygularını doğrulamak zorunda kalmak istemediğinden, bu onun gözünü korkutabilir ve açık konuşmasını engelleyebilir. Onun şöyle söylemesi yeterlidir: "Bak, sen bunu söylediğinde, bu benim duygularımı incitti." Ya da bir iş ortamında şöyle söylemesi yeterli olur: "Bak, ben bunun böyle olmasını istiyorum."

Yengeç Kuzey Düğümü insanı hâlâ kimsenin onun duygularını geçersiz kılmasına izin vermemeyi öğreniyor. Duygular kişisel bir meseledir; her bir kişi ne hissetmekte olduğunu doğru biçimde tarif edebilecek tek kişidir. Örneğin, eğer ben ayağımı bir yere çarpıp incitirsem, "Ayağımı incittim. O çok zonkluyor," diyebilirim. Birisi şöyle bir karşılık verebilir: "O kadar çok acımaz; daha önce ben de ayağımı çarpıp incitmiştim." Ama gerçek şudur ki, bu konuda otorite benim: Bu benim ayağım ve onun ne hissettiğini bilen tek kişi benim. Aynı biçimde, hiç kimse bir kişinin duygusal olarak ne hissettiğini geçersiz kılamaz. Ayağımı incitmenin ne kadar acı verdiğini yalnızca benim bildiğim gibi, eğer o kişi kendisini düş kırıklığına uğramış, incinmiş, güvensiz ya da dışlanmış hissediyorsa, bunu ancak o bilir.

GÜVENLİK Temeller

Bu insan kendi temeline bağlanmaya odaklanmalıdır. Bu şekilde, o kendisi "olacak" güvenli bir yere sahip olacaktır; bu içten ve derin bir paylaşım yaşaması için ona çok gereklidir. Bir kez o kendi temeliyle temasta olduğunda, dışa açılmayı göze alabilir ve başkalarıyla başarıyla etkileşime girebilir. Eğer diğer kişilerin enerjisi çok yoğun ya da yıkıcı bir hale gelirse, o kendi içine çekilebilir. Ama eğer kendi "merkezine" bağlanmamışsa, istemeden başkalarının temelleriyle özdeşleşebilir ve ilişkiyi stabilize etmek için onları kontrol altına almaya çalışabilir. Yengeç Kuzey Düğümü insanı kendi bedenindeki "merkez"le temasta olduğunda, başkalarıyla birlikteyken kendisini daha rahat hisseder.

Bir ev satın almak, bu insanın bir temele sahip olma duygusunu güçlendirebilecek bir başka yoldur. Bazen, maddi düzeyde bir şey yaptığımızda, bu aynı zamanda duygusal şifa da yaratır. Yengeç Kuzey Düğümü insanının bir eve sahip olmasında da durum budur. Bir kez onun ev ortamı güvenli ve rahat olduğunda, o dünyada istediği şeyi başarma konusunda kendisini daha güvenli hisseder. Stabil bir eve sahip olmak onu güçlendirir. Kendisini daha güvenli, daha köklenmiş hisseder ve o ortamda daha güvenle kendisi olabilir.

Aslında, bu insanın mükemmel bir gayrimenkul karma'sı vardır ve o bu alanda başarılı olabilir. Aracı ya da satıcı olarak "iyi anlaşmalar" yapar ve herkes için uygun olan bir satışı gerçekleştirebilecek iş zekâsına sahiptir. Evleri objektif biçimde, bir iş olarak görebilir ve başkalarının "kendi evleri"yle ilgili duygusal görüşlerinden etkilenmez. Müşterilerinin en önemli ihtiyaçlarını (iyi okullara yakın, gerçekçi fiyat sınırları içinde, vb.) karşılayacak evleri bulur. Diğer kişi için neyin önemli olduğunu hisseder. O, bu olanaksız göründüğünde bile, satışın gerçekleşebilmesi için anlaşmaları yaratıcı biçimde oluşturmakta beceriklidir.

Bir iş/yatırım düzeyinde, o "iyi bir gayrimenkul anlaşması" bulma, o evi onarma ve kiraya verme konusunda çok başarılıdır. Bu yolla, istediği kadar büyütebileceği bir işi başlatabilir. Bir gayrimenkulün en büyük parasal kazancı sağlayacak şekilde nasıl kullanılabileceğini bilir (örneğin, büyük bir evi dairelere bölüp kiraya vermek). Ama onun iyi gayrimenkul karma'sı çıplak araziler için değil üzerinde bir yapı bulunanaraziler için geçerlidir.

AİT Olmak

Bu insan birçok yaşamı kendi dışındaki davaları savunarak geçirdi; şimdi onun bir yanı kendini göçebe hisseder. O her zaman birtakım işlerle meşguldür, erişilecek bir sonraki hedefi ya da üstleneceği projeyi arar. Onun en derin gereksinimi bir yere ait olduğu için kendisini rahat hissetmek ve gevşeyebilmektir. Ama kendisinin herhangi bir yere gerçekten "ait olduğunu" düşünmesi zordur; o çoğunlukla ailesine bile tam olarak "uymadığını" düşünür. Bunu değiştirmek için ilk adım, onun kendi içinde bir ait olma duygusu kazanmasıdır ki o bunu kendi içsel itilimlerine sadık kalarak yapabilir.

Örneğin, eğer Yengeç Kuzey Düğümü insanı bir dostuyla ilgili üzücü olabilecek bir dedikodu duyarsa, onun yapacağı en iyi şey içgüdüleriyle temasa geçmektir. O bu bilginin doğru olduğunu, ya da üzülmek için bir neden bulunduğunu hissediyor mudur? Eğer onun içgüdüsü sakinse, o zaman ona güvenebilir. Gerçekten de, bu insan kendisine güvendiğinde ve içgüdülerini izlediğinde bir ait olma duygusu

kazanır. O başkalarına ait olduğunu hissetmeye de ihtiyaç duyar, bunu kendisini savunmasız, incinmeye açık hissettiğinde bunu diğer kişilere bildirerek hissedebilir. Bu, diğer insanlara bu güçlü insanı kucaklama ve ona ne kadar çok sevildiğini bildirme fırsatını verir.

Bu enkarnasyonda bu insanın duyguları dikkat talep eder; o duyarlı ve destekleyici insanlarla birlikte olmalıdır. Onun, kendisini duygusal olarak destekleyecek kadar umursayan kişilerle bunu yapmayanları birbirinden ayırt etmek için bir yöntem geliştirmesi önemlidir. En iyi yöntem, başkaları onu etkileyen bir şey yaptıklarında kendisini nasıl hissettiğini dürüstçe açığa vurması ve sonra o kişinin nasıl bir karşılık verdiğini görmesidir.

Örneğin, eğer Yengeç Kuzey Düğümü insanının bir arkadaşı bir parti verir ve onu davet etmezse, onun yapacağı en iyi şey arkadaşına direkt olarak, "Beni partine çağırmadığın için kendimi dışlanmış hissettim," demektir. Ne kendini haklı çıkarmak, ne de karşı tarafı kendi amacına göre etkilemeye çalışmak yalnızca olay karşısındaki duygusal tepkisini dürüstçe açıklamak. Eğer arkadaşı, "Kendini dışlanmış hissetmemeliydin, geçen yıl seni üç partiye çağırdım!" diyerek onun duygularını onaylamazsa, bu ona karşısındakinin onun neler hissettiğini umursamayan biri olduğunu gösteren bir ipucudur. Eğer arkadaşı, "Böyle hissetmene üzüldüm ve bunu anlayabilirim, ama bu özel durumda ..." der (ve neler olduğunu açıklarsa), o zaman o bunun onun duygularına karşılık veren biri olduğunu anlar.

Bu insan yakın ilişkilerde duygularını başkalarından saklama eğilimindedir. İroni şu ki, bu onun aradığı yakınlığı geliştirmesini ve doyuma ulaşmasına yardımcı olacak etkileşimi oluşturmasını engeller. Yakınlık, kişisel duyguları açığa vurmanın ve bu duyguların bir başkası tarafından anlaşılıp kabul edilmesinin bir yan ürünüdür. Duygular yaşama bütünlük katar ve kendisini açarak derin ve kişisel bir düzeyde karşılıklı ilginin doyumunu deneyimlemek bu insanın doğuştan kazandığı bir haktır.

İLİŞKİLER

Yengeç Kuzey Düğümü insanının, kontrol altına alma eğilimi onun yakın ilişkilerinde büyük tuzaktır. Bu o kadar otomatiktir ki, o bunu yaptığını fark etmez bile. O her zaman iki adım öndedir, kendi davranışını yumuşatarak diğer kişinin davranışını yönetmeye çalışır. Örneğin, eğer o partnerinin kendisini kapana kısılmış hissettiğini ve onu terk edeceğini sezerse, onun rahatlayıp ilişkiyi sürdürmesi için bir tatile çıkabilir. Bu insan, çevresindekileri doyumlu ve "kontrol altında" tutmak uğruna kendi duygularını ve gereksinimlerini feda etmeye aşırı gönüllüdür. Ama o bunu yaptığında, hiç kimse kazançlı çıkmaz.

Kendini Kontrol Etmek

Bu insan aslında duygulara hem kendisinin hem de başkalarının duygusal tepkilerine karşı aşırı derecede duyarlıdır. Başkaları onu duyarsız biri olarak algılarlar, ama aslında o aşırı duyarlıdır ve hem kendi içinde, hem de başkalarında ortaya çıkan duygularla nasıl başa çıkacağını bilmez. Diğer insanlarla "duygu" bağlarını güvenle ve rahatça deneyimlemesini sağlayacak bir sistem geliştirene dek, onun otomatik tepkisi ya kendisini ya da başkalarını kontrol altına almaya çalışmaktır; çünkü bu duygularla başa çıkma sorununu ortadan kaldırır. O ilişkiyi kontrol altında tutabilmek için partnerini organize etmeye çalışır, ama böylece onunla gerçekten

ilgilenmekten kaçınmış olur. En sonunda, kendisini yabancılaşmış hisseder.

Yengeç Kuzey Düğümü insanı bilinçsizce iş görürken, anbean olup bitenin etkileşiminden çok, pürüzsüz yürüyen bir ilişkiyi sürdürmeye ve kendi istediği sonucu elde etmeye daha çok önem verir. O, durumu kontrol altına almak için partnerinin istediğini düşündüğü biçimde davranarak kendi davranışına katı sınırlamalar koyabilir. Bilinçaltı olarak, şöyle düşünür: "Beni kontrol etmene izin veriyorum; böylece, sen de benim istediğim gibi olacaksın." O, diğer kişiyle gerçek duygusal paylaşımın, bağın ve yakınlığın canlılığı pahasına, güvenebileceği, önceden tahmin edilebilir, stabil durumları yaratmaya yönelir.

Bazen bu insan duyguları bir zayıflık olarak algılar. Başkaları duygusallaştıklarında, duygular onun tüm fırsatlardan yararlanmak isteme içgüdüsünü harekete geçirdiğinden, o kapanır ve içsel bir soğukluk hisseder! Bu olduğunda, onun yapacağı en iyi şey o durumdan bilinçli olarak yararlanmamaktır. Onun başarması gereken şey, durumu kontrol altına almaya çalışmadan, sadece orada olmaktır. O zaman, rahatlayıp gevşedikten sonra, gerçekten yardımcı olacak şekilde nasıl davranabileceğini içgüdüsel olarak bilecektir.

Bu insan sorumluluk üstlenmeye o kadar alışmıştır ki, başkalarının duygularından sorumlu olduğunu düşünme eğilimindedir. O her şeyin ona bağlı olduğunu düşünür. Yine, bu da onun diğer kişiyi üzmemek için duygularını bastırmasına yol açabilir. Ama neler hissettiğini saklayarak o hiç kimseye iyilik etmemektedir. Aslında, onun duygularını ve korkularını saklaması, durumun tam olarak sağlığına kavuşmasını engeller. Yengeç Kuzey Düğümü insanının öğrenmekte olduğu en büyük derslerden biri, başka bir kişi uğruna kendi duygularını bastırmamaktır.

Aslında, bu insan duygularının kabul ve tasdik edildiğinden ve gereksinimlerinin karşılandığından emin olmalıdır. Eğer o kendi gereksinimlerini karşılamazsa, başkalarına yardım edemeyecektir. Aslında, o kendi içinde mutluluğu ve bütünlüğü bulmak için yapması gereken şeyi yaptığında, partnerini özgür bırakır ve ilişkisi gelişir.

BAŞKALARINI KONTROL ETMEK

Yengeç Kuzey Düğümü insanı kendi duygusal kimliğini oluşturana dek, başkalarının duygularını içselleştirir: Çevresindekiler üzüldüklerinde ya da sinirlendiklerinde o da üzülür ya da sinirlenir. O zaman, kendi kendisini kontrol altında tuttuğunu hissedebilmek için, diğer kişiyi kontrol altında tutmak ister. O bir krize hemen bir öğüt vererek karşılık verir; aslında, o insanların durumun üzerine çıkmalarına yardım edebilecek yetenektedir. Ama kendi duygularını bastırma alışkanlığından dolayı, başkalarının duygularını da bastırma eğilimindedir. Birisi üzüldüğünde ya da sinirlendiğinde onun ilk içgüdüsü o kişinin duygularını yadsımak ve onu sakin ve mantıklı olmaya zorlamaktır. Bu insanın çoğunlukla durumu tam olarak anlamadan sorumluluğu üstlenmek ve düzeni sağlamak gibi zorlayıcı bir eğilimi vardır. O, kendisine sorulmadan öğüt verme ayartısından kaçınmalı ve onun yerine, başkalarıyla paylaşabileceği besleyici, duygusal enerjiye odaklanmalıdır. Ve insanların değişen ruh hallerini büyük tablonun bir parçası olarak görüp kabul etmelidir.

Bazen bu insan, duygulardan kaçınmanın ve durumu sona erdirmenin bir yolu

olarak, kendisini duygusal patlamalara kaptırır öfkelenir, küplere biner, hakaret eder. Bilinçaltı olarak, o bu öfke patlamalarını kendi içinde yüzeye çıkmakta olan duygulara karşı bir savunma olarak kullanır. Aniden patlar ve bunu hemen atlatır, ama bu arada herkesin gözünü korkutmuş ve onları hizaya sokmuştur, böylece altta yatan duygularla başa çıkmak zorunda kalmaz. Duygusal patlamalar durumu kontrol altında tutmanın bir başka yolu olabilir. Diğerleri çatışmaya girmek istemezler, bu yüzden bu insana karşı çok dikkatli davranırlar ve bir kez daha, o kendisini yalnız ve tecrit olmuş hisseder, ama bunun nedenini bilmez.

Bilinçaltı olarak, Yengeç Kuzey Düğümü insanı duygulardan kaçınmaya çalışmaktadır, çünkü onlarla nasıl başa çıkacağını bilmez. Onun başarması gereken şeylerden biri, kendisini yetersiz hissettiği durumlarla öfkelenmeden başa çıkmaktır. Yapabileceği bir şey, karşısındaki kişiye bilinçli olarak daha sabırlı davranmaktır. O diğer kişiyi merak edebilir ve durumu daha iyi anlamak için ona sorular sorabilir. Daha büyük tabloyu görmeye başladığında, çoğunlukla, bu süreçte herkesin duygularını hiçe saymadan bir anlaşmaya varabilir. Bazen, onun diğer kişinin pozisyonuna saygı göstermesi direnci gevşetir ve o kişi onun istediği şeyi nasıl elde edebileceğini anlamasına yardımcı olur. Bu enkarnasyonda bu insan başkalarıyla zihinsel düzeyden çok "duygu" düzeyinde ilişki kurmayı öğrenmekte olduğundan yavaşlamalıdır. Başkalarının işitmeye açık olacakları öneriler sunmak için, o önce duygusal bir uyum oluşturmalıdır. Bu da zaman alır. Diğer kişi, duygusal olarak anlaşıldığını hissettiğinde, bu insanın vereceği öğüde açık olacaktır.

Yengeç Kuzey Düğümü insanı eskiden beri mükemmel öğütler vermekte başarılıdır. O bir sorunu işittiğinde, başarıya ve çözüme o kadar güçlü bir biçimde odaklanır ki, başarı ve pratik bir çözümü otomatik olarak görür. İronik bir biçimde, o çoğunlukla, kendisinin öğrenmesi gereken sorunları olan kişileri kendisine çeker. Bu insan, başkalarını beslemek üzere içinden akan yanıtları dinleyerek, kendisinin ne yapması gerektiğini bilecektir. Bu onun kendisini insanlara bağlı hissetmesine de yardımcı olur.

Yengeç Kuzey Düğümü insanının karşı karşıya bulunduğu seçim, kontrol etmek ya da ilgi göstermektir. Her ne zaman o bir duruma kontrol etme güdüsüyle karşılık verse, kaybeder. Her ne zaman ilgi gösterme ve destekleyici olmak isteme güdüsüyle karşılık verse, kazanır. Böylece, onun kendisini güvensiz hissettiği bir konuda bir telefon görüşmesi yapmadan, ya da bir duruma müdahale etmeden önce yapacağı önemli bir şey, bir an durup kendi güdüsünü tanımlamasıdır. Bu yolla, eyleme geçmek için sağlam bir zeminde bulunup bulunmadığını anlayabilir. Eğer o diğer kişinin iyiliğini gerçekten düşünüyorsa, etkileşime girdiklerinde o kişi bunu hissedecek ve ona göre karşılık verecektir.

Kafayı Hedefe Takmak

Yengeç Kuzey Düğümü insanı başkalarına nasıl kontrol edici göründüğünü fark etmez. O kafasını yapılması gereken şeyi başarmaya takar ve çoğunlukla eldeki göreve kendisini öylesine verir ki, işin içindeki insanların duygularını fark etmez. Sonra, diğer insanlar üzülüp sinirlendiklerinde, kendisini tecrit olmuş hisseder ve ne olup bittiğini anlamaz.

Örneğin, büyük bir apartmanda bir daire satın almış olan Yengeç Kuzey Düğümlü bir müşterim vardı. Bu hanım, ortak mülkiyet alanının pürüzsüz bir biçimde işlemesine

yardımcı olmak istediğinden, gönüllü olarak alan denetçilerinden biri oldu. Onun işi, haftada bir "alanı dolaşmak" ve apartman kurallarına uymayan (arabasını yanlış yere park eden, gürültü yapan, vs.) apartman sakinlerine uyan yazıları göndermekti. Müşterim işini çok ciddiye aldı ve çok geçmeden bir sürü düşman edindi. İşini yapmaya o denli odaklanmıştı ki, insanların uyarı yazıları aldıklarında neler hissedebileceklerini dikkate almayı unuttu. Yengeç Kuzey Düğümü insanı diğer kişinin perspektifini dikkate almayı ve onun yerinde olsaydı kendisinin neler hissedeceğini düşünmeyi öğreniyor. Bu onun başkalarıyla başarılı sonuçlar getirecek biçimlerde etkileşime girmesine yardımcı olur.
Geçmiş yaşamlardaki otoriter deneyimlerinden dolayı, o bazen başkalarına "çok ciddi" görünür. Bu her iki taraf için de bir kayıptır: Her iki insan da birbiriyle ilişki kurmaktan rahatsızlık duyar. Sorun şu ki, Yengeç Kuzey Düğümü insanı herkesin onun istediği şeyi istediğini varsayar, böylece, hedefe ulaşıldığı sürece, bunun neye mal olduğunu umursamaz. Ama diğerleri böyle düşünmezler ve az önce aldıkları "emir"in kendi plânlarına nasıl uyduğunu anlamayabilirler. Onlar görevlerinin büyük tablonun nasıl bir parçası olduğunun kendilerine açıklanmasına ihtiyaç duyabilirler. Başkaları geçmiş yaşamlarda Yengeç Kuzey Düğümü insanı kadar hedef yönelimli olmamışlardır ve bu insan için aşikâr olan stratejileri göremeyebilirler. Dolayısıyla, bu insan yavaşlamalı ve iletişim kurmak için zaman ayırmalıdır ve bazen yanıtı bilmemeye gönüllü olmalıdır.
Örneğin, apartmandaki kadının durumunda, o hemen bir uyarı yazısı göndereceği yerde, o kişiye gidip onun kuralı anlamasını sağlayabilir ve o kuralın neden herkesin yararına olduğunu anlatabilirdi. O kişiye o kuralı kendisinin nasıl uygulatacağını sorabilirdi. Yengeç Kuzey Düğümü insanı, "en tepedeki" pozisyondan davranmamaya gönüllü olmalıdır; işin yapılması için başkalarının öneriler sunmalarına izin vermelidir. Bu durumda o kişi şöyle diyebilirdi: "Merak etmeyin, arabayı hemen çekerim, böylece siz de bir uyarı yazısı göndermek zorunda kalmazsınız. Bana haber vermiş olduğunuz için teşekkür ederim!" Burada amaç, hayatta "işi bitirmekten" daha başka şeylerin de bulunduğunu bilmektir başkalarıyla karşılıklı olarak yararlı biçimlerde bağ kurmanın doyumu vardır.

DUYGUSAL RİSKLER

Yengeç Kuzey Düğümü insanının ilişkilerinde gerçekten istediği şey, kendisini güvenli hissetmek ve olduğu gibi sevildiğini bilmektir. Ancak, o bunu neredeyse olanaksız kılar, çünkü kendisini açığa vurmaz; o zaman başkaları onu nasıl tanıyabilir ve sevebilirler ki? Bu insanın başarması gereken en büyük şey, savunmasız olmasına izin vermektir. Duygularını açığa vurmayı göze alması diğer kişiye olduğu gibi, ona da duygusal kimliğini tanıtır, ama bu ona hayatını tehlikeye atıyormuş duygusunu verir bu ezici bir duygudur! Yine de, bu onun mutlu olmak, insanlarla başarılı bir biçimde ilişki kurmak ve kendisim rahat hissetmek için atması gereken adımdır.

DUYGULARI İLETMEK

Yengeç Kuzey Düğümü insanı gerçekten yalnızlığı seven biri olabilir. O duygularını kabul ve tasdik etmekten o kadar çok korkar ki, başkalarının kendisine yakınlaşmalarına izin vermeyi göze almak onun için zordur. O incinmek istemez. Ancak, bu insan incinme korkusunun, en yoğun duygularını gerçekten deneyimlemekten çok daha kötü olduğunu öğreniyor. O, aşina olmadığı için

duygularından kaçınır; ama duygularını açığa vurdukça, yaşamında yeni bir derinlik ve muazzam bir doyum duygusu bulacaktır. Duygular yaşama renk, öz ve anlam katarlar bu onlar olmadan bu dünyadaki yaşamın kuru, yavan ve mutsuz olacağı bütün bir kişisel zevk âlemidir.

Yengeç Kuzey Düğümü insanı duygulara yenik düşmekten ve kontrolü kaybetmekten korkar. Ancak, duygularına sürekli olarak yenik düşmekten korkmamalıdır, çünkü o sorumsuz olmayı hiç istemez. Kendisini olumsuz bir yöne sürüklenmiş bulsa bile, sorumluluğu üstlenme konusundaki doğal yeteneğini kullanarak bu durumdan her zaman kurtulabilir. O, duyguların okyanusun gelgitleri gibi geçici olduklarına güvenmeyi öğreniyor. Eğer deneyimli ve rahatsa, o sürekli olarak değişik ruh halleri ve duygular sergiler.

Duygular, yaşama başkalarıyla tam bir bağ kurmayı mümkün kılan bir boyut katarlar. Başkalarıyla yalnızca zihinsel bağ kurmak ilişkileri acı verici bir biçimde eksik bırakır. Bu enkarnasyonda, bu insan, diğer kişinin duygularını hesaba kattığında, o kişinin tüm süptil veçhelerini daha geniş bir biçimde takdir edebileceğini öğreniyor. Ve kendi duygularını paylaşarak, o diğer kişinin onu daha tam bir biçimde takdir etmesini sağlar.

Örneğin, eğer Yengeç Kuzey Düğümü insanı birisine karşı büyük bir sevgi hissediyor, ama bunu göstermiyorsa, arada bir iletişim yoktur. Ama eğer o bunu gösterirse, o zaman her iki insan aynı dalga boyunda bağlantı kurma fırsatına sahip olur. Duygular, sözcüklerle olduğu gibi, beden diliyle de iletilir. Eğer bu insan sevgi hissediyorsa, içinden gelen itilime uyarak diğer kişiye sarılması ya da onun elini tutması bir hata olmaz.

Bu insanın bilinçaltındaki kontrol etme arzusu çoğunlukla onu "kontrol altında" tutar, ona her zaman "doğru" olanı yaptırır, ama bu yalnızca onun hissetmekte olduğu şeyin realitesini erteler. O kendi amacına göre etkileyip yönlendirme güdüsüyle düşünmeye epey zaman harcayabilir: "Eğer bunu yaparsam, bu olacaktır; eğer şunu yaparsam, şu olacaktır" ve her şey bir strateji haline gelir. Ama o en sonunda kendisini yanlış yönlendirir ve duygularının ilişkilerinde ona rehberlik edeceğine güvenmeyi öğrenene dek yaşamın "duygu" yanından zevk alma fırsatlarını kaçırır.

Bu enkarnasyonda, Yengeç Kuzey Düğümü insanı "sosyal olarak kabul edilebilir" olan şey yerine, dürüstlüğün en önemli şey olmasına izin vermelidir. O, duygularını ifade etmediğinde ve onlara uygun davranmadığında, fırsatların "sonsuz" olmadığını öğreniyor. O, bir duyguyu hisseder hissetmez onu kabul ve tasdik etmeli ve ifade etmelidir. Bu yalnız yürünülen bir yol olabilir, yani, çoğu kişi insanın duygularını herzaman dürüstçe ifade etmesini tavsiye etmeyebilir. Ama bu insan için, içtenlik tek doğru yoldur.

SAMİMİYET VE YAKINLIK

Yengeç Kuzey Düğümü insanı kendisine şunu sormalıdır: Eğer bir ilişki doğru sözlülüğe dayanmıyorsa, partnerleri zor zamanlardan geçirecek şeyin özünde olan nedir? Bu insan samimiyeti ve yakınlığı deneyimlemek ister ve buna ihtiyaç duyar; bunu yaratmanın yolu kontrol edici olmaktan çok savunmasız olmaktır. Olumlu duyguları ifade etmek daha kolay olabilir, ama o korkuyu, kederi, kaygıyı, düş

kırıklığını, öfkeyi ya da güvensizliği ifade etmekteki niyetinin bu duyguları haklı çıkarmak ya da sürdürmek değil, onlardan kurtulmak olduğunu hatırlamalıdır. Bu insanın böyle duyguları bastırması onun yararına olmaz.

Diğer düğümsel pozisyonlardaki insanlar kendileri olmakta ve duygularını açığa vurmakta zorlanmayabilirler, ama Yengeç Kuzey Düğümü insanı için bu çok cesaret gerektiren bir şeydir. O gerçek duygularını açığa vurmalı ve ifade etmelidir ve bunu sadece içsel benliğini açığa vurma güdüsüyle yapmalıdır. O zaman, eğer diğer kişi onu herhangi bir biçimde onaylamazsa, o bunun gerçek bir yakınlığı paylaşamayacağı biri olduğunu bilecektir. Bu yaklaşım bu insanın besleyici, sıcak ve destekleyici ilişkiler geliştirebileceği insanlara onu tanıma şansını verir.

Geçmiş yaşamlarda, Yengeç Kuzey Düğümü insanı her zaman sorumlu olan kişi olduğundan, o söylediklerini ya da yaptıklarını haklı çıkarmak zorundaydı. O, olası tüm geri tepmeleri dikkate almadan konuşmaktan sakınırdı. İyi haber şu ki, bu enkarnasyonda bu insan hiçbir şeyi haklı çıkarmak zorunda değildir evren ona, başkalarının buna gösterecekleri tepkinin sorumluluğunu üstlenmeden, olduğu gibi olma ve hissettiği şeyi paylaşma iznini vermiştir. O hissettiği şeyi neden hissettiğini bilmek zorunda bile değildir; ancak, bazen duyguları ifade etme süreci ona ne olup bittiği hakkında bir içgörü verir ya da diğer kişiye yapıcı geribildirimi destekleyen bir anlayış verir.

Yengeç Kuzey Düğümü insanının yapması gereken tüm şey, o sırada bildiklerini ifade etmektir. Örneğin: "Söylediğin şey beni rahatsız etti, ama nedeni tam olarak bilmiyorum." "Sen bunu söylediğinde, öfke duymaya başladım. Nedeni bilmiyorum, ama hissettiklerimi bilmeni istedim." "Kendimi sinirli hissediyorum ve çok konuşarak karşılık verir görünüyorum." "Bu konuda anlaşmış olduğumuzu biliyorum, ama durum gelişirken ben bu anlaşmadan rahatsızlık duydum." Ne olacağından korkarsa korksun, bu insan duygularını paylaşmayı gerçekten göze aldığında ve diğer insanların onun neler hissettiğini görmelerine izin verdiğinde, durum karşılıklı olarak güçlendirici bir biçimde çözüme ulaşacaktır. Yengeç Kuzey Düğümü insanı karmaşık bir geçmiş yaşamlar kalıbına sahiptir, ancak bu enkarnasyonda onun için bu basit bir Doğru Hareket yoludur.

DESTEK VE EŞİTLİK

Ebeveynsel Roller

Bu insan için, güvenlik ve güven, bilinçli bir, başkalarını destekleme güdüsünden kaynaklanır. Bu destek açıkça eşitliğe dayandığında, onun ilişkileri çok iyi gelişir. Ancak o, geçmiş yaşamlarda çok az geleneksel aile deneyimi geçirdiğinden, bu yaşamda yalnızca bir rolü oynamaya "saplanıp kalabilir": Otoriter/diktatör/"baba" tipi. O, sorumluluğa, organizasyona ve kontrole o denli alışıktır ki, başkalarının sorumluluğu onun kadar iyi üstlenemeyeceklerini düşünür. Böylece, acil bir durum (hatta acil bir durum belirtisi) ortaya çıktığında, o hemen atılır ve herkesi organize etmeye başlar bu otomatik bir tepkidir!

Yengeç Kuzey Düğümü insanı başkalarının nereye gittiklerini ve ne yaptıklarını daima bilmek ister, çünkü o her durumda sorumluluğu üstlenmeye çok alışıktır. Ama o desteklemek ile başkalarının yaşamlarının sorumluluğunu gasp etmek arasında bir fark olduğunu öğreniyor. Onun başarması gereken şeylerden biri,

yargılamadan ya da durumu düzeltmeye çalışmadan, insanların zaaflarını anlamaktır.

"Baba" rolünü oynama eğilimine karşı koymak için onun yapacağı en iyi şeylerden biri, besleyici, destekleyici bir "anne" rolünü üstlenmektir. Dengeyi sağlamak için, o dişi rolden öğrenmelidir: Enerjiyi almalı ve samimiyetle, kalpten karşılık vermelidir. Bu onu yumuşatır ve diğerlerinin onun enerjisini almalarını ve ondan yararlanmalarını sağlar. Yengeç Kuzey Düğümü insanı, diğer insanları yalnızca kendi otoritesi açısından değil, onların güvensizlikleri açısından da anlamalıdır; o zaman o insanlar korkuyla sinmez ve eşit kişiler olarak ilişki kurabilirler.

İşte bir ana/baba zıtlığı örneği: Diğer kişi üzülüp sinirlendiğinde, Yengeç Kuzey Düğümü insanının "hükmeden baba" yanı o kişiye olumsuz duygulardan kurtulmak için ne yapacağını söyleme eğilimi gösterir. 0, istemeden, o kişinin duygularını geçersiz kılar (o kendisine de böyle davranır), ama bu diğer kişinin kendisini kabul ve tasdik edilmemiş hissetmesine neden olur. Bu enkarnasyonda, Yengeç Kuzey Düğümü insanı empati geliştirmeyi, başkalarının duygularını anlamayı öğreniyor. O, insanları dinlemeli ve bir annenin çocuğunun acısını anlaması gibi, onların acısını anlamalıdır; onun anlayışı yaranın iyileşmesine yardımcı olacaktır. Bir çocuğa "Öpeyim de geçsin" demek ne kadar mantıklı değilse, "Bir dahaki sefere kendini bu duruma sokmaktan kaçın da böyle incinme," demek de o kadar mantıklı değildir. Yine de, bu ilk rahatlatıcı mesaj diğer kişinin ve onun ihtiyaç duyduğu mesajdır. Acıyı kabul ve tasdik ettikten sonra, böylece diğer kişiye onunla ilgilendiğini gösterdikten sonra, o yararlı olacak pratik önerilerde bulunabilir.

Geçmiş yaşamlarda, başkaları Yengeç Kuzey Düğümü insanına başarılarından ötürü saygı gösterdiler ve onu desteklediler. Bu yaşamda, o bunu tersine çevirmeli ve başkalarını destekleyip teşvik etmelidir. O diğer insanların gereksinimlerini karşılamak için buradadır; böyle yaptığında, kendisi gelişir ve güvenlik kazanır. O başkalarına yardım ettiğinde, otomatik olarak kendi gereksinimlerini karşılar. Başkalarını besleme sürecinde kendisi beslenir ve doyum bulur.

Tüm diğer duyguların üzerinde, bu insan reddedilmeyle kesinlikle baş edemez. O başkalarının duygularına karşı duyarlı olmayı öğreniyor olmasına karşın bu dünyaya kendi duygularına karşı aşırı duyarlı olarak geldi. Bu yüzden, herhangi bir reddedilme belirtisine karşı abartılı bir tepki gösterir ve her şeyi çok kişisel olarak alır. Bunun anahtarı, daha objektif kendine daha az odaklanmış ve diğer insanların ivedi gereksinimlerine nasıl karşılık vereceğinin daha çok farkında olmaktır.

Örneğin, benim bu nodal pozisyonda bulunan ve bir et lokantasının ortağı olan bir müşterim vardı. Eğer bir müşteri yeterince iyi pişmemiş olan bir eti geri göndermişse, o bunu kişisel olarak alır, kendisine karşı bir tavır alma olarak görürdü. Yengeç Kuzey Düğümü insanı, herhangi bir durumda kendi yeterliliğine odaklandığında, daima savunmaya geçer. O egosunu savunmayı bırakmalı ve diğer kişiyi desteklemek için ne yapabileceğine odaklanmalıdır. O başkalarını desteklemek için elinden geleni yapmaya odaklandığında, herkes kazanır ve enerji yükselir.

Duygular kimliğimizin önemli bir parçasıdır. Sizi ağlatan şey dostunuzu ağlatabilecek şeyden çok farklı olabilir. Duygularımız kişisel bir özelliktir ve Yengeç Kuzey Düğümü insanı duygularını ifade ettiğinde, başkalarının onun gerçek kimliğini

tanımalarına izin vermeye başlar. Çoğunlukla o başkalarının onun kim olduğunu görmediklerini ya da kendisi olmasına izin vermediklerini düşünür. Aslında, başkalarının onu gerçekten tanımalarına izin vermeyen kendisidir, çünkü farklı görüneceğinden korkar. Şaşırtıcı olan şu ki, o en sonunda kendisini açığa vurduğunda ve toplumdan dışlanmayı göze aldığında, gerçekten topluma ait olduğunu keşfeder.

Bu insan kalpten konuştuğunda içinden taşan duyguları ifade ettiğinde diğerlerine sevimli gelir ve onlar kaçınılmaz olarak empati ve destekle karşılık verirler. İroni şu ki, Yengeç Kuzey Düğümü insanına en kişisel gelen şey, aslında en kişisel olmayandır. Herkesin durumu nasıl gördüğü ve kendisinin başkalarına nasıl göründüğü ona çok kişisel görünür, çünkü ego araya girer. Ama o duygularını ve içgüdülerini ifade ettiğinde, ego işin içine karışmaz. Bu içgüdüsel bir şeydir ego bundan kendine bir pay çıkaramaz. Bu onun düşünme sürecinden kaynaklanmaz; bu sadece dürüst bir tepkidir.

HEDEFLER
DUYGULARA GÜVENMEK Uyumlanmak

Yengeç Kuzey Düğümü insanı geçmiş yaşamlarından gelen büyük bir dürüstlüğe sahiptir. O neler hissettiğini başkalarına bildirme konusunda da bu dürüstlüğü sürdürmelidir. Birçok enkarnasyonda toplumda önemli bir rol oynadığından ve kendisini sergilediğinden, o "birisi olmaya," toplumsal bir ihtiyacı karşılamak için "her şeye sahipmiş" gibi görünmeye alışıktır. Ancak, bu enkarnasyonda onun duyguları tanınmayı talep edecek kadar çok güçlüdür. O başkalarına soğuk ya da ciddi görünebilir, ama bu onun, bilinçaltı olarak, "her şeyin üzerinde" görünmek için duygularını yadsımaya çalışmasından kaynaklanır. Şimdiye kadar, onun duygularına set çekmesi otomatik bir şeydi, ama bu enkarnasyonda mutlu olmak için o bu tepkiyi yeniden programlamalıdır.

Bunu başarmanın bir yolu yavaşlamak ve kendini dinlemek için zaman ayırmaktır. Genellikle, o bir şey hissettiğinde, ona aldırmaz ya da direkt olarak karşı koyar. Şimdi o kendisini bu konuda yeniden eğitmelidir. Amaç, kendini, duygularını hemen ifade etmeye zorlamak değil, duygunun ortaya çıkması için yeterince zaman tanımak ve sonra onu ifade etmektir. Bu, Yengeç Kuzey Düğümü insanı için yürümeyi ya da konuşmayı öğrenmek gibi yenidir, bu yüzden o sabırlı olmalıdır. Bu konuda deneme yaptıkça, çevresindeki insanların onun bu yeni davranışını yürekten desteklediklerini görecektir. Bu başkalarını teşvik eder ve onun ilişkilerine daha çok samimiyet getirir; yüzeysel bağlar yerine, gerçek bir yakınlık yaratır.

Birçok geçmiş yaşamda duygularını bastırdığı için ödüllendirilmiş olduğundan, bu insan duyguları bir zayıflık olarak algılama eğilimindedir. Ama duyguların zayıf olmakla hiçbir ilgisi yoktur; onlar yalnızca bedendeki bir tepkiyi yansıtırlar. Yengeç Kuzey Düğümü insanı, "Son derece mutlu olduğum için zayıfım," diyebilir mi? Hayır; bu sadece bir duygudur.

İçgüdüler bu insanı hiçbir zaman doğru yoldan saptırmayacaktır. Çoğunlukla, onun

duygusal tepkileri etkileşimlerinde birliği destekler ya da bu tepkiler gelecek zamanların doğru bir kehanetidir. Yengeç Kuzey Düğümü insanının korkusu, kontrolü elinde tutamayabileceğidir. Ama bu korkunun onu durdurmasına izin vermemelidir. O şöyle demelidir: "Şu anda algıladığım budur; hissettiğim budur." Onun içgüdüleri daima doğrudur. Duygularını alenen göstermesine izin verdiğinde, bu aynı zamanda "iyi karma"dır. Bu insan için, duygu olumludur ve şifa vericidir; duygularını açıkça gösterdiğinde, bu onu başkalarına sevdirir ve çoğunlukla, ilgili herkes için durumu iyileştirir.

İLETİŞİM

Yengeç Kuzey Düğümü insanı başarı içgüdüsüne sahiptir, böylece, o en çok zorlandığı şeyi duygularını, korkularını ve incinebilirliğini dürüstçe ifşa etmeyi hedef olarak seçerek, bu içgüdüden yararlanabilir. Başkalarıyla bir empati bağı yaratabilmek için o bunu yapmayı öğrenmelidir. Eğer ilk başta neler hissettiğini birisine söylemeye çekiniyorsa, bir mektup yazarak başlayabilir. Ya da, sonuca götüren anda ne söylemek istediğini birden "unutursa" diye, hatırlatıcı notlar yazabilir.

Onun amacı, "duygu" tepkilerini dürüstçe, ancak karşısındakini suçlamadan ifade etmek olmalıdır. Örneğin: "Dün beni aramaya söz vermiştin, ama aramadın. Bu yüzden kendimi güvensiz ve düş kırıklığına uğramış hissettim sana beni aramanı bekleyeceğimi söylediğimden, başka bir daveti geri çevirmiştim." O, olup biten olguları ifade etmeli ve sonra bu olgular karşısında hissettiği duyguları bildirmelidir. Sonra susmalı ve diğer kişiye karşılık verme fırsatı tanımalıdır. Süreci yavaşlatmak ve hemen sonuçlara odaklanmak yerine, etkileşime uygun bir başlangıç sağlamak, iki kişinin birbirine uyumlanmasına fırsat vermelidir.

Çoğunlukla Yengeç Kuzey Düğümü insanı hep başkalarının yardım için bel bağladıkları güçlü kişi olmak zorunda olmaktan ötürü sinirlenir. Kendi ihtiyaç duyduğu zamanlarda danışabileceği kimse olmadığı için içerleyebilir. Onun her zaman "en tepede" olmasına izin vermesi egosunu besleyip güçlendirir, bu da onun kendisini diğer insanlardan ayrı hissetmesine neden olur. Bunun anahtarı, onun, başkalarına yardım ettiği gibi, kendisine de yardım edilmesine izin vermesidir. Ancak, o yardım kabul ettiğinde, bu genellikle dramatik bir biçimde olur: "Peki, bu gün arabanı kullanmak isterim, ama merak etme, onu tam iki saat sonra geri getireceğim, bir an bile gecikmem!" Sonradan o, diğer kişinin desteğini tasdik ve takdir etmekten çok, arabayı geri getirmekte ne kadar sorumlu davranmış olduğunu vurgular. O başkalarının yardımını ve ilgisini şükran ve sevgiyle kabul etmeyi öğreniyor. Karşılıklı dayanışmanın bir tür zayıflık olmadığını, bu dayanışmanın ona başkalarına ait olma duygusunu verdiğini, bunun da yaşamına derinlik kattığını öğreniyor.

Eğer bu insan güvensizliklerini açığa vurmazsa, başkalarını onu destekleme ve karşılık verme fırsatından yoksun bırakır. Ancak o korkularını ve yetersizlik duygusunu ifade ettiğinde başkaları onun gereksinimlerinin farkına varırlar. O zaman insanlar ona yardım etme, onunla ilgilenme ve onu şımartma fırsatı bulurlar bu enkarnasyonda bunlar Yengeç Kuzey Düğümü insanı için geçerli deneyimlerdir. Diğer birçok düğümsel grup için böyle ilgi ve yardım görmek egoyu besleyip güçlendiren bir şey olurdu. Ama Yengeç Kuzey Düğümü insanı için buna izin

vermemek egoyu besleyip güçlendiren bir şey olur. Bunu değiştirmek sağlıklı bir alçakgönüllülük deneyimidir ve ilgili herkesi güçlendiren bir enerji alışverişidir.

Yengeç Kuzey Düğümü insanı yardım kabul etmekten rahatsızlık duyabilir, çünkü bu durumda tamamen sorumlu olmadığını düşünür. Aslında, başka insanları işin içine katarak ve onların yardım etmelerine izin vererek, o bu insanların değerini onaylar. Bir kez o insanların yardım etmekten hoşlandıklarını öğrendiğinde, tüm dünya görüşü değişecektir.

SÜRECE ODAKLANMAK

Yengeç Kuzey Düğümü insanının geçmiş yaşamlarında hedeflere ulaşmayı içeren o kadar çok deneyimi olmuştur ki, bu enkarnasyon çoğunlukla, onun sürecin zevkini çıkarmadan peş peşe hedeflere erişmeye çalıştığı bir yaşam haline gelir. O ne kadar çok hedefe ulaşırsa ulaşsın, bu doyum verici değildir. O, bir sonraki hedefe erişmeye çalışmak uğruna o ânı ve çevresindeki bolluğu takdir etmeyi erteleyen, aşırı başarı yönelimli biridir.

Geçmiş yaşamlarda o azami derecede başarı kazandı, bu yüzden, bu yaşamda onun mutluluğu hedeflerine erişerek bulması programlanmamıştır. Şimdi süreç önemlidir; mutluluk hedefe erişme sürecinde alınan zevkle gelecektir. O başlangıçlara daha çok dikkat etmeli, durumları beslemeli ve onların gelişimini görmelidir. O, yine, başkalarının erişebileceklerinin çok ötesindeki hedeflere erişebilir, ama bunu doğrubiçimde kendisi ve çevresindekiler için eğlenceli ve besleyici bir biçimde yapmalıdır.

Sonuçlara Karşı Araçlar

Bu, Yengeç Kuzey Düğümü insanı için bir "sonuçlar araçları haklı çıkarır" enkarnasyonu değildir. Kendisini güvende hissetmek için, o hedefe erişmeye çalışmaktan çok, süreçle temasta kalmalıdır. Bu onun, istemeden, insanları istismar etmesini ya da duygusal olarak incitmesini de önleyecektir. Hâlâ, kontrol etmeiçgüdüsü zaman zaman devreye girebilir ve o yaşamını zihninden yönetmeye çalışabilir, ama bunun ne kadar acıya neden olduğunu hatırlamalıdır.

Yengeç Kuzey Düğümü insanının sonuç uğruna süreci feda etme eğilimi enerjiden, canlılıktan ve kişisel zevk almaktan yoksunluğa da yol açar. Örneğin, o başarılı bir evliliğe sahip olmaya odaklanmak yerine, başarılı bir evlilik yaratma sürecine odaklanmalıdır. Eşinin ilişkiden zevk alıp almadığını anlamak için zaman ayırmalıdır. Hedef, her bir partnerin diğerinin onun gerçek kimliğini görmesine izin verdiği, duyguları açığa vurma ve yakınlık yaratma yoluyla karşılıklı olarak destekleyici, mutlu bir evliliğe sahip olmak olabilir. O zaman nihai sonuç (başarılı bir evlilik), onun günbegün devam eden sürecinin doğal sonucu olur.

O, eğer küçük şeyleri hallederse, büyük şeylerin kendi kendilerini halledeceklerini öğreniyor. Başkaları onun sürecin her adımıyla dürüstçe meşgul olmasını anlamayabilirler (onlar uzun vadeli hedeflere erişmeyi öğreniyor olabilirler), ama dünyevi başarı konusunda usta olan Yengeç Kuzey Düğümü insanı, kendisine ve sürecine sadık olmalıdır. O, "küçük şeyleri" hallettiğinde (örneğin, duygularını dürüstçe ifade ettiğinde; başkalarının duygularının farkında olduğunda; durumla

duygusal olarak bağlantıda kaldığında; süreçle ilgilenerek adım adım ilerlediğinde), gerçekten Doğru Hareket yolunda olur.

Bu insan, yapmakta olduğu şey başkaları tarafından anlaşılsa da anlaşılmasa da, onaylansa da onaylanmasa da, saygı görse de görmese de, kendisinin ruhsal olarak doğru davrandığının farkında kalmalıdır. Savunmasız olmanın kendisi için ne kadar zor olduğunu ancak o bilir; o kendisine bu şekilde sadık olduğunda, başkaları ne düşünürlerse düşünsünler, özsaygısını kazanır. Bu, dünyevi yaşamla başa çıkarken ona büyük ve dingin bir cesaret veren yeni bir güç sağlar. O sürecinde dürüstlüğü sürdürdüğünde, başardığı şey duygusal olarak beklentilerinin çok ötesinde doyum verici olacaktır.

Doyum İçin Hedefler

Yengeç Kuzey Düğümü insanı hedeflere erişme konusunda çok yetenekli olduğundan, onun kendi hedeflerini toplumun ya da çocukluğundaki çevresel koşullandırmanın empoze etmiş olduğu hedeflerden ayırması önemlidir. Onun hedefleri onu süreç yoluyla mutlu eder. Düş kırıklığının yerine mutluluğu geçirmeye yardımcı olacak bir hedef, "eldeki bir kuşun daldaki iki kuştan iyi olduğunu" anlamak, yaşamın getirmiş olduğu şeyi takdir etmeyi öğrenmektir. Bilinçaltı hedef yönelimi onu daima "bundan sonraki şey"de doyum aramaya iter; sonuç olarak, o sahip olduğu bolluğun tadını çıkarmaz. O sahip olduğu şeyi bilinçli olarak görüp takdir ettiğinde, bu daha ileri bir başarı için dengeli bir biçimde enerji sağlar.

Yengeç Kuzey Düğümü insanına derin doyum getirebilecek bir başka hedef, ilişkilerde duygusal bağ ve yakınlık oluşturmaya odaklanmaktır. Bu onu sürecini yavaşlatmasını ve farkındalığını kendisinin ve diğer kişinin üzerinde tutmasını sağlayacak şekilde güçlendirir. Bu, yaşamın bir parçası olarak duyguların öneminin farkındalığını sürdürmek anlamına gelir.

Onun bunu yapabilmesinin bir yolu (ki bu alışılmadık durumlarda daha büyük güvenlik de getirecektir), bedenindeki enerji merkezinin yerini değiştirmeye odaklanmaktır. Yengeç Kuzey Düğümü insanı genelde yaşamsal enerjisini omuzlarından başının tepesine doğru merkezlenmiş olarak tutar o "tepe ağırlıklı"dır ve içsel varlık duygusundan yoksundur. O, enerjiyi aşağıya, alt karın bölgesine getirmelidir (göbek çukurunun altındaki bölge). Günü, içindeki güç merkezinin farkındalığıyla yaşamak, onun değer duygusunu başkalarının görüşleri ne olursa olsun güç verici, besleyici ve kendi içinde tamam olan bir içsel etken kılacaktır. O enerjisini alt karın bölgesine kaydırdığında, merkezlenme meydana gelir ve onun kalbi açılmaya başlar.

Bu onun başkalarının duygusal Düş kırıklıklarına karşılık vermenin tamamen yeni bir yolunu öğrenmesini sağlar. O, olumsuz duygular karşısında kendisini hep rahatsız hissetmiş ve diğer kişiyi teselli etmek için ne yapacağını bilememiştir. Onun ilk tepkisi duygulara aldırmamak ya da onları bastırmak ve doğrudan çözüm hedefine gitmek olmuştur böylece o kişi yeniden her şeyin "üzerine" çıkacaktır. Ama sihir şudur ki, eğer o diğer kişinin hissettiği şeyi kabul etmeyi ve anlamayı hedef olarak seçerse, o zaman diğer kişiyi gerçekten destekleyecek ve aralarındaki bağı derinleştirecek uygun yanıtı görecektir.

Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve çok hoşlandığı bir adamla çıkan bir müşterim vardı. Her ikisi de sosyal faaliyetin bol olduğu New York'ta yaşıyorlardı. Bir seferinde adam Minneapolis'e yaptığı bir iş yolculuğu sırasında, canı sıkılmış ve bunalmış bir halde müşterimi aradı. Müşterim onu neşelendirmek için ne diyeceğini bilemedi ve bu kısa bir konuşma oldu. Adamın huzursuzluğuna karşılık olarak müşterim, "Bunu duyduğuma üzüldüm," diyebilirdi. Yengeç Kuzey Düğümü insanı, diğer kişinin duygularını anlayıp paylaştığında, söylenecek doğru şeyi hemen bulur. Bu örnekte, müşterim şöyle diyebilirdi: "Belki de hemen uçağa atlayıp hafta sonu için yanına gelmeliyim." Bu yanıt her iki tarafın da kazançlı çıktığı bir durum yaratırdı. Ama Yengeç Kuzey Düğümü insanı, önce diğer kişinin ifade ettiği duyguları kabul ve tasdik edene dek, duygusal durumlarda söylenecek "doğru şeyi" asla bilemeyecektir.

GEÇMİŞİN KALITI

Yengeç Kuzey Düğümü insanı başkalarıyla rahatlatıcı ve destekleyici biçimlerde iletişim kurmayı öğreniyor. O, insanlara (suçlu oldukları kanıtlanana dek) lehlerinde düşünülme hakkını vermeyi, böylece onların en iyi yanlarını ortaya çıkarmayı öğrenmelidir. Örneğin, bu nodal grupta bulunan ve ABD'nin Güneybatısı'ndaki büyük bir lokantanın ortağı olan bir müşterim vardı. Bu beyin aşçısının aşırı içki içtiği ortaya çıkmıştı (adam işe alındığında bu durum bilinmiyordu) ve aşçıbaşı lokantada birkaç ay çalıştıktan sonra üç gün hapis yattı. O, serbest bırakıldıktan sonra lokantaya geri döndü. İyi bir aşçıbaşı kolay bulunmuyordu ve müşterimin ona ihtiyacı vardı. Diğer ortak, "Hey, John, yuvaya hoş geldin!" diyerek adamı coşkuyla karşıladı. Ama benim müşterim soğuk davrandı. Oysa onu yeniden işe alacak olduktan sonra, aşçıbaşına kendisini değerli hissettirmekte bir sakınca yoktu ki. Bu insan birisine ihtiyaç duyduğunda bunu kabul ve tasdik etmeyi öğrenmektedir.

ÖĞRETMEK

Yengeç Kuzey Düğümü insanı maddi dünyada hedeflerine nasıl ulaşacağının o kadar farkındadır ki, çoğunlukla, başkalarının da bu bilgiye sahip olduklarını varsayar. Ama hedef ne kadar yüksek olursa olsun, bir hedefe nasıl erişeceğinin bu kadar çok farkında olan başka bir düğümsel grup yoktur. Bu enkarnasyonda bu insanın amaçlarından biri, diğer insanlara hedeflere nasıl erişeceklerini öğretmektir. Bu alanda deneyimler geçirdiği yaşamlar sayesinde, bu insan, başkaları bilinçaltı olarak kendi kendilerini sabote ettiklerinde, ters etkili davranışa kapıldıklarında, ya da önemsiz konularla oyalandıklarında bunu hemen fark eder. Sorunların nasıl çözülebileceğini, başkalarının hedeflerine erişmek için nasıl pozisyon alabileceklerini açıkça görür. O, başka birinin gereksinimlerini gördüğünde, onun hayallerini gerçekleştirmesine yardım etmek için doğuştan var olan pratikliğini kullanabilir.

Yengeç Kuzey Düğümü insanı birisinin ters etkili bir biçimde davrandığını gördüğünde, "o kişiyi cezalandırmak" yerine, onun işi, o kişiye hedefine nasıl erişeceğini öğretmektir. Bu insanın başkalarına katılmasının en iyi yollarından biri, onların hedeflerini tanımlamalarına yardımcı olmak, sonra onları o hedefe erişmeye teşvik etmektir. O başkalarının gereksinimlerine karşı bu şekilde duyarlı davrandığında, "diktatör baba" rolünden "şefkatli anne" rolüne geçer ve insanlara çok daha etkili bir biçimde erişebilir. O daha anlayışlı ve destekleyici olduğunda,

gösterdiği güven başkalarının en iyi yanlarının ortaya çıkmasına neden olur.

Aşçıbaşı örneğinde, müşterim aşçıbaşını daha iyi tanımaya zaman ayırabilirdi. O neden bir aşçıbaşıydı? Neyi başarmak istiyordu? O lokantada çalışarak neyi kazanmak istiyordu? Eğer aşçıbaşının güdüsü eşine ve çocuğuna iyi bir yaşam sağlamak ve o lokantada çalışmasının nedeni iyi bir ün kazanmak idiyse, müşterim onu buna destekleyici bir biçimde teşvik edebilirdi.

Sabır, Yengeç Kuzey Düğümü insanının geliştirmekte olduğu bir başka niteliktir. Onun işi göstererek öğretmek, böylece diğer kişiyi teşvik etmektir. Geçmiş yaşamlarından ötürü, o hedefe erişme konusunda çok ustadır, öyle ki, anlayışlı bir öğretmen rolünü üstlendiğinde, diğerleri onu dinlerler.

DUYARLILIK VE PAYLAŞMA

Geçmiş yaşamlarda kişisel duygularını bastırmış olduğundan, Yengeç Kuzey Düğümü insanının "duygu" doğası arınmıştır. Onun "gizli bir gündemi" yoktur; onun duyguları masum, doğal bir tepkidir. Genellikle, o kendisini ifade ettiğinde, herkes rahat bir nefes alır. Onun "duygu" doğası çok açıktır ve o çoğunlukla çevresindekilerin duygularını "sezer." İşte bu yüzden, onun duygularını sorumlu bir biçimde paylaşması sağlıklıdır: "Bu durumda kendimi huzursuz hissediyorum"; "Bunu söylediğinde kendimi rahatsız hissettim, o bana herkesin gereksinimini gözeten adil bir karşılık gibi gelmedi." O duygularını dile getirmeyi göze aldığında, herkes şifa bulur ve duygusal çekingenlikten kurtulur. Grup durumlarında, başkaları ona gelip şöyle diyebilirler: "Bunu söylediğinize ne kadar sevindim! Hissettiğim şey tam olarak buydu, ama bunu nasıl dile getireceğimi bilmiyordum." Bu olduğunda, bu evrenin onun "doğru yolda" olduğunu onaylamasıdır onun duygularını hiç kimseyi suçlamadan sorumlulukla dile getirmesi, hedefine giden yolu açmak için gerekenşeyin ta kendisidir.

Geçmiş yaşamlarda duygusal bedenini sahiplenmeyi reddederek, Yengeç Kuzey Düğümü insanı kendisini insan olmanın yararlarından ayırmıştır. Bazı bakımlardan, o kendisini insan ırkının bir parçası olarak bile hissetmeyebilir. O amacı, başarıyı, sorumluluğu anlar ama ne için? İnsan olma deneyiminde ödül gerçek değer nerededir? Bu, insanın duygusal benliğiyle hissettiği ruhen besleyici ve hassas duygulardadır. Her dışsal deneyim ondan kaynaklanan içsel duygusal dolum (şarj) olmadan boştur. Ve bu duyguları bir başkasıyla paylaşmak deneyimlerin en coşku vericisi ve en güzelidir.

Duygularından koparak, bu insan insanlarla duygusal bir bağı tanımaktan ve ona sahip çıkmaktan kaynaklanan mutluluğu, doyumu ve ait olma duygusunu kaçırmaktadır. O, insan ailesinden sorumlu olmaktan çok, bu ailenin bir parçası olmanın yararlarına ve zevklerine sahip çıkma hakkını kazanmıştır. Onun için yavaşlamak ve bir insan bedenine sahip olmanın en besleyici ödülünü devşirmek duyguyu hissetmek son derece uygundur.

İYİLEŞTİRİCİ TEM ŞARKI

Müzik, riskler almamızı duygusal olarak destekleme konusunda güçlü bir araç olduğundan, her düğümsel grup için, onun enerjisini olumlu bir biçimde

değiştirmesine yardımcı olmak amacıyla şifa verici bir şarkı yazdım.

YOLDA

Bu şarkının mesajının, Yengeç Kuzey Düğümü insanını riskler almaya ve savunmasız olmaya, duygularını açığa vurmaya ve böylece kendisini arzuladığı duygusal olarak doyum verici etkileşimlere açmaya teşvik etmesi amaçlanmıştır.
Seçilmiş şarkı sözleri:

Bana öyle geliyor ki
Nerede durduğumu öğrenebilmemin tek yolu Neler hissettiğimi
Sevdiğim insanlara dürüstçe açıklamaktır Değişim her şeyi açıklığa kavuşturacaktır Risk al ve sihrin ortaya çıktığını gör!
Yuvaya geri dönüş yolu çok uzundur Geldiğim yere geri dönmek...
Ama ben yoldayım!
Büyümek, yuvaya geri dönüş yolunda
Akışa yeniden katılmak için
Bildiğimi sandığım her şeyi
Yarıp geçmek olagelmiştir!

 

KUZEY AY DÜĞÜMÜ OĞLAK BURCUNDA

Geliştirilecek Nitelikler

Bu alanlarda çalışmak gizli yeteneklerin ve becerilerin ortaya çıkmasına yardımcı olabilir.

• Kendine hâkim olmak
• Yaşama yetişkin bir pozisyondan yaklaşmak • Özsaygısı
• Hedef yönelimli kalmak
• Sorunları akla uygun yaklaşımlarla çözmek • Vaatleri ve verilen sözleri yerine getirmek • Geçmişi bırakmak
• Kendine ilgi göstermek
• Başarı için sorumluluğu kabullenmek

Geride Bırakılacak Eğilimler

Bu eğilimlerin etkisini azaltmaya çalışmak yaşamı daha kolay ve daha zevkli kılmaya yardımcı olabilir.

• Bağımlılık
• Kapris, nedensiz huysuzluk
• Hareketsizliğe yol açan güvensizlik
• Kendini korkuyla sınırlamak
• Şimdiki andan kaçınmak için geçmişi kullanmak
• Kendini tecrit etmek evde çok zaman geçirmek
• Özsaygısından yoksunluk
• Kişisel risk almaktan kaçınmak
• Başkalarını aşırı duygusal tepkiler göstererek yönetmek

KAÇINILACAK TUZAK

Oğlak Kuzey Düğümü insanının farkında olması gereken Aşil'in topuğu bağımlılıktır. Bakılma arzusu ("Eğer bana bakacak kimse olmazsa yaşamı sürdüremem") onu sonu gelmez bir güvenlik arayışı tuzağına düşürebilir ("Eğer altımda yeterince sağlam bir temel olursa, yaşamımın sorumluluğunu üstlenmek için gerekli enerjim olur"). O başkalarına duygusal bağımlılıklar geliştirir, bu da insanları onun güvenliğinin birtemeli olmaya zorlar. Ama bu dipsiz bir kuyudur: O asla kendisini güvende hissedecek kadar yeterince güvence bulamaz, böylece muktedir bir yetişkin olmak ve yaşamının sorumluluğunu üstlenmek için gereksindiğini düşündüğü güvenliği hiçbir zaman elde edemez.

Sonuçta, bir noktada o risk almaya gönüllü olmalı, yönetimi ve sonuçların tüm sorumluluğunu üstlenmelidir. Oğlak Kuzey Düğümü insanı onun için gerçekten önemli olan bir hedefi gördüğünde ve o hedefe uygun yaşadığında, sorumlu bir biçimde yaşamak için gereksindiği özsaygısını ve özgüvenini kazanır. İroni şu ki, bir kez o yönetimi ve sorumluluğu üstlendiğinde, kendisini güvende ve kaderinin kontrolüne sahip halde hisseder.

BU İNSAN ASLINDA NE İSTER ?

Bu insanın aslında istediği şey, kendisini güvenli, korunuyor, bakılıyor ve çok seviliyor hissedebileceği bir çevredir gerçekten ait olduğunu hissettiği bir yer. Bunu elde etmek için, o sırf kendisi buna muhtaç olduğunu düşündüğü için özel bir kişinin ya da bir grup insanın bunu sağlayacağı fikrinden vazgeçmeye gönüllü olmalıdır. Bunun yerine, o kendisi için gereksindiği şeyi yaratmanın sorumluluğunu üstlenmelidir. O kendisine enerji ve canlılık veren bir hedefi izleyerek, ya da özsaygısını geliştiren bir ideal ya da bir dizi prensip edinerek, hangi koşullarda bulunursa bulunsun, ait olma duygusu geliştirecektir.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı, kendisinin ve çevresindeki insanların dağınık duygusal gereksinimlerinin ötesinde bir odak bulmalıdır. O daha yüksek bir prensibe ya da ruhsal bir inanca uyumlandığında, kendisini korunuyor ve ruhen besleniyor hisseder.

Yetenekler / Meslek

Bu insan "patron"lukta sivrilebilir, bu yüzden yöneticilik, hatiplik, politikacılık ve girişimcilik onun için iyi seçimlerdir. O otoritesi altındaki insanlara duyarlılıkla yaklaştığından, diğerleri onun hedefleriyle işbirliği yapmaya gönüllü olurlar. Herhangi bir alanda başarıya ulaşmak için, bu insan parçalı bulmacanın ona ait parçasının sorumluluğunu ve yönetimini üstlenmelidir.

Oğlak Kuzey Düğümü insanının başkalarının duygularını anlamasını (empati) sağlayan keskin içgüdüleri vardır. O her zaman başkalarının duygularının farkındadır ve bu yeteneği bir yönetim durumunda kullandığında, duyarlılığı insanları ona iyi niyetle ve hevesle yardım etmeye teşvik eder. Ancak, eğer o başkalarını duygusal olarak beslemeyi amaçlayan mesleklerle uğraşırsa, çaresizlik hissine kapılır, durumun "üzerine" çıkamaz. Onun için hedef yönelimli meslekler ya da duyarlılığını başkalarını belli bir hedefe doğru çalışmaları için sevecenlikle örgütlemekte kullanabileceği pozisyonlar daha uygundur.

Oğlak Kuzey Düğümü İçin iyileştirici onaylamalar

• "Başkalarını kontrol edemem, ama kendimi kontrol edebilirim."
• "Geçmişi bırakarak, bugünle daha etkili bir biçimde başa çıkarım." • "Yönetimi ve sorumluluğu üstlendiğim zaman, kazanırım."
• "Özsaygısı hissettiğim zaman, doğru yoldayım."
• "Başka birinin bana bakmasına bel bağlamak zorunda değilim."
• "Bu durumda yönetimi ve sorumluluğu üstlenebilirim."
• "İçsel varoluş halimden ben sorumluyum."

KİŞİLİK

Oğlak Kuzey Düğümü insanı birçok enkarnasyonu aile reisi olarak geçirmiştir: Evde ya da çiftlikte merkezî kişi olarak, o ailesi ya da klanıyla tamamen özdeşleşmişti. Bu enkarnasyonlar boyunca, o ailelerin işleyişiyle ilgili doğal bir anlayış ve bu düğümsel grubun özelliği olan başkalarına duygusal olarak uyumlanma geliştirdi. Ama onun dışarıda kendi başına geçirdiği pek fazla geçmiş yaşam deneyimi olmadı.

Ve bu enkarnasyonda onun en büyük mutluluğu dış dünyada bulunmasından gelecek olmasına karşın, sorun onu dış dünyaya çıkarmaktır! Evinde kalmak için dünyevi deneyimden vazgeçerek, o yeterlilik duygusunu ve özsaygısını feda etti. Bu enkarnasyonda, o kendi kaderinin yönetimini ve sorumluluğunu üstlenmeyi öğreniyor.

Geçmiş yaşamlarda ev, yuva bu insan için her şeydi ve onun tüm gereksinimleri ailesi tarafından karşılanıyordu: O yediriliyor, giydiriliyor, barındırılıyor ve korunuyordu. Bu yüzden o bu enkarnasyona büyük bağımlılık gereksinimleriyle geldi ve şimdi başkalarından onun "yaşamını toparlamasına" yardım etmelerini bekler. İşler onun istediği gibi gitmediğinde, bilinçaltı olarak, diğerlerinin onun ne kadar üzüldüğünü görüp davranışlarını değiştirmeleri için aşırı duygusal tepki gösterir. Ama diğer insanlar bunu bir yönetme biçimi olarak algılar ve sırf bu insanı yatıştırmak için davranışlarını değiştirmek istemezler.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı, yaşamının yolunda gitmesi için, durumlara "sorumlu yöneticilik" pozisyonundan yaklaşması gerektiğini öğreniyor. O, insanları duygusal patlamalar yoluyla yönlendirmeye çalışma eğilimini bırakmalı ve onun yerine insanlara duygusal tepkilerden arınmış dingin bir özsaygısıyla bir otorite pozisyonundan yaklaşmalıdır. Bu onun kendisinin yönetimini ve sorumluluğunu üstlenmesinin ve kendi yaşam hedeflerine sahip olmasının bir yan ürünüdür. Yönetimi ve sorumluluğu üstlenme pozisyonundan, o güvenliği için başkalarının hedeflerine bağlı olmadan eşitler olarak ilişki kurabilir.

AİLE KARMASI

Bu insanın zor bir aile karma'sı vardır. O çoğunlukla, yakın aile üyelerinin birçok duygusal sorunu bulunduğu bir durumun içinde doğar ve epey bir zamanı duyarlı ve empatik olarak geçirir. Ancak, o çevresindekilerin bitmez tükenmez taleplerinden ötürü tükenir, çünkü başkalarının sorunlarını üstlenir ama onların değişmelerine yardımcı olamadığını hisseder.

Geçmiş yaşamlardan, Oğlak Kuzey Düğümü insanı aile üyelerini duygusal olarak beslemeye o denli alışmıştır ki, kendi yön duygusunu yitirmiştir. Bu yüzden, bu yaşamda aile üyelerine çok yakınlaştığında zorluk çekecektir. Aslında, sorun yakınlık değil, onun bilinçaltı niyetidir: "Eğer ben bu insanı yola sokabilirsem, o zaman en nihayet kendi hayatımı yaşayabilir, kendi hedeflerimin peşine düşebilir ve kendi başıma bir kişi olabilirim!"

Bu bilinçaltı güdüsünden ötürü, onun aile üyelerini "destekleyişinin" nahoş bir duygusal yoğunluğu vardır. O kendi hayatını yaşayabilmek için o sorunu bir an önce halledip kurtulmak ister. Sorun iki katlıdır: (1) Diğer insanı yola sokmaya çalışmak, bu insanın kendi yaşamıyla ilgilenmeyi ertelemesinin bir yoludur ve (2) o kendisi bunu nasıl yapacağını henüz öğrenmeden, başkasının başarılı olmasına yardım etmeye çalışması uygunsuzdur.

Bu insanın yapacağı ilk iş, kendisini ailesiyle duygusal ilişkiden uzak tutmaktır. Bir kez o bunu bıraktığında, kendi yaşamını sürdürme, kendi yaşamıyla ilgilenme pozisyonunda olur. Onların duygusal gereksinimlerini tarafsız bir pozisyondan, objektif olarak anlayabildiğinde, onun ailesiyle temasta olmasında bir sakınca

yoktur. Mutluluğu artık ailedeki herkesin sorunlarını çözmeye bağlı olmadığında, o aileyi tüm üyeleri için üretken sonuçlar getirecek biçimde başarıyla yönetebilir.

Eğer Oğlak Kuzey Düğümü insanı ailesini işini yönettiği gibi yönetiyor olsaydı, aile yaşamı son derece başarılı olurdu. Aslında, o uzman bir yöneticidir, çünkü insanları doğal olarak anlar ve onları hedefe ulaşmak için işbirliği yapmaya yumuşak bir biçimde, kimseyi incitmeden yönlendirebilir. O aile üyelerine de aynı şekilde yaklaşmalıdır: ihtiyaç pozisyonundan değil, otorite pozisyonundan. Bunu yapmak için, o diğer kişinin hedefinin ne olduğunu keşfetmeli ve onu bu hedefe erişmesi için objektif biçimde desteklemelidir. Ayrıca, onun aileyi nasıl yöneteceği konusunda belli hedefleri olmalı, yönetici rolünü üstlenmeli ve aile üyelerinin herkesin en yüksek hayrına hizmet edecek hedeflere erişmelerini kolaylaştırmalıdır.

Duygusal Duyarlılık

Bu insan kendisinin ve başkalarının duygularına karşı aşırı derecede duyarlıdır. Bu doğal farkındalık sayesinde, o insanların neden üzüldüklerini ve işleri neden beceremediklerini anlar. O, insanların başarısızlıklarının nedenlerinin o denli farkındadır ki, kendi başarısızlığını da çoğunlukla çok kolayca kabul eder. "Kötü bir gün" geçirdiğinde ya da kendisini hedefine ulaşmak için çalışacak kadar disiplinlihissetmediğinde, aynı anlayışı kendisine de uygular ve onu harekete geçmeyi ertelemek için bir mazeret olarak kullanır ve bu sonuçta onu yenilgiye uğratan bir kaçış kapısı haline gelir!

Oğlak Kuzey Düğümü insanı duygusal bağlılık âlemine de çok uyumlanmıştır ve insanların duygularının başkalarını nasıl etkileyebileceğini anlar. Bu hem yararlı hem de zararlı bir niteliktir. Yararı, bunun onun yaşamla daha kolayca uzlaşmasını sağlamasıdır. Zararı ise bu insanın bazen başkaları için onların kendileri için hissettiklerinden daha çok hissetmesidir ve bu güçten düşürücü olabilir. O olumsuz enerjiyle başa çıkamaz, bu yüzden, başkalarına uyabilmek için kendi davranışını kendi plânlarını ve gideceği yönü değiştirir. Böylece başkalarının duygusal üzüntüsüyle başa çıkmak zorunda kalmaz ama sonunda çevresindeki herkesin duyguları tarafından yönetilir hale gelebilir.

Bu insan diğer insanların ruh hallerinin sorumluğunu kişisel olarak üstlenir; kendisini daha iyi hissedebilmek için diğer kişiyi mutlu etmek ister! O kendisini yakın çevresindeki insanların genel ruh hallerinden ayıramaz. Ve diğer kişi bu Oğlak Kuzey Düğümü insanını üzeceği ya da sinirlendireceği için gerçek duygularını ifade edemez ve buna içerleyebilir.

Örneğin, eğer bir aile üyesi Oğlak Kuzey Düğümü insanını yemeğe davet eder ve o gerçekten gitmek istemezse, çoğunlukla, kötü duygulardan kaçınmak için yine de gidecektir. Bu insan kendisinde ya da başkalarında duyguları harekete geçirebilecek şeylerden kaçınarak yaşar. Bu, sorumluluktan kaçınmanın bir başka yoludur: O kararlar vermek istemez, çünkü herhangi bir kararın başka bir kişide olumsuz duygular yaratmasından korkar.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı, diğer insanların ruh hallerini yönetmekten vazgeçmeyi ve çevresindekilerin hissettikleri şeyi hissetmelerine izin vermeyi öğreniyor. Bazen, önemli sorunları çözmek için insanların olumsuz duyguları deneyimlemeleri gerekir;

bu insan o deneyimi engellemeye çalıştığında, diğer kişiyi gelişme fırsatından yoksun bırakır. Eğer birisi elini kızgın bir sobanın üstüne koyar ve eli yanarsa, bu elini kızgın sobaların üstüne koymamayı öğrenmenin bir parçasıdır. Aynı şey duygusal düzeyde de geçerlidir. Bu insan, büyük ölçüde, duygularıyla hareket eder ve bu enkarnasyonda bu onun için "nasıl kaybederim” eşittir. Onun yapması gereken en önemli şey, duygularının kurbanı olmak yerine, onların sorumluluğunu üstlenmek ve başkalarının kendi duygularının sorumluluğunu üstlenmelerine izin vermek ve bunun sonucunda gelişip olgunlaşmaktır.

Duygusal Enerjiyle Başa çIkmak

Oğlak Kuzey Düğümü insanı çok duygusaldır. Filmler ve acıklı öyküler onu ağlatır; duyguları her zaman onunla birliktedir. Bu insan duygularına öylesine gark olabilir ki, düşünemez, çalışamaz hale gelir ve bunun nedeni bilmez. Bu, o kişisel bir kayıpla karşılaştığında ya da yüzleşme veya performans içeren profesyonel durumlarda meydana gelebilir; o bunu kontrol edemiyormuş gibi görünür ve bu durum tırmanır.

Duyguları yönetimi ele geçirdiğinde ona yardımcı olacak bir şey, solunumunu yavaşlatmaya odaklanmasıdır. O gevşemeli, onu sinirlendiren düşünceleri bırakmalı ve onu mutlu ve huzurlu kılmış olan anıları hayalinde canlandırmalıdır: Güzel bir dağ, deniz kıyısında geçirilmiş bir zaman ve buna benzer şeyler. O zaman o sakinleşecek ve yeniden çalışmaya başlayabilecektir.

Bu insan, yönetimi ve sorumluluğu üstlenmesini gerektiren durumlarla karşılaştığında, o durumu kontrol edemeyeceğini düşünebilir ve paniğe kapılır. Olası olumsuz sonuçları düşünür, korkuları ve güvensizlikleri ortaya çıkar ve bedenindeki tüm kaslar gerilir. Bu yüzden, duygular onu boğmaya başladığında, o bilerek soluk alıp vermeli, gevşemeli ve duyguların ötesine genişlemelidir. O duygulardan daha büyük hale geldiğini ve dinginliğini yeniden kazandığını imgeleyebilir.

Aslında, o daha baştan bu tür bir çılgınlığa kapılmasına izin vermemelidir. Bu amaçla, bir şeyin onun için aşırı önemli hale gelmesine izin verdiği her seferinde endişelendiğini fark edebilir. Bunu fark etmesi, iç huzurunu korumasında önemli bir fark yaratabilir.

REDDEDİLME KORKUSU

Oğlak Kuzey Düğümü insanı reddedilme olasılığından nefret eder aslında, reddedilmenin düşüncesi bile onun için felç edicidir. Eğer birisi onu reddederse, o yalnızca kendisini kötü hissetmekle kalmaz, bunun kendi kabahati olduğunu da düşünür. Bu insan o denli güvensizdir ve reddedilmekten o kadar korkar ki,durumlara çok ihtiyatlı girer.

Bu reddedilme korkusu, kısmen, onun daha güçlü aile üyeleri tarafından dünyadan korunduğu geçmiş yaşamlardan kaynaklanır. O kendi başına fazla bir değeri olmadığı algısını barındırır ve reddedildiğinde, bu ona fazla bir değeri olmadığını kanıtlar. Bu karşılık mantıksızdır, ama bu onun içsel korkusunu güçlendirir ve o birisinin onu reddetmiş olduğunu düşündüğünde, bütün gece boyunca uyuyamaz! Bu yüzden, doğal olarak, o başkalarını reddetmekten nefret eder. Başkalarının

duygularının sorumluluğunu üstlenme eğilimi gösterir ve eğer birisini reddetmek zorundaysa, uzun bir zaman boyunca, kendisini haklı çıkaran tüm nedenleri gözden geçirir. Ama reddedilmenin nasıl bir duygu verdiğini bilir ve diğer kişinin neler hissettiğiyle ilgili düşünceleri onu saatler boyunca üzebilir.

Sorumluluğu üstlenmeye karar vermesi Oğlak Kuzey Düğümü insanını endişelerinin üzerine çıkacak ve zor durumları sorumlu biçimde çözecek adımları atacak şekilde güçlendirecektir. Bir yanlış anlamanın vuku bulduğu kişisel bir ilişkide, o inisiyatifini kullanıp diğer kişiyi arayabilir: "Aramızda bir yanlış anlama olabileceğinden kaygılanıyorum ve seni incitecek bir şeyi asla bilerek yapmayacağımı bilmeni isterim." Ya da: "Aramızda bir yanlış anlama meydana gelmiş olabilir ve senin kendini reddedilmiş hissetmeni istemiyorum."

Eğer o karşılıklı uyum yaratmanın sorumluluğunu üstlenirse, bu uyumu geliştirmek için ne söylemesi gerektiğini bilecektir. Eğer o anda telefon edemeyecek kadar üzgünse, yapabileceği en iyi şey sakinleşene kadar beklemektir. O kendi kendisine şöyle diyebilir: "Şu anda bu konuda yapabileceğim bir şey yok, ama yarın telefon edip sorunu şefkatli bir biçimde çözeceğim."

Tutunmak

Bu insan, duygularına karşı o kadar açıktır ki, kapıyı geçmişteki duygularına da açık tutar. O kapıyı mutlu zamanların hiçbirine kapatmak istemez, çünkü gelecekte neyin vuku bulacağını bilmez. Genellikle, ne pahasına olursa olsun, gelecek hakkında düşünmekten kaçınır. Ama bilinçli olarak olumlu bir geleceği imgelemeye başlayana dek, onun tek realitesi geçmiş ve şimdiki zamandır. Şimdiki zaman onu mutlu etmediğinde ise o geçmişi düşünmeye dalar. Bu süreç sağlıklı değildir, çünkü bu onu oyalayıp, şimdiki zamanda yapıcı bir eylemde bulunmasını engeller.

O, geriye dönüp geçmişe baktığında, mutluluk ve sevgi anılarını ve hislerini tazelemek ister. Ama yapmak isteyip de yapmadığı şeylerin de farkına varır, bu da pişmanlık duymasına neden olur. Bu onun şimdiki zamanda sorumluluğu üstlenme gücünü azaltır. O, geçmişteki hataları o sırada ne yapması gerektiğini bilecek Işığa sahip olmadığı için yaptığını hatırlamalıdır. Ama eğer o şimdiki zamana odaklanmış kalır ve geleceğe bakarsa, şimdi bildiği şey onu hedeflerine erişmesini sağlayacak kadar güçlendirebilir. Geçmiş yalnızca, o geçmişi hangi davranışların kendi kendini baltalayıcı olduğunu ve hangilerinin özsaygısına ve güce yol açtığını görmek için kullandığında yararlıdır.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı vazgeçmekte zorlanır. O çok duygusaldır ve kimsenin duygularını incitmek istemez. Bir durumu terk etmeye başladığında, o durum açıkça yararsız olsa bile, o üzülür bu yüzden, hiçbir umut olmadığını derin bir biçimde idrak edene dek, o durumun içinde kalma eğilimi gösterir. Bir ilişkinin, işin, ya da bir durumun iyi sonuçlanması için elinden gelen her şeyi yapar. Yaşamını sürdürmesi tehlikeye girdiğinde o gidecektir; ama durum o noktaya tırmanmadan önce vazgeçmesi onun için çok daha iyi olur.

O, geleceğe yönelik hedefleri olmadığında böyle vazgeçmekte zorlanır. O zaman geçmişte yaşar; bu da eski bir durumu terk etmeyi çok daha zorlaştırır. Bu insan için, geçmişi (ya da şimdiki zamandaki zor bir durumu) bırakmanın en iyi yolu, ona

amaç duygusu veren belli bir hedefe odaklanmaktır. Örneğin, eğer o romantik bir ilişkiyi bitirmişse ve o yakınlığı özlüyorsa, onun ilk eğilimi kendisini nostaljik hissetmek ve artık sahip olmadığı yakınlığı düşünüp durmaktır. Daha iyi bir çözüm, onun enerjisini bir arkadaş bulma servisine yazılarak, dans etmeye giderek ya da diğer eğlenceli sosyal faaliyetlere katılarak yeni bir ilişki kurmaya odaklaması olacaktır. Şimdiki zamanda hareket etmenin verdiği gücü deneyimlemek için geçmiş bırakılmalıdır.

Bu insan için bırakılması en zor şeylerden biri, onun kontrol etme dürtüşüdür. O her zaman durumların kendi istediği gibi sonuçlanmasını ister. Eğer kontrolü elinde tutarsa, potansiyelini gerçekleştirdiğini düşünür ama o kontrol ile yönetim arasındaki farkı ayırt etmelidir. Kendi duyguları rahatsız olmasın diye başkalarını kontrol etmeye çalışması, onun benmerkezci bir bakışla duygusal bir düzeyden iş görmesi anlamına gelir.

Ancak, onun niyeti bir durumu yönetmek olduğunda, o işleri daha büyük tabloya göre düzenler o herkes için neyin iyi sonuç vereceğini zaten belirlemiştir. Şimdi (duygularıyla değil) aklıyla ve hedefe yönelik hareket etmektedir. Ama bu hale erişmek için, o önce başkalarını kontrol etme arzusunu bırakmalıdır.

Daimî Çocuk

Oğlak Kuzey Düğümü insanı kendisini iyi hissetmek için daima daha fazlasını kendisine daha fazla ilgi ve sevgi gösterilmesini, daha fazla zaman ayrılmasını ister. Onun bütün dünyası ailesinin çevresinde döner ve o bunun karşılıklı olmasını bekler. Ama çoğu zaman aile üyeleri ona beklediği karşılığı vermezler bu enkarnasyonda bu böyle oluşturulmamıştır.

Üstelik bu insan daima daha fazla yardıma, daha fazla öğüde, daha fazla güvene önce "bir şeyin" daha fazlasına ihtiyacı olduğunu düşünerek harekete geçmekten kaçınır! O, aradığı "daha fazla"nın diğer insanlardan geleceğini düşünür. Aslında, onu gerçekten doyuracak olan "daha fazla," onu kişisel olarak genişletecek hedeflere odaklanmayı ve sonra o hedeflere erişmek için her gün tutarlı eylemde bulunmayı içerir.

Ebeveyn olarak, Oğlak Kuzey Düğümü insanı çoğunlukla "çocuklardan biri"ymiş gibi görünür, çünkü çocuklara bir ebeveynden çok, bir eşit olarak yaklaşır. O ebeveynliğin sorumluluğunu üstlenmeyi pek istemez; kendisine bakabileceğinden bile emin değilken, başkalarına bakabilme yeteneğini sorgular.

Dikkat Çekme İhtiyacı

Özellikle gençken, bu insan dikkat çekmek için her şeyi yapar. Çoğunlukla, o kaprisli davrandığında ya da birisini terslediğinde, bu bir dikkat çekme girişimidir. Bu nitelik bazen onun başarı "kaslarını" çalıştırmasını engeller o, yaptığı şeyden ötürü değil, kimliğinden ötürü dikkat çekmesi gerektiğini düşünür. Başkalarının onunla ilgilenmeleri için yaşamında kriz bile yaratabilir. Ancak, bu iki tarafı keskin bir kılıçtır, çünkü o çoğunlukla kendisindeki bu sorunu ("deli gibi" dikkat çekmek istediğini) hisseder, bu yüzden aşırı dikkat çektiğini düşündüğünde suçluluk duyar

ve kendisine kızar.

O, hedeflerine erişmek için çaba göstermediğinde, dikkat çekmeyi hak etmediğini hisseder ve böylece en çok açlığını çektiği şeyi elde etmesini engeller. İroni şu ki, o bir hedef saptayıp ona erişmeye çalıştığında, başkaları onu fark ederler ve ona sağlıklı, doyurucu bir biçimde dikkat ve saygı gösterirler. Buna ek olarak, Oğlak Kuzey Düğümü insanı karşılaştığı fırsatlardan yararlanıp, hedeflerine erişmek için çalıştığında, kendisini değerli hisseder ve başkalarından görmeye ihtiyaç duyduğu dikkati fark etmeye ve almaya açık olur.

Bu insanın kendisine dikkat etmeye başlaması; yaşamının çeşitli alanlarında gelişme sağladığı için kendisini onurlandırması da yararlı olur. O kendisine özen ve ilgi gösterdiğinde bu onu yumuşatır; kendisini daha iyi hissetmeye ve başkalarına daha az bağımlı olmaya başlar.

Sorumluluktan Kaçınmak

Bu insan kendisinin tüm sorumluluğunu üstlenmekte tereddüt eder bu onun yapısına aykırıdır. Bu durumda o "ana rahminden ayrılıp" dış dünyaya çıkmak zorunda kalacaktır! Bazen onu uyandırmak ve sorumluluğu üstlenmesini sağlamak için bir balyoz gerekir. O, çoğunlukla, sorumluluk üstlenir görünür ve "küçük işlerde" bunu yapar da: Faturaları öder, gerekli erzak alışverişini yapar, aile sorunlarını dinler, vb. Ama büyük sorunlardan kaçınmayı sürdürür. Örneğin, hayatta ne yapacağını bulmaya çalıştığında, sadece orada oturur ve sonu gelmez fikirleri gözden geçirir. En nihayet motive olduğunda, kendi kendisine şöyle sorar: "Bunu yapmayı gerçekten istiyor muyum?" O zaman tekrar vazgeçer!

Oğlak Kuzey Düğümü insanının, bilinçaltından kaynaklanan ve onu bu enkarnasyonda yapacağı ona gerçekten doyum verecek şeyler için çalışmayı ertelemeye iten yüzlerce mazereti vardır. Eğer o en nihayet kendi kendisine, "Yeter artık, bunu yapacaksın!" derse, söz vermiş olur ve hedefe doğru adımlar atmaya başlar.

Bu insan çok sevecen olduğundan, onun başkalarına teslim olma alışkanlığı yaşamını engelleyebilir. O sempatinin görüşünü karartmasına izin verebilir, çünkü başkalarında duygusal bir tepki uyandırmak istemez. Kendi prensiplerine sadık kalmak yerine, başkalarının istediklerini elde etmelerine izin verir.

O, sevgiyi nasıl gösterdiğiyle ilgili olarak değerlerini yeniden incelemelidir. Değerlerden biri, onun yapacağını söylediği şeyi yapmasıdır; bu içsel gücün temelini yaratır. Oğlak Kuzey Düğümü insanı kuralların ve sınırların neler olduğunu başkalarına bildirmeli ve sonra bunlara kararlılıkla bağlı kalmalıdır. Eğer o oğluna, "Dışarı çıkabilirsin, ama gece saat 10'da dön, yoksa bundan sonraki üç gece dışarı çıkamazsın," derse, bu bildirime sadık kalmalıdır. Eğer oğlu eve gece 10.30’da dönerse, o söylemiş olduğu şeye bağlı kalmak için sonraki üç gece boyunca oğlunun öfke nöbetlerine dayanmaya gönüllü olmalıdır.

Kuşkusuz, eğer o bunu tutarlı bir biçimde yapmışsa, oğlu kuralları bozduğu takdirde ebeveyninin cezaya sadık kalacağını anlayacaktır. Ama eğer ebeveyn "anlayış" gösterir ve oğlunun dışarı çıkmasına izin verirse, oğul artık ona saygı duymayacak

ve o da kendisine saygı duymayacaktır. Bu insan sözünün arkasında durmayı öğrenmelidir. Vermiş olduğu söz, diğer kişiyi üzme korkusundan daha güçlü olmalıdır. Oğlak Kuzey Düğümü insanı bu enkarnasyonda kendisinden sorumlu olmayı öğreniyor: O, "büyüdüğü zaman ne olmak istediğini" anlamaya ve hedeflerini açıklığa kavuşturmaya çalışıyor. Onun kendisinden sorumlu olması, kendi hayatını kazanmasını ve daha önce sorumluluğu hiç üstlenmediği başka düzeyleri bulmasını içerir. Bu heyecan verici ve meydan okuyucudur ve ona büyüme ve gelişme şansı verecektir!

YETİŞKİN YAKLAŞIMLARINI ÖĞRENMEK

Oğlak Kuzey Düğümü insanı bu enkarnasyonda bir yetişkin olmayı ve çocuksu tepkiler göstermeyi bırakmayı öğreniyor. Bir yetişkin olmak onun kendisini bir hedefe gerçekten adamasını gerektirir. Bunu yaptığında, yaşamının o alanı kesinlikle sihirli bir hale gelir. Birden her şey onun yararına işler, o canlılık ve güvenle dolar ve başarıya giden yolda kolayca ve büyük bir sevinçle yürür. O kendisini yaşamının henüz istediği sonuçlan vermeyen alanlarına adamalıdır. Korkuyla yüzleşmeye gönüllü olmak ve kendini bir hedefe adama alışkanlığını geliştirmek, onun için özsaygısının ve başarının anahtarıdır.

Bu insan çoğunlukla bir "aşırılık" niteliğine sahiptir o "bir sonraki şeye geçmek" ister. Bu duygusal huzursuzluk onun kendisi için neyin önemli olduğunu anlamasını ve onu gerçekleştirmesini engeller. O belirli bir hedefe odaklanır odaklanmaz, huzursuz duygusal enerji üretken bir yönde kanalize olur. O zamana kadar, o yalnızca başkalarının hedeflerine doğru çalışıyor olacak ve kendisine sunulan fırsatları asla fark edemeyecektir.

Ayrıca, Oğlak Kuzey Düğümü insanı bazen fırsatlardan yararlanma konusundaki yeterliliğinden de kuşkuya düşer. Çocuksu bir biçimde, o gerçekten bilmediği şeyleri bilmesi gerektiğini düşünür ve deneyimsizliğini o bilgi onun için önemli değilmiş gibi davranarak gizlemeye çalışır. Yetişkin perspektifi, herkesin hedeflerine erişmek için başkalarının bilgisine muhtaç olduğunu anlamaktır hiç kimse, daha deneyimli olanların bilgi ve tavsiyeleri olmadan bir hedefe erişemez. Bu insan, kendi içsel gerçeğini dinlemek yerine dışsal otoritelere itaat etmeye fazla hazır da olabilir. O bir başkasının uzmanlığını özellikle eğer ona çok para ödüyorsa körlemesine takip edebilir, hatta başka bir şeyin daha iyi sonuç vereceğini kalben bilse bile, bunu yapabilir. Ancak, o kendisine itimat etmeyi ve onun için neyin iyi sonuç vereceğini hiç kimsenin onun kadar bilemeyeceğini hatırlamayı öğreniyor.

Bu insan nihai otorite olmakta zorlanır. O başka birisinin himayesi altında sorumluluğu üstlenebilir, başkalarına talimatlar verebilir, patron olabilir ve çalışanları denetleyebilir. Başka birisinin hedefine doğru çalışmak onun için daha kolaydır. O bu işin onurunu kazanmayı umursamaz ve kesinlikle nihai sorumluluğuüstlenmek istemez.

İroni şu ki, Oğlak Kuzey Düğümü insanı "patron" olma konusunda diğer düğümsel gruplardakilerden daha yeteneklidir. O başkalarına karşı duygusal olarak o derdi duyarlıdır ki, yönetimi ele aldığında bunu başkalarını küçültmeyen bir biçimde yapar. Hedefine kimse tarafından engellenmeden erişebilir, çünkü yol boyunca hiç kimseyi darıltmamıştır. Bunun sonucunda, hedefi ne kadar yüksek olursa olsun,

herkes onun hedefine erişmesini destekleyecektir. Aslında, bu enkarnasyonda o, bir kez kendisini profesyonel başarıyı yaratmaya adadığında, ona kolayca erişmeye programlanmıştır.

Bu insan genelde iyi bir iletişimci olmadığını düşünür, ama o sadece duygusallaştığında bu alanda zorlanır. O duyguları içinde kaybolmasına izin verdiğinde, doğru düşünemez; o zaman, konuştuğunda, bu sadece bir duygu karmaşası olur! Ancak, eğer duygularından geri çekilir ve "yönetici" yanıyla konuşursa, başkalarında saygı ve işbirliği yapma arzusu uyandıracak sözcükleri bulur. Fark, onun eriştiği yanıdır: Duygusal yanı ya da yetişkin yanı. Eğer o duygusal olursa, kendisine şöyle sorarak içsel dengesini yeniden kazanabilir: "Bu durumun sorumluluğunu yetişkin bir bakış açısından üstlenmek için ne yapabilirim?"

Oğlak Kuzey Düğümü insanının gücü yaşlandıkça artar. Bu onun yaşamının her alanı, özellikle de profesyonel yaşamı ya da hedeflere erişmeyi içeren diğer alanlar için geçerlidir. Geçen yıllar da onun işleri daha az kişisel olarak almasına yardımcı olur. İşler ters gittiğinde, o kişisel olarak hatalı olmadığını anlar farklı şeyler bir araya gelip zor bir durum yaratmıştır. Bu insan genişlemeye ve daha geniş, daha şefkatli bir görüş edinmeye başladığında, kendisine de daha yumuşak davranır. O her şey için kendisini suçlamayı bıraktığında, başkalarını suçlamayı da bırakır.

GEREKSİNİMLER

GÜVENLİK

Oğlak Kuzey Düğümü insanı kendisini güvenli hissetmeye doymaz bir ihtiyaç duyar. O geçmiş yaşamlarda beslenmeye ve korunmaya alışmıştır ve bu yaşamda onun başkalarının geçimini sağlaması programlanmış olmasına karşın, o kolay yaşamaktan, mümkün olduğunca az çaba göstererek yaşamaktan hoşnut olur! O rutinlerin güvenliğini sever: Belli bir saatte uyanmak, belli bir saatte yemek yemek, eve gelmek, televizyon izlemek ya da okumak, belli bir saatte yatmak. Ancak, sonunda, o özgüveninin riskler alabileceğini ve başarılı olabileceğini bilmenin daha büyük olan güvenliğini bulmak için rutinlerini geride bırakmak zorunda kalacaktır.

AİT Olmak

Bu insan "ait olma"ya derin bir ihtiyaç duyar. Geçmiş yaşamlarda, o ailesiyle güçlü bir biçimde özdeşleşti ve bir grubun parçası olmaktan rahatlık duydu. Şimdi o ayırt edici olmayı öğrenmeli ve gereksinimini sorumlu bir biçimde doyurmak için ona bu ait olma duygusunu veren insanlarla birlikte zaman geçirmeyi seçmelidir. Ev ve mal mülk de ona bir güvenlik duygusu vermekte önemlidir. (Ancak, doğum haritasında bunun aksini gösteren etkenler olmadıkça, bu insan para kazanma bakımından çok iyi bir "emlak karması"na sahip değildir.) Eve odaklanmasından ötürü, o evde çok zaman geçirebilir. Bunu yaptığında, ev onun genişlemesini ve yaşamının sorumluluğunu üstlenmesini engelleyebilir. Eğer bu insan kendi işini yönetiyorsa, onu kendi evinden yönetmemesi başka birinin evinde olsa bile bir yer kiralaması onun için daha iyi olur. O enerjisini hareket halinde tutmak için düzenli olarak dış dünyaya çıkmalıdır. Evde fazla zaman geçirmek onun için fazla rahat olabilir ve yaşam dış dünyayla etkileşimden kaçınmak için kullandığı bir rutin haline gelebilir. Böylece, gerçek canlılık, gelişme ve ilerleme için fırsat kaçırılır.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı ait olmamaktan korkar ve kabul edilmek için nasıl davranacağını bilmez. Bu yüzden, "grup" tarafından hangi davranışların onaylandığım görmek için çevresine bakar ve sonra öyle davranmaya çalışır. O yakınlığın açlığını çeker ve bunu elde edebilmesinin tek yolunun gruba boyun eğmek olduğunu düşünür. Ancak, gerçekten istemediği halde gruba uymak onun için derin bir düş kırıldığı kaynağı olabilir. Grup genellikle ona boyun eğerek karşılık vermez.

Bu insan, bir "klan"ın ya da "klik"in bir parçası haline geldiğinde de yoldan çıkar, çünkü o "benimsediği" prensipleri başka gruplara uygular, bu da onun kendisini yabancılaşmış hissetmesine yol açar. Ve o bunun nedenini anlamaz! Ait olma ihtiyacını bir kliğin parçası olarak karşılamaya çalışmaktaki sorun, bunun başka grupları dışlamayı gerektirmesidir o, yalnızca sınırlı sayıda insana ait olduğunu düşünür. Onun kendisim kişisel yaşamından daha büyük bir davaya adamasının iyi sonuç vermesine karşın, o ayırt etmeyi unuttuğunda, sorunlar ortaya çıkar. Örneğin, eğer o Cumhuriyetçi Partili bir grubun içinde bulunurken bu partinin politikasını ateşli bir biçimde destekliyorsa, bu grup onun kendisini onlara aitmiş gibi hissetmesini sağlayacaktır. Ama aynı ateşlilik onun Demokrat Partililerle dolu bir odada kendisini yabancılaşmış hissetmesine yol açacaktır. Eğer o kendisini kabul edilmiş hissetmek istiyorsa, konuştuğu insanlarla ortak hangi prensipleri varsa onlara odaklanmalıdır.

BAŞARISIZLIK KORKUSUNA KARŞI ÖZSAYGISI

Oğlak Kuzey Düğümü insanının öylesine abartılmış bir başarısızlık korkusu vardır ki, bu onu adeta felç eder ve başarıya götürebilecek değişiklikleri yapmasını engeller. O, başarısızlığa uğramaktan korktuğu sürece, başkalarına güvenerek "paçayı kurtarabileceğini" düşünür. Bir yetişkin olmaya ve başarı için fırsatlar aramaya "yeterince hazır" olmadığını düşünür. Ancak, er ya da geç kimsenin onunla ilgilenmeyeceğini anlar bu enkarnasyonda bu böyle programlanmamıştır.

Bazen bu insan, korkularıyla karşılaşmaktan ve dış dünyaya çıkmaktan kaçınmak için her mazereti hatta yaşım bile kullanır. Yıllar boyunca kendi kendisiyle güreştikten ve sonunda "misyonunu" başarmadan doyuma ulaşamayacağına karar verdikten sonra, yaşının hedefine erişmesini engelleyeceğine karar verebilir. Yaşlanma korkusu bu insan için onun büyümek istemeyen yanının bir yansıması olabilir.

Ancak, Oğlak Kuzey Düğümü insanı yaşlanmayı kucaklaması gereken bir insandır: "Çok şükür, sonunda olgunluğa eriştim!" Onun kucaklayacağı şey, yaşamı anlamlı kılacak, ona doyum getirecek ve özsaygısı verecek bir hedefe doğru çalışmaya başlama isteğidir. Bu insanın yaşlanmanın profesyonel olarak onun aleyhine işleyeceğini düşünmesi mantıksızdır: Onun aradığı roller, genellikle, o yaşlandıkça yükselir, çünkü yaşı ona daha çok güç, güvenilirlik ve otorite verir. Bu insan, hedeflerine daha önce de erişebilir, ama genellikle, o yaşamının ikinci yarısında en nihayet bir görüşü benimseyip savunur. Bu yüzden, o yaşlanma kaygısının baskısını hissettiğinde, bu aslında onun psişesinin "Artık zamanı geldi!" demesidir.

Bu insan, eğer hedefine erişmek için hiçbir çaba göstermezse, bu çabayı yüzde yüz gösterip de başarısızlığa uğradığında olacağından çok daha mutsuz olacağının farkındadır. Ona sürekli olarak, "Ya başarısızlığa uğrarsan?" diyen ses, onun dış

dünyaya çıkmasını istemeyen geçmiş yaşam mekanizmasının bir parçasıdır. O ses aslında, "Büyüme... Dışarı çıkma," demektedir ve bu kendi kendini yenilgiye uğratıcı bir durumdur. Eğer o bu sese kulak verirse, hiçbir zaman özsaygı kazanamayacaktır.

Geçmiş bir yaşamda, Oğlak Kuzey Düğümü insanının onun dışarı çıkmasına izin vermeyen bir kocası, ya da aşırı koruyucu bir ebeveyni olmuş olabilir. Ama bu sonunda gelip, "Tamam, yetti artık!" demeye ve kendi durumunun sorumluluğunu üstlenmeye dayanır. O anda, bu insanın yaşamındaki pozisyonu tamamen tersine döner. Bu düğümsel gruptaki insan tüm sorumluluğu üstlenmeye gönüllü olduğunda, kendi yaşamı üzerinde kontrol uygulamaya başlar ve özsaygısı kazanır, bu da onun her şeyden çok ihtiyaç duyduğu şeydir.

Aslında, bu insan belli bir eylemin doğru olup olmadığı konusunda kuşkuya düştüğünde, "doğru yolda" olduğunu belirlemek için özsaygı göstergesini kullanabilir. Örneğin, eğer o birisini arama konusunda kararsızsa, kendi kendisine şunu sorabilir: "Sonucu her ne olursa olsun, bu telefonu etmem bana bir özsaygısı duygusu verecek mi?" Eğer yanıt evetse, o, telefon ederek "kazanacaktır." Eğer yanıt hayırsa, o pozisyonunu yeniden düşünmelidir.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı duygusal bir sis içinde yüzmeyi sever, bu da onu otomatik olarak "daha düşük" bir pozisyona sokar. Ama o yaşama "yönetimi ve sorumluluğu üstlenme" pozisyonundan yaklaştığında, her şey değişir ve o kendisini güçlenmiş hisseder. Yine de, bunu yapmanın çevresinde epey korku vardır, çünkü o buna alışık değildir ve mükemmel ya da yetkin olmamaktan korkar. Ama ne kadar ertelerse ertelesin, o bu yaşamda er ya da geç ayağa kalkmak, yönetimi ve sorumluluğu üstlenmek zorunda kalacaktır. Bu tutum değişikliğini ne kadar çabuk yaparsa, o kadar çabuk mutlu olmaya başlar.

Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve öğretmen olmak isteyen bir müşterim vardı. Birçok eğitimci üniversiteden hemen sonra öğretmenliğe başlar, ama bu bey üç üniversite diploması alana dek bunu ertelemişti ve o zaman bile kendisini bu "sorumluluğu üstlenmeye" hazır hissetmemişti. En sonunda, o bunu yaptı ve bu insan için gerekli olan budur. Bir kez o cesur bir adım atıp, eyleme geçtiğinde, başarısı yeteneklerini onaylar.

Bir kez bu insan yönetimi üstlendiğinde, duygusal gereksinimlerine de hâkim olur ve onları karşılayabileceğinden emin olabilir. Artık başkalarının insafına kalmadığından, o en nihayet kendi kendisine yeterli olduğunu hisseder ve güven duyar.

Olumlu Bir Odağı Korumak

Oğlak Kuzey Düğümü insanı, motivasyon, şevk ve destekleyici enerji sunarak insanları hayallerinin peşine düşmeye teşvik etmekte iyidir. Şimdi o kendisini nasıl teşvik edeceğini öğreniyor. Bu insan, karanlık ruh hallerinin etkisinde kalmasına karşın, kendisini çabuk toparlar. O, "dibe batıp da orada kalmaz;" dibe itildiğinde, yeniden yukarı çıkar. O sadece şunu hatırlamalıdır: İşler tam onun istediği gibi sonuçlanmasa da olur. Onun yapması gereken şey, dışarı çıkıp elinden geleni yapmaktır.

Bu insanın duygularıyla eşsiz bir bağlantısı vardır. O, hissederek, "Bunu

yapabileceğine eminim!" dediğinde, bu başkalarına ve kendisine hedeflerine gerçekten erişebileceği konusunda güven verir. O, böyle güçlü bir zihin his bağlantısına sahip olduğundan, aynı zamanda iyi bir şifacıdır. Ancak, kendisi ve sevdikleri için gerçekten bir teşvik kaynağı olmak için, o her durumun potansiyel olarak olumsuz sonuçlan üzerinde durma alışkanlığını yenmelidir. O diğer kişiyi yol boyunca incinmekten "koruduğunu" düşünür, ama aslında o diğer kişinin yolu üstünde engeller yaratmaktadır. O sadece olumlu sonuçlar elde etmeye odaklanmalıdır. Bu insan normal olarak cesur değildir ve diğer düğümsel burçlardakilerin alabilecekleri riskleri göze almaz. Bu yüzden, önemsediği kişiler hayatta bir risk alma konusunda heyecanlandıklarında, o bilinçli olarak olumlu bir tutum sergilemelidir.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı için en iyi yol, başarıyı yaratmaya konsantre olarak korkularını yenmektir. Onun olumsuz yana bakması, sadece, kazanmak için gereksindiği odaklanmanın enerjisini tüketir. O kendisine geçmişteki başarılan hatırlatmak ve belli hedeflere pratikte nasıl erişebileceğine konsantre olmalıdır. Olumluya odaklanmayı öğrendiğinde, duyguları onun istediği sonuçları yaratmasını ve başkalarını da başarmaya teşvik etmesini destekleyecektir.

Sorumluluğu Üstlenmek

Bu insan, çoğunlukla, sınırlı hedefler çerçevesine sahiptir. Tüm zamanını aile ortamında geçirmiş olduğu geçmiş yaşamlardan ötürü, o dış dünyada bulunma açısından yenidir ve deneyimden gelen güvenden yoksundur. Ama bu yaşamda, onun, yönetimi ve sorumluluğu üstlendiği ve ona sunulan fırsatları kabul ettiği her seferinde kazanması programlanmıştır. Olumlu deneyimler yoluyla o kendi yeteneklerine güven duyacaktır. O şunu fark etmelidir ki, onun hedefleri çoğunlukla "güvenli" olduğundan ve riskler almaya dayanmadığından, başkalarının görüş ve tavsiyelerine açık olması ona yarar sağlayacaktır. Bu görüşler ve tavsiyeler onun kendi başına düşünemeyeceği yeni düzeylere doğru genişlemesine yardımcı olabilir.

Sorunlarla Karşılaşmak

Oğlak Kuzey Düğümü insanı çok açık olduğunu düşünebilir, ama aslında o neler hissettiğini paylaşmakta epey zorlanır. O andaki durumunun çok ötesini görmediğinden, o başkalarına sığ görünebilir. Her şeyi kolayca anlayabilir bu insanlar çoğunlukla çok zekidirler ama fikirlerini uygulamak ona zor gelir. O kadar çok olumsuz düşüncesi vardır ki, işleri başarmak ya da sorunlara olumlu bir biçimde yaklaşmak onun için zordur.

O sorunlardan kısmen kaçınır, çünkü diğer kişinin neden belli bir biçimde karşılık verdiğiyle ilgili o kişiye gerçekte neler olup bittiğini sormadan birçok neden düşünür. O kişinin onu neden reddettiğiyle ya da söylediği şeyi neden söylediğiyle vb. ilgili "hislere" ve "önsezilere" kapılır. Ne var ki, onun içgüdüleri hemen her zaman yanlıştır. Eğer geriye dönüp önceki deneyimlere bakarsa, diğer kişinin davranışının ardında bulunduğundan kuşkulandığı şeyin çoğunlukla yanlış olduğunu görür. Bu yüzden, onun için en iyi yol, diğer kişiye neden öyle karşılık verdiğini açıkça sormak ve sonra onun söyleyeceklerini dinlemektir.

Bu insanın başka bir kişiyle arasındaki bir sorunu çözmeye çalışmadan önce zihninde

belli bir hedef belirlemesi yararlı olur: Birlik yaratmak istemek, ilişkiyi bitirmek istemek, daha iyi sonuçlar almak amacıyla davranışını değiştirebilmek için geribildirim istemek, vb. Eğer onun ilgili kişilerin duygularından ayrı olan belirlenmiş bir hedefi varsa, bu onun objektif kalmasına yardımcı olur. Örneğin, eğer o bir çalışanı işten çıkarmak zorundaysa, hedefe odaklanmak çalışanı işten çıkarmak onun olayın neden olduğu duyguların yoğunluğu içinde kaybolmasını engelleyecek olan tek şeydir.

Bir dostlukta bir yanlış anlamayı giderirken onun için en iyi yol, zihninde bir hedef belirlemesi ve niyetini diğer kişiye bildirmesidir: "Bak, seninle paylaşmak istediğim bir şey var ve niyetimin aramızda daha büyük bir yakınlık yaratmak olduğunu bilmeni istiyorum." Bu insan sorumluluk üstlenip, duygularının incinmiş olduğunu diğer kişiye bildirirse, çoğunlukla, o kişinin onun nasıl etkilendiğini fark etmemiş olduğunu görür.

DÜRÜSTLÜK

Oğlak Kuzey Düğümü insanı açık sözlü olmayı ve neyi bilip neyi bilmediği konusunda dürüst olmayı öğreniyor. O, tüm yanıtları bilmediğinde kendisini yetersiz hissettiğinden, ezici görünen durumlarda çoğunlukla hiçbir şey yapmaz ya da, geçmişinden gelen bir davranış kalıbıyla karşılık verir. O, yanıtları olmadığında bunu diğer kişiye açıkça söylemeyi ve o kişinin neye ihtiyaç duyduğuyla ilgili daha çok geribildirim almayı öğreniyor. Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve lise öğrencilerine tüm bando enstrümanlarını çalmayı öğreten bir müşterim vardı. Müşterim davullarda ustalaşmıştı ve diğer enstrümanları ancak yüzeysel olarak biliyordu. Bir gün bir öğrenci ona borazanla ilgili bir soruyla geldi: "Fa notası nasıl çalınır?"

Müşterim kaygılanmıştı: "Ya ona yanlış bir şey söylersem? Budala gibi görünürüm!" Ama o değişik biçimlerde yanıtlayabileceğini biliyordu. O, öğrencinin gözünü korkutabilirdi: "Ne demek istiyorsun? Sen bilmiyor musun?" bu, öğrencinin gereksindiği yardımı ondan esirgemek olurdu. Ya da o şöyle diyebilirdi: "Dinle, şu anda bilmiyorum, ama bir bakar ve sana söylerim." Bu insan "bilmiyorum" dediğinde, bu onu başkalarıyla eşit kılar ve aradığı yakınlık duygusunu oluşturur. O işi sonuna kadar götürüp istenen bilgiyi bulduğunda, saygı ve takdir görür.

İlk adım, "bilmediğini" kabul edecek alçakgönüllülüğü göstermektir. Sonra o daha çok bilgi arayabilir. O öteki yolu (aşırı duygusal bir tepkiyle o kişinin gözünü korkutmayı) seçtiğinde, o kişiyi kendisinden uzaklaştırır ve bu onun arzuladığı yakınlık yerine, güvensizlik ve savunmacılıkla sonuçlanır.

Duygusal Tutsaklıktan Kurtulmak

GEÇMİŞİ BIRAKMAK

Oğlak Kuzey Düğümü insanı çoğunlukla, ebeveynlerinden birinden ya da her ikisinden de hoşlanmaz ve ona karşı soğukluk hisseder. O bunu açıkça ifade etmeyebilir, ama içinin derinliklerinde hisseder. Ebeveynlerinin ona dış dünyaya başarıyla açılmak için gereksindiği desteği vermemiş olduklarını düşünebilir. Ya da ebeveynlerinin onu olması gereken kişiden başka birisi yapmaya çalıştıklarını

düşünebilir. Bu düşünceler onun doğal yeteneklerinin elverdiğinden daha azını başarmasına neden olabilir. Bu adaletsizlikten ötürü ebeveynlerini cezalandırmak için bilinçaltı bir girişimle, o kendisini hedeflerine erişmekten alıkoyabilir. Örneğin, eğer ebeveyni bir keresinde bu insana başarısız biri olduğunu söylemişse ya da onun "yeterince iyi olmadığını" hissetmesine neden olmuşsa, o bu kötü muameleden ötürü ebeveynini cezalandırmak için kendi kendisini sabote edebilir. Böylece ebeveynine, "Bak, ben başarılı değilim ve bu hep senin suçun!" demiş olur.

Başarılı olmak için, bu insan kendi çıkarlarını ve özsaygısını, ebeveynlerini ya da başkalarını haksızlık yapmakla suçlama arzusunun önüne geçirmelidir. O şunu söyleyebilmelidir: "Evet, sen haklısın. Ben, eskiden yapabildiklerimden daha çoğunu başarmaya muktedirim." Bu olgunluk gerektirir. Bu ayrıca, geçmişte yaşamamak için bilinçli olarak çaba göstermeyi ve şimdi yaşamını güçlendiren şeye odaklanmış kalmayı ona özsaygısı getiren şeyleri yapmayı da gerektirir.

Duygulara Hâkim Olmak

Oğlak Kuzey Düğümü insanı öylesine duyarlıdır ki, o başkalarının sözleri, duyguları, beden dili ve onlara eşlik eden tüm çelişkiler ve belirsizlikler de dâhil, tüm iletişim düzeylerinin farkındadır! Birisi ona bir kararını ilettiğinde, o bunun altındaki çelişkili duyguları hemen fark eder. Örneğin, birisi onu akşam yemeğine davet etse ve o, "Hayır, teşekkür ederim," dese, o kişi "Peki, başka sefere," dese bile, bu insan saatlerce o kişinin bu konuda başka neler hissettiğini düşünüp endişelenecektir düşündüğü şey doğru olabilir de, olmayabilir de! O, arkadaşının, düş kırıklığı ve anlayış duygularını hesaba katarak "Peki, başka sefere," dediğini hatırlamalıdır. Bu insan, başkalarının altta yattığını imgelediği duygularına değil gerçek yanıtlara uyumlanmayı öğreniyor.

Bu insan eğer zaman ayırıp durumları baştan sona düşünürse daha iyi eder, çünkü beklenmedik bir olay ya da yeni bir bilgi onun duygulanımı köpürüp düşünüşünü karıştırmasına neden olabilir. Bazen, eğer o bir çözüm bulamaz ya da hemen bir karar veremezse, düş kırıklığıyla tepki gösterir. Çok fazla duygusal müdahale olduğundan, nasıl karşılık vereceğini bilemez. Ama bir görüşü benimseyip savunmak bir karar vermeyi içerir ve insanın verdiği hemen her kararda çelişkili duygular vardır. Önemli olan, olası geri tepmelere değil, karara odaklanmaktır. Olumsuz geri tepmelerle başa çıkmak sadece bir gelişme ve güçlenme fırsatıdır.

Oğlak Kuzey Düğümü insanının, kendisini duygularının içinde yitirmesini önleyecek belirlenmiş bir hedefe de ihtiyacı vardır. Eğer bir avuç dolusu yengeci bir fıçıya koyarsanız, fıçının kapağı açık olsa ve yengeçler yukarı tırmanıp fıçıdan çıkabilecek halde olsalar bile, onlar fıçının dibinde kalacaklardır. Ara sıra, bir yengeç fıçının kenarından yukarı tırmanmaya başlasa bile, diğer yengeçler onu tekrar dibe çekeceklerdir. Bu insanın duyguları da o korkak ve paylaşmak istemeyen yengeçler gibidir: O özgürlüğe ulaşmaya ve hiçbir şeyin onu engellemesine izin vermemeye karar verene dek, duyguları daima onu aşağıya çekerler!

Bazen bu insanın, onu duygularıyla yüzleşmenin gerekliliğine uyandıran bir olayın acısını çekmesi gerekir o zaman yaşam çok daha kolaylaşır. O noktaya dek, o duygularının kurbanı olur sürekli olarak duyguları tarafından ezilir. O duygularına bir bütün olarak bakmayı öğrenene dek, duyguları onun kaçınmak istediği ürkütücü

ve "kontrolsüz" bir şeyi temsil eder. Bu insan kendisini olumsuzluğa kaptırdığında, olumsuz duygular onu ezer ve o olumsuz fiziksel tepkiler hissetmeye başlar.

Onun bu yaşamda yapması gereken en önemli şeylerden biri, olumlu duyguları güçten düşürücü olumsuz duygulardan ayırt etmektir. Kendisini kaptırdığında bu insan için Pandora'nın kutusu olan dört temel duygu vardır: Korku, Öfke, Suçluluk ve Güvensizlik. O bu dört duygudan herhangi birine kapılmayı kaldıramaz, çünkü ne zaman duracağını bilmez! Örneğin, bir kez o Suçluluğa girdiğinde, giderek daha çok suçluluk duyar suçluluk duygusuyla dolmaya devam eder ve bu bir ömür boyu böyle sürer.

Bu insan olumsuz duygulara kapılmaya o denli koşullanmıştır ki, bunu yaptığını bile bilmez. Bu dört duygudan birini hissederken bunu fark etmek ve sonuçlarının farkına varmaktır. Örneğin, o öfkelenmesine izni verdiğinde, kısa bir süre için gerçekten "delirebilir." Eğer salim kafayla düşünüyor olsa söylemeyeceği ya da yapamayacağı şeyleri söyler ve yapar. O, bu dört duyguya göre hareket etmenin sonuçlarını fark etmelidir ve parçalayıcı etkiyi görecektir. O zaman, tıpkı elinin yandığını gördüğünde onu kızgın sobanın üstünde tutmayacağı gibi, durmayı öğrenebilir.

Diğer düğümsel gruplar çizgiyi nerede çekeceklerini bilirler ve bu duyguları davranışlarını değiştirmek için bir "uyanış çağrısı" olarak kullanabilirler. Ama Oğlak Kuzey Düğümü insanı duygularına bağımlıdır ve tıpkı alkoliklerin bir kadeh içmelerine bile izin veremeyecekleri gibi o bu "büyük dörtlü"den herhangi birinekapılmasına kesinlikle izin veremez. Korku, Öfke, Suçluluk ve Güvensizlik sadece zihinsel olarak güçten düşürücü değil, fiziksel olarak da tehlikelidir. Öte yandan, Sevinç, Sevgi ve Takdir Etme haz verici ve sağlıklıdır. Aslında bu "büyük dörtlü"nün dışındaki diğer duygular bu insan için iyidir, çünkü onlar kontrolsüz aşırılığa yol açmazlar.

İLİŞKİLER

Duygularla Başa Çıkmak

Oğlak Kuzey Düğümü insanı kendisini geri çekmeyi ve başkalarının duygularına kapılmasına izin vermemeyi öğrendiğinde bundan herkes kazançlı çıkar. Diğer insanlar kazanırlar, çünkü bu insan uygunsuz biçimde tepki göstermeden, onlar neler hissettiklerini ifade edebilirler. Oğlak Kuzey Düğümü insanı kazanır, çünküduygusal tepkileriyle karşılaşmamak için başkalarını yatıştırmak, ödün vermek zorunda kalmaz. O diğer kişiyi objektif biçimde izleyebilir ve kendi kendisine şöyle diyebilir: "Evet, Joe bir huysuzluk nöbeti geçiriyor," ya da "Mary yine Mary'liğini yapıyor." O olumsuz enerjinin içine çekilmeden başkalarının kendileri olmalarına izin verebilir. Sağlıklı bir duygusal mesafe koyma alışkanlığı edinmek için, kendi kendisine şunu hatırlatabilir: "Başkalarının kendileri olmalarına izin verdiğimde, ben özgür olurum."

BAĞIMLILIK

Geçmiş yaşamlarda, bu insan ne zaman üzülse başkalarının onun yardımına koşmalarına alışmıştı, bu da onun duygusal denge için başkalarına güvenmesine yol

açmıştı. Ancak, bu ona pahalıya mal oldu: Bu davranış onu kendi sorunlarını çözmeye muktedir olduğunu bilmenin ve duygusal hallerinden sorumlu olmanın gücünden yoksun bıraktı.

Başkalarından aşırı destek görmek aslında onun için bir köstek haline geldi ve kendi başına "toparlanamayacağını" hissettiği derin bir güvensizlik yarattı. Bu yüzden, bu enkarnasyonda onun artık duygusal bağımlılık oluşturmasına izin verilmemiştir. Gerçekten üzüldüğünde ve "paramparça" olduğunda, bu onun için iyi sonuç vermez onun haritasında bu böyle oluşturulmamıştır. O, ne zaman aşırı duygusal olsa, başkalarının onunla ilgilenmek yerine, çekip gideceklerini bilmelidir. Bu, yaşamın kendi kendini baltalayıcı duygusal bağımlılığı durdurma biçimidir.

Oğlak Kuzey Düğümü insanının duygusal üzüntüleri dipsiz bir kuyudur. O dikkat görmek ister: Birisinin onun duygusal haline girmesini ve onu düzeltmesini ister. Ama o buna göre davrandığında, duygusal çılgınlıktan sonra kendisini iyi hissetmez ve diğer kişinin onun için kötü düşünmemesini umar. İşte bu yüzden, bilinçli olarak, başkalarının saygısını kazanacak ve daha da önemlisi, kendi özsaygısını artıracak biçimde davranmak onun için çok önemlidir. Bu onu doğru yolda tutan ve değişen ruh hallerinin batağında yol gösteren bir pusuladır.

Bu insan özellikle ailesine aşırı bağımlılık geliştirmeye yatkındır bu bir "dünyaya karşı biz" duygusudur. Onun yurtsever olmasının nedeni de budur bu, "onlara karşı biz" prensibinin bir uzantısıdır. Çoğunlukla o vergisini tam olarak ödemek için çaba gösterir; ülkesini, yani genişlemiş "aile birimini" desteklemek için kendi payına düşeni yapmak zorunda olduğunu hisseder. Bilinçaltı olarak, hâlâ, yaşamını sürdürebilmek için aileye bağımlı olduğunu hisseder. Geçmiş yaşamlarda, eğer aile onu reddetmişse, o kendisini geçindiremez ve yaşamını sürdürmesi tehlikeye girerdi. Oğlak Kuzey Düğümü insanı başkalarına bel bağlaması gerektiğini düşünür. O, orada başka birisinin bulunduğunu bilmek ister ve bir bağımlılık alışkanlığı yaratabilir: İnsanları arabasıyla götürür, onlara öteberi satın alır, vb. Onun tüm yaşamı diğer kişinin çevresinde döner.

O birisinin onu desteklemek için orada olduğunu hissettiğinde, dünyaya başarıyla girmek için gereken cesareti toplayabilir. Ancak, o kişi birden çekip gidecek olursa, bu insan hem profesyonel ve hem de kişisel olarak paramparça olur. Yıllarca başarılı olmuş olsa bile, hedeflerine erişemeyeceği düşüncesiyle dehşete düşer.

Aslında, bu insan güçlü biridir. Bunu yanlış anladığında ve gücü partnerine verdiğinde, bu, ilişki için felaket anlamına gelir. O yönetimi ve tüm kararları vermeyi partnerine bıraktığında, bir yetişkin olmaz ve sonunda partnerinin saygısını ve sevgisini kaybeder. Yine de, o herhangi bir noktada durumu tersine çevirebilir, kendi kendisine, "Pekâlâ, şimdi gücümü geri alacağım ve bu ilişkide bir yetişkin olmaya başlayacağım," diyebilir ve davranışını değiştirebilir.

Bazen, Oğlak Kuzey Düğümü insanı evlendiğinde, onun "çocuk kalıbı" harekete geçer. O, güvenli "aile" duygusunu elde eder etmez, diğer kişiye tüm sorumluluğu vermeye başlar. O bunu yaptığı sürece, asla mutlu bir evliliğe sahip olamayacaktır. Ne zaman bu insanın aşırı duygusal çocuk yanı ortaya çıksa, durum baş aşağı gider. Ama onun yapması gereken tüm şey, bilinçli olarak yetişkin yanma erişmek ve onu hemen uygulamaya başlamaktır! Bir kez o kendi başarısının sorumluluğu

üstlendiğinde, diğerleri onu asla düş kırıklığına uğratmazlar. Oğlak Kuzey Düğümü insanı yönetimi üstlenmiştir ve onun yaşamı sihirli bir hale gelir.

Kontrol

Oğlak Kuzey Düğümü insanı kendisini, kendi isteklerini öne sürmekte zorlanır, çünkü başkalarını üzmek istemez. Eğer diğer kişiyi incitirse, kendisini kötü hissedeceğini bilir, bu yüzden gerçekten istemediği zaman bile razı olma eğilimindedir. Eğer ona yakın olan birisi bir şey yapmak ister ve o yapmak istemezse, diğer kişiyi mutsuz etmektense, ona katılır ve mutsuz olur. Bu tür bir durumda yönetimi üstlenmek için onun yapacağı en iyi şey, "Bunu yapmak istemiyorum" demek, bunun nasıl ters etkili olacağını açıklamak, kendisinin ne yapmak istediğini bildirmek ve ona bağlı kalmaktır. Bu özsaygısını geliştirir. O bunu duygusal bir yükleme olmadan yaptığında, bu diğer kişiye genellikle uygun gelir, böylece her iki insan da mutlu olur.

Bu insan başkalarının duygusal tepkileri tarafından yönetildiğini hissettiğinden, o da başkalarını kendi duygusal patlamalarıyla yönetmeye çalışır. Üzüldüğünde ya da sinirlendiğinde, duyguları onun sözlerini ve enerji alanını doldurur ve diğerleri çoğu kez ona boyun eğerler, çünkü onlar Oğlak Kuzey Düğümü insanı istediğini elde edemediğinde ortaya çıkan yoğun duygularla uğraşmak istemezler.

Sonucu belirleyen şey, onun kendi isteğini öne sürme tarzıdır. Örneğin, eğer o geç saatlere kadar çalışacaksa, mazeretler ileri sürme eğilimindedir: "Şey, sanırım işimi otuz dakikada bitirebilirim ve sonra hemen aşağıya inip akşam yemeğini hazırlarım... Ve sen ne yemek isterdin... Aman Tanrım, aman Tanrım." Bu bir yetişkin olmak değildir; bu karşısındakini hoşnut etmeye çalışan bir çocuktur. Bir yetişkin şöyle bir şey söylerdi: "Bu akşam saat dokuza kadar çalışacağım, bu yüzden yemek yapacak vaktim yok, sen istersen çıkıp dışarıda yemek yiyebilirsin."

Öte yandan, eğer birisi onun bir şey yapmasını ister ve o da duygusal yükle, "Hayır, bunu yapmak istemiyorum!" derse, o kişi isteğinden vazgeçecektir. Ama bu yakınlığı geliştirmez. Bu insanın yapması gereken şey, akla uygun bir kendini yönetme pozisyonu oluşturmaktır: "Bu hafta sonu seninle birlikte gitmek istemiyorum, çünkü Pazartesi sabahı iş için erken kalkmalıyım ve dinlenmem gerekiyor." O diğer kişiye bu kararı neden verdiğini bildirmeli ve sonra o karara bağlı kalmalıdır. Eğer o düşünmek için biraz zaman isterse, şöyle söylemelidir: "Bu iyi bir fikir gibi görünüyor. Bırak ben bunu biraz düşüneyim ve sana haber veririm." O, başkalarının duygusal yoğunluğundan etkilenmesine izin vermek ya da durumu kendi duygularıyla yönetmeye çalışmak yerine, kendisini akılcı bir biçimde savunmayı öğreniyor.

YÂDSIMA

Oğlak Kuzey Düğümü insanı bazen sorunlara göz yumar, çünkü duygusal olarak nahoş olan herhangi bir şeyle uğraşmak istemez. O, sorunlarla doğrudan yüzleştiğinde şu ya da bu şekilde bir kriz yaratacağından korkar. Eğer başka hiç kimse o sorunu ortaya getirmezse, o da bunu geçiştirir ve geçip gideceğini umar.

Sorun, onun duygularını inciten şeyleri açıkça söylememesidir. O, partnerini

kaybetmekten korktuğundan, ilişkideki küçük sorumlulukların birçoğunu üstlenerek aşırı taviz verir. "Eğer onu gerçekten seviyorsam, istediği şeyi kabul etmem gerekir," diye düşünür. Açık konuşmaktan kaçınır ve onun yerine diğer kişiye kızar ve sessizleşir ve sonra ilişki yine de sona erer!

Başka bir yâdsıma yöntemi, sorumluluk üstlenmeyi ertelemenin bir yolu olarak anlayışsızlığı kullanmaktır: "Henüz onu sorumluluk üstlenecek kadar anlamıyorum." Oğlak Kuzey Düğümü insanı aslında "kabul etmediğim" kastederken de "anlamıyorum" sözcüğünü kullanır. O şöyle diyebilir: "Bunu bana neden yaptığını anlamıyorum! Neden bu kadar üzgün olduğunu anlamıyorum!" Ama o aslında dikkati kendi üstüne çevirmektedir; o aslında şöyle demektedir: "Bunu bana yapmanı kabul etmiyorum! Bu kadar üzgün olmanı kabul etmiyorum!" O, bir çözüm bulma sorumluluğundan kaçınmak için yadsımayı kullanır.

Duygulara karşı duyarlılığından ötürü, bu insan, ilişkilerinde sorunlar olduğunda bunu keskin biçimde fark eder. Hoşnutsuzluğu yadsımak bir süre için işe yarayabilir, ama sorunlar "ortadan kalkmaz." Oğlak Kuzey Düğümü insanı çözülmemiş sorunlardan asla söz etmek istemez, çünkü onun bir yanı çatışmayla başa çıkamayacağından korkar. Aslında, iltihaplanmış bir sorunun çözülmesi zamanla daha da zorlaşır bir görüş farklılığı boşanmaya yol açabilir. Onunla hemen yüzleşmek ve altta yatan duyguları açığa vurmak, sorunu konuşarak çözmenin ve her iki tarafta iyi duygulan yeniden oluşturmanın anahtarlandır. Partner, "Üzgünüm, bu ilişkide bir sorunum var" dediğinde, bunu yadsımak kesinlikle "nasıl kaybederim" demektir.

Oğlak Kuzey Düğümü insanının gördüğü sorunları açıklaması, onun için önemli olan ilişkileri korumasının anahtarıdır, ama her şey yaklaşıma bağlıdır. Eğer o diğer kişiye ilişkiyi önceden belirlenmiş bir hedefe (mutlu bir evlilik; kalıcı bir dostluk; uzun vadeli bir iş ortaklığı, vb.) götürmenin sorumluluğunu üstlenerek yaklaşırsa, sorunu karşılıklı olarak doyum verici bir çözüm arama bağlamında açıklayabilir. Örneğin: "İlişkimizde beni üzen bir sorun var ve bunu konuşarak her ikimizin de neler hissettiğimizi, neye ihtiyaç duyduğumuzu ve sorunu her ikimize de yararlı olacak biçimde nasıl çözebileceğimizi öğrenmek istiyorum." O, olumlu hedefi aklında tutarak, sorunu tanımlamalı, o konuda neler hissettiğini açıklamalı ve diğer kişinin neler hissettiğini öğrenmelidir.

Bir kez o bilgi ve bakış açıları alışverişini başlattığında, her iki insanın daha yüksek bir duygusal esenlik düzeyine ulaşması için yolu açar. Bir sorunun uzun süredir çözülemediği bir evlilikte, sorumluluk üstlenmek, her iki kişinin birbirini anlamasını sağlamak için bir evlilik danışmanına gitmek anlamına gelebilir. Ne de olsa bu ilişki bir zamanlar her iki kişi de onu istemiş olduğu için vardır; böylece uygun iletişimle ilk baştaki isteklilik yeniden oluşturulabilir ve belki daha da güçlendirilebilir.

ROLLER

Doğru Eşi Çekmek

Bağımlılıkla geçen enkarnasyonlardan ötürü, Oğlak Kuzey Düğümü insanı kendisini koruyup destekleyecek güçlü bir partnere ihtiyacı olduğunu düşünür. Bazen o partner olarak yanlış bir kişiyi onun geçimini sağlamak ve onu evde tutmak isteyen birisini çeker. Ama eğer böyle olursa, bir süre sonra onun içsel benliği isyan etmeye

başlar ve o çekilmiş olduğu kişiyi itmeye başlar. Bu enkarnasyonda, içindeki bir şey onun kendi kendisine bakıp geçindirebileceğini kanıtlamasını ister. Onun gerçekten ihtiyaç duyduğu kişi, kendi profesyonel ve kişisel otoritesini geliştirmesini destekleyebilecek bir partnerdir.

Bu insan bir muhtaçlık pozisyonundan hareket ettiğinde, ilişkisi bozulur. Ancak, o bir ilişkiye kendi mutluluğunun sorumluluğunu üstlenme kararlılığıyla girdiğinde, ilişki uygun önemini kazanabilir. Ama onun aradığı doyum esasen bir ilişkiden gelemez; bu, onun misyonunu gerçekleştirmeye çalışmasından ve yaşama özsaygısını geliştirici biçimde sorumluluk üstlenerek katılmasından gelecektir.

Yakın ilişkilerde bile, bu insan kendi otorite duygusunu korursa partnerini yatıştırmak için taviz vermezse daha iyi durumda olur. Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve müthiş bir yaratıcı enerjiye ve gerçek bir yazarlık yeteneğine sahip olan bir müşterim vardı o henüz üniversitedeyken bile yazıları ulusal çapta yayınlanmıştı. Bu hanım evlenince yazı yazmayı bıraktı, tüm enerjisini eşini ve çocuklarını duygusal olarak desteklemeye verdi. O, "dikkatleri kendi üzerinde toplayıp kocasının özgüvenini sarsmak istemiyordu."

Aradan yirmi yıl geçti. Çocukları evi terk ettiklerinde, o kocasına çok içerlemiş bir haldeydi, kendisi yazarlık kariyerini sürdürmediği için kocasını suçluyordu. Kocası aslında onu yazı yazmaya teşvik etmişti, ama müşterim, onu sözleriyle teşvik etse de, başarısının eşini duygusal olarak üzeceğini düşünmüştü. Onun eşiyle konuşma fırsatım oldu ve eşi gerçekten de onun kariyerini izlemesini istemişti Hatta bunun aileye parasal katkısı da olacaktı. Bu öykünün mutlu bir sonu yok: Müşterim kendi başarısızlık duygusundan ötürü kocasını suçlamayı sürdürdü, bu da onun yaşamının sorumluluğunu üstlenmesini engelledi. Oğlak Kuzey Düğümü insanı kendi hayatını yaşamamasının mazereti olarak başkalarının duygularını kullandığında olan budur. Aslında, zamanını özsaygısını geliştirecek biçimlerde kullanmaktan o sorumludur. Nereye gitmek ve ne yapmak istediğini anlaması gereken ilk kişi onun kendisidir. O zaman, o partnerine kendisi için neyin önemli olduğunu bildirdiğinde, ilişki ona uymaya başlar!

Bir kez bu insan kendi hedeflerinin peşine aktif bir biçimde düştüğünde, dürüst davrandığında ve kendisi olduğunda, ona çekilen insanların ona destek mi yoksa köstek mi olacaklarını görebilir. O durumda o objektif olabilir, çünkü yaşamını sürdürmek için diğer kişiye ihtiyacı yoktur. Aslında, o bir hedef bulduğunda, kendisini o hedefe adadığında ve aktif olarak kendi yolu üzerinde olduğunda, doğru kişi ona çekilecektir. O zaman, o ruhsal benliğiyle uyum içinde olan bir enerji yayar ve bu enerjiyi destekleyebilecek insanlar ona çekileceklerdir. Eğer o evliyse, sorumluluk üstlenmesi eşine onu yeni bir biçimde destekleme fırsatı verecektir.

Anaç Anne

Oğlak Kuzey Düğümü insanı kişisel ilişkilerde abartılı bir "anne" rolünü çok kolayca üstlenir. Bu kesinlikle onun için ya da sevdikleri için iyi sonuç vermez. O, çoğunlukla, anaç anne rolü içinde başkalarının sürekli değişen duygusal enerji alanlarına tâbi olarak kaybolur. Ve yaşamının başkalarının karşılamaya çalıştığı duygusal ihtiyaçları tarafından yutulmuş olduğunu anladığında, kendisini haksızlığa uğramış, kurban olmuş hisseder. Aslında, hiç kimse bu insanın sağlama eğiliminde

olduğu "mevcudiyet" miktarına ihtiyaç duymaz.

Onun anaç anne rolü oynamaktaki güdüsü, çevresindekilerin ruh hallerini mutlu tutmaktır. Ama başkaları bunu bir müdahale olarak algılarlar ve Oğlak Kuzey Düğümü insanı bir enerji tükenişi yaşar, böylece her iki insan da kaybeder. Ayrıca, başkalarının ruh hallerine aşırı duyarlılık bu insanın onlar tarafından kurnazca yönlendirilmesine de neden olabilir. Başkaları onun kendilerini iyi bir ruh halinde tutacak fiziksel şeyleri sağlamasına bağımlı olurlar. Bu bir sürekli besleme biçimidir ve bu insan bunu sağlamaktan dolayı kendisini iyi hisseder. Ama o kendisini ona her zaman "bakıcı" rolünü oynamasını bekleyerek yaklaşanlardan korumalıdır.

Felsefi olarak, Oğlak Kuzey Düğümü insanı herkesin birbirine yardım etmesi gerektiğini ve herkes böyle yapsa, dünyanın daha iyi bir yer olacağını düşünür. Bu yüzden o, genellikle, elinden geldiğinde yardım etmeye çalışır ve bunu gizli bir güdü olmadan yapar. Ama o içgüdüsel olarak insanlara yardım etse de, bunu çoğunlukla, neyin gerçekten yardımcı olacağını bilmeden yapar. Başkalarının fiziksel ihtiyaçlarını dikkate alır, ama onların daha derin gereksinimlerini düşünmez. O başkalarının ruhsal gereksinimlerini karşılayabilmek ister, ama bunu nasıl yapacağını bilmez.

Bu enkarnasyonda anaç anne rolü oynamak yerine, o "baba" rolünü daha çok vurgulamalıdır başkalarının yapıcı hedeflere ulaşmalarına yardım etmek için sorumluluk üstlenmelidir. Bu diğer kişinin niyetlerini doğru olarak ayırt etmek için dinlemek ve sonra bilinçli olarak yardım etmeye karar vermek anlamına gelir. Bazen o bunun diğer insanda bir "yönetimi üstlenme" tutumunu uyandıracağı umuduyla annelik rolünü üstlenir. Eninde sonunda, ilişkilerinin yürümesi için, bu insan başkalarının gerçekten ne hissettiklerinin bilincinde olmalı ve sonra yönetimi ele almalıdır. Eğer o bir karar verirken yardıma ihtiyaç duyarsa, zor durumlarda baba rolünü üstlenmesine yardımcı olması için görünmez bir baba figürüne kendi Yüce Gücüne başvurmalıdır.

YAKINLIK

Oğlak Kuzey Düğümü insanı yakınlığa değer verir: Özgürce konuşabilmek, ruhunu açabilmek ve yargılanma korkusu olmadan yakın olmak ister. Bu yakınlık oluşmadığında, o bunu anlamaz. Yakın olmak istediği birisini bulduğunda, bu yakınlığı yaratmak için genellikle çok çalışır; ama bazen ne yaparsa yapsın sonundakendisini engellenmiş hisseder. Onun derslerinden birisi her şeyi kişisel olarak almamayı öğrenmektir: Bazı insanlar yakınlık, samimiyet istemezler. Herkes onunla aynı değerleri benimsemez. O, yakın olmak istemeyenlerle yakın olmaya çalışarak zamanını boşa harcamamayı öğreniyor. Eğer bu yürümüyorsa, onun yapacağı en iyi şey onu bırakmaktır. O diğer insanların yakın olmayı ya da olmamayı seçmelerine izin vermeli ve onların seçimlerine saygı göstermelidir.

Öte yandan, bazı insanlar bu insanla gerçekten yakın olmak isteyebilirler, ama o onlarla yakınlığa değer vermeyebilir. Bu kişi onun düzenli olarak gördüğü bir iş arkadaşı olabilir; ama Oğlak Kuzey Düğümü insanı yakınlık kurduğunda, sonunda kendisini tükenmiş ya da çökmüş hisseder. Belki de aslında o diğer kişininprensiplerine saygı duymuyordur. Bir kez daha, işin anahtarı ayırt etmektir. Diğer kişi yakınlığı arzulasa bile, Oğlak Kuzey Düğümü insanının yakın olmasının uygun

olmadığı bazı insanlar olabilir. Bu insan kendi enerji düzeyini gözlemleyerek bunu anlayabilir. Eğer o kendisini mutlu ve canlanmış hissederse, o zaman o kişiyle yakınlık oluşturması uygundur.

İLETİŞİM

Oğlak Kuzey Düğümü insanının ilişkilerde ve yakınlık konusunda yaşadığı sorunlardaki temel bir etken, onun dinlemeye eğilimli olmamasıdır. Eğer diğer kişi sadece dinlemeye gönüllü değilse, bu insanla konuşmak neredeyse olanaksız olabilir. Dikkat onun üzerinde olduğunda ya da birisi onun görüşünü sorduğunda o aşırı derecede heyecanlanır ve diğer kişinin istediği şeyle teması yitirir. O yardımcı olmak ister, ama gerçekten dinlemediğinden diğer kişinin nereye doğru yöneldiğini ya da aradığı yanıtı göremez böylece hiçbir odaklanma olmadan konuşup durur. Zihni konudan konuya atlar. Bu onun disiplinden yoksunluğunu yansıtır.

Diğer kişiyi gerçekten işitmek için, bu insan onu çok dikkatle, odaklanarak dinlemelidir. Çoğunlukla o dinlemez, çünkü bundan kazanacağı bir şey olduğunu düşünmez. Onu doğrudan ilgilendirmiyorsa, kendi içinden çıkma, diğerleriyle bağlantı kurma, empatize olma ve aktif olarak katılma zahmetine girmez bu aşırı çaba gerektirir. O yalnızca "Bu beni nasıl etkiler?" diye düşünür. Daha büyük bir şey sunulduğunda, o her zaman onun önemini anlamaz. Bu durumda başkalarıyla gerçekten bağ kurmadığından, bu dinlememe eğilimi onun özlediği yakınlığı oluşturmasını engeller.

Eğer diğer kişinin söylediği şey onu hemen etkilemezse, o başka bir şey düşünmeye başlar, bu yüzden yanıtı uygunsuz olabilir ve reddedilmeyi ya da yanlış anlamayı davet edebilir. Ancak, o diğer kişiyle gerçekten ilgilendiğinde, etkileşimlerinden daha çok şey kazanır. Bilerek dikkat gösterdiğinde ve diğer kişiyi işitmeye çalıştığında, yanıtları çok farklı olur. Her iki kişi de etkileşimde kendisini daha rahat hisseder ve Oğlak Kuzey Düğümü insanı diğer kişiyi duymak için enerji harcamasının yararlı olduğunu anlar. O daha fazla doyum kazanacak ve hem kendisini hem de diğerlerini daha iyi anlayacaktır.

Bu insan, diğer kişinin gereksinimlerini işitmek yerine, kendi gereksinimlerini ona projekte etmeye de eğilimlidir. O, "Bana ne istediğini söyle, onu yapıp yapamayacağıma bir bakarım," bile diyebilir ama diğer kişinin ne dediğini işitmez. Sözcükleri duyar, ama anlamını anlamaz, böylece onlara göre davranamaz. Özellikle eğer ilişki duygusal ya da kişisel unsurlar içeriyorsa, diğer kişinin iletişimi ona tehdit edici görünebilir. Bunun nedeni, derinden derine, onun diğer kişinin fiziksel olmayan gereksinimlerini karşılayamayacağını düşünmesidir. O, eğer anlasa bile, o konuda hiçbir şey yapamayacağından korkar ve o zaman diğer kişi düş kırıklığına uğrayacak ve bu insan kendisini yetersiz hissedecektir.

İlişkilerinin yürümesi için, Oğlak Kuzey Düğümü insanı karşısındakini dikkatle dinlemeye odaklanmalıdır. Duyacağı şeyin onu üzebileceğinden korksa bile, ne olup bittiğiyle ilgili doğru bilgi edinmek için onu duymaya açık olmalıdır. Onun zihni hızlı çalışır, ama bu onun bildiği dokunaklı ya da pratik bir mesele olmadıkça, bilgiyi hemen işlemden geçiremez, bu yüzden o bilginin zihnine girmesine bile izin vermek istemez. Bu insanın bilgiyi diğer düğümsel gruplardakiler kadar hızlı işlemden geçirmemesi tamamen anlaşılabilir bir şeydir, çünkü onun duyguları zihnine bağlıdır. Onun zihinsel sürecini duygularından ayırması biraz zaman alır ve genel

tablo üzerinde düşünmek için özel bir zamana ihtiyacı vardır. O konu hakkında daha sonra düşünmeye gönüllü olması, ona kendisini hemen yanıt vermek zorunda hissetmeden dinleme olanağı verir.

Bazen bir sohbette Oğlak Kuzey Düğümü insanı heyecanlanıp şaşırır, çünkü diğer kişi ondan geribildirim ister ya da ona akıl danışır. O diğer kişinin onun yargısına saygı göstermesine şaşırır. Ama dinlemediğinde, diğer kişiye yardım etme sorumluluğunu üstlenmemiştir ve yanıt veremez. O başkalarına yardım etmeye odaklandığında, duygusal tepkisini aşabilir ve daha büyük tabloyu görme yeteneğini kullanabilir.

Bu insan her şeyi zaten bildiğini düşündüğünde başka bir iletişim engeli ortaya çıkar. Ve o kendi dünyasında her şeyin nasıl işlediğini bilir. Kendi ailesinde statükoyu nasıl koruyacağını bilir ve kendi "rahmi"nde rahattır. Yararlanabileceği başka "dünyaların" da bulunduğunu görmek yerine, kendi dünyasının prensiplerini korumak için savaşır. Oysa o zaten bildiği şeyler sayesinde değil, bilmediği şeyler sayesinde gelişecek ve kazanacaktır. Eğer o çözüm yönelimli olursa zaten bildiklerinin ötesindeki fikirlere açık olursa "yanıtı" bilmemekten artık korkmayacaktır.

Dinlememesi onun fırsatları kaçırmasına da neden olur, çünkü o daha geniş bakışla değil, sadece hemen o sıradaki işiyle ilgilenmektedir. Bu fırsatları kaçırmaya son vermek için, o bilinçli olarak kendi kendisine şöyle diyebilir: "Bu kişi bana hangi fırsatı sunuyor? Bu durumun içindeki fırsat nedir?" O sunulan fırsatlara odaklandığında, onun dinleme kapasitesi odaklanmıştır? Ve sorumluluk üstlenmiş bir hale gelecektir.

BENMERKEZCİLİK

Oğlak Kuzey Düğümü insanı çoğunlukla benmerkezcidir ve onun empati yeteneğini kullanmamasının nedenlerinden biri de budur: O çaba harcamak, uğraşmak istemez. Kendisini çok pratik bir insan olarak görür. Bir sorunla ilgili olarak yapacağı bir şeyin olmadığını düşünürse, enerjiyi "boşa harcamak" istemez. O birisinin duygularıyla ilgilendiğini, onları anlayıp paylaştığını düşünebilir, ama bu gerçek bir ilgilenme değildir, çünkü bunun diğer kişinin esenliğine bir katkısı olmaz.

Empati birisiyle birlikte olmayı içerir. Bu aktif bir süreçtir: Bu süreç diğer kişinin durumunun "içine girmeyi" ve o kişinin hissettiği duyguları hissetmeyi içerir. Bu insanın sempatiden empatiye geçmesine yardımcı olacak şey, sempatinin eksikliklerini anlamaktır: Sempati sorunları çözmez.

Diğer düğümsel grupların hiçbirinin bu kadar büyük bir empati kapasitesi yoktur, yine de Oğlak Kuzey Düğümü insanı birisiyle aktif bir biçimde empatize olmaktan korkabilir. O diğer kişinin ne hissettiğini sezer ve eğer kendisi de onu hissederse, kendisinin de incineceğinden ve yine de yardım edemeyeceğinden korkar. Oysa o kendi içinden çıktığında ve diğer kişiyle empatize olduğunda, birden yanıtlar ona gelir ve o durumu yapıcı biçimde düzeltebilir.

Örneğin, babası kısa bir süre önce ölmüş olan Oğlak Kuzey Düğümlü bir erkek müşterim vardı. Babası ölmeden bir gün önce müşterim hastane odasına girdi ve oksijen çadırında bulunan babası ona, kollarını uzatarak, "Soluk almakta

zorlanıyorum," dedi. Müşterim yardım etmek için ne yapacağını bilemedi. Böylece, orada birkaç dakika daha kaldı ve sonra bir mazeret göstererek oradan ayrıldı. O daha sonra bu olay üzerinde düşündüğünde ve babasıyla empatize olduğunda, orada kalıp babasının elini tutması gerektiğini anladı.

Bu insan güzel ve sevecen biçimde yardım edebilir o birkaç dakika ayırıp empatize olduğunda, tam olarak ne yapacağını bilir. O sempatiyi empatiden açıkça ayırt ettiğinde, empatik olmayı ister. İnsanlarla bağ kurmak ve aradığı yakınlığı oluşturmak için çaba göstermesinin ve insanlara bazı yollardan katkıda bulunmasının iyi olduğunu fark eder.

HEDEFLER

Hedef Yönelimi

Oğlak Kuzey Düğümü insanı için kurtuluş daha objektif olmakta ve yaşamın tüm alanlarında hedef yönelimli olmakta yatar. Bir hedef olmadan, o bir duygular denizinde sürüklenir ve kendisinin ve çevresindeki insanların ruh halleri ve duyguları tarafından aşağı çekilir. O bu duygusal bataklıktan ancak kişisel yaşamından daha büyük bir hedefe bağlanarak çıkabilir. O hedefe tutunarak, kendisini bu duygusal enerji alanından çekip çıkarabilir.

Bu insan, yaşamın duygular ve gereksinimler yüzünden saplanıp kaldığını hissettiği her alanında, belirli bir hedef saptamalıdır. Örneğin, eğer o çocukları yüzünden saplanıp kalmışsa, çocuklarla başa çıkma yollan için bir hedef saptayabilir (örneğin, soluk alıp vermeye konsantre olmak, dinginlik halini korumak). Aslında, o her bir çocukla ilgili olarak belli bir hedef saptayabilir (Johnny'nin daha tasasız ve neşeli olmasına yardımcı olmak, Cindy'nin güven kazanmasına yardımcı olmak, vb.). Çocuğun o sıradaki ruh hali yerine hedefe odaklanarak, o kendi duygusal dengesini koruyabilecek ve bir ebeveyn olarak daha etkili olacaktır.

Kendini bir hedefe adamak bu insan için anahtardır: Bir rolü vakarla oynamaya karar vermek, özsaygısı ve potansiyelini gerçekleştirmenin dürüstlüğü. O seçilmiş hedefine doğru çakşırken, karakteri bir hayli gelişir. Bir hedefe erişmek bu insan için son derece doyum vericidir; bu onun gücünü, uzmanlığını ve yeterliliğini başka hiçbir şeyin yapmayacağı biçimde geçerli kılar. Sonunda, bu süreçten kazandığı özgüveni ve özsaygısı onun gerçek ödülüdür.

Hedefler Saptamak

Belirlenmiş bir hedefinin olması Oğlak Kuzey Düğümü insanı için mutlak bir gerekliliktir. Bir hedefe doğru çalışma sürecinde, onun tüm yaşamı güç ve canlılık kazanır. Bu yüzden, uygun olduğunu hissettiği bir hedef bulması ve ona erişmeye çalışması, onun yaşamdan zevk almasının gerçek anahtarıdır. Bir kez o bir hedef belirlediğinde, duygusal güce erişimi onun o hedefe ulaşmasına yardımcı olur; bu onun duygularının son derece olumlu bir kullanımıdır.

Yaşamın herhangi bir alanında kendisine hâkim olmak onun için sağlıklıdır. Eğer beslenme biçimini kontrol altına alır ve yemek yeme alışkanlıklarına dikkat ederse, bu olumlu ve duygusal olarak besleyicidir ve o kendisini harika hisseder. Eğer

düzenli bir egzersiz rutini oluşturursa, bu ona bir hedefe erişmek için disiplin uygulamaktan kaynaklanan bir özsaygısı verir.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı yaşamını idare edebildiğini göstermeyi ve yeterliliğini kanıtlamayı arzular. O çalışmaktan korkmaz, ama kendisine fazla güvenmez ve ona güven verecek tek şey bir şeyi başarmasıdır. Ne kadar zeki olursa olsun, eğer o herhangi bir şeyi uygulamaya koymazsa, tüm potansiyelini gerçekleştiremez.

Bu insan için, hedeflere ulaşabilmek kısmen, yapabileceği şeyler konusunda gerçekçi olmayı içerir. Bir kez o büyük tabloyu gördüğünde, oraya sistemli bir biçimde ulaşmak için daha küçük hedefler saptayabilir. Ulaşabileceğini bildiği hedefler saptadığında, eriştiği her bir hedef ona bir sonraki hedefe doğruilerleyecek güveni verir.

Örneğin, o yirmi beş kilo vermek isteyebilir. Yirmi beş kilo vermeyi içeren tek bir nihai hedef saptamaktansa, bir ayda bir kilo vermeyi hedeflemesi onun için daha iyi olur. Sonra, eğer o ilk ayda bir kilodan daha çok verirse, ikinci ayda iki kilo vermeyi hedefleyebilir. Eğer bu onun için erişilmesi zor bir sonuçsa, o zaman bir sonraki ayda beklentisini düşürmelidir. Önemli olan, onun esnek olması ve kendisine baskı yapmamasıdır o ulaştığı sonuçlara göre hedefi yeniden ayarlayabilir. Eğer daha küçük bir hedef saptar ve bu hedefe ulaşırsa, bu onun kendisini iyi hissetmesini sağlar. Böylece o başarmış olduğu şeyi onaylar ve bir sonraki hedefe ilerlemek için daha çok güven duyar.

Bir zamanlar yüzerek egzersiz yapmak isteyen Oğlak Kuzey Düğümlü bir müşterim vardı. İlk başta bu bey bir kulvarı aşırı hızlı yüzmüş ve bitkin düşmüştü. O, kulvar boyunca gidip gelerek yüzebilmek istiyordu ve yetmiş yaşındaki insanların böyle yüzdüklerini görebiliyordu onlar bunu nasıl yapıyorlardı? Böylece, müşterim onlarla konuştu ve uygulama yaptı ve bir süre sonra o da kulvar boyunca gidip gelerek yüzmeye başladı. Onun bir sonraki hedefi bir mil yüzebilmekti ve bundan sonra bir mili kırk beş dakikada yüzme hedefini koydu. Sonra bunu otuz iki dakikaya indirdi ve bunun sonunda kendisini Olimpiyatlara hazırlanıyormuş gibi hissetti! Bu insan başarı konusunda işte böyle uzmanlaşır: Ulaşılabilecek hedefler saptar ve sonra onları genişletir. O hedeflerine, odaklanmış kalarak ve düş kırıklığına uğramadan ulaşmayı öğreniyor. O zaman tüm süreç çok coşku ve keyif verici olur!

Hedeflere Erişmek İçin Akla Uygun Yaklaşımlar

Oğlak Kuzey Düğümü insanı için bu enkarnasyonun başlıca amaçlarından biri hedefe ulaşma sanatını öğrenmektir ve bir kez o bunu nasıl yapacağını öğrendiğinde, kaderi onu büyük bir başarıya yöneltecektir. Eninde sonunda, kendisine bakmayı, kendi sorumluluğunu üstlenmeyi öğrenmek onun kaderidir. Sorumluluğu ve yönetimi üstlenme zamanını erteleyerek, o canlılık ve gençlik kaynaklarını boşa harcarsonuçta, onu destekleyecek parasal bir temel ya da bir iş kurmak enerji gerektirir. O yaşamının kontrolünü ne kadar çabuk ele alır ve ilerisini plânlamaya başlarsa, başarı şansı o kadar artar. Onun yapacağı en iyi şey, ona doğru enerjik biçimde çalışmaya başlayabileceği uzun menzilli bir hedef belirlemek ve hemen işe girişmektir!

Bu insan, çoğunlukla, daha büyük bir hedefin peşine düşmesinin kişisel yaşamına

zarar vereceğinden korkar. Böylece, günlük zevklerine ve sorunlarına dalar, geleceğini garanti altına alacak mantıklı adımları atmadığını görmezlikten gelir. Fırsatları değerlendirmez, çünkü onun tek düşündüğü yapmak istediği şeyin büyük tablosuna odaklanmak ve sonra işe koyulmak yerine yapmak istemediği şeydir. Aslında, dikkatini geleceği plânlamaya vermesi onun şimdiki zamandaki mutluluğunu garanti etse de, o geleceğini oluşturmak için statükoyu (mevcut durumu) bozmak istemez.

Oğlak Kuzey Düğümü insanının mutluluğunun ve güvenliğinin sorumluluğunu başka kimse üstlenmeyeceğinden, o kendi kaderinden kaçamaz. O sorumluluğu ne kadar çabuk üstlenirse, bu o kadar kolay olur ve o kendisini ruhen o kadar çok beslenmiş hissedecektir. Örneğin, boşanma anlaşmasından aldığı parası neredeyse tükenmiş olan, Oğlak Kuzey Düğümlü bir müşterim vardı. O evcil hayvanların bakımını içeren başarılı bir işi satın alma fırsatıyla karşılaşmıştı; kendisinden peşin bir ödeme talep edilmemiş ve ona malî gücünün yetebileceği bir ödeme plânı sunulmuştu. Onun hayvanlarla arası iyiydi, onları seviyordu ve onların bakımını yapabilecek sanatsal yeteneğe de sahipti. Bu fırsat onun için gerçekten bir armağandı.

Müşterim hemen, bu fırsatın içerdiği şansı görmek yerine, duygusal olarak yüklü kaygılar yaratmaya başladı. Bu gerçekten de onun "kaderi" miydi? Yaşamının geriye kalan kısmında yapmak istediği şey bu muydu? Bu onun tiyatro faaliyetlerini ve jimnastik salonundaki sabah derslerini engelleyecek miydi? O bana gelip, bu fırsatı kabul etmesinin mi, yoksa geçimini nasıl sağlayacağına karar verene dek zaman kazanmak için evini satmasının mı daha doğru olacağını sordu.

Bir kez daha, Oğlak Kuzey Düğümü insanı geleceğin realitesine akla uygun bir biçimde odaklanmayı öğrenmektedir. Evi satmak yalnızca bir kararı erteleyecek ve bu kadını daha kötü bir pozisyonda bırakacaktı. Ve başka bir eve kira ödemek zorunda kalacağından, onun daha da çok gelire ihtiyacı olacaktı. Ancak, eğer o gerekeni yapıp bu iş fırsatını kabul etseydi, geleceğini kolayca güvence altına alabilecekti. Bu ilk bir iki yıl boyunca onun tüm konsantrasyonunu ve enerjisini işe vermesini gerektirecekti, ama bir kez iş oturduğunda ve düzgün işlemeye başladığında, o adam tutup işi ona devredebilir (ve başkalarını yönetme konusundaki doğal yeteneğini kullanabilirdi). İki üç yıl sonra, o daha çok boş zamana ve hâlâ kendi evinde yaşamanın güvenliğine sahip olur ve işinden kazandıklarıyla geçinebilirdi.

Büyük Tabloyu Görmek

Oğlak Kuzey Düğümü insanı erişmek istediği hedefe odaklandığında, başarıyı kolayca yaratabilir. Bu yüzden, kendi rolünü güvenle oynayabilmesi için büyük tabloyu görmesi büyük hedefi gerçekten anlaması onun için çok önemlidir. Eğer o kendi rolünün tüm tabloyu nasıl etkilediğini tam olarak arılamazsa, güvenini yitirir.

YÜCE BİR GÜÇ

Bağımlılık ihtiyacını güce dönüştürmek için, bu insanın onu kollayacağına güvenebileceği ruhsal bir mevcudiyete ya da Yüce bir Güce uyumlanması iyi olur. Bu onun dağınık duygusal ihtiyaçlarının ötesine odaklanmasına ve kontrol edici olmadan kontrole sahip olma duygusunu korumasına yardımcı olacaktır. Eğer bu

insan bir durumu kontrol edemediğini hissederse, çıldırır. Örneğin, eğer o araba kullanırken trafik onu yavaşlatıyorsa, çoğunlukla aşırı tepki gösterir. Aslında, kendisini yaşamın kontrolüne sahip hissetmek istemesi onun için geçerlidir. Ancak, trafik örneğinde olduğu gibi, bu her zaman mümkün değildir; o, dış koşullar ne olursa olsun, sonuçta kendisinin kontrolüne sahip olduğunu anlamalıdır.

Onun bunu yapmasının bir yolu, Yüce bir Gücün her zaman kontrolü elinde tuttuğunu ve böylece, her ne oluyorsa bunun sonunda onun yararına olacağını anlamasıdır. Yukarıdaki örnekte, trafik yüzünden gecikmek onun kaçınmak istediği biriyle karşılaşmayacağı anlamına gelebilir! Onun gözlerini büyük tablodan ayırmaması kendisini çaresiz hissetmesini önler. O zaman, o görünüşte kontrol edemediği bir durumda bulunurken, "Bunun bir nedeni vardır," diyebilir ve işi oluruna bırakabilir.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı, onu yapmak için dünyaya geldiği bir işi, kaderinin bir parçası olan "yüksek bir misyonu" olduğunu hisseder. Eğer o bu yaşam amacını gerçekleştirmezse, onun bir parçası derin bir doyumsuzluk ve suçluluk duyar. Bu kader bu düğümsel gruptaki insanların her biri için farklıdır, ama bu insan hangi yöne gideceğini içsel olarak bilir. Bu daima, bir otorite pozisyonuna erişmeyi, sorumluluğu kabul etmeyi, bir ideali temsil etmeyi, ya da kişisel yaşamından daha önemli olan bir gerçeği sergilemeyi içerecektir.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı misyonunu bilecektir, çünkü bu onun önünde açılan doğal yoldur. O, hatta bu yolu bir süre izleyebilir, kendisini harika hissedebilir ve olağanüstü bir başarı kazanabilir ve sonra şu ya da bu nedenden ötürü o yolu terk edebilir. O geri dönüp parçaları toplamazsa ve o misyon duygusunu izlemezse kendisini huzursuz hissedecektir. Basarı ya da başarısızlık meselesi onun kendisini bir misyona adamasından ve o hedefi aktif biçimde izlemesinden çok daha az önemlidir. Bu insan kişisel gereksinimlerini karşılamanın ötesinde bir şey başaramayacak kadar saplanıp kalma ve oyalanma ayartısını aşmalıdır. O, çaba harcadığında ve toplumsal bir iyiliği kendi rahat kalma arzusunun üstünde tuttuğunda, bir sevgi duygusuyla ve "bu doğrudur" hissiyle dolar. O zaman, misyonunu yerine getirdiğini bilir.

Rol Modelleri

Oğlak Kuzey Düğümü insanı rol modellerini sever o iyi bir zekâsı, görüntüsü, dile hâkimiyeti olan, ya da onun hayran olduğu bir hedefe ulaşmayı başarmış birisi gibi, onun ideali olan o kişi gibi olmak ister. Bu onun için olumlu bir şey olabilir. Benzemeye çalıştığı bir rol modelinin olması onun gelişmesine yardımcı olur ve sonuçta herkes kazanır!

Başarılı kişilere benzemeye çalışmak bu insan için iyi sonuç verir. Eğer o gerçekten dikkat ederse, rol modelinin işleri yapış biçiminden cesaret alabilir ve kendisinin nasıl başarılı olacağını öğrenebilir. Geçmiş yaşamlarda, o gemiyi yönetmenin sorumluluğunu üstlenen otoriter yanını geçersiz kıldı. Yaşamlar boyunca başkalarının yönetimde olmalarına izin verme sürecinde, onun yönetimi üstlenme kapasitesi zayıfladı. Ama bu enkarnasyonda gemiyi yönetmek onun işidir; sevse de sevmese de, başkaları onun böyle yapacağına güvenmektedirler. O sorumluluğu üstlendiği her seferinde, başkaları onu takdir eder ve desteklerler ve tüm yaşam da

onu destekler. Kaderi tarafından yöneltildiği rolü üstlenmek ve bu süreçte başkaları için bir rol modeli haline gelmek ona bağlıdır.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı onun yaptığı işin onurunu başkalarının kazanmalarına izin verir. Gizliden gizliye, onun bir yanı herkes tarafından sonuçtan sorumlu olarak tanınmak istemez hatta o sonuç başarılı olsa bile. O sadece misyonunu yerine getirmiş olduğunu görmekten dolayı mutludur; ille de işin onurunu kazanma güdüsü duymaz. Oysa pratik bir düzeyde, bir işin onurunu kazandığında onu kabul etmeye gönüllü olması onun en yüksek hayrınadır.

Bir kere, herkes tarafından tanınmak ve saygı görmek onun için sağlıklı bir enerjidir bu onun özsaygısını geçerli kılar, doğru yolda olduğunu ve toplumsal bir gereksinimi karşıladığını gösterir. Başarının onurunu birisi kazanmalıdır ve bu kişi o da olabilir, çünkü böyle tanınıp onurlandırılmanın enerjisi onun egosunu değil, psişesinde enerjiden yoksun olan bir alanı besler.

Ayrıca, tanınmayı kabul etmesi ona üstlendiği projelerde başarı yaratabilen bir birey olarak daha fazla güvenilirlik sağlar. Örneğin, eğer o iş arkadaşlarını şirket için iyi olan bir değişikliği yapmak üzere organize ederse ve projenin başını çeken kişi olarak tanınmayı kabul ederse, onun yöneticilik yetenekleri onaylanacaktır ve bu durumda o yeteneklerini daha iyi kullanabileceği pozisyonlara terfi ettirilebilir. Tanınmak, onun toplumsal sorumluluk duygusunu uygulamak için daha çok fırsat bulmasının anahtarıdır.

YÖNETİCİ

Bu, evrenin Oğlak Kuzey Düğümü insanının toplumsal pozisyonlara gelmesini ve profesyonel hedefleri gerçekleştirmesini desteklediği bir enkarnasyondur. O yönetimde olduğunda özellikle iyi iş yapar, çünkü mükemmel bir yöneticidir. Bir duruma otorite pozisyonundan yaklaştığında, çok özgüvenlidir; bu onun hem kişisel, hem de profesyonel yaşamı için geçerlidir.

Ayrıca, başkalarını yönetme sürecinde, bu insan kendisini nasıl daha iyi yöneteceğini de öğrenir. Bunun gerçekleşmesi için, o dürüst olmalı ve verdiği sözleri kesinlikle tutmalıdır. Kendi gücüyle temasta kalmak için, o randevularına zamanında gitmeli, yapacağını söylediği şeyi yapmalı, başkalarına karşı dürüst olmalı ve daima özsaygısını geliştirecek biçimde davranmalıdır. Bu onun yaşamını güçlendirecektir. Çocuksu ya da sorumsuz davranışının onun "yanına kâr kalmasına" izin verilmeyecektir.

Geçmiş yaşamlarda, bu insan muazzam bir duygusal duyarlılık geliştirdi. O bir an durup başkalarının duygusal hallerine "uyumlandığında," diğer insanların gereksinimlerini ve kaygılarını doğru olarak anlar ve onlarla hedefe ulaşmak için gerekli zihinsel ve duygusal desteği sağlayacak biçimde konuşabilir. Bu başka insanların çoğunda olmayan bir yetenek olmasına karşın, o bunu otomatik olarak yapar. Bu enkarnasyonda, o büyük tabloyu görme ve hedeflere ulaşmak için izlenecek doğru yolun farkında olma yeteneğine de sahiptir. Bu (geçmiş yaşamlarda olmayan) yeni bir yetenektir; o bu yeteneğe sahip olduğunu fark etmek için onu kullanmaya başlamalıdır. Bu yetenek onu son derece başarılı bir yönetici yapar, çünkü o başkalarını onların neler hissettiklerinin farkındalığıyla yönetebilir, motive

edebilir ve anlayışla yönlendirebilir. Oğlak Kuzey Düğümü insanı daha yüksek pozisyonda bulunanlar onu ya da başkalarını iyi yönetmediklerinde üzülür. İçin için, bilgisizlik ve/veya duyarsızlıktan kaynaklanan kötü yönetime içerler, çünkü o başkalarını küçültmeden gönüllü desteklerini sağlayacak biçimde yönetmeyiiçgüdüsel olarak bilir. Bu durumda çok mutsuz ve eleştirici olabilir. O sorumluluk üstlenmenin çevresinde dolaşıp durur ve işlerin nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda fikirlerle doludur. Yönetim başka birisinde olduğunda o "çizgiyi aşma" noktasına yaklaşır, çünkü "gösteriyi yönetmesi" gerektiğini düşünür ve gerçekten de o bunu yapmalıdır! Ama çoğunlukla, yönetimi üstlenmekten korkar ve son dakikada şöyle der: "Yo, hayır, bunu sen yap ve ben sana yardım ederim." O geri durduğunda, fikirlerinin işe yarayıp yaramayacağını asla gerçekten bilemez.

Bu insan, insancıl ve akılcı yönetim yeteneğine sahip olduğundan, birçok insanın etkilendiği bir durumda o kötü bir yönetim biçimini değiştirme sorumluluğuna sahiptir. O bir terfi için başvurmalı ya da bilgisini uygun biçimlerde paylaşarak duruma iyi yönetim getirmek için elinden geleni yapmalıdır. Örneğin, duyarsız yönetimden ötürü onun duyguları incinmişse, bunu sorumlu bir biçimde iletebilir: "Siz farkında olmayabilirsiniz, ama bu beni çok incitti..." ve sonra yöneticiye durumu düzeltmek için ne yapabileceğini bildirebilir. "İş unvanımı değiştirmeniz beni çok incitti. Bana bir önem duygusu veren bir iş unvanım olduğunda ben daha iyi karşılık veririm." Başkalarının daha iyi yönetimi öğrenmelerine yardıma olarak, okendi bilgisini geçerli kılar ve misyon duygusunu tatmin eder.

FIRSATLARI YAKALAMAK

Oğlak Kuzey Düğümü insanı, genellikle, neyin olabileceğinin vizyonunu görmez. O, genellikle, her ne yapıyorsa onda iyidir, onun güvenliğini sever ve çok çalışkandır; ama fırsatları tanımaya alışık değildir. Hayatta daha sonra pişman olmaması için fırsatları yakalaması onun için önemlidir. Bu insan kendi dünyası içinde aşırı sınırlanmasına izin verdiğinde, gelecek için olanakları hayalinde canlandıramaz. O başka insanların riskler aldıklarını görür ve bunun için onlara hayranlık duyar, ama kendisi aynı şeyi yapmaya çekinir, çünkü sahip olduklarını kaybetmekten korkar. O, güvenliğin durgunluğa götürebileceğini anlamalıdır.

Bu, fırsatlardan yararlanmayı öğrenme enkarnasyonudur. O bir hedefe odaklanmalı ve sonra kendisini ona erişmeye yüzde yüz adamalıdır. Bu insan buna kesin olarak karar verdiği anda, bunu yapacak güce de sahip olur ve birden fırsatlar onun yoluna akın eder. O her fırsattan yararlanıp onu sonuca ulaştırdığında, nihai hedefine doğru bir adım daha atmış olur. O bir aşamayı tamamladığı her seferinde, başarının enerjisi ona bir sonraki fırsatı yakalayacak gücü ve güveni verir. O yolun kendisinden o kadar çok güç ve yeterlilik kazanır ki, hedefine eriştiğinde, o pozisyonda olmak için tam niteliklidir ve içsel olarak merkezlenmiştir.

FIRSATLARI TANIMAK

Aile çevrelerinde geçirdiği pek çok yaşamdan ötürü, Oğlak Kuzey Düğümü insanının fırsatçı bir biçimde düşünmekten çok destekleyici biçimde düşünmesi doğaldır. O insanlara yardım etme konusunda doğal bir arzu duyar ve işte bu yüzden yardıma ihtiyaç duyan insanları kendine çeker. Ama o, aynı zamanda hem diğer kişiye hem de kendisine yardım edebilme olanağına açık olmak ve böylece her iki tarafın da

kazançlı çıktığı bir durum yaratmalıdır. Bu enkarnasyonda o yaşamın getirdiği fırsatları kendi pozisyonunu ilerletmek, yeterliliğini kanıtlamak ve kişisel olarak "tepeye" çıkmak için kullanmayı öğreniyor.
Örneğin, yaşam sigortası poliçesi satan Oğlak Kuzey Düğümlü bir arkadaşım vardı. Onun müşterilerinden biri öldü. Arkadaşım, şimdi müşterisinin büyük bir işi miras alan ve onunla ne yapacağını bilemeyen dul karısıyla çalışıyordu. Yardım etmek istediğinden, o bu kadını bir iş simsarıyla bir araya getirdi ve o hanım bu anlaşma sonucunda epey para ve bazı çok değerli hisse senetleri aldı. Simsar, arkadaşıma, "Bundan ne pay istersin?" diye sorduğunda, o "Ben sadece bu hanıma yardım etmek istemiştim," diye yanıtladı. Arkadaşımın bir komisyon ve bir miktar hisse senedi alması gerekirdi, ama bu insanlar çoğunlukla bu şekilde kucaklarına düşen fırsatları kaçırır ve daha sonra buna pişman olurlar.

Bu insan, yaşamın ona getirmek istediği armağanlar olan beklenmedik fırsatlara karşı uyanık olmalıdır. Eğer toyluğundan ötürü fırsatı kaçırırsa, o simsarın yapmış olduğu gibi, başka birisi bunu ona gösterecektir. Geçmiş yaşam deneyiminden yoksun olduğundan, Oğlak Kuzey Düğümü insanı fırsatları her zaman kendi başına görmeyi bekleyemez ama başkalarını dinleyebilir. Birisi ona, onun için kişisel kazançla ilgili bir soru sorduğunda, onun yapacağı en iyi şey: "Hele bunu bir düşüneyim, daha sonra sana haber veririm," demektir. O yavaşlamak ve kendisine mesele üzerinde düşünecek zamanı tanımalıdır.

Yaşam ve diğer insanlar, derin bir düzeyde, bu insanın dış dünyada olmaya alışık olmadığını bilirler. Bu yüzden, dış dünyada başarılı olan insanlara sorarak neyin adil olduğunu öğrenmesi onun için tamamen uygundur. Daha da iyisi, o fırsatı işaret eden kişiye şöyle diyebilir: "Bu durumda sence ne adil olur? Eğer benim durumumda olsaydın sen ne yapardın?"

Oğlak Kuzey Düğümü insanı son derece aktiftir ve düşünmeden hareket etme eğilimindedir. Ama huzursuz, yönlendirilmemiş hareket onun için ters etkidir. O bunu yaparken kendisini öylesine kaptırır ki, durup, enerjisinin onu nereye götürdüğünü ya da götürmediğini nihai sonucun ne olacağını, ya da onun diğer insanları nasıl etkileyeceğini düşünmez. O eylemlerinin olası sonuçlarının daha çok farkında olmak ve enerjisini durumların üzerine çıkmasına yardımcı olacak biçimlerde yönlendirmelidir. O sonuçlardan sorumlu olduğundan, sonuçların istediği gibi olmasını sağlamak için sürecin sorumluluğunu da üstlenmelidir. Örneğin, babası Oğlak Kuzey Düğümlü olan bir kadın müşterim vardı. O aile üyelerinin birbirlerine çok yakın oldukları bir aileden geliyordu ve yıllar boyunca amcaları ve diğer akrabaları onun babasına zengin olması için birçok fırsat sunmuşlardı. Onlar onun babasına emlak anlaşmaları, iş ortaklıkları ve yatırımlar sundular. Ama babası fikrini değiştirmedi: "Hayır, ben çalışan bir adamın, yatırım yapmam." Böylece, o hiçbir zaman bir ev satın almadı, kendi geleceği ya da ailesinin geleceği için bir yatırım yapmadı. Haftada altı gün uzun saatler çalışarak günlük sorumluluklarını karşıladı, ama geleceğe yönelik ve akla uygun bir biçimde sorumlu olmak için inisiyatifini kullanmadı.

Bugün, müşterimin amcalarının ve kuzenlerinin hepsi zenginler, ama emekli olan babası para sıkıntısı çekiyor ve o bu duruma nasıl düştüğünü anlamıyor. O kendi rahatlık kuşağında adım adım yürüdü. Bilinçaltı olarak, o sorumluluğu bir başkasının üstleneceğini düşünmüştü; bu da, Oğlak Kuzey Düğümü insanı için "nasıl kaybederim"e eşittir.

Bu insan, çoğunlukla, "iyi bir durumu ya da işi bozmamak" ya da başkalarının duygusal tepkilerinden sakınmak için tutucu bir pozisyona "saplanıp kalır." Ayrıca, o işleri yapmanın yerleşik biçimini destekleyerek, kendi görüşünü savunmak zorunda kalmaz. O bunun bir fırsatları kabul etme enkarnasyonu olduğunu anlayıncaya dek, riskler almak istemez. İstikrarlı yaşamının günlük güvenliğini yitirmekten ve değişimin sorumluluğunu üstlenmekten korkar.

Bu düğümsel pozisyonda bulunan, küçük bir acente işleten ve büyük bir binada bir büro kiralamış olan bir erkek müşterim vardı. Binanın sahibi ona büroyu uygun bir fiyata satın alma fırsatını sundu. Müşterim büroyu satın almadı, çünkü onun parası yoktu. O bunu yapmanın bir yolunu bulabilirdi, ama bu fırsatı görmedi. Onun ilk düşüncesi şuydu: "Büroyu kiralayabilecekken, neden ona sahip olma yükünün altınagirmeyi isteyeyim?" Daha sonra büro öyle yüksek bir fiyata satıldı ki, müşterimin bu fiyatı hiç bilmemesi daha iyi olurdu! Hedef yönelimli hale gelerek, bu insan, her şeyin onu hedefine eriştirecek bir basamak olması için, her "engeli" kendi yararına nasıl kullanacağını öğreniyor. Beklemediği etkenler ortaya çıktığında, o büyük tabloyu görmeyi ve duygusal olarak ezilmek yerine, her şeyi kendi yararına kullanabileceği bir fırsat olarak karşılamayı öğreniyor.

Örneğin, eğer Oğlak Kuzey Düğümü insanı bir maraton için idman yaparken bir baldır kasını zorlayıp incitmişse ve bu yüzden birkaç hafta koşamayacaksa, o bu zamanı bedeninin üst kısmını güçlendirmek için kullanmalıdır. Eğer o başarmayı aklına koymuşsa, vuku bulan her şeyi kabul edebilir ve onu kendi yararınakullanabilir. Bu süreç sonucunda kazanılan kendi kendine yeterlilik duygusu çok büyük olacak ve bu insan hayallerini gerçekleştirmek için gereksindiği niteliklere hep sahip olduğunu anlayacaktır.

Duygusal Enerjiyi Güce Dönüştürmek

Aile yaşamına dalarak ve duygulara odaklanarak geçirdiği birçok yaşamdan ötürü, bu enkarnasyonda, Oğlak Kuzey Düğümü insanı ham duyguya doğrudan erişme yeteneğine sahiptir. Tek sorun, onun o duyguya saplanıp kalmasıdır! Duygu muazzam bir güçtür ve bu insan bunu olumlu bir biçimde yönlendirmeyi öğreniyor.

İroni şu ki, bu insan, daima, barındırdığı olumsuz duygunun yapısında var olan olumlu niteliklerden yoksun olduğunu düşünür. Örneğin, bu düğümsel grupta bulunanlar içinde bastırılmış öfkeyle dolu olanlar, genellikle, kendilerini öne süremediklerini, inisiyatiften, cesaretten ve bağımsızlıktan yoksun olduklarını hissederler bunlar, olumsuz ifadesi öfke olan ham duygusal enerjinin olumlu yanının veçheleridir. Bu insan bu enerjiyi, bilinçli olarak, sorumluluk üstlenme tutumuna yönlendirerek, onu doğal olarak yapıcı bir yöne onun aleyhine değil, lehine çalışacağı bir yöne akıtacaktır.

Ne ilginçtir ki, astrolojide inisiyatifi, cesareti, kendini öne sürmeyi ve bağımsızlığı yöneten gezegen Mars öfkeyi de yönetir. Öfkeli enerjiyi olumlu bir biçimde dışa çıkartmak için, Oğlak Kuzey Düğümü insanı yaşamının her alanında sorumluluk üstlenmeli, kendisini öne sürmeli ve inisiyatifini kullanmalıdır.

Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve arkadaşını büyük bir giysi satışına

götürmek için işini gücünü bırakan bir kadın müşterim vardı. Onlar oraya öğleden sonra saat l:00'de gitmeyi kararlaştırmışlardı. Müşterim saat 6.30’a kadar serbestti, o saatten sonra başka bir randevusu vardı. Ancak, arkadaşı geç geldi, satışta çok zaman harcadı ve eve gitmeden önce tuvalette "kendisine çeki düzen vermekte" ısrar etti. Müşterim, zamanın akıp gidişini izlerken giderek daha çok öfkelendi. O, arkadaşına saat 6.30’da bir randevusu olduğunu söyledi, ama arkadaşı aldırış etmez görünüyordu. Sonunda, müşterim randevusuna geç kaldı ve akşamın geriye kalan kısmında öfke ve düş kırıklığı hissetti.

O, öfkeli enerjiyi inisiyatife nasıl dönüştürebilirdi? Daha başlangıçta idareyi ele alabilir ve "Alışverişi saat 5.00’te bitirmeliyiz," diyebilirdi. Daha başlangıçta hedefi belirterek, bu insan istediği şeyi elde edemeyip öfkelenmekten kaçınabilir. Onun güdüsü saf olduğunda yardım etmek istediğinde parametrelerin neler olduğunu başkalarına önceden bildirmelidir: "Ben sana bu konuda yardım ederim, ama işimiz şu saatte bitmiş olmak. Bu senin işine gelir mi?" Böylece, olup bitenle ilgili bir farkındalık ve anlaşma olacak ve o öfkeyi yönetimsel enerjiye dönüştürmüş olacaktır.

İYİLEŞTİRİCİ TEM ŞARKI

Müzik, riskler almamızı duygusal olarak güçlü bir biçimde destekleyebildiğinden, her düğümsel grup için, onun enerjisini olumlu bir biçimde değiştirmesine yardımcı olması amacıyla iyileştirici bir şarkı yazdım.

Yuvaya Gidiş

Bu şarkının mesajı, Oğlak Kuzey Düğümü insanının bilincini daha cesur bir hale yöneltmeyi, onu, bildiği yuvanın sınırlayıcı güvenliğini terk ederek görkemli bir başarı içeren yeni yuvaya erişmeye teşvik etmeyi amaçlamaktadır.
Seçilmiş şarkı sözleri:

Hiç benim hissettiğim gibi hissettin mi?
İleri doğru yürümek zorunda olduğunu
Ve sonraki adımını yeni bir şeyin içine atacağını bilirsin Bulunduğun düzeyin ötesini göremezsin
Bırakmaya korkarsın, çünkü içinden bilirsin ki
Geri dönüş yoktur daha önce bulunduğun yere Bulunduğun düzeyin artık sana bir yararı yok
Geçmişi bırak ve yürümeye devam et
Yuvayı terk ettiğini mi düşünüyorsun?
Hayır, hayır! Sen Yuvaya gidiyorsun!

 

KUZEY AY DÜĞÜMÜ TERAZİ BURCUNDA

Geliştirilecek Nitelikler

Bu alanlarda çalışmak gizli yeteneklerin ve becerilerin ortaya çıkmasına yardımcı olabilir.

• İşbirliği
• Diplomasi ve davranış inceliği
• Başkalarının gereksinimlerinin farkındalığını artırmak • Bencil olmamak: Karşılık beklemeden destek vermek • Her iki tarafın da kazançlı çıktığı durumlar yaratmak • Paylaşmak
• Durumu diğer kişinin gözleriyle görmek
• Kendi kimliğini ifade etmek

Geride Bırakılacak Eğilimler

Bu eğilimlerin etkisini azaltmaya çalışmak yaşamı daha kolay ve daha zevkli kılmaya yardımcı olabilir

• Düşünmeden, fevri davranmak
• Düşüncesizce kendini öne sürmek
• Başkalarının destek gereksinimlerinin farkında olmamak • Benmerkezcilik
• Bencillik
• Para konusunda iyi karar verememek
• Başkalarından kendisi gibi olmalarını beklemek
• Başkaları tarafından nasıl görüldüğüne aldırmamak
• Uzlaşmaya direnmek
• Öfke patlamaları
• Yaşamı sürdürme konusunda aşırı kaygılanmak

Kaçınılacak Tuzak

Terazi Kuzey Düğümü insanının farkında olması gereken Aşil'in topuğu bencilliktir ("Yaşamımı sürdürmem önce kendimi gözetmeme bağlıdır ve başkaları kendi kaygıları her ne olursa olsun benim gereksinimlerimin karşılanmasını sağlamalılar"). Ama bu dipsiz bir kuyudur: Eğer o kendisini güvende hissetmek için başkalarının onun gereksinimlerini sürekli olarak karşılamaları gerektiğini düşünürse, kendisini iyi hissetmek için daima daha çok ilgiye ve enerjiye ihtiyaç duyduğunu görecektir. O, kendisinin ona verebileceği bir partner bulmalıdır ve o partner buna karşılık kendisini çok güçlenmiş hissedeceğinden, Terazi Kuzey Düğümü insanının kabını doğal olarak takdirle dolduracaktır. Doyum, onun kim olduğunu gören, onu takdir eden ve ona karşılık vermek isteyen insanlarla bağ kurmakta yatar.

Onun kaçınması gereken tuzak, bitmez tükenmez bir bağımsızlık arayışıdır ("Eğer kendi kendime yeterli olabilirsem, başkalarıyla başarıyla ilişki kuracak güvene sahip olabilirim ve kendimi bu kadar yalnız hissetmem"). Yaşam, Terazi Kuzey Düğümü

insanına başarıların ve bağımsızlığın onun kendisini tamam, eksiksiz hissetmesini sağlamadığını göstermiştir. Sonuç, onun hiçbir zaman bir takımın parçası olacak kadar yeterince güçlü bir benlik duygusu hissetmeyeceğidir. Belli bir noktada o bir başka kişiyi desteklerken kendisini kaybetmeyi göze almalıdır. İroni şu ki, bir kez o kendini düşünmeden, bencillikten yoksun bir biçimde başka birisini desteklemeye başladığında, içinden doğru parlayan gerçek benliğinin sevincini ve ihtişamını hissetmeye başlar.

BU İNSAN ASLINDA NE İSTER ?

Bu insanın aslında istediği şey kendisi olmak, dikkat merkezi olmak, değişik yaşam durumlarında kendisini keşfetmek ve çevresini onu enerjiyle besleyen insanlarla kuşatmaktır. Bunu başarmak için, Terazi Kuzey Düğümü insanı kendisine odaklanmayı bırakmak ve ona çekilmiş olan insanların doğasını keşfetmelidir. Bir kez o hangi insanların onu gerçekten takdir ettiklerini ve desteklemek istediklerini ayırt ettiğinde ve o insanları enerjiyle beslemeye başladığında, ona geri gelen enerji onun istediği durumu yaratacaktır.

Yetenekler/ Meslek

Bu insan harika bir danışman, diplomat ve uzlaştırıcıdır. O, A kişisinin kimliğini ve kaygılarını açıkça görme ve bunu başarıyla karşılıklı anlayışa ve adil, uyumlu uzlaşmaya sevk edecek biçimde B kişisine iletme yeteneğine sahiptir. Terazi Kuzey Düğümü insanı güzellik ve sanat içeren alanlarda da üstünlük gösterir ve hedefi izleyicilerini yükseltmek, enerjilendirmek ve kendilerine güvenmelerini sağlamak olduğunda, o büyük bir eğlendirici ya da hatip olabilir. O son derecede yeteneklidir ve destekleyici bir rol içeren herhangi bir meslekte hem maddi, hem de kişisel olarak başarılı olabilir.

Terazi Kuzey Düğümü insanı, kendisinin ayrı bir varlık olarak farkında olmasından dolayı, doğuştan bağımsızlık ve liderlik yeteneğine sahiptir. O geçmiş yaşamlardan gelen özgüvenini başkalarını uzlaştırmak ve onlar için adalet sağlamak amacıyla kullandığında, doğuştan gelen yetenekleri olumlu sonuçlar yaratır. Ancak, eğer o kendi bağımsızlığını amaç olarak alan mesleklerin peşine düşerse, doyumsuz hale gelebilir ve hedefine asla ulaşamamış olduğunu hissedebilir. Güçlü kimliğini başkalarını desteklemek için kullandığında, bu insan içsel bir doyum ve tamamlanma duygusu kazanır.

Terazi Kuzey Düğümü İçin iyileştirici onaylamalar

• "Başkalarını desteklemeye odaklandığımda, kendimi güvenli hissederim."
• "Başkasının özgüvenini kazanmasına yardımcı olduğumda, her ikimiz de kazanırız." • "Takım başarılı olduğunda, ben de kazanırım."
• "Başkalarıyla paylaştığımda, ben daha fazla şeye sahip olurum."

KİŞİLİK
SAVAŞÇI NİTELİKLERİ
Kişisel başarı, kendi kendine yeterlilik ve bağımsız hareketle geçen enkarnasyonlar,

takım çabasının ve partnerliğin farkında olmayan bir bilinçle sonuçlanır. Terazi Kuzey Düğümü insanı birçok enkarnasyonda savaşçı rolünü oynamıştır. Savaş meydanındaki bir savaşçı başka kişilerle ilgilenmez, yalnızca hayatta kalmayı ve düşmanı öldürmeyi düşünür. O bir yoldaşına, bir silah arkadaşına bir göz attığında bile gafil avlanıp öldürülebilir. Bu yüzden, onun tüm bilinci kendisine yönelmiştir: Kendi bedenine, savaşma yeteneğine, kendisinin hayatta kalmasına odaklanmıştır.

Bu insan şimdi abartılı bir hayatta kalma dürtüsüne ve "sana karşı ben" zihniyetine sahiptir. Onun tüm bildiği şey budur. O rekabetçidir, hedef yönelimlidir, taktikçidir, kendi yaptıklarından ya da olup bitenlerden nasıl etkileneceğinin daima farkındadır. Başkalarıyla birlikte olmayı, başkalarını sevmeyi ve sevildiğini hissetmeyi çok ister, ama bunu nasıl yapacağını bilmez. Benlik duygusuna sımsıkı sarılır ve onu bırakmaya çekinir, çünkü "savaş"ın her an başlayabileceğinden korkar ve hayatta kalmak için güçlü ve tetikte olması gerektiğini hisseder.

Ama bu insan bunun bir savaşçı enkarnasyonu olmadığını anlamalıdır. Ortada, onu yok edecek ya da ondan bir şeyler alıp götürecek hiç kimse yoktur. O her tarafta yoldaşlarının bulunduğunu fark etmelidir. Onun bu enkarnasyondaki işi diğerlerinin savaşları kazanmalarına yardım etmektir ve Terazi Kuzey Düğümü insanı başkalarına yardım ederek kazanır.

Tüm o savaşçı yaşamları boyunca, bu insan sevgiyle teması, diğer insanlarla birlikte çalışma yeteneğini yitirdi. Bu yüzden, o bu yaşama kendisini başkalarıyla işbirliği yapma ve ilişki kurma konularında beceriksiz hissederek geldi. Ama o bu konuda tasalanmamalıdır, çünkü onun tüm doğum haritası insanlarla yeniden bağ kurmasını sağlayacak şekilde oluşturulmuştur. Nereye gittiğini bildiği sürece, eski alışkanlıklar onun yolunu kesmeyecektir. Aslında, tüm bu enkarnasyon onun için partnerlikle ilgilidir ve bunu anlamak için birçok fırsatla karşılaşacaktır, çünkü evlilik ve partnerlik fırsatları ona kolayca gelecektir.

Sert Disiplin

Geçmiş yaşamlardaki savaşçı deneyimlerinden ötürü, Terazi Kuzey Düğümü insanı, diğer düğümsel gruplardaki kişilere yabancı olan "soru sormak yok saçmalık yok" disiplinini geliştirmiştir. Onun orduda geçirmiş olduğu yaşamlar kılık kıyafetin ve kişisel eşyanın düzenli olmasını vurgulardı, bu yüzden bu insan bu enkarnasyona çevresinde ve yaşamında düzene değer vererek geldi. O disipline ve katı sınırlamalara güçlü bir biçimde dayanabilir ve başkalarının da aynı cezaya ve yoksun bırakılmaya katlanmaya gönüllü olmaları gerektiğini düşünür. Kendisinin yüklenmeye hazır olduğu kısıtlamaları ve özverileri başkaları kabul etmediklerinde, onun için bunu anlamak zordur bu onun ilişkilerini bozan bir etkendir.

Başka hiçbir düğümsel grup, katı kişisel disiplin ve yoksunluk koşulları altında aynı, yapıcı eylemde bulunma kapasitesine sahip değildir. Aslında, Terazi Kuzey Düğümü insanı kötü koşullar altında hayatta kalma mücadelesiyle gelişir. Bu onun için "çok heyecan verici" bir durumdur! Bir hedefe kişisel özveriyle erişmenin, kendi kaynaklarını kullanmanın, sınanmanın ve muzaffer olarak çıkmanın yoğun dramı onaonaylanma duygusu verir. Bu insan öylesine güçlü bir benlik duygusuna sahiptir ki, herkesin onun gibi olduğunu imgeler ve bilinçaltı olarak, tıpkı kendisi gibi bir partner arar. Diğer kişi aynı nitelikleri sergilemediğinde ise çok düş kırıklığına

uğrayabilir ve kendisini aldatılmış hissedebilir.

Terazi Kuzey Düğümü insanının bu enkarnasyonda öğrendiği derslerden biri, bireysel farklılıkların güzelliğidir. Onun kimliği ve bir ilişkiye sunabileceği şey diğer kişinin kimliğinden ve ilişkiye sunabileceği şeyden çok farklı olabilir. Onun başarması gereken şey, bireysel farklılıklara dikkat etmek ve diğer kişinin ilişkiye getirdiği güçleri takdir etmektir. Bunun olabilmesi için, o önce kendi güç tanımını yenidenincelemelidir.

Savaşçı tarzında geçirilen birçok enkarnasyondan ötürü, onun güç tanımı genelde yalnızca şunları içerir: Cesaret, yoğun çaba, özveride bulunmaya ve yoksunluğa katlanmaya gönüllü olma, hedefe yüzde yüz odaklanma, hemen sonuç almakta ısrar etme, dürtüsel inisiyatif (kahraman zihniyeti), yüksek enerji halleri ve kişisel riskler almaya gönüllü olma.

Oysa bu insanda olmayan, partnerin onun yaşamına getirebileceği başka güçlerde vardır. Bunlar, hedefe ulaşma sürecini takdir etme yeteneğini (bu, Terazi Kuzey Düğümü insanını yavaşlatabilir ve ona daha çok dayanma gücü verebilir); iletişim becerilerini (bu uyum ve anlayış yaratabilir); empatiyi (bu, Terazi Kuzey Düğümü insanının en nihayet kendisini insanlara aitmiş gibi hissetmesini sağlayabilir); neşe ve oyunbazlığı (bu bir hedefe erişme sürecini zevkli ve eğlenceli kılabilir); analitik yetenekleri ve ayrıntılarla çalışma kapasitesini; diplomasiyi; başkalarının gereksinimlerine karşı duyarlılığı; sinerji yaratma yeteneğini (bu her iki tarafı da çok güçlendirebilir); bir serüven duygusunu; yöneticilik becerilerini; yaratıcılığı ve şefkat kapasitesini (bu, Terazi Kuzey Düğümü insanını iyileştirebilir) içerir.

Bu enkarnasyonda, bu insan başarı ve doyum için başkalarıyla partnerlik yapmalıdır. Onun partnerliğin yararlarını görmek için yapması gereken şey, başkalarının ondan farklı olan yanlarını takdir etmektir.

ÖFKE PATLAMALARI

Terazi Kuzey Düğümü insanı öfke patlamalarına düşkündür ve bu onun kurtulması gereken bir eğilimdir. O bir çocuk gibi çabuk öfkelenir. İstediği şeyi elde edemediğinde, diğer kişiye istediğini kabul ettirmek için bağırıp çağırabilir. Eğer diğer kişi direnirse, o istediği şeyi elde edene dek durumu tırmandırır.

Ancak, kendisinin kazandığı, karşı tarafın kaybettiği durumlar yaratmak bu insan için iyi sonuç vermez. Uzun vadede, böyle durumlar onu yakın olmak istediği kişilerden ayırır. O, istediği şeyi, diğer kişinin kaybetmesi pahasına "kazandığında," bunun bedelini öder diğer kişi böyle şiddetli taktiklere karşı savunmasız olmak istemediği için kendisini kapatır ve kabuğuna çekilir. Terazi Kuzey Düğümü insanı, diğer kişiye vermiş olduğu zarardan tümüyle habersiz, gülücüklerle ortaya çıkabilir. Diğer kişinin onun için mutlu olması gerektiğini sanır, çünkü sonuçta, o "kazanmıştır." O, hiç kimsenin göz korkutarak ve öfkeyle kazanamayacağını öğrenene dek, birçok acı ders alacaktır. Başkalarına saldırarak kazanılan zaferler, o insanların artık Terazi Kuzey Düğümü insanıyla ilişkiyi sürdürmek istememeleriyle sonuçlanır ve ondan sonra bu insan ilişkilerinde o çok imrendiği karşılıklı alışverişi, enerjiyi ve takdiri bulamaz.

Karar Vermek

Bu insan hızlı karar verme eğilimindedir. Yalnızca kendisini ve kendi hedeflerini hesaba kattığından, o hemen harekete geçmeye alışıktır. Genellikle, diğer insanlar üzerindeki etkisinin farkında değildir ve farkına varmadan, kendi hedeflerine ulaşmak için insanları kullanabilir. Ancak, bu onun için kötü geri tepmelere neden olur, çünkü bu diğerleri için çok acı vericidir.

Bu insan, başkalarının onu desteklemelerini sağlamadan kararlar verdiğinde, diğerlerinin enerjilerinden ve fikirlerinden yararlanmamış olduğu için, istediği şeyleri elde edemeyebilir. Eyleme geçmeden önce, o karar verme sürecine başkalarını da katmayı hatırlamalıdır. Onun bu sürece başkalarını katmak istememesi, kısmen, "insanlar temelde bana karşıdır" şeklindeki o eski savaş meydanı zihniyetinden kaynaklanır. Bu yanlış düşünüş uygun iletişim anlayışıyla ortadan kaldırılabilir başkalarına karşılıklı olarak yararlı olacak biçimde nasıl davranabilir? Bir zamanlar, bu düğümsel gruptan bulunan bir müşterim bana şöyle bir itirafta bulunmuştu: "Evliliğim üzerinde kendi başıma çalışmakla o kadar meşgulüm ki, kocamı göremiyorum, onu işitemiyorum, onun kim olduğunu bilmiyorum!" Oysa bu konuda diğer kişiye danışmak bu insan için çok daha kolay olurdu.

Karar verirken başkalarını dikkate almamak Terazi Kuzey Düğümü insanının gereksiz yere acı çekmesine neden olabilir. O istediği şeyi elde edememekten o kadar çok korkabilir ki, istediği şey için mücadele ederken acımasız olabilir. Eğer durup, plân yapma sürecine diğer kişiyi de katarsa, o kişinin onun eyleme geçmesini engelleyeceğinden korkabilir. Onun anlamadığı şey, başkalarını dikkate almanın kendi gündeminden vazgeçmek anlamına gelmediğidir. Bu, diğer kişinin kaygılarını umursamak ve her iki tarafa da doyum verecek bir uzlaşmaya varmak için çaba göstermek anlamına gelir.

Örneğin, bu düğümsel grupta bulunan bir adamla bir ilişki içinde olan bir müşterim vardı. Onlar yaklaşık bir yıldır sadakat içinde birlikte yaşıyorlardı. Bir gün adam gitmesi gerektiğini ve o gece eve geç döneceğini söyledi. Müşterimin sezgileri çok güçlüydü ve hissettiği şeyi şöyle dile getirdi: "David, sen başka bir kadınla sevişeceksin!" Adam ona kızdı (bu insan kolayca yalan söyleyemez ve yakalandığında sinirlenme eğilimi gösterir). Müşterim, ne olup bittiğini anlamak için ona sorular sormaya başladı, ama adam hedefine öylesine kilitlenmişti ki, onunla konuşmak için zaman ayırmayı reddetti. O, diğer kadınla olan randevusuna geç kalmak istemiyordu, böylece meseleyi çözülmeden bıraktı. Saatler sonra adam müşterime telefon ederek bol bol özür diledi: O bir hata yapmıştı, müşterimi seviyordu, o onun bir tanesiydi, böyle bir şey bir daha asla olmayacaktı. Ama artık çok geçti müşterimin kalbi ona kapanmıştı ve o çoktan ayrılmaya karar vermişti. Müşterime göre, onun kalbinin kapanmasına neden olan şey o olay değil, adamın olayı ele alış biçimiydi. O, adamın durumu onunla konuşacak kadar onun duygularını umursamamasını bağışlayamamıştı. Bu düğümsel gruptaki insan kendisini partnerinin görüşlerine kapattığında, her iki taraf da kaybeder.

YAŞAMI SÜRDÜRMEK

Terazi Kuzey Düğümü insanı yaşamı sürdürme (hayatta kalma) konusunda aşırı kaygılanabilir, ama bu enkarnasyonda böyle bir odaklanma uygunsuzdur. O, yaşamı

nasıl sürdürebileceğini çoktan öğrenmiştir; şimdi diğer insanlara yardım etmek, enerji ve güven vererek güçlendirmek için burada bulunmaktadır. O böyle vererek, büyük bir özgüven ve huzur kazanır.

Bu insan savaşçı olarak öğrendiği her şeyi uygulamak ve onları başkalarıyla ilişkilerde yapıcı bir biçimde kullanmalıdır. Bu, silahlarını bırakmak ve yoldaşlarının ne durumda olduklarını görmek için çevreye bakmak anlamına gelir. Yanındaki kişi savaşa girmeden önce sırtının sıvazlanmasına mı ihtiyaç duymaktadır? Onun işi, kazanmaları için diğer kişileri güçlendirmektir. Ve hiç kimse başkalarının kazanmalarına yardım etme konusunda Terazi Kuzey Düğümü insanından daha donanımlı değildir.

NARSİSLİK

Terazi Kuzey Düğümü insanı narsislik eğilimine karşı dikkatli olmalıdır. O kontrol onun elindeymiş ve başkalarının hayran oldukları niteliklere sahipmiş gibi bir tavır takınır. Başkaları ona iltifat ederler ve o kendisini iyi hisseder, ama daima, gerçek benliğinin ve gerçekte hoşlandığı şeyin yansıttığı imaja aykırı düşebileceğinden gizlice korkar. Bazen o çevresine, "görünüşlerinden" ötürü kabul edilebilir kişileri toplar. Örneğin, bu düğümsel grupta bulunan ve şişman kadınları çekici bulan bir müşterim vardı, ama o arkadaşlarının bunu öğrenmelerini istemezdi, çünkü onunla alay edeceklerinden korkardı. O gerçek arzusunu bir sır olarak sakladı, çünkü bu yansıtmak istediği imaja uymuyordu.

Bu insan başkalarının onun görünüşünü övmelerinden hoşlanır; bu yüzden, beğenildiğini düşündüğü kalıplaşmış tipi oynar ve insanların bunu görmelerini ve onun egosunu beslemelerini bekler. O, başkalarına çekici gelmek istediğinden, imajını diğer kişiye çekici geleceğini düşündüğü biçimde değiştirir. Ama bu süreç onun diğerlerinin onu olduğu gibi sevip kabul ettiklerini bilmekten gelen gerçek bir içsel güven duygusu kazanmasını engeller. O kendisini açığa vurmayı göze almadıkça, bunu hiçbir zaman öğrenemeyecektir.

Terazi Kuzey Düğümü insanı kendisine aşık olma, bu aşka kapılma ve onun gerçek güvenlik duygusunu genişletebilecek olan insanları dışlama tehlikesi içindedir. O sadece kendi mutluluğuyla ilgilenme eğilimi gösterebilir ya da kendini beğenmişliğe kurban gidebilir örneğin, yaşamın sunacağı en iyi şeyi kazanmak amacıyla kendisini en iyi fiziksel formda tutmaya çalışabilir. Onun değerleri toyca yüzeysel olabilir. Ama bu enkarnasyonda, o başka bir kişiyi gerçekten, kendisi kadar severek, ruhunun genişlemiş bir duygusunu kazanmaya programlanmıştır.

"ÖNCE BEN!"

Daha bilinçli hale gelene dek, kendisiyle, kendi kendine yeterlilikle ve kendini korumayla aşırı ilgilenmek Terazi Kuzey Düğümü insanının temel güdüleri olacaktır. O, oyunda bulunan diğer insanları da dikkate almalıdır. Çoğunlukla o diğer insanların kimler olduklarını bile bilmez, çünkü dikkatini kendi üzerinde odaklamaya çok alışıktır. Her ne zaman o düşünmeden, dürtüsel bir biçimde "Önce ben!" dese, diğer insanlar ondan uzaklaşırlar. Ama onun doğal danışmanlık yeteneği (kendi üzerinde odaklanmayı bırakıp, başkalarını desteklemesini kolaylaştırmak için doğuştan sahip olduğu bir yetenek) sayesinde, insanlar kendiliklerinden ona

açılırlar. O, başkalarının sorunlarını dinlemek için zaman harcarken, kendi "adil payını" alıp almadığını düşünür. Eğer almıyorsa, kullanılmakta olduğunu düşünür. O zaman, içerleyerek insanları itip uzaklaştırır.

Başkalarını dinlerken her şey onun güdüsüne bağlıdır. O bunu o kişiyi "başından atıp," dikkatini tekrar kendisine vermek için mi yapmaktadır? Yoksa samimi bir güdüyle, karşılığında diğer kişinin şifa bulmasına katıldığını bilmenin mutluluğundan başka bir şey beklemeden, yardım etmek için mi dinlemektedir?

Kazanmak için, Terazi Kuzey Düğümü insanı içsel toplumsal uyum duygusuyla temasa geçmelidir; bu duygu onun başkaları üzerinde odaklanmasına ve kendisine öncelik tanımayı bırakmasına yardımcı olacaktır.

KENDİNDEN UTANMAK

Terazi Kuzey Düğümü insanı, "olumsuz" saydığı niteliklerinden acı verici bir biçimde utanabilir ve onları yargılayabilir. İşte bu yüzden o kendisine odaklandığında güç kaybeder. Onun tüm gördüğü şey gizlemeye odaklandığı "kabul edilemez" nitelikleridir. Ama bu süreç diğerlerinin ona yaklaşmalarını engeller. Bu insanın neyi sakladığını bilmediklerinden, diğerleri ona güvenmez ve geri çekilirler. O zaman, bu insan onda bir yanlışlık olduğu geribildirimini alır ki bu onun da kuşkulandığı şeydir!

Ayrıca, kendini gizleme sürecinde o başkalarını kabul etmeye tam olarak açık değildir ve bu yüzden onlarla hiçbir zaman tam olarak partnerlik edemez. O, başkaları onun gerçek benliğini görürlerse onu acımasızca yargılayıp reddederler diye, onlara karşı açık ve savunmasız olmaya korkar. Oysa o diğer kişiye ve o kişideki gücü ve iyiliği ortaya çıkarmak için ne yapabileceğine odaklandığında benliği diğer insanları kabul etmeye açık kalır.

Terazi Kuzey Düğümü insanının kendisini yargılamayı bırakıp, sadece kendisi olması onun en yüksek hayrınadır. Eğer onun pek "doğru" olmayan bazı nitelikleri varsa, diğerleri ona bunu bildirebilirler. Sonuçta, onun savaşçı enkarnasyonları olmuştur o sosyal nezaket kuralları hakkında ne bilir ki? O, deneyimin ona öğretmediklerini bilmeyi bekleyemez. Onun, kuralları öğrenmek için, birçok enkarnasyon boyunca toplumda yaşamış olanların yardımına ihtiyacı vardır. Dürüst olarak, o değişmeyi, insanlarla bağ kurmaya başlamayı ve olumlu ilişkiler geliştirmeyi öğrenebilir. Bu insan, kendisi yerine, dünyaya ve diğer insanlara uyumlanmalıdır. O, diğer kişinin karşılık olarak ona ne verdiğini görmek için sadece kendisine odaklandığında, sadece kendi eksikliklerini görür ve kendisine güveni azalır. Ama diğer kişiyi desteklemeye ve ona şifa vermeye odaklandığında, artık kendisinden utanmaz. O enerjisini başkalarına verdiğinde, karşılığında gereksindiği onayı ve enerjiyi alacaktır. Gerçekten de, onun özgüveninin anahtarı, başkalarının özgüvenini ve coşkusunu artırmasında yatar.

VARSAYIMLARDA BULUNMAK

Terazi Kuzey Düğümü insanı, başkalarında neler olup bittiğini bildiğini varsayma eğilimindedir, bu yüzden çoğunlukla iletişimi atlayıp doğrudan eyleme geçer. Bu onun ilişkilerindeki güveni zayıflatır, yine de, geçmiş yaşamlardaki askeri deneyimi göz önüne alındığında bu anlaşılabilir bir tutumdur. Ona, "düşmana" (yani,

"diğeri"ne) uzaktan bakması öğretilmiştir. O, düşmanın hareketlerini gözlemlemiş, ama savaşa dek onunla hiç doğrudan etkileşime girmemiştir. Bu enkarnasyonda da o diğer kişileri uzaktan gözlemler, onların kimliği, davranış biçimleri, hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları şeyler, vb. hakkında varsayımlarda bulunur. Bu insan için, gerçek onun gördüğü şeydir o diğer kişi hakkındaki "gerçekleri" varsayar ve o "gerçeklere" göre davranır. Diğer kişiyi dinlemez. Diğerinin eylemlerini, eğer kendisi onları yapıyor olsaydı ne düşünüyor olurdu diye düşünüp ona göre yorumlar.

O ayrıca başkalarını kendi sorunlarını çözme ya da hedeflerine erişme konusunda onun kadar hızlı olmadıkları ya da onun gibi davranmadıkları için de yargılayabilir. Eğer başkaları bu konuda "onun gibi" davranmazlarsa, o şöyle varsayabilir: "Benim söylediğim şeyi yapmıyorlar. Sorumluluğu üstlenmiyor ve bunu halletmiyorlar." Ama diğer kişi o sorunu kendi tarzında hallediyor olabilir ve Terazi Kuzey Düğümü insanı neler olup bittiğini öğrenmek için ona danışmamıştır.

O, diğer kişileri onların kendilerine zarar verdiklerini gördüğünde de yargılar. İnsanların en yüksek çıkarlarına aykırı düşen şeyleri neden yaptıklarını anlamaz. Onların formda kalmak, projelerini bitirmek, ya da çevrelerinde düzeni korumak için gerekli disiplini neden göstermediklerini kavrayamaz. Bu insan bir sorunla ilgili olarak bir şeyler yapmanın onun hakkında konuşmaktan daha iyi olduğunu düşündüğünden, diğer insanların onlar henüz bir eylemde bulunmadıkları için engelleri aşma yeteneğini küçümser.

Terazi Kuzey Düğümü insanı herkesin kendine özgü bir tarzı olduğunu öğreniyor. O, o kadar tek amaçlı ve o kadar hedef yönelimlidir, kendisi için önemli olan hedefleri başkalarına projekte eder; sonra, onlara bu hedeflere en hızlı ve en direkt yoldan nasıl ulaşacakları konusunda akıl verir. Diğer insanlar onun öğütlerine uymadıklarında ise onları yargılar. O, diğerlerinin kendi gündemleri olabileceğini ve hedefe mümkün olan en hızlı biçimde ulaşmanın yanı sıra başka değerlerin de bulunduğunu hesaba katmaz.

Bu enkarnasyonda, yargılayıcı ya da hoşgörüsüz olmak yerine, bu insan kendi savunmasızlığını başkalarında bulmalıdır. Eğer diğer kişi bir şeyi yapamadığını söylerse, Terazi Kuzey Düğümü insanı kendi yaşamında bir şeyi yapamayacağını hissetmiş olduğu bir durumu hatırlayabilir; o zaman diğer kişiye daha çok şefkat duyacaktır. Bu enkarnasyonda, bu insan başkalarıyla başarılı biçimde ilişki kurmayı onları kendi yaşamlarında zaferler kazanmaya teşvik etmeyi ve bu yönde güçlendirmeyi öğrenmelidir. Ama bunu başarıyla yapabilmek için, o diğer kişinin hedeflerini, değerlerini ve iş görme tarzını keşfetmeyi öğrenmelidir.

KURALLAR

Terazi Kuzey Düğümü insanı kendi değerler sistemini oluşturur ve o kurallar ona mantıklı geldiğinden, herkesin bu standartlara ve kurallara uyacağını varsayar. Bu, Pandora'nın kutusudur. O "kurallara" katı bir biçimde bağlı olduğunda, sadece olumsuz şeyler vuku bulur. Diğer insanlar "kurallar"a (onun kurallarına) göre oynamadıklarında, o düş kırıklığına uğrar; diğerleri "kurallar"a direndiklerinde, o öfkelenir. Bu insan, diğer kişiye oy verme şansını vermediğini, ya da ona "kurallar"ın neler olduğunu bildirmediğini fark etmez.

Bazen, Terazi Kuzey Düğümü insanı diğerlerinin haksız olduklarını düşündüğünde, bunun nedeni diğerlerinin görünmeyen kurallara uymamalarıdır. Ancak, onun haktanırlık duygusu aslında bencilcedir, çünkü bu duygu onun kendi kurallarına dayanır. O, başka kuralların da olduğunu fark etmelidir. Onun kuralları başka birinin kurallarından daha kutsal değildir.

Bu insana haksızlık yapmamak için, kurallarla ilgili sorunun onun kabahati olmadığını söylemeliyiz. Bilinçaltı olarak, o hâlâ, herkesin son derece disiplinli olduğu ve kesin yönetmeliklere, protokollere ve davranış biçimine uyduğu ordudadır. Terazi Kuzey Düğümü insanının bakış açısından askerliğin iyi yanı, onun kişisel olmamasıdır. O ne yapılacağını söylediğinde, diğer kişinin nasırına basmamaktadır sadece emirler vermektedir! Eğer diğer kişi işbirliği yapmazsa, o şöyle düşünür: "Ne yapayım, sen bir takım oyuncusu olmuyorsun."

Herkesin kuralları vardır: Standartları, fikirleri ve değerleri vardır. Çoğu insan fikirlerinin mutlak şeyler değil "fikirler" olduğunun farkındadır. Ama Terazi Kuzey Düğümü insanı için, onun kuralları yasadır, ona göre yaşadığı bir anayasadır. Diğer insanların kendi standartları ve fikirleri olabilir, ama onlar başkalarının görüşlerine yine de açıktırlar. Terazi Kuzey Düğümü insanı, çoğunlukla, kendi görüşünden başka bir görüşü göremez.

Bunun ne kadar incitici olabileceğinin bir örneği, babası Terazi Kuzey Düğümlü olan bir kadın müşterimin öyküsüdür. Müşterimin düğün gününde, babası koridorda ona kendi babasının (müşterimin büyükbabasının) eşlik etmesi gerektiğini bildirmişti. Çocukluk döneminde ondan gördüğü kötü muamele yüzünden, müşterim büyükbabasından nefret ediyordu. Ama babası "kuralları" kızından daha çok önemsiyordu ve "saygı gereği" koridordaki yürüyüşte ona büyükbabasının eşlik etmesinde ısrar etmişti. "Kurallar" böyleydi onlar tartışılamazdı. Adamın geçmiş yaşamlardaki askeri programlaması onun düğün gününde bile kızının duygularını hiçe saymasına neden olmuştu.

Terazi Kuzey Düğümü insanı dostları ve partneriyle birlikte oturup, her iki tarafın kabul edebileceği kuralları saptamalıdır. Ancak kurallar karşılıklı olarak kabul edildiklerinde, bu insan diğer insanların bu kurallara uygun davranmalarını bekleyebilir. Ayrıca, o kurallarını paylaştığında diğerlerinin nasıl tepki gösterdikleri, ilişki hakkında bir hayli şeyi ve bunun uygun bir ilişki olup olmadığını açığa çıkaracaktır.

Başkalarının standartlarını ve kurallarını keşfederek, bu insan kendi değer sistemlerini genişletebilir. Aslında, onun içsel bir özgürlük duygusu geliştirebilmesi buna bağlıdır. Bir ilişkide karşılıklı olarak kabul edilmiş kurallar olduğunda, meydana gelen birim güçlü, verimli ve kişisel olarak ödüllendirici olacaktır. Ve ilişki kalıcı bir temele dayanacaktır.

PROJEKSİYON

Terazi Kuzey Düğümü insanı kendi kimliğiyle çok meşgul olduğundan, ilişkilerde aslında kiminle ilişkide olduğunun farkında olmayabilir. O kendi kimliğini diğer kişiye projekte eder ve sonra o kişiyle ilişki kurmaya çalışır ve tabii, bu iyi bir sonuç vermez!

İnsanlar, bu insanın düşündüğü gibi çıkmadıklarında, bu onu şaşırtır. O diğer kişinin rolünü resmeder ve partner bunu oynamadığında, sinirlenir. Diğer kişinin ona karşı "adil" olmadığını (yani, rolüne sadık olmadığını) düşünür. Bir kez daha, o başkalarıyla, geçmiş yaşamlardaki herkesin bir nesne olarak görüldüğü ve işlevini ne kadar iyi yaptığına göre yargılandığı askeri deneyimine dayanarak ilişki kurmaktadır.

Bu insan diğer kişiyi ona projekte etmiş olduğu rolün dışında görmekte zorlanır. Örneğin, bu düğümsel grupta bulunan ve yirmi üç yıllık bir evlilikten sonra, kocasının yıllar boyunca kızına cinsel tacizde bulunmuş olduğunu keşfeden bir müşterim vardı. Kızı terapiye gidene dek, müşterim olan bitenleri hiç fark etmemişti. Bu tür "bilmemenin" birçok nedeni bulunabilir; ama Terazi Kuzey Düğümü insanının durumunda, o diğer kişinin gerçekte kim olduğunu hiç görmemiştir.

Kendi kimliğini başkalarına projekte etmenin bir yan ürünü olarak, o başkalarının da kendisi kadar güçlü, cömert, güvenli, disiplinli olmalarını bekler ve partneri bu özellikleri sergilemediğinde, kendisini aldatılmış hisseder. O kendisini diğer kişinin yerine koymalıdır. Bu yolla, o kişinin güç, cömertlik, güven ve disiplin düzeylerini keşfedebilir ve böylece daha gerçekçi beklentilere sahip olabilir. Ayrıca, o diğer kişinin ilişkiye getirdiği (kendisinin sahip olmadığı) bazı olumlu nitelikleri de keşfedecektir. Bu insan, hepimizin farklı kimlikleri olduğunu, beklenmedik ve ödüllendirici yönlerde gelişme kapasitesinin bunda yattığını öğreniyor.

GEREKSİNİMLER

Onaylanma

Terazi Kuzey Düğümü insanı onaylanma açlığı çeker ve diğer kişinin enerji alanına dâhil olmak ister. Diğerleri onu sevgiyle "beslediklerinde," kendisini rahatlamış ve mutlu hisseder. Bu geçerli bir gereksinimdir: Bu enkarnasyonda, başkalarından gelen sevgi ona gereksindiği ruhsal dengeyi verecektir.

Sorun, onun başkalarının dikkatini ve enerjisini çekmek için kullandığı yöntemlerdir. Bu amaçla o kendisini rekabete kaptırabilir, beklenen düzeyin üstünde başarılı olmaya çalışabilir ve başkalarına danışmadan inisiyatifini kullanmaya kalkışabilir. O gösteriş yapar, umarsızca ihtiyaç duyduğu dikkati ve sevecen enerjiyi çekmek için iyi görünmeye çalışır. İlgi merkezi olmanın açlığını çektiğinden, başkaları onunla konuşurlarken, o, dikkatin tekrar ona yönelmesi için kendisi hakkında bir şey söyler. O diğer kişiye değil, kendi sevgi ve onaylanma gereksinimine uyumlanmıştır. Bu gereksinim, işbirliğinin Terazi Kuzey Düğümü insanının daha çok yararına olacağı durumlarda onun rekabetçi olmasına da yol açabilir.

Çözüm, onun iyi görünmeye odaklanmayı bırakıp, diğer kişinin kendisini iyi hissetmesini sağlamaya odaklanmasında yatar. Bu insan, partnerinin duygularını algılayıp hesaba kattığında, ortak hedeflere partnerinin kabul edebileceği bir biçimde nasıl katkıda bulunabileceğini bilecektir. Eğer Terazi Kuzey Düğümü insanı çevresindekilerin mutlu olmalarına yardım ederse, kendiliğinden iyi titreşimler hissedecektir. Onun bu enerjiyi başkalarından "çekmesi" gerekmez; kabul, sevgi ve onay kendiliğinden ona akacaktır. Bu, duyarlı olma ve başkalarını mutlu etmek için

elinden geleni yapma sürecinin doğal bir parçasıdır. Bu insanın gereksindiği enerji, onun başkalarını sadece kendileri olmalarından ötürü onayladığında hissedeceği enerjidir.

İLİŞKİLERDE GÜVEN

Bu insan, geçmiş yaşamlarda partnerlik ve paylaşma deneyiminden yoksun kalmış olduğundan, ilişkilerde güvenden yoksun olabilir. Ayrıca, o kendisine çok fazla enerji odaklayarak kendi özgüvenini de zayıflatma eğilimindedir. Örneğin, eğer bir ilişkide bir yanlış anlama varsa, diğer kişinin ne düşündüğünü ve hissettiğini öğrenmek için ona sormak yerine, onun eğilimi hemen kendisine kendi incinmiş duygularına ya da neyi yanlış yapmış olduğuna odaklanmaktır. O bu odaklanışı aşıp, diğer kişinin neler düşündüğünü ve hissettiğini anlamaya çalışmaz ve bu onun ilişkiye olan güvenini yıpratır. Diğer kişinin onun bir yanından hoşlanmadığını varsayabilir ve sonunda kendisini "kabul edilemez" hisseder. Ya da partnerini sert bir biçimde yargılayabilir, bu da onun dünyada bağ kurabileceği çok az insan bulunduğunu düşünmesine yol açar.

Terazi Kuzey Düğümü insanı aslında epey güvene sahiptir, ama onu paylaşmaya başlayana dek, bu güvenle sosyal düzeyde temasta değildir. Başkalarının kendilerini daha güvenli hissetmelerine nasıl yardım edebileceğine odaklanarak, o da daha çok güven hisseder. Bu insan aslında ilişkileri "kotarma" konusunda son derece yeteneklidir, ama bu yeteneğe sahip olduğunu bilmez. İlişkiler yürümüyor gibi göründüğünde, onun cesareti kırılır. Onun istediği şey yanlış değildir, sadece yöntemleri yanlıştır. Onun ilişkileri nasıl "kotaracağını" bilen yanı, başarılı ilişkiler yaratmak için olağanüstü gereçler içeren içsel bir oda gibidir ama o kapıyı açmayı hatırlamalıdır.

BAŞKALARINI DESTEKLEMEK

Bu insan gerçek bir "insan destekleyici"dir. Örneğin, Johnny kısa bir süre önce havadaki tüm egzoz dumanını temizleyen bir aygıt icat etmiş olabilir ama bununla ilgili olarak hiçbir şey yapmamaktadır. Diğerleri şöyle diyebilirler: "Johnny, buluşunu satmalısın! Kazanacağın parayı düşün, doğal çevreye nasıl yararlı olacağını düşün!" Ama Johnny, "O henüz yeterince iyi değil," diyerek ve böyle bir sürü bahane bularak işi ağırdan almaktadır. Sonra, Terazi Kuzey Düğümlü bir insan çıkagelir, Johnny'ye bir şeyler söyler ve onun bunu söyleme biçimi Johnny'nin harekete geçmesine neden olur.

Bu insan başkalarını savaşçı olmaları için güçlendirme, onlara yola çıkmalarını sağlayacak güveni ve enerjiyi verme konusunda son derece yeteneklidir. Ama o başkalarının ona bağımlı olacaklarından korkar. Başkalarının onun enerjisini, fikirlerini, ya da yaşam gücünü tüketmelerini istemez. Aslında, diğer kişi ona karşılıkta bulunacaktır ama o zaman o başkalarının verdikleri armağanları kabul etme sorunu yaşar. Bu, Terazi Kuzey Düğümü insanının kendi kendisine tümüyle yeterli olmadığını alçakgönüllülükle kabul etmesini gerektirir. Bu, vermeyi ve almayı bir takımın parçası olmayı öğrenmeyi gerektirir.

Paylaşmak ve Bencil Olmamak

Paylaşma Terazi Kuzey Düğümü insanı için önemlidir. Onun tecrit olmuşlukla geçen ve bir eşe sahip olmanın mutluluğunu özlediği birçok geçmiş yaşamı oldu. Bu enkarnasyonda, o bir eşe sahip olmayı çok arzular; onun kendisini bütünlenmiş ve duygusal olarak beslenmiş hissetmesi için bu gereksinimin karşılanması gerekir. Kişisel ödül beklemeyen, bencil olmayan bir sevgi, onun kalbini dolduracak olan yakınlığı ve uyumu gerçekleştirmenin anahtarıdır. O, sadece, kendi zenginliğini paylaşmak, partnerine destek ve mutluluk sunmak uğruna vermelidir. O zaman, diğer kişi güç kazandıkça, onun mutluluğu Terazi Kuzey Düğümü insanına nüfuz edecek ve doyum verecektir.

Bu insanın muazzam bir yaşam sevgisi vardır ve bu enkarnasyonda o bu sevgiyi başkalarını da içerecek şekilde genişletmeyi öğreniyor. O, diğer kişiyi hesaba katmak, onun sınırlarını keşfetmeli ve sonra deneyimleri onunla paylaşmalıdır. Bu özel kişiyle deneyimleri paylaşmanın, kendi hedeflerine erişmekten daha besleyici olduğunu hatırlamalıdır.

Terazi Kuzey Düğümü insanı bencil olmama sanatını öğreniyor: Başka bir kişiyi desteklemek uğruna duygularını bir kenara bırakmayı. O bir başkasına karşılık beklemeden verdiğinde, vermenin bir kanalı haline gelir. O enerjiyi aktif biçimde ilettiğinden, evren ona daha çok verir. Karşılık beklemeden başka insanlara verirken, partnerinin ve yaşamın ona karşılıkta bulunması için yolu açar. Verme ve almada "haktanırlık" için bir hesap defteri tutmak gerekmez; Terazi Kuzey Düğümü insanı başkalarına verdiğinde, gerçekte kendisine vermektedir.

Kabullenme

Kendini Korumak

Savaşçı olarak geçirdiği birçok enkarnasyondan ötürü, bu insan bir erişilmezlik özelliği geliştirmiştir. O, yansıttığı imajla ilgili olarak çok seçicidir ve eğer insanlar onu farklı olarak görürlerse, buna sinirlenir. O, insanların onu nasıl göreceklerini kontrol etmeye çalışır: "Benim hakkımda bunu nasıl söyleyebilirler? Ben kendimi böyle görmüyorum!" Bu savunmacılık diğer insanların onunla ilişki kurmalarını zorlaştırır.
Terazi Kuzey Düğümü insanı beklenmedik biçimde davranmaya düşkün olabilir, çünkü başkalarının onu anlayabilmelerini istemez. Bu taktik bir manevradır. O, insanların onu ilginç bulmayacaklarından korkarak, tamamen "bilinir" olmaya karşı koyar. Ayrıca, bu düğümsel grup tüm diğer grupları aynı olarak görür ve herkes gibi olmak istemez. Bu insan, duygularını sergilemenin ve insanlara danışmanın onu herkes gibi yapacağından artık farklı ve heyecan verici olmayacağından korkar.

BAĞIMSIZLIĞA KARŞI KARŞILIKLI DAYANIŞMA

Terazi Kuzey Düğümü insanındaki savaşçı, istediği gibi davranabilmek için açık bir zihne ve bağımsızlığa sahip olmak ister ve duygusal bağlarının olmamasını ister. Onun psişesindeki bağımsızlık kası geçmiş yaşamlarında aşırı gelişmiştir ve şimdi en uygunsuz zamanlarda bu kas çirkin başını kaldırabilir ve besleyici olabilecek ilişkileri yıkabilir.

Terazi Kuzey Düğümü insanı için başkalarıyla bağ kurmak ve onları desteklemek biraz cesaret kırıcı olabilir. O, eğer birisine verici olursa, o kişi için kendisini sorumlu hissetmeye başlayacağından korkar; bu da, onun "yoldaki" savaşçı zihniyetine ters düşer. Bilinçaltı olarak, o bağlanıp kısıtlanmak istemez.

Bu insan bunun bir insanlar enkarnasyonu olduğunu unutmamalıdır. Onun en iyi ödülleri, kendi kendisini tecrit edici bağımsızlıkla değil, karşılıklı dayanışmayla gelecektir. O aşırı bağımsızlığı zaten deneyimlemiştir; onun bu yolu tekrar yürümesi, başkalarıyla kurmayı çok istediği o derin bağları kaçırmasıyla sonuçlanacaktır. O, korkularını aşıp, bir başkasını desteklediğinde, o kişiyle bir bağ yaratır ve umarsızca gereksindiği takdiri ve onayı alır. Birisini samimiyetle, isteyerek desteklediğinde, onun yalnızlığı da şifa bulur. Terazi Kuzey Düğümü insanı başkalarını desteklediğinde, onları otomatik olarak güçlendirir. Böylece, gerçekte, o bağımlılık yaratmamakta, başkalarının daha yüksek bir kendi kendine yeterlilik düzeyine erişmelerine yardımcı olmaktadır. Ancak, bazen o şöyle düşünerek içerler: "Neden diğer insanlar hâlâ benim kadar bağımsız değiller? Eğer herkes benim gibi olsaydı, dünya harika bir yer olurdu!" O kendini beğenmişlik etmek istemez, ama geçmiş yaşam alışkanlıkları güçlüdür ve savaşçının disiplini kırılması zor bir kalıptır.

Bu insan o kadar çok enkarnasyonda toplumdan ve besleyici ilişkilerin dingin doyumundan ayrı kalmıştır ki, cesur bir adım atıp topluma katılmayı, ilişkilere girmeyi düşünmek bile onun için korkutucudur. Ama o bunu nasıl yapacağını bilmiyor değildir. Bir kez karar verdiğinde, bu insan her şeyi başarabilir. Aslında, bir kez o buna giriştiğinde, başarılı ilişkiler yaratmakta yetenekli olduğunu görecektir. Ama önce o karşılıklı dayanışmanın insanlardan ayrı kalmaktan, kendini tecrit etmekten daha yüksek bir yol olduğuna bilinçli olarak karar vermelidir.

Uyum

Terazi Kuzey Düğümü insanı savaştan bıkıp usanmıştır; bu enkarnasyonda, o dingin ilişkiler yaşamak istemektedir. Yine de, onun son derece duygusal olan yoğun ilişkileri vardır ve iletişimden yoksunluğu bu yoğunluğu artırabilir. Ama o bir sonraki düzeye geçmeye hazırdır daha çok ilgi, karşılıklı dayanışma ve şefkat içeren bir düzeye. O barışı seçmeli, kalkanını bırakmak ve savunmasız olabileceği ilişkileregitmelidir.

SABIR

Bu enkarnasyonda, Terazi Kuzey Düğümü insanı sabrı öğreniyor. Dünyada başka insanlar da vardır ve o zaman ayırıp plânlarına başkalarını dâhil ettiğinde, yaşamı en mutlu biçimde gelişecektir. Öfke nöbetleri onun sabırsızlığının bir belirtisidir. Çoğunlukla, eğer o istediği şeyi hemen elde edemezse çekip gidecektir, oysa bu onu çok mutlu edecek bir durum olabilir

Bu insan aşırı derecede dürtüsel enerjiye sahiptir. Geçmiş yaşamlarda, onun atılganlığı cesaret olarak görülür, başarı ve kendini yüceltmeyle sonuçlanırdı o bir kahramandı! Ancak, "kahramanlık" bir üstünlük duygusu da yarattı ve onun kendisini başkalarından ayırmasına neden oldu. Bu enkarnasyonda, dürtüsel eğilimler zaferden çok yenilgiye yol açar. Terazi Kuzey Düğümü insanı dürtüleriyle

davrandığında, kendi arzularını gerçekleştirmeye çalışırken başkalarının duygularını çiğneyebilir ve başkalarının ona karşı olan iyi niyetini ciddi bir biçimde zedeleyebilir.

Dürtüselliğinden ötürü, Terazi Kuzey Düğümü insanı sabrını geliştirmeli ve plânlarının gerçekleşmesi için belli bir olaylar sürecinin oluşması gerektiğini anlamalıdır. O çoğunlukla öylesine yönelmiştir ve bir şeyi öylesine yoğun bir biçimde ister ki, süreç ona azap verici biçimde ağır görünür. O aşırı hızlı koşmaktadır, ama artık yapılacak bir savaş yoktur; onun kendisini yavaşlatması ve dürtüsel davranmak yerine meseleleri adamakıllı düşünmesi bu enkarnasyonda gerçek bir doyum için gereklidir.

Dürtüsel olduğu, düşünmeden davrandığı için, bu insan bir şeyi neden istediğini tam olarak anlamayabilir. Eğer sabırlı olabilirse, büyük tabloyu görebilir. Sonra bunu ilgili diğer kişiye açıklayabilir ve birçok sorun çözülür. Böylece diğer kişiye işbirliği yapma ve anlama fırsatı verilmiş olur.

DUYARLILIK VE SAYGI

Terazi Kuzey Düğümü insanı duyarsız bir biçimde çok duyarlıdır. Kendisi her şeyi çok derin biçimde hisseder, ama iş başkalarının duygularını anlamaya geldiğinde, sığlaşabilir. O, incinmeyi çok derin bir düzeyde hisseder. Bu yoğun duygulardan ötürü, herkesi harika bir biçimde anlayabildiğini düşünür. Ama bu süreç diğer insanların kişisel özelliklerini, ya da bu insanın eylemlerinin diğer kişiyi olumsuz bir biçimde etkileyebileceğini hesaba katmaz. Onun ilişkilerindeki yanlış anlamaların çoğunun ardında bu vardır. Terazi Kuzey Düğümü insanı, başkalarıyla ilişkilerinde bu daha derin düzeyi aktif biçimde aramalıdır.

Başka bir insana uyumlanmak, kendini geçici olarak terk etmek anlamına gelir. Bu radyo dinlemek gibidir: Müziği iyi duymak için, o şarkıyı kendi kafanızda mırıldanmayı kesmeniz gerekir. Aynı biçimde, bu insan kendi düşüncelerine odaklanmayı bırakıp, diğerlerinin melodilerine kulak vermelidir. O, diğerinin duygularını ve algılarını "işittikten" sonra, o kişinin melodisine uyum sağlayıp sağlamayacağına karar verebilir.

Bu insan, diğer insanların gereksinimlerini ve duygularını fark etmeyi hatırlamalıdır. Örneğin, eğer iki arkadaş yolda yürüyor ve bunlardan biri ağır paketler taşıyor ve diğeri hiçbir şey taşımıyorsa, büyük olasılıkla, hiçbir şey taşımayan kişi bir Terazi Kuzey Düğümü insanıdır başka hiç kimse diğer kişiden bu kadar habersiz olamaz. Başka herkese aşikâr görünen şeyler bu insanın aklına gelmez. O incitici olmayı amaçlamaz; sadece kendi kendisiyle meşgul olmanın başkaları üzerindeki zarar verici etkilerini fark etmez. Bu enkarnasyonda, eğer o başarılı ve mutlu ilişkilerin sevincini yaşamak istiyorsa, yalnızca kendisini düşünmeyi bırakıp, başkalarının gereksinimlerinin ve duygularının farkında olmalı, bu farkındalığı geliştirmelidir.

LİŞKİLER
DENEYİMSİZLİK
Savaşçı Yaşam Tarzı... Yalnızca Beni

Askeri çevrelerde geçirdiği yaşamlardan ötürü, Terazi Kuzey Düğümü insanı kişisel ilişkilerde deneyimsizdir. Askeri bir ortamda, ilişkiler protokolle ve herkes tarafından anlaşılan kesin ve objektif yönetmeliklerle yönetilir. İş katı bir kurallar dizisinin dışında ilişki kurmaya geldiğinde, bu insan bunu nasıl yapacağını bilmez, ilişkilerde tüm diğer düğümsel gruplara çok doğal gelen en basit şeyler paylaşma, karşılıklı yardımlaşma ve birbirine bağlanma Terazi Kuzey Düğümü insanı için tümüyle yeni keşif alanlarıdır. O ilişkilerinde hatalar yaptığında, bunu bilerek ya da kötü niyetle değil, insanlarla ilişki kurmak yerine "kurallara" uyma alışkanlığından ötürü yapar.

Başka bir sorun, savaşçıların genelde bir aile kurmak için kentte kalmamalarıdır onlar bir sonraki savaşa katılmaya giderler. Bu insan klasik "bir gecelik ilişki" insanı olabilir, birinin gönlünü fethedip bir sonraki kişiye geçebilir. Onun için, aşk ve seks rekabete dayanan bir şey olabilir. O romantik aşk oyununa bayılır. Bir kez başarıya ulaştığında (ve diğer kişiyi "ele geçirdiğinde"), o sonraki meydan okumayla karşılaşmalıdır. Onun tüm bildiği budur. Ama bir yaşam tarzı olarak, bu hızlı, yüzeysel ilişkilere olan eğilim onun kendisini boş hissetmesine yol açar.

İroni şu ki, Terazi Kuzey Düğümü insanı ilişkilerin nasıl yürüdüğünü anladığında, bu konuda bir usta olabilir. Bir kez ona nasıl erişebileceğini ve onu nasıl uygulayabileceğini anladığında, o duyarlılık ve diplomasi (ilişkilerde ustalık) konusunda üstün (gizli) yeteneklere sahiptir. Onun yaşamı başkalarıyla partnerlik yaparak geçmiş yaşamları dengelemek olduğundan, daima birçok insan ona çekilecektir.

Bu düğümsel gruptaki insanların bazıları birini sevmekten korkarlar, çünkü onlar sevgi alışverişine alışık değildirler. Bu enkarnasyonda, onların ilk girişimleri başarısız olabilir, çünkü onlar sevgiyi nasıl alıp vereceklerini öğrenmemişlerdir. Buna bir tepki olarak, bu insanlar kendilerini duygusal olarak kapatırlar. Ancak, onlar bazı insanların onları bireysel ruhlarından ötürü seveceklerini, bazılarının da sevmeyeceklerini öğreniyorlar. Sonuçta, insanlar birbirlerinden farklıdır. Başkalarının onlara nasıl karşılık vereceklerini yalnızca onların kendilerini nasıl sundukları belirlemez, bu ayrıca diğer kişinin doğasına da bağlıdır. Dolayısıyla, onlar açık olmak ve başkalarının onların kim olduklarını görmelerine izin vermelidirler. O zaman kimlerin onları oldukları gibi sevdiklerini bilerek kendilerini güvende hissedebilir ve onları kabul etmeyenlere karşı (kendilerini yüzde yüz verme konusunda) ihtiyatlı davranabilirler.

Ayırt Etmek... Yani, ODada Başka İnsanlar da Var mı?

Bu insan, yaşamın mutluluklarını eşit biçimde paylaşabileceği ve onu takdir ederek karşılık verecek bir partner ister. Ama bu enerjinin ona geri gelmesi için, o doğru partneri seçmelidir. Başarılı bir ilişki, kısmen, ayırt etmeyi içerir o, potansiyel partnerin sadece onun gereksinimlerini nasıl karşıladığına bakmamalı, onun gerçekte kim olduğunu görmelidir.

Bazen onun kendi kimliğinin veçhelerini başka insanlara projekte etme eğilimi o denli güçlüdür ki, başkaları onun çevresinde kendilerini rahatsız hissederler. Bu sorun bu insanı gerçek yakınlıktan yoksun bırakabilir. Buna bir örnek, annesi Terazi Kuzey Düğümlü olan bir kadın müşterimdir. Bu hanım terfi ettirildiğinde, yeni

yöneticilik pozisyonuna uygun pahalı giysiler satın aldı, ancak, o annesinin bu harcamaya itiraz edeceğini biliyordu. Kendisini rahatsız hissetmek istemediğinden, giysileri odasına götürme olanağı bulana dek onları holdeki bir dolaba sakladı. Bu, hem onu hem de annesini yeni giysilere birlikte bakma eğlencesinden yoksun bıraktı ki bu onları birbirlerine daha çok yaklaştırabilirdi.

Bu insanın ilişkileri yanlış değerlendirmesinin bir yolu da, diğer kişinin yalnızca hoşlandığı niteliklerine odaklanmasıdır. O, diğer kişinin tüm veçhelerinden hoşlanmayabilir ve daha az çekici gelen nitelikleri görmeyebilir, böylece gerçekte olup biteni gözden kaçırabilir.

Terazi Kuzey Düğümü insanı için ilk adım, diğer kişiyi tanımaya gönüllü olmaktır. Bu kişinin onunkine benzer hedefleri ve idealleri var mıdır? Bu kişinin onun destekleyebileceğini düşündüğü amaçları var mıdır? Bu kişi verici mi, yoksa alıcı mıdır? Bu kişinin değerleri nelerdir? O ne tür bir kimlik geliştirmek istemektedir? Terazi Kuzey Düğümü insanı diğer kişinin kimliğini gerçekten merak edecek kadaralçakgönüllü olmalı ve kendi fikirlerini ona projekte etmemelidir. Başka birinin değerlerini anlamak için, bu insan sorular sormalı, kendi kimliğini bir yana bırakmalı ve o kişiyle ilgili farkındalığının onu geçici olarak kaplamasına izin vermelidir.

Genellikle, Terazi Kuzey Düğümü insanının önce diğer kişiye sorular sorması ve ondan sonra kendi pozisyonunu açıklaması daha yararlı olur. Onun eğilimi, hemen şöyle söylemektir: "Bak, ben her iki eşin de çalıştığı ve çok para kazandığı, çocuksuz bir evlilik isterdim. Sen ne isterdin?" Eğer diğer kişi onu hoşnut etmek istiyorsa, onun pozisyonunu destekleyici olarak yorumlanabilecek bir yanıt verecektir.
Ama işte bu insanın başı böyle derde girer. Onun kimliği öyle çok güç taşır ki, diğer kişi direkt olarak yüzleşmekten kaçınabilir, çünkü bu ilişkiyi sona erdirebilir. Diğer kişi genellikle ya kendi pozisyonunun önemini anlayarak, ya da Terazi Kuzey Düğümü insanının istediği şeye razı olarak boyun eğecektir.

Deneyimi bu sorunu çok iyi tasvir eden, Terazi Kuzey Düğümlü bir müşterim vardı. O ikinci evliliğini kendisinden on iki yaş küçük bir kadınla yapmıştı ve karısına çok aşıktı. İlk evliliğinden bir çocuğu vardı ve ikinci karısıyla çocuk yapmamaya karar vermişlerdi. Bu onun fikriydi, ama karısı onu çok sevdiğinden buna karşı çıkmamıştı. Bir kez anlaşmaya varıldığında (ki müşterim bunun "karşılıklı" olduğunu düşünüyordu) o, erkeğin kadını dölleme olasılığını ortadan kaldıran meni kanalı ameliyatı oldu. Evlilik ilk dört yıl boyunca yolunda gidiyor göründü ve müşterim çok mutluydu. Sonra, karısının çocuk istediği için boşanmayı talep ettiği o sarsıcı hafta sonu geldi. Evlilik müşterimin gereksinimlerini karşılıyor, ama karısınınkileri karşılamıyordu. Adam çok sarsılmıştı ve bu deneyimden sonra duygusal olarak iyileşmesi yıllar aldı. Eğer o eşinin arzularını gerçekten saptamaya çalışmış olsaydı, her iki tarafın da düş kırıklığına uğraması önlenmiş olurdu. O zaman müşterim karısını onun çocuk gereksinimini karşılamak için ilk tercihinden vazgeçecek kadar sevip sevmediğine karar verebilirdi.

Terazi Kuzey Düğümü insanı bir partner seçerken kendi içsel mutluluk duygusuna güvenmelidir. O mantığa güvenemeyecektir, ama doğru bir rehber olarak sevgi ve çekim duygularına güvenebilir. Onun, uygun bir partner bulup onunla ilişkiye girdikten sonra başarması gereken şey, partnerinin değişen gereksinimlerine karşı

uyanık olmaktır. O bu alışkanlığı geliştirdiğinde, partnerinde öyle sevecen duygular uyandırır ki, sonuçlar son derece ödüllendirici olur.

BEKLENTİLER... VE ONLAR BENDEN AYRI MI?

Bu insan ilişkilerde çoğunlukla düş kırıklığına uğrar, çünkü diğer kişinin gereksinimlerini, fikirlerini, tercihlerini ya da zamanlamasını doğru olarak değerlendirmeden beklentiler oluşturur. O, kendi çabalarıyla "hedefe" erişmenin ona bağlı olduğunu düşünür. İlişkilerde, o kişiyle hedefine erişmesine yardımcı olacak ilgili olguları arar. Sonra geri çekilir ve partnerin özelliklerine, gereksinimlerine ve arzularına dayandığına inandığı bir strateji plânlar. Tek sorun, diğer kişinin görüşünü hiç sormamasıdır!

Terazi Kuzey Düğümü insanı, çoğunlukla, birisinin davranışının ardındaki "karakter özelliğini" bildiğini sanır. Ama o yanıldığında, bu her iki tarafta acı verici yanlış anlamalara yol açar. O ayrıca çok kızabilir, çünkü diğer kişinin onu takdir etmediğini düşünür. Partnerinden, kendi yeteneklerinin onun (partnerin) yaşamına nasıl katkıda bulunabileceğini görmesini bekler. Bazen küstahlaşır, partnerinin zekâsını küçümser, çünkü partneri onun verecek ne kadar çok şeyi olduğunun farkında değilmiş gibi görünür. O öfkelenir ve diğer kişiyi uzakta tutan bir yargılayıcı düşünme duvarı inşa eder.

Bu insan, daha objektif bir bakış açısı kazanmak için iletişim yoluyla perspektifini genişletmelidir. Çoğunlukla, diğer kişinin onu takdir etmediğini düşündüğünde, o diğer kişinin kaygılarını net biçimde anlamamıştır. Kendisini dışlanmış ve ihanete uğramış hissetmekten kaçınmak için, o diğer kişiden kendisini kendi perspektifinden tanımlamasını istemelidir; bu, Terazi Kuzey Düğümü insanının doğru bir anlayış ve çok daha gerçekçi beklentiler edinmesine yardımcı olacaktır.

Farkındalıktan Yoksunluk... Ve Onları Hesaba Katmam mı gerekiyor?

Bu insan çok düşüncesiz görünebilir. O, kararlar verirken diğer kişinin tepkilerini, arzularını ya da gereksinimlerini hesaba katmaz. Diğer kişiden hiçbir geribildirim almadan harekete geçer.
Örneğin, kocası bu düğümsel pozisyonda bulunan bir müşterim vardı. Tatile çıktıklarında, kocası tüm zamanını görülmeye değer yerleri görmek ve çevreyi keşfetmekle geçirirdi. Müşterim, biraz da dinlenmek istediğini söyleyerek itiraz ederdi. Ancak, eve döndüklerinde, müşterim arkadaşlarına görmüş oldukları tüm değişik yerleri heyecanla anlatırdı. Onun bu davranışından ötürü, kocası kendisinin istediği şeyleri yaparak karısının da eğlendiğini varsayıyordu. Karısının itirazlarını ciddiye almıyordu, çünkü "bunun ona ne kadar iyi geldiğini" biliyordu. Terazi Kuzey Düğümü insanı, çoğunlukla, diğer kişinin geribildirimine bakmayarak, o kişiye neyin iyi geleceğini bildiğini varsayar.

İroni şu ki, çoğunlukla, bu insan diğer kişinin neden zevk alacağını bilir, ama o bu bilgiyi geribildirimle desteklemelidir. Yukarıdaki örnekte, bu, kocanın karısının itirazlarını dinlemesi ve kaygılarını saptamak için ona sorular sorması anlamına gelebilirdi. Bir kez koca karısının kaygılarını öğrendiğinde, onun ifade etmiş olduğu gereksinimlerini kapsayan bir plân yapabilir ve karısı liderliğini takdir ederek onu ödüllendirebilirdi. Takım çalışması bu insan için böyle iyi sonuç verir.

Zamanlama... Ve Onların Gereksİnİmlerİ mi Var?

Verme konusunda, Terazi Kuzey Düğümü insanı partnerinin zamanlamasına daha çok dikkat etmelidir. Partner bir gereksinimini ifade ettiğinde, bu onun verme zamanıdır. O başka her şeyi askıya almalı ve partnerini dinleyerek onun neye gereksinim duyduğunu öğrenmelidir. Eğer o vermek için kendisini hazır hissedene dek beklerse, fırsat onun yanından geçip gider.

Örneğin, partneri bir projeyle ilgili olarak ondan yardım isteyebilir. Terazi Kuzey Düğümü insanı şöyle diyebilir: "Hadi canım, bunu kendi başına yapabilirsin." O, enerjisini dağıtmak ve partnerinin sorunuyla oyalanmak istemez. Bu içgüdüsel bencillik ilişki üzerinde süptil ama yıkıcı bir etki yapabilir. Bu insan, verme karşılıklılığı olmadan ilişkinin yararlarını elde edemez. O birlikte olmak istediği birisini bulduğunda, eğer bu kaybetmek istemediği birisiyse, "zamanlama" konusunda partnerini örnek almalıdır. Bu bir ilişki enkarnasyonudur; o başlıca ilişkisine öncelik verdiğinde, herkes kazanır.

KORKULAR

Duygusal Utanç Duyma Korkusu

Terazi Kuzey Düğümü insanı bu enkarnasyonda partneri çok istese ve buna çok ihtiyaç duysa da, bir yanı bundan çok korkar. O utanç duymaktan korkar ama onun bu özel ilişkiye o kadar çok ihtiyacı vardır ki, bunu göze almalıdır. Onun korkularından biri de "saplanıp kalmak"tır kötü bir seçim yapmak ve sonra ondan kurtulamamaktır. O çok mükemmeliyetçidir ve ilişkisinin de mükemmel olmasını ister. Eğer yanlış kişiyi seçer ve ilişki yürümezse, o zaman o sorunları olduğunu kabul etmek zorunda kalacaktır. Onun gerçekte söylediği şey şudur: "Bir ilişki istemiyorum, çünkü eğer bu ilişki iyi gitmezse, başkalarının bana göründüğü gibi akılsız görünmek istemiyorum."

"İyi görünmek" bu insan için çok önemli olduğundan, onun eşinin "iyi görünmesi" de önemlidir. Eğer o partnerinde pek çekici olmayan bir nitelik bulursa, ondan değişmesini isteyecektir ve bu yüzden onun başının etini yemeye başlayabilir. Bu insanın güdüsü çekici bir eşe sahip olarak başkalarına "iyi görünmek" olduğunda, bu asla iyi sonuç vermez. Yine, onun güdüsü kendisidir. Ancak, eğer partner de değişmek isterse ve eğer Terazi Kuzey Düğümü insanı ona yardım etmeye gönüllüyse, her ikisi de kazanabilir.

O, diğer kişinin sınırlılığı aşmasına yardım etmek için gücünü ve disiplinini verene dek, çoğunlukla, partnerin durumu daha da kötüleşecektir. Örneğin, eğer Terazi Kuzey Düğümü insanı partnerinin şişmanladığını ve mutsuz göründüğünü fark ederse, onun yapması gereken ilk şey partnerine sorup onun ne istediğini saptamaktır. O şöyle bir şey söyleyebilir: "Kilo aldığın için kaygılandığını hissettim ve aşırı yemek yemeyi sürdürdüğünü fark ettim. Canın bir şeye mi sıkılıyor? Sana neler olduğunu ve nasıl yardım edebileceğimi bilmek isterim." Partneriyle ilgilenme ve onu anlamaya çalışma sürecinde, o partnerinin sorununu çözmesine nasıl yardımcı olacağını öğrenebilir. Bu insan, kendi imajından daha çok, ilişkiyi umursamayı öğrenmektedir.

Terazi Kuzey Düğümü insanı başkalarının kötü muamele görmeye neden katlandıklarını anlamaz. O, birisinin bir başkasını ne kadar sevebileceğini anlamaz ve tutkudan ve bağlanmaktan korkar. Eğer birisini gerçekten severse, bunun onu, onun için iyi olmayan bir yere götürebileceğinden korkar. O kalbine güvenmeli ve diğer kişiyle ittifak içinde sağlıklı bir ilişki geliştirebileceğine inanmalıdır. Bu enkarnasyonda o kendisine duyduğu sevgiyi bir başka kişiyi içerecek biçimde genişletmenin mutluluğunu keşfedebilir.

Ortak Bağımlılık Korkusu

Bu insan "ortak bağımlılık ilişkilerinden" çok korkar. İroni şu ki, o her zaman alıcı uçta olmak istediğinden, doğal olarak partnerin vermesine bağımlı hale gelir. Ama partner de bağımlı hale gelemez, çünkü o bu insandan bir karşılık almıyordur. Partneri onu (fiziksel ya da duygusal olarak) terk ettiğinde, bu insan yıkılır ve ilişkinin neden yürümediğini anlayamaz.

Eğer Terazi Kuzey Düğümü insanı bir ilişkide gerçek bağımsızlık istiyorsa, daima aldığından daha çok vermeye çalışmalıdır. O zaman, o "güçlü" olan olur ve terk edilme tehdidi olmadan bir başka kişiyle savunmasız ve karşılıklı dayanışma içinde olmanın mutluluğunu yaşayabilir."Onun partnerliğinde yardımcı ve verici olmak için bilinçli bir çaba göstermesi çok önemlidir. O, kimliğini kaybetme korkusuyla, çoğunlukla tam olarak vermekten kaçınır. Ama bu konuda kaygılanmasına gerek yoktur, onun kimliği kaybolmayacak kadar sağlamdır.

Bu insan, bağımsızlık ihtiyacını ilişkiye katılmamak için bir savunma olarak kullanmaktan kaçınmalıdır. Onun bağımsızlık talepleri çoğunlukla kötü bir zamanlama içerir ve beklenmedik, rahatsız edici ve soğutucu görünür. Bu, partnerinin onun kendisini umursamadığını ve gözetmediğini düşünmesine neden olur. Doğal olarak, partner ilişkide tek savunmasız kişi olmak istemez ve böylece duygusal olarak ayrılmaya başlar. Bu tek başına zaman geçirme ihtiyacı yakın ilişkilerde kesinlikle yıkıcı olabilir. Eğer bu uygun biçimde ele alınmazsa, partner kendisini sevilmemiş, takdir edilmemiş, korunmamış ve uzun vadeli bir ilişkinin mücadelelerini vermeye değer kılan "özel karşılıklı farkındalık" tan yoksun hisseder.

Terazi Kuzey Düğümü insanı bağımsız ve ketum olmaya o denli alışıktır ki, başkaları onu gerçekten görmeye başladıklarında utanır. Başka bir insana karşı savunmasız olmanın onu zayıf düşüreceğinden korkar. O hem her zaman bağımsız olmak ister, hem de bir ilişki ister ve ikisi bir arada yürümez! Liderlik yaparken odaklanma onun üzerindedir ve o kendisini iyi hisseder. Ama yönetimde başka birisi olduğunda, bu sıkıntı verici olabilir, çünkü o kendi rolünün ne olduğunu anlamaz. O, eğer iletişim kurmak için zaman ayırırsa, genellikle diğerlerinin onun liderlik yapmasına izin vereceklerini anlamalıdır. Diğerleri ille de yönetimde olmak istemeyebilirler; onlar yalnızca duyguları hesaba katılmadan kendilerine ne yapacaklarının söylenmesini istemezler.

Bu insan bağımsızlığa çok önem verir, ama doğruyu söylemek gerekirse, o partnerinin bağımsız olmasını da destekler. O şöyle düşünür: "Eğer herkes kurallara uyarsa, bu adildir." Ama onun öncelikleri değiştikçe, kuralları da değişir ve o herkesin bu kurallara uymalarını bekler. O, geçmiş enkarnasyonlarda lider olmaya o

denli alışmıştır ki, bu enkarnasyonda da işinin liderlik etmek olduğunu düşünür. Aslında, şimdi onun işi başkalarının liderlik pozisyonlarına gelmelerine yardımcı olmaktır.

Uzlaşma ve Değişim Korkusu

Uzlaşma mutlu bir ilişkinin gerekli bir unsurudur. Yalnızca, kendininkileri olduğu gibi, diğer kişinin gerekçelerini de görüp kabul ederek her iki tarafın da kazandığı bir durum yaratılabilir. Terazi Kuzey Düğümü insanı sadece kendi arzularını dikkate alarak davrandığında, ilişkilerde bir tarafın kazanıp diğerinin kaybettiği bir durum yaratır. En sonunda, "kaybeden" kişi daha adilce oynayacak birisini bulmak için çekip gider. Terazi Kuzey Düğümü insanının yapması gereken ilk şey, partnerin bireyselliğini kabul etmek ve onun gereksinimlerini ve güvensizliklerini anlamaktır.

Ancak, bazen bu insan uzlaşmak istemez. Diğer kişiyle net bir anlayış oluşturmak için zaman ayırmak istemez. O, eğer diğer kişinin pozisyonunun farkında olursa, kendi pozisyonunu feda etmek zorunda kalacağından korkar. Ancak, uzlaşmanın gerekliliğini kabul etmeyi reddederek, diğer kişinin önemini yadsır ve bir kez daha, sonunda yalnız kalmanın tohumlarım eker. Diğer kişiye duyarlılık göstermek gereklidir. Partner bir güvensizliği dile getirdiğinde, bu her şeyi durdurup, uyumu yeniden oluşturmak için ne gerekiyorsa onu yapma zamanıdır.

Hesap Tutmaya Karşı Yürekten Verme

MİSİLLEME OYUNLARI

Terazi Kuzey Düğümü insanı "misilleme" bilinciyle davranma eğilimindedir. O her şeyin eşit olmasını ve partnerinin onun yapmak zorunda olduğu fedakârlıkları paylaşmasını ister. Örneğin, eğer o sabah saat beşte kalkmak zorundaysa, partnerinin de onunla birlikte kalkmasını ister. Partnerinin uyku gereksinimini fark etmek ve onun kendi içinde dengeli olmasını umursamak yerine, onunla dengeli olması için kalkmasını (kahvaltı hazırlamasını ya da yardımcı olacak bir şey yapmasını) ister. Ama gerçek denge, her partnerin diğerinin kendi içinde dengeli ve mutlu olmasını yüzde yüz desteklemesidir. İlişkide mutluluk bunun doğal bir yan ürünü olacaktır. Eğer bu insan her an kendi "adil payını" alıp almadığını kontrol etmeyi bırakırsa ilişki gelişecektir.

Terazi Kuzey Düğümü insanı bir şey verirken, bunu kendisini övmeden yapmalıdır. O tam olarak ne kadar verdiğine dikkat etme ve sonra karşılık olarak aynı miktarda enerji almayı bekleme eğilimindedir. En azından, diğer kişinin bu yardımı fark etmesini ve bol bol teşekkür etmesini bekler; eğer bu gelmiyorsa, ne kadar çok şey yapmış olduğunu partnerine hatırlatır. Kuşkusuz, bunları talep ederek, o armağanını geri almış ve onu savaşçı tarzı bir alışverişe çevirmiş olur! Vermenin sırrı, onun almaya bir açıklık yaratmasıdır. Eğer onun verişi safsa, karşılık beklemeden yapılmışsa, başkaları karşılık olarak bu insanın hayal edebileceğinden daha çok şey vereceklerdir. Eğer o enerjisini diğer kişiye odaklarsa, partnerinin bundan doğan mutluluğu onun kalbini dolduracak ve onu da mutlu edecektir.

Bu insan, etkileşime gireceği bir partnere sahip olmanın ve iki kişinin aynı yükü paylaşmasının mutluluğunu yaşamak ister. Sorun şu ki, onun görüşüne göre, her bir

kişi aynı yükün yüzde ellisini taşımalıdır. O, insanların farklı alanlarda daha güçlü ve daha zayıf olduklarını ve her alanda vermeyi "yüzde elli hesabı"na göre ölçmenin bir ilişkiyi bozacağını anlamalıdır. O, gerekli olduğu yerde yüzde yüz vermeyi öğrendiğinde, onun desteğe ihtiyaç duyduğu bir alanda partnerinin yüzde yüz verdiğini görecektir. Onun kendi payına düşenden daha fazlasını yapmaya gönüllü oluşu zaman içinde ona eşit ölçüden daha fazla olarak geri dönecektir.

REKABETÇİLİK

Terazi Kuzey Düğümü insanı savaşçı olarak geçirdiği yaşamlarda rekabete alışmıştır, ama bu yaşamda rekabetçi ruhu onun istediklerini elde etmesini engelleyebilir. O savaşmaya o kadar alışıktır ki, her şey ona bir savaş gibi görünür. Karşı koymanın olmadığı yerde o bunu yaratır ve başkalarının ona karşı koyacaklarını varsayarak korktuğu karşı koymayı kışkırtır. Örneğin, o dürtüsel davranıp, partnerine bildirmeden bir serüvene atılabilir, böylece üzüntüye ve olumsuz duygulara yol açabilir. Onun ilişkilerini sabote eden diğer davranışlar düşüncesizliği, atılganlığı, savunmacı patlamaları, iletişimsizliği ve istediğini elde etmek için başkalarını yenmesi gerektiği fikrine dayanan diğer ince (ya da o kadar ince olmayan) taktikleri içerir.

Bu insan, partnerinin sorunlar yaratacağını düşünmenin tersine, partnerinin onu desteklemek ve yardım etmek istediğini öğreniyor. Perspektifte bir değişim gereklidir: Partnerini "onun tarafında" ve onu desteklemeyi ister olarak görmek. Tanım olarak, özel ilişkiler birbirinin en derin düzeylerine girmeye izin vermeyi, savunmasızlık ve yakınlık pozisyonundan paylaşmaya gönüllü olmayı gerektirir. Partnerlik şudur: İki kişinin birbirine, her birinin tek başına aşamayacağı engelleri aşması için yardım etmesi.

KARŞILIKLILIK

İlişkiler karşılıklı olmalı ve birikerek çoğalmalıdır. Bir kişi bir başka kişiye karşılığında bir şey beklemeden sadece onun esenliğine katkıda bulunmak için sürekli olarak verdiğinde, alıcı niyetin bu saflığını hisseder ve vericiye karşı daha iyi davranma eğilimi gösterir. Minnettarlığından ötürü, daha kendiliğinden partnere karşılıkta bulunmak isteyecektir. Bu doğal bir süreçtir nasıl bir başka kişiyi sevmeye zorlayamazsak, onu vermek istemeye de zorlayamayız. Gerçek verme, başka bir kişinin bizi olumlu biçimde etkilemesine verdiğimiz sevecen bir karşılıktır.

Çoğu kez, vermek uğruna vermek yerine, Terazi Kuzey Düğümü insanı alışveriş yapar: "Eğer senin bunu yapmana izin verirsem, o zaman benim şunu yapmama izin vermeni beklerim." Partner bir armağan almaz, kazanılması gereken bir şeyi alır. Bu bir ilişkiyi yarar duygusundan ve vermenin inceliğinden yoksun bırakır. Ama bu insan partnerliğe öncelik tanıdığında ve içtenlikle yardım etmek istediğinde, her iki partner karşılıkta bulunmayı yürekten arzular.

Bencil Olmamak

Bu insan, Kutsal Kitabın dediği gibi, "Vermenin almaktan daha çok kutsanmış

olduğunu" öğreniyor. O sadece daha kutsanmış değil, çok daha akıllıcadır. Bir insan verdiğinde, bu bir boşluk yaratır ve doğa boşluğa izin veremez. Hemen yaşam bu boşluğu doldurmak için yeni enerji gönderir. Sorun, Terazi Kuzey Düğümü insanının geri ödemenin belli bir biçimde gelmesini beklemesidir.

Örneğin, işini gücünü bırakıp, eşinden boşanan bir arkadaşını teselli etmiş olan bir kadın müşterim vardı. O, arkadaşını iki kere akşam yemeğine çıkardı ve saatler boyunca ona öğütler verdi, onu cesaretlendirdi ve özgüvenini yeniden kazanmasına yardımcı oldu. İki yıl sonra müşterim taşınıyordu ve onun bir hafta boyunca kalacak bir yere ihtiyacı vardı. O arkadaşını aradı, ama arkadaşı onu konuk edecek durumda değildi. Müşterim yıkılmıştı. O bu kadına yapmış olduğu iyiliği aklında tutuyordu ve ondan yalnızca yardım istemişti. Onun vizyonu ancak o biçimde gelen bir yardımla sınırlanmış olduğundan, yaşamın onu desteklemek için gönderdiği diğer olanakları gözden kaçırmıştı.

Terazi Kuzey Düğümü insanı kişisel ilişkilerde ne kadar verdiğinin hesabını tuttuğunda, ne alabileceğinin ve bunun nereden geleceğinin vizyonunu sınırlar. Kalbi o süreçten zevk alsa da, bazen o verişini zamanından önce keser: Kalbinin sesini dinlemek yerine, hesap cetvelini izler. Diğer kişiden karşılıklar gelmek üzereyken o vermeyi bırakabilir. O, verme sürecinde sevinç duyduğu sürece, sadece mutluluğunu izlemelidir.

Birisinden hangi karşılığı istediği konusunda belirli bir fikre sahip olarak, o, ilişkinin doğal yan ürünleri olan ödülleri kaçırır. Mutluluk için, bu insan yol boyunca aldığı beklenmedik ödülleri takdir etmeyi öğrenmelidir.

KARMİK PARTNERLER

Terazi Kuzey Düğümü insanı, çoğunlukla, muazzam bir potansiyele sahip olan, ama bu potansiyeli gerçekleştirip hedefine erişecek özgüveninden yoksun olan bir partneri çeker. Çoğunlukla, bu onun geçmiş bir yaşamdan "borçlu" olduğu bir insandır. Belki diğer kişi kendi kimliğini feda etmiş ve onun kazanmasına bir biçimde yardımcı olmuştur ve şimdi bu iyiliğe karşılık vermek ona bağlıdır.

Bir düzeyde bu insan bunun bir "partnerlik" enkarnasyonu olduğunu bilir ve bir eşi aktif biçimde arar. Ama o sürekli olarak kendisinden daha zayıf kişileri çeker; bu da kızıp içerlemesine neden olabilir. Savaşçı enkarnasyonlarından ötürü, o özdisiplinini, tek amaçlılığı ve hedeflerine verimli bir biçimde erişmeyi öğrenmiştir ve diğer insanların da böyle olmaları gerektiğini düşünür. O, başkalarının zayıflıklarını, özdisiplininden yoksunluklarını hor görme ve onlarda cesaretsizlik olarak algıladığı şeyi küçümseme eğilimindedir. O bir eş olarak bir savaşçıyı çektiği takdirde, bunun dingin bir paylaşım yaşamından çok, bir başka rekabet yaşamı olacağını anlamalıdır.

Aslında, Terazi Kuzey Düğümü insanının aurasında öylesine güçlü bir özkimlik vardır ki, bu diğer insanlara karşı bir bariyer oluşturur. O bu enerji alanını dağıtmaya çalışmalıdır ve bunu en verimli biçimde o enerjiyi ona gerçekten muhtaç olanlara vererek yapabilir. Onun özkimliği çevresindeki fazla enerjiden kurtulması gerekir, böylece o daha çok özkimliğe muhtaç olan insanları çeker: Diğer kişi özgüveniyle "dolar" ve Terazi Kuzey Düğümü insanı boşalıp rahatlar. Her iki taraf da kazanır.

Sonuç, bu insanın aurasında bir açılıştır ki böylece o daha çok sevgi ve enerji alabilir.

KARŞILIKLI DAYANIŞMA

Başkalarıyla anlamlı bir biçimde ilişki kurmayı öğrenmek, Terazi Kuzey Düğümü insanının bu enkarnasyonda başarması gereken başlıca şeydir. Onun yaşamında "kazandığı" her alanda, arkasında güçlü bir partnerlik vardır. İster mesleki, ister kişisel mutluluk alanında olsun, "kaybettiği" alanlarda o başarılı ilişkiler kurmak için geçmesi gereken dersleri henüz öğrenmemiştir.

Şu ya da bu şekilde, bu insan kaderi tarafından plânlarına diğer insanların enerjilerini dahil etmenin değerini öğrenmeye yöneltilmiştir. O bunu zor yolla savaşarak ve düş kırıklığına uğrayarak ya da kolay yolla bazı yaşam derslerine göre davranarak öğrenebilir. O kendi yoluna gittiği her seferinde, ya hedefine erişemez ya da, eriştiğinde, onu içi boş ve doyum vermez bulur. O şunun farkına varmayı öğreniyor: "Hey... Bu dünyada başka insanlar da var! Siz kimsiniz?" O kendi esenliğini beslemek ve hedeflerine erişmek için başkalarının enerjilerine muhtaç olduğunun farkına varmayı da öğreniyor.

Yoldaşlar mı, Sevgililer Mi?

Bu insan diğer insanları destekleme ve güçlendirme konusunda öylesine yeteneklidir ki, kalıcı olmayan bir sürü ilişki yaşayabilir. Ona yakın kişiler güçlenirler ve sonra, çeşitli nedenlerle, bir yol ayrımı oluşur. Bu bazen Terazi Kuzey Düğümü insanının bilinçaltı olarak bir takım oluşturmak yerine, "eşitler" olabilmeleri için diğer kişinin özerkliğini geliştirmeye çalışmasından ötürü vuku bulur. O, diğer kişinin nerede güvenden yoksun olduğunu görebilir ve partnerin gücünü destekler. Ve partner kendi kendisine yeterli hale geldiğinde, artık bu insana ihtiyaç duymaz. Ve odak karşılıklı olarak özerklik geliştirmek olduğundan, her iki bireyin kendi yollarına gitmesi doğaldır. Ama Terazi Kuzey Düğümü insanı kendisini ezilmiş hisseder partnerin güçlenir güçlenmez onu terk etmesi ona haksızlık gibi görünür.

Terazi Kuzey Düğümü insanının ilişkileri, kendi kendisine tam olarak yeterli iki yoldaşın deneyimleri bağımsız, ayrı kimlikler olarak paylaşması kavramına dayanmamalıdır. Bu sistem alışverişe, yüzde elli paylaşmaya ve sadece kendine karşı duyarlı olmaya dayanır. Bu, uzun vadeli bir ilişkide çok doyum verici olan sihirli bir unsuru, duygusal duyarlılık unsurunu dışlar.

Duygusal olarak birbirine bağlılık diğer kişiyle ilgili duyarlı farkındalık ve onu mutlu etme arzusu olmadığında, çoğunlukla, bu insanın partneri onu terk eder. Partner için birliktelik beklentiler, ödüller, talepler ve "adil davranış" sistemlerine dayanan yavan ve sevgisiz bir hale gelebilir, böylece o duygusal beslenmeyi başka yerde bulmak için ayrılır.

Bu insan için anahtar, partneri desteğe ihtiyaç duyduğunda bunu fark etmek ve harekete geçmektir. O zaman, partner kendisini ona bağlı hissettiği için kalmaktan mutlu olacak ve Terazi Kuzey Düğümü insanı tüm o mutlu enerjiyi geri alacaktır. Bu her iki tarafın da kazançlı çıktığı bir durumdur.

DİNLEME VE DUYARLILIK

Eğer bu insan başarılı bir ilişki istiyorsa, onun diğer kişinin farkında olmaya ve onu hesaba katmaya öncelik vermesi gerekir. O sadece kendisini hesaba katmaya alışık olduğundan, tutarlı bir iletişim ve anlayış temeli oluşturmak onun vermeye alışık olduğundan daha çok zaman alır. Ama eğer o kalıcı bir ilişki istiyorsa, duyarlı olmayı ve partnerinin gereksinimlerine kulak vermeyi öğrenmelidir.

O diğer kişiyi (fiziksel, psikolojik ya da duygusal olarak) yaratamamaya da dikkat etmelidir. Partneri birçok talepte bulunmayabilir, böylece Terazi Kuzey Düğümü insanı onu ihmal edebilir. Görünüşte uysal olan partneri çekip gittiğinde, bu insan şoke olur. O, diğerinin kimliğini özelliklerini ve gereksinimlerini hesaba katmamıştır.

Bir takım, birbiriyle ilgilenen, birbirinin farkında olan, birbirinin güçlü ve zayıf yanlarını telâfi eden ve birbirine kendiliğinden, içgüdüsel olarak yardım eden iki bireydir. Örneğin, eğer ayak parmağım yaralanırsa, onun üstüne bir yara bandı yapıştırırım. Bunu yapmak için düşünmem, ya da "Ayak parmağım son zamanlarda benim için ne yaptı?" diye sormam. Ya da, onun üzerine yara bandı yapıştırdığım için ayak parmağımın benim ne harika olduğumu fark etmesini beklemem. İçgüdüsel olarak davranır ve gerekeni yaparım. Takım çalışmasında da aynı şey geçerlidir partneriniz sizin bir parçanız olduğundan, ona karşı duyarlısınızdır ve bir sorun olduğunda içgüdüsel olarak yardıma koşarsınız.

Terazi Kuzey Düğümü insanı partnerinin güvensizliklerine karşı duyarlı olmalı ve bazen, sırf onun korkularını yatıştırmak için karşılık vermelidir. Tüm sorular doğru, gerçekçi bir yanıt alma niyetiyle sorulmaz. Bazen, partner kuşku ve endişelerini giderme ya da yakınlık hissetme güdüsüyle bir soru sorabilir. Örneğin, yeni evli bir kişi, "Birbirimizi hep böyle sevecek miyiz?" diye sorarsa, o şunu işitmek istememektedir: "Şey, umarım, ama insan bunu kesin olarak bilemez" (bu tipik bir Terazi Kuzey Düğümü yanıtı olacaktır); o şunu işitmek ister: "Elbette birbirimizi hep seveceğiz!"

HEDEFLER

Bu insan bencil olabilir. Başkalarının durumlarına hiç aldırmadan dürtüsel bir biçimde davranabilir. Hedefine yeterince hızla erişemediğinde, yönetimi beklenmedik bir biçimde ele alma eğilimi gösterir. O, diğer kişinin neler yaşadığını öğrenmek için ona sormadan, kendi varsayımlarına göre davranmaya yatkındır. Onun güdüsü ilgili herkesin en yüksek hayrını desteklemek olsa bile, diğerleri sürecin bir parçası olmadıklarından kendilerini güçsüz bırakılmış ve içerlemiş hissederler. Bu insan için anahtar bir mesele olan güven, ilişkide her iki tarafta zayıflamıştır.

Partnere sormak birçok engeli kolayca aşmayı sağlamasına karşın, bu insan bunu yapmaya korkar. Onun bir yanı şöyle düşünür: "Eğer sorarsam, ona güvenmediğimi düşünecektir." Aslında, sormaması diğer kişinin onun güvenini sorgulamasına neden olur ve bir kez daha, Terazi Kuzey Düğümü insanı kendisini yalnız bırakılmış, yanlış anlaşılmış ve takdir edilmemiş hisseder.

Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve lokantacılık yapan bir müşterim vardı. O, tipik savaşçı "emir komuta zinciri" yaklaşımıyla yöneticisine şu talimatı verdi: "Bu akşam özel bir müşteri grubu gelecek, saat 7'de masanın hazır olmasını istiyorum." Saat 6.40’ta masa hazır değildi ve insanlar gelmeye başlamışlardı. Müşterim şöyle düşündü: "Aman Tanrım! O bu işi başaramayacak!" Bu yüzden her şeyi kendisi hazırladı. Daha sonra yönetici ona gelip, teşekkür edeceği yerde, "Bana güvenmediniz" dediğinde, müşterim şoke oldu ve öfkelendi. Eski savaşçı, diğer kişinin zamanlamasını ve duygularını dikkate almadan bir sonucu zorlamıştı.

Bu düğümsel gruptaki insan, kendi istediği şeyi zorlamak yerine, iletişim kurmak için zaman ayırmalıdır. Müşterim yöneticisine şöyle diyebilirdi: "Stan, bu masanın hâlâ hazır olmaması beni biraz tedirgin ediyor. Her şey yolunda mı, yoksa sana yardım etmek için bir şey yapabilir miyim?" O, yöneticisine sorarak, o işin yapılmasını garanti altına alabilir ve bu düğümsel gruptaki insanların çok gereksindikleri takım çalışması bağını yaratabilirdi. Buna zaman ayırdığında, Terazi Kuzey Düğümü insanı aynı zamanda hedefe de ulaşırken her iki tarafta da büyük bir iyi niyet ve bağlılık yaratabilecek nadir bir diplomasi yeteneğine sahiptir.

Terazi Kuzey Düğümü insanı emirler verme sürecinde diğer kişiyle ilişki kurmalıdır. Onun sadece "olguları bildirmesi" yeterli değildir; diğer kişi o durumda kendi gücünü de hissetmelidir. Bu insan, emirlerin neden önemli olduğunu genel durum çerçevesinde açıklamalı ve diğer kişinin işi başarıyla yapabileceğine güvendiğini vurgulamalıdır. O, talimatları herkesin yapabileceği kadar basitleştirmiş olduğunu düşünür, ama gerçek şu ki, onun için kolay olan bir şey başkaları için çok zor bir görev olabilir.

Emirler vermeden önce, bu insan diğer kişinin neler hissettiğine de dikkat etmelidir. Örneğin, eğer diğer kişi zaten heyecanlanıp şaşırmışsa, daha fazla emir almak onun sinirlerini iyice gerebilir. Onun yapacağı en iyi şey, emirler vermeden önce diğer kişiyi, o kişinin duygusal zayıflıklarını tanımaktır. İlişki için sağlam bir temel oluşturmaya zaman ayırmak diğer kişinin emirleri zevkle yerine getirmesini sağlar ve işin doğru biçimde yapılmasını garantiler.

Bir başka iyi yaklaşım özellikle hedefe yönelik durumlarda şöyle söylemektir: "Yapacağımız iş budur, bunun böyle yapılmasını istiyorum... Ama sen bunu nasıl yapardın? Eğer değişik bir fikrin varsa, lütfen söyle."

BİREYSEL FARKLILIKLARI KABUL ETMEK

Terazi Kuzey Düğümü insanı özgürlüğü ve yaratıcılığı kendi yaşamına uydurmakta zorlanır. O her şeyin direkt ve düzenli olmasından hoşlanır ve akışa uymak ona zor gelebilir. Diğer çatışma alanları bu insanın "kaderini sınamak"tan hoşlanmasından kaynaklanabilir. Bir düzeyde o şuna inanır: "Ben dünyanın merkeziyim! Hiçbir şey bana dokunamaz!" Ve genellikle, o yüksek risk durumlarında bile yara almaz. Bu özgün iş görme tarzı onun için iyi sonuç verir. Sorun, o başkalarının da aynı yaklaşıma sahip olmaları gerektiğine karar verdiğinde çıkar. Onun tavsiyesi, "Sınırlarını zorlayıp aş"tır. Ama onun için iyi sonuç veren şey başka biri için iyi sonuç vermeyebilir. Bu insanın işi, diğer kişinin hedeflerine erişmesini onun kendine özgü tarzını hesaba katarak desteklemektir.

GENİŞLEMİŞ KİMLİĞİ DENEYİMLEMEK

SİNERJİ

Sürekli olarak, Terazi Kuzey Düğümü insanı için çözüm partnerliktir. Kişisel hedeflere erişmek için bile, eğer o hedefe bir partnerle birlikte yaklaşırsa başarılı olacaktır. Örneğin, eğer o bir türlü on kilo veremiyorsa, yapacağı en iyi iş aynı sorunu olan bir arkadaş bulmak ve onunla birlikte zayıflamaktır. Diğer kişinin perhiz ya da egzersiz programına sadık kalmasına yardım etme sürecinde, o da kilo vermeye başlayacaktır. Aynı şey onun erişmekte zorluk çektiği her kişisel hedef için geçerlidir: Eğer o bunu birlikte yapacak birini bulursa, her ikisi de kazanacaktır.

Terazi Kuzey Düğümü insanı başkalarına cesaret "aktarma," inisiyatifi ele alıp onun yardımı olmadan asla girişmeyecekleri işleri yapmaları için güven verme yeteneğine sahiptir. O, başkalarının kimliğini öylesine güvenli bir biçimde onaylayabilir ki, onlar kendilerine inanmaya başlarlar. O iş danışmanı, psikolog, öğretmen, antrenör olarak, ya da insanlardaki güven ve cesareti ortaya çıkaran başka herhangi bir roldeçok başarılı olur.

Ancak, bu insan bunun bencil bir güdü içermediğinden emin olmalıdır, aksi takdirde sonuç istenilenin tersi olur. Bu yüzden, objektif olmak gereklidir: O, diğer kişinin hedeflerini ayırt etmelidir.

YAKINLIK VE SAVUNMASIZLIK

Terazi Kuzey Düğümü insanı savunmasız olma kapasitesini geliştirmelidir. O, başkalarına karşı duyarlı olmayı öğreniyor: Başkalarının duygularına ve perspektiflerine açık olmayı öğreniyor. Başkalarının onu deneyimlemelerine izni vermeyi öğreniyor: Duygularını ve korkularını paylaşmayı öğreniyor. Bu insanın savunmasız olmaya karşı güçlü savunmaları vardır. Onun güçlü programlaması şöyle der: "Hiçbir zaman hiç kimsenin senin zayıflıklarını bilmesine izin verme." Ama o savunmasızlıkta büyük bir güç olduğunu öğreniyor gerçekten de, en iyi savaşçı ne zaman savaşacağını ve ne zaman barış yapacağını bilen kişidir. Ama eğer o diğer kişiye sormazsa, bu zamanın hangisi olduğunu bilmeyecektir.

İlişkilerinin kalıcı bir düzeyde yürümesi için, o daha yakın ve samimi olmayı da öğrenmelidir. Yakınlık diğer kişinin güvensizliklerine karşı daha duyarlı ve kendi savunmasızlığını, incinebilirliğini açığa vurmaya daha açık olmanın bir yan ürünüdür. O daha yakın ve samimi olduğunda, gelişebilir. Ama böyle olmadığında, yaklaşılmaz ve erişilmez olarak kalır.

İncindiğinde, Terazi Kuzey Düğümü insanının ilk içgüdüsü geri çekilmek ve etkilenmiş olduğunu başkalarının bilmelerine izin vermemektir. Bu enkarnasyonda o kendisini açmanın ve başkalarının onunla ilgilenmelerine izin vermenin değerini öğreniyor. O incinebilirliğini açığa vurduğunda ve paylaştığında, başlangıçta utanç duyduğu şey onun kutlayabileceği bir şey haline gelir ve başkalarıyla samimi bir biçimde birbirlerine bağlandıklarını görür. Şimdi o başkalarının yansıttığı imajı değil de onu tanımalarına izin verebilir. Bu insan doğuştan dürüst, cesur ve toksözlüdür. O başkalarına karşı savunmasız olmasına izin verdiğinde, bu kendini keşif konusunda ileri doğru bir atılım olabilir.

Terazi Kuzey Düğümü insanı, eğer incinebilir olduğunu gösterirse eğer zayıf görünürse etkilemek istediği insanları kaybedeceğinden korkar. Oysa incinebilirliğini açığa vurması onu başkalarına sevdirir. Üstelik bu başkalarının onu nasıl destekleyeceklerini ve ona nasıl güven vereceklerini bilmelerine yardımcı olur. O diğer kişiyi yaşamına daha derin bir düzeyde katar ve aynı zamanda o kişi tarafından kabul edildiğini hisseder. Böylece eski yalnızlık ve aynı'lık duyguları erir gider.

Bu insan başkalarının onun korkularını paylaşmalarına izin verdiğinde, onun doğuştan gelen cesareti herkese daha derin bağlar kurmayı ilham eder. O, başkalarının da benzer durumlardan geçmiş, hatta daha büyük hatalar yapmış olduklarını görür. Hatalar yapmak, öğrenmek ve gelişmek insan olmanın bir parçasıdır bu, Terazi Kuzey Düğümü insanının geçmiş yaşamlarda deneyimlediği "savaş makinesi"nden çok farklıdır. Onun kendisi ile başkaları arasındaki duvarı yıkması, bir savaşçının kalkanını indirmesi gibi olabilir bu ürkütücü bir şeydir. Ama doyuma ulaşmak için, o kalkanı bir yana bırakmak ve savunmasız olmalıdır.

TAKIM ÇALIŞMASI

Terazi Kuzey Düğümü insanının takım çalışması duygusu yoktur. Onun bunu içeren bir geçmiş yaşam deneyimi olmamıştır. Savaşçı olarak, o tüm işi kendisi üstlenir. Sorumluluğu paylaşmak isteyenlere kızar. İşi kendi başına yönetmek ister, çünkü diğer kişinin işi "yüzüne gözüne bulaştıracağından" ve üzerine düşeni yapmayacağından ve böylece kendisinin hedefine erişemeyeceğinden korkar. Ayrıca, onun kendisinin bir günde ve daha iyi yapabileceği şeyi iki ya da üç günde yapan birisine karşı sabrı yoktur.

Ama bu kez bu insan işleri kendi başına yapmak için enkarne olmamıştır o bunu yapabileceğini zaten bilir. O kısa menzilli hedeflere ulaşma konusunda muazzam bir güvene sahiptir. Ama şimdi, o bir hedefe kendi başına eriştiğinde, beklediği mutluluğu hissetmez. Bu enkarnasyonda, onun işi bir yandan ihtiyacı olan insanlara güven aktarırken kendi hedeflerine bir takım çalışmasıyla ulaşmaktır.

Bu yüzden, altı kişilik bir takımla birlikte çalışırken, o yedi kişi olduklarını hatırlamalıdır. Terazi Kuzey Düğümü insanı başkalarını güçlendirme konusunda son derece yeteneklidir ve o altı kişinin her birinin nerede güvene ihtiyacı olduğunu görür. Başkalarının nerelerde güvenden yoksun olduklarını vurgulayan "aksaklıkları" iyi karşılar, çünkü bu ona başkalarını nerelerde destekleyebileceğini gösterir, onu takımın çok değerli ve sevilen bir parçası kılar.

O daima önce takımın en yüksek hayrına olacak şeyi dikkate almalıdır. İletişimin kesilmesi takım üyeleri için iyi sonuç vermez; onlar için, birbirleriyle dayanışma duygusunu besleyecek şekilde temasta kalmaları iyi sonuç verir. Bu amaçla, her üye kendi gereksinimlerini objektif biçimde ifade etmeye gönüllü olmalıdır bunu bir içerleme ya da misilleme olarak değil, kendi gereksinimleri hakkında açık kalarak, partnerlikte birbirini güçlendirmek için yapmalıdır. Bu da savunmasız olmanın bir yoludur.

PARTNERLİK

Terazi Kuzey Düğümü insanı için, onun kimliğinin güçlü yanları ilişkilerine yararlı olacak niteliklerdir. Diğer kişi farklı nitelikler getirir ve bunlar tam da bu insanın ihtiyaç duyduğu şeyler olabilir. Partnerlik yoluyla, bu insan başkalarıyla dengesini bulur ve başka türlü erişemeyeceği yanlarına erişebilir. Bir partnerle birlikte, yaşam artık bir angarya değil, her iki insan için de kendini keşfi ve kendini gerçekleştirmeyi daha hafif, daha mutlu bir süreç kılan olumlu bir enerji alışverişidir.

Diğer kişi ilişkiye Terazi Kuzey Düğümü insanının yoksun olabileceği nitelikleri getirdiğinden, bu insanın diğer kişinin gerçekte kim olduğunu, neyi sunduğunu, takımı yükseltecek hangi yetenekleri ve nitelikleri getirdiğini objektif bir biçimde görmesi gerekir. O, güven ya da inisiyatif getirmeyebilir, ama belki duygusalduyarlılık, anaçlık, oyunbazlık, eğlence, yaşamı bir serüven gibi görme, ya da şefkatli bir bağışlayıcılık niteliği getirir. Eğer Terazi Kuzey Düğümü insanı diğer kişinin ne getirdiğini anlayabilirse, bu armağanı kabul etmeye ve onun tarafından güçlendirilmeye daha açık olabilir.

Bu insanın gerçekten istediği şey, başka birisiyle birleşmek ve o kişinin hayallerini ve plânlarını desteklemektir. Bu yüzden, diğer kişinin aradığı şeyin ayrıntılarını dikkatle ayırt etmek onun sorumluluğudur; böylece o bunun kendi ruhunda yankı bulup bulmadığını keşfedebilir. Terazi Kuzey Düğümü insanı, kişisel olarak yaşamı sürdürebilmesinin ilişki için en iyi olanı yapmaya dayandığını öğreniyor. O partneriyle tüm kalbiyle ilgilendiğinde, en nihayet mutluluğu ve doyumu yaşamaya başlar.

DİRENİŞLER

Bu insan geçmiş yaşamlarından ötürü müthiş bir savaşçıdır ve savaş enerjisine alışıktır. O, bu enerjiye alışık olduğundan, ilişkilerde savaşı kışkırtabilir. Her ne pahasına olursa olsun kazanmak ister ve böylece bazen kendisi için en değerli olan ilişkileri itip uzaklaştırabilir. O savaşmaya hiç gerek olmadığında bile savaşır ve çoğunlukla sonunda kaybeder. Eğer o bir partnerliğin kendi başına bir varlık olduğunu görmek yerine, onu iki ayrı birey olarak görürse, onun ilişkisi "benim gereksinimlerime karşı senin gereksinimlerin" çekişmesine dönüşebilir. Aslında, partnerliği güçlü kılan şey, her iki kişiyi de besler.

O, ilişkinin hedefini zafer kazanma dürtüsünün önüne koymayı öğrenmelidir. Onun istediği şeye, diplomasi, davranış inceliği ve diğer kişinin pozisyonunu dikkate alma yoluyla ulaşması çok daha olasıdır. Ama bu insan diplomasiyi kendi amacı yönünde etkilemek (yani, istediği şeyi elde edebilmek için diğer insana bir şeyi "ait’miş gibi göstermek) için kullanmamayı da öğreniyor. O, gerçek bir diplomat olmanın değerini keşfediyor: Bir uzlaşmaya varıp varamayacaklarını görmek için diğer kişiyi dinlemenin ve kendi bakış açısını paylaşmanın değerini... Bu her iki tarafa da kalıcı bir doyum verecektir.

Terazi Kuzey Düğümü insanı dürtülerini nasıl ifade edeceğini dikkate almayı da öğreniyor. O, söylemek istediği şeyi ve yapmayı düşündüğü eylemi tartmak ve bunun başkaları üzerindeki etkisini dikkate almalıdır. O, konuşmadan önce düşünmeyi öğreniyor.

Kazan / Kazan Durumları Yaratmak

Terazi Kuzey Düğümü insanı burçlar kuşağının doğal arabulucularındandır. O, bir durumun ya da anlaşmazlığın her iki yanını da açıkça görme ve A kişisinin pozisyonunu B kişisine ve B kişisinin pozisyonunu A kişisine etkili bir biçimde iletme yeteneğine sahiptir. Uyum, diğer kişinin pozisyonunu objektif biçimde anlama yoluyla oluşturulur. Bu yetenek ona evlilik ya da aile danışmanlığı ya da diplomasi dâhil, iki farklı bakış açısını dengelemeyi gerektiren herhangi bir rol oynama niteliği kazandırır. Yan bir yarar olarak, Terazi Kuzey Düğümü insanı başkalarının objektif olmalarına yardım ettiğinde, başkalarının kimliğine saygı gösterme yeteneğini geliştirir. Psişesindeki kişisel denge, huzur ve mutluluğu bulmasına yardımcı olan kası geliştirir.

Bu insan bir ilişkiyi uyum, anlayış, takım çalışması ve doyumla başarıyla yürütme yeteneğine sahiptir. O bu yeteneği kullanmayı hatırladığında, hemen her seferinde her iki tarafın kazançlı çıktığı bir durum yaratır. Örneğin, bir Terazi Kuzey Düğümü erkeği hızlı motosiklet kullanmayı sevebilir. Onun bir eşi ve üç küçük çocuğu vardır ve karısı onun aldığı risklerden ötürü kaygılanmaktadır. Karısının bakış açısını anlayacağı yerde, o öfkelenir, bağımsızlığının tehdit altında olduğunu düşünür ve bir öfke nöbeti sergiler ("sana karşı ben" zihniyeti). Bu sorun ilişkide bir "açmaz" haline gelir. Birkaç yıl içinde, bu durum karşılıklı iletişim içermeyen ve dolayısıyla çözümsüz kalan birçok açmazdan biri haline gelir. Çift birbirinden uzaklaşır veevlilik (fiziksel olmasa da, duygusal olarak) biter.

Şimdi, bir kazan/kazan seçeneğine bakalım. Karısı onun motosikletiyle ilgili kaygısını ilk kez dile getirdiğinde, Terazi Kuzey Düğümü erkeği derin bir soluk alabilir ve oturup onunla konuşabilirdi. O, karısının tam olarak neden kaygılandığını öğrenmek için ona sorular sorabilirdi. Karısıyla oturup onun bakış açısını öğrenmek için zaman ayırması bile bir uyum, özen ve destek atmosferi yaratabilirdi. O karısının kaygılarını anladığında, onlar sorunu birlikte çözme fırsatı bulabilirlerdi.

Bunun anahtarı birlikte bir çözüm bulmaktır sonuçta, bu Terazi Kuzey Düğümü insanı için bir "kendi başına yap" enkarnasyonu değildir. Eğer karısı onun ölümcül bir kaza geçirebileceğinden ve üç çocuğu geçindirme sorumluluğunun onun sırtına kalacağından korkuyor idiyse, belki o yüksek meblağlı bir yaşam sigortası yaptırabilirdi; bu karısına daha büyük bir güvenlik duygusu verir ve onun kocasının motosiklete binme zevkini desteklemesini sağlardı. Bu düğümsel gruptaki insan, doğuştan, durumları kafa kafaya karşılama yeteneğine sahiptir. O, partnerinin kaygılarını anlamaya gönüllü olmalı ve her mücadeleyi her iki tarafın da kazançlı çıktığı bir duruma dönüştürmek için partneriyle birlikte çalışmalıdır.

İYİLEŞTİRİCİ TEM ŞARKI

Müzik, riskler almamızı duygusal olarak güçlü bir biçimde destekleyebildiğinden, her düğümsel grup için, onun enerjisini olumlu bir biçimde değiştirmesine yardımcı olmak amacıyla iyileştirici bir şarkı yazdım.

HAYDİ, DOSTLAR

Bu şarkının mesajı, Terazi Kuzey Düğümü insanının dikkatini başkalarının daha derin bir farkındalığına yönlendirmeyi amaçlar. Bu, bilinçaltı olarak, ona başkalarına ona her zaman özlemini çektiği sevgi ve doyum duygularını veren biçimlerde yardım etmeyi ilham edecektir.

Seçilmiş şarkı sözleri:

Kardeşin kayasını dağın doruğuna doğru itmeye çalışıyor Ama giderek güçsüz düşüyor
Onun kayası kolayca ilerlemeyecek kadar ağırdır
Onun küçük bir yardıma ihtiyacı vardır

Onun yüküne yardım etmek için
Taşıdığın kayadan bir elini çekebilir misin?
Yoksa yakındır onun pes etmesi...
Haydi, Dostlar kendinizi onun yerine koyun
Uyanın, Dostlar onun bakış açısını görmek için
Haydi, Dostlar, bu gün elinizden geldiğince yardım edin... Çünkü yanınızda götürebileceğiniz tüm şey,
Vermiş olduğunuz şeylerdir!

 

KUZEY AY DÜĞÜMÜ BAŞAK BURCUNDA

Geliştirilecek Nitelikler

Bu alanlarda çalışmak gizli yeteneklerin ve becerilerin ortaya çıkmasına yardımcı olabilir.

• Katılım
• Kaosa düzen getirmek
• Rutinler yaratmak
• Burada ve şimdiye odaklanmak
• Şefkatli davranmak
• Başkalarına hizmet etmek
• Analiz etmek ve sınıflandırmak
• Deneyim yoluyla özgüveni kazanmak
• Ilımlılık
• Korkulara rağmen riskler almak
• Ayrıntıları fark etmek ve onlara değer vermek

Geride Bırakılacak Eğilimler

Bu eğilimlerin etkisini azaltmaya çalışmak yaşamı daha kolay ve daha zevkli kılmaya yardımcı olabilir.

• Mağdur kişi olmak (ya da mağdur bilincine sahip olmak)
• Kafa karışıklığı ve yönünü şaşırmak
• Plân yapmaktan kaçınmak
• Gerçeklerden kaçış/bağımlılık eğilimleri (uyuşturucu maddeler, alkol, aşırı uyku, hayal kurma, vb.)

• Aşırıcılık
• Aşırı duyarlılık
• Kendine ve yeteneklerine güvenmemek
• Yetersizlik duygusu
• Geri çekilmek
• Belirsizlik (kendini adamayı istememek)/hareketsizlik • Vazgeçmek

KAÇINILACAK TUZAK

Başak Kuzey Düğümü insanının Aşil'in topuğu mağdur (ya da kurban) bilincidir ("Eğer başkalarından sürekli olarak şefkatli bir dikkat ve anlayış görmezsem, birisi beni istismar edecektir"). Ama bu dipsiz bir kuyudur: Başkaları ona içsel çaresizlik duygusunu ve paranoyasını yenmesini sağlayacak kadar yeterince güvence asla veremezler. Ancak, o kendi içine baktığında, kendi kendisine güven ve amaç vermek için hangi dışsal yapıları yaratması gerektiğini keşfedebilir.

Onun kaçınması gereken tuzak, bitmez tükenmez bir biçimde, körü körüne güvenebileceği ve teslim olabileceği bir kurtarıcı ya da akıl hocası aramaktır. ("Eğer yeterince teslim olabilirsem, Tanrı her şeyi düzene sokacaktır"). Ancak, yaşam ona içsel teslimiyetin dış dünyayı düzenli ve üretken kılmayacağını göstermiştir. Onun

hedefine erişebilmesinin tek yolu, yaşamını olmasına ihtiyaç duyduğu biçimde düzenlemektir, böylece kendisini güvenlik içinde ve güçlü hissedecektir.

Sonuçta, o dünyaya açılıp üretken bir şey yapacak kadar yeterince güvene sahip olduğunu asla hissetmeyecektir. Bir noktada o yaşama aktif olarak katılmaya başlamak zorundadır, ironi şu ki, o yaşama katılmaya ve neyin başarılı sonuçlara götürdüğünü öğrenmeye başladığında, aradığı güveni de kazanacaktır.

BU İNSAN ASLINDA NE İSTER ?

Bu insanın aslında istediği şey, kendisini evrenle kişisel bağının güvenliğine bırakmaktır. O kendisini kendisinden daha büyük olan, onu destekleyecek ve ona genişlemiş bir kimlik duygusu verecek bir şeye "bırakmak" ister. Başak Kuzey Düğümü insanı huzuru ve bir'liği deneyimlemeye doymak bilmez bir ihtiyaç duyar. Ama bu hedefe başarıyla erişmek için, o dünyaya açılmalı ve başkalarına hizmet etmelidir. O dikkatini kendi korkularından uzaklaştırıp, onun yerine bulunduğu yere ve âna odakladığında, kaos durumlarında düzeni nasıl sağlayacağını kolayca görebilir.

Yetenekler/ Meslek

Bu insandan çok iyi bir doktor, diş hekimi, hemşire, ya da hastabakıcı olur, çünkü böyle meslekler ona, pratik yollardan hizmet ederken şifa enerjisini kullanma fırsatı da verir. Psikologluk, şifacılık, diyetisyenlik, muhasebecilik, organizatörlük ve zanaatçılık da iyi seçimlerdir. Başak Kuzey Düğümü insanı iş alanında "iyi karma"ya sahiptir, iş arkadaşlarıyla ve emri altında çalışanlarla iyi geçinir. Başka birinin beş saatte yapacağı bir görevi bir saatte bitirebilir; o, yalnızca saat başı ücretle çalışmak yerine, "işin bitirilmesinin" onurlandırıldığı bir durumda olmalıdır.

Şifa mesleklerinin mükemmel seçimler olmasının başka bir nedeni de, bu işlerin yaşamın fiziksel becerileriyle ilgili olmalarıdır. Başarının ayrıntıya dikkat etmeye çok bağlı olduğu alanlarda, Başak Kuzey Düğümü insanı şimdi'de kalmaya zorlanır. 0nun için, düzeni fiziksel olarak yaratma süreci psikolojik stresi hafifletir.

Başak Kuzey Düğümü insanı şefkatlidir ve büyük tablonun farkında kalma yeteneğine sahiptir. O somut sonuçlar yaratmaya aktif olarak katıldığında, geçmiş yaşamlardan gelen bu ruhsal farkındalık yeteneği bir erdem olur. Ama hedefin ruhsal bilince ve bağışlamaya ulaşmak olduğu meslekler, onun kendisini güçlü vebütün hissetmek için gereksindiği köklenmeyi zayıflatabilir.

Başak Kuzey Düğümü İçin iyileştirici onaylamalar

• "Bu durumu düzene sokabilecek tek kişi benim, öyleyse ben bunu yapabilirim de." • "Bu bir mağdur olma enkarnasyonu değildir."
• "Geri çekildiğim zaman, kaybederim; olumlu sonuçlar yaratmaya katıldığım zaman, kazanırım"

• "Odaklanıp bir plân yaptığımda, tüm evren başarıya giden yolu açar."

KİŞİLİK

Bu insan yaşamın ruhsal boyutunun doğal olarak farkındadır ve kendi doğasının daha yüksek, daha güzel âlemlerine uyumlanmıştır. O aşırı derecede duyarlıdır, kolayca kırılır ve başkalarına acı vermekten kaçınmaya çok dikkat eder. Aslında, o bazen diğer insanların ıstırabının onların farkında olduklarından daha çok farkındadır ve bu konuda onlardan daha çok kaygılanabilir.

Egonun Dağılması

İster meditasyon ve ruhsal arayışlar; ister uyuşturucu madde ve alkol bağımlılığı; ister manastırlarda, hapishanelerde ya da akıl hastanelerinde kapalı kalma ve düşünme; ister kendini müzikte, şiirde ya da sanatta kaybetme yoluyla olsun, Başak Kuzey Düğümü insanı birçok yaşamı egonun dağılmasını deneyimleyerek geçirmiştir. Bu dağılma her nasıl vuku bulmuş olursa olsun, bu enkarnasyonda o bunun etkileriyle baş çıkmak zorundadır. Eğer bu ruhsal yönelim yoluyla vuku bulmuşsa, o geçmiş yaşamlardakine benzer prensipleri olan bir ruhsal yol bulana dek, bu enkarnasyon tam bir karmaşa olacaktır. Eğer bu uyuşturucu madde ya da alkol kullanımı yoluyla olmuşsa, bu insan bu enkarnasyonda yine sorun yaratabilecek bağımlılık eğilimleri gösterecektir ve bu eğilimlerin ruhsal bir perspektiften (İsimsiz Alkoliklerin 12 aşamalı programları, vb.) aşılması gerekebilir. Şiir, müzik ve sanat yetenekleri, yine yüksek duygusal hallerle bağ kurmanın bir yolu olarak kalabilir.

Bu insanın, daha yüksek bir enerjiyle birleşmek için kendi kimliğinden parça parça vazgeçtiği birçok semavi deneyimi ve enkarnasyonu oldu. Ama o bu süreci tamamladı; bu yaşamda egosunun daha fazla dağılmasına izin vermesi ters etki yapacaktır. O vizyonuna gömülmesine zaten izin vermiştir. Bu enkarnasyonda, o vizyonunu fiziksel dünyada tezahür ettirmek istemektedir.

Alçakgönüllülük

Geçmiş yaşam deneyimlerinde, bu insan kendi güdülerini sorgulayarak ve nerelerde erdemden yoksun olduğunu fark ederek, böylece şimdi başkalarına karşı yargılayıcı olmamasını sağlayan muazzam miktarda içgörü kazanarak, kendisini arındırdı. Bu enkarnasyonda, o kendisini hiçbir biçimde "üstün" görmez onun içgözlemi gerçek bir alçakgönüllülükle sonuçlanmıştır.

Başak Kuzey Düğümü insanının o kadar çok mağdurluk yaşamı olmuştur ki, o çok kolayca vazgeçme eğilimi gösterir. Yüzleşme, rekabet konusunda, ya da kendisine gösterilen güçlü tepkiler karşısında başarılı değildir. Psişesi çok duyarlıdır ve yaşam bu insana acımasız görünebilir. Genelde, o daha çok "madde"nin onu daha mutlu edeceğine inanmaz. Yaşamak için güdüsü maddi şeyler kazanmak olmadığından, eğer dünya onun katılmak için gösterdiği çabalara direnir görünürse, o hemen vazgeçme eğilimi gösterir.

İstismar edilmiş olduğu geçmiş yaşamlar yüzünden, bu insanın, yaratıcı bir iş ürettiğinde hiçbir karşılık almadan onun herkese dağıtılmasına izin vermesi ya da o işten bir başkasının itibar ve para kazanması nadir görülen bir şey değildir. Çoğunlukla o buna hiç itiraz etmez. Ne de olsa, iş istenilen hizmeti yerinegetirmiştir. Ayrıca, geçmiş yaşamlardaki manastır deneyimlerinde o yoksulluk yemini etmiş olabilir ve bu yüzden bu enkarnasyonda servet edinme konusunda kendisini rahatsız hissedebilir. Bilinçaltı olarak, o para biriktirmenin "murdar" bir şey olduğunu hissedebilir. O, paranın hizmetin bir yan ürünü onun katılımının

yararlılığının bir göstergesi olduğunu anlamalıdır.
Başak Kuzey Düğümü insanı gerçekten şefkatlidir ve elinden geldiği her seferinde yardım etmek ister. Bu enkarnasyonda, o sağlam maddi temeller yaratarak ve yaşamının güçlenmesini sağlayarak, daha geniş çapta yardım etmek için daha iyi bir pozisyonda olacağını anlamalıdır. Bu enkarnasyonda, onun "mağdur" ya da "kurban" olmasına izin vermesi iyi sonuç vermez; bu eğilime karşı koymak onun için daha yüksek yoldur.

DAĞILMAYA KARŞI ODAKLANMA

Bu insan birçok enkarnasyonu toplumdan tecrit olarak geçirmiştir. O dünyada olmaya alışık değildir. Birçok yaşamı uyanma, meditasyon, dua, egzersiz, yemek, çalışma ve uyuma zamanlarını gong seslerinin başka birisinin çaldığı gongların bildirdiği manastırlarda geçirmenin nasıl bir şey olduğunu düşünün! Katılımcıların zamansızlığın, formsuzluğun ve yaşamın sıradan ayrıntıları altında yatan akışın farkındalığını kazanabilmeleri için manastırlar bu şekilde işlev görür. Bunun bir manastırda çok işe yaramasına karşın, şimdi Başak Kuzey Düğümü insanı dünyada nasıl yaşanacağını öğrenmelidir.

O kendisi için rutinler oluşturmayı kendi gongunu kendisi çalmayı öğrenmelidir. Örneğin, o zamanını bir başkasının düzenlemesine alışık olduğundan, dakik olmakta zorlanabilir. Ancak, o topluma yapı kazandıran kurallara göre yaşayacak disiplini edindiğinde, bu dünyada işlev yapmak için gereksindiği muazzam gücü ve özgüvenini kazanır. Bu yüzden, onun için, sorumluluk üstlenmek ve randevularına zamanında yetişmek önemlidir. Yapı, onun yaşamına besleyici ve destekleyici biçimlerde düzen ve istikrar getirir.

Geçmiş yaşamlarında inzivaya çekilmiş olduğundan, Başak Kuzey Düğümü insanı kendisini kendi zihin ve hayal gücüyle eğlendirmeyi bilir. Ama geçmişte işe yarayan bu durum, onun maddi dünyada olumlu, pratik, somut sonuçlar yaratması gereken bu enkarnasyonda zarar verir. Bu yüzden, gerçeklerden tüm kaçış biçimleri onu ters etkiler. Hayal kurmak, uyuşturucu maddeler, alkol, aşırı yalnızlık, aşırı uyumak yaşamdan herhangi bir biçimde geri çekilmek onun güvenini zayıflatır.
Bu onun ara sıra eğlenemeyeceği (gevşeyemeyeceği ve yaşamın pratik işleriyle uğraşmaya ara veremeyeceği) anlamına gelmez, ama o kaçış yollarını bağımlılıklar oluşturacak kadar aşırı kullanmaktan kaçınmalıdır.

Hayal Gücü ve Hayallere Dalmak

Bu insan psişik ve/veya hayali âlemlerin geçmiş yaşamlardan gelen keskin bir farkındalığına sahiptir. Eğer bu yetenek şimdi uygun biçimde yönlendirilmezse, bir zayıflığa dönüşebilir ve paranoya, korku ve endişeyle sonuçlanabilir. Ancak, Başak Kuzey Düğümü insanı bir hedefe doğru ilerlediğinde, mistik yeteneklerini işin etkili bir biçimde yapılması için kullanabilir. Eğer onun yaratıcı hayal gücü için bir çıkış yolu başkalarına verebileceği bir hizmet varsa, bu vizyon yeteneği değerli bir nitelik olabilir.

Başak Kuzey Düğümü insanı, yaratıcı hayal gücünü kendi içine yöneltip kendisini rastgele incelemek yerine, onu dışarıya yöneltip insanlara hizmet etmeli ve somut sonuçlar üretmelidir. O, vizyonlarını gerçekleştirmek için gerekli olan çalışmayı

üstlenmeli, araştırma yapmalı, projeyi organize etmeli, üretmeli ve sonra onun insanlara ulaştığını görmelidir. Bir kez o hedefini belirlediğinde, bu enkarnasyonda o hedeflere erişmek onun için kolay ve zevkli olacaktır.

Bu insanın kaçınması gereken şey, hayal kurma ve hayallere dalma eğilimidir. Hayal kurma yoluyla o hoş, hafif, semavi bilinç halleriyle bağ kurabilir bir "mutluluk" hapı almış gibi dalgalı bir âleme dalabilir. Ancak, bu hal onun maddi dünyada işlev yapabilme yeteneğini zayıflatır.

Eğer o içinde bulunduğu durumdan memnun değilse, onu değiştirmeye çalışmak yerine, kendi dünyasına kaçmak için hayal kurma eğilimi gösterir. Eğer ölçülü bir biçimde kullanılırsa, kurduğu bu hayaller ona ne istediği konusunda daha iyi bir fikir verebilir. Ama o hayallerle enerji bağını koparmak muazzam bir disiplin gerektirebilir. Hayal kurmak o kadar bağımlılık yaratıcıdır ki, bu insan için en iyisi derin hayallere dalmaktan kaçınmaktır. O, maddi dünyanın ötesindeki aşkın mutluluk hallerine öylesine bağlanabilir, bu günlük yaşamında gerçek mutluluğu deneyimlemek için gereksindiği düzeni ve doyumu yaratmasını engeller. Örneğin, o aileyle ilgili bir hayale öylesine dalmış olabilir ki, bu onun yaşamında doyum verici aile ilişkileri yaratmasını engeller.

Bu düğümsel pozisyonda bulunan ve bir "ideal kadın" hayali olan kırk sekiz yaşında bir erkek müşterim vardı ve hayal gücü kuvvetli olduğundan bu kadın onun hayalinde nerdeyse bir gerçekti! O birçok kadınla ilişkiye girdi, ama hiçbirisine gerçekten bağlanamadı, çünkü kadınların hiçbiri onun hayalindeki kadına uymuyordu. Bu otuz yıldır böyle sürüp gidiyordu ve o hâlâ yalnız yaşıyor ve bu duruma üzülüyordu. Ne yazık ki, o birlikte olduğu kadınlar için ne hissettiğine odaklanmayarak, kendisini ilişkilerin ne içerdiğini öğrenme fırsatından yoksun bıraktı. Bu şekilde, hayal kurmak Başak Kuzey Düğümü insanının hayallerini fiziksel dünyada gerçekleştirmek için yapıcı eylemde bulunmasını engelleyebilir.

Kafa Karışıklığına Karşı Öğüt Verme

Bazen Başak Kuzey Düğümü insanının kafası karışır. Birçok kişi için, kafa karışıklığı iyi olabilir: Daha yüksek bir düzene bir giriş olabilir. Ama bu insan için, kafa karışıklığı "doğru yol" değildir. Onun kafası karıştığında, kendisini sorgulamaya ve yaptığı her şeyden kuşku duymaya başlar; bu da onun mevcut eylem yolunu zayıflatır. O, karışık enerjiden kopmak, dış dünyadaki o karışıklığı yaratmış olan koşullara yeniden odaklanmalı ve sonra durumun içine tekrar girerek onu düzene sokmalıdır. Örneğin, eğer onun kafası birikmiş kırtasiye işlerinden ötürü karışmışsa, yapacağı en iyi şey oturup o kâğıtları elden geçirmek ve mantıklı bir biçimde yeniden düzenlemektir. Eğer onun kafası bir iş arkadaşının davranışından ötürü karışmışsa, o bununla yüzleşmelidir: O kişiyle konuşmalı ve onun davranışını neyin değiştirdiğini öğrenmelidir.

Bir sorun yaşadığında, Başak Kuzey Düğümü insanı, çoğunlukla, bir terapiste gitmenin ya da bir dostuyla konuşmanın yararını görür, çünkü bu etkileşim onun daha pratik bir perspektif kazanmasını sağlar. Bu insanın hayal gücü o kadar faaldir ki, o kendi başına olduğunda, sorunları abartma ve her türlü çözülemez durumu hayal etme eğilimi gösterir. Hayal ettiği korkular onu adeta felç edip, yaşamını tekrar düzene sokacak adımları atmasını engelleyebilir. Bu yüzden, korkularının

realiteye mi dayandığı, yoksa aşırı faal bir hayal gücünün ürünü mü olduğu hakkında geribildirim edinmesi onun için çok yararlı olur. Bu insan, pratik bir düzeyde neyin iyi sonuç verdiğini ve neyin vermediğini görmek için aktif olarak deneme yaptığında çok daha başarılı olur. O her şeyi kafasında çözmeye çalışmamalıdır.

Eğer Başak Kuzey Düğümü insanı bir ilişkide sınırlarını yitirdiğini hissediyor ve düş kırıklığını partnerine iletmekte zorluk çekiyorsa, o zaman üçüncü bir kişiyi devreye sokabilir. O, partnerini kırmamak için aşırı duyarlı davranıp, sorunu çözebilecek yaklaşımdan kaçınabilir. Oysa partnerin şunu duyması gerekiyor olabilir: "Yeter! Bu davranışın kabul edilemez! Bu davranışı sürdürürsen, beni ayrılma noktasına itersin!" Bir evlilik danışmanı onun partnerleriyle iletişim kurmasında değerli bir müttefik olabilir.

Aslında bu insan, kendisi, profesyonel olarak ve arkadaşlarına mükemmel bir danışman olabilir. Diğerleri, onun muazzam empatisini hisseder ve doğal olarak ona güvenirler. Başak Kuzey Düğümü insanı başkalarının ona açılmasına neden olan bir enerjiye, net ve pratik öğütler vermesini sağlayan analitik bir akla ve sezgiyi sağduyu ile birleştirme yeteneğine sahiptir.

BELİRSİZLİĞE KARŞI AYRINTI

Bu insan büyük tablonun farkındalığını sürdürmeye o kadar alışıktır ki, "burada ve şimdi"nin ayrıntılarını kolayca gözden kaçırabilir. Bu onun en yüksek hayrına olmayan eylemlerde bulunmasına neden olabilir. Ama herhangi bir durumun gerçek ayrıntılarına dikkat ettiği sürece, o nadiren yanılır.

O odaklanmamış bir halde yaşamasına izin verirse, çoğunlukla, nedenini bilmeden endişe duymaya başlar. Hatta kendisini saldırıya karşı savunmasız hissedebilir, diğer insanlardan aşırı kuşkulanabilir ve korkabilir. Böyle anlarda, eğer o çevresinde olup bitenlerin ayrıntılarına (birisinin üzerindeki giysi, bir mağazanın vitrinindeki ayrıntılar, havanın ısısını yüzünde nasıl hissettiği, vs.) odaklanmayı hatırlarsa, sakinleşir ve kendisini yeniden güvenli hisseder.

Geçmiş Yaşam Korkularına Karşı Burada ve Şimdi

Başak Kuzey Düğümü insanı geçmiş yaşamlarda yasalara karşı gelmenin sonuçlarını öğrenmiştir, bu yüzden bu yaşamda o güçlü bir doğru ve yanlış duygusuna sahip olabilir ve yasaları çiğnemekten çok korkabilir. Onun uzun bir batıl inanç geçmişi vardır ve korkunç bir cezadan kaçınmak için izlenmesi gereken belli alâmetler hakkında birçok fikri olabilir. Ama bu alâmetleri araması, onun sağduyu ayrıntılarını fark etmesini engelleyebilir. Onun ruhsal "mesajlar" aldığı o kadar çok geçmiş yaşam deneyimi olmuştur ki, bu enkarnasyonda da bu alâmetleri, önsezileri arayabilir ve somut düzeyde olup biteni görmezden gelebilir. Alâmetleri gözlemek yerine, fiziksel olguları gözlemlemesi ve doğru yolda olduğunu onaylamak içinbaşkalarından direkt geribildirim alması onun için daha iyi olur. Eğer "bir şeyin yolunda gitmediğinden" korkuyorsa, geri çekilmek yerine, onun yapacağı en iyi şey ileri doğru adım atmak, duruma katılmak, başkalarının desteğini sağlamak, korkuyla yüzleşmek ve en kötü durum senaryosunun gerçekleşmesini önleyecek bir çevre yaratmaktır. Basit bir örnek olarak, telefonunun kesilmesinden korkmak yerine, her ay faturalarını ödemek için belli bir zaman ayırmak çok daha iyidir.

Bu insan onu "burada ve şimdi"ye (bulunduğu yere ve ana) getiren faaliyetlerde çok başarılı olur. Defter tutmak onun için iyidir, böylece parasal durumunu her zaman bilebilir. Kayıtlarını ortaya çıkarıp, geçen yılki parasal durumuyla bu yılki durumunu kıyaslamak onun için çok güçlendiricidir. Bu ona güçlü bir köklenme duygusu, yönelim ve güven verir.

Başak Kuzey Düğümü insanını şimdi'de odaklanmış tutan her şey onun için gönüllü yapılan, zevk için yapılan bir iş haline gelir. İşi onun üzerinde böyle bir etki yapabilir; eğer böyle değilse, o işini yeniden düşünmelidir. Bilgisayar onun için mükemmel olabilir, çünkü bir kez daha, fiziksel ilişki ve ayrıntılar onu şimdiki ana odaklanmış tutar. O, başarılı sonuçlar üretmek için ayrıntılara dikkat etmeyi gerektiren herhangi bir işte başarılı ve çok mutlu olur.

Kuşku ve Endişeye Karşı İman ve Eylem

Başak Kuzey Düğümü insanının çok içedönük ve içgözlemci bir yanı vardır. O endişe hissettiğinde, teselli bulmak ve durumu anlamak için kendi içine döner. Ne yazık ki, bu içsel süreci dışsal olarak kontrol edemez ve sonsuz bir endişe, kuşku ve güvensizlik yaşayabilir. Bu insanın kendi başına kalıp, nerede "yanlış yaptığını" görmek için dönüp geçmişe bakma, yaşamını gözden geçirme eğilimi de vardır. Ama bu, olgularla tümüyle orantısız olan muazzam bir başarısızlık duygusuna yol açabilir. O inzivaya çekilip düşündüğünde, olup biteni anlamaya çalışıyordur; ama bu uygulama onun için iyi sonuç vermez. O, her ne pahasına olursa olsun, kendinden kuşku duymaktan kaçınmalıdır.

Başak Kuzey Düğümü insanının yapabileceği en kötü şeylerden biri, hedefinin saflığından kuşkulanmaktır. O hedefini açıkça görene dek, bu hedefi saf bir güdüsü olduğundan, zararsız olduğundan ve başkalarına hizmet edeceğinden emin olmak için çoktan zihnen titiz bir biçimde sorgulamıştır. Bu enkarnasyonda o, vizyonunun pratik bir düzeyde nasıl işe yarayabileceğini öğreniyor. Deneme ve yanılma süreci maddi âlemde işleri neyin yürüttüğünü keşfetmesine yardımcı olacağından, bu süreci kullanması onun için sağlıklıdır.
Bu insan, kaosla karşılaştığında, onu içsel olarak halledip aşabileceği ve durumun kendini dışsal olarak halledeceği fikrine sıkıca sarılır. Bu, Başak Kuzey Düğümü insanının sorunu çözmeye aktif olarak katılmasını bekleyenlerde düş kırıklığı yaratır. Onlar bu insanın kendisini neden geri çektiğini anlamazlar. Bu ayrıca bu insanda da düş kırıklığı yaratır, çünkü o kendisini yanlış anlaşılmış hisseder ve sisteminin neden işlemediğini anlamaz. Ancak, bu enkarnasyonda o kendi içine dönerek sorunlarını çözemez. Astrolojik bir görüş açısından, çözüm dışsal eylem yoluyla gelmelidir.

Başak Kuzey Düğümü insanı yetersizlik duygusuyla da kendisini geçersiz kılma eğilimindedir; bu da aşağı doğru giden bir sarmala yol açabilir. Bazen o bir sorunu önceden "sezer," ya da bir kişiyle olan ilişkisi veya bir durumun sonucu hakkında endişe duyar, ama bunun nedenini bilmez. Eğer o endişeye odaklanırsa, her türlü "kötü durum senaryosu"nu hayal eder ve dışsal olayları paranoyasını geçerli kılacak şekilde yorumlamaya başlar. Sonra, içsel denge duygusunu yeniden kazanmak ve korkularına karşı koymak için, sezgisinden kuşkulanmaya başlar. Her iki yol da korkularını geçerli ya da geçersiz kılmak için zihnini kullanmak işe yaramaz. İşe yarayacak olan şey, daha objektif bir bilgi elde etmek için kendi dışına uzanmaktır.

Aslında, bu insanın sezgileri genellikle doğrudur. Örneğin, onun işe giderken bir pencereyi açık bırakmış olduğunu düşünün (bu onun bilinçli olarak fark etmediği, ama belki göz ucuyla görmüş olduğu bir ayrıntıdır). Birden yağmur yağmaya başlar ve o eviyle ilgili olarak mantıksızca endişelenir, eve bir hırsızın girdiğini ya da bir yangının çıktığını hayal eder. Eviyle ilgili olarak korkuya kapılır, ama bunun nedenini bilmez. Çözüm eve geri dönmektir, eve döndüğünde açık pencereyi ve içeri giren yağmuru fark edecektir. O endişelenmekte haklıdır ve ayrıntıları objektif bir biçimde kontrol ettiğinde, sorunu doğru olarak görüp çözebilir açık kalmış pencereyi kapatmak gibi. O ne sezgisini geçersiz kılmalı, ne de korkularına kapılmalıdır; durumla fiziksel olarak karşılaşmalı, olguları incelemeli ve eğer ihtiyacı varsa daha çok bilgi aramalıdır.

Başak Kuzey Düğümü insanı yapmak istediği şeye daha çok iman etmelidir ve iman, onun için, en iyi şekilde eylem yoluyla geliştirilir. İman, onun geçmiş yaşamlarından gelen bir yetenektir. O, teslimiyet deneyimleriyle ve büyük tabloyu görerek, günlük yaşamın anbean gelişimine iman kazandı. Bu enkarnasyonda, o "her şeyin yolunda olduğunu ve her şeyin olması gerektiği gibi vuku bulduğunu" doğal olarak bilir ve bunu hatırlayarak iç huzuru ve güveni kazanır.

Örneğin, bu düğümsel grupta bulunan ve işini kaybetmiş olan bir müşterim vardı. Bu hanım endişeyi kendisini eyleme geçirmek için kullandı; başka bir iş bulmak için önünde üç ay olmasına karşın, hemen iş aramaya başladı. İki iş buldu, bu işlerden biri kent merkezinde, diğeri bir banliyödeydi. O, bir banliyöde çalışmanın daha rahat olacağını hayal ederek ikinci işi seçti. Ancak, o işte on gün çalıştıktan sonra, hata yapmış olduğunu anladı ve ilk işe yeniden başvurdu. Epey uğraştıktan sonra işe kabul edildi, ama o bu deneyimi geçirmiş olduğuna memnundu: "Kentteki klinikte hemen çalışmaya başlamış olsaydım, bu işi takdir edemeyecektim. Banliyöde daha mutlu olur muydum diye düşünecektim. Bu deneyimden sonra, artık biliyorum!" Her şeyin insanın en yüksek hayrına işlediğini görme yeteneği, "yaşam benden yanadır ve her şey sonunda beni en büyük mutluluğuma götürecek biçimde gelişiyor" imanına dayanır.

BİR "HİZMET ET YA DA ISTIRAP ÇEK" YAŞAMI

Başak Kuzey Düğümü insanının içsel ıstırabının panzehiri hizmet etmektir. O, insanlara büyük bir bağlılık duyar ve onların ıstırap çekmeleri karşısında derin bir şefkat hisseder. Birisi başka bir kişiye haksızlık yapsa bile, o genellikle iki tarafı da anlar. Doğuştan yargılayıcı değildir ve kalbi başkalarının ıstırabıyla kolaycarezonansa girer.

Bu insan kendi şefkat duygusuna göre davranmayı öğreniyor. O, başkalarına hizmet etmek için burada olduğunu içsel olarak bilir; ne var ki, bunu yapmaya başladığında, tereddüt etmeye de başlar. Güvensizlikler ortaya çıktığında, o kendi kendisine yardım etme güdüsünün saf olduğunu hatırlatabilir onun tek niyeti hizmet etmek ve düzeni yeniden sağlamaktır. O, diğer kişiye ve yardım etmek için ne yapması gerektiğine odaklandığında, dingin bir güvenle dolar. Mutlu olmak için, bu insan her zaman bir şeyi "onarıyor" olmalıdır. Gönüllü çalışmak ya da dostlarına ve ailesine yardım etmek onun kendisini yararlı ve doyumlu hissetmesini sağlar. Dışa yönelik birçok faaliyeti olması onun için sağlıklıdır.

O, genellikle dünyadaki açlık sorununu sona erdirme, küresel barışı gerçekleştirme ya da doğal çevreyi destekleme gibi soyut fikirleri desteklemeye güdülenmez. O, insanlara yardım etmeye güdülenir. Birisi, "Açım" ya da "Zor durumdayım," dediğinde, o hayır diyemez. Birisi kişisel alanına girip onu etkilediğinde, onun kalbi verme sevinciyle dolar. Ama "yardım etmeye güdülenmek" için, onun direkt etkileşime ihtiyacı vardır.

Bazen Başak Kuzey Düğümü insanı yardım etme arzusunu kendi üzerinde odaklar. O kendi düşüncelerine ve faaliyetlerine dalabilir; bu da birtakım sorunlara yol açabilir. O, bir şeyin başka birini nasıl etkilediğinden daha çok, onu nasıl etkilediği konusunda kaygılanabilir. Örneğin, eğer bürodaki birisi öfkelenirse, o, "Bu insanın kendisini daha iyi hissetmesine yardımcı olmak için ne yapabilirim?"diye düşünmek yerine, "O bana ne yapmaya çalışıyor?" diye düşünüp kaygılanabilir. Diğer insanların ne yaptıklarını daima bildiklerini varsayar ve şöyle düşünür: "Ben daha güçsüz pozisyondayım. Onlar daha akıllı, daha güçlü, daha dünyevi olduklarından ve benim ne kadar duyarlı olduğumu bildiklerinden, bana ayrıcalık tanımalı, benim için daha fazla çaba göstermeliler." Oysa onun diğerlerinden "daha zayıf' olduğu fikri doğru değildir. Aslında, kendini arındırmayla geçirilmiş birçok enkarnasyondan ötürü, birçok bakımdan o daha dengeli ve kendine hâkimdir!

Diğer insanlar kendilerini daha üstün görüyor, böyle bir tutum sergiliyor olsalar dahi, bu onların her zaman ne yaptıklarını bildikleri anlamına gelmez. Bu yüzden, Başak Kuzey Düğümü insanının diğerlerinin onun ne kadar duyarlı olduğunu bildiklerini, ama yine de onu incittiklerini varsayması doğru olmaz. Gerçekte, diğer insanların çoğu bu insan kadar duyarlı değildir ve onlar farkında olmadan "kaba" davranırlar. Başak Kuzey Düğümü insanı kendisine odaklanmaktan vazgeçmeli ve diğer kişiyle ilgilenmelidir. Başkaları onun yatıştırıcı, şifa verici enerjisine ihtiyaç duyduklarından ve bu enerjiyi iyi karşıladıklarından, o yeteneklerini durumu düzeltmek için kullanmalıdır.

Bazen bu insan, kendisini "daha zayıf olarak algılamanın tersine, kendisini daha üstün bir pozisyonda görür. O zaman, başkalarına ayrıcalık tanıması, onlar için daha fazla çaba göstermesi gerektiğini düşünür. O kendisini daha üstün gördüğünde, anlayışlı ve yardımsever davranabilir; kendisini daha aşağı gördüğünde, diğer insanların anlayışlı ve yardımsever olmalarını bekler. Ancak, her iki pozisyon da aşırı uçtur ve her ikisi de hizmet yerine "kendisi"ni merkez olarak aldığından, hiçbiri gerçekten işe yaramaz.

Bu insan, görevden değil, şefkatten ötürü hizmet etmesi gerektiğini öğreniyor. O sevgi duygusuyla iş yaptığında, ruhsal bir nitelik üretir ki bu onun evrenle olan, özlemini çektiği bağdır. O görev duygusuyla hizmet ettiğinde, bunu kafasıyla yapıyordur; şefkatten ötürü hizmet ettiğinde, bu onun kalbinden geliyordur. Eğer o bir başkasına yardım etmeyi düşünmek zorundaysa, bunda bir yanlışlık vardır. Gerçek yardım etme arzusu, spontane bir biçimde, kendini tanımaktan ve duygularına bağlı olmaktan gelir. Bu ona insan doğasıyla ilgili içgörü, başkalarıyla ailevi bir bağ ve tüm insanlıkla bir bağlantı sağlar. Başak Kuzey Düğümü insanı bu ruhsal, şefkatli hal içinde olduğunda, onun çevresindeki insanlar sihirli ve şifa verici haller yaşarlar.

TÜKENMEYE KARŞI VERME

Bu insan, doğası gereği çok duyarlı, savunmasız, şefkatli ve bağışlayıcıdır ve bu onu istismar edilmeye açık kılar.

İlişkilerde, o bir etkileşimde enerji kaybetmesine ya da kazanmasına bakarak, doğru yolda olup olmadığını belirleyebilir. Diğer insanlar onun şefkatini hisseder ve pervanelerin ışığa çekilmeleri gibi ona çekilirler. O başkalarının sorunlarını, yargılamadan, empatiyle dinler ve sonra, çoğunlukla, kendi enerjisinin tükenmiş olduğunu görür. Buradaki ders, kimin gerçekten çözümler bulmakla ilgilendiğini ve kimin sadece ağlayacak bir omuz aradığını ayırt edebilmektir. O, sadece, gerçekten üretken çözümler arayanların onun yaşamına girmelerine izin vermelidir. Bu insanlar Başak Kuzey Düğümü insanına iyi gelirler, onun bu yaşamda bolca sahip olduğu çözme yeteneğine güvenmesini sağlarlar. O fikirlerini gerçekten çözüm arayan insanlarla paylaştığında, bundan herkes kazançlı çıkar.

Ancak, o yalnızca sempati arayan ve sohbetleri sonu gelmez sorunlarını sıralamaktan ibaret olan kişilerin onun yaşamına girmelerine izin verdiğinde, enerjisini ve özgüvenini yitirmeye başlar. Diğer kişi, çoğunlukla, kendisini (geçici olarak) iyi hissederek ayrılır, ama Başak Kuzey Düğümü insanı öylesine bir enerji kaybına uğramış olabilir ki, kendisini ancak yatağa sürükleyebilir, çünkü o üretken bir çözüm bulmayı başaramamıştır. Bu onun gerçekten çözümler arayanlara yardım etme yeteneğini azaltır. Başak Kuzey Düğümü insanı bu şekilde sömürülmesine izin verdiğinde herkes kaybeder.

Onun enerjisinin tüketilmesine izin vermesi şu mesajı verir: "Senin kendini daha iyi hissetmek için, başka birisini onun kendisini daha kötü hissetmesine neden olarak istismar etmende bir sakınca yoktur." O bu istismara izin vermediğinde, diğer insana durup davranışını inceleme ve başkalarına karşı daha duyarlı olmayı öğrenme fırsatı vermiş olur.

Bu insanın istismar edilmesine izin vermesi, gizli bir güdüsünden kaynaklanıyor olabilir. Onun ıstırap çektiği, kendini feda ettiği birçok geçmiş yaşamı olmuştur ve o "neler çekmiş olduğumu hiç kimse gerçekten bilmez" diye düşünür. Bilinçaltı bir düzeyde, o çekmiş olduğu ıstırabın bilinmesini ister ve sorunlarını ona boşaltan insanlara katlanabilir, çünkü o kendi ıstırabını ve endişesini anlatmak için "sırasını" bekliyordur.

Ancak, genellikle, diğerleri onu dinleyerek "karşılık vermezler." Ve o en sonunda kendisini dinleyecek birisini bulduğunda, bu onu dipsiz bir korku ve endişe kuyusuna düşürür. Üstelik o diğer kişiyi de yanında götürür. Gerçekten de ister kendisinin, ister bir başkasının olsun çözülemez sorunlar üzerinde durmanın bu enkarnasyonda iyi sonuç vermesi programlanmamıştır. En iyisi, geçmiş yaşamların tüm acı, ıstırap, kendini feda etme duygularını Pandora'nın kutusunda kapalı tutmaktır: O kutunun kapağı açılmamalıdır!

SEVGİYİ HİZMETE DÖNÜŞTÜRMEK

Geçmiş yaşamlarda, Başak Kuzey Düğümü insanı epey anlayış ve sevgi kazanmıştır ve bunları paylaşmak ister. Bu yüzden, bu yaşamda o insanlara odaklanmak, katılmak ve bilgeliğini onlara sunmalıdır. O, sevgiyi hizmete dönüştürmeyi ve içindeki sonsuz şefkat ve sevgi duygularıyla yeniden bağ kurmayı öğrenmektedir.

Bu insanın bir kez ona bağlandığında büyük bir iman gücünden kaynaklanan şifacılık yeteneği de vardır. Sık sık, onun kendi yaşamında mucizevî şifalar meydana gelmiştir. O, fiziksel hastalıkların daha derin bir psikolojik temeli ya da daha yüksek bir ruhsal boyutu olduğunu anlar. Bir kez o hastalığın ardındaki "nedeni" anladığında, çoğunlukla, şifa kendiliğinden meydana gelir. Bu tedavileri hızlandıran şey, onun imanının büyük tabloyu algılamasıyla birleşen gücüdür. Mevcudiyeti bile başkalarına da iman uyandırabileceğinden, o büyük bir hemşire ya da doktor olabilir.

Bu insan, direkt olarak, "ellerini kullanarak" da şifa verebilir. İşte bu yüzden onun için en iyisi yaşama fiziksel olarak katılmak; köklenmek için nesnelere, evcil hayvanlara ya da insanlara dokunmaktır. O fiziksel âlemde tam olarak bulunduğunda, tüm psişik, ruhsal yetenekleri ortaya çıkabilir.

O şimdi'de kalarak ve enerjinin nereye gittiğine ve diğer kişinin nasıl tepki gösterdiğine dikkat ederek insanlara şifa vermeye başladığında, psişesi açılır ve o azami etki için ellerini tam olarak nereye koyması gerektiğini görür. O bu şifa işini yaptığında, diğer kişinin kendi içsel enerjileriyle nerede temas kuramadığını anlar. Ve diğer kişinin bütünlüğe ulaşması için bu enerjileri aktive etmek ister.

Derin içgözlem ve kendini inceleme sonucunda, bu insan başkalarını gerçekten yargılamaz hale gelmiştir. O insanlığın ortak durumunu derinden anlar, herkesin şu anda sahip olduğu Işık'la elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığını bilir. Bu anlayış ona şefkat verir ve başkalarını kabullenmesini sağlar. Ancak, bu insan ahlaki âlemde yargılayıcı olmamak ile uygulamada ayırt etmenin gerekliliğini birbirinden ayırmayı öğrenmelidir. Çoğu kez, şefkatten ya da durumu iyileştirme çabasından ötürü, o geri çekilir ve daha iddialı kişilerin iradelerine boyun eğer.

Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve çalıştığı yerde dokuz ay boyunca ağır tacize uğramış olan bir müşterim vardı. Bu hanım bir hemşire yardımcısıydı ve hastanedeki bir adamla başı dertteydi. O, adama sessizce sevgi göndermeyi sürdürdü, durumu düzeltmeye çalıştı, ama bunun hiçbir yararı olmadı. Müşterim sonunda o kadar sıkıldı ki sevdiği işini bırakmaya karar verdi. Sonra bir gece adam onu ölümle tehdit etti ve o en nihayet olup bitenleri birisine anlattı. En sonunda adam işten atıldı, ama bu müşterimin dokuz ayı büyük bir sıkıntıyla geçirmesine mal olmuştu.

Bu, Başak Kuzey Düğümü insanı için neyin iyi sonuç verip neyin vermeyeceğinin mükemmel bir örneğidir. Bu hanım, sorunu halletmek için harekete geçmek yerine, dokuz ay boyunca mağdur edilmesine izin verdi; bu süreçte tacizciye sessizce Işık ve sevgi göndermekle yetindi. Geçmiş yaşamlarda bu yöntem iyi sonuç vermiştir, ama bu yaşamda vermeyecektir. Kuşkusuz, başkalarına Işık göndermek her zaman iyi bir fikirdir, ama bu insan için iyi sonuç verecek olan şey, olumsuz koşullan düzeltmek için fiziksel eylemde bulunmaktır.

GEREKSİNİMLER ÖZGÜVENİ

Başak Kuzey Düğümü insanı bu enkarnasyonda özgüveni geliştirmelidir. Duygusal doğasından ötürü, o altta yatan çaresizlik ve savunmasızlık duygularıyla iş görür. Bu kolayca, belirgin bir nedeni olmayan endişeye yol açabilir. O, nedeni saptayana dek bu duygulardan kurtulamaz. Sonra, çoğunlukla, endişelerinin realiteyle çok az ilgisi olduğunu anlar, ya da bilinçaltı olarak endişeye yol açmış durumlara düşmekten nasıl kaçınacağını görür. Bu süreç, genellikle, bir danışmanın ya da güvenilir bir dostun yardımıyla daha kolay yürür başka bir bakış açısı onu dengeleyecek ve içine dönmesini engelleyecektir.

Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve kâğıt üzerinde çok iyi görünen bir işi kabul etmekten endişe duyan bir erkek müşterim vardı. Bu tam onun istediği işti ve işi teklif eden kişi ona dünyayı vaat ediyordu. Ancak, o nedenini anlamadan bu konuda endişe duyuyordu. Bunu bana açıklarken, daha önce ülkenin o bölümünde çalışmış olduğundan söz etti: Orada epey para kazanmıştı, ama onun yaşam tarzına karşı güçlü bir önyargı olduğundan, sosyal olarak kendisini çok tecrit olmuş hissetmişti. O şimdi hayatının sosyal yaşamının onun için parasal başarı kadar önem taşıdığı bir dönemindeydi. O endişesinin nereden kaynaklandığını anladığında, realiteyle bağlantı kurdu ve işi kabul etmemeye karar verdi. Başak Kuzey Düğümü insanının doğuştan özgüveni yoktur. Dünyada pratik deneyimi olmadığından, derin bir endişesi vardır. Güven başarılı deneyimin bir yan ürünüdür ve bu insanın geçmiş yaşamlarında dünyada gerçekten ne kadar etkili olabileceğini bilecek kadar yeterince deneyimi olmamıştır. Ancak o, yaşamının bilinçli olarak hedefler koyduğu her alanında güveninin büyük bir hızla geliştiğini görecektir. O, duygularını aşıp, güçlü yeteneklerini bir hedefe erişmeye odakladığında, neyin işe yarayıp neyin yaramayacağını ayırt etmekte ustalaşabilir ve çok kısa bir sürede başarıya ulaşabilir. Bir kez fikri kavradığında, onu kimse durduramaz.

DÜNYEVÎ DENEYİM YOLUYLA GÜVEN GELİŞTİRMEK

Başak Kuzey Düğümü insanının bilinçaltında pek fazla "dünyevi başarı anısı" olmadığından, dünyevi şeyler onun için yerleşik alışkanlıklar değildir. Bazen o, "yanlış bir şey yaparsa" istediği şeyi elde edemeyeceğinden korkar. Aslında, bu doğrudur, ama bu ahlaki değil, yalnızca pratik bir konudur! Bu insan için, direkt, pratik deneyim yaklaşımı en iyisidir: Yaparak öğrenmek, denemek, kendi süreci yoluyla neyin işe yaradığını ve neyin yaramadığını bulmak. Başak Kuzey Düğümü insanı kitapları en yüksek otorite olarak gören "teorik temelli" biri değildir o pratik sonuçlar ister. Vizyonunu uygulamak ve onu fiziksel dünyada gerçekleştirmek ister ve bunu ancak o yapabilir.

Onun "haklı olma"ya ego bağlılığı yoktur ve işleri başarıyla yapmayı öğrenme sürecinde hatalar yapmaya gönüllüdür. Hatalar öğrenmenin gerekli bir parçası olduğundan, bu doğal açıklık ve alçakgönüllülük onun yararına işler. Başarı bir kişiye kullandığı yöntemlerle mevcut yolu izleyerek doğru yaptığını söyler; hatalar onun "yolun dışına çıktığını" gösterir. Bu insan genellikle "çabuk öğrenir" ve herhangi bir durumda neyin işe yaradığını ve neyin yaramadığını anlaması uzun sürmez.

Geçmiş yaşamlarda akıl hastanelerinde geçirdiği deneyimler de Başak Kuzey Düğümü insanının karma'sına çok bağlıdır. İşte bu yüzden şimdiki enkarnasyonda o aklını yitirmekten ya da çıldırmaktan korkabilir geçmişte psişesinin o bölümünün dengesini yitirmiş olması mümkündür. Bu enkarnasyonda çalışma onun için

mükemmel bir panzehirdir. O işine ve olumlu sonuçlara odaklandığında, psişesinin dengesini yitirmiş olan bölümü, işi yapmanın pratik zorunluluğuyla kalıcı bir uyum içine girecektir. Bu insan, yaşama aktif olarak katılmaktan gelen güveni kazanabilmek için, muazzam gibi görünen riskler almaya gönüllü olmalıdır. Örneğin, o iş aramaktan korkuyor olabilir, ama o bir adım atar atmaz, bu ileri doğru hareket onun korkusunu yarıp geçer. O endişelerini düşünerek aşamaz; onun doğuştan gelen güvensizliğini aşmasını sağlayacak olan şey, faaliyete geçmesidir.

Savunmasızlık

Başak Kuzey Düğümü insanı son derece duyarlıdır ve başkalarının da o kadar duyarlı olduklarını düşünme eğilimindedir. Yalandan baktığında, diğer insanların maskelerinin ardındakini onların güdülerini, arzularını ve güvensizliklerini görebilir. Bunu yapabilir, çünkü o yargılayıcı değildir. Bundan doğan şefkat onun başkalarının iç dünyalarını görmesini sağlar.

O bu yeteneğe sahip olduğundan, başkalarının da aynı şeyi yapabileceklerini varsayar. Bu yüzden, dünyaya açıldığında kendisini çok savunmasız hisseder. Onun bilmesi gereken şey, diğerlerinin onun içini göremedikleridir, çünkü diğerleri insanların maskelerinin ardına derin bir biçimde bakmak için gerekli olan benlik arınmasını henüz yaşamamışlardır. O, başkaları onu yargılayacaklar diye kaygılanır, oysa yargılar ve önyargılar barındırmak başkalarının bu yeteneğe sahip olmalarını engelleyen özelliktir! Bunu anlamak bu insan için çok özgürleştirici olabilir o sanki büyük bir özgüveni varmış gibi davranabilir ve diğerleri buna inanacaklardır.

Başak Kuzey Düğümü insanı başkalarına baktığında onların ruhlarını görebilir ve bu yüzden onlara karşı büyük bir şefkat duyar. Ama başkaları ona baktıklarında, onlar yalnızca bu insanın çizmiş olduğu portresini görürler. Bu şekilde, o güçlü bir "dış görünüş" sergileyerek, yaşamında olup bitenlerin çoğunu yapıcı bir biçimde kontrol edebilir.

Bu insan, başkalarının onun ne kadar duyarlı olduğunun, onları incitmekten kaçınmak için ne kadar çok verdiğinin ya da kendisini ne kadar çok tuttuğunun farkında olduklarını da varsayar, ama bu doğru değildir. İşte bu yüzden o iyi tanımlanmış sınırlar oluşturmalı ve incindiğinde bunu diğer insanlara bildirmelidir. Ağlayıp vazgeçmek yerine, olup biteni diğer kişiye açıkça belirtmeli ve açık, yapıcı bir karşılıklı hareket yolu saptamalıdır.

DIŞARIYA ODAKLANMAK: KATILMAK

Başak Kuzey Düğümü insanı içe doğru aşırı odaklanma eğilimindedir. Bu düğümsel pozisyondaki müşterilerimden biri sık sık şöyle derdi: "Eğer içime yönelip bu konuda düşünebilsem, bunun üstesinden gelebilirim." Benim öğüdüm her zaman şöyleydi: "Hayır! Duruma düzen getirmek için aktif olarak katıl."

Bu düğümsel gruptaki insanın ilk içgüdüsü kabuğuna çekilmek olduğundan, onun zihninden geçenleri öğrenmek zor olabilir. Başkaları için onu anlamak kolay olmayabilir, bu yüzden bazen onun duyguları hesaba katılmaz. Onun katılımını etkili bir biçimde sağlamak için, durumun ona nasıl göründüğünü, o konuda ne hissettiğini ve ne istediğini saptamak için ona belli sorular sormak gerekebilir. Bir kez o ne

yaratmak istediğinden emin olduğunda, eylemi başlatacaktır.

Kendi içine odaklanma eğilimi, özellikle sosyal ilişkilerde onun zararına olur. O birisiyle ilişki kurduğu sırada kendi içine odaklanıp diğer kişiyi gözden kaçırırsa, endişelenir ve kabuğuna çekilir. Onun bu enkarnasyondaki amacı başkalarına hizmet etmektir; o diğer kişiye ve ona yardım etmek için ne yapabileceğine odaklanmış halde kaldığında, "doğru yolda" olduğundan kendisini güvenli hisseder. Ama kendi niyetini ya da diğer kişi üzerinde nasıl bir etki yarattığını sorgulamaya başladığında, odak kendisine kayar ve o endişelenir. Başak Kuzey Düğümü insanı için anahtar, başkalarıyla bağ kurmak ve sorunları onlarla birlikte çözmektir. Duruma düzen getirmek için başkalarının harekete geçmelerine yardım ederek, o kendisine yardım eder. Güdüsünün yardımcı olmak olduğunu hatırladığı sürece, neşeyle etkileşimde bulunmak için gereksindiği güvenle dolar. Sonuçta, eğer başlıca güdüsü hizmet etmekse, onun kaybedeceği bir şey yoktur. Bunu akılda tutmak onun için çok güçlendiricidir. O, diğer kişi üzerinde yoğunlaşarak ve sorunu düzgün bir yapıyla çözerek, güçlü odaklanışıyla üretken sonuçlar yaratmaya yardımcı olur.

Bu insan, yaşamın akışını düzenleme konusunda çok yeteneklidir. Bir kez o belli bir hedefi belirlediğinde, sanki her şey "yerli yerine oturur." Onun için anahtar odaklanmadır hedefine odaklandığında, o hedefe erişmesini sağlayacak en etkili adımlar kusursuz, düzenli bir sırayla önüne serilir. Zor durumlarda o patlamaya hazır noktaları görebilir ve başlangıçta daha stabil bir temel yaratmaya enerji harcayarak, daha sonra meydana gelebilecek patlamaları önler.

O doğuştan, fiziksel âlemde her şeyi mükemmelleştirme yeteneğine sahiptir ve bu konuda bu dünyadaki herkesten çok daha iyidir. Yine de, bu yeni bir yetenektir ve o buna sahip olduğunu bilmeyebilir. Bu kendi içinde her şeyi düzene sokma, analiz etme ve ruhsal ahlak kurallarını maddi dünyada başarıyla uygulama yeteneklerini barındıran "yeni bir oda" bulmak gibidir. Eğer o bu yeni odanın kapısını açabilirse, çevresine ruhsal bir sevgi ve düzen vizyonunu getirecek yeteneğe sahip olduğunu görecektir.

Ayırt Etmek

Geçmiş yaşamlarda, Başak Kuzey Düğümü insanı yaşamın ruhsal bir anlayışını kazandı. Onun öğrenmiş olduklarının çoğu doğru olmasına karşın, öğretilerin bazıları yanlış ya da eksikti. O, somut bir düzeyde neyin gerçekten işe yaradığını deneyerek bunu ayırt etmeyi öğrenebilir. Örneğin, ona tüm varlıklara karşı şefkatli bir sevgi beslemenin Gerçek olduğu öğretilmiş olabilir, ama bu Gerçeği dünyada kendisine ya da başkalarına zarar vermeyecek biçimde nasıl uygulayabileceğiyle ilgili basit ana bilgiler öğretilmemiş olabilir. Bunu nasıl yapacağını öğrenmek ona bağlıdır ve bir kez o yapması gereken şeyin bu olduğunu anladığında, pratik uygulamada ustadır.

Bu insan yaşamının her alanında netlik ve ayırt etme derslerini öğreniyor: Gerçek olan nedir ve hayal olan nedir; yararlı olan nedir ve yıkıcı olan nedir; onun yardımına gerçekten kimin ihtiyacı vardır ve kim yalnızca sempati istemektedir; o ne zaman hizmet etmektedir ve ne zaman mağdur edilmektedir? O, bilincini temizleyebilmek ve yaşamına güç, istikrar ve güven getiren verimli bir düzen yaratmaya başlamak için, ayırt etmelidir.

Bu düğümsel gruptaki insan, genellikle bir durumu doğru olarak sezer, ama sezgisini destekleyecek ayrıntıları elde edene dek kendisine güvenmez. Bu süreç, "seçici görüş"e, yani yalnızca onun önsezisini doğrulayacak bilgiyi görmeye yol açabilir. Örneğin, eğer o birisinin belli bir yapıda olduğunu düşünürse, eninde sonunda o kişi genel çerçeveden çekilip çıkarıldığında onun teorisini destekleyen bir şey yapacaktır. Ama bütün bu süreç gerçekte onun kendi zihnindedir.

Öte yandan, eğer o birisiyle ilgili olarak huzursuzluk hisseder, ama bu hissi bir yana bırakıp o kişinin realitesini izlerse, aslında ne olup bittiğini anlayabilir. Ama o objektif olmalıdır. Örneğin, eğer birisinin onu aşağıladığını düşünüyorsa, yapılacak en iyi şey kenara çekilip o kişinin başkalarına karşı nasıl davrandığını izlemektir. Eğer o kişi başkalarını da aşağılıyorsa, o zaman o hissettiği şeyin doğru olduğunu anlar.

Vazgeçmeye Karşı Eyleme Geçmek

Başak Kuzey Düğümü insanı vazgeçme eğilimine karşı savaşmalıdır. Kendisine karşı koyulduğunda bunun üstesinden gelmek, onun içsel güç ve özgüveni kazanması için gereklidir. Hepimiz deneyimsiz olduğumuz alanlarda güvenden yoksunuzdur. Ancak, çoğu insan karşı koymayla karşılaştığında teslim olmaz. Bu enkarnasyonda, Başak Kuzey Düğümü insanı vazgeçmemeyi öğreniyor.

Bu, kabuğuna çekilme ve teslim olma kalıbına bir çözüm, onun kendi içine çekildiğinde ve vazgeçtiğinde yaşamının daha iyi olmayacağını idrak etmesidir. Evren, onun bu kalıbı kırıp yaşamın canlılığını deneyimleyebilmesi için, ona aynı durumu değişik kişilerle getirmeyi sürdürür. Başak Kuzey Düğümü insanıyla ilişkide olan kişiler, onun kabuğuna çekildiğinde incitici olmayı amaçlamadığını anlamalıdırlar. Bazen onun partnerinin onu kendi oluşturduğu tecritten kurtarmasına ihtiyacı vardır. Ancak, bu kınayarak ya da sert bir biçimde değil, yumuşak bir biçimde, kabul ve sevgiyle yapılmalıdır. Zaman zaman, bu tecrit halinden kurtarılmak bu insan için iyidir.

Bir kriz meydana geldiğinde, o karışmama eğilimiyle mücadele etmeli, bunun yerine katılımını yapıcı bir biçimde artırmalıdır. O zaman o ve çevresindeki herkes kazanır. Örneğin, bu düğümsel grupta bulunan ve bir adama sırılsıklam aşık olan bir müşterim vardı. Adam da ona aynı şekilde aşıktı ve ikisi beş yıldır birlikteydiler. Onlar birbirlerine çok uygun görünüyorlardı. Ancak, müşterim adamdan yedi yaş büyüktü ve bu durum adamı rahatsız ediyordu. Bir gün adam ona büyük bir acıyla geldi ve aralarındaki tek sorunun yaş farkı olduğunu söyleyerek ilişkiyi bitirdi. Müşterim yıkılmıştı, ama karşı çıkacağı yerde geri çekildi ve adamın gitmesine izin verdi. Adam Avrupa'ya gitti, kendisinden daha genç bir kadınla evlendi ve bir çocuğu oldu. Sonra bir gün iş için geri geldi ve müşterimi yemeğe çıkardı. Adam çok mutsuzdu, hâlâ müşterime aşıktı, ama herkesin yaşamını eski durumuna getirmek için çok geçti. Geri çekilmek yerine, müşterim ileri çıkmalı ve "Dur bakalım, bunu halledebiliriz," diyerek arzu ettiği sonucu yaratmaya katılmalıydı. Sonuç her ikisi için de bir zafer olabilirdi.

AŞIRILIĞA KARŞI ILIMLILIK

Başak Kuzey Düğümü insanı bazen başkalarına aşırı uçta karşılık verir; aşırı

odaklanır ya da hiç odaklanmaz; aşırı güvenir ya da aşırı kuşkulanır; istismar edilmesine izin verir ya da tümüyle soğuk, mesafeli ve ulaşılmaz olur. O, duygusal olarak çok yoğun olabilir. Sorunlardan kaçınmak için, o her durumun pratik veçheleri üzerinde yoğunlaşmak, ilişkili kişileri doğru değerlendirmeli ve sonra"uygun" enerjiye ve en üretken yaklaşıma karar vermelidir.

Bu aşırı uçlarda davranma sorunu, onun "burada ve şimdi"nin değişen ayrıntılarına odaklanmak yerine, hayal kurma eğilimiyle de ilgilidir. Örneğin, eğer Başak Kuzey Düğümü insanı incindiği bir ilişki içindeyse, onun bunu fark etmesi uzun bir zaman alır. O, anbean orada mevcut olmak yerine, ilişkiyle ilgili hayallerinde kaybolur. "Kendine gelip," durumu fark ettiğinde ise geri çekilir. Ama çok uzun bir süre için çok geriye çekilir ve ilişkinin onun gereksinimlerini daha iyi karşılayacak şekilde değişip değişmediğini fark etmez. O, istemeden, eşine ya da iş arkadaşlarına yanlış işaretler verir, önce istismar edilmeye karşı koymayacağı izlenimini yaratır ve sonra birden tümüyle erişilmez olur. Bu insan, durum gelişirken orada mevcut kalarak,tepkilerini olan bitenin realitesine uyarlayabilir ve daha olumlu ilişkilere sahip olabilir.

Başak Kuzey Düğümü insanı yaşamının her veçhesinde ılımlı davranmayı öğreniyor. Bu o koşullan objektif biçimde hesaba kattığında kolaydır. O ancak dış uyarıma karşı kendi tepkilerine daldığında aşırı uçta davranır. Ilımlılık yolu, diğer insanları hesaba katarak, olup bitenin ayrıntılarına odaklanarak ve eldeki durum için pratik bir çözüme ulaşılarak bulunur. Bu insan, yaşamla pratik, hedefe yönelik bir düzeyde başa çıkmayı öğrenmelidir.

Örneğin, eğer o bir iş sahibiyse ve çalışanlarına sinirlenmişse, olanlara sırf şefkatinden ötürü göz yummamak, ya da özveriyle tepki verip bir işkolik olmamak veya çalışanlara öfkelenmemelidir. O, durumun ayrıntılarını objektif olarak gözlemler ve çalışma ortamına bir dizi kural getirmelidir. Yalnızca kurallara uyan çalışanların kalmalarına izin vermelidir. Aslında, bu insanın çok iyi bir iş karma'sı vardır, çalışanları ve iş arkadaşları onu her zaman severler. Yine de, istismar edilmesini önlemek için, o işin sınırlarını tanımlamalı ve onları yazıya dökmelidir. Bu, onun vizyonunu çalışanlarına açıklar ve herkesin ortak bir hedefe doğru birlikte çalışmasını sağlar.

DÜZEN

Kaosa Düzen Getirmek

Başak Kuzey Düğümü insanı, mevcut bir sorunu çözmek için bir şeyin yapılması gerektiği durumlara çekilir. O kaos ya da ihmal durumlarındaki sorunları çözme yeteneğine sahip olduğundan, onun işi durumu düzeltmek için fiziksel dünyaya katılarak düzen yaratmaktır. Çevresinde kaotik durumlar gördüğünde, bu insanın ilk tepkisi (geçmiş yaşam eğilimi) geri çekilmektir, o zaman her şey çöker. Bu enkarnasyonda, bir şey yolunda gitmediğinde, o kollarını sıvamak ve işe girişmelidir. O vazgeçtiğinde, herkes kaybeder çünkü diğerleri, bilinçaltı olarak, onun işe karışmasına bel bağlarlar. Bir sorun ortaya çıktığında, evren ona şöyle seslenmektedir: "Hey, burada, maddi dünyada biraz yardıma ihtiyacımız var!"

Başak Kuzey Düğümü insanı için hem evde hem iş yerinde çevreyi düzenli tutmak da

çok önemlidir. Çevresinde düzen ve organizasyon olması, ona günlük yaşamında netlik ve güç verir. Bu insan için, kendisini fiziksel düzeyde düzenli tutmak üzere zaman ayırmak, diğer düğümsel pozisyondakiler için olduğundan daha önemlidir.

Psikolojik düzeyde, kaos ve karışıklık özellikle zararlıdır; bunlar bu insanın dünyada iş görme güvenini zayıflatır. Fiziksel çevresinin düzenli olması ona psikolojik bir düzen duygusu verir; bu da onu güvenle işlev yapacak şekilde güçlendirir. Aslında, çevreyi düzene sokma süreci Başak Kuzey Düğümü insanı için sağlıklıdır. O içsel bir endişe hissettiğinde ister erkek, ister kadın olsun bazen yapılacak en iyi şey elektrik süpürgesini açıp etrafı süpürmektir. Yazışmaları yapıp bitirmek, bulaşıkları yıkamak, tozları almak, çevreyi düzene sokmak gibi basit işler bu insan için bir terapi olabilir. Yapıcı bir biçimde fiziksel olarak hareket etmek onun içsel endişesini üretkenliğe dönüştürür.

Yapı ve Plânlama

Plânlama alanında, bu insan bazen aşırı uca gider. Yaşamını plânlamaya o kadar çok zaman harcayabilir ki, onu yaşamayı unutur. Bu aşırı titiz, işkolik bir aşama olarak görünebilir. Sonra o hiçbir şeyi plânlamayarak bunu telâfi eder, gücünü yitirir ve sınırları olmayan bir yaşamın içinde dağılıp gider. Bu, bir paranın iki yüzüdür: Ya faaliyetin ya da formsuzluğun içinde kaybolma arzusu ve yaşamını dengeleyecek yapıları yaratma sorumluluğunu üstlenmemek. Bu eğilim, büyük ölçüde, geçmiş yaşamlarda onun rutininin, iş programının başkalarının yaratmış olmalarından, bu sorumluluğu onların üstlenmiş olmalarından kaynaklanır. Ancak, bu yaşamda bu ona bağlı bir şeydir.

Yaşamına uygun bir yapı ve anlam vermek için, Başak Kuzey Düğümü insanı hedeflerini bilinçli olarak belirlemeli ve zaman kullanımını buna göre ayarlamalıdır. En yararlı olanı, (ister her sabah yarım saat, ister haftada bir kere iki saat olsun) programını sürekli olarak yeniden değerlendirmeye zaman ayırmaktır. Örneğin, o çalışma, egzersiz, dostluklar, oyun, aşk, meditasyon, müzik vb. için zamana ihtiyacı olduğunu saptayabilir. Yaşamının onun için önemli olan değişik veçhelerinin bir üstesini yapması ve haftalık rutinini her birine zaman ayıracak şekilde bilinçli olarak oluşturması onun yararına olur. Bu onun doyumlu ve dengeli bir yaşam sürmesine epeyce yardım edebilir.

Ayrıca, o kendisini fiziksel olarak organize ettiğinde, yaşamının değişik alanlarında "nerede bulunduğunu" daha iyi görür. Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve kendi borsa komisyoncusundan belli belirsiz kuşkulanan bir müşterim vardı. Kuşkularını gidermek için, bu hanım o komisyoncuyla çalışmaya başladığından bu yana gerçekleşen tüm hisse senedi satışlarının kayıtlarını çıkarttı ve işlemlerden kendisinin ve komisyoncunun ne kadar para kazanmış olduklarını hesapladı. Bir kez gerçekler ve rakamlar önüne serildiğinde, müşterim durumun gerçeğini saptayabildi ve endişeleri ortadan kalktı.

İLİŞKİLER

Bu bir mağdur kişi olma enkarnasyonu değildir ve Başak Kuzey Düğümü insanı ilişkilerinde "hayır" demeyi ve istismar edilmesine izin vermemeyi öğrenmektedir. Bazen o çok yumuşak ve nazik bir biçimde "hayır" der ve onu istismar eden kişi bu

mesajı almaz. Ama bu insan, ilişkiden çekilmeden önce, alışverişte bir adaletsizlik olduğunu, ya da kendisinin daha çok desteğe ihtiyacı olduğunu diğer kişiye bildirmelidir. Eğer o kişi mesajı almıyorsa, bu sadece Başak Kuzey Düğümü insanının yaklaşımını değiştirmesi gerektiğinin bir göstergesidir. Hepimizin duyarlılık düzeyi farklıdır bazılarımız çok duyarlıyızdır ve bazılarımızın kafasına vurulması gerekir! Dolayısıyla, eğer istismar devam ederse, bu insan, diğer kişi onu işitene dek "hayır"ın yoğunluğunu yükseltmeyi sürdürmelidir.

ROMANTİK İLİŞKİLER

Romantik ilişkilerde, Başak Kuzey Düğümü insanı yine aşırı uçlara gidebilir, ya tamamen soğuk ve mesafeli davranabilir ya da diğer kişiye tamamen teslim olabilir. Yine, orta yoldan, ılımlılık yolundan yürümek onun için başarının anahtarıdır. Onun bu orta yolu bulmasını engelleyen şey, romantik olarak etkilendiği birisini gördüğü dakikada, önce azıcık vermeye başlaması, sonra her şeyi vermesi ve daha siz neler olduğunu anlamadan kendisini kaybetmesidir. Bir kez bu insan romantik bir ilişkinin içine girdiğinde ve diğer kişi ona istediği şeyi vermediğinde, o kendisini kendi sınırlarını aşmaya ikna etmeye çalışır: "Pekâlâ, belki ben çok katı davranıyorum." Sonra, kendisini savunmadan duruma "razı olduğu" karışık bir halin içinde dağılır. Bu genelde onun dostluklarında olmaz, çünkü o dostlarını kaybetmekten o kadar korkmaz. Ve eğer işi sağlığını ya da esenliğini tehdit ediyorsa, o işi bırakmaya karar verecektir. Ama romantik bir ilişki tehlikeye girdiğinde, o bu ilişkiyi kaybetmekten çok korkar.

Onun karşı karşıya bulunduğu bir başka tuzak, özsaygısından vazgeçmesidir. O, romantik bir biçimde gördüğü kişiye kendisinden daha çok değer verme eğilimindedir. Diğer kişiyi kendi merkezi yapar; bir kez bunu yaptığında, o kaybolmuştur. Romantik ilişkilerin yürümesi için, o diğer kişiden daha çok ilişkiye değer vermelidir.

Aşık olduğunda, bu insan istediği realiteyi zihninde yaratma eğilimi de gösterir ve sonra onu yaşar. Bu onun diğer kişiyi "merkeze" koyması karşılığında aldığı "ödül"dür. O, pşisik uyumlanma ve aktif hayal gücü vasıtasıyla mutluluk verici bir ortam yaratır sanki kendi zihninde bir aşk ilişkisi yaşıyordur. Ancak, hayalrealiteden çok uzaklaştığında bu durum bozulur. Gerçekçi bir temele dayanmak ve derin bir düş kırıldığından kaçınmak için, o diğer kişinin verilerini kendi hayallerine davet etmeyi sürdürmelidir.

O kendisine belli bir ölçüde hayal kurma iznini vermeli, ya da hayal kurmak için belli bir zaman ayırmalıdır. "Beş dakika boyunca hayal kurabilirsin ve sonra sıradaki işe geçersin!" "Sıradaki iş," hayal kurmanın antitezi olan bir odaklanma gerektirmelidir: Matematiksel (çek defterini dengeleme, faturaları ödeme, vb.), fiziksel (bulaşıkları yıkama, elektrik süpürgesiyle yerleri süpürme, vb.) bir faaliyet, ya da dikkatli, objektif düşünmeyi gerektiren başka bir şey. Bu onun hayallerin enerjisinden kopmasına ve dengeye gelmesine yardımcı olabilir.

Başak Kuzey Düğümü insanı, ayrıca, ilişkilerini sürekli olarak kontrol etmelidir. O ilişkiye çok fazla mı, yoksa çok az mı enerji harcamaktadır? Verme ve alma arasında bir denge var mıdır? İlişkiye katılımı onda güven duygusuna mı, yoksa yetersizlik duygusuna mı yol açmaktadır? O, diğer kişiye sınırlarının nerede olduğunu

bildirmelidir. Bu, saygının gelişmesine yardımcı olur ve onun diğer kişiyle birlikte ortak bir hedefe doğru ilerlemenin sevincini deneyimlemesini sağlar. Bir kez o kendisini ilişkiye adadığında, her iki tarafın da ilişki için kendi hedeflerini yazmaları yararlı olur. Onlar yaratmak istedikleri şeyi ne kadar açıklığa kavuştururlarsa, başarı şansları o kadar büyük olur. İlişki değiştikçe, hedefler zaman zaman yeniden değerlendirilmelidir.

Bir evlilikte, paylaşılan hedefler karşılıklı desteği; ayda iki gece romantik bir akşam yemeğine çıkmayı; bireysel amaçlara ulaşmaya teşvik etmeyi; parayı birlikte neşeli bir biçimde kullanmayı; birbirine güven vermeyi ve ilişkiyi "uyumlu" tutmak için yılda bir kez bir evlilik danışmanına gitmeyi içerebilir. Bu hedefleri yazmak, pratik bir yaklaşım oluşturmaya yardımcı olur.

Eğer Başak Kuzey Düğümü insanı bir ilişkide kendisini kafası karışmış hissediyorsa, olup bitenlerin realitesi ile onun durumun nasıl olmasını istediğiyle ilgili vizyonu arasında çok büyük bir çelişki bulunuyor olabilir. Bu durumda, o önce hedefleriyle ilgili düşüncelerini ve ilişkide neyi yaratmak istediğini açıklığa kavuşturmalıdır. Sonra, kendi zihninde sınırlarını belirlemiş olmaktan gelen güçle silahlanmış olarak, netlik kazanmak için partnerine yaklaşabilir.

Bu diyalogu başlatırken, onun için en iyisi önce kendi hedeflerini ve sınırlarını iletmekten kaçınmaktır. Bunun yerine, o diğer kişinin ilişkiyle ilgili vizyonunu dikkatle dinlemelidir. O zaman, o kişiyle birbirlerine uygun olup olmadıklarını saptayabilir. Eğer o önce kendi hedeflerini ve sınırlarını bildirirse diğer kişi onu kaybetmemek için bunları kabul eder görünebileceğinden aldatılmasına, tatlı sözlerle kandırılmasına olanak verebilir.

Eğer Başak Kuzey Düğümü insanı bunun "uygun" bir ilişki olduğunu (iki kişinin hedeflerinin gerçekten bağdaştığını) saptamışsa, o zaman o kendi sınırlarını tanımlayabilir ve görüşmeler başlayabilir. Ama eğer o bunun "uygun" bir ilişki olmadığını (vizyonlarının ve sınırlarının bağdaşmadığını) saptarsa, o zaman ilişkiyi bitirecek disiplini göstermeli, ya da ilişkiyi yürüyebilecek biçimde (örneğin, evlilik yerine dostluk olarak) yeniden şekillendirmelidir. Onun eğilimi, bu ilişkinin sonunda yürüyebileceğini hayal etmek ve diğer kişiyi değiştirebileceğini umut ederek ilişkiye "katlanmaktır." Bu süreç iyi bir sonuç vermez. O, yalnızca zaman ve enerji kaybına değil, epey düş kırıklığı ve incinmeye de yol açar.

Bu insan romantik bir ilişkiye girdiğinde, ilk birkaç hafta boyunca etkileşimine özel dikkat göstermelidir. Eğer o (hâlâ ilişkiye tam katılıma doğru çaba gösterirken) ilişkinin başarılı olmayacağını anlarsa, hemen o ilişkiyi bitirmelidir. Bunun ideal durum olmadığı konusunda kendisine karşı dürüst olmalı ve kendisi için belirlemiş olduğu sınırların ilişkinin realitesi içinde işe yarayıp yaramayacağını saptamalıdır. Realiteyle yaşamının her alanında temasta kalması, onun hayatta başarılı olmasını sağlayacaktır. Hayal âleminde yaşamamak onun için önemlidir.

ÇEKİM

Başak Kuzey Düğümü insanı, çoğunlukla, kendisinin yoksun olduğunu hissettiği niteliklere sahip kişilere çekilir: Bunlar güçlülük, iddialılık, kararlılık ve benzeri niteliklerdir. O, ona öykünüp bu nitelikleri edinme dürtüsüyle o kişiye bağlanır.

Diğer kişinin belli bir özelliğini istediğini fark etmek yerine, diğer kişiyi istediğini çok güçlü bir biçimde hisseder. O yakın bir ilişkiye girerken bu sorunun bilincinde olmalıdır. Bu dinamiğin bir parçası olarak, bazen o istediğini düşündüğü özelliği elde etmek için diğer kişinin ona kötü davranmasına bile izin verir. O bu "eksik" niteliği kazanana dek, diğer kişiyle yüzleşmeye ve onu kaybetmeyi göze almaya korkar.

O, diğer kişide çekildiği niteliği görerek, bilinçli olarak, ilişkinin merkezine o kişiyi değil, bu niteliği kendi içinde geliştirmeyi koyabilir. Bu yaklaşım ona daha çok objektiflik ve kendi kimliğini korumak için yeterli duygusal mesafe sağlar ki bu da ilişkinin her iki kişi için daha pürüzsüz ve dürüst biçimde yürümesine yardımcı olacaktır. Bu, ayrıca, bu insanın farkında kalmasına da yardımcı olur. Nasıl ona doyum verecek birçok potansiyel dostluk ve zevk alacağı birçok potansiyel iş varsa, aynı şekilde onun doyum verici bulacağı birçok yakın ilişki de vardır. Bu yüzden, eğer içinde bulunduğu ilişki inciticiyse, o bu ilişkiyi bitirme şansını kullanabileceğini asla unutmamalıdır.

Hayallere Karşı Realite

Profesyonel yaşamında, Başak Kuzey Düğümü insanı pratik ve gerçekçi olabilir. Eğer aynı mekanizmayı romantik ilişkilerine de uygularsa, kişisel yaşamı da başarılı olabilir ve pürüzsüz biçimde yürüyebilir. Ancak, o kişisel yaşamında bir hayal dünyasında yaşama ve hayal gücünü sonunda kendisini düş kırıklığına uğratacak biçimde kullanma eğilimindedir. O, kendisine romantik olarak çekici gelen birisini bulduğunda, çoğunlukla, o kişinin nasıl birisi olduğunu hayal etmeye başlar. O kişinin tam bir hayalini yaratır ve bu hayali o kişiye projekte eder. Sonra, o kişiyle ilişki kurduğunda, onun kendi hayaline ne kadar uyduğuna bakar ve düş kırıklığına uğratıldığını hisseder. Aslında, o diğer kişinin gerçekte kim olduğunu hiçbir zaman görmemiş olabilir. O kişi onun için hayalindeki kişiden daha uygun bir partner olabilir, ama aşk nesnesinin davranışı onun projekte etmiş olduğu görüntüden aşırı farklı olursa, o geri çekilir. Projeksiyonunu geri çeker, iletişimi keser ve partneri onun birden neden bu denli erişilmez hale geldiğini anlayamaz. Başak Kuzey Düğümü insanının kafası karışmıştır ve o düş kırıklığına uğramıştır; partneri ise kızmıştır ve kışkırtıcı hale gelmiştir.

Bu ikilemden çıkış yolu, ayırt etmektir. Başak Kuzey Düğümü insanı, diğer kişinin gerçekte kim olduğuna dikkat etmeye zaman bulana dek, hayal kurmayı ertelemelidir. O, partnerin değerlerini, davranışını ve inançlarını objektif biçimde inceleyerek, partnerinin onun kendisini burada ve şimdi nasıl hissetmesini sağladığına göre bir karşılık verebilir. Uzun vadede, realite projeksiyon tabakalarından çok daha fazla doyum vericidir.

ROMANTİK SİS, TAPARCASINA SEVMEK VE KÖR İMAN

Bu insan romantik bir ilişkiye, çoğunlukla, pembe gözlükler takarak başlar. O, diğer kişiyle arasındaki bağın yarattığı "romantik bir sis" içindedir; bu da onu ilişkinin içerebileceği acı gerçeklerden yalıtır. Bu gerçekleri onun dışındaki herkes görüyor olabilir. O, partnerini idealleştirir, bu ideale aşık olur ve "sonuna dek mutlu" yaşanılacak bir gelecek hayal eder. Kurduğu hayaller ona o kadar gerçek görünür ki, o bu hayalleri pratik plânlar yapmak için bir temel olarak bile kullanabilir ta ki

ideal ile realite arasındaki farklılık aşırı büyüyene dek. Belki durumun realitesini gösteren bir olay meydana gelir ve bir anda onun tüm hayalleri yıkılır.

Örneğin, ilişkinin ne kadar pürüzsüz yürüdüğünü gören Başak Kuzey Düğümü insanı, evliliğin bunun doğal sonucu olduğunu varsayabilir. Diğer kişi bu olasılığı asla tartışmayabilir ve evlilikle ilgili konuşmaları yorum yapmadan geçiştirebilir. Sonra, görünüşte birdenbire, diğer kişi hiçbir zaman hiç kimseyle evlenmek istemediğini bildirir. Başak Kuzey Düğümü insanı şoke olur ve kendisinden kuşku duymaya başlar. Bu olay onun kendi algılarına duyduğu güveni yıkabilir ve onun bu olayı aşması yıllar alabilir.

Böyle bir felaketten kaçınmak için, bu insan "burada ve şimdi"ye odaklanmış olarak kalmalı, gelişen ilişkinin ayrıntılarını izlemeli ve gerekli olduğunda düzeltmeler yapmalıdır. Bir kez o ilişkiyi sağlam ve pratik bir temele oturttuğunda, aşk ilişkisinin ve hayallerin keyfini çıkarabilir, ama kendisini romantik hayallerin sorumsuz veçhesine ve kör bağlılığa kaptırdığında, bunun geri tepmesini mutlaka yaşayacaktır.

Bu insan hayallerini ve vizyonlarını gerçekleştirme konusunda olağanüstü yeteneklidir. Bu, profesyonel yaşam için olduğu gibi, romantik yaşam için de geçerlidir. Sadece, onun hedeflerine pratik bir düzeyde yaklaşması gerekir.

ETKİLEŞİM İÇİN PRATİK STRATEJİLER

Sırılsıklam aşık olmadan önce, Başak Kuzey Düğümü insanı kendisinin olduğu gibi, diğer kişinin de hedeflerini ve amaçlarını açıkça tanımlamalıdır. O sınırlar koymalıdır: "Ben ne istiyorum? Neyi kabul etmeye gönüllüyüm? Neyi kabul etmek istemiyorum?" Diğer kişi tarafından kasıtsız olsa bile aldatılma olasılığından kaçınmak için, uygun zamanlarda anahtar sorular sorması onun yararına olur. O kişi evli midir ya da birisiyle birlikte yaşamakta mıdır? Daha önce evlenmiş midir? Evliliği niye sona ermiştir? Birisine bağlanma konusunda ne düşünmektedir? İlişki geliştikçe bazı yanıtlar değişebilir, bu yüzden zaman zaman bu tür sorular sormak yararlıdır.

Bu insanın muazzam miktarda bir alana ihtiyacı vardır. Onun dünyadan çekilip, sadece "olmak" üzere yalnız kalacağı bir zamana ihtiyacı vardır ki yenilenebilsin ve gücüne, enerjisine, vizyonuna yeniden bağlanabilsin. O, nedenini açıklayamasa bile, bunu yapması gerektiğini bilir ve bazen kendisine yakın olan kişilere bu ihtiyacını ifade etmekte çok zorlanır. O geri çekilme ihtiyacını ifade etmeye çalıştığında, çoğunlukla, diğer kişi onu bundan vazgeçirmeye çalışabilir ya da onun sınırlarına bir başka biçimde saygı göstermeyebilir. O zaman bu insan iletişim kurmaktan vazgeçip, bir açıklama yapmadan geri çekilir. Bu tutum neler olduğunu anlamayan diğer kişiyi ondan soğutur ve çok öfkelendirir. Yapılacak en iyi şey zaman programlı bir plâna odaklanmaktır: Onun yalnız geçireceği ne kadar zamana ihtiyacı vardır ve diğer kişiye tekrar ne zaman katılabilir? O zaman o partnerine açık bir öneriyle yaklaşabilir.

İşte pratik bir yaklaşım:

1. Vizyonu Paylaşın: "Bizim için yaratmak istediğim şey budur... Birlikte geçireceğimiz ve birbirimizle gerçekten ilgileneceğimiz mutlu bir zaman."

2. Pratik Ayrıntıları Paylaşın: "Seninle böyle bir zaman geçirebilmek için önce yapmam gereken bazı şeyler var. Bir alışveriş yapmam, bir süre ailemle birlikte olmam ve seni görmeden önce akümü yeniden doldurmak için bir süre yalnız kalmam gerekiyor."

3. Plânı Paylaşın: "Bu işleri halletmek için üç güne ihtiyacım var. Seni Perşembe günü arayacağım ve Cuma günü birlikte olmak istiyorum."

Bu iletişimi kurarken, Başak Kuzey Düğümü insanı kontrolü elinde tutmalı, buna odaklanmalıdır. Bu insan plânlar yapma konusunda harikadır. O, tüm ayrıntıları herkesin yararına olacak şekilde düzenlemeyi becerir. Eğer, çaresiz bir pozisyon yerine "yönetme" pozisyonundan davranırsa, diğerleri onun isteklerini kabulederler.

Başak Kuzey Düğümü insanı yaşamındaki olayların çokluğundan bunaldığında, bazen bir "ara" vererek tepki gösterir durumu daha net olarak görebilene ve onu daha etkili bir biçimde ele alabilene dek, kendini o durumdan çeker. Ancak, eğer o "ara vereceğini" diğer kişiye önceden bildirmemişse, özellikle bu aranın ne kadar olacağını gösteren bir işaret yoksa diğer kişinin ona olan güveni sarsılabilir. Ne kadar zor olursa olsun, plânlarını açıkça bildirmek olumlu ilişkilerin anahtarıdır.

Geçmiş yaşamlardaki şu ya da bu biçimdeki inzivaların etkisinden dolayı, bu insan uzun vadeli ilişkileri nasıl sürdürebileceğini doğal olarak bilmez. Geçmiş yaşamlarda bir rahip olarak, o başkalarının özel deneyimlerinin sırdaşı olmuş olabilir, ama tekrarlanan kişisel deneyimlerin direkt bilgisinden yoksundur. Bu yüzden, bir ilişkide durum kötüye gittiğinde, o kavga etmekten ya da güçlü bir duyguyu ifade etmekten kaçınabilir. Gerilimin partnerinin ona yaptığı bir yakınlaşma ve kaostan düzen yaratma yeteneğini kullanarak ilişkiye katılma çağrısı olduğunu anlamaz.

Başak Kuzey Düğümü insanı kolları sıvamaya, doğrudan kaosun içine girmeye ve ona yeniden düzen getirmeye gönüllü olmalıdır. O, ilişkilerdeki kaosun günlük yaşamın becerilerinde daha verimli olmanın ve daha büyük yakınlık duyguları geliştirmenin zamanının geldiğini gösteren bir işaret olduğunu anlamalıdır. Bu insan, pratik çözümler yaratmaya yüzde yüz katılmaya gönüllü olduğunda, sorunları halletmekte ustadır.

HEDEFLER

KENDİNİ GELİŞTİRMEK

Başak Kuzey Düğümü insanı içsel mekanizmasını başkaları ile olan etkileşimleri daha mutlu, daha üretken sonuçlar yaratacak şekilde yeniden kurmayı öğreniyor. O, kendi kendine yardım programlarını sever, analiz ve teknik içeren her konuda başarılı olur. Kendi üzerinde başarıyla çalışma konusunda özel bir yeteneğe sahiptir, böylece onun varoluş tarzı dünyada olumlu sonuçlara yola açabilir. O psikolojiyi doğal bir biçimde, çok derin ve şifa verici bir düzeyde anlar; bu da onu kendisini değiştirebilecek kadar güçlendirir. O bu yetenekleri kullandığında kendi "evini düzene sokmak" için çalıştığında enerji dolar, mutlu ve üretken olur.Kabuğundan çıkmayı kolaylaştırmak için, bu insan cömertliğini de geliştirmelidir. O, insanlara dünyada yarının bulunduğunu görmenin güvenini verebilecek doğal bir kapasiteye sahiptir.

KENDİ KENDİNE YETERLİLİK

Başak Kuzey Düğümü insanı sağlıklı ve karşılıklı olarak güçlendirici ilişkiler yaratacak güvene sahip olmak için kendi kendine yeterlilik geliştirmelidir. O birçok enkarnasyonu çaresizlik içinde, yaşamını sürdürebilmek için büyük organizasyonlara bel bağlayarak geçirmiştir.
Kendi kendine yeterli olmaya doğru çabalarken, bu insan dengeli bir biçimde savunmasız olmasını sağlayacak gücü yaratır. Eğer o kendi esenlik duygusu, parasal durumu, ya da başka şeyler için bir başkasına bel bağlarsa, bu kolayca onun gücünü o kişiye tamamen teslim etmesine dönüşebilir. Bir de, onun kendini adamaya doğal bir eğilimi vardır ve bu da bir sorun olabilir. O manastırlarda yaşarken, kendisini ruhsal bir ideale adaması uygundu; ama şimdi, kendisini yanlış bir insana adaması onun çöküşü olabilir. İşte bu yüzden, kendini kime ya da neye adayacağı konusunda ayırt edici olmak bu insan için gereklidir. Doğru ellerde onun kendisini adayışı anlaşılıp takdir edilecektir; yanlış ellerde ise bu mağdur olmaya yol açabilir.
Bu insan, insanların kendileri olmalarına güvenmeyi öğreniyor. O, insanların gerçek benliklerini izleyip görmeli ve sonra onların kendi doğalarına özgü alanlarda tutarlı olacaklarına güvenmelidir. Örneğin, eğer bir kişi doğası gereği tek eşliyse, o zaman Başak Kuzey Düğümü insanı onun tek eşli olacağına güvenebilir; eğer bir kişi yapacağını söylediği şeyi yaparsa, bu insan onun sözünü tutacağına güvenebilir ve eğer bir kişi duyarsızsa, bu insan bu özelliğin süreceğine de güvenebilir.

Başak Kuzey Düğümü insanı, kendi kendisine yeterli olarak kaldığı sürece, bütündür. O her ilişkide "tam" bir kişi olarak işlev yapabilir. Kendi kendine yeterli olması, onun başkalarına güvenemeyeceği anlamına da gelmez; bu, başkaları yardımına onun beklediği biçimde gelmediklerinde, onun yıkılmayacağı anlamınagelir.

RUTİNLER YARATMAK

Zamanının ve programının başkaları tarafından düzenlendiği geçmiş yaşamlardan dolayı, Başak Kuzey Düğümü insanı kendisini yaşamının bütün parçaları düzene girecek şekilde organize etmeye alışık değildir. Oysa bu enkarnasyonda, o zamanını nasıl yapıcı bir biçimde kullanacağını plânlamalıdır. Şimdi, o özgürdür! O kendi kurallarını kendisi koyuyor ve onlara gönüllü olarak uyuyor.

Bu insanın yaşamının dağılmasını önlemek için rutinler kesinlikle gereklidir; yaşamının dağılması onun sınırsız korkularla ve güvensizlik duygusuyla karşı karşıya kalması anlamına gelir. O, sorumluluğu kişisel olarak üstlenmeli ve zamanını her alandaki gereksinimlerini karşılayacak şekilde düzenlemelidir.

Beslenme Biçimi

Bu insan için beslenme biçimi ve sağlık önemlidir. Geçmiş yaşamlarda, onun dengeli beslenmesinin sorumluluğunu manastırlar ya da kurumlar üstlenmişti bu yaşamda, bunu kendisi yapmalıdır. O aşırı duyarlıdır ve değişik yiyeceklerden kolayca etkilenir. Belli yiyeceklerin etkisine dikkat etmeli ve beslenmesini buna göre ayarlamalıdır.

Örneğin, "ayaklarının yerden kesilmesi" bu enkarnasyonda onun için yararlı değildir. O, kendisini köklenmiş, sağlam ve güvenli hissetmesine yardımcı olan yiyecekler yemelidir. Eğer o şekerin endişeye ya da odaklanamamaya neden olduğunu fark ederse, şeker yememesi iyi olur. Ona düzenli bir egzersiz programı da gerekir; bu kendisini fiziksel olarak güçlü hissetmesine yardımcı olur, böylece özgüveni gelişebilir.

Diğer düğümsel gruplardakilere kıyasla, bu insan alkole ya da uyuşturucu maddelere düşkünlük göstermemeye daha çok dikkat etmelidir o bunu kaldıramaz. O zihnen zaten odaklanmamış haldedir ve uyuşturucu maddeler ya da alkol onu sağlıksız ve abartılı bir biçimde etkileyebilir.

Düzenli Çevre

Başak Kuzey Düğümü insanı için düzenli bir çevre gerekir. Kaos ona iyi gelmez. Evini ve iş yerini düzenli ve temiz tutmak onun için çok önemlidir. Yine, altta yatan mesele güvendir. Çevresi temiz ve düzenli olduğunda, o kendi dışındaki dünyada düzen yaratma konusunda kendisini daha güçlü ve güvenli hisseder.

FATURALARI ÖDEMEK

Faturaları zamanında ödemek Başak Kuzey Düğümü insanı için bir başka "gerekli" rutindir. Ayrıntıların üzerinde kalmak, onun bu dünyada güvenle ve kolaylıkla iş görmesi için gerekli olan bir içsel güvenlik yaratır. O aslında bir dinamodur ortalama bir insanın beş saatte yapacağı işi bir saatte başarabilir. Mesele yeteneksizlik değil, dünyayla karşılaşabilmek için kendini psikolojik olarak rahatlatmaktır.

Listeler Yapmak

Listeler, Başak Kuzey Düğümü insanının düşünüşünü düzenlemesine çok yardımcı olur. Plânlama onun zihinsel enerjisini odaklamasını ve maddi dünyada düzenli bir katılım duygusu ve güç kazanmasını sağlar. Kararlar verirken, doğru yolu açıkça anlamak için, onun konunun tüm lehte ve aleyhte olan noktalarını yazması yararlı olabilir.

Bu insan günlük plânlamalar ve ayrıntılı organizasyonlar konusunda başarılıdır. Ayrıntıları organize etmesi, onun vizyonunu gerçekleştirme yeteneğine daha çok güvenmesini sağlar.

EGZERSİZ

Düzenli bir bedensel egzersiz programı bu insan için gereklidir. İdman yapmak için haftada üç kere spor salonuna gitmek küçük bir şey gibi görünebilir ama onun durumunda, bu rutin ona sağlam bir özdeğeri duygusu ve esenlik verir. Düzenli bir egzersiz rutininin sorumluluğunu üstlenmenin olumlu etkileri, onun fiziksel enerjisini olduğu gibi, duygusal, zihinsel ve ruhsal gücünü de artırır.

Evcil Hayvanlar

Evde hayvan beslemek Başak Kuzey Düğümü insanı için gerçek bir artı olabilir. Evcil

bir hayvan onu bir rutine girmeye ve bir başka varlığa somut bir biçimde bakmaya zorlar. Aynı zamanda, o bu insanın vermeyi çok istediği koşulsuz sınırsız sevgi için güvenli bir çıkış yolu sağlar. O, evde beslediği hayvanlarla koşulsuz sevgi ile disiplin arasında uygun bir denge kurabilir. Eğer bunu insanlarla olan ilişkilerine uygulayabilirse, mutlu, sağlıklı ilişkilere nasıl sahip olacağını öğrenme konusunda uzun bir yol almış olur.

Dakik Olmak

Başak Kuzey düğümü insanı bir yerde zamanında olmakta güçlük çeker, çünkü geçmiş yaşamlarda başkaları onu iteklemiştir. Ama şimdi dakik olmayı öğrenmek onun için önemlidir. Bu büyük ölçüde, dakikliğin onun güven düzeyinde yaptığı farktan ötürüdür. Eğer o bir yere geç kalmışsa, kendisini suçlu hisseder; bu onun başkalarından "daha aşağı" olma duygusunu harekete geçirir. Kendini güvenli hissetmek için, o kendisine düşeni en son ayrıntısına kadar yapmalıdır. Eğer bir yere zamanında giderse, kurallara göre katılmış olur ve o noktadan sonra olup biten her şeyle başa çıkabilir. Ama eğer geç kalmışsa, bütün gününün dengesi bozulabilir ve o güvensizlik hisseder.

O, bilincinde bir zaman'sızlık hali içinde yaşamaya çok alışmış olduğundan, gideceği yere zamanında ulaşmak için ne zaman yola çıkacağını plânlamalıdır. Aksi takdirde, birbiri ardına gelen şeyler onun dikkatini dağıtır. O bir yerde zamanında olmak için bilinçli şekilde dikkat göstermelidir.

İşe yarayan bir yöntem, gideceği yere rahatça vaktinde ulaşmak için ne kadar zamana ihtiyacı olduğunu önceden plânlamak ve sonra buna on dakika eklemektir. Onun evden ne zaman ayrılması gerektiğini bilmesinin yararı olur; zihninde bu zamanı sabitleştirmesinin de yararı olur: "Buradan en geç 5.07' de ayrılmalıyım."

Öteki aşırı uçta, bu düğümsel gruptaki insanların bazıları bu eğilimi gidecekleri yerde hep "zamanından önce" olarak telâfi ederler! Onlar gidecekleri yere önceden varmak için kendilerine baskı yaparlar. Bu onları sürekli bir stres altına sokabilir; bu da sinir sistemlerini yıpratır. Bu onların geç kalan insanlara karşı hoşgörüsüz ve yargılayıcı davranmalarına da neden olabilir. Bir kez daha, ılımlılık yolu en sağlıklı yoldur.

İYİLEŞTİRİCİ TEM ŞARKI

Müzik, riskler almamızı duygusal olarak güçlü bir biçimde destekleyebildiğinden, her düğümsel grup için, onun enerjisini olumlu bir biçimde değiştirmesine yardımcı olması amacıyla iyileştirici bir şarkı yazdım.

Sahip Olduğun Şeyi Şu Anda Kullan

Bu şarkının mesajı, Başak Kuzey Düğümü insanının odağını çevresindeki ayrıntılara yönlendirmeyi, onun fiziksel dünyada köklenmesine yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Bu onun güvenini güçlendirecek, ona bir destek temeli sağlayacak, onu burada ve şimdi yapıcı eylemde bulunmaya teşvik edecektir.

Seçilmiş şarkı sözleri:

Geri dönmen gerektiğinde neden cesaretini yitiriyorsun Bu seni her şeyin bulunduğu yere yakınlaştırır sadece Yaşam daima bize ihtiyacımız olan şeyi getirir Vazgeçerek ıstırap çekmeyi

Ya da yarıp geçerek özgürleşmeyi!
Ve sen...
Sahip olduğun şeyi şu anda kullan
Sen gereçlere sahipsin olman gereken yerdesin Seni ya da beni değil, Bir'i izle

Ve önündeki adımı at ve bunu yaptığında özgürleşeceksin!

 

KUZEY AY DÜĞÜMÜ YAY BURCUNDA

Geliştirilecek Nitelikler

Bu alanlarda çalışmak gizli yeteneklerin ve becerilerin ortaya çıkmasına yardımcı olabilir.

• Sezgiye, olacakları önceden bilme yeteneğine ve görünmez rehberliğe güvenmek • Yüksek Bilinç'ten konuşmak
• Spontane olmak bir özgürlük ve serüven duygusu geliştirmek
• Sansürsüz açık sözlü iletişim

• Kendine itimat etmek
• Tek başına ve doğada zaman geçirmek
• Sabır
• Sezgisel dinlemek sözcüklerin ardındaki anlamı işitmek

Geride Bırakılacak Eğilimler

Bu eğilimlerin etkisini azaltmaya çalışmak yaşamı daha kolay ve daha zevkli kılmaya yardımcı olabilir.

• Başkalarının ne düşündüğü konusunda sonradan fikir yürütmek • Kararsızlık
• Sürekli olarak daha çok bilgi aramak
• Başkalarının duymak istediklerini söylemek

• Sezgisel bilişi mantıkla geçersiz kılmak
• Dedikodu yapmak
• Sabırsızlık hemen yanıtlar istemek
• Başkalarının kendisiyle ilgili algıları dâhil, kendininkiler yerine başkalarının algılarına güvenmek

KAÇINILACAK TUZAK

Yay Kuzey Düğümü insanının Aşil'in topuğu zihinsel güvenliktir ("Eğer başkalarının ne düşündüklerini anlayabilir ve sonra benim fikirlerime katılmalarını sağlayacak doğru şeyi söyleyebilirsem, kendimi her zaman güvende hissedeceğim"). Bu onu sonu gelmez bir bilgi arayışı tuzağına düşürebilir ("Eğer yeterince bilgi elde edebilirsem, 'gerçeği' bulabileceğim ve o zaman ne yapacağımı bileceğim"). Ama bu dipsiz bir kuyudur: O, asla, insanların zihinlerini onlara doğru şeyi söyleyeceğinden emin olacak kadar okuyamaz. O kontrolü bırakmalı ve kendi sezgisine kulak vermelidir. Kendi gerçeğine itimat etmek ve ona uygun davranmak onun dürüstlüğünü ortaya çıkarır ki bu da aradığı güvenliği ve iç huzurunu kazanmasına yardımcı olacak doğru insanları ona çekecektir.

Sonuçta, o "gerçek"in ne olduğunu bilecek kadar yeterince bilgiye (malumata) asla sahip olamayacaktır. Bir noktada Yay Kuzey Düğümü insanı mantığı aşıp sezgisine ulaşmalı ve daha yüksek gerçeğinin ona söylediği şeyi sergilemelidir, ironi şu ki, o ruhsal rehberliğine inanıp güvendiğinde, çevresinde olup bitenleri de doğru olarak algılayacaktır.

BU İNSAN ASLINDA NE İSTER ?

Bu insanın aslında istediği şey, güvenle kendisi olurken, başkalarıyla birleştiğini hissetmektir. O, çevresindeki herkesin onunla tam aynı fikirde olmasını herkesin onun bakış açısını anlamasını, onu kabul etmesini ve desteklemesini ve olumlu güdülerini fark etmesini ister. Bunu başarmak için, insanların onun gibi düşünmelerini sağlamaya çalışır. Başkalarını anlama yeteneğini kullanarak, bu insan başkalarının fikirlerini değiştirip onunla uyuşmaları için gereken sözleri söyleyebileceğini düşünür. Ama bu bir işe yaramaz; o hedeflerine ulaşmak için dikkatini kendi gerçeğine odaklamalıdır.

Yay Kuzey Düğümü insanı sezgisel olarak hissettiği sözleri söylediğinde, kendisini içinde bulduğu durumla uyum içine girer. O yüksek benliğinden yaşadığı ve konuştuğunda, uygun olmayan arkadaşlar geri çekilir ve uygun olan yeni insanlar belirirler. Bu insan kendi yüksek gerçeğine uygun olarak hareket ettiğinde, aynı şekilde uyumlanmış olan diğer insanlar onu doğal olarak anlar ve aynı ruhsal değerleri paylaştıklarından, en güvenilir arkadaşlar olurlar.

KİŞİLİK

Yay Kuzey Düğümü insanı birçok yaşamını öğretmen, yazar, hatip ve satıcı olarak başkalarının nasıl düşündüklerini anlamanın gerekli olduğu pozisyonlarda geçirdi. Öğretmenler, öğrencilerinin düşünce sürecini anlamadıkça ve bilgiyi öğrencinin kabul edebileceği bir biçimde vermedikçe başarılı olamazlar.

Yay Kuzey Düğümü insanı bu enkarnasyona herkesin bakış açısını görebilme yeteneğiyle geldi, ama bu süreçte o kendi gerçeğiyle teması yitirdi. Şimdi o kendi ruhsallığıyla bağ kurmalı ve kendisini yeniden keşfetmelidir.

Anlama yeteneği, bu insanın herkesle her konuda konuşabileceği anlamına da gelir o konuşma yeteneğine sahiptir. Diğer kişinin kafa yapısını anlayabilir ve saatler boyunca havadan sudan konuşabilir, dostça sohbet ve kabullenme yoluyla diğer kişinin kendisini rahat hissetmesini sağlayabilir.

Ama o diğer insanların kafa yapılarının o kadar farkındadır ki, çoğunlukla onların fikirlerine tercüman olmakta aşırıya kaçar. Anlaşılmak için, diğer kişinin sözcükleriyle konuşması gerektiğini düşünür ve çok geçmeden gerçekte ne söylemek istediğini unutur. Bu yüzden, o sezgisinden "bir şey aldığında," onu düzeltmeye ya da "tercüme etmeye" çalışmadan direkt olarak söylemelidir.

KARARSIZLIK

Yay Kuzey Düğümü insanı kararlar vermekte zorlanır. O her iki tarafı da görmeye alışıktır, bu yüzden ne yapacağını bildiğinde bile alternatif bakış açısını da görür ve kafası karışır. Örneğin, eğer kendi kendisine, "Partiye mi gitmeliyim yoksa evde oturup dinlenmeli miyim?" diye sorarsa, hangi seçimin onu mutlu edeceğini içgüdüsel olarak "bilir" ya da "hisseder." Ama sonra o bilişini sorgular: "Evet, evde oturmak beni mutlu edecek ve benim dinlenmeye ihtiyacım var, ama eğer partiye gitmezsem, belki bir şeyi kaçırırım... Öte yandan, gerçekten dinlenmeye ihtiyacım var üst üste üç gecedir dışarıdaydım... Ama bu partiye çok ilginç insanlar

gelebilir..." ve bu sürüp gider. Kısa bir süre sonra o bir karara varamaz hale gelir. Bu sorundan kaçınmak için, o ilk "biliş" hissini sorgulamasına izin vermemelidir. Onun sezgisi neredeyse yüzde yüz doğrudur. O sezgisini fark etmeyi, ona güvenmeyi ve onun kendisine yol göstermesine izin vermeyi öğreniyor. Ayrıca, ona gerçekten kader tarafından yöneltilmiş hiçbir şeyi ya da hiçbir kişiyi "kaçırmayacağına" güvenmelidir. O spontane içsel bilişine uygun hareket ettiğinde, her zaman "doğru yolda" olacaktır.

Bu insan kararsızdır, çünkü herhangi bir yöne gitmek için birçok neden düşünür. Bu hiçbir zaman evet ile hayır'ın arasında değildir, o "şu ve şu nedenlerden ötürü evet'tir" ve "başka bir nedenden ötürü, hayır’dır" ve sonunda mesele öyle karmaşık bir hale gelir ki, o hiçbir karar veremez.

Sonradan Fikir Yürütmek

Yay Kuzey Düğümü insanı, güvensizliğinden ötürü, kendisi (ve başkaları) hakkında uzun uzadıya ve sinirlerini yıpratıcı bir biçimde "sonradan fikir yürütür." O sezgisine güvenmez. Geçmiş enkarnasyonlarda o başka insanların yaşamlarının ve fikirlerinin bir parçası olmaya o denli alışmıştır ki, kendi kimliğiyle teması yitirmiştir. Toplumla özdeşleştiği geçmiş yaşamları ona başkalarına güvenmeyi bel bağlamayı öğretmiştir. Ama şimdi sezgisini "mantıkla açıklamaya" çalışmadan kendisine güvenmelidir. O sezgiye mantık uyguladığında, kafası daha da çok karışır.

Bu süreç bu insan için çok acı vericidir. O içsel olarak o denli çatışır bir hale gelir ki, sağlam bir temelinin olmadığını hisseder. O herhangi bir kararın lehte ve aleyhte olan yanlarını görebilir ve olası tüm sonuçlan düşündükten sonra, bu ona bir "kazanmama" durumu gibi gelir. Tüm bu süreç kayıpla ilişkilidir: Farklı seçeneklerin her birinde o ne kaybedebilir? Bu olumsuz veçheye odaklanarak, o giderek daha güvensiz hale gelir.

Oysa bu insanın gerçekte istediği, bir şey kazanmaktır. O hedefine odaklanmış kalmak ve başkalarını düşündüğünde, bu onun istediği şeyi elde etmesine kimin yardımcı olabileceğiyle ilgili olmalıdır. İroni şu ki, o kesin bir karar verdiği anda, evren onu destekler ve her şey kusursuz bir biçimde yolunda gider!

Ancak, bu noktaya erişene dek o çevresindeki insanları çıldırtır, çünkü her kararı tanıdığı herkese danışmak ister. Onun iyi dostları, bu insanın çılgınca, "mantıklı" bakış açılarının ardında aslında neyi aradığını anlayabilir ve sevgiyle onu ilk, sezgisel bilişine yönlendirebilirler. Yay Kuzey Düğümü insanının, hayallerini gerçekleştirmek için, sandığından çok daha fazla yardıma ihtiyacı vardır. Hedeflerine erişmek için direkt olarak evrenden gelecek ruhsal yardıma ihtiyacı vardır ve eğer o buna açıksa, bu enkarnasyonda bu yardımı elde edebilir.

O, hayallerine doğru ikinci basamağa çıkabilmek için alttaki basamağı bırakması gerektiğini öğreniyor. Kayıp, daima daha büyük kazancın bir parçasıdır. Bağımsız bir yaşam tarzının yararlarını elde etmek için, o ebeveynlerine bağımlılığı bırakmalıdır; bir terfinin yararlarını elde etmek için, eski işini bırakmalıdır. O kazanmaya odaklanmalıdır: Hedeflerine doğru ilerlerken ve spontane içsel kilimlerini izlerken yeni bir gelişim, yeni bir çevre ve yeni insanlar kazanmaya.

Yay Kuzey Düğümü insanı sorumluluk duygusunu arzu ettiği bir tepkiyi

uyandırmaktan, içsel rehberlik alma yeteneğinin doğru bir kanalı olmaya yönlendirmelidir. Hizmet görevlisi olmak yerine, bu enkarnasyonda o başlatıcı olmalıdır. Eğer o buna izin verirse, bu çok kolaydır! O: "Bunu seçiyorum," ya da "bu yoldan gidiyorum," diye bir karar verdiği anda, yeni bir düzeye erişir. Onun aradaki acı verici süreçten, sonradan fikir yürütme sürecinden geçmesi gerekmez. Yapması gereken tüm şey sezgisel olarak hissettiği şeyin doğru olduğuna güvenmek, sezgisel yolunu izlemeye karar vermektir ve onu gerçekleştirmenin en iyi yolunu bulmak için mantığını kullanmaktır.

Başkalarının nasıl tepki göstereceklerini anlamaya çalıştığında, onun gördüğü şey, o kararını vermeden önce başkalarının nasıl tepki gösterdikleridir. Ama Yay Kuzey Düğümü insanı kararını verdiğinde, bu diğer kişinin tepkisini gerçekten değiştirir. Bu yüzden, bu insan başkalarının ona nasıl tepki göstereceklerini mantık yoluyla önceden tahmin edemez. Karar verme konusundaki tüm deneyimi onu aynı noktaya geri getirir: Bu enkarnasyonda, o sezgisine güvendiğinde ve kendi yolunu izlediğinde, bu iyi sonuç verir.

Muhakeme ve Mantık

Toplumun içinde ve başkalarına bağımlı olarak geçirdiği yaşamlardan ötürü, bu insan hemen herkesle "iyi geçinmeyi" öğrenmiştir. Ve geçmiş enkarnasyonlarda o hedeflerine erişmek için tümdengelimli muhakemeyi kullanmıştır. Toplamış olduğu bilgiye ve çevresindekilerin arzularının farkında olmaya dayanan kararlara varmıştır. Onun kararları tüm etkenleri tartan karmaşık bir sisteme dayanıyordu, bu da onu durumuyla ilgili "doğru yanıt"a götürürdü. Bu süreç geçmiş yaşamlarda onun için iyi sonuç vermiştir; ancak, bu yaşamda, tümdengelimli muhakemenin onun için iyi sonuç vermesi programlanmamıştır. Şimdi iyi sonuç vermesi programlanmış olan şey tümevarımlı muhakemedir. Bu süreç, "doğru yanıt"ı sezgisel olarak bilmeye ve onu pratik düzeyde nasıl gerçekleştireceğini anlamak için mantığı kullanmaya dayanır. Bu, önce çözümü görmeyi ve sonra geriye doğru giderek onun en iyi şekilde nasıl uygulanacağını saptamayı içerir.

Yay Kuzey Düğümü insanı bu enkarnasyonda mantıksız olma iznine sahiptir. Geçmiş yaşamlarda o mantığı aşırı kullanmıştır ve şimdi her şeyi "biraz doğru" olarak görecektir, çünkü o gerçeği herhangi bir bakış açısından görebilir. Dolayısıyla, mantık onu herhangi bir doğru sonuca ya da karara götüremez.

Aşırı düşünmek de bu insana sorunlar çıkarır. O "hayır" demekte zorlanır, bunun nedeni en çok, onun potansiyel bir fırsatı kaçırma olasılığından nefret etmesidir. Ayrıca, o kimsenin iyi niyetini soğutmak istemez. Ama o vermiş olduğu bir kararı iletirken tüm mantıksal nedenlerini açıklamayabilir. O, sadece, o konuda dürüst olmalıdır: "Bana bu fırsatı sunduğun için teşekkür ederim. Bu harika bir fırsat gibi görünüyor, ama ben şu anda başka bir yöne gitmem gerektiğini düşünüyorum." O, bir gerekçe sunmasına gerek kalmadan insanların onun kararlarını kolayca kabul etmelerine şaşıracaktır. Eğer zorlanırsa, her zaman şöyle diyebilir: "Bu yalnızca bir his; bunun için bir açıklamam gerçekten yok." Bu, reddetmek için iyi bir mazeret düşünemediği için, yapmak istemediği şeyleri yapmasından çok daha iyidir. Bu, yalan söylemekten de iyidir: Bu enkarnasyonda, yalanlar onun kimliğini karıştırabilir.

Seçenekler açısından düşünmek ya da konuşmak Yay Kuzey Düğümü insanı için ters

etkilidir ve başkalarına seçenekler sunması da onun için iyi sonuç vermez. O açık sözlü olmalıdır: "İstediğim şey budur ve onu isteyeceğim zaman şudur." Eğer diğer kişi bundan hoşlanmazsa gidecek, böylece daha uygun bir kişiye yer açacaktır. Eğer o kişi bundan hoşlanırsa, Yay Kuzey Düğümü insanını destekleyecek ve ona saygı duyacaktır ve ilişki daha yakın bir ilişkiye dönüşecektir. O, olguları sezgisel sürecini başlatmak için bir tramplen olarak kullanmadıkça, olgular da bu insana yardımcı olmaz. Eğer o sonunda bir karara varmak için giderek daha çok olgu arıyorsa, bu sonu gelmeyen bir süreç olur. O kararlarından emin olmak için asla yeterince bilgi elde edemez. Bir karar yalnızca bilgiye dayandığında, o yeni bir bilgi elde ettiğinde fikrini değiştirir.

Ama gerçek değişmez; bu yüzden, o içsel bir hisse ya da sezgisel bilişe dayanan kararlar verirken, o kararda diretme gücüne de sahip olur. Örneğin, benim bu düğümsel pozisyonda bulunan ve sindirim sorunları olan bir müşterim vardı. Bu hanım bu konuda birçok kitap okumuş, ama kendisini iyileştirememişti. O, bir yola girer, yeni bilgiler okur, fikrini değiştirir ve başka bir yöne giderdi. Sonra bir gün, onu kendi gerçeğiyle temasa geçiren bir programa başladı: Üç gün boyunca oruç tuttu ve sonra yavaş yavaş belli bir düzen içinde yemek yemeye başladı ve bedeninin her bir yiyeceğe nasıl tepki gösterdiğine dikkat etti. Sonra içsel deneyimine dayanarak hangi yiyeceklerin ona sorun çıkardığına karar verdi. O şimdi yüzde yüz bir kesinlikle (ki bu insanlar için bu nadir görülen bir şeydir!) beslenme programına bağlılık gösteriyor, çünkü bu karar onun kişisel deneyimine dayanıyor.

Eğer Yay Kuzey Düğümü insanı sezgisel bilişiyle teması yitirmişse, o meseleyle ilgili lehte ve aleyhte olan noktaların bir listesini çıkarabilir ("Yeni bir araba almalı mıyım?" "Bu işe başvurmalı mıyım?"). O, lehte ("Yeni bir araba moralimi yükseltir, özgüvenimi artırır, güvenli bir ulaşım sağlar), ve aleyhte ("Her ay ekstra parabulmam gerekecek; annem müsrif olduğumu söyleyecek; şimdiki arabamı satmak zorunda kalacağım") olan noktaların hepsini alt alta yazmalıdır. Bu onun zihnindeki tüm kaygıları ve nedenleri boşaltmasına yardımcı olur. Her şeyi yazdıktan sonra, o geriye çekilebilir ve durumu objektif olarak değerlendirebilir. Bu süreç onun "büyük tablo"yu görmesini sağlar ve onu sezgisel gerçeğiyle yeniden temasa geçirir.

ZİHNİN YANLIŞ KULLANIMI

AÇIKLAMALAR

Gereğinden çok "açıklama" genellikle Yay Kuzey Düğümü insanı için iyi sonuç vermez. Örneğin, eğer birisi onun hedefine "ters" düşüyormuş gibi yorumladığı bir şey söylerse, o diğer kişinin ne demek istediğini tam olarak açıklamasında ısrar eder. Bunun tekrar tekrar üzerine gider ve diğer kişiyi perspektifinden vazgeçirmek için mantık kullanmaya çalışır. Bu şekilde tartışarak, o aslında en korktuğu şeyi yapmaktadır: Olumsuz fikirleri güçlü bir odağa getirmekte ve ilişkiye olumsuzluk sokmaktadır. Onun, diğer kişiyi sorgulamaktaki güdüsü o kişiyi dinleyip onun hakkında daha çok şey öğrenmek olmadıkça, "önemsiz şeyleri" sessizce geçiştirmesi daha iyi olur. Eğer onun güdüsü birisini kendi bakış açısından vazgeçirmekse, etkileşimde genellikle kaybedecektir.

TARTIŞMALAR

Tartışmalar Yay Kuzey Düğümü insanı için iyi sonuç vermez. O, başkalarının yaşamı onun bakış açısından görmelerine aşırı ihtiyaç duyar. Onun için, bir tartışma iki insan arasında her iki tarafa daha geniş bir görüş verecek uyarıcı bir alışveriş değildir bu insan kendi bakış açısının onaylanmasını ister, bu yüzden tartışmalar kontrolle ilgilidir. Diğerleri bunu hisseder ve çekilme eğilimi gösterirler.

Yay Kuzey Düğümü insanı kendi gerçek fikrini başkalarına zorla kabul ettirmeye çalışırken, karşı tarafı çok az dinler. Diğer kişinin zihnini kendi istediği şeye uyumlamaya odaklanır. Bu yaklaşım diğer kişiyi geçici olarak zararsız hale getirebilir, ama savaş devam edecektir!

Bu insan bazen istemeden bir tartışmaya girer. Eğer o zihninde bir karar vermemişse, başka bir kişiyi bu kararla boğuşmanın yoğun mantıksal sürecine karıştırmaya çalışabilir. Diğer kişi, çoğunlukla, öfkelenir ve önceden oluşturulmuş bir sonuca varmaya yönlendirildiğini ya da zorlandığını hisseder. Yay Kuzey Düğümü insanı diğer kişinin neden öfkelendiğini anlamaz, ama diğer kişi onun kendisini kişisel olarak uygun olmayan bir görüşü kabullenmeye zorladığını düşünür ve dürüstlüğünü koruma savaşı içinde olduğunu hisseder.

Bu insan tartışmalardan tümüyle uzak kalırsa çok daha iyi eder. Her ne zaman o "mantığını" devreye sokarak bir puan kazanmaya çalışsa, ince bir buz tabakası üzerinde yürümektedir. Böyle ayartıcı anlarda, o içindeki dingin bir yere çekilmelidir.

KENDİ AMACINA GÖRE ETKİLEMEK

Eğer Yay Kuzey Düğümü insanı başkalarını anlama kapasitesini onları aldatmak için kullanırsa, başını derde sokabilir. Bazen bir süre için paçayı kurtarır, ama eninde sonunda bu geri teper.

O olayların mantıklı, lineer gelişimine baktığında sonunda onu zararlı çıkarabilecek gibi görünen bir durumun geliştiğini görür. Paniğe kapılır ve pozisyonunu nasıl güvence altına alabileceğini anlamaya çalışır. Durumun farklı biçimlerde nasıl gelişebileceğine bakar, sonra sonucun onun lehine çıkması için başkalarının düşünüşünü etkilemeye çalışır.

Ancak, bu insan istediği şeyi başkalarını kendi amacına göre etkileyerek elde ettiğinde, onu ancak sonu gelmez bir etkilemeyle elinde tutabilir. Ve bu çok yorucu bir iştir!

Bu enkarnasyonda onun kaderi dünyaya şifa verici gerçeği, iyimserliği ve imanı aktarmaktır. Eğer o istediği şeyi elde etmek için hileye başvurarak kaderini çiğnerse, istemeden kendisinden daha güçlü bir hasmı çeker. Hasmının onu yenmek için yapması gereken tek şey dürüst olmaktır. Eğer o dürüstlüğün bir kanalı olmayı reddederse, gerçeğin onu yenilgiye uğratacağı bir durumu kendisine çeker.

Yay Kuzey Düğümü insanı yaşamı yalnızca mantıksal bir temelden gördüğünde, çoğunlukla, paniğe kapılır. Hepimiz için, işlerin istediğimiz gibi gitmediği ve olası senaryoların korkutucu göründüğü zamanlar vardır. Bu, imanı hatırlamanın zamanıdır. Mantık iyi niyeti ya da büyük tabloda her şeyin bizim hayrımıza işlediği

gerçeğini içermez. Eğer bu insan geriye dönüp yaşamına bakarsa, her değişimin onun için gelişme ve ilerleme anlamına gelmiş olduğunu görecektir. İnsanlar kendi beklenmedik harç malzemelerini kattıklarında, bir durumun gelişebileceği binlerce yol vardır. Eğer bir insanın nihai olarak olumlu bir sonuca imanı varsa, olumlu yol kendini gösterecektir.

Zararsız Yalanlar

Yay Kuzey Düğümü insanı çok arkadaş canlısı olduğundan ve insanlarla iyi geçinmek istediğinden, zararsız yalanlar söyleme alışkanlığına kayabilir. Bazen o bunu yakalanmadan atlatabilir, ama sağlam zeminde durmadığını bildiğinden, huzursuz olur. Yalanı sürdürmek için tetikte durması gerekir ve bu gerilim yaratır. Yalan onun için iyi bir karma değildir ve kaçınılmaz olarak nahoş biçimlerde geri teper.

Eğer o "küçük, zararsız bir yalana" izin verdiğinde diğer kişinin ilk anlaşmayı unutacağını ya da onun dürüstlükten "biraz" yoksun davranmasına razı olacağını umuyorsa, bunu unutsa daha iyi olur. "Örtbas etmeye" çalıştığı çeşme kaçınılmaz olarak onun için utandırıcı bir biçimde ortaya çıkacaktır. Ama bir kez bu geri tepmeleri fark ettiğinde, bu insan zihinsel enerjisini "örtbas etmelere" harcamayacak kadar zekidir.

Başkalarıyla başa çıkmak için onları kendi amacına göre etkilemeye çalışmak da Yay Kuzey Düğümü insanını kişisel düzeyde çok sınırlar bu onun fark etmeyebileceği biçimlerde acı verici ve özgürlüğünü gereksiz yere kısıtlayıcıdır. Bu insan, eğer diğer kişiyi kendi amacına göre etkileyemezse, onun iradesini kabullenmek zorunda kalacağından korkar. O, ustaca etkilemenin dışında başka bir gücü olmadığını düşünür. Ama bunun tam tersi doğrudur. Bu enkarnasyonda onun gücü özel yeteneği gerçek'tir. O dürüstçe ve açıkça kendi bakış açısını açıkladığında, başkaları onun söylediklerine saygı duyarlar. Diğer insanlar onun istediği şeyi kabul edecekler ya da daha büyük bir anlayış ve güvene yol açan bir açık sözlülükle karşılık vereceklerdir.

Olumlu Nitelikler

Kazanmak Yay Kuzey Düğümü insanı için çok önemlidir, bu da onun bir karar vermeden önce tüm seçenekleri dikkatle gözden geçirmesinin nedenlerinden biridir. Bu insanın ilerleme arzusu o denli güçlüdür ki, her karar onun için çok önemli hale gelir o bir hata yapmak istemez. Oysa eğer geriye dönüp yaşamına bakarsa, sezgisini izlediğinde, yapacağından korktuğu hataları asla yapmamış olduğunu görecektir. O içsel itilimini izlediğinde, pişman olmaz. Bu insan için nihai sonuç, onun kazanma ve bir sonraki düzeye erişme arzusudur kazanma arzusu onun için doğru ve sağlıklıdır.

Bu enkarnasyonda, o başkalarının düşüncelerinin girdabından kaçmak istiyor; yeni bir düzeyde canlılık istiyor. Bu yüzden, kararlarını eski düzeyden düşünmeye dayandırması onun kazanmasına yardımcı olmayacaktır; bu, onu aynı yerde saplanıp kalmış halde tutacaktır. O, ona her ne enerji ve canlılık duygusu veriyorsa ona güvenmelidir, onun aradığı "kazanma" budur. "Kazanmak" onun için bir duygudur bu gelişimdir, ilerleme ve yükselme arzusudur. Böylece, aklına bir fikir geldiğinde ve o, sezgisel olarak, onu yapması gerektiğini hissettiğinde ve eğer buna heyecan

verici, canlı bir enerji eşlik ediyorsa, bu onun güvenebileceği bir enerjidir ve aradığı yeni düzeye götürecek olan yoldur.

Yay Kuzey Düğümü insanı için bunun tersi de doğrudur. Bunaltıcı görünen ve onu endişelendiren şey uygun bir seçim değildir. Onun için "hayır" demek daha iyidir, çünkü o durumla ilgili bir şey onun yararına olmayacaktır. Ancak, onun aşırı çalışan zihni müdahale etmeye çalışacak ve şöyle diyecektir: "Bu iyi bir şey ve sen onu yapmalısın vs. vs."

Ama o kendisine sezgisini izleme iznini verdiğinde, içten bir biçimde karşılık verebilir. Ancak, karşılık vermeden önce, ne hissettiğini iyice anlayana dek beklemelidir. Bu insan kendi içinde netlik kazandığında, kararını diğer kişinin kabul edebileceği sevecen bir biçimde sunabilir.

Sezgi

Geçmiş yaşamlarda geliştirdiği mantık, Yay Kuzey Düğümü insanının yaşama olumsuz bir perspektiften bakmanın kendi kendini sabote edici olduğunu anlamasını sağlar. Yaşamımıza ve koşullarımıza nasıl baktığımız duygusal halimizi belirler. Olumlu olanı artırmamız bizi mutlu ve güvenli kılar.

Ne yazık ki, geçmiş yaşamlarında mantığa ve zihinsel kıvraklığa çok fazla güvenmiş olduğundan, bu insan gerçeğin gücüyle teması yitirmiştir. O, keskin sezgisinin uyarıcı işaretlerini görmezden gelip, olumlu düşünmeyi sürdürme eğilimi gösterir, ancak sonra önemli durumların kötü sonuçlandığını görür. O zaman kendisini tümüyle hazırlıksız hisseder o bunun geldiğini görmemiştir.

Bunun tekrar vuku bulmasını önlemek için, o kendisini gelecekteki acıdan "korumak" amacıyla "mantıksal" bir korku yapısı geliştirir. Böylece şöyle bir senaryo gelişir: Mantığı kullanarak, o bir durum hakkında olumlu düşünür ve kendisini mutlu hisseder. Sonra, geçmişte kendisini güvenli hissettiğinde vuku bulan düş kırıklıklarını hatırlar ve korku duyar. Düş kırıklığından kaçınmak için, olası tüm olumsuz sonuçları düşünür, böylece yine korkar ve mutsuz olur. Bu zihinsel jimnastiklerin sonucunda yaşama, diğer insanlara ve kendisine güvenmez hale gelir. Bundan dolayı, bu enkarnasyonda o acıdan kaçınmak için sezgisine güvenmeyi öğrenmelidir.

Mantığı bu insana hiçbir kişinin ya da hiçbir durumun tam bir güvene layık olmadığını söyler. İnsanlar değişir, durumlar farklılaşır, beklenmedik olaylar meydana gelir ve biz hatalar yaparız. Güvenilecek kim vardır? Eğer o geriye dönüp yaşamına bakarsa, bir durumun sonucunu ona her zaman doğru bir biçimde göstermiş olan tek şey sezgisinin net sesidir. Onun güvenebileceği etken budur.

Onun sezgi yeteneğinin nasıl çalıştığının bir örneği olarak, eski korku filmlerini hatırlayın. Bildik bir tema kendini tekrarlayacaktır: Bir kasabanın uzağında, ıssız bir tepenin üzerinde perili bir ev vardır. Bir otomobil dolusu genç gülerek, tasasız bir halde oraya yaklaşmaktadır. Onlar perili evin önünden geçerlerken, kamera lastiklerden birine zumlanır ve birden lastik patlar. Kameranın çekimlerinden ve ürkütücü müzikten ötürü seyirci şöyle düşünür: "O eve girmeyin!" Kamera, gençlerden birinin yüzünü yakından gösterir ve sezgisel olarak o da bunu

bilmektedir! Eğer o eve girerlerse korkunç şeyler olacaktır. Ama onun arkadaşları tasasız ve güvenlidir, bu yüzden o hissettiği içsel uyarıyı önemsemez ve arkadaşlarını izleyerek eve girer ve gerçekten de korkunç şeyler vuku bulur.

Bu, Yay Kuzey Düğümü insanı için mükemmel bir öyküdür. O ne olacağını her zaman önceden bilir. Sezgisini önemsemeyip, mantığını kullanarak ya da başkalarının ne düşünecekleri kaygısıyla bir durumun içine girerse, daima kaybeder ve bazen korkunç şeyler olur. O içsel itilimini dinlediğinde ve sezgisini izlediğinde, daima kazanır. Yaşamı sihirli bir hale gelir; o tuzaklardan kaçınır ve başarıyı deneyimlemeyi sürdürür.

NEŞELİLİK

Yay Kuzey Düğümü insanı olumlu, neşeli ve cana yakındır. Başkalarıyla mutlu, tasasız bağlara sahiptir ve yardımsever bir yaradılıştadır. O, Rehberlerinden ve Melekler'den gelen içgörüye uyumlanmıştır ve daha yüksek ilhama açıktır. Bu insan doğal olarak iyimserdir ve onu beklediğini hissettiği sonuçları elde etmek için çok çalışmaya gönüllüdür.

Düşünceleri ona olumsuz mesajlar veriyor olsa bile, o yine de, gelecek için olumlu beklentilerle hareket eder. O korkularından söz edebilir, ama davranışında iyimserliğini izler. Eğer kendine düşeni yaparsa, onun için iyi şeylerin vuku bulacağını bilir.

Yay Kuzey Düğümü insanı başaracağı hissini taşır ve onun neşeli mizacını destekleyen budur. O ters gidebilecek her şeyi görür, ama yine de harekete geçip onu yapar o neye mal olursa olsun. Bu insan olumsuz hale geldiğinde, bu onun aşırı düşünmesinden kaynaklanır. Geçmiş yaşamlarda onun zihni aşırı faaldi, bu yüzden şimdi onun yapacağı en iyi şey, işleri yüksek benliğine bırakmak ve Rehberlerinden kendisine doğru yönü göstermelerini istemektir. Zihnini gevşettiğinde, olumlu sonuçlara olan doğal imanı yeniden oluşacaktır.

Yay Kuzey Düğümü insanının başkalarıyla paylaşabileceği en büyük yeteneklerden biri, insanların olumsuz düşünceleri aşmalarına yardımcı olma ve olumlu bir bakış açısını nasıl edineceklerini gösterme konusundaki özgün yeteneğidir. Onun yazıları ya da konuşmaları bunu insanların zihinlerini olumlu sonuçlara iman etmeye yönlendirmeyi hedeflediğinde, mesajı, duyan herkes tarafından çok iyi karşılanır. Ayrıca, o başkalarının bir durumun aydınlık yanına odaklanmalarına yardımcı olduğunda, kendi düşünüşü de daha aydınlık hale gelir.

GEREKSİNİMLER
YALNIZLIK
Paylaşmaya Karşı Kişisel Bütünleşme

Geçmiş yaşamlarda bu insan kendisini insanlarla kuşatmaya alışmış olmasına karşın, bu yaşamda epey bir zamanı yalnız geçirmesi onun için önemli ve gereklidir. O insanlardan uzaklaştığında netlik kazanır, kendi gerçeğiyle bağlantı kurar ve bir huzur ve esenlik duygusu oluşturur. Bazen, insanlarla iletişim kurmaması ve

fikirlerini paylaşmaması onun için daha iyi olur. O bir içgörü alabilir ve geçmiş yaşamlarında öğretmen olduğundan, ilk içgüdüsü bilgisini herkesle cömertçe paylaşmaktır. Ama paylaşırken, içgörüsünün gücü dağılmaya başlar.

Birincisi, eğer insanlar Yay Kuzey Düğümü insanının gerçeğine katılmazlarsa, o hemen onu diğer kişinin bakış açısından görmeye çalışır. O kişi açıkça karşı çıkmasa bile, bu insan başkalarının tepkilerine o denli duyarlıdır ki, herhangi bir itirazı hissedebilir; o zaman güvensiz bir hale gelir ve enerji dağılır. Bunun yerine, o onu özümseyene ve yaşamında onun etkilerini sergilemeye başlayana dek, yeni bir içgörüyü kendine saklamalıdır. Örneğin, eğer bu insan korkuyla direkt olarak yüzleşmenin korkuyu kahkahaya dönüştürdüğünü düşünüyorsa, bu içgörüyü günlük yaşamında uygulama üzerinde çalışmalıdır. Bu yolla o bu gerçeğin kişisel bir sergilenişi haline gelir.

Doğal Yaşama: "Büyük Tablo"

Yay Kuzey Düğümü insanı için toplumdan geri çekilmek çok sağlıklıdır: Açık havada zaman geçirmek ve doğal olanla yeniden temasa geçmek. Bu ona kendisi olmayı hatırlatır ve içtenliğinin, gerçekliğinin gücüne olan güvenini güçlendirir. Doğanın devreleri ona iç huzuru verir ve insanların zihinlerini kendi amacına göre etkilemekten daha büyük bir plânın gelişmekte olduğunu hatırlamasına yardımcı olur. Kafasına taktığı önemsiz ayrıntılar önemini yitirir. Kırlarda zaman geçirmek bu insana genişlemiş bir görüş verir. Bu perspektif olmadan, o kısa devre yapabilir: Zihni o kadar faaldir ki, o insanların çevresinde ve kentte aşırı vakit geçirdiğinde aşırı uyarılmış bir hale gelir.

Hayvanlarla zaman geçirmek de bu insanın gevşemesine ve berraklık kazanmasına yardımcı olur. Çevresinde temel, sade ve gerçek bir canlı varken, o daha sakin bir frekansta merkezlenebilir. O, dünyayı, bir insandan daha az karmaşık olan bir yaratığın gözleriyle görmenin yararını çok görür. Bu insan, algısını sade ve basit şeyler üzerinde odaklanmış tutmalıdır.

Aynı şekilde, yabancı ülkelere yolculuk da ona iyi gelir. Yabancı bir dille ve alışılmadık bir kafa yapısıyla birlikte, o çevresindeki insanları karmaşık olmayan, temel bir biçimde görmeye zorlanır. Hemcinslerinin sadeliğinin ve güzelliğinin farkına varır: Onların adetleri ve gelenekleri, nasıl giyindikleri ve birbirleriyle nasıl etkileşimde bulundukları. Yay Kuzey Düğümü insanı hoşlandığı şeyin daha basit bir kültür olduğunu düşünebilir, ama onun gerçekte hoşlandığı şey, kendisinin insanları ve olayları daha sade bir biçimde görebilme kapasitesidir.

Bu insan sadeliğin açlığını çekmektedir. Ve onun için sadeliğe giden yol insanları göründükleri gibi kabul etmeyi ve kendi sezgisine güvenmeyi içerir. O sadeleşmeyi ve kendisine karşı dürüst kalmayı öğrendiğinde, otomatik olarak, başkalarını da aynı biçimde görmeye başlar. O içtenlikle davranmaya başladığında, başkalarını da aldatmacasız ya da gizli amaçlar barındırmadan davranıyor olarak hayal edebilecektir. Zihni bu şekilde gevşediğinde, yaşamı da daha sevinçli olacaktır.

Tüm düzeylerde, Yay Kuzey Düğümü insanı doğal olanla yeniden temasa geçmelidir. Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve yeni bir yavru köpeği olan bir kadın müşterim vardı. Bir gün ben onu ziyaret ettiğim sırada huzursuzlandı, sürekli olarak

saatine baktı, çünkü bu yavru köpeği gezdirme zamanıydı. Ama yavru köpek uyuyordu! Onun "yavru bir köpek nasıl yetiştirilir" kitabına göre, bu gezintiye çıkma zamanıydı ve onun görebildiği tüm şey kurallardı. Bu hanım mevcut durumla temas halinde değildi. Yavru köpek uyuyordu, öyleyse bırakın o uyusun! Bu düğümsel gruptaki insan yaşamın doğal, dingin gelişimiyle yeniden temasa geçmelidir ve insanların, ilişkilerin ve olayların doğal ritimlerine güvenmelidir.

Anlayış ve Kabullenme

Yay Kuzey Düğümü insanının geçici değil, derin ve daimi bir düzeyde anlaşılmasının ve kabul edilmesinin anahtarı onun kendisi olmasında yatar. O, çevresindekilerin nasıl karşılık vereceklerini çoğunlukla tahmin edebilmesine karşın, bazen şaşırabilir. Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve çocukluk yılları ve ailesi hakkında bir oyun yazmış olan bir müşterim vardı. Bu hanım, oyununu ailesinin bazı üyeleriningörmesinden korkuyordu, çünkü oyunun onları incitebileceğini düşünüyordu. Oyunu yazarken, fikir yürütüyor ve onların her satıra verecekleri tepkiyi tahmin etmeye çalışıyordu.

O özellikle annesinin oyuna göstereceği tepkiden kaygı duyuyordu. Sonunda, oyun Broadway dışında oynandı ve annesi dahil, birçok akrabası açılış gecesine katıldı. Onu çok şaşırtan bir biçimde, akrabaları oyunu sevdiler. Annesinin gözleri kızının başarısından ötürü gururla parlıyordu. Müşterim büyük bir rahatlama hissetmişti. Onun gerçeğini gördüğü biçimde iletmesi ilgili herkesin kazançlı çıktığı bir durum yaratmıştı. Ayrıca, oyun dürüst olduğundan (o öyküyü başkalarının değil, kendi bakış açısından anlatmıştı) oyun halk arasında da başarı kazanmıştı.

Açık sözlü iletişimin ardındaki güdü başka birisini incitmek ya da kendi amacına göre etkilemek değil de kendisini ifade etmek olduğunda, bu Yay Kuzey Düğümü insanı için iyi sonuç verir. O başkalarının fikirlerini kabul etmeye onların yaşamlarına uyum sağlamaya, istismar edilmesine izin vermeye çok eğilimlidir. Ama o, "Hey, bana bunu yapamazsın! Ben bu tür bir muameleyi hak etmiyorum!" dediğinde ve kendisini savunduğunda, bu iyi sonuç verir!

KENDİ KENDİNİ TANIMLAMAK

Yay Kuzey Düğümü insanı kendisine iç huzuru verecek bir bakış açısını o denli umarsızca arar ki, sonuçta başka bir kişinin felsefesine bağlanabilir. Bir süre için bu sistem onun işine yarayabilir. Hatta o bu inanç sisteminin parametrelerini "tek gerçek" olarak kabul edebilir ve o sınırların ötesine geçmek istemeyebilir.

Bu anlamlı iletişimde sorunlar yaratabilir, çünkü bu insan başkalarının onunla derin bir düzeyde ilişki kurmaları için önce onun lugatına, düşünce biçimine ve prensiplerine uymalarında ısrar etme eğilimindedir. Ama o Gerçeği bulmak için mantığı kullanmaktadır ve mantık ancak bazı varsayımlar karşılıklı olarak kabul edildiğinde işe yarayabilir. Benimsediği felsefe ona rahatlık vermiştir ve o Gerçeği, oluşturulmuş bir tanımın sınırları ötesinde, kendi başına bulma konusunda kendisine güvenmez. O, kendisini Gerçeğin enerjisine daldırmak yerine, rasyonelliği ve mantığı kullanmaya çalışabilir.

Bu insanın, bir başkasının felsefesini Gerçeğe doğru atlayabileceği bir tramplen

olarak ve geçici olarak benimsemesinde bir sakınca yoktur; ama bir kez o Gerçeğin enerjisiyle birleştiğinde, yapacağı en iyi şey onu oraya ulaştıran sözcükleri bırakmaktır. Onun, aradığı gerçeği tam olarak bulmak için, başkalarından öğreneceği çok şey vardır. Ama o, kitaplara ya da dışsal otoritelere bel bağlamak yerine, yaşamı dinlemeli ve yaşamın ona öğretmesine izin vermelidir. Diğer insanlardan gelen görüşler ve tavsiyeler onun kendi düşünüşündeki kusurları görmesine yardımcı olabilir ve ona pratikte başarıya ulaşmasını sağlayacak alternatif algılar sunabilir.

Yay Kuzey Düğümü insanı, oluşturulmuş herhangi bir inanç sisteminin onun Gerçeğin bütünlüğüyle canlı bir bağ kurmasını engellediğini öğreniyor. Gerçek, herhangi bir bakış açısının ötesindedir. O bir kavram değil, bir enerjidir. O son derecede pratiktir işe yarar! Gerçek ayrıca hareketlidir, akışkandır ve bu insan Gerçeğin ona yol göstermesine izin vermeyi öğreniyor.

Kendini Kabullenmek

Yay Kuzey Düğümü insanı geçmiş yaşamlarda öğretmenlik yapmıştır ve şimdi başkalarına öğretmeye çalışmayı sürdürmektedir. Fikirlerinin kendi gerçeğinin başkaları tarafından kabul edilmesi onun için önemlidir. Ancak, bu enkarnasyonda fikirlerinin kabul görmesi onun doğru yolda olup olmadığının bir göstergesi değildir. Bunun yerine, o kendi gerçeğinin bir örneği haline gelmeye odaklanmalı, Gerçeğin aşikâr olması için onu kendi davranışlarıyla sergilemelidir.

Bu insan çok büyük bir ruhsal boşluk hisseder: Kendisine güç ve özgüveni verecek bir şeyden yoksun olduğunu düşünür. Gerçekten de, onun gözden kaçırdığı şey kendi benliğidir. O, o kadar çok enkarnasyonu toplumla iç içe geçirmiştir ki, ruhsal bağlantısının sessizliği ve mevcudiyetiyle teması yitirmiştir. Bu yüzden, ruhsallığına yeniden uyumlanmaya derin bir ihtiyaç duyar. Bu enkarnasyonda ruhsal arayışı başlıca amaç edinmesi onun için bütünüyle uygundur.

Bir düzeyde, bu gereksinim ruhsal kitaplar okuyarak ve kendi başına dua ya da meditasyonla zaman geçirerek duyurulabilir. "Günlük yaşam" düzeyinde, o arzularını kabul ve tasdik ederek ruhsallığıyla bağını güçlendirebilir. Bu insan, arzularının başkaları tarafından kabul edilmeyeceği korkusuyla onları iletmeme eğilimindedir. Oysa arzular içimizden, ruhumuzdan gelen, kendi tamamlanışımızı deneyimleyebilmemiz için bizi belli bir yöne gitmeye zorlayan itilimlerdir. Bu yüzden, o arzularını kabul ettiğinde ve onları başkalarına ilettiğinde, kendisini kabullenmeye doğru bir adım atar.

İroni şu ki, o kendisini kabullenmeye başladığında, başkaları tarafından kabul edilme konusunda daha az umarsızlık hisseder. O, kendisine karşı dürüst ve sadık olmuş ve arzularını açığa vurma cesaretini göstermiştir. Sonuç olarak, o muazzam bir doyum ve huzur içsel bir tamamlanma duygusu hisseder.

AÇIKSÖZLÜ İLETİŞİM

Yay Kuzey Düğümü insanı için önemli bir hedef direkt, açık sözlü iletişim sanatını uygulamaktır. Bu göz korkutucu olabilir, çünkü geçmiş yaşamlarda o insanları kendi amaçlarına göre etkileme ve dolaylı iletişim kurma akışkanlığındaydı. Bu yaşamda o

başkalarındaki bu nitelikleri sevmez, ama istemeden kendisi de böyle davranabilir.

Bu insan, sözcükleri kullanma konusunda geçmiş yaşamlardan gelen bir yeteneğe sahiptir. İletişimini başkalarının onunla hemfikir olmalarını sağlayacak biçimde düzenleyebilir ve birbirlerini anlamayan gruplar ya da bireyler arasındaki tartışmalara, yalnızca diplomatik olarak değil, ama her iki tarafı da etkileyipyönlendirerek hakemlik eder. O yüzleşmelerden hoşlanmaz. Eğer o başkalarına kendi bakış açısını kabul ettirebilirse, açık konuşmayı göze almak zorunda kalmayacaktır, çünkü diğer kişi durumu zaten onun gördüğü gibi görecektir. Ama bu süreçte herkes kaybeder, çünkü etkileşim açık sözlülüğe ve gerçeğe dayanmaz. O zaman bu insan kendisini çok kötü hisseder. O hem kendisine hem de gerçeğe ihanet etmiştir ve onun bir yanı bunu bilir.

Yay Kuzey Düğümü insanının, durumun ardındaki gerçeğe bakması ve onun için en yararlı olacak şeyi mantıkla "hesaplamadan," sadece gördüğü şeyi iletmesi, onun için daha iyi olur. Buna güvendiğinde, bizzat Gerçeğin gücü ona başarının yolunu açar. Onun hissedeceği iyi duygu, doğru yolda olduğunun onayıdır. Bu hatırlama ve uygulama gerektirir, ama o olumlu sonuçları deneyimledikçe, buna daha çok güvenmeyi öğrenecektir.

KABULLENİLME GEREKSİNİMİ

Bu insan, önce diğer kişinin onun sözlerini nasıl kabul edeceğini dikkate alarak, söyleyeceklerini yumuşatma eğilimindedir. Bu dolaylı bir iletişimle sonuçlanır; bu da onun, diğer kişinin onun bakış açısını kabul etmesini her ne sağlayacağını düşünüyorsa, sadece onu paylaşması anlamına gelir. O, başkalarının kabulünü ve desteğini kaybetmekten korkar ve sohbeti tasasız, sosyal bir düzeyde tutmaya çalışır.

Oysa Yay Kuzey Düğümü insanı açık konuştuğunda, mesele açıkça iletildikten sonra, mutlu bir zihinsel enerji alışverişi başlayabilir. Eğer o her "engeli" (yani, diğer kişinin farklı bir bakış açısına sahip olmasını) daha büyük bir uyum yaratmada bir sonraki adım olarak görür, evrenin onu başkalarına yakınlaştıracak şeyler sağladığına güvenirse, o zaman her engel onu hedefine ulaştıracak bir sonraki odaklanma alanı haline gelir.

Geçmişteki koşullanmasından ötürü, bu insan eğer düşündüğü şeyi açıkça söylerse başının derde gireceği korkusuyla sakıngan bir biçimde konuşma eğilimindedir. Ama geçmiş yaşamlarda işe yaramış olan alışkanlıkların bu enkarnasyonda başarılı olması programlanmamıştır: O düşündüğü şeyi açıkça söylemediğinde başı derde girer! Eğer o başkalarına ne düşündüğünü ya da ne istediğini söylemezse, dikkate alınmaz ya da umursanmaz ki o bundan hiç hoşlanmaz.

Yay Kuzey Düğümü insanı çok açık sözlü olmalıdır. Eğer o sözlerini sakınır, uzlaşmacı davranırsa, söylemek istediği şeyi unutacak ve enerjisini yitirecektir. Onun için kendisi olmak ürkütücü olabilir, ama eğer o kendisini içindeki gerçeğin bir kanalı olarak görürse, bunu yapabilir.

POZİSYONUNU TANIMLAMAK

Bu insanın, kararını başkalarıyla tartışmadan önce, ne düşündüğüne ve ne istediğine kesin olarak karar vermesi onun için daha iyi olur. Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve aktris olan bir müşterim vardı. Tanınmış bir New Yorklu yapımcı, bir dansçı ve şarkıcı gerektiren bir rol için ona bir deneme gösterisi yapma fırsatı sundu. Müşterim iyi bir şarkıcıydı, ama çok iyi bir dansçı değildi. Onun spontane tepkisi şöyle düşünmekti: "Hayır. Bu bir yere çıkmaz. Bu deneme gösterisini gerçekten yapmak zorunda mıyım?" Sonra, ilk "bilişi" hakkında sonradan "mantıklı" fikir yürütme alışkanlığı kendini gösterdi: "Eğer teklifini reddedersem yapımcı ne diyecek? Belki o buna alınacak ve bir sonraki oyunu için bana bir şans vermeyecektir. Ya bu gerçekten büyük bir şeye götüren bir fırsatsa ve ben onu göremiyorsam?"

Sonunda, müşterim o yapımcıyı aradı ve iyi bir dansçı olmadığı için o role uygun olmadığını düşündüğünü açıkladı. Yapımcı da, durumu yeniden değerlendirdikten sonra, bunun onun için uygun bir rol olmadığını kabul etti. Görüşme olumlu bir havada sona erdi.

Müşterim telefon etmeden önce bu konuda ne düşündüğünü biliyordu. Konuşma onun bakış açısını iletme meselesiydi. O, yapımcıyla konuşmadan önce kararını vermişti, böylece açık sözlü ve nazik bir biçimde iletişim kurabilmişti. Yay Kuzey Düğümü insanı için zorluk bir konuda kesin olarak ne düşündüğünü anlamaktır. Bir kez bunu yaptığında, kararını başkalarının kabul etmelerini sağlayacak biçimde iletebilir.

YANLIŞ ANLAŞILMA KORKUSU

Yay Kuzey Düğümü insanı yanlış anlaşılmaktan çok korkar. Büyük ölçüde, o güvenliğini ve iç huzurunu başkalarıyla uyum duyguları oluşturmuş olmasına dayandırır. Oysa sağlam bir kabullenilme duygusu hissetmesi için, bu uyum onun kendi gerçeğini ortaya koymasına dayanmalıdır. Ona bir şey sunulur sunulmaz, bu insan çoğunlukla, bir "doğru ve yanlış" duygusu hisseder. Ne var ki, o hissettiği şeyi açıkladığında diğerleri onun "zıvanadan çıktığını" düşünebilirler. Zaman genellikle onun ilk izleniminin doğru olduğunu kanıtlar bu yüzden onun düşündüğü şeyi açıkça söylemesi ve diğerlerine geçmişteki sezgilerinin doğru çıktığını hatırlatması uygundur. Kabullenilme arzusundan ötürü, o başkalarının onun "kibirli" olduğunu düşünmelerini istemez, bu yüzden çoğunlukla bu yeteneğini vurgulamaz. Ama aslında, bu algılar onun kendi fikirleri değildir; o sadece onları sezgisel olarak "görür." Buna dikkati çekerek, diğer insanların kendi sezgileriyle bağlantı kurmanın yararını fark etmelerini sağlayabilir.

Yay Kuzey Düğümü insanı ilk içsel hissinin doğruluğuna güvenmeyi ve onun hakkında sonradan fikir yürütmemeyi öğreniyor. Çoğunlukla, o kendisi için önemli olan birisiyle görüştükten sonra "her şeyin yolunda olduğu" hissini duyar. Daha sonra, aklına görüşme sırasında söylemiş olduğu bir şey gelir: "Acaba o bununla ne demek istediğimi anladı mı? Yo, hayır O belki benim... diye düşündüğümü düşünüyor..." ve o bir endişe nöbeti geçirir! Tüm görüşme zihninde yeniden canlanır. Görüşmeyi inceden inceye inceler, yanlış iletişimin vuku bulmuş olabileceği tüm yerleri dikkate alır. Çok geçmeden, kendisiyle diğer kişi arasında büyük bir yanlış anlamanın olduğuna ikna olur.

O, her şeyi açıklamak için diğer kişiyi aramayı düşünebilir. Ama bu genellikle durumu karıştırır ve diğer kişi onun içtenliğinden kuşkulanmaya başlar. Bu insan bunu hisseder, utanır ve kendisini öncekinden de güvensiz hisseder. Etkileşimi sorgulayarak, ilişkiye olumsuz zihinsel enerji katar, bu da onun diğer kişiyle olan bağına zarar verir. Tüm bu süreç onun aleyhine işler.

Yay Kuzey Düğümü insanının, ilk görüşmede ne olduğunu gösteren doğru bir göstergeye ihtiyacı vardır. O kendi içsel bilişine güvenmeyi öğrenmelidir: Görüşmenin hemen ardından görüşme hakkında duyduğu his. Eğer bir şeyin "pek doğru olmadığı" yönünde bir huzursuzluk hissederse, bu sezgisi büyük olasılıkla doğrudur. Ya o kişi ona karşı dürüst değildi, ya da bir yanlış anlama vardı. Eğer onun duyduğu ilk his her şeyin yolunda gitmiş olduğuysa, o bu hisse güvenmeli ve görüşmeyi zihninde tekrarlayıp, mantık kullanarak irdelememelidir. Bu insan için, sezgi mantıktan çok daha doğrudur.

Yay Kuzey Düğümü insanı atmosfer yoluyla sessiz iletişim kurmak gibi olağanüstü bir yeteneğe de sahiptir. Eğer bir ilişkiyle ilgili olarak endişe ve huzursuzluk hissediyorsa, o kendi içine dönmeli ve diğer kişiye sevgi göndermelidir. Yalnızca bu bile bir şifayı başlatmak için yeterli olabilir.

İç Huzuru

Yay Kuzey Düğümü insanının karşı karşıya bulunduğu en büyük zorluklardan biri iç huzuruna kavuşmaktır. Buna yardımcı olabilecek bir bakış açısı şudur: "Bunların hepsi yalnızca bir serüven! Bu bir deney, bir keşif!" "Serüven" sözcüğü onun için sihirli bir sözcüktür: Bu eğlence, genişleme ve öğrenme demektir.

Serüvendeyken, o kendi bildiğinden farklı olan yollar hakkında daha çok şey keşfedecektir. Bu, bilinmeyene doğru bir iman atlayışını gerektirir; ama bunu yaptığında, her şey onun yararına olur ve o kendisini canlanmış hisseder. Başkaları onu çok cesur olarak görürler, ama o durumunu bir serüven olarak gördüğünde, kendisini şansını denemekte ve keşifte bulunmakta özgür hisseder.

O kendi içgüdülerine göre davrandığında, sihir meydana gelir. Ve kendi enerji alanındaki olumlu karşılık onu ilerlemeyi sürdürmek için gereksindiği teşvik ve coşkuyla besleyecektir.

SABIR

Yay Kuzey Düğümü insanı sabrın ne olduğunu öğreniyor. O, çoğunlukla, sonuçları hızlandırmak ister. Zihninde gördüğü şeyin hemen gerçekleşmesini ister. Zihinsel süreciyle o denli özdeşleşmiştir ve zihni o denli hızlı çalışır ki, sonunda kendisini "doğal akış"tan daha hızlı gidiyor bulur. İşler yolunda gitmez ya da düzensiz göründüğünde, bu insan bilerek yavaşlamalı ve sabırlı olmalıdır. Bekleyip, olayların doğal sırasında bundan sonra neyin gelişeceğini görmelidir.

Ama bu insan, çoğunlukla, zamanın kalmadığı hissine kapılır ve sinirli enerjisi bedenini, sinir sistemini ve genel sağlığını çok yıpratabilir. Bazen bir sağlık uyarısı onu sarsıp, yavaşlamasına ve daha gözlemci olmasına neden olabilir. O yaşamı kontrol etmeye çalışmayı değil de yaşama karşı daha açık ve kabullenici olmayı

öğreniyor. Yavaşlaması, onun yaşadığı andaki gerçekle temasa geçmesini sağlar.

Yay Kuzey Düğümü insanı kendisine karşı sabırlı olmayı da uygulayabilir. Eğer o bir fırsatla ilgili olarak bir şeyin "uygunsuz" olduğunu, ama onunla ilgili başka bir şeyin epey uygun olduğunu hissediyorsa, belki de zamanlama doğru değildir. Sezgisi ona şunu söylemektedir: "Şu anda harekete geçmek senin için doğru değildir." Daha sonra, dışsal çevre daha olumlu bir hale geldiğinde, içsel mesaj da değişebilir.

Gevşemek

Zihinsel olarak aşırı uyarılmış hale gelme eğiliminden ötürü, gevşemek bu insan için zor olabilir. Onun zihni sürekli olarak çalışır, bu sinir sisteminin çalışmasını hızlandırır ve o zaman zaman uyumakta zorlanabilir. Yapması gereken şeylerden biri gevşemenin yollarını bulmaktır. Birçok şey onun huzur duygusunu artırabilir. Meditasyon çok iyi bir çaredir: Meditasyon sinir sistemini sakinleştirir ve onu tekrar huzurla doldurur. Sıcak banyolar ve yüzme de onu yatıştırır. Aslında, suyla her türlü etkileşimin sakinleştirici bir etkisi vardır hatta bir akvaryumun, bir su manzarasının ya da su sesleri kaydedilmiş bir kasetin bile.

Düzenli egzersiz bu insanın dengelenmesine, zihninin bedeniyle uyum içine girmesine yardımcı olur. Spor ve açık hava faaliyetleri ona çok yararlıdır: Koşu, bisiklete binme, açık arazide uzun yürüyüş, kayalara tırmanma ya da kamp yapma. Zihni içeren daha derin gevşeme için, o felsefeyi ve ruhsal ya da dinsel uygulamaları incelemekten elde edebileceği harika sonuçlara şaşıracaktır.

İLİŞKİLER
KİŞİSEL İLİŞKİLER Dostluk

Yay Kuzey Düğümü insanı birçok enkarnasyonu insanlarla birlikte olarak geçirdi: Başkalarına uyum sağladı, onların günlük rutinleriyle ilgilendi, yaşamlarının içsel işleyişlerini öğrendi. Bunun sonucunda, özellikle gençlik yıllarında o birçok sosyal faaliyette bulunur, insanlarla ilişki kurar, arkadaşlarıyla "takılır" ve toplumsal olaylara katılır. Ancak bu enkarnasyonda, sosyalleşmek, topluma katılmak onun en derin gereksinimlerini karşılamaz. Aslında, insanlarla çok fazla birlikte olmak onun enerjisini tüketir ve onu aşırı duyarlı ve güvensiz yapar. O tek başına zaman geçirdiğinde kendisini daha duru ve temiz hisseder.

Eğer Yay Kuzey Düğümü insanı iletişimlerinde daha açık sözlü olur ve kendisini gerçekten ilgilendirmeyen sohbetlere daha az karışırsa, onunla ortak çok az şeyi olan insanların arkadaş çevresini terk etmeye başladıklarını görür. Ama iyi dostları onun açık sözlülüğünü takdir ederler, böylece, açık sözlü olmak onun çevresine ait olan kişileri herhangi derin bir bağı olmayanlardan ayırt etmesine yardımcı olur.

Bu insan usta bir danışman olabilir. Seve seve herkesin öyküsünü dinler ve onlara yardım etmeye çalışır; o başkalarının nasıl düşündüklerini anladığından, herkes onunla birlikteyken kendisini rahat hisseder. Ama çevresindeki insan sayısının azalması onun yararınadır, çünkü böylece, karşılık olarak onu ruhen besleyen aynı

kafadaki dostlarıyla daha çok zaman geçirebilir.

Yay Kuzey Düğümü insanı bazen yüzeysel ilişkileri sürdürür, çünkü o dikkat çekmeye doymak bilmez bir ihtiyaç duyar. Bunun için her şeyi yapacaktır: Öyküler uyduracak, gerçekten ilgi duymadığı insanlarla ilgileniyormuş gibi davranacak ve hatta dikkat merkezi olabilmek için yaşamında gereksiz sorunlar yaratacaktır. Bu ihtiyacın altında, bir huzursuzluk duygusu ve can sıkıntısı korkusu yatar. O can sıkıntısından o kadar çok korkar ki, onunla karşılaştığı her seferinde öbür yöne doğru kaçar ve bir şeylerle oyalanarak can sıkıntısından kurtulmaya çalışır.

Dostluklarında, bu insan kendisini dedikoduya kaptırmamaya dikkat etmelidir. Diğer insanlar bunun cezasını çekmez gibi görünebilirler, ama her ne zaman bu insan dedikoduya katılsa, yaşam bunu onun yanına bırakmaz. Bu onun bu enkarnasyonda yapmasına izin verilmemiş şeylerden biridir.

ROMANTİK İLİŞKİ

Yay Kuzey Düğümü insanı, eğer partnerini kendi amaçlarına göre etkilerse, sonunda kendisinin kapana kısılacağını öğreniyor. Romantik ilişkilerde, o partneriyle yakın bir bağ oluşturarak onu kontrol etmeye çalışır. Partnerinin "zihin alanını" paylaşabilmek ve durumu kontrol altında tutabilmek için iletişim hatlarını her zaman en azından yüzeysel olarak açık tutar. Partneriyle sürekli telefon görüşmeleri yaparak ve benzer yollarla bağlantıda kalır ve onun herhangi bir biçimde geri çekilmesine karşı çok duyarlıdır.

Ne yazık, bu iletişim yüzeysel bir "laflama" düzeyinde cereyan eder ve hiçbir zaman ilişkinin temelini oluşturan, önemli meselelere hitap etmez. Ama bu insan sürekli yoklama olmadan kendisini çok güvensiz hisseder; kontrolü yitireceğinden ve diğer kişinin çekip gideceğinden korkar. O bütün günü "laflamayla" geçirebilir: Şunu ya da bunu tartışır, partnerine son haberleri bildirir ve düşüncelerini paylaşır.

Yıllar içinde, Yay Kuzey Düğümü insanı sırf kontrolü sürdürmek için gereksindiğini düşündüğü sürekli zihinsel etkileşimden usanır. O sıkılabilir ve ilişkiyi bitirmeyi düşünebilir, özellikle eğer diğer kişiyi istediklerini yaptırma yönünde etkileyememişse. Ancak, bu süre içinde, o yalnızca diğer kişiyi bağımlılık kapanına kıstırmakla kalmamış, kendisini de aynı kapana kıstırmıştır. Ve ortak bağımlılık uzadıkça, onun kafası da giderek daha çok karışır ve o zihinsel olarak zayıf düşer. Çoğunlukla, oluşturmuş olduğu bağı koparmaya çalışır, zihinsel mesafe yaratmak ve yeniden bir özgürlük ve bağımsızlık duygusu kazanmak için partnerine öfkelenir. Bazen de bir "kaçış plânı" tasarlar ve terk edilmeyi beklemeyen partneri buna hazırlıksız yakalanır.

Onun partnerinin davranışıyla ilgili olarak tercihlerinin olmasında yanlış bir şey yoktur; ancak, o bir ilişkinin başlangıcında daha açık bir yaklaşımı benimseyerek zaman ve enerjiden tasarruf edebilir. Bu insan, evlendikten sonra onu neşeli biçimde etkileyerek partnerinin davranışını yavaş yavaş değiştirebileceğini düşünür. Ama bu yöntemin bu enkarnasyonda onun için iyi sonuç vermesi programlanmamıştır.

Bir kez karşılıklı çekim oluştuğunda, Yay Kuzey Düğümü insanı bir serüven ve

eğlence duygusuyla dolu bir yaşam yaratmayla ilgili fikirlerini açığa vurmalıdır. O geleceğiyle ilgili hayallerini açıkça paylaştığında, diğer kişinin onun hayalleriyle rezonans içinde olup olmadığını görecektir. Eğer o direnişle karşılaşırsa, otuz yıllık bir evlilikte ne kadar çok zihinsel etkileme olursa olsun, bu diğer kişiyi değiştirmeyecektir. Eğer o coşku ve destekle karşılaşırsa, orada iyi bir ilişki potansiyeli vardır.

Bu insan ara sıra kendi zihinsel sürecine öylesine dalar ki, bedeniyle ve cinselliğiyle teması yitirir. O adeta zihninde kaybolmuş görünür! Yeniden dünyaya dönmek için, açık havada kamp kurmayı ya da bir serüven yaşamayı içeren bir geziye çıkabilir. Doğal çevrelerde bulunmak onun yüksek frekanslı sinir sistemini sakinleştirir ve doğal cinselliğini ve bedensel ritimlerini yeniden oluşturmasını sağlar. Ayrıca, o seksi eğlence ya da beklenmedik bir serüven olarak gördüğünde, onunla yeniden bağ kurar.

Bazen bu insan doğru romantik adayları çekmediğini düşünür. Ama bu onun kendisi olmamasından kaynaklanır; kabul edilmek için o bir bukalemun olur. Romantik partneri seçmek için mantık kullanır, sonra yapay bir uyum yaratmak için diğer kişinin nasıl düşündüğünü anlama yeteneğini kullanır. Ama diğer kişinin onu kabul etmesi için fikirlerini sürekli olarak değiştirdiğinde, kim olduğu ve ne istediğiyle ilgili duygusunu zayıflatır.

Gerçeğe dayanan ilişkiler kendilerini doğal olarak korurlar. Yalnızca kendisi olmakla, diğer kişi mutlu ve verici kalır. Kendi amacına göre etkilemeye dayanan ilişkiler böyle etkilemeyle sürdürülmek zorundadır. Bu insan doğal ve açık olarak karşılık verdiğinde, onun gerçek doğası tarafından çekilen kişiler ona daha dayakınlaşacaktır. Yay Kuzey Düğümü insanı, onun gerçeğiyle rezonansa girebilecek bir eşle birlikte olmalıdır! Ve o böyle bir kişiyi ancak kendisi olarak ve açık sözlü olarak bulabilir.

Sadakat ve Bağlılık

Yay Kuzey Düğümü insanı sadakatin iki kişinin birbiriyle yarışmasına dayanmadığını öğreniyor. Bu, stres altında bozulan geçici sadakattir. Sadakat, gerçekte, insanın sevdiği insanların hedeflerine erişmelerini sürekli olarak desteklemesi ve yapacağını söylediği şeyi yapması anlamına gelir. Bu insan yalnızca söz vermiş olduğu için sözünü tutmayı öğrenene dek, başkalarından sadakat göremeyecektir.

HİLEKÂRLIĞA KARŞI DÜRÜSTLÜK

Yakın ilişkilerde, bu insan zihinsel kıvraklığını diğer kişiyi değişmesi için kandırmak amacıyla kullanma ayartısıyla karşı karşıya kalır. O nazik ve anlayışlı davranmaya çalışır, ama bu aslında kendi amacına göre etkilemektir ve diğer kişi buna direnecektir. Örneğin, Yay Kuzey Düğümü insanı kendi kendisine şöyle diyebilir: "O kusursuz biri, ama şu alanda değişmeli. Eğer onun yaşamı farklı bir biçimde görmesini sağlarsam, değişecektir." Ama bu taktik uzun vadede iyi sonuç vermez. Bu içerleme, öfke ve boşa harcanmış zamanla sonuçlanır.

Açık sözlü bir yaklaşım çok daha iyi sonuç verir. Örneğin, bu insan şöyle diyebilir: "Bak, seninle ilgili her şeyi seviyorum. Ancak, benim için doğru olan kişi şu niteliğe

de sahip olmalıdır. Kendi içinde bu niteliği geliştirmeye gönüllü müsün?" Bu insan doğal olarak naziktir. O yanlış bir şey söylerim diye kaygılanmamalıdır. Onun yapması gereken şey, görüşünü açıklamak ve sonra diğer kişinin nasıl karşılık verdiğini görmektir.

Açık sözlü olmak diğer kişiye kızmak anlamına gelmez. Açık sözlü olmak, sadece gerçeği söylemek demektir. O, düşüncesini kararlı ve güvenli bir biçimde ortaya koymalı, her şeyi olduğu gibi söylemeli, ama saldırgan olmamalıdır. Saldırganlık bir güdü olarak öfkeyi içerir. Saldırganlık diğer kişiyi hedef alır, ama Yay Kuzey Düğümü insanı kendi gerçeğini hedef almalıdır.

Bazen bu insan açık konuştuğunda çok duygusal olur. Kendisini incinmeye açık, savunmasız hisseder ve çok uzun bir zamandır bastırıldıkları için duyguları çok yoğundur. Başlangıçta, o konuşmaya başladığında, bu duygular sözlerle birlikte dışarı akar. Ama bu iyidir bu onun yararına sonuç verecektir.

AHLAKLILIK VE AHLAK KURALLARI

Yay Kuzey Düğümü insanı her şeyi o kadar çok bakış açısından görür ki, herhangi bir inancı ya da algıyı "kutsal" saymakta zorlanır. Bu yüzden, güdüleri ya da niyetleriyle ilgili olarak başkalarını yanıltabilir. Onun için, bu istediği şeyi elde etmek için ne söylemesi gerektiğine karar verme meselesi olabilir. Hatta o başkalarını dürüst oldukları için küçümseyebilir: "O bunu niye söyledi? Bu aptalcaydı! Şimdi o istediği şeyi elde edemeyecek. O, sadece, onların duymak istedikleri şeyi söylemeliydi." Bu insan gerçeği söylemenin asli değerini çoğunlukla tanımaz. Yaşamın iyiliğine ve doğal yasaya uymanın yararlarına inanmaz. Her şeyin onun başkalarından daha iyi manevra yapabilme yeteneğine bağlı olduğunu düşünür. Ama o, bir insanınsözlerinin onun içsel benliğinin gerçek bir yansıması olduğunda ortaya çıkan gücü, dinginliği ve güveni keşfediyor. O durumda saklayacak hiçbir şey yoktur, "savunmada" olmaya gerek yoktur ve "izlerini örtmek" için zihinsel enerji kullanmaya gerek yoktur. O olumlu sonuçlara güvenmeyi de öğreniyor eğer o dürüstse, "doğru şeyler" vuku bulacaktır.

O dürüstlükle iş görmediğinde, çoğunlukla bunu başkalarına projekte eder ve insanların "neyin peşinde olduklarını" düşünüp kuşkulanır. O başkalarının da onu aldatmaya ve ondan daha iyi manevra yapmaya çalıştıklarını varsaydığından, bu paranoyaya, güvensizliğe ve ıstıraba yol açar.

Dürüstlük Gerçek Özgürlük... Bu üç enerji birbirine bağlıdır. Dürüstlük olmadan, bu insan Gerçeği asla göremez ve Özgürlüğe kavuşamaz. Dürüst olmamak karışıklığa yol açar ve biz başkalarının kafasını karıştırdığımızda, sonunda kendimiz yaşamımızdaki karışıklığın kurbanı oluruz. Yay Kuzey Düğümü insanı, başkalarının tuzağına ya da hilesine karşı en büyük korunmasının kendisinin dürüst olması olduğunu öğreniyor.

ÜRETKEN İLETİŞİM

DİNLEMEK

Bu insan, başkalarını anlama konusunda güçlü bir yeteneğe sahip olmasına karşın, çoğu kez diğer kişinin söylediği şeyi gerçekten dinlemez. Onun kafası önceden

saptanmış kendi bakış açısını paylaşmaya ya da diğer kişinin onun hakkında ne düşünmesini istediğine öylesine takılıdır ki, gerçek bir iletişim ya da karşılıklı gelişme olmaz.

Yay Kuzey Düğümü insanı sohbetlerinde daha çok dinginlik Gerçeği fikirlerin karşılıklı paylaşımı yoluyla bulmak için daha güçlü bir arzu geliştirmelidir. Bu süreçte o kendi gerçeğini aklında tutarken, aynı zamanda, başkalarının sözlerinin doğru ve yerinde olmasına ilişkin sezgisine de kulak verecektir. O birçok yaşamını öğretmen ve yorumcu olarak geçirmiş olduğundan, insanların kullandıkları sözcükleri aşırı derecede "tam olarak" dinleme eğilimindedir. Bu enkarnasyonda, sözleri iki kulağıyla birden dinlemek yerine, bir kulakla dinlemesi ve diğer kulağıyla da kendi sezgisini dinlemesi onun için daha iyi olur. O mantığından çok sezgisiyle dinlediğinde, söyleneni gerçekten anlayacak ve başkalarıyla ruhen besleyici biruyum yaratabilecektir.

BAŞKALARININ GERÇEĞİNİ DUYMAK

Bu insan, kendi kişisel gerçeğini tanımlamakta zorlandığından, başkalarının da aynı sorunu olduğunu varsayar. Ama durum böyle değildir. O, başkalarının kendi güdüleri, arzuları, merakları ve değerleri hakkında söylediklerinin genellikle doğru olduğunu kabul etmeyi öğreniyor. Gerçek iletişim, mantığı aşıp diğer kişinin sunduğu gerçeğe ulaşmaya gönüllü olmayı gerektirir. Yay Kuzey Düğümü insanının, sohbeti onun daha yüksek bir gerçeğin ortaya çıkmasına vasıta olmasına izin vermek yerine önceden tahmin edilebilir sözleri paylaşmaya indirgeme eğilimi ilişkilerde yanlış anlamaya neden olabilir.

Güdü her şeydir. Eğer bu insanın güdüsü dinlemek ve sözcüklerin alışverişiyle Gerçeğe yaklaşmaksa, hem o hem de diğer kişi kazanacaktır. Onun güdüsü zeki görünmek ve zihinsel üstünlük göstermek olduğunda, spontaneliği dikkatsizliğe, acı verici yanlış anlamalara ve kaçırılmış fırsatlara yol açar.

Çözüm Bulmak

Yay Kuzey Düğümü insanı başkalarıyla etkileşimlerini, sonu gelmez bir malumat akışına girme zamanı olarak değil, sorunlarına "daha yüksek çözümler" bulma fırsatları olarak görmelidir. Sorular ve merak onun işine yaramaz. O zaten çok fazla seçenek görür. O, soru sorma arzusunu bırakmak ve sezgisel sürecinin ona gösterdiğine açık olmalıdır. Sezgisel düzeyde o çok parlaktır. En yakın dostluklarda bile yanlış anlamalar olabilir. Eğer Yay Kuzey Düğümü insanı incinmelerini ve korkularını dürüstçe, açıkça ve hemen iletmezse, olumsuz düşünceler "için için kaynayacaktır." Zamanla, bu "saklı tutulanlar" birikir ve ilişki bozulur. Bu yolla, bu insan onu bir ömür boyu ruhen besleyebilecek olan dostlukları yitirir. Ama eğer o ne hissettiğini ve düşündüğünü açıkça iletirse, dostu onu kabul etme, daha iyi anlama ve daha destekleyici olma şansını bulur. Böylece, o engel daha derin bir ittifakın oluşmasının bir yolu olabilir.

Bu insan, en iyi çözümlerin iki insanın fikirlerinin harmanlanmasından her ikisinin de tek başına erişemeyeceği daha yüksek bir algıdan kaynaklandığını öğreniyor. Gerçek, kişisel bir görüş değil, bir enerjidir; "haklı" olmak için birbiriyle mücadele eden iki kavramla ona erişilemez. Gerçeğin enerjisine, birbirlerinin fikirlerine açık

olan ve Gerçeği birlikte bulmak isteyen iki insan vasıtasıyla erişilir.

Sosyal Durumlar

Görgü Kuralları

Toplum içinde geçen birçok enkarnasyondan ötürü, Yay Kuzey Düğümü insanı başkalarının görüşlerine karşı aşırı duyarlı ve her şeyi sosyal olarak kabul edilebilir bir biçimde yapmaya aşırı bağlı hale gelmiştir. O "iyi davranış biçimleri"ne aşırı önem verir ve nezaket, saygı ve ölçülülük gibi sosyal inceliklere hep özen gösterir. Bu yüzden o, başkaları kaba saba davrandıklarında ya da genel olarak görgü kurallarına uymadıklarında, şaşırır.

Her birimizin karmik bir geçmişi vardır ve yalnızca Yay Kuzey Düğümü insanı pek çok yaşamını toplumun kurallarını öğrenerek geçirmiştir. O, insanları sosyal inceliklerden yoksun oldukları için suçlamak yerine, onların bir bütün olarak toplumu destekleyici biçimde etkileşimde bulunmayı öğrenmelerine yardımcı olabilir. Bu onun paylaşması gereken bir yetenektir.

Örneğin, bu insan hiç kimseyi ona "hayır" demek zorunda kalacağı bir duruma sokmak istemez o kibar olmak ve etkileşimi dostça sürdürmek ister. Başkalarının nasıl düşündüklerinin farkındadır ve bir fikri sunmak için doğru zamanlamayı keskin bir biçimde hisseder. Bu yüzden, insanlar onu "hayır" demek zorunda kaldığı zor bir pozisyona soktuklarında, o buna şaşırır. Başkaları onu bu pozisyona soktuklarında, o bunun maksatlı olduğunu ve haksızlık olduğunu düşünür. Aslında, diğer insanlar birisini zor bir duruma soktuklarının farkında değildirler.

Yay Kuzey Düğümü insanı başkalarının düşüncelerinin o denli farkındadır ki, söylemiş ya da yapmış olduğu bir şeyin diğer kişiyi incittiğini sezer ve kendisini kötü hisseder. O iyi niyetli bir insandır ve kimseyi incitmek istemez. Ancak, onun kendi duygularını dikkate alması da önemlidir. O kendini tutar ve açık konuşmazsa,incinir. Ama o (incitici biçimde değil de, içten bir biçimde) açık konuştuğunda, kendisinin sorumluluğunu üstlenmiş olur. Ancak o zaman başkalarına yardım edecek bir pozisyonda olur.

BAŞKALARI NE DÜŞÜNÜR

Yay Kuzey Düğümü insanı sosyal durumlarda güvensiz olabilir. Esasen, bunun nedeni başkalarının onun hakkında ne düşündükleri konusunda aşırı duyarlı olmasıdır. O, tek başına zaman geçirmiş olmasından ötürü, başlangıçta kendisini içsel olarak sakin ve mutlu hissedebilir. Sonra, bir etkileşim gecesinin ardından, kafası diğerlerinin söyledikleri sözlerle, o sözlerle ne demek istedikleriyle, kendisine nasıl davrandıklarıyla ilgili düşüncelerle dolu olarak eve döner. Savunma olarak, diğerlerinin onu nasıl gördükleriyle ilgili düşüncelerine dayanan katı yargılar oluşturur ve sonra içine kapanır, geri çekilir ve bir daha dışarı çıkmamaya karar verir. Bu insan, zihninin aşırı uyarılmasına izin verdiğinde, sosyal etkileşimler onun için incitici olabilir.

Örneğin, bu düğümsel grupta bulunan ve bana bir şeyin onu rahatsız ettiğini söyleyen bir müşterim vardı. Bu hanım her gün bürosuna yakın bir kafeye gidiyor,

bir fincan sıcak su ısmarlıyor ve karşılığında beş sent ödüyordu. Sindirim sistemi hassas olduğundan, o yalnızca sıcak su içmeyi yeğliyordu. Her gün, aynı garson kız ona, müşterimin aşağılayıcı olarak yorumladığı bir bakış atıyordu. En sonunda müşterim ona şöyle dedi: "Siparişimle ilgili bir sorunun mu var? Onun seni rahatsız ettiği izlenimine kapıldım ve bilmeni isterim ki sıcak sudan başka bir şey içemiyorum, bu yüzden ısmarlayabileceğim tek şey bu." Kız ise candan bir gülümsemeyle şöyle dedi: "Bununla ilgili hiçbir sorunum yok!" Ve böylece müşterimin içi rahat etti.

Yay Kuzey Düğümü insanı bu durumlarda en nihayet iletişim kurduğunda, alınmış olduğu şeyin aslında diğer kişinin ruh halinin ve başkalarını nasıl etkilediğini fark etmemesinin bir yansıması olduğunu görebilir. Diğer kişinin davranışı onu etkilemiyormuş gibi davranmak, ya da duyarlılığı yüzünden insanlardan kaçmak yerine, bu insan, dürüstlüğünü korumasını sağlayacak açık sözlü bir yaklaşımda bulunmalıdır. İncinebilirliğini kabul ve tasdik etme sürecinde, o başkalarının düşünceleri tarafından incitilemez hale gelir.

Perspektif Kazanmak

Yay Kuzey Düğümü insanı durumları herkesin bakış açısından görebilmekten gurur duyar ama bunu yapmak onu çıldırtır. O anbean başkalarının onu nasıl gördüklerinin o denli farkındadır ki, kendisini kapatır, çünkü kendisini aşırı savunmasız, incinebilir hisseder. O açık görünmesine karşın, başkaları tarafından yargılanma korkusundan ötürü, çoğu zaman gerçekte "kapalı"dır.

Bu insan içinde bulunduğu durumdan geri çekilmeli ve genel tablonun farkında olmalıdır. Bir kez perspektif kazandığında, o diğer kişiye kendisini daha iyi hissetmesini sağlayacak bir şey söylemek için sözcüklerle ilgili gücünü kullanabilir. Örneğin, geri çekilerek ve kafedeki garsonun ne kadar baskı altında olduğunu anlayarak, müşterim, "Sanırım öğle saatlerinde burada işler epey yoğun," diyerek garson kızın halinden anladığını gösterebilir ve kızın aradığı uyumlu ilişkiyi oluşturabilirdi.

Hiç kimse zihinsel hafiflik, rahatlık ve bir kabullenilme hissi yansıtmakta bu insandan daha donanımlı değildir. Ve o bunu o anda bir tek kişiye yaptığında, bu yalnızca ona değil, tüm gezegene yararlı olur. O geçmiş yaşamlarda iletişim güçlerini komşularına yardım etmek için kullanmıştır. Bu onun ilgi alanlarını yakın çevresindekilerle sınırlaması gereken bir yaşam değildir. O, yolunun üzerine her kim çıkarsa onda olumlu bir zihinsel tutum oluşturmak için buradadır.

SÖZCÜKLERE KARŞI ANLAM

Yay Kuzey Düğümü insanı çoğu zaman sözcükler ve iletişimle ilgili olarak zorlandığını düşünür. Aslında, o çok iyi iletir; ama çoğu kez mücadele ettiğini hisseder. O, sözcükleri çok doğru kullandığından ve diğer kişinin düşünce yapısının çok farkında olduğundan, hem diğer kişinin dilinde konuşacak doğru sözcüğü bulmak, hem de ne demek istediğini tam olarak iletmek ister. Kuşkusuz, basit bir sohbet sürecinde böyle zihinsel jimnastiklerden geçmek bir mücadele olabilir.

Bu insan, çoğu kişinin daha az kesinlikle, daha az dikkatle iletişimde bulunduğunu

bilmez. Başkalarının zihinleri sözcüklerle daha az meşguldür, onlar daha çok kendi içlerinde olanı ifade etme çabası içindedirler. Ama sözcükler meselesi Yay Kuzey Düğümü insanı için önemlidir. O, başkalarının sözcüklerini çok dikkatle dinleme ve anlamı kaçırma eğilimindedir. Hatta diğer kişinin sözünü kesmeyi ve onu düzeltmeyi sürdürebilir, bu da onun diğer kişinin ne demek istediğini kavrayamamasına ve o kişinin düş kırıklığına uğramasına neden olur! O, diğer kişinin sözcüklerini değiştirerek onu kızdırmaya çalışmamaktadır; sadece, iletişim kurmaya çalışmaktadır.

Bazen, bu insan diğer kişinin kullanmış olduğu bir sözcüğe takılarak asıl konudan ayrılır: "Bu kişi 'gerçek' demekle neyi kastediyor?" diye düşünür ve "gerçeğin" onun için ne anlama geldiği hakkında konuşur da konuşur. Bir sözcük onu "durdurduğunda," o diğer kişiye o sözcükle neyi kastettiğini sormalıdır. Bu, onun diğer kişiye uyumlanmasına ve belirli sözcüklere bağlılığı bırakmasına yardımcı olur. Yay Kuzey Düğümü insanı genelde son derece zekidir, ancak, sözcüklere bağlılığı onun zekâsını engelleyebilir ve sohbetin bir yerde saplanıp kalmasına neden olabilir. O, sözcüklerin ötesini, söylenen şeyin anlamını görmelidir.

HEDEFLER

DENGELİ BİR YAŞAM YARATMAK GÜVENMEK VE AYIRT ETMEK

Yay Kuzey Düğümü insanı kendisine ve neyin "doğru" olduğuyla ilgili içsel bilgisine güvenmeyi öğreniyor. Onunki mantıksız türde bir biliştir bir durumun gerçeği hakkında sezgisel bir biliştir. O, mantıksız olduğundan, bu insan vardığı sonuçları çoğunlukla sorgular ve karar verme yeteneği felce uğrar. Ama o mantığa durumun doğru bir göstergesi olarak güvendiğinde, genellikle kaybeder. İçsel bilgisine güvendiği sürece, genellikle kazanır.

Bu insan, yaptığı her hamleye başkalarının nasıl tepki göstereceklerini düşünüp kaygılanır. O, sezgisel bilişini atlayıp geçerek, herkesi hoşnut etmek için ne yapması "gerektiğini" düşünür. Bu yaşamda onun yapması gereken şey, hissettiği şeye bağlı kalmak ve o ilk bilişe uygun biçimde davranmaktır. Bir kez o bir karar verdiğinde, diğer insanlar onunla uyum içine girer, ona destek ve güç verirler bu, bu kadar basittir! Onun o kadar karmaşık bir zihni vardır ki, mantığına karşı koymak ve onun yerine, sezgisinin sadeliğine güvenmek onun için çok zor olabilir.

Yay Kuzey Düğümü insanı, güçlü bir biçimde, başkalarına yardım etmeye güdülenmiştir. Ama o bu enkarnasyonda yapabileceği en iyi yardımın, ona sezgisel olarak verilmiş olanı başkalarıyla paylaşmak olduğunu anlamalıdır. Bunu yaparken, o sezgi yeteneğine saf bir kanal olmalı, egosunu devreden çıkarmalı (ve sonradan fikir yürütmeyi bırakmalıdır). Güdüsü saf olduğu sürece, bu insan her durumda içsel bilişine güvenebilir.

Diğer kişinin güdüsünü ayırt etmesi, Yay Kuzey Düğümü insanının başka bir kişinin bakış açısına ne zaman açık olacağını ve ne zaman ihtiyatlı olacağını bilmesine yardımcı olacaktır. Diğer kişinin gereksinimleri ve arzuları nelerdir? O kişi için hayatta önemli olan nedir? Örneğin, eğer o kişi toplumsal imajı (komşularındandaha çok paraya ya da mala sahip olmayı veya akranlarının onayını kazanmayı) önemsiyorsa, o zaman onun tüm fikirleri, maddi dünyada nasıl başarılı olunacağıyla

ilgili algısını yansıtacaktır. Eğer bu insanın değerleri farklıysa, o diğer kişinin "gerçek"le ilgili fikirlerinden pek yararlanamayabilir.
Bu insan şöyle de sormalıdır: "Bu kişinin benimle ilgili güdüsü nedir? O, yardımcı ve destekleyici olmak mı istiyor, yoksa sadece kendi fikirleri için bir yankı levhası mı arıyor?" Yay Kuzey Düğümü insanı sezgisine kulak verdiğinde, diğer kişinin güdüsünü hissedebilir: Eğer bu güdü yardım etmek ve desteklemek ise, o zaman diğer kişinin gerçeğinin ona ulaşmasına izin vermesi bu insanın yararınadır.

DÜRÜSTLÜK

Dürüst bir yaşam yaşamanın mutlak gerekliliği Yay Kuzey Düğümü insanı için zor bir ders olabilir. O tüm bakış açılarını görerek kendi pozisyonunu haklı çıkarmaya o denli alışıktır ki, kendi varlığının gerçeğiyle uyum içine girmenin ve sonuçları ne olursa olsun, o merkezden hareket etmenin dürüstlüğünü gözden kaçırmak onun için kolaydır. Çünkü bu insan, çoğunlukla, istediklerini "iyi" olarak, ince bir nezaketle davranarak ve insanların duymak istedikleri şeyi söyleyerek elde eder.

Ancak, yaşamının güçlü olması için, o kendisini ahlaklılık prensibine uygun yaşamaya adamalıdır. Nasıl bir insan yerçekimi yasasını çiğnemeye kalkıştığında yere düşürse, bu insan da ruhsal yasaları çiğnemeye kalkıştığında bunun acı verici sonuçlarına katlanmak zorunda kalır. Bu yüzden, bu dünyevi katta işleyen ruhsal yasaları tanımak ve onlara direnmek yerine onlarla işbirliği yapmak onun yararınadır.

Yay Kuzey Düğümü insanı yalan söylemenin sonucunun her zaman yıkıcı olduğunu da öğreniyor. Yalanlar geçici olarak işe yarar görünebilir ya da zor bir durumu statükoya uydururlar ama bu yalnızca gerçeğe dayanan bir sonuçla karşılaşmayı erteler. Bu erteleme, kötüye giden bir durumun dönüşü olmayan noktayı aşmasına bile neden olabilir. Her türlü durumda altta yatan gerçek daima değişimin, gelişimin ve daha büyük canlılığın anahtarıdır ve bu doğal uygunluğu ayırt etmenin tek yoludur.

Yay Kuzey Düğümü insanı, en sıradan düzeyde bile, her türlü yalanın daha yüksek, evrensel bir yasanın çiğnenişini temsil ettiğini keşfediyor, Eninde sonunda, yalan söylemek insanın kendi doğasını berrak biçimde görememesiyle, başkalarına güvenememesiyle, yalnızlıkla ve endişeyle sonuçlanır. Yalanların sağladığı "geçici çare" doğru bir çözüm içermez, onun yerine, daha çok yalana, daha çok karışıklığa ve kişisel gücün azalmasına yol açar. Öte yandan, sevgi, dürüstlük ve şefkatle konuşmak diğer kişinin kendisini açmasını ve söyleneni kabul etmesini sağlar, her iki kişiyi kendileri olacak şekilde güçlendirir ve bu onları daha da yakın bir ilişkiye götürür.

Hizmet edebileceği her yerde hizmet etmek bu düğümsel gruptaki bir sevgi niteliğidir. Bu insan aynı anda pek çok bilgiyi kullanmaya ve pek çok şey yapmaya muktedirdir, böylece o herkes için işlerin pürüzsüzce yürümesini sağlayan çarkın bir dişlisi haline gelir. O yardım etme arzusunu, duyduğu tüm diğer seslerden çok, kendi içindeki sese sadık kalmaya odaklamalıdır. Bir kez daha, herkes ne düşünecek diye kaygılanmayı bırakmalı ve doğru olduğunu bildiği şeyi yapmalıdır. Bir örnek oluşturarak, Yüce Bir Gücü kendi içinden geldiği gibi ifade ederek, o başkalarına daha derin bir biçimde hizmet eder. Günlük yaşama gerçeği katmak Yay Kuzey

Düğümü insanının öğrenmekte olduğu anahtar bir derstir ve o öğrendikçe, öğretir.

Doğru olduğunu hissettiği şeyi açıkça ilettiğinde, o arınamayabileceği, ama doğru olduğunu hissettiği daha büyük bir tabloya uygun davranıyor olur. Deneyim ona, bir kez o benimsediği görüşü savunduğunda, başkalarının beklendiği gibi tepki vermediklerini göstermiştir. Bu yüzden, o kendi gerçeğini söylemenin gücü ve korumasıyla uyum içine girebilir doğru olduğunu hissettiği şeyin sözcüsü olabilir ve bunun sonucunda çevresinde olayların nasıl geliştiğini görebilir. O bu iman atlayışını yapmanın yaşamına daha çok serüven katacağını görecektir!

Ruhsal Yol

Bu insan, birçok yaşamı her şeyi birçok farklı bakış açısından görerek geçirmiş olduğundan, çoğunlukla, toy ve kısa görüşlüdür, eylemlerinin sonuçlarını görmek için yeterince uzağa bakmaz. O kendisini, ruhsal olarak boş hisseder: Başkalarının sahipmiş gibi göründükleri sevinç, iman ve özden yoksun olduğunu hisseder. Buenkarnasyonda, Yay Kuzey Düğümü insanının başlıca işi ruhsallığıyla bağ kurmak ve ruhsal yolda yürümektir.

Ruhsallığıyla yeniden bağ kurmak için, o dürüstlüğü, ahlaklılığı sürdürmeye ve sözünde durmaya çalışmalıdır kendi amacına göre etkilemenin ve hilekârlığın çekiciliğine kapılmak yerine, Gerçeğe sadık olmalıdır. O ruhsal yoldan yürüdüğünde ve günlük yaşamında Gerçeğe ve dürüstlüğe güvenip onun prensiplerine uyduğunda, tüm dünya ona açılır ve o kendisini gerçekten mutlu eden şeyleri çeker.

VİCDAN

Yay Kuzey Düğümü insanı her şeyi bir bakış açısı olarak görür ve bu yüzden dürüstlüğü bir mutlak olarak saymama eğilimindedir. Eğer o bir başkasının zarara uğraması pahasına kişisel bir kazanç elde etmek için bir şey yapmayı düşünürse, vicdanı onu uyaracaktır: "Hayır, bunu yapma. Bu doğru değil." Ama sonra o davranışını haklı göstermek için mantık kullanabilir: "Bunu yapmak doğru değilmiş gibi geliyor. Ama eğer yapmazsam, şu ya da bu şey vuku bulabilir. Ve bu gerçekten o kadar da kötü bir şey değil." Durumu birçok farklı bakış açısından değerlendirerek, o doğru olan görüşü gözden kaybeder ve sonunda kendi çıkarına dayanan bir kararı haklı çıkarır.

Gerçek, bir bakış açısı değildir; eğer Yay Kuzey Düğümü insanı vicdanının sesine aykırı davranırsa, daima kaybeder. O kendi ruhsallığıyla bağlantıyı yitirir çünkü verdiği kötü karar aradığı eserlik duygusuna kapıyı kapatır. O kendisini beklenmedik bir maddi kayba da maruz bırakır, çünkü durum daha ileride geri de tepebilir. Eğer o günlük yaşamında dürüstçe yaşamıyorsa, ruhsal huzurun yararlarını elde etmeyibekleyemez.

Bu insan, vicdanına karşı gelerek başkalarını soyduğunda, kendisini ilahi korumadan yoksun bırakır. O, Doğru Hareketi seçmeyerek Işığa sırt çevirdiğinde, kendisini olumsuz enerjinin tezahürlerine açar. Görünüşte, yapmış olduğu şeyle ilişkili olmayan olumsuz şeyler onun yaşamını etkilemeye başlar. O beklenmedik parasal kayıplarla, ihanetlerle karşılaşabilir, hatta alenen rezil olabilir; acil durumlar ve krizler birbirini izler. Vicdanının sesini duymazdan gelmenin diğer geri tepmeleri

genel bir huzursuzluk ve endişedir "her şey yolunda değil" duygusudur.

Bu insanın tek kurtuluşu, ruhsal yoluna geri dönmek ve en derin düzeyde vicdanının ve sezgisinin sesini dinlemektir. Onun, yüzeysellik dünyasından kopmak ve ahlaki ve ruhsal gücüne yeniden sahip çıkmak için, Gerçeğe sadakat göstermesi çok önemlidir. O, kişisel yaşamında Gerçek ve Dürüstlük prensiplerini sürekli olarak uyguladığında, aradığı iç huzurunu kazanır. Doğru Hareketi arzuladığı sonuçlara tercih ettiğinde, kendisini yaşamın sunacağı en büyük armağanları almaya layık kılar.

Sözünde Durmak

Bu insan birçok yaşamını ona geçici olarak yarar sağlayan kararlar vererek geçirdiğinden, kısa görüşlü bir bakışa alışıktır. Oysa sözünde durmak her ne olursa olsun sözünü yerine getirmek ahlaki gücü geliştirir ve o da insanı huzura ve sevince kavuşturur. Bu insan, davranışını haklı çıkaran alternatif bir perspektif görerek,kendisini sözünü tutmamaya kolayca ikna edebilir.

Sözünde durmak, yıkıcı ya da cansızlaştırıcı hale gelmiş bir şeye (bir işe, bir ilişkiye, vb.) bağlı kalmak anlamına gelmez. Sözünde durmak, insanın kendi niyetleriyle ilgili olarak açık sözlü olması ve eğer durum değişirse, diğer kişiye bunu dürüstçe iletmesi anlamına gelir. Esasen, bu insanın kendisini dürüstlüğüne adamasıdır insanın kendisini Gerçeğe adamasıdır.

Yay Kuzey Düğümü insanı sözünü tutmayı öğreniyor. Eğer o bir şeyi yapmaya ya da belli bir saatte bir yerde olmaya söz verirse, sanki yaşamı buna bağlıymış gibi sözüne sadık olmalıdır. Bir bakıma, yaşamı buna bağlıdır da. O sözünü yüzde yüz tuttuğunda, sözü güç kazanır. Dürüstlüğün herhangi bir biçimde ihlali onun sözünün gücünü yitirmesine ve evrenin desteğini geri çekmesine neden olur. Eğer o verdiği sözleri her zaman tutarsa (ya da bunu yapamayacağını önceden bildirirse), başkaları onunla uyum içine girecek ve onun aradığı şeyleri destekleyeceklerdir. Bu insan sadakatin gücünü öğreniyor. Bu basittir: Onun sevinci ve huzuru düz ve dar yolda yürümekte yatar.

REHBERLİĞE UYUMLANMAK

Dürtüsel Davranmaya Karşı Spontanelik

Yay Kuzey Düğümü insanı en çok içsel tepkilerine uygun davrandığında başarılı olur. Örneğin, dışsal çevre ona hakkında karar alması gereken bir şey sunduğunda, onun içsel bilişi hemen "evet" ya da "hayır" diyecektir. O böyle yönlendirildiğini her zaman fark etmez, ama onun Rehberleri'yle kendi kişiselleşmiş Yüce Güç duygusuyla özel bir bağlantısı vardır ve bu bağlantı ona izleyeceği yönü açıkça gösterir. Bazen o böyle bir rehberlikten yoksun olduğunu hisseder, ama aslında o bunun önünü kesmektedir. O, zihnini susturduğunda, uyumlandığında ve yanıtı dinlediğinde, rehberliği daima bulur.

Serüveninde yol boyunca, ruhsal gerçekler ve içgörüler onun içine doğacaktır ve o

bunları günlük yaşamında uygulamaya başlamalıdır. Onun yolu pek mantık sergilemeyebilir ve o bazen, önceden plânlanmış bir rota olmadan rehberliğini izlemenin aptalca olduğunu düşünebilir. Bazen bu rehberlik onun beklenmedik bir yöne gitmesine ve önceden tahmin edemeyeceği bir serüven yaşamasına neden olabilir ama o bunu izlediğinde, kazanır.

Bu insan dürtüsel davranmayı spontane davranmaktan ayırt etmeyi öğreniyor. O dürtüsel davrandığında kaybeder. Onun için, dürtüsel davranmak bir saplantı olabilir. O zihninin özellikle bir durumun nasıl sonuçlanacağına dair korkularıyla ilgili olarak aşırı hızlı çalışmasına izin verdiğinde, iç huzurunu yeniden kazanmak için bir şeyler yapmak zorunda olduğunu hisseder. Ama burada, güdü sonucu belirler. O, istediği şeyi elde edebilmek için diğer kişinin bakış açısını değiştirmeye çalıştığında, dürtüsel davranışı onun için daha az güvenlikle sonuçlanır.

Öte yandan, spontanelik saplantının yokluğudur bu düşünmeden davranmakta özgür olmak anlamına gelir. Spontanelik Gerçek'le uyum içindedir; onun ardında "kendi amacına göre etkileme" yoktur. Spontane insanlar korku, ego ilişkisi, ya da onları yöneten bilinçli bir güdü olmadan o andaki gerçeklerini paylaşırlar. Yay Kuzey Düğümü insanı bir duruma bu şekilde karşılık verdiğinde, daima doğru hareket eder ya da en yüksek hayrına olacak sözleri söyler. Ayrıca, hareketin herhangi gizli bir gündem tarafından yönetilmediğini bildiğinden, o iç huzuru kazanır. Güdüsünün saflığından ötürü, uzun vadeli sonuçların ilgili herkesin en yüksek hayrına olacağına güvenebilir.

Ruhsal Bağlantı

Geçmiş yaşamlarda, bu insan "toplumsal zihin"e düşünüşünün ona toplumda yaşamını nasıl sürdürebileceğini söyleyen bölümüne güvenir hale geldi. Birçok geçmiş yaşamda kendisini başkalarının düşünce yapılarında kaybettiğinden, o bu enkarnasyona kendi fikirlerinin neler olduğunu bilmeden geldi. Bir bakıma, bu yararlıdır. Onun önyargılı inançları yoktur, bundan dolayı yüksek ya da sezgisel zihninden gelen fikirlere açıktır. Ancak, o bu ruhsal rehberlik yeteneğine güvenmeye hiç alışık değildir.

Bu enkarnasyonda, onun, eğer isterse başkalarına profesyonel olarak bile yardım edebileceği harika psişik ve sezgisel yetenekleri vardır. O Gerçeğin doğal bir kanalıdır. Tarot kartlarını okuma konusunda emsalsiz olabilir. Kartlardaki resimlerin "his" mesajları bu insanın doğal zihinsel akıcılığıyla birleştiğinde, bu onun ve başkalarının yaşama yeni, yaratıcı biçimlerde bakmalarına yardımcı olabilir. Yay Kuzey Düğümü insanı, ruhsal Rehberlerine doğrudan erişme yeteneğine de sahiptir. O, "Tamam, benim istediğim budur" dediğinde ve belirlenmiş hedefini izlemeye başladığında, artık "doğru yolda" olur. Onun işi, içsel rehberliğinin kendisini dosdoğru hedefine götürmesine izin vermektir. Örneğin, o aktif bir sosyal yaşam ve mutlu bir romantik ilişki istediğine karar verebilir ve sonra bir arkadaşı ona şöyle der: "Cumartesi akşamı bir partiye gitmek ister misin?" Eğer onun enerjisi yükselirse, bu Rehberleri'nin ona "partiye gitmesinin onu hedefine yaklaştıracağını" söyleme biçimidir.

Ama sonra, bu insan fikir yürütmeye başlar: "Beni davet eden insanlar romantik adaylar olmayan kişileri davet edeceklerdir. Ve başka bir arkadaşım beni Cumartesi

akşamı bir sinemaya davet etti. Hem, öbür davet için uygun bir giysim yok, eğer orada birisiyle tanışsam bile, iyi görünmeyeceğim için bu bir sonuç vermeyecektir." Bu karmaşık zihinsel jimnastiklerden sonra, o partiye gitmez. Daha sonra şöyle yakınır: "Ben istediğim şeyi hiçbir zaman elde edemiyorum!" Bu insan için, sonradan fikir yürütmek "nasıl kaybederim"e eşittir.

Ruhu spontane biçimde yükseldiğinde, onun işi zihni ne derse desin o yükselme hissini, o sezgisel "Evet'i izlemektir. Eğer o bu mutluluk hissini izlerse, o yolun nereye götüreceğini görmek bir serüvendir. Bu şekilde, o Rehberleri'nin onun hayallerini gerçekleştirmesine yardım etmelerine izin verir.

Yay Kuzey Düğümü insanı Rehberler ve Melekler ile çevrilidir. Bu onun için bir "kendi işini kendin yap" enkarnasyonu değildir. Bu yüksek bilgi ve rehberlik ona sezgisel olarak aktarılır, bu yüzden bu enkarnasyonda mantıksız olmak bilinçli zihinden çok "hisler"e güvenmek onun için tamamen uygundur.

Yay Kuzey Düğümü insanı başkalarının ne düşündüklerini düşünmeye o kadar çok zaman harcar ki, o esas biçare Rehberleri ve onların neler hissettikleri konusunda tasalanmalıdır! Rehberlerinin işi bu insanı onu mutlu edecek şeye yönlendirmektir ve o bu rehberliği geçersiz kılmayı sürdürür. Rehberler onun görebildiğinden çok daha uzağı görür, her şeyi düzenlemek için her çareye başvururlar ama sonra bu insan, Rehberleri'nin ona verdiği mutluluk hissi yerine, mantığı izlemeye başlar! Eğer o sezgilerine uygun davranmazsa, Rehberleri ona istediği şeyi veremezler. Ama bu çok kolay olabilirdi: Onun yapması gereken tüm şey kendi serüven duygusunu ve sezgisel bilişini izlemektir ve mutluluk onu bulacaktır.

İYİLEŞTİRİCİ TEM ŞARKI

Müziğin riskler almamızı duygusal olarak destekleme konusunda eşsiz bir gücü olduğundan, her düğümsel grup için, onun enerjisini olumlu bir biçimde değiştirmesine yardımcı olmak amacıyla iyileştirici bir şarkı yazdım.

GÜVENMEK

Bu şarkının sözleri, Yay Kuzey Düğümü insanının güvenini güçlendirmeyi ve onun bilinçaltını, zihinsel süreci yerine, içsel bilişini izlemek için gerekli iman atlayışını yapmaya teşvik etmeyi amaçlayan bir mesaj vermektedir. Bir kez o kendisini çevreleyen ruhsal güçlere güvenmeyi öğrendiğinde, aradığı iç huzuruna da kavuşacaktır.

Seçilmiş şarkı sözleri:

Şimdi artık buradayım ve bu hiç de o kadar zor değildi
Gördüğüm şey olmak, çünkü buna kalben inanıyordum
Ve bu sözcüklerden çok daha fazla bir şeydi ama ben üstüme düşeni yapmalıydım Dönüp geriye baktığımda şunu hatırlayabilirim ki, bunun en zor bölümü
Bütün Varlığım için bir riskti
O çok fazla güvenmeyi gerektirdi...

 

KUZEY AY DÜĞÜMÜ KOÇ BURCUNDA

Geliştirilecek Nitelikler

Bu alanlardaki çalışma gizli yeteneklerin ve becerilerin ortaya çıkmasına yardımcı olabilir.

• Bağımsızlık
• Kendinin farkında olmak
• Kendi itilimlerine güvenmek • Cesaret
• Yapıcı bencillik
• Aşırıya kaçmadan vermek
• Kendini ruhen beslemek

Geride Bırakılacak Eğilimler

Bu eğilimlerin etkisini azaltmaya çalışmak yaşamı daha kolay ve zevkli kılmaya yardımcı olabilir.

• Kendini başkalarının gözleriyle görmek
• Güçten düşürücü diğerkâmlık
• Bay ya da Bayan "İyi İnsan" olmak
• Haktanırlığa ve adalete saplantılı bağlılık • Ortak bağımlılık: Dışsal uyuma bağlılık

KAÇINILACAK TUZAK

Koç Kuzey Düğümü insanının farkında olması gereken Aşil’in topuğu, onun kafasını adalete saplantılı bir biçimde takmış olmasıdır. ("Hayatta kalmam herkesin bana adil davranmasına bağlıdır;" bu düşünce onun sağlam bir zemine basmadığını işaret etmelidir.) Bu insan çok verici bir yapıdadır, ama onun adalet ve mutlak haktanırlık gereksinimi dipsiz bir kuyudur. O, hiçbir karşılık alamayacağını bilse bile, kendisine rahat gelen bir noktanın ötesinde vermeyerek kendisine karşı "adil davranmaya" başlayabilir.

Koç Kuzey Düğümü insanının kaçınması gereken tuzak, ideal ve kendini adamış bir partner bulmak için bitmez bir arayışı sürdürmektir ("Mükemmel partneri bir bulabilsem, kendimi kendi içimde tamam hissedeceğim"). Onun aradığı tamlık duygusu yalnızca bireysel olarak kazanılabilir; o partner ne kadar harika olursa olsun, bu tamlık duygusu bir ilişkinin yan ürünü olmayacaktır. Sonuçta, o kendisi olabilme iznine sahip olabilmek için hiçbir zaman başkalarından yeterli onayı alamayacaktır. Bu noktada risk alıp, kendisi için anlamı olan faaliyetlerin peşine düşmelidir. İroni şu ki, bir kez bu insan kendi yönüne gittiğinde, onu destekleyecek uygun kişiler yaşamına çekilecektir.

BU İNSAN ASLINDA NE İSTER ?

Koç Kuzey Düğümü insanı aslında sevdiği bir partnerle birlikte mutluluğu, uyumu, haktanırlığı ve desteği deneyimlemek ister. Bunu elde edebilmek için onun önce

kendi kendisinin partneri olması gerekir. Kendisini tanıdığında, ona sevinç veren ve ruhen daha çok besleyen şeyleri yapmaya başlar, böylece kendisini güçlü, güvenli ve desteklenmiş hisseder. Kendisine karşı daha adil davrandıkça, aradığı denge ve adalet duygusunu hissedecektir. O, ancak o noktada iki bireyin de kendini güçkaybına uğramış hissetmeden eşit olarak paylaştıkları sağlıklı bir partnerlik kurabilir.

Yetenekler/ Meslek

Bu insan, başkalarının öğüt ve tavsiyeleri tarafından sınırlanmadan, "kendi işini" kendi itilimlerine göre yapabilmelidir. O lider, yenilikçi ve öncüdür. Onun, kendi içgüdülerini izleyebileceği bağımsızlığı sağlayan bir mesleğe ihtiyacı vardır. O, örneğin, cerrahlık, teknisyenlik ya da girişimcilik gibi, inisiyatif ve bağımsız hareket gerektiren mesleklerde başarılı olabilir.

O, geçmiş yaşamlardan gelen ve diğer kişinin bakış açısını görebilme ve adaleti sağlamak için diplomatça tartışıp anlaşma yeteneğine sahiptir. Başarılı olmak için, doğuştan gelen bu yeteneği kullanabilir. Ancak, arabuluculuğu nihai hedef olarak gören mesleklerde, tartışıp anlaşma yeteneğini kendi bağımsız hedeflerine ulaşmak için kullandığında olduğu kadar enerjik değildir.

İYİLEŞTİRİCİ ONAYLAMALAR

• "Kendime güvenip itilimlerimi izlediğimde, herkes kazanır."
• "Başkalarını destekleyebilmek için, önce kendimi ruhen nasıl besleyebileceğimi öğrenmeliyim."
• "Gerçekten kendim olarak başkalarına en iyi şekilde yardım edebilirim."
• "Her zaman iyi olmamak pekâlâdır."
• "Kendime karşı adil olmam bana bir denge ve güç duygusu sağlar."

KİŞİLİK

Koç Kuzey Düğümü insanı birçok geçmiş yaşamında başkalarını desteklemiştir ve bu konuda doğal bir yeteneğe sahiptir. O geçmiş enkarnasyonlarda ev kadını, sekreter, danışman ve yardımcı olmuştu. O, başkalarına enerji ve destek veren "sahne arkasındaki" kişiydi. O destek verirken tüm kimliğini, gücünü ve olumlu enerjisini aktarmış olduğundan, bu desteklediği kişileri daha büyük ve güçlü kılmıştı. Koç Kuzey Düğümü insanı "aile reisi" olarak da birçok yaşam geçirmiştir ve bu yüzden enerjisini yakın çevresinde bulunan insanlarla kaynaştırmaya alışıktır.

Başkalarını başarıyla desteklemek için, o muazzam bir farkındalık ve duyarlılık geliştirmişti. Onun araçları, diğer kişinin herhangi bir durumdan zaferle çıkmasını sağlayacak sevgi, güvence verme, yumuşak teşvik edici sözler ve güvendi. O, diğer kişiye odaklanırdı; her ne zaman partnerinin güvenden yoksun olduğunu ya da desteğe ihtiyaç duyduğunu görse, hemen onun yardımına koşardı bu insandan bir şey istenmesi gerekmezdi. O başkalarının gereksinimlerine karşı duyarlıdır ve kendi işini bırakıp onların yardımına koşar. Muazzam derecede sevecen ve cömert bir ruh geliştirmiştir. Vermeye, "takım oyuncusu" olmaya ve kendisini düşünmeden başkalarını desteklemeye alışmıştır.

Geçmiş yaşamlarında çok verici olmasına karşın, onun bir de gizli bir güdüsü vardı:

O bir takımın parçasıydı ve eğer partneri başarılı olursa, bu onun da yaşamını sürdürebilmesini sağlardı. Bu insan, partnerinin ruh halini uyumlu tutarak, partnerinin ona karşı iyi ve cömert davranmasını sağlıyordu. Böylece, tüm dikkatini partnerine verebilmek için kendi gereksinimlerine aldırış etmez olmuştu her şey partneri güçlü ve hoşnut tutmanın çevresinde merkezlenmişti.

Geçmiş yaşamlarda bu sistem çok iyi işledi, ama bu enkarnasyon bu şekilde işlemek üzere düzenlenmemiştir. Başkalarını destekleme sürecinde, bu insan kendi kimliğini yok etti. Bu enkarnasyonda onun kaderi kendi titreşimlerinin gücüyle temasa geçmektir. İşte bu yüzden, o açıkça yardım istemeden partnerinin onun gereksinimlerini karşılayacağına güvendiği her seferinde, düş kırıklığına uğrar. Aslında bu onun yararınadır, çünkü başka birine güvenip dayanması kendi gücüyle yaşayabilme yeteneğini deneyimlemesini engeller. Böylece şimdi o başkasını güçlendirmek için kendi kimliğini feda ettiğinde, kaybeder beklediği ödüller gelmez. Onun kendini yeniden keşfetmesinin zamanı gelmiştir.

KİMLİKSİZLİK

Koç Kuzey Düğümü insanı başkalarının kimliğini destekleyerek o kadar çok enkarnasyon geçirmiştir ki, bu enkarnasyonda onun bir kimlik duygusu yoktur. Enerjisel bir düzeyde, o bir kimlik duygusunun yalıtımından yoksundur. Bir bebek doğduğunda, onun aurasında "kimlik" denilen bir bant vardır ve diğer düğümsel gruplardaki insanlar bu banda sahiptirler. Bu bant başkalarının güçlü enerji alanlarına karşı bir kalkan görevi yapar. Bu bant sayesinde, insanlar birbirlerine zarar vermeden yoğun bir biçimde ilişki ve etkileşime girebilirler.

Örneğin, Billy yolda Sue ile karşılaşır ve ona yoğun bir enerjiyle, "Merhaba Sue!" der. Sue da aynı şekilde karşılık verir, onlar coşkuyla birbirlerini etkiler ve her ikisi de bir değişime uğramadan ayrılırlar. Ama eğer Billy bir Koç Kuzey Düğümü insanına rastlar ve aynı güçlü enerjiyle ona, "Merhaba Jim!" derse, Jim dağılır! O, tüm o enerji tarafından boğulduğunu hisseder. Koç Kuzey Düğümü insanı, aurasındaki "kimlik" bandının zayıflığından ötürü, başkalarına karşı çok duyarlıdır ve onların ruh hallerinden ve fikirlerinden kolayca etkilenir. O, özfarkındalığını güçlendirecek şeyleri yapmayı hatırlamalıdır.

Hatta bu insan başkalarının kimliklerini benimseme eğilimindedir. Genellikle, başkalarıyla kısa bir süre birlikte olsa bile, onların aksanlarını kolayca kapar ve farkında olmadan onların davranış ve ifade biçimlerini taklit eder. Uyum onun için o denli önemlidir ki, herkes için her şey olmaya çalışır. Başkalarına karşı açık ve kabullenir olmasının bir yan ürünü, içinde kolayca kıvılcımlanan muazzam sevgidir. Kendi kimliği zayıf olduğundan, başkalarıyla bir araya geldiğinde hemen bir bir'lik duygusu hisseder.

Bu enkarnasyonda, Koç Kuzey Düğümü insanı kendi kimlik duygusunu güçlendirme mücadelesiyle karşı karşıyadır. O önceden edinilmiş bir "benlik" fikrine sahip olmadığından, kendi içinde gerçek ve doğal olanı keşfetmeye açıktır. Bu masum bir süreçtir. Onun doğal itilimleri kimliğini onaylar ve kimliği eylemleriyle güçlenir. Bu insanın kendisini tanımak için yalnız geçireceği çok zamana ihtiyacı vardır. O kendisiyle konuşmak için her gün belli bir süre ayırmalıdır. Yapması gereken ilk şey, kendi başına kim olduğunu anlamaktır. Sonra başkalarıyla olan sınırlarını nasıl

koruyacağını öğrenebilir. Bu süreç yavaş yavaş oluşur. Kendini keşfetme işi aceleye gelmez, ama Koç Kuzey Düğümü insanı kendisine daha çok dikkat etmeye karar verdiğinde ilerleme kaydeder.

Sevecen Bir Ruh

Koç Kuzey Düğümü insanı, geçmiş yaşamlardan kalma muazzam bir sevgi birikimine sahiptir. O, ilişkileri bilir ve başkalarına yaptığı yardımların karşılığında çok takdir ve sevgi görmüştür. Tüm bu sevgi ondan çevreye yayılır ve karşılaştığı hemen herkese geçer.

O başkalarının yalnızca kaba yanlarını değil, sevecen niteliklerini de görebilir. Başkalarının gerçekte kim olduklarını algılar ve sonra bu gerçeği kutlar. Bu hal içinde kendisini tümüyle yükseklerde hisseder, çünkü diğer kişideki güzelliği, gücü, enerjiyi, ışığı ve yaşamı tam olarak takdir etmekte ve kutlamaktadır ve bu onun kendisini çok sevecen hissetmesini sağlar! Onun bu yaşamda başarması gereken şey, aynı güzelliği kendisinde de görmeye başlamaktır.

Bu insan, açık ve sevecen olmasına karşın, başkalarının onun alanına tecavüz etmelerine kızar. Bu durumda, "o kadar sevecen olmayan" yanı ortaya çıkmaya başlar, o zaman da suçluluk duyar. Oysa bu karanlık yan insanın deneyiminin bir parçasıdır. O kendisini keşfetmekte ve enerjisinin her iki yanını bütünleştirmeyi öğrenmektedir. Onun sevecen enerjisi hepimizin başına gelen kişilik ve ruh hali değişimlerinin arka perdesi haline gelir. Onun başarması gereken şey, kendi içinde merkezlenmiş kalabilmektir.

Koç Kuzey Düğümü insanının vermek isteme güdüsü doğrudur, ama kendisini tükenmiş hissettiği zaman verici olmaya çalıştığında, olsa olsa yüzeysel bir uyum yaratır. Aşırı derecede dışarıya odaklandığı, başkalarını takdir edip de kendisine değer vermediği her seferinde, "içindeki iblisler" onu tekrar kendisiyle temasa geçirmek için ortaya çıkarlar. Karanlık yanı ortaya çıktığında o başkalarıyla birlikte olmak istemez bu, olması gerektiğini hissettiği destekleyici, sevecen insanı yansıtmaz böylece, kendisini suçlu hisseder ve kendi başına kalır.

Aslında, onun içindeki karanlık yan ortaya çıktığında, bu iyi bir işarettir. Bu onun dikkat talep eden, ihmal edilmiş yanıdır. O kendi içine döndüğünde ve bilinçli olarak kendisini sevmeye, kendi güzelliğini fark etmeye ve kendisine özen göstermeye başladığında, iblisler de kaybolup gider. Böylece, Koç Kuzey Düğümü insanının, kendi üzerinde odaklanmak ve kendisini desteklemek için ne yapması gerektiğini anlamak için düzenli olarak zaman ayırması gerekir. Ondan sonra o başkalarıyla içsel bir güç ve uyum alanından etkileşime girebilir.

AŞIRI DUYARLILIK

Kendini Feda Etmeye Karşı Uyum

Birçok enkarnasyonu başkalarını destekleyerek geçirmiş olduğundan, Koç Kuzey Düğümü insanı başkalarının kimliklerine karşı devamlı açık olma hali geliştirmiştir. O her zaman diğer kişinin farkında kalmış ve o kişinin ruh halindeki en küçük mutsuzluğu ya da uyumsuzluğu sezebilmiştir. Partnerinin ruh halini mutlu tutmaya

odaklandığında, bu ruh halini paylaşmış ve kendisi de mutlu olmuştur.

Geçmiş yaşamlarda bunun işe yaramış olmasına karşın, bu enkarnasyonda başka bir kişinin mutluluğu bu insanda gerçek mutluluğu uyandırmaya yetmez. Onun "aküsünde" diğer kişiden gelecek "şarjı" tutacak kadar kişisel kimlik kalmamıştır. Bu enkarnasyonda derinlemesine mutlu olabilmek için, o kendi kimliğini geliştirmeye ve kendi aküsünü doldurmaya odaklanmalıdır.

Bu insan, huzuru korumak için ne gerekiyorsa onu söyleyerek başkalarını yatıştırma eğilimindedir. Bunu yaptığında, "iyi" davrandığını ve başkalarına hizmet ettiğini düşünür. Ama bu yalnızca geçici bir çözümdür; bu her iki bireyin kimliğine ve bütünlüğüne dayanan sağlam bir ilişkiye yol açacak daha kalıcı bir çözümü erteler.

Koç Kuzey Düğümü insanı başkalarını kuşatan atmosfere karşı o kadar duyarlıdır ki, ilişkilerinde "uyumlu bir atmosferi korumayı" odağı haline getirir. Onun kendisini hoşnut ve mutlu hissetmek için yaşamında uyuma ihtiyacı vardır, ama kişisel denge duygusunun başka bir kişiye bağlı olmasına izin verdiğinde başı derde girer. O zaman, diğer kişiyi onunla uyumlu kalmaya yönlendirmesi gerektiğini hisseder: "Eğer sen mutluysan, ben de mutluyum." Eğer diğer kişiyi, güçsüz olduğu yerde destekleyerek dengelerse, o kişinin sevinçle karşılık vereceğini düşünür. Diğer kişi uyumu sürdürmek için "kendi payına düşeni" yapmadığında, o şaşırır ve kendi payına düşeni yapanın yalnızca kendisi olduğunu düşünür. İlişkide uyumu korumak onun için tam günlük bir iş haline gelebilir.

Ama bu enkarnasyonda bu böyle işleyecek şekilde düzenlenmemiştir. Aslında, bu alışkanlık her iki partneri de tutsak edebilir: Diğer kişi özerkliğini yitirir ve uyum yaratması için Koç Kuzey Düğümlü kişiye bağımlı hale gelir ve Koç Kuzey Düğümlü kişi de, ödeyeceği bedel kişisel olarak neye mal olursa olsun, uyumu yaratma rolüne bağlanır. Ne yazık ki, bu yüzden, bu insan için ilişkiler külfetli ve sıkıcı bir hale gelebilir.

Onun yararına olan şey, kendisiyle ilişkisine dikkat etmesidir. Hangi faaliyetler kendi içsel uyum duygusunu geliştirir? Dengesi "bozuksa," içsel uyumunu yeniden kazanmak için kendi kendisine ne vermelidir? Bu insan Bay ya da Bayan İyi İnsan olmayı ister ve iyi insanlar başkalarını üzmezler. Bu "her ne pahasına olursa olsun uyum ve huzur" sendromu, kendi kendini yadsımaya götürebilir; bu da bir tür sahtekârlıktır. Onun güdüsü yalnızca sevgidir, ama dürüstlük olmadan sevgi içerlemeye yol açar.

Koç Kuzey Düğümü insanı o kadar çok enkarnasyonu başkalarının arzularını gerçekleştirmelerine yardım ederek geçirmiştir ki, "başkalarını desteklemeyi" çoğunlukla, "diğer kişinin istediği şeyi yapmak"la özdeşleştirir. Böylece, diğer kişinin gereksinimlerini karşılamak uğruna, kendisinin mutlu olmak için gereksindiği şeyi feda eder. Bu enkarnasyonda, o "desteklemenin" aslında ne olduğunu yeniden değerlendirmeyi öğreniyor. Verebileceğinden daha fazlasını vermek destekleyici bir tutum değildir. Bu insan başkalarına vermenin enerjisini sever, ama eğer kendisini rahat hissetme noktasının ötesinde verirse, diğer kişiyi gerçekten desteklemiyordur. Eğer içsel enerji yedeğini kullanmayı sürdürürse, "aküsünü" tüketir ve bundan hiç kimse kazançlı çıkmaz. Bu insan kendisine güvenmelidir. Verme konusunda içsel bir direniş hissettiğinde, bu geri çekilip kendisine özen göstermeye başlamasını

söyleyen bir işarettir.

Ayrı kimliğinin farkında olmaması ona yarar sağlamaz. O (ayrı bir varlık olarak diğer kişiye değil de) ilişkinin enerji alanına enerji yüklediğinde, bununla olsa olsa geçici bir uyum yaratır. Çünkü aslında orada olmayan bir şeye enerji yüklüyordur. Bir ilişki fiziksel realitede "mevcut" değildir bu, iki insan arasındaki bir enerji bağıdır ve iki insan değişik deneyimlere ve değişken ruh hallerine sahip olduklarından, bu enerji her zaman dalgalanır, değişir.

İlişkinin uyumlu olması, her iki partnerin güçlü ve kendi içinde huzurlu olmasına bağlıdır. Koç Kuzey Düğümü insanı, ilişkideki enerjiyi yönlendirerek, sürekli olarak "diğer kişiyi desteklemeye" çalıştığında kaybeder. Ancak, o direkt olarak diğer kişiyle meşgul olarak ve onun güçlü ve ayrı olmasını destekleyerek ilişkisinde bağımsızlığı ve bireyselliği teşvik ettiğinde, kazanır; çünkü diğer kişi de aynı şekilde karşılık verecek, onun bağımsızlığını ve bireyselliğini destekleyecektir.

Saklanmaya Karşı Katılma

Geçmişte Koç Kuzey Düğümü insanı hep "destekleyici kişi" olduğundan, içgüdüsel olarak başkalarının ruh hallerine açıktır. Ama bu enkarnasyonda, bu son derece tüketici olabilecek bir alışkanlıktır. O diğer kişiyle arasında bir sınıra sahipmiş gibi görünebilir, ama bu çok ince bir çizgidir. Gerçekte, o çok ortak bağımlı bir biçimde diğer kişinin enerji alanıyla birleşmiştir.

Bazen bu insan, sonunda kendisini tükenmiş hissedeceğini anlayarak, bu katılımdan kaçınır: Katılmış görünür, ama enerji düzeyinde kendi içinde kalır. Yine "merhaba" der ve nazik davranır, ama enerjiyle gerçekten birleşmiş değildir. Ancak, etkileşim dinamiklerinin tümüyle dışında kaldığında, sonradan kendisini öteki aşırı uçta bulur ve aşırı derecede heyecanlanır aşırı enerjiyle kendisini duvardan duvara vurur.

Bu insan için, tükenmek ve aşırı heyecanlanmak aynı paranın iki yüzü gibidir: Bu, o anda olup bitenle meşgul olmamaktır. O ya kendisinden çok verdiği için kendisini tükenmiş hisseder, ya da kendisinden çok az verip başkalarının enerjisini alt eder, böylece aşırı enerji yüklendiğini hisseder. Her iki tepki de kendi bedeninde bulunmamanın ve duruma ayrı bir kişi olarak anbean karşılık vermemenin bir yan ürünüdür. Denge, başkalarının enerjisini bilinçli olarak fark edip, bu enerji tarafından tüketilmemekte yatar. Koç Kuzey Düğümü insanının kendi gücüne bağlı kalması ve rahatlıkla katkıda bulunabileceği şeylerle temasta olması gerekir. Amaç, onun yeteneklerini özgürce paylaşması, hizmet etmesi ve gerçekte olduğundan daha çok ya da daha az olmaya çalışmadan, gönülden vermesidir.

Koç Kuzey Düğümü insanı, çoğunlukla (kendisinin ve diğer kişinin) birleşmiş enerji alanının dinamiği içinde iş görmeye çalışır diğer kişinin enerjisine bağlanır ve durumu uyum içinde tutmak için hangi harç malzemesi gerekiyorsa onu ekler. Ve bunu yaparken de kendisini iyi hisseder; bu onun sevgisinin bir ifadesidir. Ama onun başka bir güdüsü de, bir birey olarak göze çarpmamak için enerjisini başkalarınınkiyle birleştirmek istemek olabilir. O zaman, fark edilmeden olayların akışına katılabilir. O tanınmaktan korkar, bu da aslında kendisini tanıma korkusudur.

O, çok duyarlı ve incinmeye açık olduğundan, tanınmanın onun için boğucu olabileceğinden korkar. Olumlu veçhelerinin ona geri yansıtılmasından sevinç duyabilir, ama olumsuz veçhelerinin de geri yansıtılacağından korkar. Bir başkasının geribildirimi sonucunda kendi "iblisleri" ile yüzleşmek istemez. O belki debeğenilmeyecektir. Belki de diğer kişi, kendi iblisleriyle başa çıkmaktan kaçınmak için, ona sert ve ani bir çıkış yapacaktır. Onun, kendisi olmanın olası geri tepmeleriyle ilgili epey kaygıları vardır; bu yüzden, "akışa uymayı" ve bir birey olarak gerçekten görülmemeyi tercih eder.

Bununla birlikte, başkalarının onu nasıl görecekleriyle ilgili kaygılanır, sadece, Koç Kuzey Düğümü insanı kendisini başkalarının gözleriyle görmeye çalıştığında bir etken olur. Geçmiş yaşamlarda onun kendisini partnerinin gözleriyle görmesi olumlu bir şeydi; çünkü bu ona diğer kişiyi daha etkili bir biçimde desteklemek için davranışını nasıl ayarlayacağını gösteriyordu. Ancak, birçok yaşamda aşırı kullanım sonucu, onun "uyum sağlama" alışkanlığı kendi kimliğini yok etmiştir. Bu enkarnasyonda, kendisini başkalarının gözleriyle görmesi onun yararına değildir, çünkü bu kendi benlik duygusunu geliştirmesini engeller.

KARARSIZLIK

Bocalama

Bu insan belli bir yöne gitmeye karar verdiğinde, düz bir çizgide ilerlemek bazen onun için zordur! Onun bir yanı bunu gerçekten isteyip istemediğini sorgulayabilir ve sonra bu kararın içerebileceği tüm diğer etkenleri dikkate alır. Bu insanın hangi yöne gitmek istediğine karar vermesi uzun bir zaman alabilir.

Bu süreç şöyle olabilir: O bir karar verir ve onu tüm dostlarına anlatır ve sonra kuşkulanmaya başlar. Örneğin, o şöyle bir karar alabilir: "Serüven romanları yazmak istiyorum." Sonra düşünmeye başlar: "Ben diğer kitap türlerini de seviyorum." O bir fikri benimsemek ister ve "bu gerçekten tamamdır," diye düşünebilir. Ama bir noktada, "Hayır, bu bana çok doğru gelmiyor," der ve böylece kararsızlığa geri döner! Koç Kuzey Düğümü insanı bir karar verdiğinde, onu haklı çıkarmakta zorlanmaz. Bir kararı doğru ya da yanlış göstermenin yollarını bulabilir. Ancak, bu mekanizma onu nerede durduğunun doğru bilgisinden saptırabilir. Örneğin, bir karar ortaya çıktığında, o buna içgüdüsel bir karşılık verir, ama sonra şöyle düşünür: "Bu konuda adil olmak istiyorum, bu yüzden buna karşıt görüş açısından da bakacağım." Bu onun kafasını karıştırır ve o neyi istediğini gözden kaybeder.

Bu enkarnasyonda, Koç Kuzey Düğümü insanı tek amaçlılık geliştiriyor. O, bir seçim yapmadan önce her şeyi tartmak yerine sırf onun nereye varacağını görmek için ilk bitimini izlemenin değerini öğreniyor! Onun için, o anda ortaya çıkan içsel heyecan duygusuna dayanan bir karar vermesi ve sonra tüm akü gücünü onu uygulamak için kullanması iyidir. Bu bir deneydir. Daha sonra, eğer o bu kararın "doğru" olmadığı hissine kapılırsa ve onu başka bir şey heyecanlandırırsa, sorumlulukla noksan yerleri tamamlayabilir ve bir sonraki işe girişebilir. Bu onun için bir "yeni başlangıçlar" enkarnasyonudur; böylece, vereceği birçok kararın daha sonra değişmesi doğaldır.

Aslında, bu enkarnasyon bir karar verme enkarnasyonu olarak düzenlenmemiştir. Karar verme, genellikle, iki bakış açısını dikkate alıp, sonra onları uzlaştırmayı

içerir. Bu enkarnasyonda onun, "hakem" olmak yerine, bu bakış açılarından biri olması gerekmektedir! İşte bu yüzden, onun için en hayırlısı, kendisini doğru kararlara yönlendirecek ilk itilimlerini fark etme alışkanlığını geliştirmektir. O zaman yaşamına canlılık, güven ve sevinç gelecek ve bu da herkes için bir nimet olacaktır.

Koç Kuzey Düğümü insanı için bu tek amaçlılığın önündeki büyük bir engel, onun tüm seçimlerindeki güzelliği takdir edebilmesidir. Geçmiş enkarnasyonlarda başkalarının yaşamlarına derinlemesine katılmış olduğundan, kendisi dışındaki her şeyin güzelliğini takdir etmeye alışmıştır. Onun herhangi bir "gözdesi" yoktur. O kendi zevklerinin, beğenilerinin neler olduğunu bilmediğinden, bir şeyi seçip, "İşte bu!" demekte zorlanır. Onun yapabileceği şey, zaman ayırıp, kendi "içinde" değişik şeyleri imgelemek ve tercihlerinin neler olduğunu hissetmeyi öğrenmektir. Örneğin, eğer ona en sevdiği rengin hangisi olduğu sorulursa, o hemen bir yanıt veremeyebilir. Ama eğer kendi başına kalıp, renkleri "içinde" imgeler ve her bir renkle nasıl rezonansa girdiğini hissederse, tercihini keşfedecektir.

Bu insan bir karar vermek zorunda olduğunda, çoğunlukla, doğru seçimin ne olduğunu hisseder. Ama bazen, o sezgisel itilimle temas kuramadan, bir karar vermeye zorlanır. Burada da imgeleme yardımcı olabilir. O, onu bedeninde nasıl hissettiğini anlamak için, birkaç dakika ayırıp, bir seçeneği izlediğini imgeleyebilir. Sonra, diğer seçeneği izlediğini imgeleyebilir ve o konuda ne hissettiğini görebilir. Eğer bu önemli bir konuysa ve o hemen itilimsel bir tepki hissetmezse, doğru seçimde bulunabilmek için imgeleme yapmak üzere gerektiği kadar zaman ayırabilir.

BAŞKALARI TARAFINDAN YARGILANMAYI GÖZE ALMAK

Koç Kuzey Düğümü insanı, başkalarının onun karar verme sürecine katılmalarına izin verirse, kendisiyle teması yitirir ve durum nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, doyum hissetmez. Geçmiş yaşamlarda onun kararları "takımı" (iki kişiyi) içeriyordu, sonucun partnerliğin yararına olması için onun diğer kişiye de danışması gerekiyordu. Ama bu yaşamda o kendi kimliğini geliştirmek istiyor; bu yüzden onun kendi kendisine şunu sorması daha iyi olacaktır: "Ben bu karar hakkında ne hissediyorum?"

O başka bir kişiye kararını söylediğinde, o kişinin bu kararı onaylayıp onaylamamasından etkilenir. Çok duyarlı olduğundan, eğer diğer kişi o kararı onaylamazsa, o şöyle düşünmeye başlar: "Belki de doğru kararı almadım." Bu yüzden, onun, kendisi değiştikçe ve geliştikçe kararlarının da değişeceğini bilerek, kararlarını kendisine saklaması daha iyi olur.

Koç Kuzey Düğümü insanı, başkalarının düşüncelerinden etkilendiğinden (özellikle bu saygı duyduğu biriyse), başkalarının yargılarına kendi içgüdülerinden daha çok güvenme eğilimindedir. Ama bu enkarnasyonda o kendi yargılarını savunmayı öğreniyor ki bu "haklı olmak"tan çok, kendisi hakkında daha çok şey keşfetmesiyle ilgilidir!

Bu insan, sağlam mantığa dayanmayan bir karar verdiğinde başkalarının onu sert bir biçimde yargılayacaklarından korkar. Başkalarının mantığa dayanan kararlar

verdiklerini görür, bu yüzden eğer düşünmeden bir karar verirse, bunun diğerlerinin kararları kadar geçerli olmadığını düşünür. Ancak, mantığı izlemek başka bir düğümsel grubun üyesi için daha doğru olabilse de, onun için itilimlerini izlemek doğrudur. Koç Kuzey Düğümü insanı için, hissettiği ilk itilime dayanan kararlar genellikle en yararlı olanlardır sonra o kararlarını uygulamanın en iyi yolunu bulmak için mantığı kullanabilir.

Eğer Koç Kuzey Düğümü insanı bir karar verme durumundaysa ve içinden hiçbir itilim gelmiyorsa, bir karar vermemesi uygundur. Bu onun o sırada bir karar vermesinin uygun olmadığını gösteren bir işaret olabilir, ya da onun gerçekten bir tercihi yoktur. O durumda sadece, "Bilmiyorum," demesi iyi olur.

Bu insan, başka bir fikir masaya konulmuş olduğunda, ona karşılık vermekte kendisini daha rahat hisseder. O zaman o fikri kabul edebilir ya da etmez. Fikri önce kendisinin ortaya koyması onun için ürkütücüdür. Ama bu enkarnasyonda onun özelliği, pat diye ortaya çıkan yenilikçi fikirler sunmaktır! Koç Kuzey Düğümü insanı başkalarının kararlarını destekleme konusunda harikadır, ama bu enkarnasyonda o kendisinin gitmek istediği yeri içgüdüsel olarak hissetmeli, kendi fikrini masaya koymalı ve onu yüzde yüz desteklemelidir. Bu enkarnasyonda, o çığır açıcıdır!

GEREKSİNİMLER

Bir Kimlik Duygusu

Pek çok enkarnasyonda başkalarını desteklemek uğruna kendi kimliğini feda ettiğinden, Koç Kuzey Düğümü insanı bu kez bir kimlik duygusundan yoksun olarak doğdu. Şimdi onun başlıca gereksinimi, gerçek bir kimlik duygusunu yeniden keşfetmek ve oluşturmaktır. Özellikle çocukluk ve gençlik yıllarında, onun tüm benlik duygusu başkalarının onu nasıl gördüklerine dayanır. O kimliğiyle ilgili olarak başkalarının tanımlamalarını benimseyebilir, ya da buna tümüyle direnebilir. Ne olursa olsun, bu onun kimliği değildir bu başkalarının onun kimliğiyle ilgili kavramına bir tepkidir. Kendini keşfetme yoluna girmek için, o kendisine şunu sormalıdır: "Başkalarının projeksiyonlarından ayrı olarak... Ben kimim?" O ancak kendi içine bakarak bir yanıt bulacaktır.

KENDİNİN FARKINDA OLMAK

Kendinin farkında olma gereksinimini yanıtlamak için, bu insanın düzenli olarak kendisini "denetlemesi" yararlı olur. O kendisiyle temasta olmadığında, çoğunlukla, aşırı uçlarda davranır. Başkalarıyla birlikteyken, hep bir ışık taşıyıcısı sevecen, destekleyici ve özverili olması gerektiğini hisseder. Bu onun her zaman böyleolamayacak yanını bastırır ve bu da yoğun bir kutuplaşma yaratır.

O her zaman sevecen ve destekleyici olmaya çalışır, çünkü onun geçmiş yaşamlarında oynadığı rol budur; ama bu olumlu rolün aşırı ucu karanlığın derinliklerini de harekete geçirir. Eğer o karanlığa daha yakından bakarsa, bunun aslında, ifade etmesine izin vermediği o kendini öne süren yanı olduğunu görecektir. Bu onun yang yapısının bir parçasıdır onun erkeksi yanıdır. O kutuplaşmıştır, çünkü pek çok geçmiş yaşamda bastırılmış, böylece kişiliğin geri kalan bölümüyle bütünleşememiştir. Bu yüzden o çok yoğun bir biçimde dışa

çıkabilir, bu da Koç Kuzey Düğümü insanını utandırır ve "Bu da nereden çıktı böyle?" diye düşündürür.

En iyi çözüm onun kendisiyle uyum içinde kalmasıdır: Kendi enerji alanı içinde kalması ve kendi içinde olup bitenlerle temasta kalmasıdır. Ve üzülüp sıkıldığında hemen kendisiyle iletişim kurmasıdır: "Hay Allah! Bir nedenden ötürü bu konuda sıkıntı duyuyorum." Onun işi yalnızca kendisi olmaktır. O bunu ilk kez denediğinde rahatsızlık duyabilir; ama temel güdüsü sevgi olduğundan, ortaya çıkan şeyin esasen doğru olacağına güvenmelidir.

Koç Kuzey Düğümü insanı sorumluluk üstlenmeyi, kendisi için yapması gereken şeyi yapmayı ve arzularını izleyerek kendi kendisine yeterli olmayı öğreniyor. O kendisine bir doyum duygusu vereceğini bildiği bir şeyi yapma itilimini hissettiğinde, onu sonuna dek götürmelidir. Geçmiş yaşamlarda kendisini arındırmayı başardığından, itilimlerinin başkalarına zarar vermeyeceğine, o itilimlerin aslında ona gitmesi gereken yönü gösterdiğine güvenebilir. Yaşamın her alanında, herhangi bir durumda, o en iyi hareketin ne olacağıyla ilgili ilk itilimine göre hareket etmelidir. Ve egodan gelecek herhangi bir direnişe aldırış etmemelidir. Bu yolla, o başkalarıyla içtenliğe ve kendisinin sorumluluğunu üstlenmeye dayanan bir dengeyi korur.

Bu insan, kendi kendine yeterliliğin değerinin farkında olmadığından, başkalarının buna ne kadar değer verdiklerini anlamaz. Ondan yardım istememiş birisini desteklemeye başladığında, karşı tarafta olumsuz bir tepki yaratabilir. O, diğer kişinin enerji alanına girer, onun ne düşündüğünü ve ne hissettiğini öğrenir. Onun başkalarının gereksinimlerinin farkında olması iyidir, ama o hem başkalarının hem de kendisinin sınırları olduğunu öğreniyor. O başkalarının kendi kendilerine yeterliliğine saygı göstermeyi öğrendiğinde, kendisi için de kendi kendine yeterliliğe değer vermeye başlar.

Koç Kuzey Düğümü insanı, diğer insanların kendileriyle ilgilendiklerini gördüğünde buna tepki gösterebilir. Yargılayıcı olur ve diğerlerinin kendilerine düşkün, başkalarını umursamaz ve bencil olduklarını düşünür. Oysa kendisiyle ilgilenmek bu insanın yapması gereken şeyin ta kendisidir! Kendisi bunu yapmadığından, başkalarının bunu yaptıklarını görmek onu rahatsız eder. O başkalarında "bencillik" gördüğünde, bunu kendi gereksinimlerini kontrol etmek için bir hatırlatıcı olarak kullanabilir. Önceleri biraz aşırıya kaçsa bile, o kendisine dikkat etmeye başlamalıdır.

O buna, her gün kendisine yalnız geçireceği otuz kırk dakika ayırarak başlayabilir. Dış dünya tarafından rahatsız edilmeyeceği bir odada, kendi başına bir fincan çay içebilir ve o günü plânlayabilir, günlük tutabilir, ilham verici bir kitap okuyabilir, ya da öylece oturup düşünebilir. Burada amaç, bunun onun zamanı olmasıdır; bu süre esnasında öncelik ondadır. Eğer o kendisi için bunu yaparsa, tüm gün boyunca başkalarına daha rahatça, içerlemeden verebilir. Onun solunumuna bilinçli olarak dikkat etmesi de yararlı olur: Bu onu bedeniyle temasta tutar. Başkalarıyla birlikteyken, kendisini kendi sınırları içinde tutmak için zaman zaman bilinçli olarak derin bir soluk alabilir.

Bazı düğümsel gruplar burada bencil olmamayı öğrenmek için bulunmaktadırlar.

Ama Koç Kuzey Düğümü insanı bencil olmamayı zaten bilir bu enkarnasyonda o bencilliği öğrenmelidir. O kendisiyle temasta kaldığında, bu herkes için yararlı olur. Bu, mantıklı değil, ama pratiktir. O kendisi olduğunda, başkalarını incitebileceğinden korkar; oysa kendisi olması başkalarına onun tahmin edebileceğinden daha derin bir düzeyde yardım eder. Bu insan "bencil" olmayı (yani, bir fikri sadece ona bir doyum duygusu verdiği için uygulamayı) denemeli ve bunun nasıl sonuçlandığını görmelidir. Onun kendi mutluluğunu yaratma sorumluluğunu üstlenmesinin zamanı gelmiştir.

İtibar Kazanmak

Koç Kuzey Düğümü insanı geçmiş yaşamlarında başkalarına yardım etmeye, onların fikirlerini desteklemeye ve projelerini yürütüp tamamlamaya alışmış olduğundan, "tamamlama enerjisi"ni anlar. Ancak, bu enkarnasyonda onun görevi işleri başlatmaktır. O işi başlatmak ve sonra o işi başkalarının sürdürmelerine izin vermelidir. Başkaları yardıma gelmezlerse, o tüm sorumluluğu üstlenebilir. Ama başkaları çıkıp gelirse, o onların kendisini desteklemelerine ve işi tamamlamalarına izin vermelidir ki böylece yeni bir fikrin peşine düşebilir!

Bazen bu insan, saygı ve itibarı başka birisinin kazanacağından korkarak projelerini başkalarına vermek istemez. Onu başka birisi gerçekleştirirse, kendisinin daha az değerli sayılacağım düşünür. Başkalarının işe sahip çıkıp onu geride bırakacaklarından da kaygılanır. O kendisine şöyle sorar: "O zaman ben ne yaparım? Benim işim nedir? Benim önemim nerede?"

Bu tepkiler, Koç Kuzey Düğümü insanı kimliğini başkalarınınkiyle karıştırdığında ortaya çıkan acı verici yanlış anlamaların doğal bir sonucudur. O dengesini yeniden kazanmak için kendisini ayrı tutmalıdır ki kendi oynadığı rolü ve başkalarının oynadıkları rolleri açıkça görebilsin. O zaman, o tohum fikri keşfetmekten ötürü kendi değerini hissedebilir ve bu fikri gerçekleştirmeyi başkalarına bırakabilir.

Bazen onun saygı ve itibar kazanma arzusu o kadar güçlü bir hale gelir ki, başkalarının o fikri daha iyi ve kazançlı hale getirebilecek olan yaratıcı enerjilerini geri iter. Eğer Koç Kuzey Düğümü insanının fikirleri gerçekten güçlüyse, başkaları onu desteklemeye gelecek ve her biri kendi özel yeteneklerini getirecektir. Eğer o kendi fikirlerinin gerçekleşmesini istiyorsa, kendisine çekmiş olduğu kişilerin bireysel yeteneklerini kabul etmelidir. O, kendisine haksızlık etmeden başkalarını onaylamayı öğrenebilir.

Bazen, Koç Kuzey Düğümü insanı kafayı itibar kazanmaya öylesine takar ki, başkalarının o işe katkılarının önemini azaltmaya çalışır. İşin tüm itibarını kendisi kazanmak ister. Kuşkusuz, eğer o tüm itibarı kazanmak istiyorsa, tüm sorumluluğu da yüklenmeli ve her şeyi kendisi yapmalıdır; bu yüzden, onun fikirlerinin birçoğu hiçbir zaman meyve vermez. O, en önemli şeyin onun özgün fikrinin itibar görüp kabul edilmesi tohum fikrin gerçekleşip geniş kitlelere yayılması olduğunu anlamalıdır. Bunun olabilmesi için, o yoldan çekilmeli ve başkalarının yardım etmelerine izin vermelidir. Bu Koç Kuzey Düğümü insanı için bir rol değişimidir; o bir liderdir, ama başkalarının onu desteklemelerine ve fikrini geliştirmelerine izin vermelidir.

Bu enkarnasyonda bir kimlik duygusu geliştirmek onun kaderi olduğundan, onaylanıp itibar görme arzusu aslında onun bir benlik duygusu oluşturma isteğinden kaynaklanır. Ancak, güdü sonucu belirler. Eğer onun güdüsü doyum bulmak ve kendini keşfetmek ise, o doğrudur ve bu insan kazanacaktır. Eğer onun güdüsü başkalarından kabul görüp itibar kazanmaksa, o zaman o kendi özdeğeri duygusu için hâlâ başkalarının geribildirimine muhtaç demektir. O kendisini onaylamak için başkalarının onu onaylamaları gerektiği fikrini bırakmak ve kendi kendisini onaylayıp onurlandırmaya başlamalıdır. İroni şu ki, o kontrolü bırakıp, ona yardımcı olanların özel yeteneklerini kabul etmeye başladığında, o insanlar daha çok katkıda bulunmak isteyecekler ve tüm projeye sevgi nüfuz edecektir. Ve başka hiç kimse onun işini yapamaz o başkalarının geliştirecekleri tohum fikirleri keşfetmektedir.

KÖRLENMEK

Koç Kuzey Düğümü insanının, sevgi mesajını dünya ile paylaşabilmek için, köklenmiş bir varoluşa ihtiyacı vardır. Bunun anahtarı, onun sevginin ifade edilebileceği yolların önyargılı imajlarından kurtulmasıdır. Eğer o kendisini ifade biçimini kendi sevgi fikrine (uyumlu, nazik, özenli, verici, şefkatli, vb.) uyacak biçimde sınırlarsa, eldeki fırsatı kaçırır, çünkü sevgi her türlü tanımlamanın sınırlarını aşar. Eğer bir çocuk sokakta karşıdan karşıya geçerken bir araba hızla onun üzerine geliyorsa, sevgi o çocuğu kolundan tutup kabaca kenara çekmeyi de içerebilir!

Bu insan sevginin tek realite olduğunu ve başka her şeyin illüzyon olduğunu zaten bilir. O, her durumda hissettiği itilimlerin sevginin doğru ifadesi olacağına güvenmeyi öğreniyor. O, kendi içindeki sevgi ve takdir hislerini izlediğinde, kendisi olur. Ancak, başkaları tarafından itilip kakılmasına izin veren bir varoluş hali olması yerine, kendisi için sağlam bir yer olması için, o enerjisini köklendirmelidir. Koç Kuzey Düğümü insanı bu sevgiyi başkalarıyla birlikte deneyimlemeye ihtiyaç duyar. Onun başarması gereken şey kendi içsel varlığının bütünlüğünü korumaktır. İroni şu ki, onun olduğu gibi olması başkalarına da aynı şeyi öğretecek ve onlarda da sevgi hissini uyandıracaktır. Bunu yapmak için, bu insan diğer kişinin onunla ilgili görüşünü etkilemeye çalışmaktan vazgeçip, her an mümkün olduğu kadar çok içtenlikle ve dürüstlükle kendisi olmaya odaklanmalıdır. Bu başlangıçta zor görünür ve onun yeni odağını uygulamayı kendisine hatırlatması ve disiplin gerektirir. Ama en sonunda, o kendisine sadık kalarak, sadece dürüst ve bencillikten yoksun bir biçimde davranabilir.

RUTİNLER

Bu insanın köklenmiş halde kalmasına yardımcı olan bir şey, onun bedeninin farkında olması, bedeninin ona bir benlik duygusu veren doğal bir sınır olmasına izin vermesidir. O başkalarının bilincine "girme" ve kendi merkezini kaybetme eğilimindedir. Bu yüzden, daha köklenmiş bir halde kalmak ve gereksindiği denge ve uyum duygusunu hissetmek için düzenli olarak egzersiz yapması onun için sağlıklıdır.

Bir rutininin olması da onun için yararlıdır bu her gün kendisini denetlemenin bir yoludur. Bu çok sıradan bir şey olabilir: Sabah ilk iş olarak yatağını düzeltmek, kahve yapmak, perdeleri açmak, günlük egzersizini yapmak, meditasyon yapmak, sağlıklı bir kahvaltı hazırlamak, köpeği gezdirmek. Onun eğilimi ise bir gün yatağı

düzeltmek, ertesi gün yatağı kısmen düzeltmek, üçüncü gün hiç düzeltmemek, dördüncü gün ise belki düzeltmektir!

Tutarsızlık ve bir rutinden yoksunluk onun kişisel gücünü yavaş yavaş zayıflatır, bu yüzden rutinde günlük tutarlılık önemlidir. Buna ek olarak, o haftalık bir rutini ya da ritüeli de uygulayabilir: Haftada bir kez ibadet ettiği yere gidebilir, ya da öğle yemeğinde aynı arkadaş grubuyla buluşabilir. Bu onun yaşamının rastgeleliği tarafından mağdur edildiğini hissetme eğilimini önleyecek, ona içinden kaynaklanan bir düzen ve disiplin duygusu verecektir. Başkalarının enerjisine ve bilincine bir girip bir çıkmak yerine, bu rutin onun kendi kimliğini geliştirmesine yardımcı olur.

Ancak, Koç Kuzey Düğümü insanı rutini hor görür ve bunun iyi bir nedeni vardır. Geçmiş yaşamlarında, bir rutini olması onun kendisine ihtiyaç duyulduğunda başkalarına yeterince destek olmasını engellerdi. O, başkalarının gereksinimlerine daha kolayca uyabilmek için kendi rutinini kendi yaşamını geliştirmedi. Ama bu enkarnasyonda, güçlü rutinler geliştirmesi ve başkalarının ona uymalarına izin vermesi onun yararınadır. Ayrıca, kendi rutininin olması onun başkalarının rutinlerinin içine düşmesini önler. Bunun geliştirdiği disiplin onun için güçlendiricidir: Bu onun içindeki savaşçıyı uyandırır ve bundan ötürü o kendisini harika hisseder!

Hobilerini ve yeteneklerini keşfetmek de bir benlik duygusu geliştirmenin iyi bir yoludur. Koç Kuzey Düğümü insanı, başlıca ilişkisinden ayrı olarak, kendi ilgi alanlarına zaman harcadıkça, onun kimliği de gelişir. O, tutarlı uygulamayla bu yetenekleri geliştirmeli, kişisel bir doyum duygusu veren şeyleri düzenli olarak yapmak için zaman ayırmalıdır. Örneğin, eğer sanatsal yeteneği varsa, bir sanat kursuna yazılabilir. Eğer yeteneği müzikse, müzik dersleri alabilir. Eğer dans etmeyi seviyorsa, dans dersleri alabilir ve/veya partneri ve dostlarıyla düzenli olarak dans etmeye gidebilir.

KENDİNİ DİSİPLİNE SOKMAK

Koç Kuzey Düğümü insanının köklenmiş olma duygusu özdisiplini içerir. Onun yararına olacak her şey disiplin gerektirir: Her gün kendi başına belli bir zaman geçirmek, yaşamını güçlü kılmak için seçtiği birkaç rutini uygulamak ve kendini takdir etmeyi hatırlamak.

Bu insanın özdisiplini uygulamasına ve kendisini denetlemesine yardımcı olacak bir deney, kendi yemek yeme alışkanlığının farkına varmasıdır. Amaç, bilinçsiz bir biçimde (sıkıntıdan, ya da duygularla başa çıkmak için) yememek, bedeni acıktığında bunu fark etmek ve bedeninin istediği şeyi yemektir. O bu konudaimgelemeyi kullanabilir. Bir lokma salata yediğini imgeleyebilir ve bedeninin buna nasıl bir tepki verdiğine dikkat eder. Çorba içtiğini, bir sandviç, meyve ya da patates püresi yediğini hayal edip, bedeninin buna nasıl bir tepki verdiğine bakabilir.

Koç Kuzey Düğümü insanı o denli duyarlıdır ki, belli bir yiyeceği yediğini hayal ettiğinde, bedeni ona o yiyeceğin iyi mi geleceğini, yoksa onu ağırlaştıracağını mı, ya da enerji mi vereceğini söyleyecektir. O zaman o, o anda ne hissetmek
istediğine göre yemek yiyebilir. Ama o kendisiyle temastan o kadar yoksundur ki, bu

süreç bile başlangıçta zor gelebilir. Onun bu konuda çalışması gerekebilir; ancak bunu yaptığında, bu çok doyum verici olur ve kendisiyle olan bağlarını güçlendirir.

Özdisiplini bir ceza değil, bir uygulama, bir alıştırmadır. O, "sorumluluk üstlenen" kasları güçlendirmeyi ve işleri gücü, sağlığı ve esenliği geliştirecek biçimde düzenli olarak yapmayı içerir. Bu insan özdisiplinini kimliğini ortaya çıkaracak bir araç olarak kullanabilir. Özdisiplini bilinçli olarak uygulaması onun içindeki savaşçıyı dengeli ve uyumlu bir biçimde uyandıracaktır.

Ruhsal bir düzeyde, Koç Kuzey Düğümü insanı gerçekte kim olduğunu keşfediyor yeni, doğuştan var olan, doğal bir kimliğin ortaya çıkmasına izin veriyor. Ancak, bazen o berrak bir kimlikten yoksun olmasını baş belası alışkanlıklardan kurtulmak için kullanabilir. Bu insan için özdisiplini uygulamanın kolay bir yolu, kimliğini yeniden icat etmektir. Kendisiyle ilgili önceden edinilmiş, katı bir algısı olmadığından, o zihninde kimliğini değiştirerek yaşamında sağlıklı değişiklikler yapabilir. Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve gençliğinde hiç sigara içmemiş bir müşterim vardı, ama onunla tanışmamızdan beş yıl önce aşırı sigara içmeye başlamıştı. Bir gün o birden, yan etkileri olmadan ya da alışkanlık krizine girmeden sigarayı bıraktı. O sadece, kendisini sigara içmeyen biri olarak "hatırlamıştı!"

KENDİ MERKEZİNİ OLUŞTURMAK

Merkez Olarak İlişki

Koç Kuzey Düğümü insanı pek çok geçmiş yaşamda başkalarıyla özdeşleşmiş olduğundan, "merkezini" içsel benlik duygusunu partnerininkiyle karıştırır. Partneri aslında onun "merkezinde" bulunduğundan, o partnerinin ruh hallerine karşı aşırı duyarlıdır. Bu yüzden, partner mutsuz ya da hoşnutsuzsa, Koç Kuzey Düğümü insanı bunu hissedecektir. O, kendi esenlik ve hoşnutluk duygusunun bozulmaması için, tüm zamanını ve enerjisini partnerini mutlu kılmak için harcayabilir.

Sorun şudur ki, hiç kimse başka bir kişiyi mutlu etme sorumluluğunu üstlenemez. Bir insanın yapabileceği en iyi şey, partnerinin ruh halini geçici olarak değiştirecek bir harç malzemesi katarak, onu "yatıştırmak"tır; ama sonra partnerin mutlu kalması için sürekli olarak yatıştırılması gerekir. Ve bu enkarnasyonda bu Koç Kuzey Düğümü insanı için bu şekilde işlemek üzere düzenlenmemiştir.

Aslında, o kendisinden beklenen gelişimi, yaşamını sürdürebilmek için ilişkilerin gerekli olduğu fikrinden kurtularak sağlayabilir. O, tek başına ayakta kalmayı ve başkalarıyla yeni bir perspektiften ilişki kurmayı öğreniyor. Ancak, duyarlı olmasına rağmen, onun diğer insanlarla ilgili hiçbir bilgisi yoktur: O insanları neyin güdülediğini, onların neyi aradıklarını ve ne tür bir başarı kazanmak istediklerini bilmez. Bazen o diğer kişiyi (ve kendisini), yalnızca, tatmin edilmiş ya da edilmemiş ivedi ihtiyaçları ve arzuları olan insanlar olarak, yüzeysel bir düzeyde görür. O diğer kişinin kimliğini, onu ruh halini uyumlu tutmaya yönlendirecek kadar görür. İnsanların Koç Kuzey Düğümü insanını şaşırtmalarının ya da düş kırıklığına uğratmalarının nedeni budur o diğer kişinin gerçekte kim olduğunu hiçbir zaman görmemiştir.

Birçok bakımdan, Koç Kuzey Düğümü insanı diğer kişiyle hiç ilişki kurmaz o diğer

kişiyle arasındaki ilişkiyle ilişki kurar. Bu, partnerinin ya da kendisinin gelişimine gerçekten yardımcı olmasını sağlamaz. İlişki bir varlık değildir; o, iki birey gelişmediği takdirde, gelişemez. Böylece, bu insan ilişkiye ne kadar zaman ve enerji harcarsa harcasın, ilişki ona bir karşılık veremez. Bu yüzden, her ikipartnerin özerklik ve bireysel yaratıcı ifade gereksinimlerini incelemesi onun için daha yararlı olacaktır. O, partnerini sonuçlara tek başına ulaşmaya teşvik ederek, hem onu hem de kendisini bireyler olarak gelişmek üzere serbest bırakabilir.

Koç Kuzey Düğümü insanının partneri yerine ilişkiye odaklanmasının bir sakıncası da, onun partnerinin kimliğini gerçekten geçerli kılamamasıdır. Koç Kuzey Düğümü insanı sürekli olarak partnerini yatıştırmak, ona güvence vermek, ya da onu "toparlamak" yerine onun kendi kendisine yeterli olabileceğine inandığında, o kişinin gücünü görmeye başlayacak ve onu bu gücü kullanmaya teşvik edebilecektir. Bu onun kendisini de daha derin bir düzeyde görmesine, kendi gücünü fark etmesine ve gelişim için duyduğu itilimleri izlemesine zemin hazırlar.

HAKTANIRLIK VE KENDİNİ ÖNE SÜRMEK

Koç Kuzey Düğümü insanının aklı adalet ve haktanırlık ideallerine takılıdır; o bir şeyin haksız olduğunu düşündüğünde zıvanadan çıkar. O, dünyanın ve diğer insanların kendi katı ölçütlerine uymalarını ister. "Ben başkalarına karşı adil davranacağım, başkaları da bana karşı adil davranmalıdır," diye düşünür. Bu insan dünyanın daha adil olmasını içtenlikle ister, ama bunun böyle olmaması aslında onun en yüksek hayrınadır! Çünkü kendi adalet fikirleri sonuç vermediğinden, o "iyi olmak" yerine, doğrudan içgüdüleriyle kimliğiyle davranmaya itilir. Birçok enkarnasyondan beri o kendisi olmasının uygun olacağı bir zamanı bekliyordu ve bu o zamandır!

Bu enkarnasyonda, kendi haktanırlık ve adalet duygusu bu insanın doğru yolda olup olmadığının ya da bir başkasına kızmaya hakkının olup olmadığının doğru bir göstergesi değildir. Aslında, o adaletsizlik ya da haktanırlık konusunda "zıvanadan çıktığı" her seferinde yoldan da çıkar. Önce, onun "adil" tanımı, başkaları için kendi ihtiyaçlarını ve arzularını feda etmesiyle çok ilgilidir o benlik kaybına uğramadan ne kadar çok verebileceğiyle ilgili sınırları sürekli olarak ihlal eder. Sonra, "haktanırlık" gereği, başkalarının da aynı şeyi yapmalarını bekler. Bu insan kendi doğal sınırlarını ihlal etmeyi bırakmayı ve başkalarının da kendi sınırlarını aşmaları için ayartmamayı öğreniyor.

Koç Kuzey Düğümü insanı, bir şeyin adil olmadığını düşündüğünde içerler. Eğer içerlemişse, bu geri çekilip aküsünü yeniden doldurması için bir işarettir. Bu ayrıca onun duygularını ifade etmesi gerektiğini gösterir: "Kendimi içerlemiş gibi hissediyorum, bu yüzden bir süre kendi başıma kalıp bunu halledeceğim."

Dürüst ifade onun kimlik duygusunu geçerli kılar ve güçlendirir. Bu ayrıca diğer kişiye Koç Kuzey Düğümü insanının gereksinimlerini ve sınırlarını fark etme şansını verir. Diğer kişinin verdiği karşılıktan, Koç Kuzey Düğümü insanı kiminle ilişkide olduğu konusunda daha berrak bir fikir edinir. Eğer diğer kişi, "Seni kıracak bir şey mi söyledim?" derse, Koç Kuzey Düğümü insanı meseleyi hemen orada halletme fırsatı bulabilir. Başkalarının farklı geçmiş yaşam deneyimleri olduğundan, o onların kendisi kadar duyarlı olmalarını bekleyemez. Ama bir kez kendisini açıkça ifade

ettiğinde, diğer kişinin verdiği karşılıktan, onun kendisini dinlemesi ve gereksinimlerine saygı göstermesi için ne kadar dayatması gerektiğini anlayabilir.

Koç Kuzey Düğümü insanı, kendisini açıkça ifade etme yoluyla haktanırlığı geliştirmeyi, kendisini yapıcı bir biçimde öne sürmeyi öğreniyor. Örneğin, bir arkadaşından epey yüklü aylık ödemelerle bir mülk satın alan Koç Kuzey Düğümlü bir kadın müşterim vardı. Bir gün arkadaşı ondan beklenmedik bir sorun nedeniyle para istedi ve müşterim ona parayı hemen verdi (Koç Kuzey Düğümü insanının yardım etme ve paylaşma içgüdüsü). Müşterim, arkadaşının borcunu ödeyeceğini ya da bu parayı onun bir sonraki ödemesinden düşeceğini varsaydı. Ancak, arkadaşı borcunu ödemedi ve bu borcu hiçbir zaman kabullenmedi. Müşterim buna üzüldü ve içerledi, ama bu meseleyi hiçbir zaman ortaya getirmedi. Doğal olarak, o bu arkadaşından duygusal olarak soğudu.

Bu tip bir olay Koç Kuzey Düğümü insanının yaşamında sık sık meydana gelebilir; bunun sonucunda, o kendisini başkaları tarafından düş kırıklığına uğratılmış hisseder. Daha geniş bir bakış açısından, bu, yaşamın bu insana kendisini öne sürmeyi öğretme biçimidir. O başkalarıyla ilişkilerinde kendisi için sorumluluk üstlenmelidir. Yukarıdaki örnekte, arkadaşı ondan para istediğinde müşterim şöyle diyebilirdi: "Tabii, bu parayı bir sonraki ödemeden düşebilirim, ya da üçe bölüp sonraki üç ödemede tahsil edebilirim, ya da sana uygun gelen nedir?" Bu yolla, müşterim kendi paylaşma ihtiyacını karşılamış ve kendisini dürüst ve adil bir biçimde güvence altına almış olurdu.

Koç Kuzey Düğümü insanı vermeyi gerçekten sever, bu onun doğasıdır. Ama onun güdüsü ortak bağımlılık yaratmak değil, sevgi olmalıdır. O, ilişkilerinde düş kırıklığına uğramamak için saf bir biçimde, bir sonuç beklemeden vermelidir. Eğer dengesiz bir biçimde verdiğini görürse, her ikisinin de gereksinimlerinin eşit olarak karşılanması için partneriyle açıkça pazarlık edebilir. O, başkalarının onlara kendilerinden tam olarak ne beklediğini bildirmeden karşılık vermelerini beklediğinde, yoldan çıkar o sessiz beklentilerini seslendirmelidir!

Kendisini öne sürerek ve verdiği şeyin karşılığında ne beklediğini karşı tarafa bildirerek durumun adil olmasını sağlamak ona düşer. Eğer o bunu yaparsa kendisini mutlu hissedecektir, çünkü adaleti sağlamış olan odur. Bu onun güvenini geliştirir. Böylece, başkalarına gücenmek yerine, kendisinden hoşnut olacaktır.

Haktanırlığı bilen o olduğundan, o kendi ölçütlerini açıkça bildirerek bunu başkalarına da öğretebilir. O zaman, o diğer kişiye yalnızca vermekle kalmaz, ilişkilerde nasıl alınacağı ve verileceğiyle ilgili bilgisini de paylaşıyor olur.

Bu insan, bu enkarnasyonda ortaya çıkmakta olan taze enerjiye kendisini dürüstçe öne sürerek erişebilir o bunu başkalarının beklentilerini bekleyerek ve onlara tepki göstererek değil, kendi varlığının itilimlerini hissedip ifade ederek yapabilir. Başkalarına karşı duyarlılığı güçlü olsa da, o kendi kimlik duygusunu geliştirmeyi sürdürmelidir. O kendi kendisine yeterli olabildiğinde yeni bir güven hissedecek, bu güven onu başkalarıyla sağlıklı ve yaratıcı biçimlerde ilişki kuracak şekilde güçlendirecektir.

İLİŞKİLER

BAĞIMLILIK

Başkalarıyla (özellikle eşiyle) uyuma bağımlılık, Koç Kuzey Düğümü insanı için bu enkarnasyondaki esas sorundur. Aslında, sorun bağımlılığı aşar bu onun partneriyle, bazen de önem verdiği tüm kişilerle tam olarak özdeşleşmesini içerebilir. Koç Kuzey Düğümü insanı, çoğunlukla, partneriyle öylesine özdeşleşir ki, onun duyguları tarafından ezilir. Diğer kişi herhangi bir konuda endişelendiğinde, o hemen uyumu tekrar sağlamak için gerekli olan şeyi söyler ki kendisini daha iyi hissedebilsin. O partnerine kendisinin bir uzantısıymış gibi davranır ve sonra, kendisini yeniden rahat hissedebilmek için partnerini "düzeltmeye" ve uyumlu' kılmaya çalışırken sabrını yitirir. Ama onun sabrını yitirmesi genellikle durumu daha da kötüleştirir.

Bu insan, partnerini istediği gibi yönlendirerek kendi içsel uyumunu yeniden kazanmaya çalışmasının iyi sonuç vermeyeceğini anlamalıdır. Partnerinin uyumsuzluğunu hissettiğinde işe yarayacak olan şey, onun partnerinden nazikçe izin isteyip, bir süre yalnız kalmasıdır. Onlar kendisinden yardım istemedikçe, Koç Kuzey Düğümü insanı başkalarına, onların kendi hissettikleri şeyi deneyimlemelerine ve kendi başlarına halletmelerine izin verecek kadar saygı göstermelidir. İnsanlar daha derin bir özfarkındalık düzeyine böyle erişirler.

Ayrıca, bu insan, ondan biraz uzaklaştığında partnerinin neler hissettiğini daha iyi anlayabilir. İşte bu yüzden onun kendi kimlik duygusunu güçlendirecek kişisel eşyasıyla çevrili kendi alanına sahip olması çok önemlidir. Onun, partneriyle aşırı özdeşleştiği zaman gidebileceği yalnız kalabileceği bir yere ihtiyacı vardır.

SINIRLAR

Bu insan, kendisinin ve partnerinin sınırlarını tanımayı reddettiği ve diğer kişinin onun "merkezi" olmasına izin verdiği sürece, içsel sükûneti asla deneyimleyemez. Örneğin, evlilik sorunlarını çözme umuduyla bana gelen Koç Kuzey Düğümlü bir müşterim vardı. Bu bey yirmi üç yıldır evliydi, epey zengindi ve onun davranış kalıbı hep, karısının huysuzluğunu ona hediyeler alarak yatıştırmak olmuştu. Birlikte uzun yolculuklara çıkıyorlardı ve müşterim karısını mutlu etmek için her şeyi yapıyordu; çünkü karısı mutlu olduğunda o da mutlu oluyordu. Ama karısını kendi merkezine yerleştirmiş olduğundan, onun yaptığı şey tümüyle kendisinin rahat kalması ve bir sağlamlık duygusu hissetmesi için karısını yönlendirmekti.

Yıllar geçtikçe müşterimin eşini mutlu etmesi giderek güçleşti ve sonunda hiçbir şey onu tatmin etmez oldu. Karısı, kendi öz duygusunu ve bireysel kişiliğini yaratma yolu olarak, diğer aile üyelerine hakaret etmeye başladı. Bu yıkıcılık giderek hızlandı, en sonunda bu olumsuz enerji o kadını bile mutsuz kıldı.

Müşterim çılgına dönmüştü; yapabileceği hiçbir şey eşini mutlu etmiyor ve onun kendi merkezini rahatlatmıyordu. Bu, Koç Kuzey Düğümü insanının öğrenmekte olduğu bir derstir: İdeal koşullar altında bile, başka birisi sizin merkezinizdeyse huzurlu kalamazsınız. Hiçbirimiz başka bir kişiyi neyin mutlu edeceğini gerçekten bilmeyiz ve eğer bu sorumluluğu üstlenirsek, o kişiyi kendisini keşfetme ve doyuma ulaşma mücadelesinden yoksun bırakırız. Eğer müşterim, kendisi huzurlu kalabilmek

uğruna eşini mutsuzluk anlarından ayırmasaydı, eşi kendi ruh halleriyle başa çıkabilmeyi öğrenme fırsatını bulacaktı. Bu onun en nihayet kendi içsel varoluş halinden sorumlu olmanın bir yolu olarak yıkıcı davranma gereksinimini önleyebilirdi.

Koç Kuzey Düğümü insanı kimliğinin sınırlarını bu sınırlar onun içinde ortaya çıkar çıkmaz ilan etmeye alışık değildir. Bu onun en yüksek hayrına ters düşse bile, o yine de partnerini destekleme ihtiyacı duyar. Böylece, eğer partneri onun yapmak istediği bir şeye karşı çıkarsa, o, "Peki, onu yapmayacağım," diyebilir, ama istediğini yine de yapmaya karar verebilir. Böylece, kendisini dürüstçe savunmayarak, ilişkideki sağlıksız bağımlılığı güçlendirir.

Bu tür sorunların bazıları, bu insanda doğuştan var olan muazzam sevgi ve şefkatten kaynaklanır. O, geçmiş yaşamlarında duyarlılığı o denli geliştirmiştir ki, şimdi bir kişiye ya da duruma karşı partnerinden daha çok şefkat duymak onun için olağandışı bir şey değildir. Bazen, partneri belirli bir sorunla uğraşmak istemeyebilir ve Koç Kuzey Düğümü insanı uyumsuzluktan kaçınmak için, "Peki, uğraşmayalım," der. Sonra o içerlemeye, ama durumu düzeltme konusunda kendini çaresiz hissetmeye başlar. Başkalarını destekleme ihtiyacı onu partnerinin arkasından iş çevirerek bir yardım eli uzatmaya götürebilir; ama sonra partneri güvenine ihanet edildiğini hisseder, bu da ilişkiyi zedeler ve Koç Kuzey Düğümü insanı olduğu gibi olmasının desteklenmediğini hisseder.

Bu sorun her iki tarafın bazen bir takım, bazen de iki ayrı birey olarak daha esnek olmak için "biz" fikrini genişletmesiyle çözülebilir. Yukarıdaki durumda, Koç Kuzey Düğümü insanı ne hissettiğini ifade etmelidir ki bu epey cesaret ister. Örneğin, o şöyle diyebilir: "Peki, bu durumu desteklemek istemediğini anlıyorum, ama ben buna enerji harcamak istiyorum. Böylece, bunu bağımsız olarak yapacağım." Farklı bir tercihi olduğunu anladığında, bu insan şunu söylemeyi göze almalıdır: "Bu konuda ben böyle düşünmüyorum." Sorun, onun doğru olduğunu düşündüğü şeyi yapması değil, o konuda yalan söylemesidir.

Bir Partner Seçmek

Bir eş ya da bir yakın ilişki ararken, Koç Kuzey Düğümü insanı bilinçaltı olarak, içinde kendisini kaybedebileceği bir ilişki aramaktadır. O, diğer kişinin içine kendisini tümüyle "güvende" hissedecek kadar gömülmek ister. Bu eski, "iki yarım bir bütün eder" teorisidir, ama o bu insanın işine yaramaz. O, "iki ayrı bütünün sağlıklı bir takım oluşturduğunu" öğrenmek için buradadır.

Ancak, bunun farkına varıncaya dek, o özdeşleşebileceği birisini bulmaya çalışacaktır ve bulduğunda, tüm sevgi ve desteğini o kişiyi güçlendirmeye akıtacaktır. Ama o bu pozisyondan bir partner aradığında, bu asla iyi bir sonuç vermez. Çoğunlukla, o kendisini istismar eden ya da düş kırıklığına uğratan insanlara çekilir. Aslında, tam zıt bir yaklaşımın bu insan için iyi sonuç vermesi programlanmıştır. O başkalarına odaklanmayı bırakıp, kendisine odaklanmalıdır. Kendisi olmaya odaklandığında, kendi gerçek, özgün kimliğinin ortaya çıkmasına izin verdiğinde ve kendi bireysel yönüne gittiğinde, enerjisi onu takdir edecek ve

değer verecek doğru kişiyi ona çekecektir.

Koç Kuzey Düğümü insanı geçmiş yaşamlarından partnerliğin mutluluklarına öylesine alışkındır ki, bilinçaltı olarak, mutlu olmayı birbirine bağımlı olarak yaşanan bir ilişkiyle bağdaştırır. O, bu yaşama her zaman her şeyi partneriyle birlikte yapmak isteyerek gelmiştir. O, temelde neşeli bir insandır, ama bağımlılık duygusuna dayanan ilişkinin yüzeyi altında bir enerji tükenişi meydana gelmektedir. Koç Kuzey Düğümü insanının ilgi görme ve diğer kişinin kimliğinin bir parçası olma ihtiyacı dipsiz bir kuyudur.

Bilinçaltı olarak, bu insan başkalarının enerjisi olmadan yaşayamayacağına inanır. Böylece, çevresindeki daha güçlü insanlarla karşılıklı bir bağımlılık geliştirme eğilimi gösterir. Partnerinin hedeflerine ulaşmasına yardım etmek için kendi hedeflerinden zaman ve enerji çalar. Başkalarının gereksinimlerine kendininkilerden daha duyarlıdır. Bu şekilde, o diğer kişinin yaşamını sürdürebilmek için gereksindiği bütünleyici bir parça haline gelerek, bir bağımlılık yaratır.

Sonra Koç Kuzey Düğümü insanı partnerinin onun bağımsızlığına "müdahale etmesine" içerler ve sağlıksız bağımlılığı kendisi yaratmış olmasına karşın, hedefine erişemediği zaman partnerini suçlar. O bunun sevgi olduğunu sanır (gerçekten de, bu insan çok sevecen ve işbirlikçidir), ama özverisinin çoğu, bilinçaltı olarak, kendi amacı yönünde etkilemektir. Sevgi, vermenin karşılığında bir şey beklemez ve içerleme bir şeyi beklemenin ve onu alamamanın bir yan ürünüdür. Koç Kuzey Düğümü insanı, ne kadar vermek istediği ve karşılığında ne beklediği konusunda kendisine ve başkalarına karşı dürüst olmayı öğrenmelidir. Onun bir takımın parçası olması, kendisinin de desteklenmesini sağlaması anlamına gelir.

BAĞIMSIZLIĞI ÖĞRENMEK

Bu insan başkalarına bağımlı olmama dersini öğrenmekte olduğundan, bilinçaltı olarak, kendisine güvenilmez kişileri çeker. Bu ona kendisine güvenmeyi öğrenme fırsatı verse de, bu süreç epey acı verici olabilir.

Koç Kuzey Düğümü insanı, genelde, ilişkiyi iki insanın tümüyle bütünleşmesiyle sonuçlanacak şekilde etkilemekte o denli kararlıdır ki, partnerinin kimliğini tam olarak fark etmez. Diğer kişiyi yalnızca onu nasıl hoşnut edebileceği açısından görür. Genellikle, durup diğer kişinin gerçek içsel kimliğini daha derin bir düzeyde fark etmez. Daha da kötüsü, kendisini tamam hissedebilmek için merkezini dolduracak birisini aradığından, başkalarının da bir benlik duygusundan yoksun olduklarını ve bir tamamlanma duygusu kazanabilmek için bir partner aradıklarını varsayar. Böylece, ilişkilere çok toyca ve doğru olmayan önermelerle girer.

Diğer kişinin kim olduğu ve ne istediği konusunda kusurlu fikirlerle hareket eden Koç Kuzey Düğümü insanı, çoğunlukla, ilişkiye derin bir duygusal yatırım yapar ve sonra o kişi onu terk ettiğinde ya da düş kırıklığına uğrattığında karmaşaya düşer. Diğer insanların birçoğu kendisine ait bir merkez duygusuna sahiptir ve birçok bağımsız tip, Koç Kuzey Düğümü insanının fiziksel ya da bilinç olarak her an ona bağlı kalmak isteyişine, bu boğucu isteğe isyan edecektir.

Koç Kuzey Düğümü insanı bencil ve epey kişisel ilgi isteyen insanlara çekilme

eğilimindedir. O, tam bir ilgi bekleyen ve eşit bir düzeyde karşılık vermeden onun enerjisini alan tipleri kendisine çeker. Böyle ayırt etmeden vererek, o başlangıçta duyarlı olan bir partnerin istemeyerek duyarsızlaşmasına da neden olabilir.

Genellikle, Koç Kuzey Düğümü insanı karşılığında biraz duyarlılık gösteren kişilerle birlikteyken daha iyi durumda olur. O, "enerji çatışmasına" girmek zorunda olmadığı insanlarla birlikteyken daha rahat eder. O, diğer kişi tarafından tümüyle yutulmasına izin verme eğilimindedir; bu yüzden, onu kendisi olmaya teşvik edecek ve sevecen, verici doğasını istismar etmeyecek birisiyle birlikte olması gerekir. Kuşkusuz, onun kendi görüşünü insanlara bildirmesi, onların ona karşı duyarlı davranmalarına yardımcı olur.

DOLAYLI YAKLAŞIMLAR

ÇATIŞMALARDAN KAÇINMAK

Koç Kuzey Düğümü insanı bazen huzur ve uyuma o denli bağlıdır ki, tüm çatışmalardan kaçınarak, istemeden ilişkisini zedeler. O, işe, "Tamam, ben bir takım oyuncusu olacağım," diyerek başlayabilir ve sonra ileride meydana gelebilecek bir çatışmayı önceden görebilir; ancak, ortaya çıktığında onu halledeceği yerde, büyük bir tartışma haline gelene dek o çatışmayı erteler.

Bu insanın yapması gereken şey, tutarlı bir biçimde kendi görüşünü savunma ve itilimlerini hemen ifade etme konusunda uyanık olmaktır. Örneğin, bir fikir onu heyecanlandırsa, o konuda yalan söylemek ya da onu önemsememek yerine, "Ben bunu yapmak istiyorum," demelidir. Onu durduran şey, partnerininkinden farklı bir görüşe ya da farklı bir hedefe sahip olma korkusudur. O kendisini tehdit altında hisseder, çünkü onu hemen halletmediği takdirde farkı zihninde büyütür, kendi kendisine bunun asla çözülemeyecek kadar büyük bir fark olduğunu söyler. Aslında, eğer Koç Kuzey Düğümü insanı daha başlangıçta kendi görüşünü dürüstçe açıklasa, bu farklılıklar onun partneriyle daha derin bir biçimde birleşmesi için fırsatlar haline gelir.

Çoğunlukla, bu insan, var olan bir görüş farklılığını büyütmemek için gerçeği söylemeyi erteler. O, partnerinin karşı çıkacağını bildiği bir şeyi yapmak istiyorsa, bunu onun haberi olmadan yapmaya çalışabilir. Sonra, partneri bunu öğrendiğinde, görüş farklılığı varlığını sürdürür ve buna incinme ve güven sarsılması da eklenir. Durumu tartışmayarak, o partnerini onun gelişimi için bir şey yapmasını destekleme fırsatından yoksun bırakmıştır. Şimdi bir tartışma o durumu yatıştırabilir, ama ilişkideki zedelenmeyi gidermek için çok şey yapılması gerekecektir.

Örneğin, bir pilot olan Koç Kuzey Düğümlü bir müşterim vardı. Yan bir iş olarak, o bir yerden bir başka yere uçak teslim ederdi ve bundan çok zevk alırdı. Bir uçağı Türkiye'ye teslim edecekti, ama karısı onun bazı ailevi görevleri yerine getirmesini istiyordu. Müşterim, eşinin onun bu yolculuğa çıkmasını istemediğini biliyordu, ama bunu yapması gerektiğini hissediyordu, böylece bunu eşiyle konuşmadan teslimat için plân yapmaya başladı. Sonra, zamanı geldiğinde eşine, "Evet, bu yolculuğa çıkacağım," dedi. Eşi ise, "Ama bunu konuştuk ve sen gitmeyeceğini söyledin!" diye karşı çıktı. Müşterim, eşine yalan söylemiş olma gerçeğiyle karşı karşıya kalmıştı. Şimdi, onun gidebilmesi için eşini ikna etmesi ve yalanın yarattığı incinmeyi

gidermesi gerekiyordu. Durum bu noktaya geldiğinde, müşterim bu yolculuğa çıkmaktan vazgeçti.

Koç Kuzey Düğümü insanı, yapmak istediği şeyi yapma fırsatını çoğunlukla böyle kaçırır, çünkü o partneriyle olan iletişim sorununu çözmenin yapmak istediği şeyden daha önemli olduğunu bilir. Bu onun ilişkisini yeniden uyum içine sokar, ama o huzuru korumak için bir kez daha kendi arzularını feda ettiğinden, kendisini içerlemiş hisseder. İşte bu yüzden, o işin en başında "temize çıkmaya" gönüllü olmalı ve partnerine yalnızca ne yapmak istediğini değil, bunun onun için neden önemli olduğunu da anlatmalıdır. Partneriyle oturup, ona kendi arzularını ve korkularını anlatmalıdır.

Yukarıdaki örnekte, müşterim eşine şöyle diyebilirdi: "Sana söylemek istediğim bir şey var. Bu benim için çok önemli ve bunun benim için ne kadar önemli olduğunu anlamayacağından korkuyorum. Beni desteklemeyeceğinden korkuyorum, o takdirde bunu yapmayacağım." Bu kendi amacı yönünde etkilemeye çalışmak gibi görünebilir, ama bu aslında kaygıları dürüstçe dile getirmektir. Bir kez kabul ve tasdik edildiğinde, korkular ortadan kalkar. O zaman müşterim yapmak istediği şeyi ifade edebilirdi: "Türkiye'deki bir alıcıya bir uçağı teslim etmek istiyorum. Bu benim için önemli, çünkü kendi işimi geliştirmek ve bağımsız bir gelir sağlamak istiyorum. Bu bana kişisel doyum verecek ve güvenimi artıracak bir şey."

Bir kez partneri Koç Kuzey Düğümü insanının gitmek istediği yönün daha büyük bir sonucu olduğunu gördüğünde, o onu destekleyerek sevgi gösterme fırsatını bulur. Eğer partneri onun bağımsız yönünü hâlâ desteklemiyorsa, Koç Kuzey Düğümü insanı bu partnerliğin her iki kişinin bireysel gelişimine gerçekten izin verip vermediğini yeniden değerlendirmelidir.

KARARLARI ERTELEMEK

Koç Kuzey Düğümü insanı, alıştığı şekilde, diğer kişiye öncelik verir ve kendi yaşam gücünü güçlenmesi için gerekli olan enerjiyle beslemeyi ihmal eder. O kendi yaşam yönüne gitmekten vazgeçtiğinde, tüm düzeylerde zayıf düşer yaşamını sürdürmek için partnerinin enerjisine ihtiyaç duyar. O, bir birey olarak kendisine heyecan veren faaliyetlere katılmasının gerekli olduğunu öğreniyor. Adil olma arzusundan ötürü, bu insan kendisi için vereceği kararları çoğunlukla partnerine danışır. Ne yazık ki, o bir duruma diğer kişinin görüş açısından baktığında, o kişiyi incitme korkusuyla kendi itilimlerine sadık kalmayabilir.

Kuşku duyduğunda, o kendisine şöyle sorabilir: "Hareketlerim kendimi iyi hissetmemi sağlıyor mu?" Eğer öyleyse, onun yapacağı en iyi şey ne istediğini dile getirmek ve sonra diğer kişiye ne istediğini sormaktır. Bu basit bir yöntemdir, ama bu onun, partneri için de adil olacak bir biçimde, kendisi olmasını destekler.

Örneğin, Koç Kuzey Düğümlü bir kadın işinden evine dönerken, Rüzgâr Gibi Geçti filminin yeni gösterimini ilan eden bir pano görür. Hemen, o heyecanla şöyle der: "Evet! Bu filmi Tom' la birlikte izlemek istiyorum!" Normal olarak, o evine gider ve şöyle derdi: "Selam, Tom! Bu akşam için bir plânın var mı?" Kocası da şöyle karşılık verebilirdi: "Çok yorgunum. Evde oturup, televizyonda Pazartesi Gecesi Futbol programını izler ve akşam yemeği için buzluktan bir şeyler çıkarırız diye düşünmüştüm." Koç Kuzey Düğümü insanı diplomasiye, ince bir nezakete ve kendi

amacı yönünde etkilemeye alışık olduğundan, şöyle karşılık verebilirdi: "Eminim, bu gece evden çıkmak ve bir sinemaya gitmek sana çok daha iyi gelecektir.""Dışarı çıkmak istemiyorum ve Pazartesi Gecesi Futbol'u ne kadar sevdiğimi biliyorsun!" "Biliyorum Tom, ama uzun zamandır birlikte dışarı çıkmadık..." Bu noktada, karısının onu kendi amacı yönünde etkilemeye çalıştığını hisseden koca patlayabilir ve evde kalmakta ısrar edebilir. Kadın ise içerleyerek ve şöyle düşünerek kendisini dışarı atacaktır: "Benim istediğimi hiçbir zaman yapmıyoruz; her zaman onun istediğini yapmamız gerekiyor!" Oysa gerçek, onun o filmden hiç söz etmemiş olduğudur.

Koç Kuzey Düğümü insanı için daha iyi bir yaklaşım, önce kendi tercihini açıkça söylemesi ve sonra diğer kişiye ne düşündüğünü sormasıdır. Örnekteki kadın şöyle diyebilirdi: "Selam, Tom! Eve dönerken bir sinemada Rüzgâr Gibi Geçti'nin yeni bir kopyasının gösterildiğini gördüm. O kadar heyecanlandım ki, bu akşam birlikte gidip onu görmeye can atıyorum. Senin başka bir plânın var mıydı?" Tom da şöyle diyebilirdi: "Hay Allah, çok yorgunum. Evde oturup Pazartesi Gecesi Futbol programını izlemeyi düşünüyordum." Koç Kuzey Düğümü insanı uzlaşmakta ustadır. Bir kez her iki durum da ortaya konulduğunda, o her iki taraf için adil olacak bir çözüm bulabilir: "Neyse, yorgun olduğunu görüyorum ve Pazartesi Gecesi Futbol programı sadece Pazartesi gecesi yayınlanıyor. O zaman bu gece evde kalalım, yarın gece de gidip filmi görürüz."

Bağlanma Korkusu

Geçmiş yaşamlarda ilişkilerinde kurnazca yönlendirildiğini ve istismar edildiğini hissetmiş olduğundan, bu yaşamda Koç Kuzey Düğümü insanı çok verme ve kendini kaybetme eğiliminde olduğunu görerek ilişkilerden ve evlilikten korkar. Bu yüzden, ilişkilere çok çekilmesine rağmen, bir yanı geri durur, bir kez daha bağımsızlığını kaybetmeyi göze almaktansa yalnız yaşamayı tercih eder. Böylece, birçok yönden doğal bir evlilik partneri olmasına karşın, evlilik aşamasına erişmeden önce, bilinçaltı olarak, ilişkilerini sabote edebilir. Ya da, bir partneri ne kadar çok özlerse özlesin, kendisini henüz doğru kişiyi bulamamış olduğuna ikna edebilir.

Onun bu tereddüdü için günümüzde çeşitli çözümler vardır: Tek eşli (monogam) bir ilişki içinde olmak ve ayrı evlerde oturmak, ya da evlenmeden partneriyle birlikte yaşamak. Eğer o önce kendisine ve bütünlüğüne sadık kalmaya bilinçli olarak karar vermişse, evlilik yürüyebilir. Sonuçta, bu aynı meydan okumadır: Önce kendi bağımsız kimliğini geliştirmek ve sonra partneriyle karşılıklı dayanışma ve işbirliğiiçinde geçinmeyi öğrenmek.

BAĞIMSIZLIK

Koç Kuzey Düğümü insanı bağımsız bir eylemde bulunmak için partnerinin iznini alması gerektiğini düşünme eğilimindedir. O partnerini, onu onaylayacak ve destekleyecek şekilde etkilemeye çalışarak ve gerekçeler sunarak partnerini çocuksu bir biçimde "kontrol etmeye" başlar. Kendi gücünü partnerine teslim eder ve sonra kendisi olmak için ona karşı çıkması gerektiğini düşünür. Ya da, yapmak istediği şeyden vazgeçebilir.

Bu yaşamda, başka insanlara yetişkin bir düzeyden yaklaşması onun için daha iyi

sonuç verir. Bu kendisine ya da diğer kişiye içsel olarak kendisini ne kadar kırılgan hissettiğini bildirmeden liderlik enerjisi, cesaret ve heyecanla partnerine niyetini ve plânını bildirmek anlamına gelir. Eğer partnerinin kuşkuları varsa, o, kendisini keşfetmek ve kişisel olarak gelişmek için kararını uygulaması gerektiğini açıklayabilir bu noktada partner bu karara katılacaktır, eğer böyle olmazsa, onlar her ikisinin de nasıl kazanabileceği konusunu görüşmeye başlayabilirler.

Başlıca ilişkisinin başarılı olması için, Koç Kuzey Düğümü insanı işleri kendi başına yapmanın ve kişisel bir doyum duygusu veren faaliyetleri sürdürmenin değerini öğrenmektedir. O zaman onun mutlu olmak için sadece bir kişiyle "enerji paylaşmasına" gerek kalmaz kendi kimliğini geliştirip güçlendirirken birçok değişik insana açılabilir ve onlarla etkileşime girebilir. Bir kez kendi bağımsızlık duygusunu geliştirdiğinde, başlıca partneriyle gerçekten birleşebilir ve o ilişkiden zevk alabilir, çünkü artık her bireyin sunacağı bir şey vardır. Bu insanın aküsü ilişkinin dışında dolmuş olduğundan, o ilişkinin içinde değiş tokuş edeceği daha çok enerjiye sahiptir.

Ama Koç Kuzey Düğümü insanı ne yapmak istediğini her zaman berrak bir biçimde bilmez. Onun karar vermesi diğer düğümsel grupların birçoğunun karar vermesinden daha zor olabilir. Bu insan daima başkalarının ne istediklerini, kendisinin ne istediğini ve herhangi bir durumda neyin adil olacağını ayırt etmeye çalışır. Doğal olarak, tüm bu etkenleri tartmak zaman alır. Eğer Koç Kuzey Düğümü insanı acele bir karar vermeye zorlanırsa, genellikle sonuçlardan mutlu olmaz. Bu insanın paniğe kapılmasına izin vermemelidir! Durumun içine duygusal bir unsur sokulduğunda, o berrak düşünemez ve kendi hayrına olmayabilecek bir şeyi kabul edecek kadar savunmasız kalır. O, duygusal baskı altında hiçbir karar vermemeyi ya da bir şeyi kabul etmemeyi öğreniyor. O bir durumda bu tür bir enerji hissettiğinde, en iyisi, "Duygusal baskı altında bu kararı vermeyeceğim," demesidir. Bu ona yeniden dengeye ve düşünce berraklığına kavuşması için zaman verecektir. Ya da o şöyle diyebilir: "Söyleneni tartmak biraz zamanımı alacak. Bana her şey geçerli gibi görünüyor, ama içime sinmesi için biraz zamana ihtiyacım var. Buna sonraki bir tarihte devam etmek istiyorum."

Özellikle kişisel ilişkilerde, o dürüstçe ve açık olarak konuşmalıdır. "Burada duygusal bir baskı var. Ben bu şekilde karar vermeyeceğim." Bu geribildirim diğer kişiye ne yaptığını fark etme fırsatını verir. Bu ayrıca Koç Kuzey Düğümü insanının kimliğinin bir veçhesini geçerli kılar: Başkalarına karşı duyarlılık ve ilişkilerde ne olup bittiğinin farkındalığı. Kimliğini bu şekilde "öne çıkarmak" bu insanın güç ve özgüvenini kazanmasına yardımcı olur.

BENCİLLİK

Bu kültürde, bencillik olumsuz bir nitelik olarak görülür. Ancak, Koç Kuzey Düğümü insanı geçmiş yaşamlarında bencil olmama niteliğini, diğerkâmlık niteliğini fazlasıyla sergilemiştir, bu yüzden şimdi o merkeze dönebilmek için bilinçli olarak bencillik yapmalıdır! İroni şu ki, o "bencillik" olarak gördüğü bir eylemde bulunduğunda kendisine güvenip, kendisini mutlu ve güçlü hissetmesini sağlayan şeyi yapmak için hissettiği ilk itilime göre davrandığında daha sonra bunun ilişkili herkes için en iyi karar olduğunu görür.

Kendisine öncelik tanımak bu insan için zor olabilir. Örneğin, eğer o bir partide bulunuyor ve kendisini iyi hissetmiyorsa, "Gitmem gerekiyor" ya da "Beni eve bırakabilir misin?" demek onun için epey cesaret ister. O şöyle düşünür: "Eğer gidersem, başkaları ne düşünürler? Onların kendilerini daha rahat hissetmeleri için burada mı kalmalıyım?" O kafasını başkalarına o denli takmıştır ki, bazen bedeni onu kendisine dikkat etmeye zorlamak için gerçekten aşırı tepki gösterebilir.

Koç Kuzey Düğümü insanı mantıklı olmaya çalışmadan hislerini kabul ve tasdik ettiğinde ve itilimlerini ifade ettiğinde, bu herkes için iyi sonuç verir. Ne de olsa, hiç kimse büyük tabloyu göremez. Yukarıdaki örnekte, bu insanın eve gitme ihtiyacı, diğer kişinin bir durumdan kurtulmasını sağlayabilirdi; eğer kalsalardı, bu hiç kimsenin önceden sezemeyeceği ciddi bir sorunla sonuçlanabilirdi.

Koç Kuzey Düğümü insanının dürüst, içgüdüsel tepkileri onun çevresindeki koşullara kendiliğinden adalet getirir. Örneğin, o bir durumda kendisini rahatsız hissederek şöyle diyebilir: "Bir nedenden ötürü sıkıntı duyuyorum; bunun ne olduğunu bilmiyorum." O zaman, diğer kişi şöyle diyebilir: "Hay Allah! Eminim, ... Den söz etmem bu sıkıntıya neden oldu. Bu gerçekten adil değildi." Bu insan karşı tarafı yaptığıyla yüzleştirmeden kendisini ifade ettiğinde, bu o kişiye ne yaptığını anlama ve davranışını değiştirme şansını verir.

HEDEFLER

Kendim Keşfetmek

Bu enkarnasyonda, kendini keşfetme sevinci Koç Kuzey Düğümü insanı için en büyük mutluluklardan biridir. Kendini keşfetmek için onun en iyi yöntemi itilimlerini izleme cesaretini göstermektir. Bu mantıksız görünebilir, ama bu yaklaşım onun yaşamına canlılık getirecektir. Onun tarzı Koç Burcu üyelerinin tarzına benzeyebilir (bazen kafasını toslar, şansını dener ve incinir), ama o kim olduğunu bu yolla keşfeder. Kendini keşfetme yolu, sonuçlardan çok, riskler almayı ve kendisinin değişik veçhelerini deneyimlemeyi içerir. Eğer kendini keşfetme bu insanın her eyleminin ardında yatan bilinçli güdüsüyse, o hiçbir zaman kaybetmeyecektir çünkü her ne vuku bulursa bulsun, bu onun kim olduğunu daha çok açığa çıkaracaktır.

KENDİNİ İNCELEMEK

Bu insan kendisini başkalarının gözleriyle gördüğünde, başkalarının onun kim olduğunu düşündüklerini ya da kim olmasını istediklerini görebilir ama bu gerçekten o değildir. Başkaları onu nasıl algılarsa algılasınlar, o kendisi olmalıdır. Ve o kendi içsel itilimlerini ifade etmeye, gerçek duygu ve düşüncelerini insanlara bildirmeye başlamadan, kendisinin kim olduğunu keşfedemeyecektir.

Kendisini başkalarının gözleriyle görmek, Koç Kuzey Düğümü insanı için "nasıl kaybederim"e eşittir. Bu onun kendi doğasına dayanan kararlar verme konusunda güvenini azaltır. O kendisini kendi gözleriyle görmeye başladığında, kendisini hoşnut eden şeyleri yapmaya başlayabilir, enerjisini artırabilir, kendisini destekleyip güçlendirebilir, böylece kendisine güvenir. O, davranışının her zaman "mantıklı" olması gerekmediğini, kendisini ve kararlarını haklı çıkarmak zorunda olmadığını öğreniyor.

Bu insan ayrıca odağını, başkalarının gereksinim ve duygularının gelgitine duyarlı olmaktan, kendi içindeki gelgite duyarlı olmaya kaydırmayı öğreniyor. O bu beceriyi geliştirdiğinde ve kendisine karşı adil davranarak yaşamaya başladığında, aradığı adalet duygusunu bulur. O ancak kendisine saygı duyarak ve kendisini onurlandırarak başkalarının ona adil davranmalarını bekleyebilir. O, ilişkilerde gereksinimlerini ve beklentilerini diğer kişilere bildirdiğinde kendisine saygı duyar. Kim olduğu ve ne beklediği konusunda dürüst olduğunda, onun değerlerini yansıtan ve ona gereksindiği şeyi verebilecek olan insanları kendisine çeker.

Kendini Sevmek

Koç Kuzey Düğümü insanı gelişkin sevgi kapasitesini kendisini sevmeye yöneltmeyi öğreniyor. Onun başkalarına kendi görüşlerini bildirmeyi ertelemesinin nedenlerinden biri, kendisine güvenmemesidir. Böylece, onun başarması gereken şeylerden biri kendini geçerli kılmak ve onaylamaktır. O, görülmesine izin vererek, kendi benlik duygusunu desteklemelidir. Bir kez o kendisini başkalarına göstermeye başladığında, kendisini açığa vurmanın gerçekten işe yaradığını görerek güven geliştirir.

Kendisini bu riski almaya yönlendirmek için, o geçmiş deneyimlerini gözden geçirebilir ve ilişkileri dengelemek için denediği diğer yolların (uzlaşma, ya da yapması gereken şeyden kaçınma) işe yaramamış olduğunu görebilir. Sonucu değiştirmek için, onun yakın ilişkilerde insanlarla başa çıkma yöntemlerini değiştirmesi gerekir.

Bu insan, kendisini severse, hayallerini gerçekleştirmesini de destekler. O kendisini fikirlerinin gerçekleşmesini gerçekten isteyecek kadar sevdiğinde, bunu yapmanın tek yolunun dürüstlük olduğunu anlayacaktır. "Bu fikri nasıl gerçekleştireceğim? Bunu yapabilmemin tek yolu, dürüst olmama bariyerini kaldırmaktır." O zaman, ilişkinin enerjisi, ona karşı koymak yerine, onu destekler. Başlangıçta, onun korkusu karşı koymayla karşılaşacağını düşünmesine neden olur, ama o fikri uğruna bu korkuyu aşmaya gönüllü olmalıdır. O zaman, hiçbir şey saklamadığından, tüm enerjisini gitmek istediği yöne odaklayabilir ve hatta plânını eyleme geçirirken başkalarının desteğini alabilir.

Koç Kuzey Düğümü insanı kendisine öncelik tanıdığında, doğal olarak, bundan herkes kazançlı çıkar. Hangi eylemler onun kendisini daha güçlü, daha mutlu, daha tamam ve doyumlu hissetmesini sağlamaktadır? Kendini sevmek, onun kendisini destekleyen seçimlerde bulunmasını içerir. O bazı temel sorulan sorarak bir başlangıç yapabilir: "Yaşamımı sürdürmeme ne yardımcı olabilir? Hedeflerimi ileri götürmeme ne yardımcı olabilir? Stresi azaltmak ve sağlığımı korumak için en iyi yol hangisidir?"

KENDİNİ ÖNE SÜRMEK

Kendisini yapıcı bir biçimde öne sürme hedefini gerçekleştirmek için, Koç Kuzey Düğümü insanı geçmiş yaşamlardaki kimliği olan "İyi İnsan" olmaya bilinçaltı bağlılığına bırakmalıdır. Yeni, gerçek kimliğinin ortaya çıkması için, o kendisini ne yapması "gerektiği" ile ilgili önyargılı bir fikir olmadan ifade etmelidir. Amaç,

itilimlerine göre davranmak ve aklına ilk gelen şeyi söylemektir. Kendisini dürüstçe öne sürmesi ona, başkalarının projeksiyonlarından ayrı olarak, kim olduğunu öğretecek ve gerçek kimliğini geçerli kılacaktır.

Başkalarını beklemektense, bu insan içsel itilimlerinin onu hemen harekete geçirmesine izin vermelidir. O, itilimlerine göre davranarak onları geçerli kıldığında, itilimleri daha güçlü ve daha enerji verici olacaktır.

Koç Kuzey Düğümü insanı kendini öne sürmenin başka bir veçhesini öğreniyor; bu da başkalarına kendi kimliğinin sınırlarını bildirmek, kendini savunmak ve başkalarının onu istismar etmelerine izin vermemektir. O, başkalarının ona sevgiden ötürü duyarlı olacaklarını sanır, ama durum her zaman böyle değildir. Onun işi, kendisine karşı duyarlı olmayı öğrenmek ve incitilmesine izin vermeyecek kadar kendisini sevmektir.

Hindistan'da yolculuk yapmakta olan bir Aydınlanmış Üstat ile ilgili bir öykü vardır. Üstat bir köye gelir ve ortalıkta oyun oynayan hiçbir çocuk göremez. "Çocuklar nerede?" diye sorar. Köylülerden biri, "Üstat, ormanda akşamları gelip çocukları yiyen büyük bir yılan var," diye yanıtlar. "Lütfen bize yardım edin!" Böylece, Üstat ormana gider ve "Yılan, kendini bana göster!" der. Tüm varlıklar aydınlanmış bir Üstada tâbi olduklarından, yılan saklandığı yerden sürünerek dışarı çıkar. Üstat onu, "Yılan, bu köyün çocuklarını yemen yanlış. Bir daha asla bir çocuğu yememelisin!" diye uyarır.

Aydınlanmış Üstat yolculuklarını sürdürür ve on yıl sonra aynı köye geldiğinde orada her yaştan çocuğun olduğunu görür. Ama bir köşede bir grup çocuğun yoğun bir faaliyet içinde olduğunu fark eder. Oraya yaklaştığında çocukların oluşturduğu çemberin ortasında o yılanı görür; hayvan çocukların yaptığı işkence sonucunda yaralanmıştır ve ölmek üzeredir. Üstat, çocukları oradan kovalar ve yılana, "Dostum, sana bunu yapmalarına nasıl izin verdin?" diye sorar. Yılan, "Ama Üstat, sen benim çocukları yememem gerektiğini söylemiştin," diye karşılık verince, Üstat, "Ah, aptal yılan, sana ısırmamanı söyledim, tıslamamanı söylemedim!" der.

Koç Kuzey Düğümü insanının öğrenmekte olduğu şey de budur: İlişkilerde istismarın başlangıcında "tıslamak." O, duyarlılığı yaralandığında, vermede eşitsizlik hissettiğinde, ya da daha çok desteğe ihtiyaç duyduğunda, bunu karşısındakine bildirmelidir. Amaç, istismar edildiğini hissedip, ilişkiden bedensel ya da psikolojik olarak geri çekilmeden önce karşısındakine bunu bildirmektir. Eğer o başkalarının onu istismar etmelerine izin verirse, sonuçta herkes kaybeder.

GÜVEN

KENDİNE GÜVENMEK

Bu insan için büyük bir hedef, kendisine güvenmeyi öğrenmek ve kendisi olmaktır onu başka insanların destek sistemi olmaya hapsetmeyen sağlıklı bir ilişki kurma biçimi bulmaktır. İlişkilerinde, o tam olarak kendisi olma dürüstlüğünü göze almadıkça, nihai sonuç sevgi ve haktanırlık olmayacaktır. Bu kendi sezgisel bilgeliğine güvenmek onun çok güçlü bir sevgi temelinden geldiğine, eğer o bu içsel kıvılcımı gerçekten ifade ederse, bunun ilişkili herkes için iyi sonuç vereceğine

güvenmek anlamına gelir.

Bunu denemek cesaret ve isteklilik gerektirir, ama bu insan bunu göze alacak kadar güvendiğinde, onun işe yaradığını görecektir. O, lider olmaya alışık olmadığından, eğer başkaları ilk başta onun yönüne direnirlerse, geri çekilme eğilimi gösterir. Bunun, kendisinin yoldan çıkmış olduğunun bir göstergesi olduğunu düşünür. Aslında, onun fikirleri özgün ve yenilikçidir; bu yüzden, çoğunlukla, başkalarından gelen ilk tepki direnmedir, insanlar hemen her zaman yeni bir fikre direnirler, çünkü o değişim anlamına gelir. Bu doğal bir tepkidir ve lider olmanın bir parçası da bunu anlamaktır. Koç Kuzey Düğümü insanı "kendine güvenini sergilemeyi" ve içsel itilimlerine uygun davranmayı sürdürdüğünde, başkalarının çoğunlukla onun kararlarını benimsediklerini görecektir.

Koç Kuzey Düğümü insanı, kendini keşfetmenin sevincini deneyimlemeyi öğreniyor. Yaşam bir serüvendir ve o yaşamı böyle gördüğünde ve içsel itilimlerini ve fikirlerini eyleme geçirmeye başladığında, içinde bir tamlık ve mutluluk duygusu büyümeye başlar. Ama önce o kendi içgüdüsel itilimlerine güvenmeye karar vermelidir.

Örneğin, iş yerinde Oscar ödülü için açılan bahse para yatırmış olan Koç Kuzey Düğümlü bir müşterim vardı bu hanım Oscar ödülünü kimin kazanacağını sezmişti. Ama sonra, o başkalarına bu konudaki kanılarını sormaya başladı, kendi seçimlerine olan güvenini yitirdi ve bir başkasının kararına uydu. Bahsi kaybettiğinde, o kendisini yenilgiye uğramış hissetti ve kendi içgüdülerine güvenmemiş olmasına hayıflandı.

Koç Kuzey Düğümü insanı kendisinden kuşkulanmayı bırakmalı ve kendisi olmaya başlamalıdır. Onun başarması gereken şey, o anda hissettiği itilimlere göre davranmaktır. O, kendisini hedefine eriştirebilecek bir yönü aktif biçimde izleyerek, mutluluğunu yaratma sorumluluğunu üstlendiğinde, gereksinimlerini karşılayacak faaliyetlere ve insanlara doğru ilerler. İlk adımı attıktan sonra, ikinci olarak ne yapması gerektiğiyle ilgili doğru fikir ona daima gelir.

Örneğin, yıllardır uygun bir romantik partner özlemi çeken Koç Kuzey Düğümlü bir müşterim vardı. Ancak, bu hanım yaşadığı birkaç üzücü ilişkinin dışında böyle birini bulamamıştı. Yaşadığı mutsuzluk ve depresyon yüzünden en sonunda rahatlamak için antidepresan ilaçlara başvurmak zorunda kaldı. En nihayet, Beyaz Atlı Prensini bulma hayalinden vazgeçti ve ona güven hissi veren ve mutlu eden faaliyetlerle uğraşmaya başladı. O, bu faaliyetlere daha aktif bir biçimde girdiğinde kendisini daha iyi hissetmeye başladı. Koşu yapmaktan zevk alıyordu, ama günlük programına en uygun olan sabahın erken saatlerinde, karanlıkta tek başına koşmak istemiyordu. Benzer bir programı olan birine rastlayana dek koşu yapmayı ertelemektense, inisiyatifi ele alarak, sabahları birlikte koşacak bir partner bulmak için yerel gazeteye bir ilan verdi. Buna dört kişiden yanıt geldi, müşterim onlarla birlikte koşmaya başladı ve içlerinden biri Beyaz Atlı Prens çıktı! Ama bu ancak, o doyumu başkalarından beklemekten vazgeçip, gereksinimlerini direkt ve mantıklı bir biçimde karşılamaya başladığında gerçekleşmişti.

Olumsuz Duygulara Güvenmek

Koç Kuzey Düğümü insanı her zaman her şey iyiymiş gibi davranmak ister. O,

olumsuz duygular olarak bilinen duygular hissetmekten suçluluk duyar. Geçmiş yaşamlarında bireyselliğiyle temas kuramadığından, her zaman, duygusal tepkilerini meydana geldikleri sırada fark etmez. Bazen bir duygu hisseder ama onu tanımaz, ancak birkaç hafta sonra düşünüp, "o sırada gerçekten kızgın olduğunu" fark eder. Bir dostu ona, "Ocak ayı senin için nasıl geçti?" diye sorduğunda, o şöyle yanıtlayacaktır: "Şimdi sen sorunca düşündüm de, o sırada kendimi gerçekten yalnız ve üzgün hissetmiştim." Ama eğer Ocak ayı içinde birisi ona kendisini nasıl hissettiğini sormuş olsaydı, o buna şöyle bir karşılık verirdi: "Gayet iyiyim!"

Bu yüzden, içinde olup bitenle temas kurmak için kendisine düzenli olarak "mola" vermesi onun yararınadır. O, duygularının farkında olmadığında, durumlara çoğunlukla mantıksız bir biçimde tepki gösterir; bu da onu şaşırtır. Böyle olduğunda, onun eğilimi kendi başına kalmak, o duyguyu yeniden hissetmek ve daha mantıklı olabilmek için onun üzerinde düşünmektir. Özellikle, eğer o diğer kişiye şunu bildirebilirse, bu iyi sonuç verir: "Bir nedenden ötürü kendimi sinirli hissediyorum, ama bunun nedenini tam olarak bilmiyorum." Bu şekilde, o duygularını diğer kişinin üzerine boşaltmadan, onları dürüstçe kabul ve tasdik eder. Bir duygu patlaması yaşasa bile, sonradan şöyle diyebilir: "Bir nedenden ötürü sinirlendim. Bunun nedenini tam olarak bilmiyorum, ama bunun üzerinde düşünüp sana sonra söyleyeceğim." Olaydan sonra olsa bile, bu yararlı bir süreçtir.

Bazen bu insan acımasız ve kırıcı davranır ve böyle yaptığında kendisini iyi hisseder. O öfkelidir çünkü birçok enkarnasyonda kendisine zarar verme pahasına "iyi" olmuştur. Böylece şimdi birden, ona yakın olan birisine sevgisine güvenebileceği birisine sert ve ani çıkışlar yapar. Öfkesini boşaltır ve sonra özür diler. Bilinçaltı olarak, bu insanın onu (onun da çoğu zaman başkalarını kabul ettiği gibi) her ne olursa olsun sevip sevmeyeceğini görmek ister, böylece kendisini daha iyi kabullenebilir.

Bu enkarnasyonda, Koç Kuzey Düğümü insanı öfke, içerleme, vb. gibi olumsuz duygularıyla bütünleşmeyi öğreniyor. Bu enerjiyi ifade etmek onun için sağlıklıdır. Bu onun geçmiş yaşamlarında başkalarıyla iyi geçinmek için baskı altında tuttuğu gücüdür ve şimdi bu duygular ilgi talep etmektedir. Bu sözde olumsuz duygular onun gücüdür, ama bunlar kaba, rafine edilmemiş bir haldedir.

Hiddet, öfke, vb. hepsi, ağır bir biçimde bastırılmış olan yang enerjisinin (güçlü, kendini öne süren, liderlik enerjisi onun erkeksi yanı) bir parçasıdır. Şimdi Koç Kuzey Düğümü insanı bu enerjiden yararlanmalı ve onu geçmiş enkarnasyonlarda çok iyi geliştirmiş olduğu yumuşak, duyarlı enerjiyle bütünleştirmelidir; bu onun savaşçı doğasını sağlıklı bir biçimde ifade etmesini kolaylaştıracaktır.

Bu süreçte ona yardımcı olacak mükemmel bir yöntem, düzenli olarak bedensel egzersiz yapmasıdır. Bu yoğun enerjiyi salıvermek ve onunla bütünleşmek için dövüş sanatlarını öğrenip uygulaması da çok iyi olur. Eğer bu enerji sürekli ve yapıcı biçimde salıverilirse, o uygunsuz bir biçimde ortaya çıkmayacaktır. Bu insan aerobik, boks, tenis gibi ağır bedensel egzersizler yapmalı, yani savaşçı doğasını ifade edebileceği faaliyetlerde bulunmalıdır ve bunları yaptığında kendisini harika hissedecektir!

Koç Kuzey Düğümü insanı rekabetten hiç hoşlanmaz, ama aslında rekabet onun için

çok iyidir. O, başkalarının rekabet edişini izlerken sinirlenir, ama kendisi rekabet ettiğinde, bu onun en iyi yanını ortaya çıkarır ve o bunu güzel bir biçimde kullanır. Bu geçmiş yaşamlarda bastırılmış olan şeyi güçlendirir ve geçerli kılar. O kaybetmekten korkabilir, ama eğer geçmiş deneyimini gözden geçirirse, bu duygudan kurtulabilir o zaman diğer kişinin kazanmış olmasına sevinir. Eğer o kazanırsa, kendisini iyi hisseder ve kazanmayı "iyi" bir biçimde kullanır. Böylece, kazanmayı istediği sürece, her iki durumda da kazanır.

Bu insanın, rekabetten zevk alması için, uğrunda rekabet etmeye değer bir şeyin olduğunu hissetmesi gerekir. O, kendisiyle rekabet ederek de güç geliştirebilir. Koşuda beş mil sonra vazgeçmek yerine, o daha ileri gitmeyi denemelidir. O ne kadar güçlü ve muktedir olduğunu gösteren şeyleri yapmalıdır. Ayrıca, o başkalarının yaptıkları şeyleri görebilir ve bu da ona yeni bir şeyi deneme dürtüsü verir. Bu anlamda, o kendisini başkalarıyla kendi gelişimini teşvik eden olumlu bir biçimde kıyaslamaktadır.

KENDİ GÜCÜNE SAHİP ÇIKMAK

Koç Kuzey Düğümü insanı kendi gücüne sahip çıkmayı ve başkalarıyla ilişki kurarken kendi gücü içinde durmayı öğrenmektedir. O kendisini bulmaktadır. Bazen o kendi bedeni içinde bulunduğu ve kendi kimliğinde tam olarak köklendiğinde ne kadar güçlü olabileceğini görerek korkar. Bu insan hâlâ çekingenlik duyar ve kendisini ifade etmeye korkar. O kendi gücü içinde durmadığında, çoğunlukla bunun nedeni onun yanılmaktan korkmasıdır, ona bu korkuyu veren zihnidir.

Bu insan için sorun "yanılmak" değildir. O, eğer yanılırsa, gücünün geçersiz kılınacağından korkar. Ama eğer geriye dönüp, kendini riske attığı ve yanıldığı deneyimlere bakarsa, o zaman görüşünü savunduğu ve kendisi hakkında yeni bir şey keşfetmiş olduğu için kendisini yine de geçerli kılınmış hissetmiştir. Kendi gücü içinde bulunmak ve kendi görüşünü savunmak onun için sonuçtan daha önemlidir.

O kendi itilimlerini izlemeli ve eyleme geçmelidir onun kendisini iyi hissetmesinde farkı yaratan budur. O zaman o kendi gücünü sahiplenmektedir ve yaşamının sorumluluğunu üstlendiğinden, o yaşamdan hoşlanır. Bu insan, gereksinimlerini dile getirdiğinde ve kendi fikirlerini gerçekleştirmeye giriştiğinde kendisini çok keyifli hisseder

LİDERLİK

Koç Kuzey Düğümü insanı başkalarını destekleyerek ve onların takipçileri olarak birçok yaşam geçirmiştir. Bu enkarnasyonda onun görevi önce kendisine, sonra başkalarına liderlik etmektir bu yüzden, onun içindeki savaşçının ortaya çıkması sağlıklıdır.

Küçük yaştan itibaren, bu insan olağandışı alanlarda çalışmaktan, başkalarının genellikle yapmadıkları işleri yapmaktan zevk alabilir. Bu onu daha ağır bir çalışma yaptığı bir pozisyona götürebilir; ama o bu işi çok iyi yapma sürecinde, kişisel gelişim açısından çok şey kazanır. O, maddi çıkarları ne olursa olsun, yalnızca "sıradan bir adam" olacağı bir işe girmekte tereddüt eder, çünkü bir birey olmak onun için çok önemlidir. Durumu analiz ederken, çoğu insandan biraz daha farklı bir bakış açısına sahiptir ve her bakımdan "farklı" olmaktan zevk alır.

Koç Kuzey Düğümü insanı için liderliğin başlıca "ek yararlar"ından biri, onun bireyselliğini başkalarına yararlı olacak şekilde kullanmaktan zevk almasıdır. Eğer o liderse, çalışma atmosferini kontrol altına alabilir ve çevresindeki kişiler için olumlu bir hava yaratabilir.

Birçok geçmiş enkarnasyonda başkaları için destekleyici kişi olduğundan, bu insan nasıl destekleyici olacağını bilerek dünyaya gelir: O duyarlıdır ve başkalarının mutlu olmak için neye ihtiyaç duyduklarını bilir. Hepimiz, bilinçaltı olarak, herkesin bizim gibi olduğunu düşündüğümüzden, bu insan başkalarının da onun gibi desteklemeyi bildiklerini varsayar. Böylece, liderlik etmeye başladığında, başkalarının onu neden gerektiği kadar desteklemediklerini anlayamaz. Ne de olsa o liderlik etmekte, fikir vermekte, iyi bir ortam sağlamakta hatta iyi bir ruh hali yaratmaktadır!

Diğerlerinin destekle karşılık vermemelerinin nedeni, nasıl iyi destekleyici olacaklarını bilmemeleridir. Dolayısıyla, Koç Kuzey Düğümü insanı liderlik ederken, kendisini desteklenmiş hissetmek için başkalarından nasıl bir yardım alması gerektiğine bilinçli olarak odaklanmalıdır. Başkalarının onun gereksinimlerine duyarlı olmalarını sessizce beklemek yerine, istediği şeyi açıkça ve objektif bir biçimde belirtmelidir. Başkalarına, neyi yanlış yaptıklarını ya da nasıl düş kırıklığı yarattıklarını söylemek yerine, Koç Kuzey Düğümü insanı yolu olumlu bir biçimde göstermelidir; bu da diğerlerine yapılması gereken şeyi başaracak enerjiyi verir. Buyolla, o diğerlerinin gelişmelerini ve destekleyici olmayı öğrenmelerini sağlar.

Koç Kuzey Düğümü insanının bu enkarnasyondaki işlerinden biri de, diğer insanlara (öncelikle kendi partnerine) sevmeyi ve başka bir kişinin kimliğine karşı duyarlı olmayı öğretmektir. O, diğer insanlara destekleyici olmayı bilmedikleri için içerlemek yerine nasıl destekleyici olacaklarını yaratıcı biçimde öğretmeyi öğreniyor. Destekleyici bir kişi her zaman diğer kişinin bilincinde olmalıdır. Bu çaba gerektirir, ama insanların kendilerini desteklenmiş hissetmelerini sağlayan da bu çabadır. Bu, Koç Kuzey Düğümü insanının özellikle sahip olduğu ve verebileceği bilginin bir kısmıdır. O, kendisi olarak, diğerlerine sevgi ve şefkatle destekleyici olmayı öğretir.

Karşılıklı Dayanışma

Koç Kuzey Düğümü insanı klasik "ortak bağımlı" tip olma eğilimindedir. Onun, gereksinimlerini karşılamaları için başkalarına güvendiği ve sonra insanların onu düş kırıklığına uğrattıklarını hissettiği bir geçmişi vardır. Bu enkarnasyonda o, kendisini birincil bir ilişkinin yararlarına kapatmadan, bağımsız benliğini geliştirmek istemektedir. Bu konuda başarılı olmak için, onun ilişkilerine karşılıklı dayanışma açısından bakması gerekir ki böyle bir ilişkide iki kişi birbirlerinin kendi bağımsız güçlerini geliştirmelerine yardım eder, birbirlerini kendi kendine yeterli olmaya teşvik ederler. O zaman, kendi içlerinde tamam olarak, her biri kendi kimliğine uygun ayrı serüvenler ve farklı deneyimler yaşayabilir, sonra bunları birbirleriyle paylaşabilirler.

Sağlıklı bir ilişki, iki kişinin, bir yandan ortak bir hedefe ulaşmak için çalışırken, birbirlerinin kimliğini ayrı bireyler olarak desteklemeleridir. İlişki dinamiğinin enerjisi içinde hapsolmak yerine, yapılması gereken şey, birlikteliği sürdürürken bilinçli olarak kendi gücü içinde kalmaktır.

Bu insan birçok enkarnasyonda kendisini hiç düşünmeden başkalarını desteklemiştir. Bu yüzden, o denge noktasının ötesinde verdiğinde onu uyaran içgüdülerine aldırmama eğilimindedir, bu da onun yaşam gücünü tüketir. Diğer kişi orada olduğu sürece, o çoğunlukla enerji kaybının farkına varmaz; ama yalnız kaldığında, kendisini tükenmiş hisseder. Bu enkarnasyonda o kendisini yeniden uyumlamayı ve içsel ılımlılık duygusunun vericiliğini dengelemesine izin vermeyi öğreniyor. Enerjiyi paylaşma süreci karşılıklı olarak canlandırıcı olmalıdır.

Sonuçta, kişinin başkalarına vereceği altın yumurtalar, onları yumurtlayan kazın canlı ve sağlıklı olmasına bağlıdır. Geçmiş yaşamlarda, bu insan tüm altın yumurtalarını başkalarına vermiş ve sonra kazı da bağışlamaya başlamıştı! Şimdi o, kaynağı kurutmadan altın yumurtaları verebilmek için, kazı güçlü ve sağlıklı tutmayı öğreniyor.

Birebir ilişkilerde, ortak bağımlılıktan kaçınmak demek, partnerin bir gereksinimi olduğunda onu "karşılamaya" çalışmak yerine, (1) onun işleri tek başına halledebilecek kadar beceriye ve enerjiye sahip olduğunu ve (2) onun destek alabileceği başkalarının da bulunduğunu bilmesini sağlamak anlamına gelir. Örneğin, partner tablolarının yerel bir galeride sergilenmesini isteyebilir. Hemen "dört elle işe sarılmak" ve galerilere telefon etmek yerine, Koç Kuzey Düğümü insanı partnerinin bir arkadaşından yardım istemesini ya da ücret karşılığı birisini tutmasını veya bir temsilci bulmasını önerebilir. Bu, Koç Kuzey Düğümü insanını kendi ilgi alanlarıyla uğraşmakta özgür bırakır.

Ortak bağımlılıktan karşılıklı dayanışmaya geçiş üç aşamalı bir süreçtir:

(1) ortak bağımlılık aşamasında iki kişi birbirine tamamen uyumlanmıştır ve takımın yaşayabilmesi için birbirinin zayıflıklarını telâfi etmektedirler;
(2) bağımsızlık aşamasında her birey tamamen kendisine güvenir; her birey kendi projelerinin, parasının ve günlük yaşam savaşının tüm sorumluluğunu üstlenir;

(3) karşılıklı dayanışma aşamasında bağımsız ve kendi kendisine yeterli olan iki birey karşılıklı olarak birbirlerini destekleyici bir ilişki oluşturmak ve ortak hedeflere doğru ilerlemek için birleşirler.
Koç Kuzey Düğümü insanı, karşılıklı dayanışma ilişkilerine hazır olduğu kişisel gelişim aşamasına eriştiğinde, gerçekten parlamaya başlar!

İYİLEŞTİRİCİ TEM ŞARKI

Müziğin riskler almamızı duygusal olarak destekleme konusunda özgün bir gücü vardır. Bu yüzden, her düğümsel grup için, onun enerjisini olumlu bir biçimde değiştirmesine yardımcı olmak amacıyla iyileştirici bir şarkı yazdım.

HÜKÜM GÜNÜNDEN GEÇMEK!

Bu şarkının mesajı, Koç Kuzey Düğümü insanını, ortak bağımlılık eğilimini bırakıp sağlam biçimde sevgide köklenmiş olan kendi Mimlerinin onu doğru yöne yönlendireceğine güvenmeye teşvik etmeyi amaçlamaktadır.

Seçilmiş şarkı sözleri:

Şimdiye dek yazılmış olan tüm kitapları okuyabilirsin Çevrendekilerden sana yolu göstermelerini isteyebilirsin Uzun süredir gizli kalmış gizemleri inceleyebilirsin
Ama seni sadece sen geçirebilirsin Hüküm Gününden! Ve zafer için başka hiç kimseye güvenemezsin

Sana yolu göstermesi için dışarıya bel bağlama... Kitapları bir yana bırak beynin ötesine git İçindeki Işığın sana
Acıdan çıkış yolunu göstereceğine güven Yalnızca sensin bilebilecek olan

Seni bütün kılmak için neyin gerektiğini...
Ve sana rehberlik edecek olan içindeki ışıktır Geçerken Hüküm Gününden!

 

KUZEY AY DÜĞÜMÜ İKİZLER BURCUNDA

Geliştirilecek Nitelikler

Bu alanlarda çalışmak gizli yeteneklerin ve becerilerin ortaya çıkmasına yardımcı olabilir.

• Sağlıklı merak
• Başkalarının ne düşündüklerini öğrenmek için sorular sormak
• Bir durumun iki yanını birden görmek
• Ölçülülük incelik
• Mantık
• İçsel ikiye bölünüşleri ifade etmek
• Yaşama ve diğer insanlara karşı olumlu bir yaklaşım
• Başkalarını bilerek neşelendirmek
• Fikirleri ifade ederken tehditkâr olmayan bir yaklaşım kullanmak • Dinlemek
• Yeni fikirlere ve deneyimlere açık olmak
• Kararlar vermeden önce olgulara dayanan bilgi aramak

Geride Bırakılacak Eğilimler

Bu eğilimlerin etkisini azaltmaya çalışmak yaşamı daha kolay ve daha zevkli kılmaya yardımcı olabilir.

• Kendi haklılığından emin olmak
• Soğuk davranmak, uzak durmak
• Başkalarının onun "nerede bulunduğunu" bildiklerini varsaymak
• Gerçekten dinlemeden başkalarının ne söylediklerini bildiğini düşünmek
• Haklı olmaya ihtiyaç duymak
• Başkalarının görüşlerini dikkate almadan "Gerçeği" desteklemek
• Düşüncesiz spontanelik
• Kestirme yollara başvurmak
• Kendini aşırı ciddiye almak; yaşama karşı sıkıcı bir yaklaşıma sahip olmak • Olguları kontrol etmeden sezgiyle hareket etmek
• Kendi inanç sistemine yabancı olan fikirlere direnmek
• Geçmiş deneyime dayanarak şimdiki durumlar için peşin hüküm vermek

KAÇINILACAK TUZAK

İkizler Kuzey Düğümü insanının farkında olması gereken Aşil'in topuğu kendi haklılığından emin olmaktır ("Eğer diğer insanlar benim haklı olduğumu kabul eder ve bunun için beni takdir ederlerse, kendimi anlaşılmış ve kabul edilmiş hissedeceğim"); bu da onu sürekli olarak Gerçeği arama tuzağına düşürebilir ("Eğer ben tüm doğru yanıtlara sahip olursam, herkes bana değer verecektir; o zaman rahatlayabilir ve kendimi insanlara bağlanmış hissedebilirim"). Ama bu dipsiz bir kuyudur: Her zaman "haklı" olmak olanaksız olduğundan, o hiçbir zaman kendisini iyi hissetmez. Ve o insanlarla tartışıp, onları haklı olduğuna ikna etmeye

çalıştığında, insanlar onunla bağ kurmak istemezler.

Oysa eğer o farklı bakış açılarını hatta onun önceki deneyimlerine uymayanları bile dinleyecek kadar alçakgönüllü ve açık olsa, insanları kendisini onlara daha bağlı hissetmesine yardımcı olacak biçimde tanımaya başlayabilir. Sonuç olarak, bir noktada o kafasını mutlak Gerçeğe takmayı bırakmalı, insanlar la oldukları gibi ilişki kurmaya, başkalarını dinlemeye ve onlardan öğrenmeye başlamalıdır. İroni şu ki, bu daha adil ve rahat ilişki ve etkileşim sürecinde Gerçek daha başarıyla iletilir. Ve ikizler Kuzey Düğümü insanı başkaları için neyin önemli olduğunu gerçekten dinlediğinde, vereceği karşılık da daha uygun ve yararlı olacaktır. O zaman insanlar onu gerçekten takdir eder ve onunla bağ kurmak isterler.

BU İNSAN ASLINDA NE İSTER?

Bu insan aslında, Gerçeği aramak için tamamen özgür olmak, serüvenler yaşamak, içinden geldiği gibi, spontane davranmak ve her zaman haklı olmak ister. O tamamen kendi Gerçeği'nden ve sezgisel sürecinden konuşmayı, herkesin onu anlamasını, ondan öğrenmesini ve yardımını takdir etmesini ister.

Bu hedefe erişmek için, ikizler Kuzey Düğümü insanı "kendi Gerçeği"ne odaklanmayı bırakıp, çevresindeki insanlara odaklanmaya başlamalıdır. Başkalarının yaşamlarıyla ilgili verdikleri bilgiyi dinlemeli ve anlamalıdır. İkizler Kuzey Düğümü insanı bu şekilde dinlediğinde, bazen ona "Hah! İşte!" dedirten bir içgörüye erişir ki bu tam da diğer kişinin muhtaç olduğu perspektif olabilir. Ve bu bilgi, diğer kişinin sorununa tam hitap ettiğinden, şükranla kabul edilecektir.

YETENEKLER/ MESLEK

Bu insan (dinlediği zaman) başkalarının belirli düşünce süreçlerine uyumlarına ve onlara sorunları daha geniş bir perspektiften görmelerini sağlayan bilgi verme yeteneğine sahiptir. Satıcılık, yazarlık, öğretmenlik ve her şekilde iletişim ona mutluluk ve maddi başarı getirebilir.

İkizler Kuzey Düğümü insanı felsefe ve din alanlarında da yeteneklidir ve ahlak kurallarının ve ahlaklılığın doğal bir farkındalığına sahiptir. O, kendi Gerçeği'ni kaybetmeden başkalarının düşünce tarzını anlamak için ruhsal ve sezgisel farkındalığını kullanabilir. Ancak, eğer o Gerçeğin ya da dinin peşine nihai bir amaç olarak, profesyonelce düşerse, sonunda kendisini tecrit olmuş hissedebilir. Doğal yeteneklerini başkalarıyla günbegün derin bir bağ kurmak için kullanması onun için daha iyi olur.

İkizler Kuzey düğümü İçin iyileştirici onaylamalar

• "Bu, insanlara yönelik bir enkarnasyondur."
• "Ben yavaşlayabilirim ve başkalarıyla bağ kurmak için zaman ayırabilirim."
• "Başkalarının ne düşündüklerine uyumlandığımda, ne söyleyeceğimi bilirim." • "Dinlemeye ve diğer kişi hakkında bir şeyler öğrenmeye gönüllü olduğumda, kazanırım."
• Eğer arınamazsam, sorular sormam uygundur."

KİŞİLİK

İkizler Kuzey Düğümü insanının iki çok farklı türde geçmiş yaşam deneyimleri olmuştur ve bunlar tek bir ortak paydaya sahiptir: Gerçeği aramak. O, bazı enkarnasyonlarında Hindistan' da gezgin bir sadhu, çölde bir göçebe, bir münzevi, ya da doğanın sırlarını öğrenmek için tek başına vahşi bölgelere giden sıradan bir insan olarak Gerçeği kendi başına aramıştır. O birçok enkarnasyonunda, Gerçeği ortak bir ideal olarak da aramış, dinî örgütlere katılmıştır. Her iki durumda da, Gerçeği, ruhsallığı, ahlak kurallarını ve aydınlanmayı aramak onun tüm yaşamını yönlendirmiş ve o toplum ve insan ilişkilerini ihmal etmiştir.

FİLOZOF

Bu insan birçok enkarnasyonu Filozof Kral olarak geçirdi. Peş peşe yaşamlar boyunca, ister Budist, ister Musevi, Müslüman ya da Hıristiyan olsun, Gerçeği aramak için çevresindeki herkesi terk edip gitti. Bu yaşamda, onun yine herkesi terk ederek kendi başına gitme eğiliminde olmasının nedeni budur. Tüm geçmiş yaşamları boyunca o aydınlanmayı aradı Gerçeğin zirvesine erişmek için dağların tepelerine tırmandı. Ama Gerçeğe odaklanarak geçirdiği birçok enkarnasyondan sonra, onu buldu! Bu yaşamda onun bu arayışı sürdürmeye ihtiyacı yoktur. Sonunda, dağların tepesinde, o yapayalnız kalmıştı. Şimdi, bu enkarnasyonda, onun başarması gereken şey, kendi Gerçeği'ni paylaşmak, topluma yeniden katılmak ve insanlarla bağ kurmaktır.

Kendini haklı görmek, İkizler Kuzey Düğümü insanının başkalarıyla etkili bir biçimde ilişki kurmasının ve gerçek bağlılıkta doğal olarak bulunan huzuru ve sevgiyi hissetmesinin önündeki en büyük engel olabilir. O geçmiş yaşamlarda filozof ve rahip olduğundan, diğer insanlar onun talimatlarına uydular. O her zaman hiçbir kuşku olmadan "haklı" görülmeye alışmıştı, dolayısıyla onun bu kez doğuştan biraz kibirli olması anlaşılabilir bir şeydir. Ancak, diğer insanlar bu kendini üstün görme tutumunu hissedebilirler ve bu onların bu insanı dinlemelerini engeller. Bu insan da, onu dinlemediklerinden ötürü, diğer insanların onun zekâsını küçümsediklerini düşünmeye başlar. Bu onun iletişim sorunundan ötürü nasıl acı çektiğinin bir örneğidir.

İLETİŞİM SORUNLARI

Geçmiş yaşamlarındaki yalnızlık ve tecrit olmuşluktan dolayı, İkizler Kuzey Düğümü insanı bir sohbeti saatlerce tek başına sürdürebilir. O diğer kişiye, "Nasıl gidiyor?" gibi genel bir soru sormayı hatırlayabilir, ama eğer diğer kişi dikkati tekrar ona döndürürse, o bu fırsatı yakalar ve bir daha bırakmaz. Diğer kişi sohbete tek bir sözcük katamadan, o yaşamında olup biten her şey hakkında konuşup durur, anılarını anlatır, bir düzine öykü anlatır ve her bir öykünün kahramanı olarak ortaya çıkar. Karşı tarafla etkileşme ya da kendi öyküsünü paylaşma şansını asla bulamayan diğer kişi bu insana olan ilgisini yitirir. Yalnız geçirdiği birçok yaşamdan sonra, bu insan sürekli olarak konuşma ihtiyacı duyar. Sessizlik ona yalnızlığı ve tecrit olmuşluğu hatırlattığından, sessizlikten rahatsızlık duyar. Şimdi o diğer insanlarla ilişki kurmak ister; böylece, eğer etkileşimde bir sessizlik olursa, o bir "sorun" bulunduğunu sanır ve sırf boşluğu doldurmak için her şey hakkında konuşur.

O, sohbetin ustalıklı bir etkileşim süreci olduğunu öğreniyor: Bu, kişinin kendi görüşünü diğer kişinin onu nasıl işittiğine duyarlı olarak paylaşmasını, diğer kişiyi karşılık vermeye davet etmesini ve geribildirime açık olmasını içerir. Bu insan, projektörü zaman zaman diğer insanın üzerine tutmayı, ona yaşamı hakkında sorular sormayı ve o insanın yaşamıyla ilgili olarak ona yararlı olabilecek bir bakış açısını paylaşmayı hatırlamalıdır. Eğer ikizler Kuzey Düğümü insanı projektörü kendisi üzerinde çok uzun süre tutarsa, diğer kişinin etkileşime kattığı enerjiyi yitirir. O bu enerji kaybını hissettiğinde, bu ona diğer kişinin konuşmasına izni vermesini işaret etmelidir. Sohbet nefes alıp vermek gibidir bir nefes alma ve bir nefes verme; ikizler Kuzey Düğümü insanı, hangi kişi dikkat odağı olursa olsun, her iki kişinin de sohbete katılma şansı bulması gerektiğini öğreniyor.

Örneğin, o birisine bir iş arkadaşıyla yaptığı tartışmayı anlatırken şöyle diyebilir: "Sen bu konuda ne düşünüyorsun? Sence durumu doğru biçimde değerlendirdim mi?" Diğer kişi yanıt verdikten sonra o şöyle sorabilir: "Senin günün nasıl geçti? Günün sakin geçti mi, yoksa sen de birileriyle tartıştın mı?" Eğer o diğer kişinin konuşmak istemediğini düşünüyorsa, şöyle sorarak bunu anlamalıdır: "Bu konuda konuşmak istemiyor musun, ya da aklında başka bir şey mi var?" Bir sohbette canlılığı sürdürebilmek için, her iki kişinin de sohbete aktif bir biçimde katılması gerekir. Bir kez bu insan sohbetin nasıl yapıldığını anladığında, bu konuda uzman olur.

İkizler Kuzey Düğümü insanı iletişimi merakın bir aracı olarak görmeyi diğer kişi hakkında bir şeyler öğrenmek istemeyi öğreniyor. O başkalarından gelen bilgiyi iyi karşılamalıdır, çünkü kendi fikirleri ve içgörüleriyle birleştiğinde, bu her iki "gerçeğin" tek başına olduğundan daha güçlü bir gerçek üretebilir.

Bazen bu insan hırçın, kavgacı görünür. O, söyleyeceği önemli bir şeyi olduğunu düşünür ve anlaşılamayacağından korkar. Böylece, söylemek istediği şeyi karşı tarafın anlamasını sağlamak için iletişime epey coşku ve enerji katar. O öylesine ateşli ve sert konuşuyor olabilir ki, karşısındaki kişi saldırıya uğradığını hissedip savunmaya geçebilir. O zaman, diğer kişi onun söylediklerine karşı çıkıyor göründüğünden, o daha da sertleşebilir, böylece etkileşim giderek mantıksız ve aşırı duygusal bir biçimde kızışır. Ama o, karşı çıkılanın onun görüşü değil de, o görüşü sunuş tarzı olduğunu anlamalıdır.

İkizler Kuzey Düğümü insanı çok kesin bir biçimde konuşma görüşünü değiştirilemez bir Gerçek olarak sunma eğilimindedir ve onun Gerçeği'nin herhangi bir biçimde tartışılması ağız dalaşına yol açabilir. O bundan hoşlanabilir ve bunu canlandırıcı bir fikir alışverişi olarak görebilir, oysa diğer kişi bunu boş bir fikir çatışması olarak görebilir. Bu onun dostlarıyla her gün etkileşime girmesini engelleyebilir, çünkü bir süre sonra insanlar çatışmadan usanırlar, ikizler Kuzey Düğümü insanı geriye çekilmeyi ve diğer kişiyi daha dikkatle dinlemeyi öğrenmelidir. O, gücünün heyecanda değil, berrak sessiz düşüncede olduğunu anlamalıdır. Onun içgörüleri (o doğru soruyu işitmiş olduğunda) genelde güçlü, doğru çözümlerdir ve o onları dramatik olmayan bir biçimde ifade ettiğinde, fikrin gücü gerçekten işitilebilir.

Bu insan diğer insanların zekâsına güvenmeli ve onların Gerçeği boğazlarına tıkıştırılmadan da görebileceklerine inanmalıdır. İkizler Kuzey Düğümü insanı eğer söylemek istediği şeyin gerçekten anlaşılmasını ve insanlarla başarıyla bağ kurmak istiyorsa sabırsızlığın yerine saygıyı geçirmesi gerektiğini öğreniyor.

Bu insanın fikirlerini söylerken bu denli ateşli olmasının bir başka nedeni, kendi Gerçeği'nin "doğru" olduğunun kabul ve tasdik edilmesini istemesidir. Görüşünün kabul edildiğini bilmek onun özsaygısını geçerli kılar ve rahatlamasına yardımcı olur. Ama bu insan, Gerçeğin kendi ayakları üzerinde, kendi değeri üzerinde durduğunu, kendi egosal enerjisinin onu ileriye sürmesine, ya da onun doğruluğunu borazan öttürerek ilan etmesine ihtiyacı olmadığını anlamalıdır. Aslında, Gerçek ne kadar sessizce iletilebilirse, o kadar iyi olur; böylece, diğer kişi onu kabul edecek kadar dinginlik hisseder. Güdüsü ne kadar asil olursa olsun, bu insan kendi görüşünü kabul ettirmek için kişisel egonun ateşli enerjisini kullanmamalıdır. Aksi takdirde, diğerleri onu dinlemeyeceklerdir.

SABIR VE DÜŞ KIRIKLIĞI

İkizler Kuzey Düğümü insanı iletişim aksaklıklarını düzeltme konusunda kendisine ve başkalarına karşı sabırlı olmayı öğreniyor. O konuşmaya alışık değildir. Ne de olsa, o dağların tepesinde yaşıyordu; iletişim hakkında o ne bilir ki? Bu, çevresindeki insanlar İngilizce konuşurlarken, onun Latince konuşması gibidir. O sabırlı olmalı, yavaşlamalı, sözlerini karşısındaki kişinin konuştuğu dile çevirmeli ve o kişinin söylediği şeyi gerçekten dinlemelidir.

Onun iletişim kurarken yaşadığı sorunların birçoğuna uygunsuz yanıtları neden olur; bu da onun diğer kişinin söylediği şeyi gerçekten işitmemesinden kaynaklanır. İşte basit bir örnek: İkizler Kuzey Düğümü insanının Kasaba Puan’ın bir standında çalışan ve tam 100 elmayı sayması gereken bir arkadaşı vardır. O elmaları 67, 68, 69, 70..." diye tek tek sayarken, insanlar orada durup bir şey sorarlar ve o sayımı şaşırır. Arkadaşının bir sorunu vardır, böylece doğal olarak İkizler Kuzey Düğümü insanı ortaya çıkacaktır, çünkü o tüm yanıtları bilen kişidir! Onun arkadaşı şöyle der: "Bu elmalar Kasaba Fuarı için. Saymam gereken..." İkizler Kuzey Düğümü insanı ilk birkaç sözcüğü işitecek ama gerisini dinlemeyecektir. O, sorunun ne olduğunu anladığını varsayar ve dalar gider. Diğer kişinin konuşmayı kestiğini fark ettiğinde o "geri döner," ama sorunun ne olduğunu gerçekten duymamış olduğundan, büyük olasılıkla uygunsuz bir yanıt verir: "Ah, bu konuda endişelenme, fuar alanında iki elma yirmi beş sente satılıyor!" Arkadaşı sinirlenecektir, çünkü onun gerçek bir sorunu vardır ve ona gereksindiği yanıt verilmemiştir. Ve ikizler Kuzey Düğümü insanı da düş kırıklığına uğrayacaktır, çünkü arkadaşına yardım etmek için kendi işini bırakmıştır ve o bunu takdir etmemiştir. Her iki kişi de kaybetmiştir.

Düş kırıklığına uğrayacak yerde, ikizler Kuzey Düğümü insanı durup düşünmelidir: "Pekâlâ, arkadaşım yanıtımı kabul etmediğine göre, bu etkili bir biçimde iletişim kuramadığım anlamına gelir. Belki de sorunu tam olarak anlamadım." O, arkadaşına geri dönmeli ve özür dilemelidir: "Hay Allah, affedersin, belki de sorununu tam olarak anlamadım. Bana tekrar anlatır mısın?" Arkadaşı onun geri dönecek kadar onu umursamasını takdir edecek ve yeniden iletişim kurmaya başladıklarında, "Fuar için yüz elma saymam gerekiyor," diyecektir; İkizler Kuzey Düğümü insanı bunu dikkatle dinleyebilir ve sorunu doğru olarak görebilir. Sonra o şunu önerebilir: "Peki, her biri on elmadan oluşan on küme yapsana." Arkadaşı birden rahatlayacaktır: "Teşekkür ederim! Aradığım yanıt buydu!" Diğer kişi yanıtı minnetle kabul ettiğinde, her iki taraf da mutlu olur ve her iki kişi de kazanır.

GERÇEĞİN TAŞIYICISI

Çoğunlukla, bu insan ilettiği mesajların tam etkisini fark etmez. Yukarıdaki örnekte, arkadaşı o akşam eve gidebilir ve birden şunu idrak edebilir: "Evet, hayatımın yolunda gitmemesinin nedeni işte bu! Her şeyi bir araya sıkıştırdım ve yapmam gereken şey, onlarla başa çıkabilmek için onları küçük parçalar halinde düzenlemektir." İkizler Kuzey Düğümü insanı hiçbir konuyu konuşmaya değmez bulmamalıdır. Eğer birisi içtenlikle ilgileniyor ve bilgi arıyorsa, bu insan o kişinin bu bilgiyi bulmasına yardımcı olmaya çalışmalıdır. Bu insan Gerçeğin taşıyıcısıdır ve başkalarının aradıkları bilgiyi bulmalarına yardım ederken, çoğunlukla, daha büyük bir Gerçeği gözler önüne serer.

"ÖZGÜRLÜK KASETLERİ"

Geçmiş yaşamlarda, özgürlük ikizler Kuzey Düğümü insanı için çok önemliydi kendi Gerçeği'ni keşfetmek için o özgür olmalıydı. Şimdi onun bilinçaltında, "Özgür olmalıyım; özgür olmalıyım," diye çalıp duran bir "kaset" vardır. Ama bu yaşamda, bu kaseti dinlemek onun yararına değildir. O bir ilişki içindeyse, diğer kişinin ne söylediğini gerçekten anlıyorsa ve büyük bir uyum yaratıyorsa, birden onun zihninde "özgür olmalıyım; özgür olmalıyım" diyen o kaset çalmaya başlarsa, o bu etkileşimden ayrılacaktır. Sonra o kendi başına gider ve kendisini özgür hissedeceğini düşünür, ama onun yerine kendisini yalnız hisseder (bir dağ tepesi daha!) ve şöyle der: "Neler oluyor? Burada hiç enerji yok."

Ama geri dönüp, "Ben fikrimi değiştirdim," demek bu insan için sağlıklı bir tutum olur. Bu onun her zaman haklı olması gereken bir enkarnasyon değildir. O bir şeye iki farklı yanıt aldığında dürüst olmalıdır. Örneğin, o bir ilişkiyi sürdürmek isteyebilir, ama aynı zamanda, ilişkiyi sürdürürse yapmak istediği şeyi yapamayacağından korkar. O noktada, İkizler Kuzey Düğümü insanı yaşadığı içsel çatışmayı, ikiye bölünüşü dürüstçe ifade etmelidir: "Gerçeği söylemek gerekirse, içimde bir ikiye bölünüş hissediyorum. Bir yandan seninle kalmak istiyorum, öte yandan, eğer çok yakınlaşırsak, kendi başıma yapmam gereken şeyleri yapamayacağımdan korkuyorum." Ya da o çocuklarıyla konuşurken şöyle diyebilir: "Senin neler hissettiğini ve daha çok özgürlüğe ihtiyaç duyduğunu anlıyorum, ama aile düzenini koruyabilmek için belli bir disipline sahip olmamız gerekiyor." O, sorunun her iki yanını da paylaştığında, çözüm kendisini sunacaktır. Karşısındaki kişi onun ne söylediğini anlayacak ve onunla uyum içine girecektir.

Onun "özgürlük kaseti"ne sahip olduğunu fark etmesi bile, bu sorunu çözmesinin büyük bir bölümüdür. Bu kaset bilinçaltında bulunan ve aşırı geliştirilmiş bir kas gibidir ve şimdi bu kas en uygunsuz zamanlarda kendisini gösterecektir. Bu yüzden, eğer o bu sesi duyarsa, onu fazla ciddiye almamayı seçebilir.

İÇSEL ÇATIŞMALAR

Kuşkular ve Korkular

Ruhsal danışman, akıl hocası ve rehber olarak geçirdiği birçok geçmiş yaşamda, başkaları kuşkularını ve korkularını ifade ettiklerinde, ikizler Kuzey Düğümü insanı kesinlik pozisyonunda olmak zorundaydı. Kendi bilinçaltı ona şöyle der: "Senin tüm yanıtları bilmen gerekir." Onun hedefleri tam bir iman ve güven gerektiriyordu; bu

yüzden bu enkarnasyonda, bilinçaltı onun hissettiği her türlü korku ve kuşkuyu geçersiz kılmaya çalışır.

O, kendisini başkalarıyla kendi hislerini geçersiz kılacak biçimlerde kıyaslayarak, mantıksal kılıf giydirme eğilimindedir. Örneğin, bir ikizler Kuzey Düğümü insanı şöyle diyebilir: "Evet, yaptığım iş beni gerçekten mutlu etmiyor... Ama şu anda ne yapmak istediğimi bilmiyorum... Ve bir işim olduğu için şanslı sayılırım! Ve hiç kimse işini sevmez!" Bu insan, kendisini her şeyi anlamış gibi sunar. O, "Hayatta ne yapmak istediğim hakkında hiçbir fikrim yok," demeyecektir. Bunun yerine, "Hukuk fakültesine gitmeyi düşünüyorum," diyecek ve bunun için altı neden gösterecektir: Hatta dezavantajları da sıralayacaktır: "Bunun olumsuz yanını da düşündüm, ama sanırım yapmak istediğim bu." O kendisini başkalarına tüm yanıtları biliyormuş gibi sunduğunda, bu tutum iletişimi, etkileşimi ve ona yeni bilgi ve içgörüler sağlayabilecek paylaşımı engeller.

O kendisini zayıf hissetmek istemediğinden, başkalarının fikirlerini ve görüşlerini ortaya çıkarmakta tereddüt eder aslında tüm yanıtları bilmediği gerçeğiyle karşı karşıya kalmak istemez. Diğer kişinin ona duymak istemediği bir şey söyleyeceğinden korktuğundan, istemeden, onu sohbete görüşleriyle katkıda bulunmaktan vazgeçirecek biçimde konuşur. Bu insan ayrıca, başkalarıyla gerçek iletişimin kendisi hakkında daha derin bir şeyi açığa vurabileceğinden korkar, çünkü bu onun korkularının, kuşkularının ve içsel karışıklığının ortaya çıkmasına yol açabilir.

Toplumda Yaşamak

İkizler Kuzey Düğümü insanı toplumda seçim özgürlüğü olduğunu öğreniyor. Herkes aynı kurallar dizisine uymamaktadır. Her birimiz kendi bireysel yolumuzu izlediğimizden, kararsız olmanın, kuşkular duymanın ve başkalarına fikirlerini soracak kadar alçakgönüllü olmanın bir sakıncası yoktur aslında, bu teşvik edilir, işbirliği, insanları kendilerini ifade etmek için yeteneklerini kullanma, arzularını gerçekleştirme ve yalnızca kendilerine değil, diğer insanlara ve tüm topluma yararlı olacak şeyler yapma konusunda güçlendirir.

Bu insan dağın tepesinde kendi başınaydı, ama toplumda hepimizin güçlü ve zayıf yanları vardır. İnsanlar bir araya gelip bilgilerini paylaşırlar tesisatçı tesisatçılığı bilir, avukat hukuku bilir. Ancak, bu insan yardım istemeye alışık değildir. O bunun zekâ eksikliğini gösterdiğini düşünür. Oysa toplum, hiç kimsenin her şeyi bilmediği temel varsayımıyla iş görür. Hepimiz aynı gemideyiz ve en çok uzmanlığa sahip olan kişi gemiyi yönetir.

İkizler Kuzey Düğümü insanı kendisini karşılıklı dayanışmanın rahatlığından ve yoldaşlığından tecrit edebilir, çünkü başkalarının ona ne yapacağını söylemelerine karşı koyar, özellikle başkaları Gerçek hakkında ondan daha az şey biliyor görünüyorlarsa. Ancak, bu enkarnasyonda o toplumda başarıyla yaşamasını öğrenmelidir ve bu konuda ondan daha çok şey bilen pek çok insan vardır! Bu insan alçakgönüllülüğün yararlı olduğunu hatırlamalıdır, çünkü alçakgönüllülük onun başkalarını dinlemesini ve onlardan öğrenmesini sağlar. O, hem "kendisi" hem de toplumun işbirlikçi bir parçası olmayı, bunu nasıl yapacağını öğrenmelidir. Ayrıca, alçakgönüllülük onun Gerçeğin herkes kanalıyla gelebilecek evrensel bir enerji

olduğunu öğrenmesine izin verir; öyleyse, o tüm bakış açılarına açık olmalıdır.

DUALİTE

Bu insan dualiteyi (ikiliği) kabul etmeyi öğreniyor: Başkalarındaki çelişkileri ve kendi doğasının dualitesini kabullenmeyi. Geçmiş yaşamlarda yalnızca Gerçeğin peşine düşerek, o insan olma deneyiminden ayrı kaldı. Bu enkarnasyonda, onun misyonu insan doğasını yeni baştan öğrenmektir.

Dünya gezegeni ying ve yang, gece ve gündüz, soğuk ve sıcak, kabullenici ve yaratıcı, dişi ve erkek prensipleriyle görünüşte birbirine zıt olup da bir bütün oluşturan bu prensiplerle varlığını sürdürür, ikizler Kuzey Düğümü insanı paranın "öbür yüzünü" gördüğünde yaşamı, insanları ve durumları daha iyi anlayacaktır. O hâlâ, "Ne olmuş yani, bu yalnızca bir para" tutumunu benimsemek yerine, paranın her iki tarafını da görmeyi, kabul etmeyi, her iki tarafla da ilgilenmeyi öğreniyor. İçsel çatışmaları önemsememek yerine, kendi doğasının çelişkili yanlarını dürüst ve sevecen bir biçimde kabullenmekten gelen iç huzurunu öğreniyor. Dolayısıyla, o tüm tabloyu göremediği için kaygılanmamalıdır. "Bilmemenin" onun için bir sakıncası yoktur aslında, bu enkarnasyonda bu tercih edilir bir şeydir! Her şeyi bildiğini düşünmesi, onun durumu anlamasına yardım edebilecek yeni bilgiye açık olmasını engeller.

Bu insan düşüncelerini başkalarına açıklamaya çekinir, çünkü onların zor gerçekleri işitmek istemediklerini düşünür. Böylece, birisi ona, "Falancadan ayrıldım," ya da "Hukuk fakültesine gitmekten vazgeçtim," dediğinde, ikizler Kuzey Düğümü insanı şöyle diyecektir: "Sana söylemek istemedim, ama ben o adamdan hiç hoşlanmamıştım." Ya da, "Hukuk fakültesine gitmek senin için iyi bir fikir değildi." Diğer kişi, "Bunu bana neden daha önce söylemedin?" diye sorabilir. Ama bu insan "gerçeği söyleyerek" başkalarını kırmaktan korkar. O, kendi görüşünü ifade etmesinin diğer kişiye yardımcı olabileceğini anlamalıdır.

Bununla birlikte, onun görüşünü sunuşunun ardındaki güdü, öğüdünün nasıl alınacağı konusunda önemli bir rol oynar. Eğer onun güdüsü sevgi ve destek sunmaksa, diğer kişi onun iyi niyetini hissedecek ve öğüdüne açık olacaktır. Ama eğer onun güdüsü yargılamak ya da "haklı" olmaksa, diğer kişi savunmaya geçerek karşılık verecektir. Eğer İkizler Kuzey Düğümü insanı gerçekten yardım etmek istiyorsa, etkileşim pürüzsüz bir biçimde yürür. O kendi algısını başka bir bakış açısı olarak, bir ilgilenme armağanı olarak sunmalı ve bu algının o durum için doğru olup olmadığını anlamayı diğer kişiye bırakmalıdır.

İYİMSERLİK

İkizler Kuzey Düğümü insanı körü körüne iyimser olma eğilimindedir, bu onun tüm olguları adamakıllı incelemeden işin içine atlamasına neden olabilir. Bazen o birisinin ona karşı dürüst olmadığını sezer, ama büyük bir karşılık alacağı umuduyla ve "her şeyin iyi sonuçlanacağı" beklentisiyle o sezgisini önemsemeyebilir. O bu dengesizliğin farkına vardığında, kendisini diğer seçeneklerini görüp kabul etmeye zorlamalıdır. Bu onun özgüvenini yeniden kazanmasını sağlar.

O, mantıklı bir durum içinde olmadığını anladığında, kendi gücüne başvurmalıdır.

Ama o kendisini her zaman işlerin üstesinden gelmeye muktedir hissetmez. Bu insan dış dünyada onu daha iyi gözetebileceklerine inandığı insanlara körü körüne güvenme eğilimindedir. Ve kendisi güvenilir bir insan olduğundan, başkalarının da güvenilir olduklarını düşünür ve bu da onun başını epey derde sokabilir.

İkizler Kuzey Düğümü insanı, ona yardım etmeleri için başkalarına güvenmelidir; ancak, bunu körü körüne yapmamalıdır. Onun başarması gereken şey, çevresindeki insanları anlamak ve sırf başka bir seçimi olmadığı korkusuyla herhangi birine güvenmemektir. O diğer kişinin sözlerini dinlemelidir ve bu insan temelde doğru sözlü olduğundan, başkalarının ona karşı dürüst olup olmadıklarını anlayabilir.

DÜRÜSTLÜK

İkizler Kuzey Düğümü insanı birlikte olduğu kişilerin ona ille de gerçeği söylemelerini beklemez. O, başkalarının sahtekârlığın, zararsız yalanlar söylemenin, para saklamanın, vb. geçerli olduğu başka bir başvuru noktasından iş gördüklerini düşünür. Ve o kendisi bunları asla yapmayacağından, başkalarının daha düşük bir dürüstlük düzeyinden iş gördüklerini düşünür. Bir kez daha onun katı ahlak kuralları içeren geçmiş yaşam deneyimi devreye girer ve bu insan başkalarının "sahtekârlığı ve oyunları" olarak algıladığı şeylerle başa çıkmakta zorlanır.

Bu insan, onun işlevinin başkalarının düşünce biçimine ruhsal ahlak kurallarını ve Gerçeği yeniden aşılamak olduğunu anlamalıdır. Eğer o başkalarını "ahlaklı" olmadıklarından ötürü "kötü" kişiler olarak görüp dışlarsa, doğal olarak, onlar onun içgörülerine direneceklerdir hiç kimse kendisini bir günahkâr gibi hissetmek istemez! Bu yüzden, o insanların ruhsal yolu günlük yaşamlarıyla bütünleştirmelerine yardımcı olmalıdır. Aynı zamanda, başka görüşlere açık olmalı ve kendi pozisyonunun katılığını yumuşatmalıdır.

İkizler Kuzey Düğümü insanı verdiği sözleri tutar bu onun için bir ahlaklılık meselesidir. Ve o çevresindekilerin her iki tarafın üzerinde anlaşmış olduğu kurallara göre oynamalarını bekler. Başkaları bir şeyi yapacaklarını söyleyip de hangi nedenden ötürü olursa olsun yapmadıklarında, bu insan aşırı derecede sinirlenebilir. O başlangıçtaki anlaşmaya sadık kalınmasını ve herhangi bir değişiklik konusunda ona danışılmasını ister.

Örneğin, eğer o birisiyle tavan arasını temizlemek için anlaşmış ve sonra ortaya başka bir şey çıkmışsa, şöyle diyecektir: "Bu gün tavan arasını temizleyeceğiz demiştik, ama öyle görünüyor ki buna zamanımız olmayacak. Herkes bunu kabul ediyor mu?" O, söylenilen bir şeyin yerine getirilmemesinden nefret eder. Ama başkalarının dikkatini bu özelliğe nasıl çekeceğini bilmez o başkalarını üzmek ya da onların bir çelişkinin meydana geldiğini yadsımalarını istemez. Böyle bir durum bu insan için ciddi bir karışıklık alanı olabilir.

Böyle çelişkiler genellikle şu üç temel nedenin birinden ötürü meydana gelir:

1. Bu çelişki, İkizler Kuzey Düğümü insanının başlangıçta o sırada rahatsızlık duysa da açıklığa kavuşturulmadan geçmesine izin verdiği bir yanlış anlamanın sonucu olabilir. Eğer geçmişteki bir şeyi açıklığa kavuşturması gerekiyorsa, o bunu durumun olgularıyla birlikte söylemelidir: "Dün senin... Dediğini duydum ve şimdi...

Diyorsun... Bu çelişkiyi anlamıyorum.

Ne dediğini daha iyi anlamam için lütfen bunu açıklar mısın?" Eğer onun güdüsü diğer kişiyi haksız göstermek değil de, gerçekten anlamak ise, bu yaklaşım işe yarayacaktır. Aksi takdirde, diğer kişi kendini rahatsız hissedecek ve savunmaya geçerek karşılık verecektir.

2. Diğer kişi, ikizler Kuzey Düğümü insanının işitmiş olduğu şeyi söylememiş olabilir bu insanın yaşamında epey yanlış iletişim vardır. Eğer ikizler Kuzey Düğümü insanı söylenilenleri iyi hatırlıyorsa, şöyle diyebilir: "Dün... Dediğini duydum. Demek istediğin... miydi, yoksa başka bir şeyi mi kastettin?"

3. Diğer kişinin bir gün bir durumla ilgili olarak güçlü bir his duymuş olması ve sonra koşullardaki, algılamadaki ya da geribildirimdeki bir değişimden ötürü fikrini değiştirmiş olması ve ertesi gün başka bir yönde aynı şekilde güçlü bir his duymuş olması da mümkündür. Toplumda yaşamak, kısmen, başkalarından gelen geribildirime uyum sağlayıp yön değiştirmeyi öğrenmektir, insanlar ortaya bir fikir atarlar ve başkalarının ona nasıl bir tepki gösterdiğine bağlı olarak, hedefe en iyi biçimde erişmek için o fikir ya sürdürülür, ya da değiştirilir. Örneğin, birisi A dergisine reklam vermenin iş hacmini büyüteceğine inanmış olabilir. Sonra, sınırlı bir karşılık alınca, o, A dergisinin reklam için iyi bir seçim olmadığına aynı şekilde inanabilir, B dergisine bir reklam verebilir, ya da tamamen farklı bir medya kanalını kullanabilir. İkizler Kuzey Düğümü insanı bu durumları çelişkiler tutarsızlıklar olarak görebilir, ama bunlar yalnızca çevreden gelen geribildirime akıllıca uyum sağlama sürecini temsil eder. Dinî çevrelerde geçirdiği geçmiş yaşamlardan ötürü, bu insan ebedi gerçekleri asla değişmeyen mutlak evrensel yasaları aramaya alışıktır. Ama bu enkarnasyonda o sosyal bir çevrede yaşamayı öğreniyor ve bu ortamda kuralların nasıl işlediğini dinleyip öğrenecek kadar alçakgönüllü olmalıdır. Bu onun başkalarına karşı daha açık olmasına da yardım edecektir. Başkalarının tepkileri, bu insanın, gerçekten bir katkıda bulunup bulunmadığını ve duruma etkili bir biçimde olumlu enerji katıp katmadığını saptamasına yardımcı olabilir.

GEREKSİNİMLER

Kabullenme ve Paylaşma

İkizler Kuzey Düğümü insanı söylemek istediği şeyi karşı tarafa iletebilmeyi ve "işitilmeyi" çok ister, bu konuda adeta kendisini sıkıştıran bir duygu hisseder. Ancak, bu sıkıştırmanın altında, onun gerçekten istediği şey kendisini kabul edilmiş hissetmektir. Kabullenilmek onun "doğru yolda" olup olmadığının doğru bir göstergesidir. Diğer insanlar onun söylediklerini kabul ettiklerinde, bu onun etkili bir biçimde iletişim kurduğunun işaretidir. Eğer başkaları onun sözlerini kabul etmezlerse, bu onun geri çekilmesi ve mesajını başkalarının anlayabilecekleri sözcüklere dökmesi gerektiğini gösteren bir işarettir.

Bu insan için, gerçekler kutsal atlama taşları gibidir onun algılayışının temelleridir. O kendi gerçeklerini paylaşmakta tereddüt eder, çünkü başkalarının onun deli olduğunu düşüneceklerinden ya da para kazanmayı veya diğer maddi sorunları düşüneceğine, Gerçeği düşünüp durduğu için onu yargılayacaklarından korkar. O kendisini başkalarına açıklamak ister, ama onun kutsal Gerçeği öylesine soyuttur, kavranılması güçtür ki, onun hakkında açıkça konuşmak zordur ve diğer kişi

çoğunlukla ilgisini yitirir. O zaman İkizler Kuzey Düğümü insanı düş kırıklığına uğrar, çünkü o felsefesini birkaç sözcükle nasıl ifade edebileceğini bilmez.

Bu, dişi ağrıyan bir insanın bir diş hekimine gitmesine benzer. Hasta şunu bilmek ister: Dişi doldurulacak mı, çekilecek mi, kaplanacak mı, yoksa kanal tedavisi mi yapılacak? Hasta, diş hekiminin ona dişçilik fakültesindeki tüm deneyimlerini anlatmasını istemez. Diş hekiminin onca yıllık eğitimi onun o dişe ne yapması gerektiğiyle ilgili görüşünü desteklediğinden, hasta hekimin basit, olguya dayanan görüşünün ardındaki öğrenimi hissedecektir. Aynı şekilde, İkizler Kuzey Düğümü insanı da diğer kişinin ivedi gereksinimini yanıtlamayı öğrenmelidir; ona tüm bir felsefe yerine, geçici ya da basit gibi de görünebilecek bir yanıt vermelidir. Bu enkarnasyonda onun için iyi sonuç vermesi programlanmış olan budur.

Gerçek bir kavram değil, bir enerjidir. Bu insan aslında Gerçeğin enerjisini arıyor, ama o bu enerjinin ağır ve sıkıcı bir biçimde gelmesinin programlanmadığını hatırlamalıdır. O, günlük yaşamındaki sorunları çözmek için başkalarıyla fikir alışverişi yaparken, aradığı Gerçek ile temas kuracaktır. O başkalarının yüzeysel bir sorunu ya da bir yanlış anlamayı aşmalarına yardım ettiğinde bile, Gerçeğin enerjisi ortaya çıkacak ve işin içindeki herkes çözümü ve iç huzurunu paylaşacaktır. Bu enkarnasyonda, Kuzey Düğümü insanının Gerçeğe başkalarıyla basit, günlük etkileşimler ve samimi bağlar yoluyla erişmesi programlanmıştır.

ŞİMDİKİ Zamanda Kalmak

Burada ve Şimdi Çözümleri

İkizler Kuzey Düğümü insanı uzak, genel çözümlerle öylesine ilgilenme eğilimindedir ki, içinde bulunduğu anın zevkine varamaz. O, hâlâ "ebedi gerçekleri" aramaktadır. Ancak, bu enkarnasyonda, o "burada ve şimdi" çözümleriyle daha çok ilgilenmeli ve eğer o (ve çevresindekiler) her an mutluysa, bu anların çoğalacağını ve mutluluğun süreceğini anlamalıdır.

Aynı şey onun iş meselelerinde de geçerlidir. O, "büyük tablo" ile aşırı ilgilenip, hemen başarılı bir sonucu nasıl yaratabileceğini gözden kaçırabilir. O, maddi sorunları halletmek için "sonsuz bir zamana" sahip olduğunu hissetmek yerine, zamanın daha çok farkında olmalı, projelerini tamamlayabileceği şekilde ayrı ayrı plânlamalıdır.

Örneğin, iki katlı evini kiraya veren, İkizler Kuzey Düğümlü bir müşterim vardı. Kiracılarından biri evi boşalttıktan sonra, bazı ufak tefek su tesisatı onarımları gerekmişti. Bunu yaparak evi yeniden kiraya vermek yerine, müşterim su tesisatının tümüyle elden geçirilmesinin zamanının gelmiş olduğuna karar verdi. Sonra, temeli payandalarla desteklemenin zamanının geldiğine karar verdi bu da hem ("esaslı bir iş yapmak için") evi mevcut temelinden kaldırmayı, hem de büyük bir zaman ve (kendisinde olmayan) para gerektiriyordu. Müşterim, eninde sonunda (ikizler Kuzey Düğümü insanı her zaman ebediyet açısından düşünür) bunun yapılması gerektiğini, öyleyse bunu şimdi yapabileceğini düşünüyordu. İşi hemen bitirecek parası olmadığından, ev aylarca boş kaldı. Üst kattaki aile de evden çıkınca, müşterim projeyi yukarı katın su tesisatını da içerecek biçimde genişletti ("eninde sonunda bunun yapılması gerekecekti"). O bana geldiğinde evi dokuz aydır boştu; kira geliri

olmadığından, evini kaybetme riskiyle karşı karşıyaydı.

İkizler Kuzey Düğümü insanı, geçici çözümlerin değerini, sorunları ortaya çıktıklarında halletmeyi ve geleceğe çok fazla projeksiyon yapmamayı öğreniyor. Aksi takdirde, o gelecekteki genişleme için bir taban sağlayan sağlam temeli kaybeder. Dünya gezegenindeki yaşam geçicidir ebediyet yalnızca bilinçte var olur. Bu insan bakışını kısaltmak ve mevcut işlerini düzene sokmalıdır. O, bir durumun göze çarpan yukarıdaki ve aşağıdaki tüm olgularına bakmalı ve mantığını kullanmalıdır.

Amaç Duygusu

İkizler Kuzey Düğümü insanı yaşamın bazı alanlarında aşırı sabırlıyken, başka alanlarda kestirmeden gitmeye çalışır. Ama mantıksız kestirme yollar uzun vadede daha çok işin çıkmasıyla sonuçlanır, çünkü bu insan geriye dönmek, yavaşlamak ve her şeyi baştan yapmak zorunda kalacaktır. O, daha önemli işler için "boş" kalabilmek amacıyla, her şeyi ve herkesi yolunun üzerinden çekmekte acele eder. Çoğunlukla, bu içsel huzursuzluk kendini kaybolmuş hissetmekle ilişkilidir. Aslında, onun yaşamına yön verecek bir amaca ihtiyacı vardır. Ancak, bu amacı belirlemek ona kalmış bir şeydir ve bu amaç Gerçeği aramanın dışında bir şey olmalıdır. Onun kendisini topluma bağlayan, bireysel, "şimdiki" bir amacı olmalıdır; o bu amacı belirleyene dek kendisini kaybolmuş hissedecektir. Bu insanın sık sık iş değiştirmesinin bir nedeni de budur. Eğer mevcut işi onun içsel amaç duygusunu doyurmuyorsa, o işten ayrılmaktan ve "uyup uymadığını" görmek için yepyeni bir şeyi denemekten çekinmez. O, bunu sağlayabileceğini düşündüğü bir işe hazırlanmak için ne kadar resmi eğitim gerekiyorsa, o eğitimden geçmeye gönüllüdür.

İkizler Kuzey Düğümü insanının "amaç" arayışı, onun Gerçeği aradığı geçmiş yaşamlarından kalma bir arayıştır, o yaşamların bu yaşam üzerindeki etkisidir. Ama bu yaşamda, onun amacı toplumla bağ kurma sürecini öğrenmektir. Örneğin, eğer bu insan dört kişiyle birlikte bir masada oturuyorsa, sohbetin başlangıcında o harikadır. Ama eğer o her gün aynı dört kişiyle birlikte olursa, giderek sinirlenir. O, söyleyebileceği her şeyi söylemiş olduğunu düşünür. Gerçekten de söylemiştir, ama diğerlerinin verdikleri yanıtları işitmemiştir ve bu da bir sonraki adımdır! Bu insan, başkalarını dinlemeli ve ilişkinin gelişebilmesi için sözlerini onların yanıtları üzerine inşa etmeyi öğrenmelidir. Bu tür bir paylaşma, yeni ve karşılıklı keşif âlemlerine götüren muazzam bir enerji üretebilir. Masadaki dört kişi yeni deneyimler geçirdiklerinde, birbirleriyle paylaşacakları yeni içgörüler edinirler.

DEĞİŞİM

İkizler Kuzey Düğümü insanı, birçok enkarnasyonu Gerçek üzerinde konsantre olan dinî örgütlerde "kısılıp kalarak" geçirmiş olduğundan, bu enkarnasyonda kendisini tek bir şey ile sınırlamaya karşı koyar. O dünyevi serüvenin yaşamı tatmanın, farklı türde ilişkileri, değişik meslekleri ve değişik yerleri deneyimlemenin eksikliğini hisseder, açlığını çeker. O, dünyada yaşamanın yararlarının açlığını çeker.

Bununla birlikte, o kendini sadece bir işe, bir evliliğe, ya da yaşam tarzına veren insanlara imrenebilir. "Kendimi tamamen tek bir yaşam seçimine vermem nasıl

olurdu acaba?" diye merak edebilir. Ama bilinçaltı onun geçmişte kendisini tek bir şeye adadığında yaşamın çok sıkıcı olmuş olduğunu bilir ve o bunu yapamaz! Bu enkarnasyonda, yaşamını ilginç kılmak ve enerjisini hareket halinde tutmak için onun birçok seçeneği olmalıdır.

Yaşamı her zaman bir serüven olarak görmenin potansiyel sakıncası şu ki, bu onun karşılaştığı insanları yüzeysel bir biçimde deneyimlemesine yol açabilir. O, başkalarının derinliğini onların geçmişini ve karakterini, şimdi bulundukları yere nasıl vardıklarını gözden kaçırma eğilimindedir; onlarla bir serüveni paylaşır ve sonra yoluna devam eder. Ama o diğer insanları gerçekten tanımak için zaman ayırırsa, aradığı bağlılığı ve iç huzurunu deneyimleyecektir. Böylece, yavaşlaması ve çevresindeki kişilere karşı sabırlı olması diğer kişiye sorular sormak ve onunla gerçekten bağ kurmak için zaman ayırması onun yararınadır.

SPONTANELİK

Bu insan içinden geldiği gibi, spontane davranmayı sever bu onun kendisini hafif ve mutlu hissetmesini sağlar! Spontanelik bazen onun yararınadır, ama daha yakın ilişkilerde bu bir engel de olabilir. Örneğin, o başkalarıyla son dakikada birlikte olmaya çalışma eğilimindedir ve çoğu zaman onun görmek istediği insanlar meşguldürler. Birçok insanın daha plânlı bir biçimde yaşadığını anlamak onun yararına olacaktır; eğer o birisiyle gerçekten birlikte olmak istiyorsa, bunu o kişiye önceden bildirmelidir. Eğer diğer kişi onunla birlikte olamazsa, o çoğunlukla, "kısmet değilmiş" diye düşünür.

Bu insan spontaneliği plân yapmaya yeğler, çünkü belli bir kişiyle birlikte olmayı gerçekten isteyip istemeyeceğini önceden bilmez. O istediği yöne enerji her neredeyse oraya ve serüven duygusu onu her nereye götürürse oraya gitmekte özgür olmak ister. Ama o bazen örneğin, iş ilişkilerinde ya da spontane davranmayı yeğlemeyen kişilerle ilişki kurduğunda spontane davranma arzusunun onun yararına olmadığını öğrenmektedir.

Huzursuzluk

İkizler Kuzey Düğümü insanı biraz huzursuzdur. Ama geçmiş yaşam eğitiminden ötürü, hâlâ, hangi meslekte olursa olsun ona yüzde yüz odaklanabilir bu odaklanma uzun süreli olmasa da. Onun için, bu sağlıklıdır. O, tüm bu yaşamı tek bir şey yaparak geçiremeyeceğini hisseder, çünkü bu dünyada nasıl yaşayacağını değişik deneyimler yoluyla öğrenmektedir.

Ancak, bazen o bir mesleğe "saplanıp kalır." O başarılı olabilir, iyi para kazanabilir ve bir düzeyde doyuma ulaşabilir. Bununla birlikte, bir değişiklik yapmak için en iyi zamanın, kendisini gerçekten iyi hissettiği ve her şeyin iyi gittiği zaman olduğunu bilir. Bu bir öğrenme ve gelişme, bilgi toplama ve yayma enkarnasyonu olduğundan, o, eğer zamanı geldiğinde isteyerek bir değişiklik yapmazsa, yaşamın onun değişiklik yapmasına yardım edeceğini düşünür. Yine de, bu insan cesaretten yoksun değildir. O, genellikle, kumar oynayıp değişiklikleri kendisi yapacak kadar özgüvene, iyimserliğe ve yaşama duyulan güvene sahiptir.

Çoğunlukla, İkizler Kuzey Düğümü insanının yaptığı değişiklikler sezgisel bilişe

dayanır. O, deneyimlemesi gereken bir sonraki serüveni hisseder. Sezgisi ona yol gösterse de, o bu değişiklikleri yaparken, başkalarının tavsiyeleri de dahil olmak üzere, izlenecek mantıklı yolu da dikkate almalıdır. Aksi takdirde, yolculuğu gereğinden çok daha fazla zor olabilir. Bu onun için bir "kendi işini kendin yap" enkarnasyonu değildir hedeflerine erişebilmek için, onun toplum içinde daha çok deneyim geçirmiş kişilerin bilgi ve tavsiyelerine ihtiyacı vardır.

Bu insan, durumun gerektirdiğinden daha titiz olma eğilimi yüzünden bir yerlerde "saplanıp kalmamaya" dikkat etmelidir. O, geçmiş yaşamlarda aradığı kalıcı çözümler yerine, "geçici çareler"le yetinmeyi öğreniyor. Toplumda her şey sürekli olarak değişmektedir. Amaç, diğer insanlarla birlikte yararlı bir biçimde iş görerek yaşamı olumlu bir yönde ilerletmeyi sürdürmektir. Eğer onun yaşamında hiçbir devinim ve ilerleme yoksa o hafiflemeli ve sorunlarını çevresindekilerin önerebilecekleri mantıklı yollardan çözmelidir. Bu, enerjiyi geri getirecektir!

Yalnızlık geçmiş yaşamlarda İkizler Kuzey Düğümü insanına rahatlık getirirdi, ama o bunun şimdi onun için doğru olmadığını biliyor. Onun topluma geri dönmesinin nedeni budur: Kendi başına bulmuş olduğu o içsel uyumu başkalarıyla ilişki ve etkileşimlerine katmak. O, başkalarıyla ilişkideyken bu uyumu nasıl koruyacağını, bu uyumu kendi dışına nasıl yayacağını öğreniyor.

Ama bu insan sosyal olarak o denli içedönüktür ki, bu zor bir iştir ve o sadece kendi içsel bilgisayarı aracılığıyla tekâmül etmeye çalışmaktadır. Bir başka deyişle, o başkalarının sorularını sormuyor; bunun yerine, o geçmiş yaşamlarda içinde sağlamca oluşturduğu bağlılık ipliğiyle içsel huzur ve uyum ipliğiyle bir tür süreklilik oluşturmaya çalışıyor.

Şimdi İkizler Kuzey Düğümü insanı topluma yeniden girmiştir ve başkalarıyla karşılıklı bağlar kurarken o içsel huzuru korumaya çalışmaktadır. İşte bu yüzden, geçici, yüzeysel ilişkiler bazen bu insan için iyi olabilir. O başka bir kişiyle birlikteyken sadece belli bir derinliğe inerek, kendi uyum duygusunu daha kolayca koruyabilir. Bir kez o bunu birçok farklı kişiyle yüzeysel bir düzeyde yapmayı öğrendiğinde, daha derin bir düzeyde ilişki kurmayı ve bu sırada enerjiyi ve uyumu korumayı da öğrenebilir.

Yavaşlamak

İkizler Kuzey Düğümü insanı başkalarına verecek çok fazla bilgiye sahip olduğunu hissettiğinden, verilecek tüm mesajlar ona bir yük gibi görünür. Oysa onun yaşamı geçmiş yaşamlarında tek başına yolculuk yaparken olduğu gibi aynı hızda işlememektedir. O kendisini yavaşlatmalıdır. Ne de olsa, bu onun insanlarla birlikte geçireceği bir enkarnasyondur.

Eğer bu insan kestirme yoldan gitmeye çalışırsa, sonunda uzun yolu seçmiş olacaktır, çünkü geriye dönüp işleri tekrar yapmak zorunda kalacaktır. O, tam bulunduğu yerin bulunması gereken yer olduğunu unutmamalıdır ve karşısındaki kişi onun mesajını işitmesi gereken kişi olabilir. Bu onun hissettiği baskıyı epey azaltabilir; ama eğer o bir sonraki kişiye ulaşmak için aşırı hızlı giderse, ilk mesajı etkili bir biçimde iletemeyecek ve o mesajın ağırlığı onun üzerinde kalacaktır.

Başka bir sorun da, İkizler Kuzey Düğümü insanının mesajı sadece iletme değil, diğer kişinin onu anlamasını sağlama konusunda da sorumluluk duymasıdır. Bir bakıma, bu doğrudur. Bu enkarnasyonda o Öğretmendir ve onun işi mesajı karşısındakinin anlayacağı biçimde iletmektir. Ama eğer sabırsızlığa kapılırsa, yavaşlayıp mesajı o kişinin "dilinde" sunmak yerine, istemeden o kişiyi o mesajı almaya zorlar. O, bir düzine insana etkili bir biçimde iletilmiş on iki mesajın anlaşılmamış yüzlerce mesaja değer olduğu gerçeğine odaklanmalıdır.

SÖZCÜKLERE SAYGI GÖSTERMEK

İkizler Kuzey Düğümü insanının gençliğinde kekeleme eğilimi diğer düğümsel gruplardaki insanlarınkinden daha fazladır. Bunun nedeni, onun zihninin çok hızlı çalışması ve birçok yaşamı sessizlik ve meditasyon içinde geçirdiği için konuşmaya alışık olmamasıdır. Onun zihni bedenindeki ses sisteminden on kat daha hızlı çalışır. O iletişim kurmaya heveslidir, çünkü çok uzun bir zamandır toplumda bulunmamıştır ve yeniden onun bir parçası olmaktan dolayı mutludur, ama nasıl ilişki kuracağını bilmediğinden dolayı da korkar. Tüm bunlar kekeleme eğilimine katkıda bulunabilir. Bu konuda da, kendisini diğer kişinin "dalga boyuna" ayarlamak için yavaşlaması, kısa sürede daha az sözcükle bir hayli bilgi aktarmasını kolaylaştırır.

Kekelemenin başka bakımlardan yararlı bir amacı olabilir. O, bu insanın seçtiği ilk sözcüğün doğru görünmemesi durumunda, onu alternatif sözcükler bulmaya zorlar. Bu, onun yavaşlaması gerektiğini fark etmesini ve söylemek istediği şeyi doğru biçimde söylemesini sağlar: Bu ona sözcüklere saygı göstermeyi ve söylemek istediği şeyi tam olarak ifade edecek sözcükleri kullanma sanatını öğretir. Söylemek istediği şeyi tam olarak aktaracak sözcükler kullanmaya çalışarak, o son derece yaratıcı zihinsel enerjisini başkalarıyla ilişkilerine yapıcı bir biçimde aktarabilir.

İkizler Kuzey Düğümü insanının zihinsel enerjisi o kadar çoktur ki, eğer o sözcüklerin gücüne saygı göstermezse, sonuç düş kırıklığı olur. Pat diye konuşmamak, sözcükleri ağzından kaçırmamak onun için çok önemlidir; acele etmeden doğru sözcükleri bulmak onun enerjisini kanalize eder ve ona gerekli olan odağı verir. O tam olarak ne söylemek istediğini bilir, ama onun anlaşılmasını sağlamakta zorlanabilir. Başkalarının net bir biçimde bir iletişim kurduklarını görür ve kendisinin bu konuda neden o kadar zorlandığını bilmez. Aslında, o insanların söyledikleri şeyleri ve onları nasıl söylediklerini izleyerek öğrendiğinden ilginç ve karışık diyaloglar içeren filmlerden hoşlanır.

Bu insanın hatırlaması gereken en önemli şey, "yavaşlamak"tır. O, daha birincisi kabul edilmeden bir dizi fikri pat diye söylemek yerine, söylediği her şeyin ilgili herkes tarafından tam olarak anlaşıldığından emin olmalıdır. Örneğin, eğer o, "Yabancı ülkelere yaptığım yolculuklarda hiç eğlenmedim" derse, durup çevresindekilerin nasıl bir karşılık verdiklerine bakmalıdır. Eğer onlar, İkizler Kuzey Düğümü insanının Tahiti'de çok eğlenmiş olması gerektiğini söyleyerek onun bildirimini onaylamazlarsa, bu insan durmalı ve ilk başta söylediği şeyi açıklığa kavuşturmalıdır. Belki o şöyle diyebilir: "Yabancı ülkelere yolculuk yapmanın herkes için hoş olmadığını söylemiyorum, ama ben bu yolculuklarda çok eğlenemiyorum." O bunun herkes için bir gerçek olduğunu söylemediğini açıkça belirttiği sürece, hiç kimse bir başkasının kişisel deneyimini geçersiz kılamaz. Acele etmeden ilk noktayı

açıklığa kavuşturduktan sonra, o başkalarının farklı deneyimlerinden öğrenebileceğini fark edebilir. O şöyle sorabilir: "Sizin yabancı ülkelere yolculuk deneyimleriniz nasıldı?" Kendi algılarını genişletmek amacıyla başkalarının yaşama nasıl baktıklarını anlamaya çalışması bu insanın yararına olur.

Zamanlama

İkizler Kuzey Düğümü insanı konuşmadan önce düşünmeyi öğreniyor. O, söylemek istediği şeyi söylemek için uygun zamanlamayı beklemenin ne kadar önemli olduğunu da öğreniyor. O diğer kişinin sorununa mükemmel bir çözüm sunsa bile, eğer o kişi bunu almaya hazır değilse, bunun hiçbir yararı olmayacaktır. Ve eğer diğer kişi alıcı değilse, ikizler Kuzey Düğümü insanı başka bir fırsat ortaya çıkana dek bundan vazgeçmelidir. O uyuma ve iyi niyete odaklanmalıdır; bunu da ancak iletişimde hiçbir kişisel yatırımı yoksa sunabilir. O, diğer kişinin onun söyleyeceği şeyi kabul ve tasdik etmesine yatırım yaptığında, bu yatırım onu yenilgiye uğratacak bir yoğunluğa dönüşür, bu da diğer kişiye vaaz verme ya da kavgacılık gibi görünebilir. Bu insan, yardım etmek isteyen şefkatli biridir, ama bazen o en büyük şefkati diğer kişiyi o kişinin onu anlamaz göründüğü anlarda bile desteklemeye gönüllü oluşuyla gösterebilir.

İLİŞKİLER

ÖZGÜRLÜK GEREKSİNİMİ

İkizler Kuzey Düğümü insanı bu enkarnasyonda özgürlüğe muazzam bir ihtiyaç duyar. Eğer bu dürtü onu yeni insanlar tanımaya itiyorsa, bu onun için sağlıklıdır ve canlılığında bir artışla sonuçlanacaktır. Ancak, eğer özgürlük arzusu onun "özgürlük kaseti"ni dinlemesine ya da başkalarıyla bağ kurma mücadelesinden kaçmaya dayanıyorsa, sonuç huzursuzluk ve yalnızlık olacaktır.

Bağ Kurma Korkusu

Başkaları bu insanın "bam teline basıp" onu sinirlendirdiklerinde, onun tepkisi ilişkiyi tamamen kesmek ve kendi "dağının tepesine" çekilmektir. O, insanlarla bağ kurmanın kendisini zayıf düşürdüğünü hisseder ve bilinçaltı olarak, başka bir kişi tarafından derin bir biçimde anlaşılmaktan korkar. Ayrıca, kendi gerçeklerini paylaşma sürecinden geçmek onun için düş kırıklığı yaratıcıdır. Gerçeğin ona çok kolayca gelmesine karşın, o bunu başkalarının anlayabilecekleri ve takdir edebilecekleri biçimde açıklamakta çok zorlanır.

İkizler Kuzey Düğümü insanı başkalarını dinlemeyi öğrenmekte olduğundan, sorular sormak onun için iyi bir alışkanlıktır. İyi bir dinleyici olmak, sorular sormak ve diğer kişinin yaşamına ilgi duymak demektir; bu insan bu süreçle meşgul olduğunda, mutlu ve huzurludur. O başkalarıyla derin ve samimi bir bağ kurmaya korkar; ama bunu yaptığında, kabul edilme ve tamamlanma duygusu derin bir biçimde doyum verici olur. O, geçmiş yaşamlarda erişmek için çok uğraştığı sükûnetle yeniden bağ kurabilir.

Yakın ilişkilerde başarı için, o kendisinin geçmişte bir "koza" içinde bulunduğunu kabul ederek başlamalıdır. O, korkuyu aşmalı ve niyetini bildirmelidir: O,

kozasından çıkıp, diğer kişiyle yalnızca umutlar ve hayaller düzeyinde değil, korkular ve kuşkular düzeyinde de bağ kurmak istemektedir. O zaman, sohbet sırasında kendisini gözler önüne sererken, gerçekten dürüst olabilir. O yalnızca durumlarla ilgili iyimser genel bakış açısını paylaşmayacak, günlük yaşamın onun için gerçekten nasıl olduğunu anlatacak ve kendi mücadelelerinden de söz edecektir. Başkalarına karşı açık olması, onun günlük yaşamında tek başına hiçbir zaman elde edemeyeceği zaferlere erişmesine çok yardımcı olabilir.

BAĞLILIK

Bu düğümsel gruptakilerin çoğu evlenip "sakin bir yaşam" sürmek ister, ama onların bir yanı bu tür bir süreklilikten korkar. Onlar, gelişmek ve değişmek, dolaşmak ve değişik şeyler yapmak için özgür olmak isterler. Eğer onlar aynı yaradılıştaki birisiyle birleşebilirlerse, her iki dünyada da en iyi şeyleri elde edebilirler. Ama eğer özgürlüklerini sınırlayan bir ilişkiye girerlerse, bu ilişki genellikle yürümez.

İkizler Kuzey Düğümü insanı ilişkilerinde "bağlılığı" kolayca anlayıp kabul edemez. O kendi içindeki Gerçek ve uyum ipliğine bağlıdır. Felsefesinin etkilenmesini, değiştirilmesini istemez ve başka bir kişiyle inançlarını kaynaştırmadan ona nasıl tam olarak bağlanacağını bilmez. Bu insan, onu kendisi kılanın kendi gerçekleri olduğunu düşünür, o gerçeklerle özdeşleşir. Bununla birlikte, her iki kişi de açık oldukları ve birbirlerinin felsefelerini kabul ettikleri sürece, o farklı inançları olan biriyle birlikte yaşayabilir.

Bu insan, ilişki ve etkileşimlerini sınırlayan herhangi bir şeyi yapma konusunda da isteksizdir. O, toplumla ilişki kurmayı ve yeniden bütünleşmeyi öğreniyor ve bunu nasıl yapacağını anlamak için o birçok farklı insanı deneyimlemelidir. O, topluma Gerçeğin farkındalığını ve içsel uyum duygusunu getirmek ve o süreklilik ipliğini başkalarını da içerecek şekilde genişletmek ister. Değişik durumlarda değişik kişilerle "pratik" yaparken, başkalarıyla etkileşim sırasında kendi içsel mutluluğunu sürdürme yeteneğine daha çok güven kazanır. O zaman insanların ona daha çok yaklaşmalarına izin verebilir, çünkü kendi uyumunu koruyabileceğini bilir.

Böylece, İkizler Kuzey Düğümü insanının bir bağlılık ilişkisine girmesi daha uzun bir zaman alabilir, çünkü eğer o çok çabuk, çok derine giderse kendi içsel huzur duygusunu yitirir. Başkalarıyla ilişki ve etkileşimini kısıtlayacak bir evlilik ya da bağlılık aslında onun daha büyük hedeflerini ters etkiler. Onun toplumda ilerleme gereksinimini destekleyen bir partnere ihtiyacı vardır. Potansiyelini tam olarak gerçekleştirebilmek için onun epey "uygulama" deneyimine ihtiyacı vardır. Bu, tek eşliliğin onu ters etkileyeceği anlamına gelmez sınırlanmaması gereken şey, onun değişik insanlarla zihinsel etkileşime girebilmesidir.

VARSAYIMLARA GÖRE DAVRANMAK

Bilinçaltındaki tüm "düzenbazların" içinde, İkizler Kuzey Düğümü insanının ilişkilerini en sık sabote edeni, onun varsayma eğilimidir. O, olguları bir araya getirmeden ya da başkalarına bilgi vermeden hareket ettiğinde, düş kırıklığına uğrayabilir. Kuşku duyduğunda, o diğer kişiyle konuşmalı ve onu yargılamadan dinlemelidir. O başkalarının "her şeyin yolunda olduğunu" bildiklerini varsaydığında ise, çoğunlukla başı derde girer. Durumu günbegün kontrol ettiğinde diğer kişinin

nasıl olduğunu öğrendiğinde ve kendisinin nasıl olduğu hakkında bilgi verdiğinde çok daha mutlu olacaktır. Başarılı ilişkiler yaşamak için, o aradaki iletişim hatlarını açık tutmaya çaba göstermelidir.

İLETİŞİM EKSİKLİĞİ

Bu insan bir ilişkinin içindeyken, diğer kişinin onun ne hissettiğini bildiğini ve onun deneyimlemekte olduğu şeyi deneyimlediğini varsayma eğilimindedir. Örneğin, bir adamla çok güzel bir gece geçirmiş olan bir kadın müşterim vardı. O geceden sonra adam onu hiç aramadı ve o da adamın kendisinin hissettiğinden daha farklı bir şey hissetmiş olduğunu varsaydı. Ama gerçek, müşterimin bunu bilmiyor olduğuydu! Adamın onu aramamasının çeşitli nedenleri olabilirdi: O, müşterimin telefon numarasını kaybetmiş olabilirdi; henüz bitirmediği bir başka ilişkinin içinde olabilirdi; öncelikle ilgilenmesi gereken bir işi çıkmış, bu kadar uzun bir aradan sonra müşterimi aramaya utanmış olabilirdi; ya da müşterimin çıkardığı sonuç doğru olabilirdi. Ama müşterimin yapacağı en iyi şey, adamı arayıp, yaşamının nasıl gittiğini sormak, o geceden ne kadar çok zevk almış olduğunu açıklamak ve onu neden aramadığını sormak olabilirdi. Bu düğümsel gruptaki insanlar olumlu sonuçlara inanmalı ve yaşamlarında olumlu sonuçlar yaratmanın sorumluluğunu üstlenmelidirler.

İkizler Kuzey Düğümü insanı bir ilişki içindeyken, çoğunlukla, diğer kişiyi uzun süreler aramaz. Eğer o olumsuz bir şeyin içinden geçiyorsa ya da yaşamındaki bir şeyden emin değilse, diğer kişiyle temas kurmak istemez, çünkü şunu söylemek zorunda kalmak istemez: "Aslında, erkek arkadaşım beni terk etti," ya da "Kredi kartımı geri aldılar." O olumlu durumu paylaşabilmek için her şey düzelene dek beklemek ister en iyi durumda değilken iletişim kurmak istemez.

Doğal olarak, birçok kişi bu iletişim eksikliğini ilgisizlik olarak yorumlar. Bu insan iletişim eksikliği yüzünden birçok romantik ilişkiyi yitirmiştir, diğer kişi onun ilgilenmediğini varsayarak başka birisiyle ilişkiye girmiştir. Eğer o bir ilişkiyi sürdürmeyi gerçekten istiyorsa, diğer kişinin "her şeyin yolunda olduğunu" bildiğini varsayamaz. Aradaki bağı sürdürmek için o kişiyi düzenli olarak aramalı ya da ona yazmalıdır. Eğer bir kuşku ya da belirsizlik döneminin içinden geçiyorsa, bunu şöyle açıklayabilir: "Seni aramakta tereddüt ettim, çünkü seni hemen şimdi görmeye hazır değilim. Yaşamımda bazı şeyleri bitirmeliyim, ama seni düşündüğümü bilmeni istedim ve nasıl olduğunu öğrenmek istedim."

Eğer arada bir yanlış anlama varsa, bu insan bunu düzeltmenin sorumluluğunu da üstlenmelidir. O diğer kişiyi potansiyel sorunlara karşı uyarmayı da yararlı bulabilir: "Bazen insanların ne dediğini işitmiyorum, çünkü zihnim ileri atlıyor. Eğer seni anlamadığımı düşünüyorsan, lütfen bunu bana bildir, çünkü seninle açık bir iletişim kurmak istiyorum." ikizler Kuzey Düğümü insanı bir şey düşünüyor olabilir ve bunun diğer kişi tarafından anlaşıldığını varsayabilir. Herkesin dünyayı onun gibi yorumlamadığını öğrenmesi bu insan için bir şoktur. Onun diğer kişiyle birlikte çifte kontrol yapması ve zihnindekini ifade ettiğinin bilincinde olması gereklidir. Eğer o diğer kişiyi kendi düşünce ve fikirlerinden incelikli bir biçimde haberdar ederse, ilişkisinin yeni ve olumlu bir biçimde değiştiğini görecektir.

DUYGULARI İFADE ETMEK

İkizler Kuzey Düğümü insanı kişisel deneyimleriyle ilgili kendi bakış açısını acele etmeden, doğru biçimde ifade ettiğinde, diğer kişi bundan derin bir biçimde etkilenir. Bunun bir sonucu olarak, İkizler Kuzey Düğümü insanı kabul edilmenin ve duygularının anlaşılmasının sevincini yaşar. O, her şeyi "haklı" olmak ya da bir görüşünü kanıtlamak zorunda olmadan paylaştığında, sonuçlar yürekten gelen sonuçlar olacaktır. Başkalarına ruh düzeyinde ulaşmak için, o ne hissettiğiyle ilgili gerçeği söylemelidir.

Örneğin, bu düğümsel gruptan olan ve kız arkadaşı onun kredi kartıyla bir giysi mağazasında beklenmedik bir harcama yapmış olan bir müşterim vardı. Müşterim onunla yüzleşti ve bu alışverişin giysileri içerdiğini bilmesine rağmen, kız arkadaşının parayı neye harcadığını itiraf etmesini istedi. Kız arkadaşı ona "evle ilgili şeyler" dediğinde, müşterim onun doğruyu söylemesi için öylesine ısrar etti ki, kız ilişkiyi bitirdi. İkizler Kuzey Düğümü insanı yalandan nefret eder ve ona yalan söylenmiş olduğunu düşündüğünde, kendi haklılığından emin olmaktan kaynaklanan bir öfkeyle tepki gösterme eğilimindedir. Ancak, söz konusu durumda adamın tepkisi de doğru değildi. O şöyle demeliydi: "Seninle konuşmak istediğim ve benim için çok önemli olan bir şey var. Kredi kartımda bazı beklenmedik harcamalar buldum, bu yüzden bir yanlışlık olup olmadığını anlamak için kontrol ettim. Üzerinde senin imzan bulunan üç kredi kartı makbuzu vardı ve bunlar giysi harcamalarıydı. Benim hep cömert davrandığımı biliyorsun iyi giysilere sahip olmanı isterim ama kredi kartımı kullanmadan önce sormadığın için kendimi incinmiş ve aldatılmış hissediyorum."

O zaman, bu dürüstlükten, gerçeğin bir sonraki düzeyi ortaya çıkabilirdi: Olguları ve hissettiklerini dürüstçe ortaya koyarak, müşterim kendisini kız arkadaşının karakterini daha doğru biçimde görmeye açabilirdi. Kız arkadaşı, onunla daha büyük bir ahlaki uyuma girecek şekilde değişebilirdi, ya da müşterim onun yakın bir ilişki için uygunsuz bir partner olduğunu görebilirdi. Bu insan, başkalarına ahlaken gelişmeleri için bir şans vermelidir. O, ancak kendisi dürüstçe davrandığında diğer kişiyi doğruyu söylemeye zorlamak yerine, kendi duygularını dürüstçe açıkladığında buna zemin yaratabilir.

KENDİ HAKLILIĞINDAN EMİN OLMAK

İkizler Kuzey Düğümü insanı başkalarının "gerçeğine" özellikle her gün ilişkide olduğu insanların gerçeğine karşı güçlü bir biçimde direnir. İnsanların ona yalan söylemek zorunda olduklarını hissetmelerinin nedenlerinden biri de bu olabilir bu insan diğer kişinin neler yaşadığını gerçekten işitmek istemiyor olabilir. Ama onun dinlememe eğilimi, en çok önemsediği kişilerle arasında acı verici yanlış anlamalara yol açabilir.

O, "gerçeği" istediğini söylemesine karşın, başkaları ona gerçeği söylediklerinde sinirlenir. Ama eğer o gerçeği duymak istemiyorsa, bu tutum insanları ona yalan söylemeye teşvik edecektir. Hiç kimse "haksız çıkarılmak" istemez ve bu insan kimin haklı kimin haksız olduğu konusunda kendi haklılığından o kadar emin olabilir ki, diğerleri onun çevresinde bulunmak istemeyebilirler.

İkizler Kuzey Düğümü insanı, başkalarıyla olan mutlu uyuma felsefi Gerçeği zorlayıcı

bir biçimde aramaktan daha çok değer vermeyi öğreniyor. Bu onun yargıyı askıya almasını da gerektirir. Bu insan bir başkasını yargılarken, o kişinin ahlak kurallarını hesaba katmaz. O kişiyi daha iyi anlamak için, bu insanın sorular sorması gerekir: "Okulda ne okudunuz? İlk işiniz neydi?" İkizler Kuzey Düğümü insanı her şeyi o kadar şimdiki zamanda görme eğilimindedir ki, o insanların yaşamlarının her zaman aynı olmuş olduğunu varsayar yine de, o insanlar onları şimdiki durumlarına neyin getirmiş olduğunu anlattıklarında, bu onun ilgisini çok çeker.

Eğer o diğer kişiden "gerçeği" ya da olguya dayanan doğruyu duymak istiyorsa, önce kendi güdüsünü çok berrak bir biçimde anlamalıdır. Onun güdüsü diğer kişiyi tanımak ve onun kendisini daha berrak bir biçimde açıklamasına yardımcı olmak mıdır? Yoksa onun güdüsü "haklı olmak" mıdır? Eğer asıl güdüsü dinlemekse, o kazanacaktır; eğer asıl güdüsü haklı olmaksa, kaybedecektir.

Eğer diğer kişilerin kendisiyle dürüstçe iletişim kurmalarını istiyorsa, ikizler Kuzey Düğümü insanı onlara eşitlik tanımalıdır. Ve dürüstlük gelişir onun ille de ilk karşılaşmalarda gerçekleşmesi gerekmez. Bu insan diğer insanların ona karşı daha dürüst davranmalarına fırsat verdiğinde, onun aradığı dürüstlük ortaya çıkacaktır. Kişisel ilişkilerde, o diğer kişiye dürüstlüğün onun için ne kadar önemli olduğunu o kişiyi kendisinden soğutmayacak şekilde, yapıcı bir biçimde anlatmalıdır. Örneğin, o süptil, ama açık bir biçimde başlayabilir: "Birbirimize karşı dürüst davrandığımız zaman, birbirimizi aldatmaya çalıştığımız zamanlardan daha çok eğleniyoruz. Dürüstlük bizi birbirimize daha çok yaklaştırıyor ve birbirimizi kabul etmemize yardımcı oluyor."

İKİYE BÖLÜNMELERİ İFADE ETMEK

Eğer bu insan zihninde bir çatışma sürerken kendisini birisine evet ya da hayır demeye zorlarsa, ne söylerse söylesin bu bir yalan olacaktır, çünkü gerçek onun yanıtı henüz bulamamış olduğudur. Böylece, "yanıt" ve diğer kişiye söylenecek doğru şey onun iki seçenek görebildiği ve bunlardan hangisini seçeceğini bilemediğidir. Bir kez diğer kişi bunu anladığında, İkizler Kuzey Düğümü insanı bir yolu deneyebilir ve o yolun iyi bir sonuç vermemesi durumunda diğer yolu seçme hakkını elinde tutar.

Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve kendisine bir büroda ya da evinde çalışma seçimi sunulmuş bir müşterim vardı. Bu hanım evde çalışmanın huzurunu ve yalnızlığını istiyordu, ama büroya gitmezse üretkenlik düzeyinin düşebileceğinden korkuyordu. Onun bana söylemiş olduğu şeyi patronuna söylemesi gerekiyordu: "Evde çalışmak istiyorum ve üretkenlik düzeyimi yüksek tutmak benim için çok önemlidir. Bu yüzden, evde çalışmayı denemek istiyorum, ama üretkenlik düzeyim düşerse, büroya dönmek isterim."

Bu enkarnasyonda, ikizler Kuzey Düğümü insanının fikirlerini değiştirmesi uygundur. Geçmiş yaşamlarda onun bunu yapmasına izin verilmemişti, böylece o şöyle demesi gerektiğini düşünür: "Bu böyledir. Bunun başka yolu yok." Ama şimdi o başka seçenekleri görmeyi öğreniyor ve daha çok bilgi edindiğinde, yeni bilgiden yararlanmak için yolunu doğal olarak değiştirecektir.

Öyleyse, bu insan kararını (ya da o sıradaki görüşünü) ifade ettiğinde, bunu çok katı bir biçimde sunmamaya çalışmalıdır ki fikrini değiştirme seçeneğine sahip olabilsin. "Bu yanlıştır ve her zaman yanlış olacaktır," demek yerine, o şöyle derse daha iyi olur: "Bu yanlıştır. Fikrimi değiştirebilirim, ama şimdi bu bana böyle görünüyor." Onun görüşleri değişebilir, bu yüzden onun nihai bir yanıtının olmaması uygundur.

AŞK İLİŞKİSİ

DEĞİŞİKLİK

İkizler Kuzey Düğümü insanının değişik insanlara bağlanma karma'sı vardır: Sosyal olarak uygunsuz kişiler, spor düşkünleri, lisede okulu bırakmış olanlar, üniversite mezunları. Onun aşk ilişkisine girdiği insanlar yamalı bir bohça gibidir. Bazen o kendi "tipinin" kim olduğunu merak eder, çünkü tüm bu değişik kişilerle yüzeysel bir düzeyde ilişki kurar! Ruhsal kimliğini daha çok hissettiğinde ve insanlarla mesajları nasıl paylaşacağını anladığında ise, bu kadar çok değişik tipte kişiyle birlikte olması ona anlamlı gelmeye başlar. Onun "gerçeği" bu kadar çok değişik yüzeyden geri yansıdığında, o bu gerçeği birçok farklı biçimde görebilir. Bu onun bir kavramın gerçekten "doğru" olup olmadığını anlamasına yardım eder ve o kavramın başkalarının değişik algılayışlarını etkilediğini görmekten sevinç duyar.

Örneğin, o kendi kendisine, "Yoksul nedir?" diye sorabilir. Sonra, o maddi olarak yoksul insanları izler ve bazı durumlarda yoksul olmanın bir kişiye zengin olsaydı sahip olabileceğinden daha iyi değerler verdiğini görür. Onun bu heyecan verici keşifleri, fikirlerini çevrede gerçekten olup bitenlerle karşılaştırma konusundaki açıklığından kaynaklanır. Onun aradığı uyum, diğer kişinin görüşlerini kendi gerçeğiyle bütünleştirmesinden gelir. Bu insanın başarması gereken şey, değişikliği, farklılığı kapsayan bir enerjiyi kabul ve tasdik etmektir.

İkizler Kuzey Düğümü insanı cinselliğini yaşamaya başladığında, etkileşime girecek değişik insanlar arama eğilimi gösterir. Birçok enkarnasyonda insan ilişkilerinin sıcaklığından yoksun kalmış olduğundan, o şekerci dükkânındaki bir çocuk gibi olabilir: Her şeyin tadına bakmak ister! Aslında, onun durumunda ve mantıklı sınırlar içinde bu bir yanlış değildir özellikle gençlik yıllarında. Bu insan başkalarıyla kendi içindeki o Gerçek ipliğini koruyarak ve paylaşarak ilişki kurmayı öğreniyor. Değişiklik, çeşitlilik onun Gerçeği kaybetmeden paylaşmayı öğrenmesine yardımcı olabilir.

Bu insanın geçmiş yaşamlardan gelen iyi gelişmiş bir dürüstlük duygusu vardır ve o asla bir başkasını yanlış yönlendirecek bir şey söylemez. O sırf diğer kişiyle yatmak için ona, "Seni seviyorum ve sonsuza dek seninle olacağım," demez. Bununla birlikte, geçmiş yaşamlardaki dinî eğitiminden kaynaklanan suçluluk duygusundan dolayı, o şöyle diyen bir ses tarafından taciz edilir: "Bunun yanlış olduğunu biliyorum, ben yalnızca tek bir kişiyle birlikte olmalıyım." O yolun onun için doğru olduğu bir zaman gelebilir, ama bu kararın kendini ayırıcı bir biçimde haklı görmeye kaymadan diğer kişiyle birlikteyken kendi gerçeğini korumaya dayanması gerekir. Değişik insanlarla flört ederken, o çekicidir ve aradaki bağı geliştirmek için "iyi davranmayı" sürdürür. O aynı "iyi davranışı" yalnızca tek bir kişiyle birlikteyken koruyabildiğinde, o zaman gerçekten doğru yolda olur.

O hâlâ değişik insanlarla flört etme süreci içindeyken, güdüsü net olmalıdır. Eğer,

sadece, seks yoluyla yalnızlığından kurtulmaya çalışıyorsa, sonuçta o gece geçici bir doyum hisseder, ama ertesi gün duyduğu boşluk hissi artar. Bu yıkıcı döngüden kaçınmak için, o cinsel ilişkinin temeli olarak diğer kişiyle zihinsel bağı geliştirmeyi sürdürmelidir. Cinsel bir ilişkiden önce duygusal bir bağ oluşturmalıdır. O zaman cinsel etkileşim o gerçeğin sevinçli bir ifadesi olacak ve bu insan kendisini boş ya da suçlu hissetmeyecektir.

SAPLANTILI OLMAK

İkizler Kuzey Düğümü insanı, özellikle romantik/cinsel ilişkilerde diğer kişiye saplantılı bir biçimde bağlanabilir. Eğer o bir fikre ya da bir kişiye aşırı bağlanırsa, huzurlu ve yapıcı bir ruh halini yeniden kazanabilmek için saplantısının yönünü değiştirmelidir. Eğer bir fikri kafasına takmışsa, düşünüşünü dengeleyebilmek için başka bir bakış açısını dikkate almalıdır. Eğer başka bir kişiyi kafasına takıyorsa, bu daha yoğun ilişkiyi dengelemek için birlikte zaman geçireceği platonik bir arkadaş bulmalıdır. O zaman o ilk ilişkide başarılı olabilir. Seçenekleri olduğunu idrak etmek onun için daima iyi sonuç verir.

Bunun tam tersine, bu insan bağlanmamakta da aşırıya gidebilir. Bu enkarnasyonda, o yine Filozof Kral olmak ister, bu eğilimi gösterir ama o dağın tepesine çıktığında, orada başka kim olacaktır? Onun en tehlikeli saplantılarından biri, düşüncelerini içselleştirip benliğinin bir parçası haline getirmesidir; bu da onun ilişkilerinin ikinci sıraya düşmesine neden olur. O kendi düşünce sürecine çok yoğun bir biçimde odaklandığından, başka insanları kabul ve tasdik edemez. "Düşüncelerim o kadar doğru, o kadar anlamlı ki." O diğer insanların görüşlerini hiç önemsemeyebilir ve işte o zaman gerçekten zararlı çıkabilir. Eğer o başkalarının görüşlerine açık değilse, gereksindiği değişikliği ve çeşitliliği bulamayacaktır.

İkizler Kuzey Düğümü insanı insan ilişkilerine daha fazla ağırlık vermeyi öğrenmelidir; hedeflerine odaklanmaktan çok, insanlarla kaynaşmaya zaman ve enerji harcamalıdır. Eğer o aşırı düşünmeyi bırakabilirse, sonuçta insanlar bir hedef olabilirler.

YÜZEYSELLİK

Bu insan ilk karşılaşmalarda çok başarılıdır: Kendini tanıtıcı kısa konuşma, çekicilik, yüzeysel bağlantı. Ama o bir lokantadaki bir teşrifatçı gibidir diğer kişiyi iyi karşılar, herkesin anlayacağı bir kaç cümle söyler, ilk jestleri yapar ve gülümser; ama ondan sonra ne yapacağını bilmez. Romantik bir durumda o çoğunlukla tedirgin olur ve ya çekip gider ya da ilişkiyi hemen fiziksel düzeye taşımaya çalışır. Bu insan bedeniyle çok rahattır, böylece, bir kez o kişiyle cinsel olarak birleşmeye başladığında kendisini yeniden rahat hisseder. Ne yazık ki, eğer önce zihinsel bir bağ ve karşılıklı anlayış oluşturulmamışsa, onun cinsel ilişkileri çoğunlukla kısa süreli ve geçici olarak doyum verici olur; onlar derin ve doyum verici ilişkilere götürmez.

Bu insanın aşk serüvenleri yaşadığı birçok geçmiş yaşamı da olmuştur. O, Gerçeği aramak için bir dağın tepesine tırmanmaya hazırlanırken, yolda karşılaştığı çekici bir kişiyle cinsel bir serüven yaşamıştır. Ama bu insan kendisini bir ilişkiye adamak istemiyordu, o Gerçeğin peşindeydi, insanlarla besleyici bağlar geliştirmek ya da romantik ilişkileri daha derinleştirmek onun hedefine ters düşerdi. Bu

enkarnasyonda, bu tür davranış insanlardan ayrı ve yalnız kalmaya götürür, ama bu insan başkalarıyla derin bağlar kurmaktan kaçmayı sürdürür. O başkalarına yakın olmak ister, ama bunu nasıl yapacağını bilmez. Ve bu beceriksizlik onun için, özellikle romantik durumlarda, çok düş kırıklığı yaratıcı olabilir. Bununla birlikte, ikizler Kuzey Düğümü insanı, bir kez bunu nasıl yapacağını anladığında, insanlarla bağ kurma konusunda çok yetenekli olduğunu bilmelidir. Bunun anahtarı diğer kişiye karşı gerçekten ilgi ve merak duymaktır. O nasıl düşünüyor? Onun için önemli olan nedir? Onun ilgi alanları nelerdir? Diğer kişinin ona vereceği mesaj nedir ve onun diğer kişiye vereceği mesaj nedir?

BİLİNÇLİ ETKİLEŞİMLER

İkizler Kuzey Düğümü insanı çok direkt konuşma eğilimindedir ve bu onun başını derde sokar. O, gerçekte ne söylemek istediğine daha derin biçimde bakmalı ve sonra onu sorumlu ve duyarlı bir biçimde ifade etmelidir.

Örneğin, yirmi altı yıldır ikizler Kuzey Düğümlü bir adamla evli olan bir müşterim vardı. Bir gün kocası eve geldi ve pat diye şöyle dedi: "Eşruhumla karşılaştım ve senden boşanmak istiyorum." Adam o kadınla yalnızca iki hafta önce tanışmıştı! Bu mesaj karısını şoke etmişti. Adamın bu sert bildirimine yol açan sorunların neler olduğunu anlamak için ikisi bir yılı aşkın bir süre yoğun yüzleşmelerde ve ruhsal incelemelerde bulundular. Sonunda adamın gerçekte istediği şeyin o kadınla birlikte olmak değil, karısıyla ilişkisini yeniden canlandırmak olduğu anlaşıldı. Onların karşılıklı olarak güçlü bir sevgiye dayanan iyi bir evlilikleri vardı ve bu kitabın yazıldığı sırada onlar hâlâ birlikteler. Adam istediğini elde etti: Karısıyla ilişkisi dönüşüm geçirdi. Ancak, karısı duygusal bakımdan asla düzelemedi ve kocasının ona yaşattığı şeylerden ötürü onu tam olarak bağışlayamıyor.

İkizler Kuzey Düğümü insanı sözlerinin yapacağı etkiyi dikkate almadan konuştuğunda başkalarını gereksiz yere incitebileceğini öğreniyor. Bu özellikle, o altta yatan gerçeği söylemek için değil de, sadece diğer kişiyi incitmek ya da onun dikkatini çekmek için konuştuğunda geçerlidir. O, ne hissettiğini kendi zihninde açıklığa kavuşturmalı ve ondan sonra onu en iyi şekilde nasıl söyleyebileceğine karar vermelidir. Onun güdüsü ilişkiyi yeniden canlandırmak mıdır, yoksa diğer kişiye kendisini suçlu hissettirmek midir? Çoğunlukla, bu insan direkt ve sert bir biçimde konuştuğunda, neler hissettiğini gerçekten ifade etmemektedir. O, sorunları daha sorumlu bir biçimde çözmeye odaklanmalıdır.

Yukarıdaki örnekte, koca, önceden iyice düşünmediği bir kararı pat diye söylemek yerine, karısıyla konuşup şöyle diyebilirdi: "Bak, çekici bulduğum bir kadınla karşılaştım. Onunla henüz bir ilişkiye girmiş değilim, ama bunu düşünüyorum, çünkü evliliğimizde çok mutsuzum." Doğruyu olgulara dayanan, mantıklı bir biçimde söylemesi, onun istediği şeyi evliliğinin yeniden canlanmasını karısını perişan etmeden elde etmesini sağlayacaktı. Onlar ilişkilerindeki temel sorunları çözmek için birlikte çalışabilirlerdi. Ve sonuçta bir arada kalmalarına karşın, şok ve endişe o denli büyüktü ki, ilişkileri hiçbir zaman tam olarak düzelmedi.

İkizler Kuzey Düğümü insanı kendisini diğer kişinin yerine koymalı ve hangi yaklaşımın o kişiyi rahatlatacağını anlamalıdır. Sözcükleri saygıyla kullanmak, bu insanın diğer kişilerle olumlu biçimde bağ kurmasına yardımcı olur; bu, mutlu

ilişkileri sürdürmenin anahtarlarından biridir.

HEDEFLER

Mesajlar Vermek ve Almak

İkizler Kuzey Düğümü insanı iletmesi gereken mesajları nasıl vereceğini ve alması gereken mesajları nasıl dinleyeceğini öğreniyor. Bunu en etkili biçimde yapmak için, o zihnin farklı işlevlerini birbirinden ayırt etmeli ve olgulara dayanan, mantıklı bir yönelimi destekleyen veçheyi vurgulamalıdır.

SEZGİYE KARŞI BİLGİ

Bu insan birçok enkarnasyonun felsefesini geliştirerek ve sezgisine güvenerek geçirdi. Gerçeği kişisel olarak ve tek başına ararken, sezgisel biliş onun en iyi rehberiydi. Ancak, şimdi o topluma geri döndüğünden, olgulara dayanan bilgi onun toplumla yeniden içsel huzura kavuşacak biçimde birleşmesine yardımcı olacaktır. Eğer o sadece sezgiye dayanan kararlar verirse, bu hemen her zaman başkalarından ayrı ve yalnız kalmasıyla sonuçlanır. Eğer o bir durumla ilgili olarak kararsızlık ya da sıkıntı hissediyorsa, daha fazla bilgi aramalıdır. Bu insanın yanlış anlaması kolaydır ve o öyle bir şey olmadığı durumlarda bile kendisini reddedilmiş hissedebilir.

Bununla birlikte, eğer o bir şey hakkında güçlü bir sezgi hissediyorsa, onu hemen bir kenara itmemelidir. Onun yapacağı en iyi şey, acele etmeden zihnini rahatlatacak sorular sormaktır: "Ne söylediğini duydum, ama bir nedenden ötürü bu konuda içim rahat değil. Nasıl bir işe girdiğimden emin olmak için biraz daha bilgi edinmek istiyorum." Bu insan, ona içindeki "gerçeğin" güven verici hissini veren bilgiyi toplamaktan her zaman yarar görür.

SPONTANELİĞE KARŞI MANTIK

Bu enkarnasyonda, spontane itilimlere dayanan kararlar vermek ikizler Kuzey Düğümü insanının yararına olmaz. Eğer o bir uçağa atlayıp Peru'ya gitmek için spontane bir arzu duyarsa, durmalı ve bu fikri mantıksal olarak gözden geçirmelidir. Güvene ya da yüksek umutlara dayanan kararlar yerine, mantığa dayanan kararlar, uzun vadede onun için en iyi sonucu verecektir. Bu enkarnasyonda, bu insan bütün olguları hesaba katmadan kestirmeden gidemez.

İkizler Kuzey Düğümü insanı günlük durumlara mantık uygulamanın değerini de öğreniyor. Örneğin, eğer onun gerçeklerinden biri dostluğun değerine inanmaksa, o bu hedefi dostluk yaratmayı aklında tutmak ve sonra hangi davranış tarzının dostluk yarattığını mantıklı olarak gözlemlemelidir. Sıradan bir tanışıklıktan bir dostluk nasıl gelişir? Başarılı dostluklardaki ortak paydalar nelerdir? Onun aradığı dostlukları hangi davranışların en iyi şekilde yaratabileceğini mantık ona söyleyecektir. Her şeyin üzerinde, mantık onun için sakinleştiricidir. Mantık ona, iyi bir sonuç yaratacak sırasal bir süreç sağlar, bu da onun için sakinleştiricidir. O mantığı kullandığında, kendisini topluma bağlanmış hisseder ve toplumda nasıl etkili bir biçimde manevra yapabileceğini anlar. Yeni durumlarda, nasıl ilerleyeceğini mantıklı biçimde plânlayarak endişesiyle başa çıkabilir, çünkü plânlama ona gereksindiği süreklilik hissini verir.

DİNLEMEK

İkizler Kuzey Düğümü insanı Gerçeğin enerjisini topluma yaymak için buradadır. O bir insanın daha yüksek bir gerçeği görmesini sağlayamadığında, bu çoğunlukla onun o kişinin gerçekte ne söylediğini dinlememesinden kaynaklanır. O uygun bir biçimde karşılık vermemektedir. Sohbet sırasında o diğer kişinin nereden geldiğini doğru olarak algıladığında, kendi gerçeğini onun anlayabileceği şekilde açıklamak için sözlerini ve zamanlamasını o kişinin düzeyine uydurabilir. O uygun biçimde karşılık verdiğinde, kopukluk hissi yok olacaktır. Bu onun sabır göstermesini gerektirir. Bu, ayrıca onun zaman ve enerji yatırımı yapmak için o potansiyel bağın içerdiği olanaklar karşısında yeterince heyecan duymasını da gerektirir.

Ama bazen bu insan kimin onun sabrına "layık" olduğu konusunda yargılayıcıdır. İroni şu ki, o karşılaştığı hemen herkesle doğru iletişim kurma kapasitesine sahiptir! O, kendisi gibi Gerçeği arayan insanları aramaya alışıktır, ama bu enkarnasyonda o yalnızca diğer filozoflarla konuşamaz. O sıradan insanları dinlemelidir: Postacıyı ya da bakkal dükkânındaki tezgâhtarı. Onun bağlantı kurabileceği birçok değişik insan vardır ve mesaj verebileceği insanları kendisi bulmalıdır.
Ama o, evrenin ona doğru kişileri getireceğine güvenmelidir. Söylediklerinin karşısındaki tarafından berrak bir biçimde anlaşılmadığı her seferinde, onun sabır göstermesi gereken kişi o kişidir. Böyle bir durum, bu insan için, yavaşlamasını ve dikkatini karşısındaki kişiye vermesini işaret eden bir kırmızı bayraktır.

DİPLOMASİ

İkizler Kuzey Düğümü insanının bu enkarnasyondaki esas amacı öğretmektir. Başkaları günlük yaşamda Gerçeğin öneminin farkında olmadıklarında, bu durum bu insana öğrenmiş olduklarını yumuşak bir biçimde öğretme fırsatını verir. O bunu yumuşak, sevecen ve mizahi bir biçimde, anlayışla, diplomatça, tatlı dille yapmalıdır. O, mesajlarını diğer insanları "yanlış, kusurlu" olarak nitelendirmeyecek biçimde paylaşmalıdır. O zaman diğerleri savunma haline geçmezler ve mesajı başarıyla alabilirler.

İkizler Kuzey Düğümü insanı doğal olarak yardımseverdir; birisinin başının dertte olduğunu gördüğünde, yardıma koşan ilk kişilerin arasında yer alır. Bununla birlikte, o fikirlerinin ardındaki kesinliğin kendi haklılığından emin olma niteliğini taşıdığını fark etmediğinde, ses tonu ve konuşma tarzı diğerlerine "vaaz vermek" gibi görünebilir. O gerçekten diğer kişiye ortadaki sorunun çözümünü sunmak ister. Ama o, çözümü bilse bile, eğer konuşma tarzı saldırgancaysa diğer kişinin onu işitemeyeceğini öğreniyor. Tıpkı bir çocuğa ilaç içirmeye çalışmak gibi, mesajı şekerle kaplamak onun herkes tarafından alınmasını kolaylaştırır. Bu insan davranış inceliğini öğrenmelidir: Fikirlerini kısa, bilgilendirici bir biçimde paketlemeyi öğrenmelidir ki diğerleri onu yutmaya istekli olsunlar.

Akıl Danışmak

İkizler Kuzey Düğümü insanı akıl danışmaktan kaçınır, çünkü bunun onun emin olmadığını göstereceğinden korkar ve diğer kişinin ne söyleyeceğini zaten bildiğini düşünür. Oysa diğer kişi onun beklediğinden çok farklı bir şey söyleyebilir ve bu da

onun ikilemini çözecek şeyin ta kendisi olabilir! Başkaları bu insanın durumu farklı açılardan görmesine gerçekten yardımcı olabilir ve ona yeni içgörülere ulaşma fırsatı verebilirler.

O, bir sorunu olduğunu açığa vurmamış olsa da, başkalarının bu sorunun farkında olduklarını keşfettiğinde hep şaşırır. O, eğer iyimser bir yüz sergilerse, diğer insanların her şeyin yolunda olduğunu düşüneceklerini sanır. Gerçekte, diğerleri bu insanın ruh hallerine karşı epey duyarlıdırlar ve ona yardımcı olacak bilgiyi verebilirler.

GENİŞLEME VE BÜTÜNLEŞME

EĞİTİM

İkizler Kuzey Düğümü insanı için resmi eğitim yararlıdır ve o yeni bilgiler edinmekten hoşlanır. Bu tür geniş öğrenim onun "büyük tabloyu" görmesine yardımcı olur ve onu toplumun düşünce tarzıyla temasa geçirir. Bu ona bir yapı sunar ve değişik bakış açılarıyla karşı karşıya bırakır; bu da onun kendi "Gerçeği”ne saplanıp kalmasını önler. Okumak da onun yaşamı bir başkasının düşünce perspektifinden görebilmesini sağlar. Bu insan bir bilgisayardaki boş sabit (hard) disk gibidir: O bilgiye açtır. Ve değişik konularda okumaktan hoşlanır; aksi takdirde okumaktan sıkılabilir. Okumak, bilgisini genişlettiği gibi, ona başkalarıyla konuşacağı çeşitli konular da sağlar; bu da onun ilişki kurma yeteneğine daha çok güvenmesini sağlar.

Yeni Çevreler

Bu insanın kendisini değişik kişiler tarafından çevreleneceği durumlara sokması sağlıklıdır, çünkü bu insanların her biri ona kendisi hakkında yeni bir şey öğretir. O çoğunlukla her şeyi ahlakçı ya da ruhsal bir biçimde görür, bu yüzden, başkalarından aldığı dersleri yüreğinin derinliklerinde hissetmeye ve hayata geçirmeye gönüllüdür. Yeni durumlar onu kim olduğunu ve neye inandığını sorgulamaya zorlar. Bu yüzden o insanlarla buluşmaya, sorular sormaya, okumaya başlamalıdır: Başka bir deyişle, her yeni durum hakkında bilgi edinmek için yapabileceği her şeyi yapmalıdır. Bu onun için, dünyayı diğer insanların bakış açılarından görmeyi sağlayacak bir başka fırsattır.

Eğer İkizler Kuzey Düğümü insanı durgun bir yaşam sürüp kişisel gelişimden kaçınmaya çalışırsa, dışsal bir olay vuku bulacak ve onu yeni bir mücadeleye doğru itecektir. Bu onun "kaderinde olduğundan," sezgisinin işaret ettiği yere gitmeyi ve hayatta gönüllü olarak ilerlemeyi seçmesi onun için daha akıllıca olur. Ama bu insan, öğrenmesi programlanmış olan dersleri öğrenmeye direnebilir. O bu eğilimin farkında olmalı ve bir "uyanış çağrısı" almanın gereksiz zihinsel ya da bedensel acısından kaçınmak için değişmeye bilinçli olarak açık olmalıdır. O değişimi seçtiğinde, yeni durumlar onu harekete geçirir ve tekrar yaşam akışına sokar.

Yazı Yazmak

İkizler Kuzey Düğümü insanının aradığı bütünleşmeyi yaşayabilmesinin en iyi yollarından biri de onun düzenli olarak bir günlük, kitaplar, makaleler, vb.

yazmasıdır. Eline kalemi alıp düşündüklerini yazma süreci onun güvenli ve istikrarlı bir biçimde köklenmesini sağlar. Yazı yazmak onun içsel huzursuzluğunu yatıştırmasını, gerilimi ve endişeyi ona huzur veren bir biçimde boşaltmasını sağlar.

Bu insan son derece yetenekli bir yazardır, ama yazmış olduklarına çok daha sonra dönüp bakana dek bunu anlamayabilir. Onun, düşünceleri kâğıt üzerinde basit bir biçimde açıklığa kavuşturma ve sözcükleri çok aşan şeyleri ifade edebilme yeteneği vardır. Ayrıca, sorunlarını ya da deneyimlerini yazmaya başladığında, bu onun bilinçaltını odaklar ve aradığı yanıt onun içinden gelip kâğıda dökülür!

Yazı yazmak onun için büyük bir rahatlamadır. Eğer o birisine sinirlenmişse, ya da kendisini yanlış anlaşılmış hissediyorsa, en iyi terapilerden biri o kişiye bir mektup yazmasıdır. Onu hiçbir zaman göndermese bile, o mektubu yazması onun kendisini çok daha iyi hissetmesini sağlar. O, hatta şöyle bile yazabilir: "Zor bir gün geçirdim, kendimi çok gergin hissediyorum." Onun o anda her neyi fark ediyorsa onu yazması bile, o yoğun zihinsel enerjinin bir kısmını boşaltacaktır. Bu şekilde, o ağır zihin sel stresi boşaltır ve kendisini ona huzur veren çözümlere açar.

Bu insan için, yazı yazmak iyi bir meslek de olabilir. O kadar çok esneklik ve gelişme olanağı vardır ki, yazı yazmak onun aradığı "tek şey" olabilir. Böylece, onun bir şirkete ya da kuruma bel bağlaması gerekmez; o herhangi bir yerde ve kendisi olabilir ve yaşamının işini yapar ve bu ona çekici gelir.

Konuşmak

İkizler Kuzey Düğümü insanı sessizliğe o denli alışmıştır ki, büyük gruplar içinde mesajını paylaşmaya utanabilir oysa o çok iyi bir konuşmacı olabilir. Grubun diğer üyelerinin görüşlerini dinledikten sonra, ifade edilen ile gerçekte olup biten arasındaki çelişkiyi fark edebilir. Bu durumda, olgulara dayanan deneyiminin gerçeğini paylaşmak onun işidir. O öyle bir enerji ve tutku hissedebilir ki, doğru şeyi söylemiş olduğundan emin olamayabilir. Ama eğer durumu uyum içine sokmak için bir şey söyleme itilimi duyarsa, bunu yapmalı ve onu paylaşmalıdır.

Bunu başarıyla yapmanın anahtarı, onun önce diğer kişinin söylemiş olduğu şeyi duymuş ve anlamış olduğunu kabul ve tasdik etmesi, sonra da o kişiyi onaylayacak şekilde olumlu bir karşılık vermesidir (örneğin, "Etkili, güzel, içtenlikle, cesaretle konuştunuz," vs.) Onun diğer kişiyle bir bağ oluşturmak için o kişinin sözcüklerini kullanması da yararlı olabilir. O, önce diğer kişinin söylemiş olduğu şeyi kabul ve tasdik ettiği sürece, o kişi de onun söylediği şeyi kabul ve tasdik edebilecektir.

ÖĞRETMEK

İkizler Kuzey Düğümü insanı bu kez öğretmek için enkarne olmuştur. O, topluma Gerçekleri, prensipleri ve ahlak kurallarının pratik uygulamasını sunmak için buradadır. O evrensel yasayı anlar ve başkalarının onu günlük durumlara pratik biçimlerde uygulamalarına yardımcı olmak ister.

Bu insan, Gerçeğin sözcüklerin ardında yattığını ve başkalarının sordukları soruları anlamak için onların sözlerini dikkatle dinlemesi gerektiğini öğreniyor. Eğer o kendi Gerçek fikrini bırakıp gerçekten dinlerse, diğer kişinin inanç sistemine

kendiliğinden uyumlanacak ve içten bir soruyla ya da yeni bir bilgiyle her ikisinin de perspektifini Gerçeğin yeni bir farkındalığına yönlendirecek olan sözleri spontane bir biçimde söyleyecektir.

İkizler Kuzey Düğümü insanı kendisini filozoftan çok öğretmen olarak gördüğünde, Gerçeği paylaşma deneyimi tümüyle değişir ve onun için tam bir mutluluk haline gelir. Öğretmen olarak, o kendisinin bildiğini başkalarının bilmelerini beklemez, bu da mesajlarını iletirken ona daha çok sabır verir. O bir insanın kendi gerçeğini bulmasına yardım ettiğinde, uyum hisseder ve Gerçeğin mevcudiyetinden gelen sıcak duyguyu paylaşır.

Öğretmen olarak, bu insan önyargılı bakış açılarından arınmalı ve diğer kişinin onu kendi ulaştığı sonuca yönlendirmeye çalışmadan özgürce düşünmesine izin vermelidir. Bu, gerçek bir soru ile belli bir etki yaratmak için sorulan soru arasındaki farktır. Gerçek bir soru, diğer kişiyi soruyu kendi içsel gerçeğiyle uyum içinde yanıtlamaya yöneltir, diğer soru ise diğer kişiyi önceden saptanmış belli sonuçlara ulaşmaya yönlendirir. Belli bir etki yaratmak için sorulan sorular bu insanın işine yaramaz; gerçek sorular ve mantık, İkizler Kuzey Düğümü insanının başkalarının daha yüksek bir algılama düzeyine ulaşmalarına yardımcı olmak için getirdiği armağanlardır. O gerçek bir öğretmen gibi davrandığında, herkesin kazançlı çıktığı bir biçimde davranmış olur.

Topluma Uymak

İkizler Kuzey Düğümü insanı, insan ilişkilerine değer vermeyi ve başkalarıyla günlük etkileşimlerinde iyi niyeti korumanın önemini öğreniyor. O kendi Gerçeğinin ve amaçlarının çok farkında olma eğilimindedir ve bu yüzden başkalarına yumuşak ve nazik bir biçimde davranmanın önemini unutabilir.

Birçok geçmiş yaşamında ruhsal gerçeği yaşamış olduğundan, bu insan dürüst ve kendini gözler önüne seren bir iletişime kapı açabilir. O bunu yaptığında, ilgili herkesi bir sonsuzluk duygusu kutsar ve aydınlatır. Atmosfer, ruhtan ruha iletişim hissiyle yüklüdür. Daha sonra şu his ortaya çıkar: "Haydi, bu geceyi kutlayalım... Haydi, geçmişe ağlayalım ve gülelim... Haydi, geleceği plânlayalım ve düşleyelim... Haydi, şu anda sadece olalım ve birlikte paylaşalım." ikizler Kuzey Düğümü insanı "haklı" olmak ya da kahraman olmak istemeden derin benliğini gözler önüne sermeye gönüllü olduğunda, tamamen yeni bir iletişim düzeyini açabilir.

Sorular

Sorular bu insan için çok değerli bir araçtır. Onun bir soru sorması bir yanıt bulmasından daha iyi olabilir. Eğer o birisiyle anlaşamıyorsa, o kişinin ne düşündüğünü dürüstçe anlamaya çalışarak ona bir soru (yönlendirici bir soru değil, gerçek bir soru) sormalıdır, ikizler Kuzey Düğümü insanının enerji alanı içinde Gerçek bulunduğundan, diğer kişi soruyu yanıtlama sürecinde kendi gerçeğine rastlayabilir!

Onun güdüsü bağ kurmak olduğu sürece, o doğru iletişim kurma biçimini ne söylemesi ve onu nasıl söylemesi gerektiğini kendiliğinden anlar. Bunu nasıl yapacağını kavrayana dek, bu ona zor gelebilir ve bilinçli bir çaba gerektirebilir. O

kendisini dinlemeye ve sorular sormaya zorlamalıdır ve içindeki huzursuzluğu kontrol etmek ona zor gelebilir. Yine de, ikizler Kuzey Düğümü insanı için, daha çok bilgi edinmek amacıyla sorular sormak çok önemlidir. Bu onun kendisini içinde bulunduğu "anda" hissetmesine ve etkileşime katılmasına yardımcı olur.

Bu insana zorluk çıkaran yanlış anlama, iki tür konuşma olduğu fikridir: İnsanların yalnızca günlük yaşamlarından söz ettikleri normal sohbet ve ancak ruhu araştıran önemli bir konuyu tartışırken meydana gelebilen çok daha derin bağlar. İroni şu ki, İkizler Kuzey Düğümü insanı yaşamdan, ölümden, felsefeden, ya da önemli kararlardan söz etmeden de gerçek bir iletişim kurabilir, başka bir kişiyle derin ve anlamlı bir paylaşımda bulunabilir. Bu bağ yaşamın basit şeyleri hakkında konuşarak kurulabilir, ama bu insan kendisini vermeli ve sorular sormalıdır. O bu şekilde kendisini verdiğinde, birden herkesin onun çevresinde bulunmak istediğini görür çünkü onunla konuşmak başkaları için büyük bir zevktir. Sonra, o çok sayıda değişik insanın çevresinde olmak ister, çünkü yararlanabileceği deneyim çeşitliliğinden zevk alır.

Bununla birlikte, bu süreç kontrolü bırakmayı gerektirir, ikizler Kuzey Düğümü insanı küçük sohbetlerde çok iyidir, ama eğer bir arkadaşına, "Chicago’ya neden gidiyorsun?" diye sorarsa, diğer kişinin ne diyeceğini bilmez. Bu kendisinin nasıl karşılık vereceğini bilemeyeceği anlamına gelir. Diğer kişi ona yeni bir bilgi vereceğinden, o aslında, sohbetin kontrolünü o kişiye vermektedir. Bir düzeyde bu ona iyi gelir, ama o sonra ne söyleyeceğini bilemeyeceğinden korkar! Yine de, o ipin ucunu bırakıp, diğer kişinin sohbeti yönetmesine izin verdiğinde, söylemek istediği şey kendiliğinden gelir ve gerçek benliği olumlu bir biçimde ortaya çıkar.

Bu insan kontrolü bırakıp, diğerlerine yaşamlarıyla ilgili sorular sorduğunda ve bağ kurmaya açık kaldığında bir biçimde bağ kurulur. O, evrenin iki kişi arasında enerjiyi hareket ettirirken ne yaptığını bildiğine doğal olarak güvenir, burada da bu güvenine başvurabilir. İronik bir biçimde, diğer kişi ona sorular sorduğunda o hiç korku duymaz bu ona kendi gerçeğini paylaşma fırsatını verir!

İkizler Kuzey Düğümü insanı diğer kişiyle daha yüksek düzeyde bir etkileşimi gerçekleştirmek ister. O, her ikisinin tek başlarına gidebilecekleri yerin ötesine genişlemek ister. Ama o ancak başkalarıyla gerçekten iletişim kurduğunda yeni, genişlemiş fikirler ve çözümler ortaya çıkabilir.

Sosyal İncelikler

Bu insan çok uzun bir zaman boyunca dağların tepelerinde yalnız kalmış olduğundan, başkalarıyla ilişki kurmanın inceliklerini unutmuştur. O, bir cam eşya dükkânına girmiş bir boğa gibi davranabilir, çevresindekilerin hassas duygularını hiç fark etmeden kendi amacını gerçekleştirmek için acele edebilir. O, sosyal inceliklerin ve görgü kurallarının farkında değildir, çünkü insanların genellikle başkalarının desteğini alacak biçimde davrandıkları toplumda yaşamaya alışık değildir. Tecrit olmak kişinin gereksinimlerini karşılamasını gereksiz biçimde engelleyeceğinden, insanları kendinden uzaklaştırmamak için gerekli ilgiyi göstermek ve gerekli zamanı ayırmak önemlidir. Bu insan şunu öğreniyor: Sosyal incelikler onu toplumda yaşayacak ve bunun yararlarını elde edecek şekilde güçlendirecektir.

Beden Dili

İkizler Kuzey Düğümü insanı başkalarının tepkilerinin ve beden dillerinin farkında olmanın yararını görür. O, çoğunlukla, sözlerinin etkisinden çok mesajına dikkat eder. Bir şey söyleyebilir ve sonra diğer kişinin şoke olmuş göründüğünü fark eder. O bunu geçiştirmek yerine, diğer kişiyle konuşmalıdır: "Az önce irkildiğinizi fark ettim. Sizi incitecek ya da gücendirecek bir şey mi söyledim?" Eğer diğer kişi "evet" derse, bu insan şöyle diyebilir: "Niyetim sizi incitmek değildi, sanırım bir yanlış anlama oldu. Siz benim ne söylemiş olduğumu düşündünüz?" Onun ilişkilerde yaşadığı sorunların hemen hepsi dikkatsizce iletişimden kaynaklanabilir.

Bu enkarnasyonda, İkizler Kuzey düğümü insanı kendisini tanıyor ve insan olmanın ne anlama geldiğini öğreniyor. O kendisini değişik durumlar içinde deneyimlediğinde, onun insan doğasıyla ilgili anlayışı gelişir. Ayrıca, yaşadığı tüm değişik yaşam deneyimleri ona kendisi hakkında bir şey öğretir. O kendisini daha derin bir biçimde anladıkça ve insan deneyiminin bir parçası olan çelişkileri tanıdıkça, kendi doğasının değişik veçhelerini kabul etmeye başlar. Bu, başkalarının içindeki çelişkileri anlamaya ve kabul etmeye yol açar ve onun insanlık ailesine geri dönüşü sevinçle karşılanır.

İYİLEŞTİRİCİ TEM ŞARKI

Müzik, riskler almamızı duygusal olarak destekleme konusunda güçlü bir araç olduğundan, her düğümsel grup için, onun enerjisini olumlu bir biçimde değiştirmesine yardımcı olmak amacıyla iyileştirici bir şarkı yazdım.

SENİNLE ARAMIZDA

Bu şarkının mesajı İkizler Kuzey Düğümü insanının dikkatini kendi Gerçek kavramından, onun çevresindekilerle doğal olarak paylaştığı bağa yönlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu temelden, başkalarıyla karşılıklı anlayışın ve içten bağların sevinç verici bir bileşimi mümkün olur ve o aradığı Gerçeğin enerjisini en nihayet deneyimleyebilir.

Seçilmiş şarkı sözleri:

Seninle aramızda bir itimat
Ve sonunda düş kırıklığına uğrama anısı var
Seninle aramızda tekrar ortaya çıkmaya hazır
Bir yanlış anlama var...
Seninle aramızda bizi birbirimize çeken bir mıknatıs da var Seninle aramızda bir yol ve verilmiş bir söz var
Seninle aramızda bizi birbirimize bağlayan duygular var Seninle aramızda Sevgi var!

 

KUZEY AY DÜĞÜMÜ KOVA BURCUNDA

Geliştirilecek Nitelikler

Bu alanlarda çalışmak gizli yeteneklerin ve becerilerin ortaya çıkmasına yardımcı olabilir.
• Objektif olmak ("tüm tablo"yu görmek)
• Dostluk için arzu duymak

• Grubun en yüksek hayrına olan kararları almak
• Genel inançlara uymayan fikirleri paylaşmaya gönüllü olmak
• İnsancıl davaları savunmaya gönüllü olmak
• Gruplara aktif katılım
• Eşitliğin farkındalığı
• Başkalarıyla belli rollerinden (bahçıvan, doktor, sevgili, vb.) ayrı olarak, bireyler olarak ilişki kurmak
• Kazan/kazan durumları yaratmak
• Başkalarının nasıl özel olduklarının farkına varmak

Geride Bırakılacak Eğilimler

Bu eğilimlerin etkisini azaltmaya çalışmak yaşamı daha kolay ve daha zevkli kılmaya yardıma olabilir.

• Kendi istediği şeyi elde etmekte ısrar etmek
• Sırf otorite kullanmak için değişiklikler yapmak
• (Aşkta ya da kumarda) riskler almaya bağlılık
• inatçılık ve dik başlılık
• Onaylanma gereksinimine bağlılık
• Melodramatik eğilimler
• Kalbinin sesini dinlemek yerine, kendisinden beklenileni yapmak • Aşırı tutku aşırılığına kaçmak
• Başkalarının öneminin farkında olmamak
• Korkuya dayanan kibirli tepkiler

KAÇINILACAK TUZAK

Kova Kuzey Düğümü insanının farkında olması gereken Aşil'in topuğu başkaları tarafından onaylanmaya ihtiyaç duyması ("Yaşamımı sürdürmem başkalarının beni onaylamasına bağlıdır) ve eğer başkaları tarafından onaylanırsa yaşamının doğru yolda olduğunu düşünmesidir. Ama bu dipsiz bir kuyudur: Bu insan kendisini doyumlu hissedecek ya da kendisi olmakta özgür hissedecek kadar yeterince onaylamayı asla elde edemez. Aslında, onun için başkalarının onaylaması yanlış bir göstergedir. O onaylanmamayı göze almalı, daha derin ve daha doyum verici bir kendi kendini onaylama duygusu geliştirmek için kendi alışılmışın dışındaki (genel inançlara uymayan) fikirlerine sadık kalmalıdır.

Kova Kuzey Düğümü insanının içine düştüğü tuzak özellikle aşk konusunda risk almak için bitmez tükenmez bir arayıştır ("Eğer mutlu bir aşk yaşamım olursa, o zaman kendimi bütünlenmiş hissedebilir ve dünyaya yardım etmek için üzerime düşeni yapmaya başlayabilirim"). Ancak, eğer o bu romantik enerjiyi kendisini

günbegün bir insancıl davaya adayarak dengelemezse, bu enerji aşırı yoğunlaşır ve o istemeden, çok arzuladığı ilişkiyi yok eder.

Sonuçta, o kişisel arzulanın unutamadıkça, kendisini insancıl davalara adamakta asla özgür hissetmeyecektir. O dikkate değer yeteneklerini evrensel davaları başarılı kılmak için kullandığında, çabaları ilgili herkes için enerji verici ve ödüllendirici olacaktır. İroni şu ki, Kova Kuzey Düğümü insanı kendisini daha büyük bir davaya adadığında, evrenin onu kişisel düzeyde de tatmin edeceğini görür. O eski bir atasözüne dikkat etmelidir: "Ne istediğine dikkat et, çünkü onu elde edebilirsin"!

BU İNSAN ASLINDA NE İSTER ?

Bu insanın aslında istediği şey âşık olmaktır: Tapınırcasına sevilmek ve onun tutkusuna aynen karşılık veren birisiyle "merkez sahneyi" paylaşmak. Bu hedefe erişmek için o akışa uymayı evrene ne istediğini söylemeyi ve yaşamın (kendi mükemmel zamanlamasıyla) onu tanıyacak ve taparcasına sevecek kişiyi getirmesine izin vermeyi öğrenmelidir. O, sevgiyi doğal olarak alıp kabul etmeyi fırsat penceresine karşı uyanık olmayı ve onu sevmek için yaşamına gelen kişiye karşılık vermeyi öğrenmelidir. Benzer anlayıştaki insanlarla zaman geçirmesi, genel inançlara uymayan fikirlerini ve gelecekle ilgili vizyonlarını açıkça ifade etmesi, aynı zamanda arkadaşı olabilecek ve ona gereksindiği desteği verecek sevgiliyi ona çeker. O, diğerkâmca hayallerini gerçekleştirmeye odaklandığında, yaşam ona hayallerini romantik enerjiyle dolduracak özel kişiyi gönderecektir.

Yetenekler/ Meslek

Bu insan, açık ve uyumlu işbirliğinin nasıl geliştirileceğini görebildiğinden, gruplarda etkili olur. O tarafgirlikle ilgilenmez, bu yüzden bir bütün olarak grubun en yüksek hayrına olan şeyi yapmaya muktedirdir. İnandığı idealist davaları ya da insancıl hedefleri başarıyla destekleyebilir. Kova Kuzey Düğümü insanı objektifliği gerektiren pozisyonlarda iyidir; bilim adamı, astrolog, elektrikçi, teknisyen, bilgisayar uzmanı olarak, ya da geleceği görme ve onu şimdiki zamana getirme yeteneğinin değerli bir nitelik olduğu her meslekte başarılı olur. O, topluma yenilikçi fikirler getiren bir işte başarılı ve mutlu olur. Kendi uygun biçimde uygulanmış yaratıcı enerjisiyle olumlu sonuçlar üretir ve bir işi sonuna kadar götürüp tamamlayabilir. Radyo ve televizyon yayıncılığı onun doğal olarak yetenekli olduğu başka bir alandır.

Buna ek olarak, bu insan son derece yaratıcıdır ve bir işi tamamlamak için coşku, tutku ve ham enerji sunmaya hazırdır. O, kararlılığını grubu güçlendirecek ya da daha yüksek bir davayı destekleyecek biçimde kullandığında, başkalarını güçlendirip aktifleştirir. Ancak, eğer inatla, daha yüksek bir prensip yerine, kendisini ön plâna çıkartacak bir mesleğe (örneğin, film yıldızı, büyük şirket başkanı, askeri ya da siyasi göstermelik kişi) girerse, bu onu sertleştirir ve başkalarıyla eşitlikle ilişki kuramaz hale getirir. O, becerilerini önemli evrensel davaları desteklemekte kullanabileceği alanlarda daha iyi durumda olur.

Kova Kuzey Düğümü İçin iyileştirici onaylamalar

• "İnatçılığı bıraktığımda, kazanırım."
• "Neyin olması 'gerektiğini' bilmiyorum."
• "İlgili herkes için en iyi olanı yaptığımda, kazanırım."
• "Bir kez ne istediğime karar verdiğimde, evren onu bana getirecektir." • "Kendimi iyi hissetmek için başkalarına hükmetmek zorunda değilim."

KİŞİLİK

Kova Kuzey Düğümü insanı geçmiş yaşamlarda kral ve kraliçe, ya da eğlendirici olmuştu o "özel" olmaya alışmış bir insandı. Tüm o alkışları ve hayranlığı toplamak onda bir ego kabuğu oluşturmuştu ve bu şimdi onun kendisini başkalarıyla eşit hissetmesini engeller o bu enkarnasyona kendisini hâlâ "özel" hissederek geldi.

Bir eşitlik ve ait olma duygusunu yeniden kazanmak için, bu insan kendisine verilmiş olan tüm o aşırı ün enerjisini başkalarına vermelidir ve bunu muazzam gücünü insancıl davaları desteklemekte kullanarak yapabilir. O, Yeni Çağı getirmeye yardımcı olmak için buradadır. Onun kaderi, yalıtılmış tahtından inmek ve kendisini yeniden toplumun bir parçası kılmaktır.

Kötü bir şey olduğunda, o şöyle bir tepki verme eğilimindedir: "Bana mı? Bu benim başıma mı geldi?" O kötü şansı hak ettiğine inanmaz. Onun öğrendiği derslerden biri, "yaşam"ın herkesin başına geldiğidir. Ama ayrıcalıklı geçmiş yaşamlarından ötürü, ona başka herkese davrandığı gibi davranıldığında çok öfkelenir o toy ve şımarıktır.

Bu insan, şef, kral, diktatör, ya da aile reisi olarak geçirdiği, hükümdarlık pozisyonunu içeren geçmiş yaşamlarda Çok Önemli Kişi (VIP) idi ve kendi istediği şeyi elde etmeye alışmıştı. Bu yüzden o iyi kalpli olmasına rağmen talepkâr olma eğilimindedir ve başkaları onun isteklerini önemsemediklerinde bunu bir hakaret olarak alır. O kadar çok duygusal enerjiye sahiptir ki, çoğunlukla, farkında bile olmadan başkalarını ezip geçer. İstediği sonuçları elde etmek için id enerjisini kullanmakta ustadır ve bu enkarnasyonda o irade gücünü başkalarıyla paylaşmak için buradadır. O, etkileşimde bulunduğu insanlara bilinçli olarak odaklanması ve onları kendi gereksinimleriyle temasa geçmeye ve kendi hayallerini gerçekleştirmeye teşvik etmelidir.

GÜVEN VE İRADE GÜCÜ

Kova Kuzey Düğümü insanı geçmiş yaşamlarda iradesini aşırı geliştirmiş olduğundan, bu yaşamda onun iradesi bazen kontrol dışına çıkar o, yüksek çıkarlarına karşı olsa bile, sırf değişiklik uğruna durumu değiştirmeye çalışır. O en hoş koşullarda iyi bir zaman geçiriyor olabilir, ama birden iradesi devreye girip kendi istediği şeyi talep eder. Bu çok rahatsız edici olabilir. Böyle olduğunda, onun eşitliği yeniden oluşturmak için yapacağı en iyi şey, olup biteni kabul etmektir: "Özür dilerim bu benim başıboş kalmış olan irademdi. Fikrinizin ne olduğunu söylemiştiniz?" Bu insan geçmiş yaşamlarda tanınmış bir sanatçı ve son derece yaratıcı bir kişi de oldu. Bu onun kibir geliştirmesine, kendi vizyonlarını kibirle tüm diğer vizyonların üstünde tutmasına neden oldu. O iradesini bir hedefe erişmek için kullandığında, güçlü iradesi onun yararına çalışır, çünkü iradesi ona zor projeleri tamamlayacak gücü ve kararlılığı verir; ama bu irade onun yaşamının başka alanlarına rastgele

yayıldığında, olumsuz bir etki yapar. O birçok yaşamı ego, kararlılık ve kişisel irade geliştirerek geçirmiş olduğundan, grup farkındalığını yitirmiştir. Bu yüzden, bu enkarnasyonda düşünüşünü başkalarının bireysel gereksinimlerini kapsayacak biçimde genişletmelidir.

Başkaları tarafından desteklenmesi için, o iradesini bütünün hayrını desteklemeye odaklamalıdır. Bu insan, hayallerini gerçekleştirmeye yönelik her adımı kontrol etmeye çalıştığında sorunlar ortaya çıkar. Eğer süreci kontrol etmeye çalışırsa, bunun sonucu düş kırıklığıdır. Onun ne istediği geçerlidir; ama o istediği şeyin nasıl gerçekleşeceğini belirlemeye çalışmayı bırakmalıdır. Evren onun gereksinimlerini karşılamak ister ve o egosunu aşmayı öğrendiğinde, gereksindiği her şey ona gelecektir.

Kova Kuzey Düğümü insanı yaşamın engellerini aşabilecek güce sahip olduğuna doğal olarak güvenir. Belki bu yüzden bu kadar büyük bir esnekliğe sahiptir ve felaketlerden sonra kendini çabuk toparlayıp mutlu bir kalple ve bir sonraki serüvene atılmaya gönüllü bir ruhla yoluna devam edebilir. O yeteneklerine ve gereksinimlerine doğru olarak değer biçer ve sonra olumlu çözümler yaratmaya girişir. Geleneksel araçlarla güvenlik aramaz kaderini garanti altına almak için kendi aklına güvenir.

Geçmiş yaşamlarda bu insan her şeyi kendi başına yapmıştır ve onun bu kadar inatçı olmasının, bildiğini okumasının bir nedeni de budur. O, arzuladığı şeyi elde edene ya da direncin çok güçlü olmasından ötürü vazgeçmek zorunda kalana dek durumu zorlar. Sonuç vermeyen bir şeyi en nihayet bıraktığında, durumun neden onun istediği gibi sonuçlanmadığı konusunda daha yüksek bir yanıt görür. Ve o bir hayli yardım alır: Melekler ve kendi sezgisi ona büyük tabloyu gösterecektir ve o aynı idealleri paylaşan dostlarına güvenebilir. Bu, Kova Kuzey Düğümü insanı için bir "kendi işini kendin yap" enkarnasyonu değildir; o başkalarının onun hedeflerine erişmesine yardım etmelerine izin verdiğinde, bu epey olumlu, karşılıklı enerji yaratır.

Riskler Almak

Kova Kuzey Düğümü insanı riskler aldığında kaybetmekten nefret eder. Basit bir iskambil oyunu ya da düşük paralı bir kumar oynarken bile, işin içine para karıştığında bu insan "şaka kaldırmaz." Onu çok ciddiye alır ve onun bir oyun olduğunu unutur. O geçmiş yaşamlarda kumarbazdı, bu yüzden şimdi riskler almaktan korkmaz. Ama objektiflikten yoksun olduğundan, bu enkarnasyonda genellikle iyi bir kumarbaz değildir.

Bu insan, durup da, aldığı riskin potansiyel olarak yıkıcı sonuçlarını düşünmez ki bunlar diğer düğümsel gruplardakileri ürpertecek sonuçlar olabilir! O kendisini yenilmez sanır. Çoğunlukla, olasılıkları değerlendirecek, durumu tartacak ve başkalarının isteklerini dikkate alan pratik bir değerlendirme yapacak kadar yeterince uzun bir süre yavaşlamaz. O muazzam bir duygusal enerji dalgası hisseder ve kendini atar.

Aşk ilişkilerinde, Kova Kuzey Düğümü insanının tutkusu ateşlendiğinde, o hemen o ilişkiye atlamak ve kendisini o ilişkiye yüzde yüz adamak ister ve zihni aşk ateşini sürdürmek için hangi fantezi gerekiyorsa onu yaratacaktır. O, diğer kişide sadece

olumlu nitelikleri görür, onu yüceltir ve ilişkiyi olduğundan büyük bir hale getirir bu da onun bağımlısı olduğu duygusal yükü (şarjı) yaratır.

O, öylesine tamamen ve çabucak yatırım yapmıştır ki, sevgi nesnesini kazanma ya da kaybetme olasılığını abartır. Bu onun görüşünü bulandırır ve o kendisini tek oyuncunun kendisi olduğu bir dramın ortasında bulur. İş arayışlarında da durum aynıdır. Eğer o, kumar içgüdülerini izleyerek bir "vurgun yapacağını" düşünürse, kaybeder. Onun, bu ister parası ister kalbi olsun, durup düşünmesi ve kaybetmeyi göze alabileceğinden daha çok kaynakla kumar oynamaması önemlidir!

Kova Kuzey Düğümü insanı tutkuyu ("kolay bir kazanç" gibi görünen şeye eşlik eden "heyecanı") körü körüne izlediğinde, durum ister bir aşk ilişkisi olsun, ister malî bir kumar olsun, daima kaybeder. Tutku ortaya çıktığında, onun yapacağı en iyi şey kendisini yavaşlamaya zorlaması ve riski değerlendirmesidir. O zaman, akıllıca bir karar verecek berraklığa sahip olacaktır. Onun tek hedefi kendini tatmin etmek olduğunda, o kaybeder. Bu hedef daha yüksek, diğerkâmca şeyleri örneğin, diğer kişinin durumunu objektif olarak fark etmeyi içeriyorsa, bu ona "avantaj" sağlar, başarılı bir strateji oluşturmak için gereksindiği genişlemiş vizyonu verir.

AŞIRI GELİŞMİŞ EGO

Kova Kuzey Düğümü insanı birçok yaşamı egoyu geliştirmekle geçirmiş olduğundan süper egoyu ihmal etmiştir. (Burada, "id" temel ihtiyaçları ve arzuları; "ego," benliğin bu istekleri dış dünya ile uzlaştıran veçhesini ve "süper ego" da diğer insanların gereksinimlerinin, toplumun ahlak kurallarının, vb. farkındalığını ifade eder.)

Egoyu geliştirerek geçirdiği tüm geçmiş yaşamlar bu insana istediği şeyi elde etme gücünü vermiştir. Ancak, bazen o kendisini istediği şeyi elde etmeye öylesine kaptırır ki, bunun gerçek bir ihtiyacı (id) karşılayacağından emin olmak için durmaz. Ya da, o istediği şeyi elde edemeyebilir, çünkü süper egoyu hesaba katmaz ve kendisine istediği şeyin ilişkili olan diğer kişilere yararlı mı yoksa zararlı mı olacağını sormayı unutur. Bu enkarnasyonda bu insan süper ego ile olan bağını geliştirmektedir: Bu bağ ne kadar güçlü olursa, bu enkarnasyonda o kişisel egoyu o kadar etkili bir biçimde kullanabilir.

Kova Kuzey Düğümü insanının başlıca dersi, aşırı aktif egosunu insanlığın tekâmülüne katkıda bulunacak bir araca dönüştürmektir. Egoyu dizginlemek ruhsal bir bağlantıyı ve güçlü bir özdisiplini gerektirir. O kendisini küçük, olumsuz duygusal hallere kaptırmaktan kaçınmalıdır. O düşünce kalıplan onun egosunu besler ve kalbini kırar. Diğerleri bundan "paçayı kurtarabilirler," ama bu insan bunu yapamaz. O çok fazla ve son derece yüklü yaratıcı duygusal enerjiye sahiptir ve odaklandığı her şey genişler ve kendi başına bir yaşama sahip olur. O, kıskançlık ve kibri geliştiren düşüncelere sırt çevirmelidir onun için, kendini herhangi bir olumsuzluğa kaptırmak tehlikelidir.

O bu enkarnasyonda güçlü iradesini kullanacak şekilde egonun onu ters etkili düşüncelerle beslemesini önleyecek şekilde donatılmıştır. Örneğin, işler onun istediği gibi gitmediğinde, o, sonuçtan ötürü kendisini ya da başkalarını suçlama eğilimi gösterir ve büyük bir düş kırıklığına uğrar. İşte bu, olumsuz düşünce

bombardımanını durdurup, kendisine şunu hatırlatma zamanıdır: "Neyin olması gerektiğini bilmiyorum." Önemli anlarda hatırlanan bu düşünce onun kontrolden çıkmış olan iradesini durdurur ve ona huzur getirir.

Onaylamalar da onun olumsuz düşüncelerden kurtulmasına çok yardıma olabilir: "Sevecen bir iyilikle doluyum. Sevgi tüm varlığımı kaplıyor." Gün içinde bu tür düşünceleri bilinçli olarak tekrarlayarak, o gerçek doğasıyla yeniden bağlantı kurabilir.

Kova Kuzey Düğümü insanı yargılamayı ve kendisini diğer insanlarla kıyaslamayı bırakarak da kendisini ego tuzağından kurtarmaya çalışabilir. "Evet, o benden daha iyi durumda. O daha çok tanınıyor ve itibar görüyor, onun daha çok parası, daha çok malı mülkü var..." Böyle kıyaslamalar onun öfke ve kıskançlığa kapılmasına neden olur. O bir başkasına bakıp şöyle düşünebilir: "Onun daha az prestijli bir işi var, o daha az para kazanıyor, onun iyi bir ilişkisi yok..." ve sonra kendisini daha üstün hissetmeye başlar. O bu şekilde yargıladığında daima kaybeder, çünkü bu herhangi bir gerçek bağlantıyı ya da karşılıklı desteği olanaksız kılar. Ve eğer o kendisine yakın olan birisine içerlerse, kendisini iyi hissetmez.

Bu tuzağa düşmekten kaçınmak için, o böyle yargılayıp kıyasladığında bunu fark etmeli ve hemen onun yerine başka şeyler düşünmelidir: Akşam yemeği için neler satın alınacak, işte ne yapılacak, vb. Birleşik Devletler başkanı olmak, ister bir üniversite diploması almak, ister ailesini geçindirecek parayı kazanmak için uğraşsın, mücadelenin aynı olduğunu anlamalıdır. Eğer o dış görünüşlerin ötesine bakar ve hepimizin aynı mücadeleyi paylaştığımızı anlarsa, rahatlar ve kendisini başkalarıyla eşit hisseder.

Bu insan geçmiş yaşamlarında kral ya da kraliçeydi, sıradan biri değildi. O, krallığın/kraliçeliğin karakterine uymayan küçük duygusal tepkilerin üzerine çıkmak için vakar, yardımseverlik ve kararlılık gibi doğal ve asalete yakışır niteliklerini kullanmalıdır.

KİBİR

Kova Kuzey Düğümü insanı birçok enkarnasyonu başkalarının "üzerindeki" pozisyonlarda geçirmiş olduğundan, kibir onun yapısında vardır. Kibir enerjisi onun tecrit olmasıyla, insanlardan ayrı ve yalnız kalmasıyla sonuçlanabilir, hayatta en önemli şeyleri elde etmesini ve korumasını engelleyebilir. Ancak, o kibri onu tekâmülü değişim yapma ve Yeni Çağı başlatmaya yardımcı olma konusunda üzerine düşeni yapacak şekilde güçlendiren bir güce dönüştürebilir.

Bu insan şöyle düşünür: "Benim yolum en iyisidir. Eğer evreni ben yönetseydim, her şey çok daha iyi olurdu." O, "benim yolum en iyisidir" dediğinde, kibir enerjisi onu sorunları çözmeye ve dünyada olup bitene katkıda bulunmaya götürür. Yine de, bu kibir alçakgönüllülükle birleşmelidir: "Benim vizyonum en iyisidir, ama onu uygulamanın en iyi yolunu her zaman bilemeyebilirim bu vizyon, beklemediğim bir biçimde gerçekleşebilir."

"Benim yolum en iyisidir" fikri onun büyük tabloda neyin olup bittiğini algılamasına dayandığında, o zaman Kova Kuzey Düğümü insanının yolu genellikle en iyisidir eğer

o ilişkide olduğu herkesi hesaba katmışsa. Ama eğer o, "Başkaları ne isterlerse istesinler, ben kendi bildiğimi okurum" derse, o zaman bu yaklaşım iyi sonuç vermez. Bu insanın esnek olması, olayların belli bir sıralanışına kendisine sunulan fırsatı kaçıracak kadar bağlı olmaması gerekir.

YARGIYI ASKIYA ALMAK

Ayrıcalıklı geçmiş yaşamlardan ötürü, Kova Kuzey Düğümü insanı her şeyin onun yararına sonuçlanmasını bekler. Eğer talihsiz bir olay vuku bulursa, onun ilk tepkisi, çoğunlukla, öfkelenmektir: "Ben bunu hak etmiyorum!" bu da, talihsizliği ondan daha çok hak eden başka insanların olabileceğini ima eder. O böyle düşündüğünde, doğal cömertliğiyle teması yitirir ve kendisini başkalarından daha özel hissetmeye başlar o zaman da başkaları ona karşı cephe alırlar. (Bu "Marie Antoinette sendromu"dur: Bu azametli davranışı başkalarını onu alaşağı etmeye kışkırtır.) Ama bu insan temel bir toylukla davranmaktadır; o başkalarını kışkırttığında bile, bunu yaptığını fark etmez.

Bu insan, içsel bir iyilik ve sevecenlik çerçevesinde iş görür, temelde başkalarına karşı iyi niyetlidir ve yaşamın iyiliğine inanır. Bu niteliklerden ötürü, o genellikle "şanslı" görünür. Ancak, işler istediği gibi gitmediğinde, onun içindeki şımarık çocuk ortaya çıkabilir ve o evrene ve yaşama çok öfkelenir. Onun öfkesi sorunu şiddetlendirir, çünkü bu durumda o kendisini iyiye kapatır ve şanssızlığın içinde duygusal olarak kaybolur bu da daha çok şanssızlık yaratır.

Eğer o olumsuz kıyaslamalara daha derinlemesine gömülmesine izin verirse, insanlara karşı tutumu ya içerleme ya da küçümseme olur. Bu onu sevilmeyen kişi yapar küçümsediği insanlar onu alaşağı etmek ister ve "daha iyi durumda" olarak algıladığı kişiler ona yardım etme eğilimi göstermezler, çünkü onlar bu insanın içerlediğini hissederler.

Kova Kuzey Düğümü insanı yargıyı askıya almayı ve başkalarını daha derin biçimde tanımak için zaman ayırmayı öğreniyor: Başkalarına neden öyle düşündüklerini sormak ve onlarla ortak neleri olabileceğini öğrenmek. O kendisini birçok mutlu etkileşimden yoksun bırakır, çünkü yüzeysel görünüşleri yargılamakta çok acele eder. Onun bu kendi kendini yıkıcı kalıptan kurtulmasının tek yolu, doğal cömertliğini bilinçli olarak uyandırmasıdır. Birçok enkarnasyonda başkaları için "özel" olmasının ve evren tarafından korunmasının sonucunda bu insan cömert olmuştur ve o, çoğunlukla, iyi şansının getirdiklerini başkalarıyla paylaşır. O başkalarının çabalarını kutsadığında ve onların utkularına sevindiğinde, kendi şansının kapılarını açar.

Takdir Etmek

Kova Kuzey Düğümü insanı için kapıları şansa açık tutacak bir başka strateji, yoluna çıkan iyi şeyleri bilinçli olarak takdir etmektir. Onun kibir yerine, takdirle davranması önemlidir. Örneğin, eğer o özel bir partiye davet edilmişse ve içsel olarak kibirle karşılık verirse ("Eh, beni davet etmelerinin zamanı gelmişti!), geçici olarak kendisini mutlu hissedebilir, ama bu tutum çoğunlukla şanssızlığı çeker. Eğer bir nedenden ötürü davet geri çekilirse, kibri onun şöyle bir tepki göstermesine neden olabilir: "O bunu yapmaya nasıl cüret edebilir! Ben bu partiye gitmeyi hak

ediyorum! Yaşam bana karşı!"

Ne yazık ki, onun muazzam bir yaratıcı enerjisi olduğundan, olumsuza odaklanmak sürekli bir savaş haline gelir. Ama eğer o yaşamın iyiliğine inanır ve bu iyiliğe açık olursa fırsatlar sunulduğunda onları fark eder ve doğal olarak başarı yönünde ilerler.

Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve geçirdiği kaza sonucunda kalça kemiği kırılan bir müşterim vardı. Sedyeyle götürülürken o kendi kendisine şöyle dedi: "Yaşam beni seviyor (bu düğümsel gruptaki tüm insanlar bunu bilirler!) ve bundan iyi bir şey çıkacaktır." Gerçekten de, o yatakta yattığı süre boyunca, işini ulusal düzeye taşıyan yeni bir proje için bir teklif yazdı. Eski sevgilisi ona yardım etmek için tekrar yaşamına girdi ve ben bu satırları yazarken ikisi hâlâ birlikte ve mutlular. Onun tüm yaşamı yeni bir yöne yönelmiş ve değişmişti, çünkü onun iyiye açık olması, görünüşte olumsuz olan bu olayı kendi yararına kullanmasını sağlamıştı.

Öte yandan, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve tiyatroya gitmeden önce New York'un bilinen bir noktasında buluşmayı kararlaştırdığımız bir kadın arkadaşım vardı. Onu içeride bulamadığım için dışarı çıktım ve onu yaklaşık otuz kişiyle birlikte kuyrukta beklerken buldum ve kuyrukta tam onun arkasında çok yakışıklı bir adam vardı. O geç kaldığım için bana çok kızmıştı ve tiyatroya yürürken yol boyunca beni "haksız çıkarmaya" çalıştı. Onun gerçekte sinirlendiği şey içeri girmesine izin verilmemiş olmasıydı, bunu kişisel bir hakaret olarak yorumlamıştı. (Onlara saygıyla davranıldığında bu insanlar çok tatlı olabilirler, ama eğer onlara başkalarıyla eşit olarak "sıradan bir vatandaş" olarak muamele edilirse, çevresindekilere Tanrı yardımcı olsun!) O istediği şeyi elde edememişti, bu yüzden (kendisi dâhil) çevresindeki herkesi mutsuz etti ve yaşamın ona getirdiği cömert fırsatı kaçırdı: Kuyrukta onun arkasında bulunan yakışıklı adamla tanışma fırsatını!

Kova Kuzey Düğümü insanı Akışa güvenmeyi öğreniyor. O çok cömerttir ve yaşam ona cömertlikle karşılık verir. Eğer o istediği şeyi elde edemezse ya da eğer birisi ona "hayır" derse yaşamın başka hangi fırsatı getirdiğini görmek için daha geniş bakmalıdır. Kendisini neyin mutlu edeceğiyle ilgili sınırlı tabloyu bırakmalı ve yaşamın bolluğuna açık olmalıdır o zaman yeni deneyimler ona beklenmedik sevinçler getirecektir.

Onaylanma İhtiyacı

ALKIŞ VE ÖVGÜ

Kova Kuzey Düğümü insanı birçok yaşamı merkez sahnenin yıldızı olarak ve sürekli olarak toplumun dikkatini çekerek geçirdi, bu yüzden bu enkarnasyonda onun bir yanı bu pozisyonda olmaya karşı direnir. Rolünü doğru biçimde oynayamama korkusu ve onaylanmamayı davet etmek büyük bir duygusal risktir ve şimdi o "yıldız" pozisyonunu aldığında genellikle ödüllendirilmez.

Bu enkarnasyonda başkalarının coşkulu alkışları bu insanı duygusal olarak beslemez. Ama o, başkalarını merkez sahneyi almaları için destekleyen harika bir izleyicidir. Onun doğal coşkusu diğer izleyicilerde heyecan uyandırır. Bu yolla, o onaylanma enerjisini başkalarına verir ve kendisi olmak için özgür kalır.

Eğer o dikkat merkezi olmaktan kaçamıyorsa, yapacağı en iyi şey odağı kendi dışındaki bir şeye yönlendirmektir. Örneğin, eğer Kova Kuzey Düğümü insanı bir konuşmacıysa, izleyicilerin dikkatini konuya odaklayabilir. Eğer o prensiplerinden ötürü onaylanırsa ya da bu onayı yalnızca kendisi için aramak yerine projekte ederse, onun coşkusu sınırsız hale gelir ve muazzam bir yaratıcı güce sahip olur. Onaylanmak bu insan için besin gibidir. Öte yandan, onun onaylanmama korkusu o kadar büyük olabilir ki, o gerçek görüşlerini ya da duygularını paylaşmaktan kaçınabilir.

Geçmiş yaşamlarda Kova Kuzey Düğümü insanı geleneksel çizgiyi savunması gereken ki bu onun işinin bir parçasıydı bir VİP'ti (Çok Önemli Kişi). Ancak, bu enkarnasyonda o alışılmışın dışında olan, genel inançlara uymayan bilgiyi paylaşmak için burada ve her zaman onaylanmayabilir, çünkü o yeni bir şeyi seslendirmektedir. İnsanlar yeni bilgiyi nadiren kolayca kabul ederler, çünkü o bilginin değerini anlamak, ona uyumlanmak ve onu özümsemek zaman alır. Bu insan yenilikçi fikirlerini seslendirirken onaylanmamayı göze almalıdır. O, kendi kendisini onaylamanın verdiği gücü hissetmesine izin vermelidir.

Kendisini bir bilgi kanalı olarak görmesi onu son derece özgürleştirir, çünkü bu durumda o "haklı" olmak zorunda değildir. Bu ayrıca onu başkaları tarafından onaylanmaya ihtiyaç duymanın incinmeye açıklığından da özgür kılar. O sadece bağımsız fikirleri "toplayıp" aktardığını anladığında, o zaman diğer insanların onu onaylayıp onaylamamaları bir etken olmaz.

Kova Kuzey Düğümü insanı grup durumlarında bulunuyorken, aklına sık sık başkalarının coşkuyla kabul ettikleri mükemmel fikirler gelir. Bir fikir gerçekleşir ve hiç kimse onun bu insanın fikri olduğunu hatırlamaz. Bu insanın büyüklük kuruntusu olabilir, ama o dikkat çekmeme siyaseti güttüğünde en büyük potansiyeline erişir ve çok başarılı olur.

Alkış beklememek onu bir sonraki büyük şeye gitmekte özgür bırakır. O çok dikkat çektiğinde, bu onun yeni fikirlere erişmesini engeller. Bu yüzden, onun kaderi işleri gerçekleştirmek için sahne gerisinde ve başkalarıyla birlikte çalışmaktır. O zaman, eğer ün ona gelecekse, bunu dengeli bir biçimde kabul edebilir ve kişisel olarak almaz.

KİŞİSEL Olarak Onaylanma

Kova Kuzey Düğümü insanı herkes tarafından beğenilmek ister onun yaptığı şeylerin çoğunun ardındaki güdü budur. Eğer o bir şey yapar ve onaylanmazsa, bununla başa çıkmakta çok zorlanır. Geçmiş yaşam deneyimlerinden ötürü, bilinçaltı olarak, başkalarının onaylamasını doğru yolda olduğunun ve iyi bir iş yaptığının göstergesi olarak görür. Bir düzeyde, bu insan hâlâ, bir imaja "uygun yaşaması" gerektiğini düşünmenin sıkıntısını çeker. Bu enkarnasyonda o bu kısıtlamaya karşı çıkmasına karşın, bir "rolü" oynamak ve onaylanmak uğruna gerçek benliğini feda etmeye o kadar alışıktır ki, kolayca kalbinin sesine aykırı biçimde kendisinden beklenildiğini hissettiği biçimlerde davranır.

Onaylanma arzusu onda büyük bir içsel çatışmaya neden olabilir. O, başkalarının ona karşı tepkilerinin o kadar farkındadır ki, çoğunlukla, başkalarının gözündeki

imajını kendi amacına göre yönlendirir. O, olayların akışına doğal biçimde tepki göstermez, çünkü onaylanmak için tam olarak "doğru şeyi" söylemek ister.

Ama kendisine aşırı odaklanarak, o istemeden doğal özgüvenini tüketir. Eğer sürekli olarak başkalarına nasıl göründüğü konusunda kaygılanır ve mutlu olmak için belli bir miktar onaylanmaya ihtiyaç duyarsa, dengesi çok kırılganlaşır. O, gerekli sandığı olumlu geribildirim için bir imajı sunma çabasıyla sürekli bir baskı altındadır.

Bu insan, içtenlikle, gerçek benliğinden karşılık verdiğinde ve sonra diğer kişinin nasıl karşılık verdiğini ve kendisinin o kişiyi onaylayıp onaylamadığını gördüğünde çok daha iyi durumda olur. O bir kişiyle dürüstçe etkileşimde bulunduğunda, diğer kişinin verdiği karşılık ona o kişiyle birlikte zaman geçirmek isteyip istemediğini gösterecektir. Bu, Kova Kuzey Düğümü insanı için daha güçlü ve sağlıklı bir pozisyondur.

GEREKSİNİMLER

Egoyu Dengelemek

Kova Kuzey Düğümü insanı hedeflerini başarıyla gerçekleştirmek için gerekli özgüveni kazanabilmek için aşırı ego engelinden kurtulmalıdır. O egosunu öylesine geliştirmiştir ki, bu enkarnasyonda içsel dengeyi yeniden kazanmak için egoyu hemen hemen aç bırakmalıdır. Duyduğu prestij açlığı, onun gelirinin ötesinde yaşamasına, üstünlük taslayan bir tutum benimsemesine ve her zaman "daha çoğunu, daha çoğunu, daha çoğunu" istemesine neden olan dipsiz bir kuyu olabilir. Başkalarına egolarını güçlendirip geliştirme izni verilmiştir, ama bu insana bu izin verilmemiştir. Onun övülme arzusu çok kolayca egosunu besleyip güçlendirebilir ve buna felaketi davet eden kibirli bir tutum eşlik edebilir. Bu yüzden, o dengeli ve incelikli bir biçimde karşılık vermeyi öğrenene dek, evren başarıyı ondan esirgeyebilir.

Yaşam ona epey şans verir. O doğuştan güvenli, enerjik ve riskler almaya gönüllü olduğundan, girişimci ruhu haklı olarak onu muzaffer olacağı bir pozisyona sokar.
Ve sonra yaşam onun her başarıyı nasıl ele aldığına bakar: Eğer o kurumlanırsa, yaşam onun ganimetlerinin bazılarını elinden alır. Ancak, eğer o küçük zaferleri incelikle ele alırsa, gurur ve kibirden kaçındığı ve şükran dolu bir alçakgönüllülükle kabul etmeyi sürdürdüğü sürece, yaşam ona aradığı şeyleri bol bol getirir. Kova Kuzey Düğümü insanının psişesinde kendi kendisini öven ve egoyu şişiren bir mekanizma vardır sonra güç onun yaşamından çıkar gider ve o kendisine yenilgiyi çeker. Onun bu mekanizmanın aktive olduğunu fark ettiği her seferinde yapacağı en iyi şey kendisini hemen ondan kurtarmaktır. O ne kadar muhteşem olduğunu düşünmeyi bırakmalı ve bilinçli olarak kendisine şunu hatırlatmalıdır: "Pekâlâ, kazanacak mıyım, yoksa kaybedecek miyim, bilmiyorum, ama belki başkalarının olumlu bir deneyim kazanmalarına yardım edebilirim." Bu onun dengeli bir perspektif oluşturmasını sağlayacaktır.

Aşırı gelişmiş ego sorunundan kaçınmak için bir başka yaklaşım, egoyu başka insanlara ya da insancıl davalara yararlı olmak için kullanmaktır. Bu insan geçmiş yaşamlarda kraliyet ailelerinin bir üyesiydi; şimdi, o kendi yansımasını güçlendirmek yerine, "insanlara" yararlı olmaya odaklanarak kazanacaktır.

MUHTEŞEMLİK HAYALLERİ

Kova Kuzey Düğümü insanı canlı bir hayal gücüne sahiptir ve çoğunlukla, kendisini muhteşemlik hayalleriyle eğlendirir. Örneğin, eğer o profesyonel yaşamında sıkılmışsa, çok satan bir kitap yazacağını ve tüm talk Show’lara katılacağını hayal edebilir. Hayalinin gerçekçi olmaması önemli değildir; o hoş gelir ve kendine göre doyum verir. Ne yazık ki, bu gibi hayaller "körelticidir," onlar bu insana belli düzeyde bir doyum verip, onun yaratıcı eylemde bulunmasını engellerler.

İroni şu ki, bu insan hayallerini gerçekleştirmek için gereksindiği tüm yaratıcı güce sahiptir ama onun güdüsü sonucu belirler. Yukarıdaki örnekte, eğer kitabı yazma güdüsü ün ve şan kazanmak ise başarı ondan kaçacaktır, çünkü bu enkarnasyonda, o ne zaman egoyu beslemeye çalışsa egonun onu yenilgiye uğratması programlanmıştır. Ancak, eğer güdüsü diğer insanlara yardım etmekse, onun erişebileceği yüksekliklerin bir sınırı yoktur! O, doğasının insancıl yanını geliştirmelidir.

Hayal kurmakla ilgili bir başka sorun, onun realiteyi geleceğe itmesidir; bu, Kova Kuzey Düğümü insanını şimdiki zamanla başa çıkmakta çok daha etkisiz kılar. Örneğin, eğer o çok satan kitapların yazarı olma hayaline odaklanırsa, yerel bir dergiye makaleler yazma fırsatını kaçırabilir. O, hayallerini gerçekleştirmeye götürecek sıçrama taşlarını kaçırır.

Aynı eğilim onun ilişkilerini de bozar. Eğer o birisine romantik olarak çekilmişse, hayal kurmaya başlar ve o kişiyi fantezisinin gelecekteki ideal eşi yapar. O kadar çok gelecekte yaşamaya başlar ki, partneriyle o ideal kişi olarak ilişki kurmaya başlar ve şimdi zamanla istediği şeyi oluşturabilecek olan adımları atmaz. Bu yüzden, onun yapması gereken şey hayal kurmayı bırakmak ve şimdi burada ortaya çıkan fırsatlara karşılık vermektir. Şimdiki koşullanmalarına bir hayal bağlı olmadığında, o başarmak için ne yapması gerektiğini daima bilir. Bereket versin ki, bu insan epey iradeye ve zihinsel disipline sahiptir, çünkü zihninin onun şimdi ve burada eyleme geçmesini engelleyen hayal boyutuna ve kişisel büyüklük, muhteşemlik hülyalarına dalmasını önlemek için her ikisi de çok gereklidir.

Başarıyı garanti etmek için, Kova Kuzey Düğümü insanı daima niyetinin farkında olmalıdır. O kendini büyütme güdüsünün üstün gelmesine izin verdiğinde, bu onun başarıya ulaşmak için gereksindiği enerjiyi hemen tüketir. Örneğin, eğer o bir meditasyon grubu oluşturarak insanlara yardım etmek istiyorsa, diğerkâm güdülerine odaklanmış kalmalıdır. Bu şekilde, o fikri gerçekleştirmek için gerekli olan enerjiye, berrak görüşe ve sevince sahip olacaktır. İlerlerken, hayallerini gerçekleştirme yolunu görecektir ve yolu kolaylaştırmak için kapılar sihirli bir biçimde açılacaktır.

Ancak, bazen o kişisel kazancı ya da kaybı düşünmesine izin verir: "Hey, belki de bir guru olurum ve insanlar benim takipçim olurlar," ya da "Eğer meditasyon yaptığımı öğrenirlerse iş arkadaşlarım ne düşünürler acaba?" Her iki durumda da, o kişisel kazancı ya da kaybı düşünmesine izin verir vermez, başarı için gerekli tüm enerji dağılmaya başlar ve o hiçbir şey yapamaz. Ayrıca, kendisini egoya kaptırması onun görüşünü o derecede engeller ki, insanların aslında ondan ne istediklerini, neye

ihtiyaç duyduklarını gözden kaçırabilir. Bu onun başarısını sınırlar. Ama onun bilinçli güdüsü yüzde yüz diğerkâm olduğunda, o dünyada belli bir zamanda belli bir durumda gereken belli bir yardıma uyumlanacaktır. Bu insan mevcut bir gereksinimi gerçekten gördüğünde ve ona egosal olmayan bir biçimde karşılık verdiğinde, başarıyı ve ünü elde eder.

Alçakgönüllülük

Kova Kuzey Düğümü insanı dikkatleri üzerinde toplama ve övülme ihtiyacından kurtulup daha alçakgönüllü bir yolu seçtiğinde daha iyi durumda olur. O içgüdüsel olarak itibar, övgü ve ün arar; ama onu elde ettiğinde, bu onun egosunu şişirir ve o incelik ve eşitlik duygusunu yitirir. Bu insan alçakgönüllülük tutumunu benimsediğinde, yaşamı sihirli bir hale gelir ve her şey onun yararına işler. O en nihayet doğal yetenekleri için net ve pratik çıkış yollarını görür. Ama eğer kibirli bir pozisyonu sürdürürse, yetenekleri o kadar kolayca ifade bulmayabilir.

Örneğin, benim bu düğümsel pozisyonda bulunan ve birçok Yeni Çağ fikrini içeren bir kitap yazmış olan bir müşterim vardı. Bu hanım hemen kibirle şişindi ve kitabını hangi büyük yayınevine vereceğini düşünmeye başladı. O, bu alanda henüz tanınmadığı için, daha küçük bir yayınevine de başvurabileceğini düşünmedi. Büyük yayınevleri onu geri çevirdiler, o da daha küçük bir başlangıç yapmaya burun kıvırdı ve sonunda projeyi terk etti. Böylece, eğer o daha alçakgönüllülükle başlamaya gönüllü olsaydı fikirlerinden yararlanacak olan insanlar dahil, herkes kaybetti.

Evren başkalarını Kova Kuzey Düğümü insanının fikirlerini gerçekleştirmesine yardımcı olmaya gönderdiğinde de kibir bir sorun olabilir. Çoğunlukla, bu insan işin onurunu ya da parayı paylaşmak istemez ve kontrolü elinde tutmak ister. O, eğer başkalarıyla çalışırsa, istediğinin birazından vazgeçmek zorunda kalacağından korkar. Böylece, "onun yolu" ve "onun fikirleri" diğerlerinden daha üstün olur; o başka insanlara gerçekten yardım edecek olan çözümlerle bu enkarnasyonda geliştirmesi gereken insancıl tutumla daha az ilgilenir olur.

Bunun bir örneği, kocası Kova Kuzey Düğümlü bir terapist olan bir müşterimdir. Bu adam bir dergide ergenlik çağındaki gençlere yönelik bir öğüt sütunu yazıyordu ve karısına bir kıza yazmakta olduğu bir yanıtı gösterdi. Karısı (müşterim) onun yaklaşımına karşı çıktı ve söz konusu durumda onun fikri gerçekten çok daha iyiydi. Kocası bir şeyi gözden kaçırıyordu ve adam da bunu hissetmişti, ama kendi fikrinde diretti ve ondan sonra okurlarına verdiği hiçbir yanıtı karısına göstermedi. Eğer o bu kimin fikri olursa olsun yardım etme hedefini öne koyacak kadar alçakgönüllü olsaydı, objektif davranır ve karısının görüşüne açık olurdu.

Kova Kuzey Düğümü insanının kendi vizyonu vardır, o bu vizyonun tam olarak nasıl gerçekleşmesini istediğini bilir. O bunu kendi bildiği gibi yapmak ister. Ancak, eğer iki kişi paylaşılan diğerkâmca bir ideal ya da vizyonla bir araya gelirse, bu onlardan herhangi birinin o vizyonun nasıl gerçekleştirileceğiyle ilgili fikrinden daha önemli hale gelecektir. Bu insan başkalarıyla birlikte çalışacak kadar alçakgönüllü olduğunda aslında vuku bulan budur.

KİŞİSEL Olmayan BİR Perspektif

DİĞERKÂMLIK

Bu enkarnasyonda, Kova Kuzey Düğümü insanı bir seçim yapmalıdır: Kişisel, ego merkezli yaşam ya da kendini insanlığa kişisel olmayan bir şekilde adamak. O kişisel yaşama odaklanmayı seçtiğinde, kaybeder; kendisini insancıl davalara kişisel olmayan bir biçimde adamayı seçtiğinde, kazanır ve onun her zaman özlemini çektiği kişisel yaşam buna sihirli bir biçimde eklenir!

Takdir edilme ihtiyacını karşılamak için o kişisel egonun sınırlamalarını aşmalı ve bir bütün olarak insanlığa katkıda bulunmalı, destekleyebileceği insancıl bir hizmet ya da dava bulmalıdır. Yaşamını egodan daha büyük bir şeye adamak ona sonuçları kişisel olarak almadan kendisini adamasını sağlayacak bir amaç saflığı verir.

Aslında, diğerkâmlık onun muazzam özgüven kapasitesini geliştirmesine yardımcı olur.

Aksi takdirde, onun kendi güdülerine güvenmediği zamanlar vardır. Özellikle gençliğinde, bu insan gerçekten saf diğerkâmlıkla iş gören birilerinin olup olmadığını merak edebilir. Ama eğer onun bilinçli niyeti yardım etmekse, konsantrasyonu insanların gereksinimlerini karşılamak için neyin işe yarayacağı konusunda otomatik olarak tetikte olacaktır.

Kova Kuzey Düğümü insanı öylesine cömert bir yapıya sahiptir ki, başkaları onun armağanlarım kabul etmediklerinde ya da alkışla karşılık vermediklerinde, yıkılabilir. O bu sorunu, başkalarının ne istedikleri ve neye ihtiyaç duydukları ve kendisinin istediği karşılığı almasını engelleyen ne yaptığıyla ilgili bilgi edinerek önleyebilir. Bu insan, geribildirimi yapıcı bir biçimde dinlemekte zorlanabilir, ama o daha geniş tabloyu görmeyi öğreniyor.

Örneğin, eğer o çocuk öyküleri yazarsa, önce hangi yayıncıların bu tür öyküyle ilgilendiklerini öğrenir. Eğer öyküsü kabul edilmezse, o yayıncının ne istediğini öğrenmeli ve sonra eserini buna uyacak biçimde değiştirmeli, ya da yayıncının gereksinimlerini daha iyi karşılayan başka bir öykü yazmalıdır.

Ayrıca, o fikirlerinin onurunu sahiplenemeyeceğini de fark ediyor, çünkü hiçbirisi gerçekten "onun" değildir! Yeni Çağ, yenilikçi fikirler havada dalgalanmaktadır ve Kova Kuzey Düğümü insanının doğal yeteneği, "antenlerinin" onları alacak doğru frekansa uyumlanmış olmasıdır. Bunu fark etmesi onun hem başarı hem de başarısızlık korkusunu yok edebilir, çünkü fikirlerinin kişisel olarak onunla hiçbir ilgisi yoktur. Onun işi fikirleri "toplamak" ve başkalarına iletmektir.

Bu insan, insanları özgürleştirmeye yardımcı olan bilgiye erişebilir. Bu yüzden, onun niyeti başkalarını güçlendirmek olduğunda, bu güdü öylesine berraktır ki, gerekli fikirler ona sezgisel olarak, ya da başka insanlardan "geliverir." Onun belli bir durumda hangi bilginin gerçekten yardımcı olduğunu bilebilmesinin tek yolu, diğer insanların verdikleri karşılıklara dikkat etmesidir. Yararlı olan fikirler iyi karşılanacaktır. Eğer Kova Kuzey Düğümü insanının sunduğu bilgi diğerleri tarafından kabul edilmezse, bu onun bir sonraki fikre geçmesi ve onun yararlı olup olmadığını görmesi gerektiği anlamına gelir. Diğerleri gereksindikleri bilgiyi bu insandan çekip alacaklardır bu kesinlikle kişisel olmayan bir şeydir.

Örneğin, eğer Kova Kuzey Düğümü insanı felsefe üzerine bir kitap yazar ve yaymalar onu geri çevirirlerse, belki de o felsefe insanların mesajı duymak için gereksindikleri araç değildir. Ancak, eğer o aynı mesajı bir romanda sunarsa, belki bu çok iyi karşılanacaktır. Bu insan, hangi biçimin doğru olduğunu başkalarının tepkilerine bakarak anlayabilir.

Eğer bu insan başkalarına yardımcı olmak için çaba harcadığında olumlu bir şeyin ona geri döneceğine inanırsa, o başkalarının onun hangi yeteneklerine olumlu bir biçimde karşılık verdiklerini keşfedene dek bunu denemeyi sürdürecek sonsuz bir enerjiye sahiptir. Yaşam bir bumerang gibidir: O yaratıcı enerjisini başkalarına yardım etmek için kullandığında, gereksindiği her şey ona yardım etmek için geri gelir. Diğerkâmlıkta bu insan için büyük bir güç vardır. İşin içine egosunu karıştırmaz ve sonuçlara kişisel olarak yatırım yapmazsa, o işe yaratıcı bir biçimde katılmak onun için kolaydır. Kendini kazanmak bunun doğal bir yan ürünü olacaktır. Evren onu doldurmayı sürdürür, çünkü o yaratıcı enerjisinin yararlarını başkalarına geçirmektedir.

Objektif Olmak

Kova Kuzey Düğümü insanının perspektif kazanmak için kişisel olmayan geribildirime ihtiyacı vardır, çünkü o kendisiyle o kadar özdeşleşmiştir ki, kendisini berrak biçimde göremez. Güvendiği birisinin görüş ve tavsiyeleri ona yardımcı olabilir o işbirliği yapabilmek ve arzuladığı şeyi elde edebilmek için daha büyük tabloyu görmek ister! Örneğin, romantik bir ilişkide o, genellikle, olup bitenlerden mutlu bir biçimde habersizdir. Sonra, büyük tabloda yer alan ve görmemiş olduğu etkenlerden ötürü, o incinir. Duygusal acıdan kaçınmak için, onun kişisel yaşamıyla ilgili objektif bir rehberlik sistemine ihtiyacı vardır.

Bu insan egoyu azaltmalı ve Akış ile uyum içine girmelidir. Ezoterik Bilimler (Astroloji, Numeroloji, Tarot, Elyazısı Analizi, vb.) yeniden strateji tasarlamak için gerekli objektifliği sağlayabilir. Bu kaynaklar Kova Kuzey Düğümü insanının doğru gözlem gücünü artırır ve durumlara otomatik olarak egosal tepki gösterme eğilimini azaltır. / Ching bunun için mükemmel bir araçtır; / Ching, onu neyin rahatsız ettiği konusunda "iç bilgi" verir ve gerçekte olup bitene uyumlanacak kadar güçlendirir.

Astroloji objektifliği geliştirmek için de mükemmel bir araçtır: Astroloji onun kendisini ve başkalarını tarafsız biçimde görmesini sağlar, onu diğer kişide o kişide bulunmayan şeyleri uyandırmaya çalışmanın düş kırıklığından kurtarır ve gerçek benliğiyle ilgili saklı bilgiyi sunar. Astroloji onun kendisini ve başkalarını sevgiyle kabul etmesine ve başkalarının bireyselliğine değer vermesine yardımcı olur.

Kova Kuzey Düğümü insanı bu bilimlerde çok yeteneklidir ve bu alanlardan birine profesyonel olarak kolayca girebilir. O, astroloji haritasını ya da Tarot'u antenlerini kendisini ve başkalarını özgürleştirmeye yardımcı olabilecek yenilikçi bilgiye yönelteceği objektif bir "fırlatma rampası" olan herhangi bir kehanet aracını "okuma" yeteneğine sahiptir.

Başka bir kaynakta onun dostlarıdır. O harika bir dostluk karma'sına sahiptir. Dostlarından gelen dürüst geribildirim bu insanın egonun onun mutluluğunu nerede engellediğini anlamasına yardımcı olabilir. Bilgi kazanmak onun özgürlük

anahtarıdır, bilgi ona ego ifadesinin yıkıcı kalıplarından nasıl kaçınacağını gösterir. Bu yolla, o kaderi üzerinde bir ölçüde kontrol sağlar. O geri çekilip, durumlara diğer kişinin perspektifinden (diğer kişinin ne istediğine ve neyi gereksindiğine) baktığında, o zaman her bir durumda kendisi dahil herkes için yararlı olacak seçimler yapabilir. Ama sonuçta, çok tutkulu bir biçimde aradığı özgürlüğü ve sevgiyi tam olarak kazanması için, o yalnızca başkalarına değil, kendisine de objektif biçimde bakmalıdır. Kendisini dişlerini fırçalarken, sokakta yürürken, başkalarıyla etkileşimde bulunurken vs. izlemelidir. O kendisini eylem içinde gözlemlemeye, yargılamadan izlemeye başladığında, korkmadan gerçekten kendisi olmasını sağlayacak perspektifi kazanır.

AKIŞA UYUMLANMAK

Kova Kuzey Düğümü insanı, eğer o sıradaki bir projede ilerleme kaydedemiyorsa, evrenin onu farklı bir yöne göndermeye çalıştığını fark etmeyi öğreniyor. O, kendi bakış açısından verdiği kararları zorla kabul ettirmeye çalışmak yerine, doğal olayların akışının ona zaman ve enerjisini neye harcayacağını göstermesine izin vermelidir. Eğer bir şey onun istediği gibi oluşmazsa, belki de sonucun onun henüz farkında olmadığı bir şey olması mukadder kılınmıştır.

O kendisini, "İstediğim şeyi elde edemiyorum; bu hayal ettiğim gibi sonuçlanmıyor"un olumsuz ve saplantılı enerjisinden, yaratıcı enerjisini yapıcı bir biçimde ifade edebileceği bir yöne yönelterek kurtarabilir. O evrenin kapılarını nerede açmış olduğunu fark etmeli ve o kapılardan girmeye gönüllü olmalıdır!

Bu kadar çok kişisel çaba harcamak yerine, o gevşemeli ve Akışa açık kalmalıdır o zaman arkasında gerçek güçle birlikte ilerleyecektir. Örneğin, Yeni Çağı getirmek Kova Kuzey Düğümü insanının işi olmasına karşın, eğer o Melekler'in kendisine yardım etmelerine izin vermezse, kişisel çabasına aşırı bağlı hale gelecek ve bu hedefe erişmek için gereksindiği güce sahip olamayacaktır. Eğer o Akış içinde kalırsa, azami sonuçları elde etmek için asgari bir çaba harcadığını görecektir.

BEKLENTİLERİ BIRAKMAK

Bu insan bazen basit bir yanlış anlamayla istemeden kendi mutluluğunu bozar. Geçmiş yaşamlarda, başkaları ona onun istediklerini verdiler ve o mutluydu. Ama bu yaşamda, başkaları ona istediği şeyi verdiklerinde, o olacağını sandığı kadar mutlu olmaz. Çünkü onun mutlu olmak için neye ihtiyacı olduğu konusunda belli bir fikre çok bağlı olması, çekebileceği bolluğu sınırlar. Bu enkarnasyonda onun işi yalnızca açık ve kabul edici olmak, yaşamın ona ne getirdiğini görmektir; o bunun onu gerçekten mutlu edeceğini keşfedecektir.

Kova Kuzey Düğümü insanı, ona mutluluk getireceğini düşündüğü şeyle ilgili beklentileri bırakmayı ve yaşamın onun mutlu olmasını istediğine inanmayı öğreniyor. O zaman o, yol üzerinde ona sevinç veren bir sonraki şeyi kabul edebilir. O bir şey için savaştığında, onu kapmaya çalışmanın yoğunluğu o şeyi daha da çok itip uzaklaştırdığından, genellikle onu elde edemez. Bu enkarnasyonda o sevgiyi kabul etmeyi öğreniyor. Eğer kendi iradesiyle zorlar ve onu elde ederse, genellikle ondan mutluluk duymaz. O, eğer yaşam bunu ona getirirse, o zaman bunun onun için doğru olduğunu ve onun keyfini çıkarabileceğini öğreniyor. Onun en büyük

hoşnutluğu Akış'ın bolluğunu huşu ve şükranla yaşamaktan gelir.

Onun beklentilerinin çoğu bir durumu hayalinde çoktan canlandırmış ve herkese uygun rollerini vermiş olmasından kaynaklanır bu yüzden, o bu insanlarla gerçekten birlikte olduğunda, bilinçaltı olarak, onları kendi hayalindeki rolleri oynamaya zorlar. Bu iki soruna yol açar. Birincisi, diğer kişi senaryoya uymayı kabul etmediğinde, Kova Kuzey Düğümü insanı şaşırır ve öfkelenir; onun beklentileri düş kırıklığına uğramıştır, ikincisi, o "senaryo"ya odaklandığında şimdiki zamanda olup bitenleri göremez, bu yüzden durumu yararına olacak şekilde değiştirme yeteneğini kullanamaz.

Bu insan, herkese rolünü ve onlardan beklenen davranışı hatırlatmaya çalıştığında, kendi gerçek rolünü oynamayı unuttuğunu öğreniyor. O kenara çekilmeli ve başkalarını objektif biçimde gözlemlemelidir. Zamanla, diğer kişinin niteliklerini anlayacaktır. Ve düş kırıklığına uğramayacaktır, çünkü o diğer kişiyi hiçbir beklenti olmadan gözlemlemektedir. O zaman, diğer kişinin davranışının onu nasıl etkilediğini anlayabilir. İnsanları değiştirmeye çalışmak yerine, o kiminle zaman geçirmekten hoşlandığına karar verebilir.

Bu yaklaşımın bir başka avantajı da şudur: Diğer kişinin kendisi olmasına izin vermesi, Kova Kuzey Düğümü insanının da kendisi olmasına izin verir. Bu durumda o, hedefini aklında tutarak, tepkilerini durumun gelişimine uygun biçimlerde spontane olarak ifade edebilir.

Kazan/Kazan Durumları Yaratmak

Kova Kuzey Düğümü insanı elde edemediği bir şeyi başkalarının elde etmelerine öfkelendiğinde, çevresindekileri ondan soğutan ve kendi pozisyonunu yıpratan aşırı dramatik bir tepki gösterebilir. Bu onun dikkatsizce bir tutumundan, bir felaketle sonuçlanan ciddi bir yanlış anlamaya kadar varan bir şey olabilir. O, çoğunlukla, başkalarının iradelerine çok çabuk karşı koyar. Bir başkası isteğini öne sürdüğünde, o otomatik olarak o isteğe direnir. Bu bir refleks gibidir. Diğer kişinin eylemi ya da yorumu bilgeliğe dayansa bile, bu insanın tepkisi yine kendi istediği şeyi elde etmeye çalışmak olacaktır, bu da diğer kişinin istediği şeyin tam tersi olacaktır. Bu başkalarının ona olan ilgilerini yitirmelerine neden olabilir.

Bu insan, ilgili kişileri dikkate almadan, inatçı bir biçimde hedeflerine ulaşmaya çalıştığında, o insanları kendinden soğutup uzaklaştırır. O çok hızlı hareket etme eğilimindedir; hedefi görür ve hemen oraya ulaşmak ister. Bu hem diğerleri hem de kendisi için işbirlikçi partnerlik sürecini engeller ve hiç kimse kazanmaz. Çoğunlukla bu süreç bir dizi yanlış başlangıçlar ve karışıklıkla doludur bunun tüm nedeni Kova Kuzey Düğümü insanının mantıklı ve başarılı yolun kendini göstermesini beklememiş olmasıdır. O kenara çekilmeyi ve durumu izlemeyi öğreniyor: İşin içine her zaman o kadar yoğun bir biçimde karışmak yerine, olup biteni gözlemlemeyi öğreniyor. O zaman, o başkalarının istekleri tarafından daha az tehdit edildiğini ve sonradan pişman olacağı biçimlerde tepki göstermediğini görecektir.

Bu insan o kadar inatçı ve istediği şey konusunda o denli kararlı olabilir ki, bazen bir şeyin ilgili diğer kişiler için adil olup olmadığına hiç aldırmaz. O kendi önemi konusunda biraz "şişindiğinde," bu onun başkalarıyla ilişkilerinde dikkatsiz

davranmasına yol açabilir. Başkaları onun başarıya erişmesine yardım etmiş olmalarına karşın, o ödüllerin aslan payını alması gerektiğini düşünebilir ve adil olanı dikkate almayı unutabilir. Başkaları onun aldırmazlığını fark ettiklerinde, onun iyi niyetini ve liderliği ona teslim etmelerinin doğru olup olmayacağını sorgulayabilirler. Onlar bu insanın istediklerini elde etmek için ne kadar ileri gideceği konusunda endişelenirler. O, başkalarının da nasıl kazanacaklarını görmelerine izin vermelidir, o zaman bu insanlar onun plânlarını daha çok destekleyeceklerdir.

Kova Kuzey Düğümü insanı çok önemli bir dersi öğreniyor: Yaşam herkesin kazançlı çıktığı bir "kazan/kazan durumu" olmalıdır! Başkaları, kendi gereksinimleri karşılanmadıkça oynamak istemeyeceklerdir. Eğer bu insan başkaları için neyin adil olduğunu dikkate alırsa, bu onun istediği şeyi elde etme konusunda rahatlamasına ve herkesin en yüksek hayrına olacak durumlar yaratmasına yardımcı olacaktır. O zaman diğerleri onun coşkulu katılımını iyi karşılayacaklardır. Ayrıca, o çevresindeki insanların güdüleri hakkında daha berrak bir perspektif kazanacaktır. O, düşman olarak gördüğü birinin aslında onu gerçekten desteklemek isteyen birisi olduğunu öğrenebilir. Bilinçli olarak insancıl bir tutum geliştirdiğinde ve büyük tablonun farkında kaldığında, onun doğal cömertliği ortaya çıkar ve enerjisi herkesi güçlendiren bir grup bağı oluşturur.

İLİŞKİLER

EŞİTLİK

Geçmiş yaşamlarda başkaları Kova Kuzey Düğümü insanını yüceltmişlerdi ve böyle geçen birçok enkarnasyon sonucunda o "insan topluluğu"nun bir parçası olmayla ilgili farkındalığını yitirdi. Ama bu tecrit olmaya ve yalnızlığa yol açtı ve şimdi o insanlıkla yeniden özdeşlik kuruyor ve bir eşitlik duygusu kazanıyor. O, başkalarına katkıda bulunmak için ne yapabileceğine odaklandığında, mutluluğunun kendi bildiğini yapmanın bir yan ürünü olmadığını anlamaya başlar. Bu daha çok, "topluluğun" mutluluğundan kaynaklanır bu ister onun partneri, ister ailesi, isterse tüm dünya olsun.

BAŞKALARINI "ÖZEL" OLARAK GÖRMEK

Bu insanın, geçmiş yaşamlarda özel biri olmuş olmanın onu diğer insanlardan ayıran yalıtılmışlığından kurtulabilmesinin büyülü, onun başkalarındaki özelliği görmeye başlamasıdır. O başkalarındaki özgün, yaratıcı yaşam gücünü tanıdığında ve teşvik ettiğinde, kendisini güçlenmiş, eşit ve yeniden insanlığın bir parçası olmuş hisseder. O başka bir kişiyi "merkez sahneye" koyma konusunda müthiş yeteneklidir. Eğer o güvenden yoksun olduğu bir durumda bulunuyorsa, yapması gereken tüm şey projektörü başka birisine yöneltmektir. O zaman, otomatik olarak kendisini daha güvenli ve rahat hissedecektir.

Kova Kuzey Düğümü insanı dostluk yapma konusunda çok yeteneklidir. Bir kez o tahtından inip başkalarıyla ilgilendiğinde, insanlar onu aralarına sevinçle kabul ederler. Bunun olması için, o başkaları onların yaşamları ve mücadeleleri hakkında samimi bir merak geliştirmelidir. O, başarıyı yaratıcı enerjiyle öylesine yüklüdür ki, onun güveni bulaşıcıdır ve başkalarını sorunlarını aşmaya teşvik eder. O zaman

herkes kazanır, çünkü bu insan en nihayet, oynadığı rolden ötürü değil de, kendi kişiliğinden ötürü sevildiğini ve kabul edildiğini hisseder.

Doğuştan gelen güveni çocuksu itimadıyla birleştiğinde, bu Kova Kuzey Düğümü insanının başkalarına özgürce uzanmasını sağlar ve o istediğinde kolayca arkadaş olur. Bu insan harika bir dostluk karma'sına sahiptir; eğer o başkalarıyla önce dostluk pozisyonundan ilişki kurarsa bu ister çocuğuyla, ister sevgilisiyle, eşiyle, ebeveyniyle ya da çalışma arkadaşıyla olsun başarılı bir ilişki için en yüksek şansa sahip olur. Tüm ilişkilerinin temeli olarak dostluğu geliştirmesi onun başarısının anahtarıdır.

Dostluk, her iki kişinin diğeri için neyin en iyisi olduğunu objektif biçimde dikkate aldığı, diğer kişinin mutluluğunu desteklediği eşit bir ilişkidir. Örneğin, eğer onun dostu yaşamında bir kez yakalayabileceği bir iş teklifi almışsa, ama bu iş bin mil uzakta olsa, bu insan dostunu çok özleyecek olsa da, hiç duraksamadan onu o işi kabul etmeye teşvik edecektir.

Diğer kişiyi diğerkâmca desteklemesi Kova Kuzey Düğümü insanı için harika dostluklara yol açar. İtimat oluşturulmuştur, çünkü o kişi bu insanın, herhangi bir gizli güdü taşımadan, dostunun iyiliğini gözettiğini görür. Ve bu insan harika öğüt verir! Onun dostları sadıktır, çünkü onlar bu insanın coşkusunu ve iyi niyetlerini hissederler.

Romantik ilişkilerde, Kova Kuzey Düğümü insanının kendisini başkalarından "daha özel" hissetme eğilimi bazen onu yenilgiye uğratır. Romantik durumları çoğunlukla o başlatmaz, bu yüzden birisi ona çekildiğinde bu çoğunlukla hiç beklenmedik bir şey olur. Ama eğer duygu karşılıklıysa, onun güçlü tutkuları birden uyanır. Diğer kişi, çoğunlukla, onun kendisini çok önemli hissetmesini sağlar. O yüceltilir ve hayranlık duyulduğu geçmiş yaşam anıları uyanmaya başlar. Eğer o diğer kişinin âşık olmak için ona hayran olması gerektiğini arılamazsa, perspektifi kaybeder, kendi önemini ciddiye almaya ve istemeden partnerine hükmetmeye başlar. Bu tutum partnerinin ondan soğumasına neden olabilir ve bu insan aşkta yine düş kırıklığına uğrar. Alınacak ders, aşk ilişkisinin birbirinin özelliğine hayran olmayı içerdiğini hatırlamaktır.

BAŞKALARIYLA BİRLİKTE ÇALIŞMAK

Geçmiş yaşam deneyimlerinden ötürü, Kova Kuzey Düğümü insanı bir projeye, içgüdüsel olarak, onu kendi başına, kendi bildiği gibi yapma fikriyle yaklaşır. Ama o bunu yaptığında, çok fazla enerji geri gelmez. O benzer idealleri olan akranlarıyla birleşirse daha iyi durumda olur. İşte bu yüzden o bu kadar mükemmel bir dostluk karma'sına sahiptir: O işleri başkalarıyla birlikte yaptığında, yaratıcı enerjiyle dolar.

Bu enkarnasyonda tek başına yaklaştığı her iş onun için zor hale gelir ve çıkmaza girer. Bu insan tüm kararları kendisi vermek ister, ama işin içinde başkaları olduğunda, o açık kalmaya zorlanır, böylece doğal olarak genişler ve daha yenilikçi ve yaratıcı olur. Ve onu çok şaşırtan bir biçimde, o başkalarıyla birleştiğinde iş çok daha eğlenceli olur.

Projeleri seçerken onun için en iyi yol, kendisini çeken enerjiyi izlemektir. Eğer,

işin içine girdiğinde enerjisi yükselirse, o "doğru yolda"dır. O projeyi yaratıcı bir biçimde geliştirmek için elinden gelen her şeyi yapmalıdır. Her grubun bir gereksinimi vardır ve bu insanın antenleri çok hassas olduğundan, o herkes için başarılı sonuçlar yaratacak olan yenilikçi çözümleri görebilir. O kişisel olarak "fikirlere sahip olmak" yerine, "fikirleri görmeye" daha çok değer verdikçe, ona daha çok fikir gelecektir.

Eğer o, "Fikrin harika, ama daha çok geliştirilmesi gerekiyor," şeklinde bir geribildirim almışsa, belki de onun o fikri geliştirmek için başkalarıyla işbirliği yapmasının zamanı gelmiştir. Onun güdüsü yardım etmektir ve evren başarılı bir tezahüre giden yolu açacaktır.

Bazen Kova Kuzey Düğümü insanı başkalarının yeteneğini ve yaratıcılığını fark eder ve kıskanır. Bir başkasının ondan "daha iyi" olabileceğini kabul etmek istemez. Ama o ancak doğal ruhsal cömertliğine eriştiğinde ve eşitlik perspektifinden odaklanmış kaldığında, başarılı olmaya açık hale gelir. Dahası, başkalarının yeteneklerini cömertçe kabul ve takdir etmek onun için önemlidir, çünkü o ortak bir hedefe erişmek için başkalarıyla birleştiğinde en büyük bireysel gücünü de ifade eder. Üstelik tıpkı o özel olan yolları işaret ettiğinde başkalarının bundan yararlanmaları gibi, bu insan da başkalarının onunla ilgili özel addettikleri şeye açık olmanın yararını görür. Başkalarının onda değer verdikleri veçheler onun vurgulaması gereken niteliklerdir, aradığı etkiyi kazanmak için geliştirmesi gereken güçlerdir.

Başka bir önemli etken, kiminle birlikte çalışacağını dikkatle seçmektir. O, kontrol edici olmayan ve işleri yapmanın yeni biçimlerine açık olan benzer anlayıştaki insanlarla daha iyi çalışır. Kova Kuzey Düğümü insanı kalben çocuktur hiçbir "yetişkin"in ona ne yapacağını söylemesini istemez! O cömert olan, ona saygı gösteren ve fikirlerine değer veren insanlarla birlikte çalışmalıdır. O işin içine başkalarını soktuğunda, yaratıcı süreci enerjik hale gelir ve paylaşılan enerjinin ürettiği başarı çok daha büyük olur.

Bu insan büyük bir ikna gücüne sahiptir. Eğer o "bütünün Hayrı”na odaklanmışsa ve onun oraya erişme yolu gerçekten daha iyi bir yolsa, başkalarını ikna etmekte hiçbir sorunla karşılaşmayacaktır. Gerçekten de, başkaları onun yaratıcı ve yenilikçi fikirlerini iyi karşılarlar. O, hizmet edilen daha yüksek amaca odaklandığında ve başkalarını da ona odaklanmış tuttuğunda egonun tüm kendi kendini baltalayıcı sınırlamaları ortadan kalkar. Bu insan objektif hale gelir ve kendi gücüne erişebilir.

Kova Kuzey Düğümü insanı yeteneklidir ve katkıda bulunacak çok şeye sahiptir, ama işin onurunu ve şanını paylaşmaya direndiğinde, en yüksek hedeflerine nadiren erişir. Bu grup yönelimli bir enkarnasyondur. Yeni bir Çağı getirmek için çok fazla insan gerekir ve bu insan yeni değerleri ve fikirleri gerçekleştirmek için başkalarıyla birleştiğinde, başarı kolayca gelir ve herkes çok daha fazla eğlenir!

AŞK İLİŞKİSİ

Kova Kuzey Düğümü insanı âşık olmayı sever, ama o dostluklarında gösterdiği aynı diğerkâmlığı ve objektifliği aşk ilişkilerine de uygulamalıdır. O, aşkın tam olarak ateşlenmesine izin vermeden önce bir dostluk geliştirmek için zaman ayırdığında, diğer kişi için "orada olma"ya da gönüllü olur. Bu itimada yol açar ve ilişki başarı

şansına sahip olur.

Bu insanın yaşamının her alanında, özellikle aşkta ve evlilikte eşitliğe ihtiyacı vardır. O kendisine denk olan biriyle karşılaşmalıdır: Bu onun kadar güçlü olan, böylece onun gölgesinde kalmayacak biri olmalıdır. Her iki partner de kendisini kendi başına tamam ve bütün hissetmelidir. O, temel gereksinimlerini partnerinden başka bir vasıtayla karşılamalıdır. O zaman istediklerini elde etmek için o kadar umarsız olmadan biraz daha objektif hale gelebilir ve ilişkisinde daha başarılı olabilir.

Aşk ilişkisinde, o özel bir ilgi görür görmez, bu onun ilgi görmeyi ve pohpohlanmayı sürdürmek için gösteri yaptığı ve izleyicilere istediklerini verdiği o geçmiş yaşam anılarını aktive eder. Şimdi o, diğer kişinin istediğini düşündüğü kişi olmak için, istemeden "gösteri yapmaya" başlar. O, "insanları memnun edici" biri olabilir ki bu da diğer kişinin ona duyduğu ilgiyi yitirmesine neden olur ve bu insan aşkta düş kırıklığına uğrar. O kendi hayalleriyle temasta kalmalı ve aşk ilişkisinin dışında, kendi hedeflerini gerçekleştirmeye çalışmalıdır.

Kova Kuzey Düğümü insanı muazzam bir sevgi verme kapasitesine sahiptir; o tüm bu sevgiyi yalnızca bir kişiye aktardığında, karşı tarafın haznesi o enerjiyi alabilecek kadar büyük değildir. Ona daha büyük bir şey gereklidir. İşte bu yüzden onun yalnızca tutkusunun nesnesine odaklanmaması çok önemlidir. Eğer o romantik bir ilişkinin yürümesini istiyorsa, yoğun enerjisinin bir kısmını bilinçli olarak başka dostluklara ve insancıl davalara yöneltmelidir.

Tutku

Tutku, temel yaşam enerjisinin yoğun bir şeklidir. İki insan arasında bu düzeyde bir enerji ateşlendiğinde, birleşmek ve bağlanmak için içgüdüsel bir arzu hissedilir. Ancak, başarılı bir birleşme süreci zaman alır ve Kova Kuzey Düğümü insanı beklemek istemez. Romantik tutkuya bağımlılık bu düğümsel grup için başlıca mücadele alanlarından biridir.

Genellikle, diğer kişi bu insana romantik bir ilgi göstermeye başlar. İlk başta bu insan bunu "anlamaz," ama eğer diğer kişi onu takip etmeyi sürdürürse ve fiziksel bir bağ oluşursa, o kendini kaybedebilir! O, tutkuya kapıldığında (yani, fiziksel "kimya" ile onun romantik ideallerini karşılayan bir kişi birleştiğinde), yaşamını bu duyguyu ve onu aktive eden kişiyi takip etmeye adar. Romantik tutkuyu umarsız bir biçimde aradığından, bu tutku aktive edildiğinde, o bir emirle çağrılmış gibi olur. O, hayatı yüksek noktaları yaşamamış olmanın pişmanlığını duymadan yaşamak ister.

Bu süreçte, geçmiş yaşamların sadakat ve bağlılık duyguları ortaya çıkar ve bu insan kendisini romantik idealine adar. Birden, neşeli, sıcakkanlı ve duygusal olarak kendi kendine yeterli olan bu insan diğer kişinin hareketlerinden tümüyle etkilenir hale gelir. Eğer ilişki iyi gidiyorsa, o gün boyunca mutluluk içinde yüzer; ama eğer sevdiği kişi karşılık vermiyorsa, o güvensiz bir hale gelir ve morali bozulur.

Sevdiğinden ayrı düştüğünde, Kova Kuzey Düğümü insanının hayal gücü adeta çıldırır. O, muazzam yaratıcı imgeleme gücünü ilişkinin her türlü olasılığını hayal

etmek ve diğer kişiyi idealleştirmek için kullanır. Tedbiri elden bırakarak, mutluluk verici bir romantik sise dalar. Onun kaç yaşında olduğu fark etmez; tutkuya kapıldığında o âşık bir genç olur; bu da onun ilişkiyi dengeli, kararlı ve sakin bir biçimde sürdürmesini engeller.

Ancak, bu insan, genellikle, gerçekten "âşık olduğu" birisiyle onun tutkusunu tam olarak aktive eden birisiyle sakin bir ilişki sürdürme şansını bulamaz; çünkü bir kez tutku egemen olduğunda, o berrak biçimde düşünemez hale gelir. Diğer kişinin ihtişamını ve çekiciliğini abartabilir, onu yüceltebilir ve ona oranla kendisini "daha aşağı" hissedebilir. Kendisi olmayı bırakır ve diğer kişinin onu sevmesini sağlayacağını hissettiği bir rolü "oynamaya" çalışır. O zaman, gerçekte neyin olup bittiğini göremez ve ilişkiyi yıpratan aptalca hatalar yapar. İlişkiye zamanından önce aşırı yoğunluk yükler ve istemeden onu bozar.

Bazen o kendisini kendi içsel dramının romantizmine o denli kaptırır ki, partneriyle teması yitirir: Onun ne söylemeye çalıştığını işitmez. Partneri onun yalnızca bir aşk nesnesiyle ilgilendiğini hissetmeye başlar ve ilişkiye olan ilgisini yitirir. O zaman bu insanın kalbi kırılır ve o ne olup bittiğini anlamaz.

O verdiğini sanır, ama diğer kişinin neye gereksinim duyduğunu dinlemeden nasıl verebilir ki? İlk adım kendi tutkularından kurtulmak ve diğer kişiyle bir birey olarak ilgilenmeye zaman ayırmaktır. O diğer kişinin gerçekten kim olduğunu onun isteklerini, sorunlarını, düşüncelerini ve gereksinimlerini öğrenmelidir. Üstünde romantik tutkunun gelişebileceği bir karşılıklı güven, anlayış, kabullenme ve ilgilenme temeli oluşturmalıdır.

Tutkulu içgüdülerinden ötürü, Kova Kuzey Düğümü insanı bir ilişki içinde olmaya büyük bir ihtiyaç duyar. Ama o içinde çok derin ve karşılıklı tutku hissettiği ilişkileri yitirme eğilimindedir ve çoğunlukla sonunda o kadar derin bir biçimde umursamadığı birisiyle evlenir. O, zevk aldığı ama tutkusunu uyandırmayan birisiyle birlikte olduğunda, kendisi olmak için gerekli mesafeyi koyabilir ve uygun kararları verebilir. Onun dostluk ve destek gibi temel nitelikleri ortaya çıkar ve diğer kişi kendisini güvenli hisseder ve onunla daha yakın bir birleşmeyi arzular.

Bazen bu tür bir ilişki iyi sonuç verir. Esasen bir dost olan bir eşe sahip olmak, bu insana sınırsız yaratıcı enerjisini insancıl projelere odaklamak için gereksindiği bağımsızlığı verir. O bir eş olarak sadıktır ve tek eşliliğe çok bağlıdır. Ancak, eğer gereksindiği romantik aşk duygusunu evde bulamıyorsa, evlilik dışı karşılaşmalara karşı savunmasız hale gelebilir. Doğuştan gelen sadakat duygusundan ötürü, esas ilişkisi bayatladığında o karışıklık yaşar. Ama yolun ilerisinde, eğer kendisine romantik tutkuyu gerçekten hissettiren birisiyle karşılaşırsa, onun peşine düşmek için tüm yaşamını bir kenara atabilir.

Kabullenme ve Zamanlama

Kova Kuzey Düğümü insanı sevgiyi aşırı tepki yerine şükranla ve alçakgönüllülükle kabul etmeyi öğreniyor. Onaylanma ihtiyacının altında, bu insan şu tohumu taşır: "Ben sevilmeye layık değilim." İşte bu yüzden o bu kadar çok çaba gösterir: O sevilme hakkını kazanmaya çalışmaktadır.

Ancak, birisi (onun oynadığı "role" değil) ona gerçekten âşık olduğunda, ilk başta o hiçbir şey hissetmez. Sonra, bunu "anladığında," eğer karşılıklı bir çekim hissediyorsa aşırı tepki gösterir ve diğer kişiyi iten sinyaller gönderir. Bilinçaltı olarak, o diğer kişiyi itip uzaklaştırır, çünkü kendisini sevilmeye layık hissetmez.

Birisi ona âşık olduğunda, çoğunlukla, bu insan çok kibirli davranır. Bu aşırı tepkinin bir başka türüdür. Birisi onunla aşk deneyimini paylaşmak istiyordur hepsi budur ama o bunu sanki o gerçekten özel birisiymiş gibi alır! O zaman, o "şişinmekle" meşgulken, diğer kişi ilgisini yitirir ve bu insanın karşılık olarak derin bir ilgi duyduğunu asla bilmez.

Kova Kuzey Düğümü insanı, her birimizin içinde tanınmaya değer aşkın kendisinin bulunduğunu anlamalıdır. Birisi ona çekildiğinde, bu sadece o kişideki sevgi frekansının bu insandaki sevgi frekansını tanıdığı anlamına gelir. Hepimiz rezonansa girdiğimiz birisiyle aşk deneyimini paylaşmak isteriz. Kova Kuzey Düğümü insanı sevilme deneyimini nasıl incelikle kabul edeceğini ve onunla birlikte nasıl akacağını keşfediyor.

Bu insanın öğrenmekte olduğu bir başka ders zamanlama unsurudur. O ne istediğini görür ve onu hemen elde etmek ister ve sonunda onu yok eder, çünkü zamanlamanın doğal olarak gelişmesine izin vermez. Bu, özellikle yakın ilişkilerde bir sorundur. Bu insan, onun olacak şeyin ona kendi mükemmel zamanlamasıyla geleceğini öğreniyor.

O, romantik aşkı, yaratılmakta olan bir duruma tümüyle katılmanın canlılığını sever. Bu kumar oynamak gibi bir duygu verir; ama o objektiflikten yoksun olduğundan, zamanlaması yanlıştır. Başarılı bir kumarbaz ne zaman hamle yapacağını ve ne zaman geri çekileceğini bilir.

Ama Kova Kuzey Düğümü insanı ancak hızla ilerleyebileceğini düşünür! O bireysel enerjileri bütünleştirmenin ve aşkın başarıyla gelişmesini sağlamanın zaman ve gelişme gerektirdiğini anlamalıdır. Her bir kişinin diğerini etkilemesi için zaman gerekir. Bir araya gelinecek zamanlar ve diğer kişiyi benimsemek ve onunla bütünleşmek için geri çekinilecek zamanlar vardır: Söylenmiş şeyler üzerinde düşünüp, diğer kişinin kafa yapısını, değerlerini, karakterini, hayallerini ve hedeflerini anlayacak zamanlar vardır. Bu insan diğer kişinin değerlerini içerecek kadar genişlemeye ne kadar açık olduğunu görmelidir. O zaman onlar uyumlu bir biçimde bir araya gelebilirler ve o zaman ilişki hayaller yerine gerçeğe (her iki partnerin gerçek benliklerine) dayanacaktır. Ne zaman ilerleyeceğini ya da geri çekileceğini belirlerken, onun için en iyi yol, diğer kişinin enerjisinin farkında olmaktır. Eğer diğer kişi bir ilerlemeyi davet ediyorsa, o korkmadan devam edebilir, ama eğer diğer kişinin enerjisi kapalıysa, o iradesini dizginlemek ve daha kabul edici bir fırsatı beklemelidir.

Bu enkarnasyonda, bu insan, her ne zaman tutku onun yoluna çıksa, yapacağı en iyi şeyin geri çekilmek ve diğer kişinin ona vermesine izin vermek olduğunu öğreniyor. Şimdi onun işi aşkı kabul etmektir diğer kişinin ona kendi hızında ve kendi tarzında vermesine izin vermektir. Bu insanın işi, sunulan aşkı aceleye getirmeye ya da değiştirmeye çalışmadan incelikle kabul etmektir. Aşk ilişkisinde onun yapması gereken şey, tutkusunu kalp tellerini gerçekten titreştiren kişiyle sağlam bir dostluk

bağı oluşturacak kadar uzun bir süre disiplin altına almaktır.

DÜRÜSTLÜK

Kalben Çocuk

Kova Kuzey Düğümü insanı temelde mutlu, tasasız bir doğaya sahiptir. Onun başkalarına kibir ve bencillik gibi görünebilen inatçılığı ve kararlılığı, aslında onun başkalarıyla eşitliğinin farkındalığından toyca yoksun olmasının bir sonucudur. Doğduğu andan itibaren o otomatik olarak ebeveynleri dahil çevredeki herkese emretmeye başlamıştı! Bu insan, sırf o istiyor diye diğer insanların ona istediği şeyleri vereceklerini varsayar! O, istediği her şeyi elde edebileceğinden ve istediği her şey olabileceğinden emindir. Ergenlik çağındaki gençler gibi, inatçıdır ancak akranlarının onaylamasına bağlıdır ve eski kuşaklar tarafından kabul edilmeyen yeni fikirlerle doludur.

O anında doyuma ulaşmak ister ve onu elde edemezse umutsuzlaşır. Şekerlemeci dükkânındaki bir çocuk gibi, şekerlemeler onun önündeyken onlara sahip olamazsa, hiçbir zaman sahip olamayacağını düşünür. Yine bir çocuk gibi, şimdiki zamanın sonsuza dek aynı şekilde devam edeceğini sanır. Eğer o romantik olarak "kurak" bir dönemdeyse ya da kendisini mutlu hissetmiyorsa bunun her zaman böyle olacağını düşünür.

Kova Kuzey Düğümü insanı kendi doğasıyla ilgili olarak başkalarına karşı dürüst olmalıdır. O başkalarının ona söylediklerine inanır ve "yetişkinler" (yani, tüm diğerleri!) sözlerinde durmadıklarında derinden incinir. Kendisi açık sözlü davranır ve başkaları ona kötü davrandıklarında ya da onunla "oyun" oynadıklarında bunu anlamaz. Onun başkalarının daha karmaşık düşünüşlerine karşı tek savunması dürüstçe kendisi olmaktır. Eğer o eylemlerinin ardındaki nedenleri açığa vurursa, insanlar kendilerini tehdit edilmiş hissetmeyeceklerdir. O başkalarına ne düşündüğünü, neden korktuğunu, vs. bildirmelidir. Başkaları onun içtenliğini fark ettiklerinde, ona savunmasız, yaratıcı, iyi kalpli bir "çocuk" gibi davranacaklardır ki o zaten öyledir.

O hatalar yapabilir, toy olabilir, emretmekten hoşlanabilir ve inatçı olabilir, ama onun doğasında temel bir iyilik vardır. O bu iyiliğin farkındadır ve bu ona büyük bir güven verir. Bu insan doğuştan cömerttir ve çevresindekileri manen yükseltmeyi gerçekten ister. Bir dostuna bir kart ya da armağan almak için işini gücünü bırakır, ya da başkalarının sorunlarını destekleyici ve cesaret verici bir biçimde dinler. O çevresindekileri mutlu etmeyi gönülden ister ve onları olabileceklerinin en iyisi olmaya teşvik eder.

Onun doğasının özü böyle olmasına karşın, bazen o doğal cömertliğini gözden kaybeder ve başka birinin pozisyonunu kıskanmaya başlar. Bunun olmasının tek nedeni, bu insanın durup, diğer kişinin oraya ulaşmasının ona neye mal olduğunu dürüstçe düşünmeyecek kadar toy olmasıdır: O, bu sonucu yaratmış olan ağır çalışmayı, zekice stratejiyi ve yöntemi gözden kaçırır. O kendisine bunun sadece "şans eseri" olduğunu söyleyebilir ama her iyi poker oyuncusu kazanmanın aslında oyunu nasıl oynadığınıza bağlı olduğunu bilir. Bu enkarnasyonda, eğer bu insan bir şeyi kıskanıyorsa, bu, onun da onu elde etmesi gerektiği anlamına gelebilir. Onun

için bir sonraki adım, aynı sonuçlan kendi yaşamında nasıl meydana getirebileceğini dürüstçe değerlendirmektir: Uygun stratejiyi seçmek, kendini disiplin altına almak ve ödülü kazanmanın içerdiği yoğun çalışmayı başlatmak.

Onun için en iyi yol, dikkatini diğer kişinin koşullarının daha iyi mi ya da daha kötü mü olduğuna odaklamamak, diğer kişinin daha büyük bir zafer kazanmasına yardımcı olmak için kendisinin ne yapabileceğine odaklanmaktır. Bu yolla o kendi eşitlik duygusunu yeniden oluşturur. O başkalarına yardım etmeyi düşünmeye ve Yeni Çağı getirmek için çalışmaya başladığında, bir hayli sihirli şans onun yoluna çıkar. O başkalarına vermekte olduğundan, evren de ona verir.

SENARYOLARI VE ROLLERİ BIRAKMAK

Kova Kuzey Düğümü insanı merkez sahnede bulunmayı senaryonun nasıl yazılmış olduğunu ve oyundaki rolünün ne olduğunu bilmeyi içeren geniş bir geçmiş yaşam deneyimine sahiptir. Bu yüzden o bu enkarnasyona yaşamının nasıl gelişmesi gerektiğini içeren bir zihinsel tabloyla geldi ancak, onun için çok iyi ki, yaşamı onun beklediği gibi gelişmemektedir. Aksi takdirde yaşamı onun çocuksu doğasının oyunbazlığını ortaya çıkaran sürprizlerden ve çok önemli deneyimlerden yoksun kalırdı. O, ilişkilerin, projelerin, olayların, vb. nasıl gelişmesi gerektiğiyle ilgili zihinsel tablosunu bırakmayı ve ortaya çıkan fırsatlara daha çok dikkat etmeyi öğreniyor.

Bu insan ilişkilere bir dostluk pozisyonundan yaklaşmayı ve bilinmeyenin heyecanını yaşamayı öğreniyor. Eğer onun senaryolaştırdığı beklentileri varsa, ama diğer kişi bu senaryoya uymazsa, o üzülür ve düş kırıklığına uğrar. Eğer "yaşamının aşkı" geldiği sırada o kendi "senaryosunu" okuyorsa, senaryoyu gerçekleştirmek için diğer kişinin belli bir biçimde görünmesi ya da davranması gerektiğini düşünebilir. Bu kişi aslında tam onun gereksindiği ve istediği kişi olabilir, ama kişinin diğer veçheleri onun bu gerçeği görmesini engelleyebilir. Bu insan diğer kişiyi kendi mükemmel partner kavramına uydurmaya çalışmamalıdır. Bu onun o kişinin kim olduğunu ve sunacak neye sahip olduğunu dikkate almamasına neden olur.

Ancak, eğer onun hiçbir beklentisi yoksa diğer kişinin sevgiyi kendine özgü bir biçimde verişi her türlü mutlu sürprizi getirebilir! En azından, o diğer kişiyi objektif biçimde görecek ve bu ilişkiyi sürdürmek isteyip istemediğini anlayacaktır. Kova Kuzey Düğümü insanının senaryosunun ötesinde daha büyük bir olaylar zamanlaması olmaktadır. Herkes kendisi olma ve kendi hızında gitme hakkına sahiptir. Bazen bu insanın geri çekilmesi ve "Evet, bu kişi benim için hazır değil" demesi ve öfkelenmeden ya da diğer kişiyi aşağılamadan ilişkiyi bitirmesi gerekecektir. Eğer o bu şekilde tamamen bırakabilirse, o zaman eğer bu ilişkinin olması gerekiyorsa o kişi ona geri dönecektir.

Ancak, bu insan onaylanmaya o kadar açtır ki, böyle bırakmak onun için zordur; o istediği onaylanma ve sevgiyi kazanmak için gereken her rolü oynamaya gönüllü olabilir. Ama eğer diğer kişinin hayallerini objektif biçimde gözlemlememişse, hangi rolü oynayacağını (sevilen kişinin gerçekten neyi arzuladığını) iyi hissedemeyecektir. O, oyunu iyi oynamak için gerekli objektif algıdan yoksun olduğundan, oyunu hiç oynamaması onun için çok daha iyi olur. Bunun yerine, o gevşemeli, akışa uymalı ve durum geliştikçe kim olduğu ve neler hissettiğiyle ilgili

gerçeği söylemelidir. O zaman diğer kişi onunla rezonansa girecek ya da girmeyecektir, böylece romantik ilişki bir dostluk olarak aynı dürüstlüğe dayandırılabilir.

İroni şu ki, Kova Kuzey Düğümü insanı öylesine bir iyilik ve sevgi yerinden geliyor ki, o inatçılığı bırakarak ve dürüst tepkilerini açığa vurarak başkalarının onun doğal masumiyetini görmelerine izin verdiğinde, diğer kişi çoğunlukla sevgiyle karşılık verir.

HEDEFLER

YENİÇAĞI GETİRMEK

Kova Kuzey Düğümü insanı Yeni bir Çağı getirmeye yardımcı olmak için buradadır. O, geçmiş yaşamlarda birikmiş gücü alıyor ve onu gelecek ile şimdiki zaman arasında bir köprü kurarak geri veriyor. O, insancıl idealleri mevcut koşullara uygulama konusunda yeteneklidir. Neyin insanlığın hayrına olduğunu açıkça görür, mükemmel bir iletişim ağı kurabilir ve vizyonunu gerçekleştirmek için çalışırken son derecede mutlu olur. Ayrıca, yapmak için özellikle donatıldığı işi yapmakta olduğundan, yaşam onu destekler ve projeleri başarıya ulaşır.

O, gücünü ve enerjisini genel inançlara uymayan, alışılmışın dışındaki fikirlerin bir kanalı olarak kullanarak insancıl hedeflere katkıda bulunduğunda, geçmiş yaşamlardan gelen kibri dağılır ve özgüveni geri döner. O doğal bir yapıcıdır sonuçlar almayı bilir. Onun işi eylemlerinin sonuçlarıyla özdeşleşmeden davranmaktır; o zaman, deneme yapmakta ve kendisi olmakta gerçekten özgür olur.

Bu insan geleceğe doğal olarak uyumludur; ancak, bazı bakımlardan bu kafa karıştırıcı olabilir. Kişisel bir düzeyde, o geleceğinin belli bir sonucu içerdiğini görebilir ve bu sonuç şimdiki zamanda ondan esirgendiğinde kendisini düş kırıklığına uğramış hisseder. Örneğin, o kendisini kendi şirketini yönetiyor olarak görebilir, bu fikir ona çok doğru gelebilir ve neden hâlâ başka birisi için çalıştığını ve kendi işini kurma fırsatını bulamadığını anlamayabilir. Ama bu sadece bir zamanlama meselesi olabilir: Onun daha sonra başarılı olmak için gerekecek becerileri öğrenmek amacıyla şimdiki işini yapması gerekiyor olabilir.

Aslında, o hemen her zaman "zamanının ilerisindedir." O menekşe renginin belli bir tonunu onun moda olmasından on yıl önce sevebilir, ya da sekiz dokuz yıl sonra popüler olacak bir müziğe çekilebilir. Onun geleceğe uyumlu olduğunu fark etmesi, biraz alışılmışın dışında olma konusunda kendisini daha rahat hissetmesine yardımcı olabilir.

Kova Kuzey Düğümü insanı, insanlığın kendi gelişimi için atması gereken bir sonraki adımı görür. O, gelecekten gelen bir habercidir ve yenilikçi fikirlerini paylaşarak insanlığı bilinçte gelişmesi için güçlendirir. Bu yüzden, onun onaylanma arzusundan ötürü kendi kendisini kısıtlamaması önemlidir.

Daha Büyük Bir Amaç

Bu insan sadece kişisel yaşamının gereksinimlerini karşılamaktan daha büyük bir amaca sahiptir. O insanlığın tekâmülünde aktif bir rol almak için buradadır o bunu hem bir örnek oluşturmak için gerekli kişisel değişimle, hem de enerjisini insanların daha evrensel bir görüş kazanmalarına yardıma olan insancıl davalara katarak yapmalıdır.

Kova Kuzey Düğümü insanı benimsediği idealist davaları desteklemek için kendisine düşen rolü ne kadar erken oynamaya başlarsa, o kadar çabuk bir bütünlük duygusu hissedecektir. Onun eylemi çevreyi korumak, kullanılmış maddeleri yeniden işleyip geri kazanmak, hayvanları korumak, kent çocukları için oyun alanları yapmak, dünya açlığını sona erdirmek, vb. için grup çabaları biçimini alabilir; ya da o insancıl davalara para bağışlayabilir. O, yaratıcı yeteneklerini (yazı yazma, resim yapma, müzik, fotoğrafçılık, vb.) kullanarak kendi projesine başlayabilir. Eğer o kendisine düşeni aktif olarak yapıyorsa ve başka birisi onun da aklına gelmiş olan bir şeyi "keşfederse," o buna cömertlikle karşılık verebilir: "Oh, iyi, bu iş halledildi. Şimdi ben bir sonraki işe geçebilirim." Onun kaygılanmasına gerek yoktur herkese yetecek kadar çok Yeni Çağ çalışması vardır! Ve o bu harekete yaratıcı enerji katarken, daha büyük bir grup çabasının bir parçasıdır. Böylece, başkaları ortak hedefe yönelik çalışmakta başarılı olduklarında, bu aynı zamanda Kova Kuzey Düğümü insanının da zaferidir.

Ancak, bu insanın yapmaya bireysel olarak çağrıldığı şeyi yapması önemlidir, çünkü o bunu yapmaları için başkalarına güvenemez. Çevreyi koruyacak bir yasayı önermesi için beş kişi tayin edilmiş olabilir, ama diğer dört kişi bunu yapmayabilir. Bu yüzden bu insan kendisine düşeni yaptığından emin olmalıdır.

Grup Karma’sı

Kova Kuzey Düğümü insanı harika bir grup karma'sına sahiptir (üç ya da daha çok kişi bir grup oluşturur). Onun en iyi nitelikleri bir parçası olduğu grubu desteklemek, güçlendirmek ve onlara ilham vermek için ortaya çıkar. O çok iyi iletişim ağı kurar, başkalarıyla bağlantı kurmayı sever ve insanlar arasında ortak bir bağ bulma konusunda yeteneklidir. Ama grup durumlarında çalıştığında, kendi alanının tartışılmaz lideri olmak ister. Rolünün belirlenmesini ister ve onu kendi bildiği gibi yapmayı yeğler. Çoğunlukla, bu insan gruba çok yardımcı olabilecek yenilikçi fikirlere erişir, ama geçmiş yaşamlardan gelen onaylanma ihtiyacından ötürü, onaylanmayacağı korkusuyla bu fikirleri ya da başkalarının fikirlerine spontane tepkilerini paylaşmaya çekinir. Eğer o kendi gerçeğini içinde kilitli tutarsa, sonunda kendisini başkalarından ayrı ve yalnız hisseder. Ancak, fikirlerini ve kişisel tepkilerini açıkça paylaşması onun kendisini diğerleriyle birleşmiş hissetmesini sağlar ve çoğunlukla bunun grubun kenetlenmiş bir biçimde ilerlemesi için gereken şey olduğu ortaya çıkar. O tepkisinin kişisel olduğunu düşünür, ama çoğunlukla, onun antenleri grubun tepkisini sezmekte ve onu kendi Yeni Çağ içgörüsüyle birleştirmektedir. Örneğin, eğer birisi bir önlem önerirse ve Kova Kuzey Düğümü insanı kendisini rahatsız hissederse, o şöyle diyebilir: "Bir nedenden ötürü bu konuda kendimi rahat hissetmiyorum." Mesele, onun, antenlerinin o sırada algıladığı şey konusunda dürüst olmasıdır ve çoğu kez o daha sonra bunu diğerlerinin de hissettiklerini keşfeder.

Bu insan, ona heyecan verip harekete geçiren insancıl hedefleri (bir parçası olmak için doğmuş olduğunu hissettiği hedefleri) gerçekleştirmek için çalışırken, aynı

hedeflere doğru çalışmak için doğmuş olan başkalarıyla karşılaşacaktır. Grup durumlarında bu insanla birleşmek bu hedeflerin gerçekleşmesini gerçekten kolaylaştırır.

YARATICILIĞA ODAKLANMAK

Kova Kuzey Düğümü insanı, kendisini mutlu ve dengeli hissetmek için, çok yaratıcı enerjisini belirlenmiş hedeflere yöneltmelidir. Eğer yönlendirilmezse, bu aşırı ateşli enerji kötü ruh hallerine, başkalarının şansına içerlemeye ve pireyi deve yapma eğilimine neden olur. Bu insan "yaratmadıkça," doyumsuzluk onun yaşamının diğer alanlarını da olumsuz biçimde etkiler.

O yaratıcılığını bir iş, bir sanat biçimi, insancıl davaları destekleme, ya da kendi ruhsal gelişimini hızlandırma yoluyla kullanabilir. İster ruhsal disiplinler yoluyla kendisini yeniden yaratıyor olsun, ister somut dünyada projeler başlatıyor olsun, yaratmak istediği şeyin bilincinde olması ve onu gerçekleştirmek için tutkusunu kullanması onun en yüksek hayrına olur.

Tutku ve Yaratıcı Enerji

Bu insan muazzam miktarda bir tutkuya ve yaratıcı enerjiye sahiptir ve bunu kendi tarzında ifade etmesine izin veren projelere katıldığında çok mutlu olur. O, katkıda bulunmayı sever, ama yenilikçi ve yaratıcı olmak için özgür olmalıdır. O başka birisinin talimatlarına uymak istemez bu onu sınırlar ve "frekansını" düşürür. Eğer yüksek frekansını, yoğun enerjisini yavaşlatmaya çalışırsa, bu onu çıldırtır. O kendi yaratıcı dürtülerine aldırmadığında ve yapması gerektiğini düşündüğü şeyi yaptığında, enerjisi hızla düşer.

Kova Kuzey Düğümü insanı geçmiş yaşamlarda öylesine güçlü bir yaratıcıydı ki, bu enkarnasyonda o istediği her şeyi tezahür ettirebilir bunu nasıl yapacağını bilir. O her şeyi "yaratabilir," hiç yoktan bir şey yaratır. Bu insan bir taklitçi değil, bir yenilikçidir. Kendi başına işleri ve yaratıcı projeleri başlatabilir ve onları sonuca ulaştırabilir.

Ancak, başarıya ulaşmak için o yaratıcı sürecin iki bölümden oluştuğunu hatırlamalıdır: Gözlem ve eylem. Gözlem araştırmadan oluşur: Halk neye gereksinim duymaktadır? Diğer kişi ne istemektedir? Yaratıcı dansın bu bölümü mevcut koşulları objektif olarak dikkate alan ölçülü bir biçimde ilerler ve başkalarının o vizyonla işbirliği yapmak üzere uyum sağlamalarına izin verir.

Eylem, bir sonucu tezahür ettirmek ve ödülü ele geçirmek için irade ve kararlılık gerektirir. Yaratıcı eylem ego gerektirir; gözlem ise egosuz objektifliği gerektirir. Eğer bu insan bir ret, bir tersleme ile karşılaşırsa, onun için en iyi yol egodan ayrılmak ve vuku bulanı objektif biçimde değerlendirebilmek için egosuz gözlem haline geri dönmektir. O zaman, önündeki yol açıldığında, o egoyla yeniden birleşebilir ve sonuç almak için bastırabilir.

Kendi kendisini büyütme peşinde olmadığı sürece, Kova Kuzey Düğümü insanı herkese neyin yardım edeceğini ve neyin grubun hayrına hizmet edeceğini sezme yeteneğine sahiptir. O zaman evrenin tüm gücü onu destekleyecektir, çünkü o

yüksek bir davaya katkıda bulunmaktadır ve bu onun muazzam bir güce erişmesini sağlar.

Diğerleri bu insanı yücelterek karşılık verebilirler, ama bu bir minnet duygusundan ötürü olacaktır, çünkü o gerçekten yardım etmiştir. O, başkalarının "üzerinde" olma pozisyonundan değil, bir eşitlik pozisyonundan yardım etmiştir bir rol oynayarak değil, gerçek benliği olarak yardım etmiştir.

Bu insan, istediğine karar verdiği her şeyi yaratabilir. Başkalarından bilgi ve yardım alacak alçakgönüllülüğü göstererek ve olayların doğal zamanlamasının gelişmesine izin vererek, o yaşamının daha büyük amacına uygun olan tüm hayallerini kolayca gerçekleştirebilir.

Yoğunluğu ve Dram Bırakmak

Kova Kuzey Düğümü insanı muazzam miktarda yaratıcı tutkuya sahiptir; o bunu bir sanat eseri ya da bir ürün yaratmak için kullandığında, odaklanmış yoğunluğu onun yararına olabilir. Ancak, aynı yoğun tutkuyu dünyayla başa çıkmak için kullandığında, sorunlarla karşılaşır. O, son derece karizmatik enerjisini aşırı odaklama eğilimindedir ve çevresindeki şeylerin "patlamasının" bir nedeni de budur! Onun yoğunluğu, çekmeye çalıştığı şeyi geri iter.

Yaratıcı süreci onun istediği gibi gitmediğinde, bu çoğunlukla, onun ilerlemeden önce daha çok bilgi edinmesi gerektiğinin bir göstergesidir. Onun daha derin bir anlayışa ihtiyacı olabilir; aslında, bir dostunu denek taşı olarak kullanması çoğunlukla yardımcı olur. O bundan sonra ne yapacağından tam emin olamadığında, en iyi yol hiçbir şey yapmamak ve daha çok bilgi edinmeyi beklemektir. Eğer o yine de ileri bir hamle yaparsa, genellikle sonunda daha büyük sorunlara neden olur.

Bu insan dışsal uyarılara başkalarını sindirecek kadar aşırı dramatik biçimde tepki gösterme eğilimindedir. O diğer kişinin söylediği şeyi dikkate almadan önce iletişimi yarıda kesecek biçimde karşılık verebilir. Bir öfke nöbeti sergileyerek istediği şeyi zorla kabul ettirmeye çalışabilir: Diğer kişiye hiddetlenir, ağlar, ya da o kişinin onun beklentilerini karşılamasını sağlamak için dramatik davranır. Ama inatçılık ve kibir ilişkinin enerjisinin önünü keser. O sabırsızlıkla da tepki gösterebilir: "Bu insan neden yaşamını kontrol altına almıyor? O kendisi için bunu neden yapmıyor?" Ama aslında başkaları o sırada kendileri için doğru olanı yapmaktadırlar. Bu insanın, diğer kişiyi onun senaryosuna uygun yaşamadığı için yargılamasının bir yararı yoktur!

Kova Kuzey Düğümü insanı melodramatikleştiğinde, bunun nedeni onun realiteyi büyütmesi ve kendi istediği şeyi elde edemeyeceğinden korkmasıdır. O herhangi bir olayı (bir önemsenmeme ya da reddedilme olayı, vb.) alır ve onu duygusal olarak orantısız biçimde büyütür. Ancak, her ne zaman aşırı duygusal tepkiler göstermesine izin verse, yaşamının o alanı iyi sonuç vermeyecektir. Eğer o malî durumundaki değişikliklere dramatik biçimde tepki gösterirse, para bir sıkıntı kaynağı olmayı sürdürecektir. Eğer bir aşk ilişkisinden ötürü aşırı heyecanlanırsa, onun yoğunluğu diğer kişiyi itip uzaklaştırabilir.

Tutkusu uyandığında (bu ister romantik bir ilişki, ister çok önemli bir hedef olsun)

ortaya çıkan bir başka sorun, onun durumu aşırı ciddiye alma eğilimidir. Çoğunlukla, o arayışının öneminin yükü altında ezilir ve ona başarıya giden yolu gösterecek olan tasasız zihinsel kıvraklığı yitirir.

Bu insan "dram kraliçesi" bile olabilir, çünkü onun yaşamının yoğunluğu ve entrikası bir melodram dizisine benzer. Sorun, eylemin sürmesine karşın, eğlencenin oyunu terk etmeye başlamasıdır. Shakespearevari dramın hep trajik bir sonu vardır. İşin içine tutku karıştığında, Kova Kuzey Düğümü insanı tüm perspektifi yitirir ve istemeden, duygusal olarak trajik sonuçlara neden olan dengesiz enerjileri harekete geçirir.

Perspektifi korumak için, bu insan, yaşamı bir dram yerine bir komedi olarak düşünmelidir. Onun karşılaşması mukadder kılınmış birçok kişi, yaşaması murat edilmiş deneyimler ve başkalarıyla paylaşması gereken bilgi vardır. Aşırı tepki göstermek yerine, o yaratıcılığını "daha yüksek neden"i görmek için kullandığında ve Akış'la işbirliği yaptığında, daha iyi durumda olur.

Büyük Tabloyu Görmek

Geçmiş enkarnasyonlar da, Kova Kuzey Düğümü insanı süper ego pahasına egoyu geliştirdi ve böylece onun toplum, aile ve din tarafından empoze edilen ahlaklılık duygusu ve insancıl ideallerle ilgili farkındalığı zayıfladı. Dengeyi sağlamak için, o şimdi büyük tabloyla ilgili farkındalığını geliştirmelidir. O zaman, iradesini çevresindeki herkesin en yüksek hayrı yönünde kullanabilir.

Genişlemiş bir bilinç düzeyine erişerek, o egonun üzerine çıkmasını sağlayacak bir hedef bulacaktır. Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve fotoğrafçı olan bir müşterim vardı. Bu hanımın işi son derecede yaratıcıydı, çalışmaları çok sevecen, ruhani bir his yayıyordu ve onun Yeni Çağı getirme konusunda kendisine düşeni yapmasını içeriyordu. Ancak, onun güdüsü tanınmak ve ün kazanmak için güçlü bir ego arzusu olduğundan, o fotoğraflarını dünyaya nasıl yayacağını berrak bir biçimde göremiyordu. O geleneksel yöntemleri (özel gösterimler, vb.) uygulamayı sürdürdü ve bunların hiçbiri yeterli sonuç vermedi.

En sonunda o, başlıca hedefini sanatını halka sergilemek olarak belirledi. Çalışmalarını onların görülebileceklerini hissettiği yerlere (sandviççi dükkânlarına, kitapçılara, vb.) koymaya başladı ve birdenbire fotoğrafları satılmaya başladı! Müşterimin çalışmaları müzelerde ve önde gelen üniversitelerde sergilenmiş olduğundan, onun bunu yapması alçakgönüllülüğü gerektirmişti. Ama o, büyük tabloya göre davrandığında, bu onun egosunu beslemese de, başarıya giden yolu buldu.

AKIŞA GÜVENMEK

Kova Kuzey Düğümü insanı kendi istediği şeyi elde etmeye alışıktır ve olaylar onun programına göre gelişmediğinde, çoğunlukla, çok sinirlenir. O, kendisini yeniden yönlendirmek yerine, engele çok öfkelenir. Akışın değişmiş olduğunu ve belki de yaşamın olayların tam şimdiki gibi gelişmesini gerektiren daha büyük bir plânı olduğunu anlamak yerine, bu insan direnir. Bu şekilde o yolu olması gerekenden çok daha fazla zorlaştırır.

Bu insan inatçılığına dikkat etmelidir. Geçmiş yaşamlarda o kişisel iradesine o kadar düşkün hale gelmişti ki, bu enkarnasyonda küçük bir çocukken "Bunu istiyorum!" dediğinde ve ebeveynleri "hayır" dediklerinde o gerçekten şok geçirdi. Yetişkin olarak, evren "hayır" dediğinde o hâlâ şok geçirir. O, kişisel iradesini akışa uyma istekliliğine dönüştürmeyi ve yaşamın getirdiği armağanları sevgiyle kabul etmeyi öğreniyor.

O bir sonucu zorlamaya çalıştığında güçlenir, kararlı ve direngen olur. Onun iradesi bir savaşçının iyilik gücü olarak kullanıldığında olumlu bir güç olabilir, ama o bir öfke nöbetine dönüştürüldüğünde olumsuz bir güç olur. Aşırı gelişmiş bir iradeyi işbirliği yapma istekliliğine dönüştürme çalışmasının bir bölümü, iyi ve kötü zamanlamayı fark etmektir. Örneğin, eğer Kova Kuzey Düğümü insanının iradesi Cumartesi günü plaja gitmeye odaklandıysa, kar yağsa bile o oraya gitmek isteyecektir! Onun için değişen koşulları objektif biçimde ayırt etmek ve hareket tarzını ona göre değiştirmek zordur. Böylece, o daima, kendisi dahil, herkesin hayrı için olan büyük tabloya uyumlanarak ilerleme fırsatlarını kaçırır.

Yaşam onu incitmek istemez, ama o evrenin zamanlamasına direnerek sonunda kendi kendisini incitir. Bu insan, bir sonraki adımı atmak için, yaşamında her ne vuku bulursa onun uygun olduğunu kabullenmeyi öğreniyor.

Bu insan, bir kapı kapandığında bir başka kapının açıldığını da öğreniyor.

Örneğin, o harika bir aşk ilişkisi yaşama fırsatıyla karşılaşabilir. Yeni birisi çıkar gelir ve onun ayaklarını yerden keser. Ama onun aklında ciddi bir kariyer hedefi vardır, aşk ilişkisini ertelemeye çalışır ve aşkı yaşama fırsatını kaçırır. İronik bir biçimde, onun aradığı kariyer hamlesi ancak altı ay sonra gerçekleşir ki bu süre içinde o bu ilişkinin mutluluğunu yaşayacak zamanı bol bol bulabilirdi. O, çoğunlukla, "daha iyi bildiğini" düşünerek, kendisini yaşamın getirdiği armağanlardan yoksun bırakır ve sonra pişmanlık duyar.

Yaşam ona daha önce yaptıklarının hepsinden daha çok zevk verecek yepyeni bir kariyer fırsatı getiriyor olabilir. O, bilinçaltı olarak değişime hazır olduğundan, eski işten bıkmaya başlar, ama sağladığı gelirden ve yararlardan vs. ötürü işten ayrılmaya niyeti yoktur. Birden, iş yerindeki olaylar onu ayrılmaya zorlar ve o öfkelenir ve direnir: "Evren bana bunu neden yapıyor?" Öfkesi onun yeni fırsat penceresini görmesini engelleyebilir; o dikkatini "istemediği" şeye öylesine vermiştir ki, önünde neyin açıldığını göremez.

Bir kez daha, anahtar özdisiplinidir: Objektif olarak ve büyük tabloya odaklanmış kalarak, hep "kendi bildiğini yapmaktan" sakınmak. Bu içgüdüsel bir tepki değildir, bu yüzden bilinçli niyeti gerektirir. Örneğin, eğer o bir kız çocuğu yetiştiriyorsa ve hedefi onun büyüyüp güçlü bir kadın olmasıysa, bu hedefi aklında tutması egosunu dizginlemesine ve çocuğun güçlenmesi için bazen bildiğini yapmasına izin vermesine yardımcı olacaktır. Ya da eğer hedef o çocuğun uyumlu bir ortamda büyümesiyse, bu onun egosunun bulaşık makinesinin nasıl doldurulacağı konusunda tartışmasını önleyebilir. Egoyu disipline etmek için, o bilinçli olarak kendisi için de anlamlı olan daha büyük bir hedefe sahip olmalıdır.

Kova Kuzey Düğümü insanı büyük bir tablonun varlığına ve Akış'ın daima onun en yüksek hayrı ve mutluluğu için fırsatlar getirdiğine güvenmeyi öğreniyor. O, alçakgönüllü olmayı ve yaşamın getirdiği armağanlar ona kendi iradesi yoluyla değil, evrenin zamanlamasına göre sunulduklarında, onları incelikle kabul etmeyi öğreniyor.

MELEKLERİN YARDIMI

Bu enkarnasyonda, başkaları Kova Kuzey Düğümü insanını diğerkâmca projelerde desteklemek için ona otomatik olarak çekilirler. Ayrıca, o Melekler ve ruhsal Rehberler tarafından çevrilidir. Bu adeta onun enkarne olmadan önce büyük bir grubun bir parçası olması gibidir ve şimdi o dünyadayken, grubun diğer üyeleri ona görünmez âlemden rehberlik ve yardım etmektedirler.

Bu insan fiziksel bir bedende enkarne olmuş olduğundan, her zaman ileriyi berrak biçimde göremez. O, kendi kendisine yeterli olmaya alışık olduğundan, kabadayılıkla ileri atılır ve çoğunlukla incinir ama bunu yapmak zorunda değildir. Onun yapması gereken tüm şey, antenlerini ayarlamak ve rehberlerini dinlemektir ve yolu izlemek çok daha kolaylaşacaktır. Bu bir "kendi işini kendin yap" enkarnasyonu değildir; Rehberleri onun kaderinin bir parçasıdır ve onun başarmasına yardım etmek isterler, ama bağlantıyı açık tutmak ona bağlıdır.

Bu enkarnasyonda, Kova Kuzey Düğümü insanı daha yüksek güçlerin aracıdır. Bu yüzden, onun bu dünyada gereksinilen şeyle gerçekten uyum içinde olan bir fikri olduğunda, evren onun bu fikri gerçekleştirmesine yardımcı olacak doğru kişilerle buluşmasını sağlayacaktır. Bu insan eklektiktir; daha büyük yaşam yolunun ve Yeni Çağ hakkındaki içsel bilgisinin himayesi altında, katıldığı ilişkilerin en iyilerini birleştirir. Bu enkarnasyonda onun için amaç, güçlü sadakatini Sonsuza, kendi ruhsallığına ve daha büyük Akış'la işbirliği yapmaya aktarmaktır. Bu yolla, onun geçmiş yaşamlardan gelen müthiş yaratıcı iradesi yararlı olacak ve başarıya giden yolu sihirli bir hale gelecektir. O, ortaya koyduğu fikirler için "şans"ına, Meleklere ya da evrene güvendiği sürece, başarmak için tümüyle özgürdür. Hiçbir şey onu engellemez, çünkü o başarıyı egosunu aşırı şişirecek bir biçimde yorumlamamaktadır.

İYİLEŞTİRİCİ TEM ŞARKI

Müziğin riskler almamızı duygusal olarak destekleme konusunda eşsiz bir gücü vardır, bu yüzden her düğümsel grup için, onun enerjisini olumlu bir biçimde değiştirmesine yardımcı olmak amacıyla iyileştirici bir şarkı yazdım.

GÜNEŞ DOĞUYOR

Bu şarkının mesajı, Kova Kuzey Düğümü insanını yumuşak bir biçimde büyük tablonun yaşamın doğal düzeninin ve zamanlamasının farkındalığına odaklamayı, böylece onu direncini gevşetecek kadar güçlendirmeyi amaçlamaktadır. O zaman o doğal Akış'ın farkına varabilir, ona uyabilir ve hayallerini gerçekleştirmek için direkt bir yolda ilerler.

Seçilmiş şarkı sözleri:

Neden yaşamın zamanlamasına direnerek,
Budala beşeri aklımızla
Neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar vermeye çalışarak Kendi mutluluğumuzu engelleriz?
Ve güneş her sabah doğar
Ve her akşam batar
Ve geceleyin, gelen aydır
Bu asla güneş değildir.
Burada bir sistem ve düzen vardır
Ve bu her tarafa yansımıştır
Yaşamın yasalarına neden güvenmeyelim
Onlar bizi asla düş kırıklığına uğratmazlar!

 

KUZEY AY DÜĞÜMÜ AKREP BURCUNDA

Geliştirilecek Nitelikler

Bu alanlarda çalışmak gizli yeteneklerin ve becerilerin ortaya çıkmasına yardıma olabilir.

• Özdisiplini
• Yapıcı değişimi seçmek
• Durgunluğa ve düşük enerjiye neden olan şeyi bırakmak
• Yararsız malı mülkü bırakmak
• Onlara sahip olmak zorunda olmadan nesnelerden zevk almak
• Başkalarının desteğini kabul etmek (fikirler, para, fırsatlar)
• insana kendisini canlı hissettiren yüksek risk durumlarından zevk almak
• Başkalarının psikolojisinin (isteklerinin, gereksinimlerinin ve güdülerinin) farkında olmak
• Başkalarıyla partnerliğe, onları desteklemeye ve güç birliği yapmaya açık olmak

Geride Bırakılacak Eğilimler

Bu eğilimlerin etkisini azaltmaya çalışmak yaşamı daha kolay ve daha zevkli kılmaya yardımcı olabilir.

• Rahatlığa ve statükoya (mevcut duruma) bağlılık • Mülkiyetçilik
• Biriktirmek ve sahip olmakla aşırı ilgilenmek
• Geçmişte verdiği kararlan sorgulamak

• İnatçılık
• Bedensel arzulara saplanıp kalmak
• Başka bir yol daha kolay olmasına karşın, her şeyi tekrar tekrar aynı (zor) biçimde yapmak
• Başkalarının görüşlerine ve değişime direnmek

KAÇINILACAK TUZAK

Akrep Kuzey Düğümü insanının Aşil'in topuğu rahatlıktır ("Yaşamın hedefi rahat olmaktır; yaşamımı sürdürebilmek için çok şeye sahip olmalıyım"); bu da onu bitmez tükenmez bir biriktirme arayışı tuzağına düşürebilir ("En sonunda yeterince param ve mal mülküm olduğunda, kendimi iyi hissedeceğim ve başkalarıyla ilişki kurabileceğim"). Bu düşünüş maddi, bedensel, zihinsel, duygusal ve ruhsal düzeylerde durgunluğa yol açar. Yaşam deneyimi, bu insanın kendisini yaşamına canlılık katacak değişimleri yapacak kadar rahat hissetmesini sağlayacak yeterince "madde"ye asla sahip olamayacağını göstermiştir. Akrep Kuzey Düğümü insanı, daha yüksek bir güç ve canlılık hali kazanmak için, mevcut rahatlık düzeyini yitirmeyi göze almaya gönüllü olmalıdır.

Sonuç, onun başka birisiyle birleşebileceğini düşünmesini ve tüm gereksinimlerini karşılayabilecek kadar şeye sahip olduğunu hissetmesini sağlayacak kadar yeterince paraya ve kişisel mala mülke asla sahip olmayacağıdır. Bir noktada o kendisiyle aşırı

ilgilenmeyi bırakmalı ve tüm gücünü partnerliğe koymalıdır. İroni şu ki, o en sonunda bir başkasıyla birleştiğinde, karşılıklı olarak güçlendirici ilişki onu zengin edebilir!

BU İNSAN ASLINDA NE İSTER ?

Bu insanın aslında istediği şey paradır. O, "gerçekten yaşamaya" başlayabilmek için bir rahatlık ve istikrar duygusu kazanmak amacıyla para ve mal mülk biriktirmek ister. Bunu başarabilmek için, o başkalarıyla partnerlikler oluşturmaya, paylaşabileceği benzer değerleri ve kaynaklan (para ya da yetenek) olan insanları bulmaya gönüllü olmalıdır.

Eğer Akrep Kuzey Düğümü insanı yeteneklerini partnerinin enerjisini yükseltmek için kullanırsa, bir ayrılık duygusunu (benim param/senin paran, benim kaynaklarım/senin kaynakların) sürdürmek yerine, diğer kişiyle bir takım oluşturacak biçimde birleşirse, sonuç her iki taraf için büyük parasal ödüller olabilir. Kârın belli bir yüzdesini alacağına dair, sözleşmeye bağlı bir anlayışla, bu insan, partnerinin enerjisini ve gücünü takımın başarısını yükseltecek biçimde artırmaya odaklanabilir. Parasal anlaşmalarda, Akrep Kuzey Düğümü insanının partnerine neyin adil olacağını sorması daha iyi olur, çünkü diğerleri onu onun kendisine verdiği değerden daha çok takdir ederler.

Yetenekler/ Meslek

Bu insan harika bir editördür, çünkü o başkalarının zihnini araştırma, niyetlerini ayırt etme ve materyali berrak bir biçimde aydınlığa kavuşturma yeteneğine sahiptir. O, başkalarının projelerini ve işlerini güçlendirme yeteneğine sahiptir ve bunu yaptığında, diğer kişi onu cömertçe ödüllendirebilir. Bu, özellikle başka insanların paralarıyla çalışma konusunda geçerlidir bankacılık, sigortacılık, ya da yatırımlar gibi. O ayrıca psikolog (başkalarının değişmelerine yardım etme sürecinde, kendisi de değişebilir) ve özel dedektif olarak, ya da sırları araştırmayı içeren diğer iş kollarında çok başarılı olabilir.

Akrep Kuzey Düğümü insanı doğuştan ayrıntılara dikkat etme ve kararlılık becerisine sahiptir ve bu kalıcı sonuçlar yaratabilir. O bu geçmiş yaşam yeteneklerini kriz durumlarında denge ve istikrar yaratmak için kullandığında, onun güvenilirliği ilgili herkese rahat ve güvenli gelen bir ortam yaratır. Ancak, eğer o statüko yönelimli olan, gelişme olmadan mevcut durumu korumayı gerektiren bir mesleğe girerse, çok geçmeden durgunlaşabilir, saplanıp kalabilir ve canlılıktan yoksunlaşabilir. O, kriz yönelimli olan ya da sürekli değişim ve gelişim içeren mesleklerde daha iyidir, çünkü bu heyecan ve kişisel tekâmül potansiyeli getirir.

Akrep Kuzey Düğümü İçin iyileştirici onaylamalar

• "Değişimi benimsemek canlılığa yol açacaktır."
• "Enerji verici değişimi seçtiğimde, kazanırım; statükoyu seçtiğimde, kaybederim." • "Değişimin alternatifi durgunluktur."
• "Başkalarını güçlendirdiğimde, onlar benim değerimi anlarlar."
• "Başkalarının değerlerine ve güdülerine derinlemesine baktığımda, kime güveneceğimi bilirim."

KİŞİLİK

Katı, Sınırlayıcı Değerler

Akrep Kuzey Düğümü insanı bu enkarnasyona kendisini iyi hissetmek için ne yapması gerektiğiyle ilgili geçmiş yaşamlarından kalma katı fikirlerle geldi ki bu da onun için çok ağır bir yüktür.

Çoğu bebek çıplak doğar, ama bu insan değil! Sanki Akrep Kuzey Düğümü insanı on gömlek, on dört kazak, on iki pantolon ve yarım düzine palto giymiş gibi doğmuştur. O tüm geçmiş yaşam yüklerini beraberinde getirir ve bu da yaşamayı olması gerekenden çok daha fazla zorlaştırır. Onun bu enkarnasyonda başarması gereken başlıca şey, bırakmaktır. Aksi takdirde, aşırı mal mülk, geçmiş yaşam değerlerine ("bazı şeylerin nasıl olması gerektiği"ne) mantıksız bağlılık ve başkalarıyla ilişki kurmakta isteksizlik bu insanın durgunlaşmasına neden olabilir.

O yaşamın enerjisine açık olmalı ve başkalarının fikirlerini dinlemelidir. Birisi ona, "Bak, bu palto güzel değil. Onu çıkarsan çok daha iyi olur," dediğinde, onun ilk içgüdüsü sahip olduğu şeye tutunmaktır. Ama eğer söz dinler ve o paltoyu (eski değeri) çıkarırsa, kendisini çok hafiflemiş hisseder. Eğer o bir değere baktığında enerji düzeyi düşmeye başlarsa, bu onun bırakması gereken bir değerdir.

Örneğin, eğer bu insan her sabah kalktığında güne başlamadan önce bir mum yakmayı ve yatak odasının her köşesine dokunmayı gerektiren bir değeri barındırıyorsa, bu ritüel onun saplanıp kalmasına yol açabilir. Her şeyin nasıl olması gerektiğiyle ilgili geçmiş yaşam fikirleri onun "saplanıp kalmasına" neden olabilir. Ama o bu değerlerin artık doğru olmadığını ve aslında onun enerjisini tükettiğini fark etmeyi öğreniyor.

O bunları bırakmasına yardımcı olmak için iki şey yapabilir: Önce, kendisini sınırlayan değerleri ve idealleri yeniden değerlendirmelidir; bunlar iş, din, ilişkiler, özdeğeri, ahlak kuralları, yaratıcılık, aile, hedefler ile insanların "iyi" olmak için yapmaları gereken şeylerle ilgili değerlerdir. O, "İyi olmak için bunu yapmalıyım," diye düşündüğünde, eğer bunun çevresinde bir ağırlık duygusu hissederse, bu fikirden vazgeçerek kendisini daha hafif hissedebilir. İkincisi, o başkalarının değerleriyle daha çok ilgilenmelidir. Başkalarının önem verdikleri şeyleri gerçekten dinlemelidir, çünkü başkaları ona enerji veren ve yükünü hafifleten değerli perspektifler sunabilirler.

Akrep Kuzey Düğümü insanı başkalarına hedeflerine erişmeleri için yardım etmenin yararını da görür, çünkü bu süreç diğer kişinin onun hakkında neyin önemli olduğuyla ilgili düşüncesini gösterir. Bu enkarnasyonda, diğerleri çoğunlukla, bu insanın değerini kendisinden daha berrak bir biçimde hissederler. Bu, Akrep Kuzey Düğümü insanının işinin başkalarının somut sonuçlar yaratmalarına yardım etmek olmasından ötürüdür ve başkaları bunu yapmak için bu insanın neyine muhtaç olduklarını bilirler.

O, başkalarını güçlendirirken ve hayallerini gerçekleştirmelerine yardım ederken, başkaları da onu değişmesini ve gelişmesini sağlayacak enerjiyle besleyerek karşılık

verirler. Bu insan, başkalarının ve onların değerlerinin onun sınırlı dünyasının sınırlarını aşıp şimdiki zamanın canlılığına açılmasına yardımcı olmalarına izin vermelidir.

Akrep Kuzey Düğümü insanı ruhsal değerlere bile genişlemeden çok daralmaya yol açan bir biçimde bağlanabilir. Örneğin, o dürüstlüğe ve sadakate değer veriyor olabilir. Bu değerler burada ve şimdi uygulandığında daima doğrudurlar. Ama eğer bu insan bir işte yirmi yıl kalmışsa ve ilk beş yıldan sonra bu iş onun yaşam gücünü ağır bir biçimde bastırmışsa, o kendisine sadık kalmamış demektir. Onun ruhsal değerleri bile şimdiki zamana aktarılmalıdır. Sadakat nedir? Sadakat, insanın en derin yanına sadık olması anlamına gelir ve yaşam ilerledikçe bu da değişebilir.

Dar Açıdan Görüş

Bu insanın tek amaçlı olmaması ve aşırı odaklanmaması da onun için yararlı olacaktır. Bir kez o hedefini belirlediğinde, projeye ya da göreve görüşünü genişleterek yaklaşmalıdır. O, işe başkalarının ve diğer yaratıcı tarzların katılmasına izin verdiğinde, bu uğraş daha çekici ve eğlenceli olur. O zaman amaç, başkalarıyla ortak bir hedefe ulaşmak için birleşmenin yakın ilişkilerinden zevk almak haline gelir. Bu, Akrep Kuzey Düğümü insanının görevden çok, insanlara önem vermesine yardımcı olur.

Eğer o zihnini geniş tutmaya çalışmazsa, işleri yapmanın ancak "tek bir yolunu" görebilir ve bu yüzden işleri belirli bir biçimde gitmeye zorlayan bir enerji yaratır. Bu onun çok aşırı çalışmasına yol açtığından, o bunun sıkıntısını herkesten daha çok çeker.

Bunun anahtarı, onun kendi "dar açıdan görüş"ünün farkına varmasıdır. O ne yaptığını idrak ettiğinde, durup, derin bir soluk alıp, görüşünü genişletebilir ve belki işi kendi bildiği gibi yapmasının sonuçta o kadar önemli olmadığını anlayabilir. Bu insanın bu "dar açıdan görme" eğilimini yenmek için bir hayli çaba göstermesi gerekir. Onun için o duygusal alandan çıkmak kendi yolunun doğru olduğunu kanıtlamaya çalışmaktan vazgeçmek ve dinleyebileceği bir alana girmek gerçekten zordur. Bu yeni bir alışkanlıktır; ama bir kez o diğer kişinin güdülerine, gereksinimlerine ve arzularına gerçekten odaklanmaya başladığında, diğer kişiyle birleşip her iki taraf için de daha çok güç ve canlılık yaratma konusunda diğer düğümsel gruplardakilerden daha yeteneklidir.

Bedensel Zevklere Düşkünlük

Akrep Kuzey Düğümü insanı geçmiş yaşamlarda birçok rahatlık ve zevk deneyimi geçirmiştir; o, yaşamın duyusal zevklerine yabancı değildir. Aslında, bu geçmiş yaşam eğilimi onun yemeye, içmeye ve biriktirmeye aşırı düşkünlük göstermesine neden olabilir. Duyusal zevklere içgüdüsel uyumlanışından ötürü, o eğer bir şeyden zevk alıyorsa, onu tekrarladığı sürece zevk almaya devam edeceğini düşünür. Ama bu enkarnasyonda, bu fikir iyi bir sonuç vermez. Bu insan için, zevkin tekrarı bu ister mal mülk, ister kilolarca et, ister çalışma alışkanlıkları, ya da durgunluk olsun birikimin ağır yüküne yol açar.

Örneğin, eğer o yengeç seviyorsa, onu sınırsız miktarda yiyebilir. Ya da eğer bu iyi

bir şarap veya viskiyse, onu sonsuza dek içebilir. Eninde sonunda, onun duyularını dizginlemesinin tek yolu, aşırıya kaçmayı bırakması ve uzun vadede karşılaşacağı olumsuz sonuçların bir anlık zevke değmediğini anlamasıdır. Bu insan için orta yol yoktur onun kendisini sınırlayan şeylerden tümüyle vazgeçmesi ve artık onlara düşkünlük göstermemesi gerekir. O, kendisini güçlendirmek için, duyusal ve fiziksel zevklerinin zararını özdisipliniyle azaltmalıdır.

Bazen onu aşırıya kaçan alışkanlıklarını değiştirmeye zorlamak için dışsal bir kriz gerekir. Örneğin, eğer kalbiyle ilgili bir sağlık sorunu ortaya çıkarsa, o hemen daha sağlıklı bir beslenme rejimine geçebilir. O zaman yeni ama yararlı bir rutine girer. Bu insan fiziksel duyularından dokunmaktan, tatmaktan, koklamaktan gerçekten çok zevk alır; o doğuştan Doğa Ana'ya uyumludur ve ondan bir hayli beslenir. Bu yüzden o, çoğunlukla, bahçede çalışmaktan zevk alır: Elleriyle çalışmaktan hoşlanır ve toprakla ilişki kurmaktan doyum alır. Bitkilerin nasıl büyümeleri gerektiğiyle ilgili zihinsel imgelerinden çok, doğanın enerjisiyle temasta olduğunda, sükûnet hisseder ve sevinç duyar. Her bitkinin iyi gelişmek için neye ihtiyacı olduğunu fark edip bunu sağladığında, bu ona bireysel gereksinimleri belirlemek için kendi dışındaki bir enerjiye uyumlanmanın değerini öğretir.

"BENİM YOLUM: ZOR YOL"

KENDİNE GÜVENMEK

Akrep Kuzey Düğümü insanı geçmiş yaşamlarda çok çalışkan bir insandı: O çiftçi, toprak sahibi ve inşaatçı idi. Bunlar yaşamı sürdürmesinin onun kendi kendisine yeterli olmasına bağlı olduğu kendi yolunu kendisinin açtığı ve değerli olduğunu düşündüğü şeyi inşa ettiği yaşamlardı. O istediklerini kendi çabalarıyla elde etti; mal mülk ve servet birikimi onun değerini onaylayan ödüllerdi.

Bu insan usta bir inşaatçıydı. Bu yüzden, bu yaşamda o her şeye bir inşaatçı kafasıyla yaklaşır hiçbir aşamayı atlamadan, yavaş ve sağlam biçimde ilerler. O, yaptığı işle gurur duymaya, sonuçların tam istediği gibi olması için ayrıntılara titizlikle dikkat etmeye ve işleri "kendi bildiği gibi, zor yoldan" yapmaya bağlıdır. Geçmiş yaşamlarda bu yaklaşım iyi sonuç vermesine karşın, bu yaşamda bu onun saplanıp kalmasına yol açar, ilerlemesini yavaşlatır, öyle ki sonunda görev çok ağır gelebilir ve o vazgeçebilir.

Geçmiş yaşamlarda, servet, mal mülk, dolu bir kiler ve maddi konfor hedeflerdi. Ailesinin maddi gereksinimlerini karşılamaya odaklanmak için, o duyarlılığını maddi gereksinimlere uyumlamak, psikolojik gereksinimleri görmezden gelmek zorundaydı. O, sadece elindeki görevi dikkate alma alışkanlığını geliştirdi.

Onun özdeğeri duygusu, birey olarak kim olduğuna değil, ne yaptığına dayanıyordu. İroni şu ki bu yaşamda, o bir partnerle birleşinceye dek gerçek maddi başarıdan yoksun kalacaktır. Geçmiş yaşamlarda o kendisinin önemli olduğunu düşündüğü şeyi inşa etmiştir, ama şimdi toplum için yararlı olan şeyi inşa etmek zorundadır. Bunu başarmak için, onun başkalarıyla birleşmesi gerekir. Artık onun bunu "kendi başına" yapmasına izin verilmeyecektir, çünkü bu onun insanlardan ayn'lık duygusunu, güçsüzlüğünü ve durgunluğunu artırır.

Geçmiş yaşamlarda bu insan çevresindeki insanların değerini fark etmemiş olmasına karşın, şimdi onun başarması gereken şey başkalarının güçlerini ve yeteneklerini tanımak ve karşılıklı olarak güçlenmek için onlarla birleşmektir. Bu enkarnasyonda, onun partnerliğe ve kaynaklan paylaşmaya direnmeyi bırakması programlanmıştır. O gücünü başkalarının gücüyle birleştirmeyi, yaşamını yeniden enerjik ve canlı kılmayı ve yolunu daha kolaylaştırmayı öğreniyor. O kendi gücüne sahip insanları destekleyerek ve onlar tarafından desteklenerek ve karşılıklı enerji alışverişinden maddi ve ruhsal yararlar elde ederek gücünü tekrar kazanabilir.

GÖREV YÖNELİMLİ

Akrep Kuzey Düğümü insanı işleri eksiksiz yapmaya, ayrıntılara titiz bir biçimde dikkat etmeye bağlıdır: "Benim yolum, zor olan yol." Bu enkarnasyonda, diğer insanların ona yardım etmek için yeni fikirler, bilgiler, para, vs. vermeleri gerekmektedir. Ama o yardım istemez. Çimleri biçmek gibi basit işleri bile kendi bildiği gibi yapar. Yaşamı gereğinden çok daha fazla zorlaştırır; o sırada, o "bunun başka yolunun olmadığını" düşünebilir, ama sonunda kendisini tükenmiş hisseder.

O genellikle bunun farkında olmamasına karşın, onun aşırı görev yönelimi çevresindekileri düş kırıklığına uğratabilir. O, başkalarını onları güçlendirecek bir biçimde görevlendirmeyi ve diğer kişinin yaratıcılığından yararlanmayı öğreniyor. Örneğin, eğer o kızına pasta yapmayı öğretiyorsa ve onun bunu kendi yolunca yapmasına izin verirse, bu, çocuğa becerilerini geliştirme, yaratıcılığını uygulama ve yeteneğine güvenme fırsatını verir.

Yaratıcılık enerjidir. Bir insanın bir şeye enerji harcamayı istemesi için, kendisini yaratıcı hissetmesi ve bunu kendi yolunca yapabileceğini hissetmesi gerekir. Bu fikir Akrep Kuzey Düğümü insanı için yenidir. O, çocuğun yaratıcılığını düşünmekten çok, normal olarak şuna odaklanır: "Yapılacak iş bu, bir pasta yapmak ve elbette daima pasta tarifini uygulayacaksın ve elbette daima doğru aletleri kullanacaksın, vs." O, kişiden çok, göreve odaklanır. Şimdi o, kişiye ve onun elindeki işi yapacak güveni geliştirmesine yardımcı olmaya odaklanmayı öğreniyor. Görev yerine, kişiye odaklanmanın ödülleri çok büyüktür.

YArdım Kabul Etmek

Bu insan yaşamı sürdürmenin fiziksel olarak zor olduğu o kadar çok enkarnasyon geçirmiştir ki, bu enkarnasyonda o yaşamın peş peşe uzun ve zor süreçler içermesinden "rahatlık" duyabilir, çünkü bilinçaltı olarak, buna alışkındır. Böyleymiş gibi bir his verse de, bu doğru değildir. Akrep Kuzey Düğümü insanı, "rahat olmayı," işleri başkalarıyla birlikte yapmanın heyecanı ve canlılığına değişmelidir.

Ayrıca, bu insanın başkalarından yardım kabul etmeye direnmesi "her şeyi zaten bildiği" duygusuna da dayanır bu yüzden o dinlemek istemez. Kendisini kendi çabalarıyla geçerli kılmak için, her şeyi kendi bildiği gibi yapmakta ısrar eder. Ne yazık ki, bu dipsiz bir kuyudur. Bu enkarnasyonda, o kendisini iyi hissetmek için özdeğeri duygusunu kendi başına asla yeterince geliştiremez.

Bu davranış kalıbını tanımak ondan kurtulmanın ilk adımıdır. Ama o geçmiş yaşam deneyimlerine dayanan bir önceden programlanmış eylemler "tüneli"nden geçerken,

geçmiş durumlarda işe yaramış yanıtlar şimdiki soruna uymasa da, onun başkalarını dinlemesi çok zor olabilir. Başkalarının görüşlerine kendi enerjisinin ve psikolojisinin durumu nasıl değiştirdiğini görmeye açık olarak, bu insan geçmişte öğrendiği şeyi şimdiki soruna nasıl uyarlayacağını görebilir ve çabaları daha etkili olur.

Akrep Kuzey Düğümü insanı o kadar iyi ve yalın bir kalbe sahiptir ki, eğer bunu kabul etse, başkaları ona yardım etmek isterler. Bu başkalarının yardımını kabul edecek alçakgönüllülüğü ve tek sahiplikten vazgeçmeye gönüllü olmayı gerektirir. Bunu yapma yeteneği, diğer kişinin iyiliğini takdir ederek kazanılır. O başkalarına değer vermeye başladığında, başkalarının ona sundukları yardımı kabul etmeye doğal olarak açılır.

Bu insan geçmiş yaşamların ve bu yaşamın ağır çalışmasından yorulmuştur, ama o değişimi daha çok çabayla özdeşleştirir ve bu yüzden değişime direnir. Aslında, değişim onun canlanmasının, özgürlüğünün ve mutluluğunun anahtarıdır! Bu yüzden, riskler almaya ve değişim geçirmeye gönüllü olmak bu kontrolü ve rahatlığı yitirmek anlamına gelse bile doğru yoldur.

Onun yaşamı zor olabilir, çünkü o her şeyi kendi başına yapmaya çalışmaktadır ve bir fikirle daha uğraşmak zorunda kalmak istemez. Aslında, diğer kişinin söylediği şeyi işitmez bile (işitmek istemez), çünkü bu ona yükünü ağırlaştıracak "bir şey daha" gibi gelir. O, insanların ondan daha çok enerji isteyeceklerini düşünür, ama eğer kendisini başkalarının görüşlerine açarsa, diğerleri onu gereksindiği enerjiyle beslerler. Aslında, saplandığı rutinden çıkmak ve muazzam görevlerinden kurtulmak için, onun başkalarının bilgisine ihtiyacı vardır.

DİRENİŞ

İNATÇILIK

Bir yere kadar, Akrep Kuzey Düğümü insanı başkalarının "haklı" olmalarına karşı direnir ve bu ona zarar verir. Bunu yaptığını fark etmeden, o enerjisine ve kaynaklarına katkıda bulunmaya çalışanları kendisinden uzaklaştırabilir. O aşırı derecede inatçı olma eğilimindedir ve bu özellikten çevresindekiler kadar çok zarar görür. Geçmiş yaşamlarda, o hedeflerine erişmek için kararlılık ve tek amaçlılık geliştirmek zorundaydı; aşırı kullanım sonucu, bu kararlık mantıksız bir inatçılık haline gelmiştir. Şimdi bu onun enerjisini yeniden canlandırmak ve engellerden kurtulmak için muhtaç olduğu yeni fikirleri kabul etmesini engeller.

İnatçılık bu insan için büyük bir yol engeli olabilir. Eğer birisi ona bir şey yapmasını söylerse, o kasten onu yapmayabilir; eğer birisi "Bunu yapma!" derse, sırf ona ne yapacağının söylenmesini istemediğinden, yine de onu yapabilir. Bu insan çok inatçıdır, çünkü her şeye "senin yoluna karşı benim yolum" olarak bakar; bu da her şeyi bir kazan/kaybet durumuna (bir tarafın kazandığı, diğerinin kaybettiği bir duruma) dönüştürür. Oysa birisi ona bir şey yapmasını söylediğinde, onun yapacağı en iyi şey diğer kişiye şöyle sormaktır: "Bunu yapmamı neden istiyorsun? Hedefin ve niyetin nedir?" İnatçılıkta diğer kişiyi iten bir enerji vardır. Ama bu insan, "Bunu bu şekilde yaparak neyi başarmaya çalışıyorsun? diye sorarak, rekabet duygusunu ve inatçılığını aşabilir.

Diğer kişinin amacını anladığında, Akrep Kuzey Düğümü insanı onu desteklemeye daha gönüllü olur. Diğer kişiye güdüsünün ne olduğunu ve neyi başarmaya çalıştığını sorması bu insanı şöyle düşünmeye açar: "Bir dakika, belki bu birlikte yapabileceğimiz ve bir kazan/kazan durumu yaratabileceğimiz bir şeydir."

Çoğunlukla, bu insan inatçılaştığında, bu bir zamanlama meselesidir. O, bunun hedefine erişmek için en iyi yol olduğunu düşündüğünden, yavaş yavaş, adım adım ilerleme eğilimindedir. Sonra, başkaları onun hedefine daha çabuk ulaşmasına yardımcı olabilecek öneriler sunduklarında, o zamanlamasını hızlandırmaktan korkabilir. Çok hızlı gitmekten, bir adımı atlamaktan ve kontrolü yitirmekten korkar. O zaman sonuçlar yüzde yüz "onun" olmayabilir ve bu insan sahipliğe o kadar bağlıdır ki, o sonucu paylaşma düşüncesi onu güvensiz kılar. Ve bazı bakımlardan o haklı olabilir. Eğer başkalarından gelen tüm önerilere hiç ayırt etmeden güvenirse, bunların bazıları, onun sürecini kolaylaştırmak yerine, onu farklı bir yöne yönlendirebilir. Bu yüzden, o başkalarının güdülerine uyumlanmalı, geçici olarak diğer kişinin enerji alanına girmeli ve bu birleşme sonucunda kendisini daha güçlenmiş ve canlanmış hissedip hissetmediğini görmelidir. Eğer yanıt evetse, o zaman o tek sahipliği bırakmalı, diğer kişinin zamanlamasıyla birleşmeli ve karşılıklı olarak güçlendirici bir partnerliği yaratmaya katılmalıdır.

O yavaş yavaş ilerlediğinde kendisini güvenli ve rahat hisseder, çünkü adım adım, hedefine önceden kestirilebilir bir biçimde erişeceğini görebilir. Daha hızlı zamanlamaya sahip insanlar görüntüye girdiklerinde, o hızlanmaktan korkar, çünkü istikrarsızlık ve başarısızlıkla karşılaşmaktan korkar. Gözden kaçırdığı şey, diğer kişinin gücüdür.

Örneğin, onun ortağının özel bir jet uçağı olsa bile, o New York'tan Delaware'e giden treni kaçırmayı göze almak istemeyebilir, çünkü bir sonraki tren ertesi gün kalkacaktır. O, daha hızlı zamanlaması olan insanların, onun hedefine heyecan verici serüvenler de içerebilecek daha direkt bir yoldan daha çabuk erişmesine yardım edebilecek yetenekleri ve kaynakları olabileceğini dikkate almalıdır. O sahipliğin ağır duygusunu özleyebilir, ama ortak hedeflere çok daha çabuk ve kolayca erişmenin canlılığını kazanacaktır ve bu sürecin kendisi çok daha zevkli olacaktır.

DEĞİŞİM, GELİŞİM VE YENİLENME

Bu insan her şeyi bildiğini düşündüğü sürece, deneyim alanını sınırlar. O rutinlere böyle saplanıp kalır. Ayrıca, o her şeyi bildiğini düşünür, çünkü her şeyi kendi tarafından bilir. Kendi gereksinimlerini bilir, bu yüzden neyin onun ve diğer kişi için iyi sonuç vereceğini bildiğini düşünür ve diğer kişi bunu otomatik olarak kabul etmediğinde, şaşırır. O, durumu diğer kişinin bakış açısından diğerinin değerleri ve gereksinimleri bakımından soruşturmayı unuttuğunda ve sonra plânına direndiğinde, şoke olabilir. Bunun çözümü, ne yapması gerektiğini bildiğini varsaymadan önce, diğer kişinin görüşünü almaktır.

Akrep Kuzey Düğümü insanı bir şeyleri (bir ilişkiyi, bir işi, vb.) inşa etme konusunda özel bilgiye sahiptir; o bunları sonsuza dek sürecek şekilde inşa edebilir. Ancak, her şeyi somut ve sağlam biçimde yapmaya o denli bağlanabilir ki, değişimin heyecanını eski sınırları aşıp özgürlük, sevgi, güç ve özgüveni uyandıran yeni boyutlara

genişlemenin sevincini ve yoğun enerjisini takdir etmeyi kaçırır.

İki tür güvenlik vardır: Pek çok mala mülke sahip olmanın kişiyi değişimden tecrit eden güvenliği ve kişisel sınırlamaları aşarak bir güç duygusu kazanmış olmanın güvenliği. Bu pozisyonda, kişisel güvenlik de sağlanmış olur çünkü her ne değişim vuku bulursa bulsun, kişi kendi içinde güvenli ve güçlüdür. Ve bunun oluşabilmesi için, Akrep Kuzey Düğümü insanının başkalarının uzmanlığına ve onların ona geçmişte sahip olduklarından daha değerli bir bilgi getirebileceklerini takdir edebilecek alçakgönüllülüğe ihtiyacı vardır.

GEREKSİNİMLER

BAĞLILIĞI BIRAKMAK

Akrep Kuzey Düğümü insanı maddi gereksinimlere odaklandığı sürece, onun gereksinimleri bitmez tükenmez gibi görünür. İroni şu ki, o onu sahip olmaya iten içsel mekanizmayı beslemeye son verdiğinde, sahip olduğu şeyleri bırakmaya ve kendisini çok daha iyi hissetmeye başlar. Yaşamına yeni bir enerji girer. Aradığı huzur ve doyum yeni ve beklenmedik bir biçimde gelir: Ruhsal bir biçimde. Bu enkarnasyonda, o, içindeki boşluğu maddi şeylerle doldurmaya çalışmayı bırakıp, bunun yerine, ruhsal gereksinimlerinin doyumuna götürecek yolları izlemeye programlanmıştır. Ruhsal yanını kabul ve tasdik etmesi ona bir özdeğer duygusu verecektir. Onun bir günlük tutarak, psikoterapi görerek içgörü kazanma yönünde attığı her adım, ya da riskler alma ve dönüştürücü deneyimler geçirme yoluyla kendine hâkim olmayı öğrenmesi, karşılığında hemen ödüller getirecektir.

Para Sorunları

Bu insan, çoğunlukla, parayı kaygılarının en öndeki sırasına koymuş gibi görünür. Onun parayla ilgili bir kriz duygusu ve daima daha çok biriktirme arzusu vardır. Parayla ilgili bir mantıksızlık da olabilir, o parayı çok sıkı tutabilir ya da çok serbestçe harcayabilir. Çoğunlukla, o sürekli olarak mücadele ettiğini,"sırf geçinebilmek için" çok çalıştığını düşünür.

Onun ciddi bir "para karma'sı" ve para hakkında doğru olmayan bir sürü fikri vardır; başkalarının ona para konusunda akıl vermelerine izin verirse, bu konuda çok daha az stres yaşayabilir. Ama o inatçıdır ve işleri kendi bildiği gibi zor yoldan yapmak ister. Ve bunu yaptığı her seferinde, kaybeder. Örneğin, birisi ona şöyle diyebilir: "Yapman gereken tek şey şu elektrikli sobadan kurtulmaktır, o zaman aylık elektrik faturan elli dolar azalacaktır." Akrep Kuzey Düğümü insanı şöyle diyecektir: "Hayır, olmaz! Bu elektrikli sobayı atamam, çünkü kızım onu üniversitedeyken kullandı, vs. vs." Böyle bağlılıklar onu yoksul tutar. Refaha ve rahata erişmek için, o bağlılıkları bırakmalıdır.

Birikimin sırrı uygun dağıtımdır. Eğer varlıklı olmak istiyorsa, bu insan paranın istifçisi olmak yerine, paranın yöneticisi olmayı öğrenmelidir. O, para sahibi olmanın anahtarının onu elinde tutmak olduğunu düşünür, oysa aslında bunun tersi doğrudur. Para elden ele dolaşmayı sever ve onu hareket halinde tutacak insanlara çekilir. Eğer o paranın kendisi aracılığıyla başkalarına akmasına izin vermezse, yalnızca belli bir miktar ona geri gelebilir, çünkü o açık bir kanal değildir.

O, parayı sevgiyle bıraktıkça onu başkalarının zenginliğini artırmak için memnuniyetle kullandıkça ona daha çok paranın geleceğini öğrenmeye başlıyor. Bu uygun bir davranış olduğu gibi, parayla ilgili bir tutumdur da. Paranın ona kolayca çekilmesi için, o para sürecinin her iki yanını da almayı ve vermeyi sevmelidir. Ancak bu insan, çoğunlukla, herhangi bir şeyi en çok da parayı bırakmakta zorlanır!

Akrep Kuzey Düğümü insanının parayı sevgiyle bırakma alışkanlığını geliştirmek için yapabileceği birçok şey vardır. Faturalarını öderken, o bu işlemi sevebilir (nasıl olsa o parayı ödemek zorundadır; hiç olmazsa bunu severek yapabilir!). Kira ya da ipotek çekini yazarken, bilinçli olarak, o kişiye ya da bankaya sevgilerini ve refah dileklerini gönderebilir. Eğer, masraflarını istemeden yapmak yerine, şükrederek yaparsa ("Çok şükür, faturalarımı ödeyebilecek kadar param var"), ona masraflarını karşılayacak daha çok para gelir ve böylece o yaşamına gelen iyi parasal karma enerjisini güçlendirir.

Onun para mıknatısı olma kapasitesini artırmasının bir başka anahtarı da, halen yaşamındaki parasal bolluktan ötürü evrene bilinçli olarak şükretmesidir. Bu az bir miktar olsa bile, mesele, daha çoğunu arzulamak yerine ki bu, enerji düzeyinde, yeterince paraya sahip olmamanın korku ve endişesine dönüşür olanı takdir etmek ve onun için şükran duymaktır. Onun sahip olduğu şey için şükretmesi endişeyi yok eder, böylece o artık paranın ve maddi şeylerin akışının önünü kesmez. Eğer paranın ondan sevgiyle akmasına izin verirse, daha çoğu daima orada olacaktır.

BİRİKTİRME VE SAHİPLİK

Bu insan geçmiş yaşamlarında biriktirmeye o kadar alışmıştır ki, çözümlerin daha çok biriktirmeyle ilgili olduğunu düşünür. O, eğer sorununu tanımlayabilirse onu sahipleneceğini düşünür. O kendisini tüm işlevsel ve işlevsel olmayan yanlarını tanır, bu yüzden bilinecek başka bir şey olmadığını düşünür.

Bir sorununu bir arkadaşıyla paylaştığında, arkadaşı sorunu ortadan kaldırabilecek bir çözüm önerse bile, o oradan ayrıldığında çözümden çok sorunu alır. O çözümler istemez. Biriktirme duygusunu ister ve bu da sorunlu kalıplarına tutunmak anlamına gelir. O, biriktirme ve sahiplik süreciyle peş peşe sınırlamaları kabul etmekte olduğunu ve bu yüzden çok geçmeden yaşamının sıkıcı ve durgun hale geldiğini anlamaz. Akrep Kuzey Düğümü insanı için, kazanç sınırlayıcı fikirleri bırakmaya eşittir. Bu enkarnasyonda o başkalarının görüşlerine ve öğütlerine değer vermeyi ve başkalarından gelen çözümlerin kendi kendisine koyduğu sınırlamaları kaldırmasına şükranla izin vermeyi öğreniyor. O zaman o özgürleşir ve yaşamın canlılığının tadını çıkarmaya başlar.

Biriktirme teması bu insan için geçmiş yaşamlarda başlıca odaktı ve bu tema bu enkarnasyonda her düzeyde devam etmektedir. Bu yaşamda o her şeyi yararlılık ya da ihtiyaç noktasının çok ötesinde saklama eğilimindedir. O, çok fazla malın bir yük olduğunu, bunların onun devingenliğini ve değişim canlılığını yavaşlattığını öğreniyor. Çok malı olmak yirmi kilo fazlası olmak gibidir bu yorucudur!

Kutsal Kitapta, yenisini koymak için testideki eski şarabın dökülmesi gerektiği söylenir. Eğer Akrep Kuzey Düğümü insanı yaşamında yeni faaliyet istiyorsa,

fazlalıktan kurtulmalıdır. Örneğin, onun dolabında on beş yıldır giymediği hatta belki değişik bedenlerde giysileri vardır, ama o "bunlara gelecekte ihtiyacı olabileceğini" düşünür. Onun yapabileceği en iyi şey, giysilerini gözden geçirip, giymediği giysileri bir hayır kurumuna göndermektir. Amaç, hayata daha çok güvenmektir: Eğer onun bir ihtiyacı varsa, evren bunu karşılayacaktır. Onun kendisini yoksunluktan korumak için nesnelere tutunması gerekmez.

O bunun yaşamına nasıl enerji ve canlılık kattığını gördüğünde şaşıracaktır. O bir şeyi vermeye ya da bırakmaya karar verdiğinde, geriye dönüp bakmamalıdır. Bu insan öyle güçlü bir biriktirme karma'sına sahiptir ki, eğer bitirmiş olduğu bir ilişkiye dönüp bakarsa, ya da bırakmaya karar vermiş olduğu bir malı düşünürse, kaybeder. O zaman o şeyi tekrar eve getirecektir.

Akrep Kuzey Düğümü insanı tüm düzeylerde sahipliğe bağlılığı bıraktığında yaşamını çok daha kolaylaştırır. O başkalarının fikirlerini almaya bile gönülsüzdür, çünkü maddi şeylerin olduğu gibi, fikirlerin de tam sahibi olmak ister. "Bu onun fikriydi" demek istemez, çünkü o fikrin sahipliğini ve onurunu ister. Ayrıca, yapılan anlaşmaya katılmak da ister eğer o tamamen "onun fikri" olmazsa, anlaşmanın dışında bırakılacağından korkar. Aslında, o bir proje için güç kaynağı olduğu sürece, diğerleri onu dışlamak istemeyeceklerdir, çünkü onlar bu insana bel bağlarlar.

YENİDEN CANLANDIRMAK

Yaşamını yeniden canlandırmak, para kazanmak ve bir güç duygusu kazanmak için, Akrep Kuzey Düğümü insanının başkalarının yardımına ihtiyacı vardır. Bu şöyle söyleyecek alçakgönüllülüğü gerektirir: "Bak, sende benim ihtiyaç duyduğum bir enerji var. Seninle etkileşimi sürdürmek için ne yapmam gerekiyor?" Fiziksel dünyada bu tür bir enerjiyi tanımlamak ve hissetmek onun için yeni olduğundan, onun gereksindiği enerjinin pratik düzeyde ona geri gelmesini neyin sağlayacağını öğrenmek için deneme yapması gerekir. O buna aşina değildir, çünkü gereksinimlerini başkalarının karşılamasına alışık değildir. Ama onun gereksindiği enerji ancak diğer insanlardan gelebilir bu insanlar ancak o onlara tam ihtiyaç duydukları şeyi verdiğinde ona bu enerjiyi vereceklerdir. Akrep Kuzey Düğümü insanı başkalarının ona söylediklerine kulak vermeli ve onları tam olarak bu yönlerden desteklemelidir. Eğer o herhangi bir biçimde saplanıp kaldığını hissederse, ona zaman, enerji ya da para yatırımı yapmaya gönüllü birisiyle bir birlik oluşturabilir ve birden onun yaşamının o alanı canlılıkla dolup taşar.

ÖZDİSİPLİNİ

Akrep Kuzey Düğümü insanı özdisiplinine sahip olduğunu düşünebilir, ama aslında bu onun bu enkarnasyonda geliştirmesi gereken bir karakter özelliğidir. Bu insan aşırıya kaçma eğilimindedir ve çoğunlukla yaşamında sağlıklı sınırlar oluşturmaz. Aslında, o kendi içinde disipline sahip olmadığından, dışarıdan dayatılan disiplini kabul etmekten başka seçeneği yoktur. Bazen o aşırı çalışmayı özdisipliniyle karıştırır, ama zorlayıcı biçimde çok çalışması aslında aşırılığın bir işaretidir. Özdisiplini kişinin önceden saptanmış bir hedefe doğru dengeli bir biçimde ve özfarkındalıkla ilerlemesini içerir bir plânı tasarlama ve uygulama yeteneğini içerir.

Bu insan kendisini disipline sokmaya karar verdiğinde, bu disiplini kazanmaya

çalışır. Gönülsüz çabalarla onu uzun bir süre erteler ve sonra birden yapar o kendisine başka seçenekler tanımaz. Onun için yolundan sapmak kolaydır; bunu yaptığında, çoğunlukla aşırılığa geri kayar ve daha sonra kendisini çok kötü hisseder. Eninde sonunda, özdisiplinini sürdürdüğünde kendisine daha çok saygı duyduğunu öğrenir.

Bu insan için, özdisiplini kendisini en yüksek hayrına olacak biçimde yönetmek anlamına da gelir. O başkalarına karşı nasıl davranması gerekiyorsa, kendisine de öyle davranmaya başlamalıdır: Daha sevecen, daha duyarlı ve daha az zorlayıcı. Belli aralıklarla kendisine şunu sormalıdır: "Bu durumda, ne bana bir güç, özgürlük ve canlılık duygusu verecektir?" Bir görevden diğerine gitmek yerine, o dinlenme ve güçlenme ihtiyacını fark etmeli ve sonra ona enerji veren ve canlandıran şeyleri yapmalıdır. Amaç, onun görevlerini ve yaşamını kolaylaştıran biçimlerde kendisini yeniden yönlendirmek için ister insanlar, ister doğa olsun kendi dışındaki kuvvetlere açık olmasıdır.

Sözde engeller aslında onun inatçı ve güçten düşürücü tek amaçlılığını kırmasına yardımcı olabilir. Örneğin, eğer bu yağmurlu bir günse ve o sundurmayı onaramıyorsa, belki bu evrenin ona yavaşlaması ve dinlenmesi gerektiğini söyleme biçimidir. Diğer kişiler ona "karşı koyar" göründüklerinde, evren ona şöyle diyor olabilir: "Aşırı derecede çalışıyorsun. İşte sana soluk aldıracak bir dış müdahale!" Eğer o buna böyle bakarsa, aşırı odaklanmış enerjisini gevşetecek ve başkalarının görüş ve tavsiyelerini kabul edecektir.

Bazen Akrep Kuzey Düğümü insanı başkalarının öğüdünü işitir ve bunun yapması "gereken" bir şey olduğunu bilir, ama onun en yüksek hayrına olan şeyi yapmaya karşı içsel bir direnişi vardır. O hemen doyuma ulaşma gereksinimine odaklandığında, bu gereksinimler büyür ve onun duyguları tümüyle kontrolden çıkar. Bunu önlemenin anahtarı, onun sadece gerçekten istediği şeye zihnen odaklanmış kalmasıdır. Bu ona hemen doyuma ulaşmak isteme tuzağından kurtulacak gücü verecektir ve o hedeflerine ulaşacak özdisiplinine kendiliğinden sahip olacaktır. Akrep Kuzey Düğümü insanının bir değişim yapması için, çoğunlukla, ona dışarıdan baskı yapılmalıdır. O bir kriz yaşadığında, bu onu eyleme geçmeye teşvik eder. Ama ciddi bir krizi (bir sağlık sorunu, iflas, vb.) beklemektense, değişimi daha önce kabul etmesi onun yararına olur. O bir krizi "plânlayarak" (evini hazırlayıp satışa sunmak için kendisine üç aylık bir süre tanımak, yeni bir beslenme plânı tasarlamak için kendisine bir ay vermek, vb.), esenliğini tehdit eden bir durumla karşılaşmak zorunda kalmadan, gereksindiği enerjiye erişir. Ama hangi yolla olursa olsun, o saplandığı rutinden kurtulmak için geçici bir sıkı çalışma ve rahatsızlık dönemi geçirmek durumundadır ve bu konuda kararlılık ve azim göstermelidir. Ve onun kendi bildiği gibi zor yoldan yapması yerine, başkalarının ona yardım etmelerine izin vermesi de buna yardımcı olur.

Değerler

Akrep Kuzey Düğümü insanı, tüm değer sistemini yeniden oluşturmalıdır, çünkü eski sistemi onu yavaş yavaş yıpratmaktadır. Evrenin onun bunu bırakmasına yardımcı olma yollarından biri, onu, değiştirmesi gereken belli şeylere aykırı inançları ve değerleri olan insanlarla temasa geçirmektir. Eğer onun trafik ışığı yeşile döndükten sonra hareket etmek için üç saniye beklemesi gerektiğine inanmayı bırakması

gerekiyorsa, bu inanış onu sınırladığından, o şuna inanan birini kendisine çekecektir: "Zaman çok önemlidir; trafik ışığı yeşile döndüğünde, bu evrenin bizi hemen harekete geçmeye sevk etme biçimidir."

Yeni değer ya da inanç sunulur sunulmaz, Akrep Kuzey Düğümü insanının karşıt değeri yüzeye çıkacaktır. Hemen o anda ve orada, o kendisini gergin hissetmeye başlar: Ne yapması gerekmektedir? Hangi yolu izlemelidir? Eğer o "kulak verir" ve yeni değerin aslında daha yararlı ve doğru olduğunu hissederse, hemen eski değeri bırakmak, yeni değeri benimsemeli, ona göre davranmalı ve geriye dönüp bakmamalıdır. O böyle değişir. Bu, dürüstlük, cesaret, özdisiplini ve eylem gerektirir. O, değişimi seçtiğinde, kazanır; eski davranış biçimini seçtiğinde, kaybeder.

Bu insan, onun için iyi sonuç verecek değerlere daha açık olmayı öğreniyor o geçmiş yaşamlardan kalma değer sistemleri konusunda çok katı olabilir. Onun bağlı olduğu prensipler çoğunlukla doğrudur, ama o prensiplerin nasıl tezahür etmeleri gerektiğine, biçime saplanırsa, işin özünü yitirip, davranışa bağlı kalır. Örneğin, o güzelliğe değer verebilir (ruhsal bir nitelik) ve sonra çevresindeki her şeyin "kusursuz bir düzen" içinde olmasına bağlanabilir. Evlilikte sadakat ve bağlılığa değer verebilir ve sonra belli bir bağlılık biçimine bağlanır. O başkalarının biçimle ilgili fikirlerini dikkate almama eğilimindedir, oysa bu, onun kendi fikirleriyle birleştiğinde, aradığı değerin daha yüksek bir deneyimini sağlayabilir.

Örneğin, o "Evde kusursuz düzen güzelliğe eşittir" kavramı konusunda zorlayıcı olmak yerine, eşine şöyle diyebilir: "Ben güzelliğe yüksek bir değer veririm. Evimize nasıl daha çok güzellik getirebileceğimiz konusunda herhangi bir fikrin var mı?" Bu, Akrep Kuzey Düğümü insanının düşünmüş olduğunun ötesinde genişlemiş bir güzellik fikrine ulaştırabilir. O, bu enkarnasyonda, onun beslenme kaynağının değerden ya da görevden değil, diğer insanlarla sinerjik (birbirini güçlendirici) bir biçimde birleşmekten geleceğini hatırlamalıdır.
Akrep Kuzey Düğümü insanı gereksinimlerini aşırıya kaçmadan karşılamayı da öğreniyor. Örneğin, eğer o güzelliğe ve düzene değer veriyorsa, bunları yaratmaya enerji harcamak onu canlandırır ama belli bir noktaya kadar. Sonra azalan verim yasası gelir: O bu noktayı geçme eğilimi gösterir ve yaratmış olduğu şeyin esiri olduğunu hisseder. Ya da, her şeyin güzel ve düzenli olabilmesi için başkalarının onun çabalarını (onun yolunu) sürdürmelerini bekleyebilir. Ve bu onu, diğer insanların pahasına, göreve yatırım yapar halde tutar.
Öte yandan, eğer bu insan desteklemek istediği bir kişiyi aynı enerjiyle beslerse, diğer kişi de eninde sonunda onu enerjiyle beslemeye başlayacaktır bu da bu insanı o kişiyi daha çok enerjiyle besleyecek şekilde güçlendirecektir. Akrep Kuzey Düğümü insanı başka bir kişiyi bu temel enerjiyle nasıl besleyeceğini bilmediğini düşünür, ama aslında bu basittir. Diğer insanlar kendi gereksinimlerini bilirler, bu yüzden bu insanın yapması gereken tüm şey başkalarına neye ihtiyaç duyduklarını soracak kadar alçakgönüllü olmak, onların söyleyeceklerini dinlemek ve bunu onlara vermektir.

PARTNERLİK
BİRLEŞME VE ONAYLAMA
Bu insan eski kalıpları bırakmayı öğreniyor. Bunu yapmak için, onun bir ilişki kurup

birbirlerini güçlendirecekleri bir partnere ya da partnerlere ihtiyacı vardır. Çoğunlukla bu insan grup durumlarında iyidir, ama bire bir bağlantılardan korkar, çünkü kendi kendisine şöyle sormamıştır: "Diğer kişinin neye gereksinimi var? Onu ne destekleyecektir? Ne güçlendirecektir?" O kendisine odaklanmayı bırakıp, diğer kişinin gereksinimlerine kulak verdiğinde, bu bir uyum duygusu oluşturur.

Bunu yapmak için, o beğenilmeyeceği ya da insanların ona kızacakları korkusunu yenmelidir. Aslında, başkaları sadece Akrep Kuzey Düğümü insanı karşılıklı güçlendirme konusundaki doğal yeteneklerini kullanmadığında böyle tepki gösterirler. Eğer onun güdüsü alacağı tepki ne olursa olsun diğer kişiyi desteklemekse, o incinmeyecektir. Diğer kişi için neyin iyi sonuç vereceğini içtenlikle araştırma sürecinde, bu insan açılır ve o zaman gereksindiği karşılıklı ve canlandırıcı enerjiyle bağ kurar. Akrep Kuzey Düğümü insanı iyi, alçakgönüllü, çok dürüst bir birey olabilir, ama gerçek alçakgönüllülük başkalarının görüşlerine açık olmayı içerir ve duruma hükmetmeye çalışmaz. Bu insan bırakılması gereken bir kibre ve inatçılığa geçmiş enkarnasyonlardan kalma bir ego kabuğuna sahiptir. O, sonuçları aşırı derecede kontrol etmeye çalışmayı ve ona baskı yapan katı geçmiş yaşam değerlerini bırakmayı öğreniyor.

Akrep Kuzey Düğümü insanı başkalarının onaylamasına ihtiyaç duyar, çünkü onun açılmasını ve değişmesini sağlayan şey budur. Onun değerini fark eden ve ona değer veren insanların enerjisi onun için besleyicidir ve doğru yolda olup olmadığının doğru bir göstergesidir. Bu kadar çok çalışmasının bir nedeni de budur o, katı bir çalışma ahlakına uyarsa, başkalarının onu fark edeceklerini ve ona değer vereceklerim düşünür. Böylece, bir hedefe erişmek için muazzam bir çaba ve zaman harcar, yine de başkaları ona aradığı olumlu geribildirimi vermezler. Sorun, onun onay kazanma yöntemidir. Eğer o bunu diğer kişiyi hoşnutsuz etmemek için pasif kalarak elde etmeye çalışırsa, için için kaynamaya başlar ve bu her iki kişi için de güçlendirici değildir. Görevin kendisi ona enerjiyi geri vermez ve eğer o bu görevi kendi bildiği gibi, başkalarının gereksinimlerini ve katkılarını dahil etmeden yaparsa, aradığı onayı elde edemeyecektir. Çözüm şunu sormayı içerir: "Bu kişinin neye gereksinimi vardır? Bu durumda onun için önemli olan nedir?" Eğer o diğer kişiyi hesaba katarsa, kendi katkısını yaptığında takdir edilecektir.

Bu enkarnasyonda, Akrep Kuzey Düğümü insanı "haklı" olmak ya da kendi iş yapma biçiminin en iyisi olduğunu kanıtlamak zorunda değildir. O bunu zaten yapmıştır. Daha yüksek bir değer, başkalarıyla her iki kişinin tek başına başarabileceğinden daha büyük bir başarı oluşturmak için birleşmeyi öğrenmeyi içerir. Bu, başkalarının fikirlerine açık olmayı ve onların ruhunu gerçekten desteklemeyi gerektirir. Akrep Kuzey Düğümü insanı kendi değerlerini diğer kişiye yüklememeye, ama o kişinin değerlerini güçlendirmesine ve yükseltmesine yardımcı olmak için elinden geleni yapmaya dikkat etmelidir. Bu, bu insanın bütünlenmek için gereksindiği sinerjiyi yaratacaktır.

ÖZDEĞERİ

Akrep Kuzey Düğümü insanı sağlam bir özdeğeri duygusuna sahip olduğunu düşünür ve bazı bakımlardan sahiptir de ama bazen kendi değerini abartır ve bazen de kendisini küçümser. O her şeyi kendi başına yapmaya alışkın olduğundan, çok bağımsız görünür. O kendisini herhangi bir durumdan çekip çıkarma konusunda kendisine güvenebileceğini bilir ve bu bakımdan kendinden emindir. Yeteneklerinin,

becerilerinin, çok çalışmaya gönüllü olduğunun farkındadır ve becerikliliğine değer verir.

Sorun, onun kendisine sadece kendi perspektifinden değer vermesi ve başkaları için değerini küçümsemesidir. Onun para sorunlarıyla karşılaşabilmesinin bir nedeni budur. O istemeden kendisini sınırlar, çünkü diğer kişinin standartlarına göre, o çoğunlukla, farkında olduğundan çok daha değerlidir. Bu yüzden, onun diğer kişinin onda neye değer verdiğini öğrenmesi ve sonra o nitelikleri güçlendirmesi gerekir.

Altta, Akrep Kuzey Düğümü insanı derin bir değersizlik duygusuna sahiptir. Ancak, bu duygu sadece bu insan kendisini (yetenek, güzellik, para, beceriklilik, popülerlik, vb. bakımından) başkalarıyla kıyaslamaya başladığında yüzeye çıkar. Her ne zaman o kendisini başkalarıyla kıyaslasa, kendisini yetersiz hisseder. Ancak, o başkalarının sahip oldukları becerilere ve yeteneklere odaklandığında, onların kendi yeteneklerini fark etmelerini sağlayarak bu yetenekleri geliştirdiğinde, birden kendi değerinin farkına varır. Başkalarının hayallerini pratik biçimlerde gerçekleştirmelerine yardım etme sürecinde, bu insan parlar. O, diğer kişiyi başarılı kılmakta bir rol oynamış olduğunu bilir ve eğer diğer kişinin değerleri onunkilere benziyorsa, o zaman onun önemli saydığı şey de gerçekleşir.

Ama o, insanları ikinci dereceye düşürecek kadar göreve odaklanmamaya dikkat etmelidir. O yansıttığı mesajın bu olduğunu bile fark etmeyebilir. Onun özdeğeri büyük ölçüde, kim olduğuna değil, ne yaptığına dayanır; bu yüzden, kendisini iyi hissedebilmek için, sürekli olarak yeteneklerini kanıtlaması gerektiğini düşünür. Bu enkarnasyonda o özdeğeri tanımını biraz değiştiriyor özdeğerinin bir kişi olarak kim olduğuyla, sahip olduğu niteliklerle ve diğer insanlarla nasıl ilişki kurduğuyla ilgili olduğunu öğreniyor.

YARATICI DEĞİŞİM DÖNÜŞÜM

Bu enkarnasyonda, Akrep Kuzey Düğümü insanı kader tarafından büyük değişimlere yöneltilmiştir. Sadece tam bir değişim dönüşümle o içine kolayca düştüğü rutinlerden kurtulabilir ve arzuladığı canlılık duygusunu yeniden kazanabilir. Onun için, dönüşüm diğer insanlarla ilgilidir: Başkalarının önemli saydıkları şeylerle temasa geçmek ve heyecan uyandıran yeni yönleri izlemek.

Bu insanın, onu rahat rutinlerinden çıkaracak son derece yaratıcı enerjiye ihtiyacı vardır. Kriz durumları onu ağır ve bunaltıcı hale gelmiş sağlam ve emin adımlarla yürümeyi bırakmaya olumlu bir biçimde teşvik eder. O, zoru başarabileceğini gösterdiğinde ve bilinmeyene uzanmayı gerektiren riskler aldığında, değişir, gelişir ve yaşamında heyecan kazanır. Eğer o yaşamdan zevk almak istiyorsa, bu tip bir yaratıcı uyarımı ve "uçta yaşamayı" düzenli olarak ifade etmelidir.

Akrep Kuzey Düğümü insanı bir zamanlar usta inşaatçıydı. Ancak, bu enkarnasyonda, o yeni yapılar inşa etmek için önce zemini temizlemelidir. O bir gökdelenin üzerine bir başka gökdelen inşa edemez. Onu sıkıp bunaltan her şeyi bırakmasının zamanı gelmiştir: Geçmişi, aşırı miktarda malı ve bugün yararlılığını yitirmiş olan her şeyi.

Ama bu insan geçmişi unutacağı korkusuyla bunları bırakmaya çekinir. Ve gerçek şu

ki, o geçmişi unutacaktır. Bu iyidir; bu, değişim dönüşümün bir parçasıdır. Yanlış anlamalar dönüştürüldüklerinde, yok olurlar tıpkı tırtılın kelebeğe dönüşmesi gibi. Kelebeğin tırtıllık günlerine dönüp bakmasına ne gerek vardır? O uçup gitmeli ve yeni bulduğu güzelliğin ve özgürlüğün tadını çıkarmalıdır! Aynı şekilde, bu insan da dönüşmüş olduğu halden daha çok zevk almak için geçmişi bırakmalıdır.

Riskler Almak

Akrep Kuzey Düğümü insanının risk alırken ayırt etmesi önemlidir. Bir umursamazlık duygusu getiren uygunsuz riskler almak ile bir gelişim duygusu getiren uygun riskler almak arasında bir fark vardır. Eğer bu insan kuşku duyuyorsa, onun yapacağı en iyi şey başkalarından durumu değerlendirmelerini istemektir.

Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve bir ev satın almak isteyen bir müşterim vardı. Bu hanım bulduğu evlerden birine adeta aşık oldu. Evle ilgili her şey doğru görünüyordu, ama bir düzeyde onun içi rahat değildi. Bu yüzden, kayınpederine fikrini sordu ve adam evin arkasındaki korudan ötürü evden hoşlanmadığını söyledi. Müşterimin iki küçük çocuğu olduğu ve evde epey zaman geçirdiği için, bu durum kayınpederini tedirgin etmişti. Böylece müşterim bu eve tek başına gitti ve evin enerjisinin ona nasıl bir his verdiğine baktı ve mutlu bir his duymadı. Sonra çevredeki okulları araştırdı ve öğretim programı hakkında onu rahatsız eden şeyler duydu. Soruşturma yaptıkça, aldığı geribildirim onda bir canlılık duygusundan çok, bir korku uyandırdı. Ancak, biriktirme arzusu güçlü olduğundan, o evle ilgili olarak bir mühendislik raporu hazırlattı. Rapor, evin yapısal sorunları olduğunu gösteriyordu. Böylece, müşterim sonunda başkalarının görüşlerinin onun kararını vermesine yardımcı olmasına izin verdi ve sahiplik arzusuna karşın, bu riski almadı. Bu, bu insanın çok gelişmiş "rahatlık" duygusunu dışarıdan gelen bilgiyle nasıl yapıcı bir biçimde birleştirebileceğinin mükemmel bir örneğidir.

Ama psişik bir düzeyde rahatlık ile fiziksel bir düzeyde rahatlık arasında bir fark vardır. Bu insan fiziksel olarak rahat olana (yani, kolay ve önceden tahmin edilebilir olana) dayanan seçimler yaptığında, bu genellikle değişim yaratacak ve onu mutlu edecek yol değildir. O kendi dışındaki bir kişiye ya da projeye bağlandığında ve psişik olarak kendisini mutlu ve enerjik hissettiğinde, bu onun güvenebileceği bir işarettir. Bunun peşine düştüğünde, mutluluk onu bekler.

RUHSALLIK

Bu enkarnasyonda, Akrep Kuzey Düğümü insanının karşılanması gereken güçlü ruhsal gereksinimleri vardır: O, derin düşünmek, yaratıcılık ve yenilenme için sessiz ve gevşetici bir zamana muhtaçtır. Geçmiş enkarnasyonların ağır çalışmasından ötürü o kadar yorgundur ki, bu yaşamda onun dinlenmeye ihtiyacı vardır. Sorun, onun dinlenmeye alışık olmamasıdır! Maddi dünyasını düzenli tutmanın sorumluluğuna o denli alışkındır ki, onun zihni hâlâ yaşamı sürdürebilmekle meşguldür.

Bu insan, bu yaşamda ruhsal ve psikolojik gereksinimlerinin fiziksel gereksinimleri kadar önemli olduğunu anlamalıdır. Aslında, ruhsal gereksinimleri daha önemlidir. O maddesel âlemi zaten iyice öğrenmiş, bu konuda ustalık kazanmıştır; şimdi ruhsal

âlemi keşfetmesinin, kişisel değişim dönüşümü destekleyen deneyimlere katılmasının zamanıdır: Psikoloji, bilinç genişleten seminerler, ya da kendi kendine yardım dersleri. O, onu maddesel âlemin esaretinden kurtaracak uğraşlara katılmalıdır.

O özdeğeri duygusunu maddesel sonuçlara dayandırdığı sürece, esenlik duygusunu dış dünyanın sürdürmesine bel bağlar. Değişimi önlemek olanaksız olduğundan çünkü değişim, tüm maddesel varoluşun temelini oluşturan tek mutlaktır bu onda derin bir güçsüzlük duygusu yaratır. Akrep Kuzey Düğümü insanı için başlıca ders değişimi benimsemektir, çünkü maddesel bir şeye tutunmaya çalışmak boşunadır: Maddesel olan her şey doğar, olgunlaşır, dağdır ve ölür.

Ama ruh asla ölmez ve bu insan yaşamın ruhsal yanına uyumlanmayı öğreniyor. "Her şeyin benim bildiğim gibi gitmesini istiyorum," demek yerine, o şöyle demenin ruhsal gücünü keşfediyor: "Her şeyin tam olarak olduğu gibi olmasını istiyorum." Ve o zaman o kazanır ne yapması gerektiğini görür ve yaşamı sihirli bir hale gelir! O kendisini evrensel enerjiye bağlamayı ve yaşamın doğal gelişimine güvenmeyi öğreniyor.

Akrep Kuzey Düğümü insanı, "Bir kapı kapandığında, bir başka kapının açıldığını" öğreniyor. O her şeyin yaşamından onlara tüketici bir biçimde duygusal olarak bağlanmadan geçmesine izin verdiğinde, daha önce hiç deneyimlemediği bir bağımsızlık, kuvvet ve özgürlük kazanır. Yükü son derece hafifler ve değişen maddi koşulların "içine çekilmeden" yaşamı deneyimleyebilir. O, ruha uyumlandığında ve evrensel plânla uyumlu olan riskler aldığında, "doğru yol"dadır.

Maddesel âlemde onun gereksinimleri sonsuzdur ve o asla kendisini eksiksiz, tamam hissedecek kadar yeterince şey biriktiremez ya da yeterince şey yapamaz. Bu insana aradığı doyum hissini verecek olan tek şey ruhsal âlemdir. Bunun için, o daha fazla maddi bağlılık oluşturmayı bırakmak ve ruhsal farkındalığını artıracak bağlılıklar oluşturmaya başlamaktır. Eğer o ruhsal meseleleri başka insanlarla birlikte takip edebilirse, diğerlerinin katılımı ona değişmek için gereksindiği enerjiyi verecektir.

İLİŞKİLER

Farkındalıktan yoksunluk

Akrep Kuzey Düğümü insanı ilişkilere de başka her şeye yaklaştığı gibi yaklaşır usta inşaatçının perspektifinden. Geçmiş yaşamlardan, o mevsimlere, zamanın doğal ilerleyişine ve önceden tahmin edilebilir, haklı sonuçlara götüren çabaya alışıktır. İlişkilerde o diğer kişiyle birlikte zaman geçirmeye, onunla el ele tutuşmaya, konuşmaya ve birlikte ne yapmak istediklerini keşfetmeye gönüllüdür. Her şey bir yapı taşı haline gelir ve onların her bir aşamadan aldıkları zevke ve bireyler olarak birbirlerine duydukları saygının derecesine bağlı olarak, ilişki ya gelişir ya da gelişmez. Ama aynı zamanda Akrep Kuzey Düğümü insanı diğer kişinin pek farkında olmayabilir ve onun gereksinimlerine dikkat etmeyebilir. Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve işkolik olan bir müşterim vardı. O kendisini ailesine iyi bir yaşam tarzı sağlamak ve dört çocuğunu en iyi üniversitelere göndermek için para kazanmaya adamıştı. Çok sevdiği karısı ona lüks evlere ihtiyacı olmadığını söyleyip

duruyordu; karısının ihtiyaç duyduğu şey kocasının onunla daha çok zaman geçirmesiydi. O, karısının onun para kazanmak için gösterdiği onca çabaya neden değer vermediğini anlayamıyordu o çocuklarının üniversite masraflarını ödemek zorundaydı; asıl önemli olan şey buydu.

Böylece o, çocukları üniversiteyi bitirdikten sonra karısıyla birlikte yaşamın tadını çıkarmaya başlayabileceklerini düşünerek ki bunu dört gözle bekliyordu karısıyla daha çok zaman geçirmeyi erteledi. Dördüncü çocuğu üniversiteyi bitirmeden önce, karısı öldü. Söylemeye gerek yok, o bir hayli pişmanlık duydu. Belki de, bilinçaltı olarak, karısı ne kadar az zamanı kalmış olduğunu hissediyordu. Onun kocasıyla birlikte zaman geçirme ihtiyacı adamın karısı için önemli olan şeye değer vermenin dışında anlayamayacağı bir sezgiye dayanıyor olabilirdi.

Bazen bu insan öylesine odaklanır ki, farkında olmadan kabalaşabilir. Bu düğümsel pozisyondaki bir müşterim, bir büyükanne, o kadar görev yönelimli ve verimliydi ki, torunlarından biri onun yanındayken hiç konuşmaz hale gelmişti. Büyükanne çevresindeki herkesi gütmekle o kadar meşguldü ki, sabırsızlığı ses tonuna yansırdı: "Haydi, haydi çabuk olun! Yola koyulmalıyız!" ve torunu sessizleşirdi. Çocuklarla geçirdiği bir haftadan sonra, büyükanne yaptığı şeyin farkına vardı ve şöyle dedi: "Büyükanne çılgın gibi davrandığında bunun sizinle bir ilgisi olmadığını anlamalısınız. Bazen her işi bitirme konusunda o kadar kaygılanıyorum ki, sizinle nasıl konuştuğumu, sesimin nasıl çıktığını fark etmiyorum." Onun torunu hemen tekrar konuşmaya başladı.

Akrep Kuzey Düğümü insanı, hedefe aşırı odaklandığında diğer insanları olumsuz biçimde etkilediğinin farkına varmaktadır. O bunu yapmak istemez; bu onun dikkat etmeye başlayana dek farkına bile varmadığı bir şeydir. Ama o ne olup bittiğini çevresindekilere bildirdiğinde, onlar bundan alınmazlar.

BAŞKALARININ DEĞERLERİ

Bu insan işleri belli bir biçimde yapma ve belli bir değerler dizisi ile rahattır. O, diğer insanların değer sistemlerinin ona meydan okumasını istemez. Eğer saygı duyduğu birisinin onunkinden farklı değerlere göre yaşadığını keşfederse, onun ilk içgüdüsü, diğer kişiyi daha tam olarak anlayabilecek şekilde genişlemek yerine, kişisel olarak tepki göstermek ve düş kırıklığına uğramaktır.

O, diğer insanların değerlerinin onunkiler için bir tehdit olmadığını öğreniyor. Değerler, özgün, yapısal, kişisel gereksinimlerin ve beğenilerin bir yansımasıdır. Örneğin, çok zayıf olan ve kolayca üşüten biri ağır kışlık paltolara değer verebilir, oysa başka biri bedenine daha uygun olan farklı bir palto tipini tercih edebilir. Bir kişi ince zarafete değer verebilir, oysa başka bir kişi sportif bir ortamda kendisini daha rahat hisseder. Bir kişi ilişkilerde fiziksel sevgiye daha yüksek bir değer verebilir, oysa başka bir kişi zihinsel uyumu daha çok önemseyebilir.

Bu değerlerin hiçbirisiyle ilgili "doğru" ya da "yanlış" yoktur. Bu insan başkalarının değerlerini öğrenmeye ne kadar açık olursa, diğer kişiyi ve onun realitesini o kadar çok anlayıp takdir edebilir. O zaman, yapıcı etkileşimin olması için onları ya da kendisini değiştirmesi gerektiğini düşünmeden başkalarının sunduklarını daha kolayca kabul edebilir.

Akrep Kuzey Düğümü insanı iş dünyasında yeni fikirlere daha açık olma ve onları kabul etme eğiliminde olduğundan büyük bir iş karma'sına sahiptir. İş yaşamında insanlar ortak bir hedefi paylaşırlar: Para kazanmak. İş para kazanmaya geldiğinde, çok az şey bu insanın değer sistemiyle çatışır, çünkü o daha büyük hedefe odaklanabilir. Birisi, ona onunkinden çok farklı ideallere dayanan bir iş önerisiyle yaklaşabilir, ama o bunu yine de dinler, çünkü nihai sonuç onun değer verdiği bir şey olabilir. Ve anahtar budur. Yaşamının herhangi bir alanında, bu insan paylaşılan değerlere odaklanmalı ve kendi sürecini diğer kişiyle birlikte çalışabilecek şekilde uyarlamaya gönüllü olmalıdır.

Eğer herhangi bir alanda onun değerleri çok sınırlı ya da darsa, dayanağını korumak için o başkalarıyla sürekli çatışma halinde olabilir. Örneğin, eğer bu insanın dini sadece tek bir inanç sistemiyle sınırlıysa, tüm karşıt inançları geri püskürtmek için o sürekli olarak tetikte olmalıdır. Ancak, eğer o daha derin bir değer ararsa (örneğin, dinin amacının sevgi, bağışlayıcılık, uyum, kendini anlamak, ahlak, vb. gibi evrensel değerleri desteklemek olması), o zaman o bu daha büyük hedeflere erişmenin farklı yollarını kabul edebilir; bu da çok zenginleştirici olabilir.

BAŞKALARIYLA İLİŞKİ

İlişkilerde, Akrep Kuzey Düğümü insanı takım adına karar verme eğilimindedir. Onun partneri şöyle diyebilir: "Neden benimle partnerlik içinde olamıyorsun? Hep kendi bildiğini okuyor, her şeyi yapmak istediğin gibi yapıyorsun." Bu insan, partnerini karar verme sürecinin dışında bıraktığında, istemeden onun değerini geçersiz kıldığını fark etmez.

Akrep Kuzey Düğümü insanı, diğer kişiye "dayanma," işleri kendi bildiği gibi yapmak için onun enerjisini motivasyon olarak kullanma eğilimindedir. O, partnerliğin enerjisini kendi yönünü desteklemek için kullanabilir, onu güçlendiren şeyin partnerlik olduğunu fark etmeyebilir. O kendi kişisel gücünde partnerinin yaratmış olduğu farkı fark etmeli ve bunu kabul edecek alçakgönüllülüğü göstermelidir. Diğer kişinin ne kadar çok katkıda bulunmuş olduğunu anladığında, karar verme sürecine partnerini dahil etmek onun için daha kolay olacaktır. Bazen bu insan kendi başına çekip gitmek ve başkalarını dikkate almak zorunda olmamak ister, ama o partnerini plânına dâhil ettiğinde tek başına daha iyi bir zaman geçirecektir, çünkü o zaman diğer kişi onu destekleyecektir. Eğer onun bir sorunu varsa, ilk içgüdüsü, başkalarının perspektiflerine başvurmak yerine, onu kendisine saklamaktır ve o başkalarının da böyle olduklarını düşünme eğilimindedir. Başkalarının onun onların işlerinden uzak durmasını istediklerini varsayar; oysa bunun tam tersi doğru

olabilir. O, nasıl yardım edebileceğini anlamak için diğer kişiye uyumlandığında, diğerleri onun fikirlerini ve önerilerini iyi karşılar böylece, Akrep Kuzey Düğümü insanı kendisini onaylanmış hisseder ve herkes kazanır! Ve nasıl o başkalarına yardım edecek güce sahipse, kabul edecek alçakgönüllülüğe sahip olduğunda, başkaları da ona yardım edecek güce sahiptirler.

Başkalarının işleriyle meşgul olurken, güdü anahtar etkendir. Eğer bu insanın güdüsü bir yargıda bulunmak ya da diğer kişiyi onun istediği gibi davranmaya yönlendirmekse, diğer kişi bunu hissedecek ve içerleyecektir. Ya da eğer sessiz mesaj, "Daha fazlasını yapmalıydın" ise, diğer kişi bunu hissedecek, cesareti kırılacak ve Akrep Kuzey Düğümü insanını reddedecektir. Ama eğer güdü diğer

kişiyle gerçekten sevecen bir biçimde ilgilenmekse, o kişi bunu hissedecek ve takdirle karşılık verecektir.

Bu insan altta yatan güdüsünden sorumludur. Eğer o başka bir kişiye yaklaşma ve onun işleriyle ilgilenme konusunda kuşkuluysa, kendisine önce şunu sorabilir: "Hangi güdüyle soruyorum?" Eğer güdü diğer kişiyi değiştirmekse, onun yapacağı en iyi şey geri çekilmektir, çünkü kaybedecektir. Eğer güdü diğer kişiyi daha iyi anlamaksa, o ilgisinin iyi karşılanacağına güvenebilir. O, dinleyerek ve derin anlayışını paylaşarak insanlara şifa veren doğal bir terapisttir.

Akrep Kuzey Düğümü insanı, diğer kişiye onun yükünü hafifletmeyi gerçekten isteme güdüsüyle kulak verdiğinde, yardım etmek için ne yapabileceğini de görür. Bazen bu, yükün küçük bir bölümünü sırtlanmayı içerir: Diğer kişiye çamaşırlarını yıkamayı, bir soru kâğıdını doldurmayı, ya da bir ayak işini yapmayı teklif etmek. Eğer o diğer kişiye bunu nasıl yapacağı konusunda akıl verirse, "doğru yoldan çıkmış" olabilir: "Çamaşırını her hafta aynı gün yıkarsan, böyle bir zaman sıkışıklığı yaşamazsın!" Eğer diğer kişi sinirlenerek karşılık verirse, bu insan önerisinin yararlı olmadığını anlayacaktır. Eğer o, "Bak, biraz zamanım var, bir makine dolusu çamaşırını yıkayabilirim, ister misin?" dediğinde diğer kişi takdirle karşılarsa, bu insan bunun o kişinin gereksindiği bir yardım olduğunu anlayacaktır.

Güdüsü desteklemek olduğunda, Akrep Kuzey Düğümü insanı onun için kolay olan bir şeyin diğer kişi için büyük bir yardım olacağını görebilir. O bunu yapmayı önerdiğinde, büyük bir takdir görecektir. Eğer o ne yapacağından emin değilse, her zaman şöyle sorabilir: "Seni desteklemek için ne yapabilirim?" Ve diğer kişi ona söyleyecektir bu çok basit ve pratiktir. Böyle bir etkileşimle, o diğer kişiyle beklentilerinin çok ötesinde ödüller getirecek sevecen bir bağ oluşturacaktır.

İnsanlara bu şekilde yaklaşmak bu insan için yeni bir alışkanlıktır; ama o bunu daha çok yaptıkça, bu yaklaşım daha da kolaylaşacaktır. O, diğer insanlarla derinlemesine bağ kurmanın eşsiz doyumunu yaşadıkça, yaşamı yeni bir doluluk ve sevgi boyutu kazanacaktır.

BİRLEŞME

BAŞKALARINA UYUMLANMAK

Gücünü artırmak için, Akrep Kuzey Düğümü insanı başkalarının değerini onaylamayı öğreniyor ki böylece o başarılı birleşmelere açık olabilir. Ancak, bazen o bu süreci tersine çevirir, kendi değerini göstermek için başkalarının önemini, değerini ve iyi niteliklerini karalar. Sanki o, bilinçaltı olarak, bir başkasının değerini düşürmenin onu daha değerli kılacağını hisseder. Ama bu onu asla daha değerli kılmaz; bu sadece onun kendisini tecrit olmuş ve tükenmiş hissetmesine yol açar.

Örneğin, iş yerinde, eğer birisi muhasebe müdürünün mükemmel bir iş yaptığını söylerse, bu düğümsel gruptan biri şöyle diyebilir: "Ben bu adamdan çok daha üstün bir başka muhasebe müdürü tanımıştım." Bir çalışanı iyi bir iş yaptığında, Akrep Kuzey Düğümü insanı onun başarısını ve iyi yanlarını övmek yerine, bu başarıyı hafife alıp onda başka bir kusur bulabilir. Bu insanın değer biçmesine göre, diğer insanların performansı daima yanlış ya da olabileceğinden "daha az"dır. Sonuçta,

onun çevresindekilerin cesareti kırılır onlar ışıklarının azaltıldığını ve değerlerinin pek önemsenmediğini hissederler. Akrep Kuzey Düğümü insanı çevresindekilere ne kadar zarar verdiğini ve etkilemek istediği insanların gözünde nasıl puan kaybettiğini gerçekten anlamaz. Başkalarını alçaltma alışkanlığının farkına varmak ve bu alışkanlıktan kurtulmak onun en yüksek hayrına olur.

Onun bu alışkanlıktan kurtulmasına yardımcı olacak bir deneme, her gün bir kişiyle ilgili iyi bir şeyi fark etmeye başlamasıdır. Belki de sekreterin hoş bir sesi ya da müşteriler randevular için beklerken onları rahatlatıcı davranışları vardır. Belki de muhasebeci, karar vericilerin hızlı davranabilmeleri ve iyi fırsatlardan en iyi biçimde yararlanmaları için, onlara gereksindikleri rakamları çıkarma konusunda özel bir çaba harcamaktadır. Amaç, her gün her kişiyle ilgili iyi bir şeyi bilinçli olarak takdir etmektir. Bu, onun geçmiş yaşamlardan gelen o başkalarını küçültme eğiliminden kurtulmasına ve onları takdir etme yeteneğini geliştirmesine çok yardımcı olacaktır.

Akrep Kuzey Düğümü insanının bu enkarnasyonda kendisini iyi hissetmek için başkalarının onaylamasına ihtiyacı vardır. Partnerlik onun için iyi sonuç verir onun bu enerjiye ihtiyacı vardır ve o bunu fark edecek alçakgönüllülüğe sahip olmayı öğreniyor. Aslında pratik bir insan olduğundan, o kendi kendisine şöyle diyebilir: "Pekâlâ, gerçek şu ki, mutlu olmak için başkalarının onaylamasına ihtiyacım var. Öyleyse, bunu elde etmek için ne yapmam gerekiyor? Onlar için neyin önemli olduğunu öğrenmeli ve bunu onlara vermeliyim. Ve eğer onları kendi sürecime katarsam ve onların kendilerini önemli hissetmelerini sağlarsam, onlar benim kendimi önemli hissetmemi sağlayacaklardır." Bu insan başkalarını onların iyi niteliklerini ve yapmış oldukları işleri fark etmeyi, takdir etmeyi ve onaylamayı hatırladığı ölçüde, bu yaklaşım onun için iyi sonuç verecektir. O, kendisini iyi hissetmek için başkalarının onaylamasına ihtiyacı olduğunu unuttuğunda, bu önemli adımı ihmal eder.

Bu insanın, güçlerine hayran olduğu ve yeteneklerine saygı duyduğu güçlü bir partneri olması, onun yaşamının her alanında çok iyi sonuç verir. Akrep Kuzey Düğümü insanı başkalarının özgün yeteneklerini, bilgisini ve perspektiflerini bilinçli olarak takdir etmeyi öğrendiğinde, her iki kişinin kendi başına düşüneceğinden farklı bir şey yaratmak için kendi kaynaklarını ve yeteneklerini bir başkasınınkiyle nasıl birleştireceğini görür. Bu sinerjidir. Birleşme yoluyla, her iki insan özgün yeteneklerini "Bütün, parçalarının toplamından daha büyüktür" gerçeğini gösterecek biçimde kullanabilecektir. Akrep Kuzey Düğümü insanı bu enkarnasyonda sihir için programlanmıştır sinerji, güçlenme ve süren yaratıcılığın heyecan verici canlılığı için!

DİNLEMEK

Akrep Kuzey Düğümü insanı her şeyi zaten bildiğini düşünür, bu yüzden başkalarının ona yolunu kolaylaştıracak içgörüler vermelerine açık değildir. Bu onun sınırlamalarından kurtulma fırsatlarını sürekli olarak kaçırması anlamına gelir.

Bazen bu insan, altta yatan yetersizlik duygusundan ötürü "saplanıp kalır." Örneğin, ses öğretmenliği yapan Akrep Kuzey Düğümlü bir müşterim vardı. İlk başlarda bu hanımın birçok müşterisi vardı; o eğitim ve deneyim bakımından gerekli niteliklere

sahipti. Ancak, bir süre sonra müşterileri kopmaya başlamıştı ve hiç kimse bunun nedenini ona söylemiyordu. Aslında, insanlar ona şarkı söylemelerini geliştirmek için geliyorlardı, ama o şarkı söyleme kapasitelerini artırmak için haftalar boyunca onlara soluk alma egzersizleri yaptırıyordu. Onlara istediklerini vermiyordu ve bunun için her türlü gerekçesi vardı. Ama altta, müşterim piyano çalma yeteneği konusunda kendisini yetersiz hissediyor ve öğrencilerinin ona getirdiği şarkıları çalamayacağından korkuyordu. Bir kez o kaygılarını dile getirdiğinde, diğerleri ona birçok fikir verdiler. O sonunda müşterilerinin şarkı söylemelerine yoğunlaştığı sırada onlara eşlik etmesi için bir müzik Öğrencisi tuttu.

Bu insan en sonunda yetersizlik duygusunu kabul ettiğinde, diğerleri ona yardım edebilirler; ama o her şeyi bildiğini düşündüğünde, öğrenmeye açık değildir ve saplanıp kalabilir. Başkaları ona değerlerinden biriyle çatışan yeni fikirlerle yaklaştıklarında, o bu fikirlerle ilgili olarak heyecan duysa bile, bunu hemen bastırma eğilimi gösterir. Bu onun en büyük yanlışlarından biridir. En sonunda, diğerleri ona sorunlarını çözebilecek öneriler sunmayı bırakırlar, çünkü onun alıcı olmadığını bilirler.

Onun sorunları için kabul edeceği çözümler o kadar sınırlı olabilir ki, engelleri aşılmaz bir hale gelir. Örneğin, o arabasını satmak isteyebilir, ama kendisini ona bağlı hisseder ve bu yüzden satış için mantıksız koşullar ileri sürer: Alıcı sarışın olmalı, en az iki yıl üniversiteye gitmiş olmalı ve sigara kullanmamalıdır. Doğal olarak o hiçbir zaman arabasını satmayacaktır!

Akrep Kuzey Düğümü insanı bu sorunlu durumlara diğer düğümsel gruplarda olanlardan çok daha uzun süre saplanıp kalabilir. Bundan kurtulmak için, o kendisininkinden farklı bir değer sistemine dayanan tamamen farklı bir görüşü işitmelidir. O zaman o kaygılarını diğer kişiye aktarabilir: "Benim arabama bağlılığım ne olacak? Ya araba kötü kullanılırsa?" O, diğer kişinin bu kaygıları kendi değer sistemine göre nasıl gidereceğini işittikten sonra, kendi pozisyonunu tekrar düşünebilir. Bazen, partnerini dinlemektense, bir yabancıdan akıl almak onun için daha kolaydır. O, partnerine karşı önyargılı olabilir ve onun tavsiyelerini pek önemsemeyebilir, oysa genellikle ona en doğru geri bildirimi verebilecek olan ve onun güçlerini en iyi tanıyanlar ona en yalan olan kişilerdir. Bu yüzden, o kendisini en iyi tanıyan kişileri gerçekten dinlemeli ve eğer işittiklerinde gerçek ve enerji hissediyorsa, bundan etkilenmesine izin vermelidir.

O her şeyi zaten bildiğini düşündüğünde, ilişkileri temel, fiziksel gereksinimlerini doyurmanın çevresinde döner. Ama bir kez bu gereksinimler karşılandığında, o hâlâ kendisini tatsız ve cansız hisseder. Bu insan, canlılığı, güçlenmeyi, kişisel gelişimi ve değişim dönüşümü deneyimlemek için kendi fiziksel gereksinimlerini aşmalıdır. Onun aradığı mutluluk budur ve bundan daha azı ona doyum vermeyecektir.

Ayırt Etmek

Akrep Kuzey Düğümü insanının başkalarının fikirlerinin doğru olabileceği ve kendisinin değişmesi gerekebileceğiyle ilgili bir içsel korkusu vardır. Büyük değişime her zaman bir korku ve/veya heyecan eşlik eder; bu doğaldır. Ve en derin düzeyde, bu insan değişmek ister. Yaşamını bu kadar zor kılan ezici yüklerden kurtulmak ister; o başkalarından gelen öneri ve bilgi akışına açık olması gerektiğini bilir. O

diğer insanları istilacılar olarak değil, kurtarıcı yardımcılar olarak görmeyi öğrenmektedir.

Bir kez o açık olmaya karar verdiğinde, mesele ayırt etme meselesi haline gelir. Onun başarısı, çoğunlukla, kiminle partnerlik edeceğini dikkatle seçmesine bağlıdır. Herkes "kurtarıcı bir yardımcı" değildir, bu yüzden o kimin onu derinden etkilemesine ve değiştirmesine izin vereceğini ayırt etmelidir. Bunun anahtarı o kişinin enerji alanına uyumlanmaktır. Eğer o diğer kişinin güdülerine uyumlar ve kendisini aşağılanmış hissederse, muhtemelen o kişinin ona karşı zararlı niyetleri vardır ya da kişisel kazanç için ona ödün vermektedir.

Doğru partner, onun enerjisini, yaratıcılığını ve heyecanını harekete geçiren yeni fikirler getirecektir. Onun çok güçlü bir biçimde bağlandığı insanlar vardır; belli bir kişiyle ilgili olarak kendisini enerjik ve canlı hissederse, sonunda modası geçmiş değerleri bırakmaya razı olur. Şimdi o kendi değerlerinden daha güçlü olan bir kuvvetle meşgul olmaktadır ve onu Akrep Kuzey Düğümü insanı kader tarafından bir başkasıyla birebir temelinde tam bir birleşmeyi deneyimlemeye yöneltilmiştir. Sorun, onun böyle bir birleşmenin özlemini çok çekmesine karşın, aynı zamanda ondan çok korkmasıdır. O, eğer bildiği şeyi bırakırsa, tutunacağı bir şeyin kalmayacağından korkar. İroni şu ki, o yeni fikirleri denemeye başladığında, heyecan çok doyum verici olduğundan, kontrol etmeye daha az gereksinim duyar. Bu insanın, başkalarına kendilerini anlaşılır hissettirme yeteneğinden ötürü, şaşırtıcı bir birleşme kapasitesi vardır. O diğer kişiyi derin bir biçimde dinlediğinde ve anladığında, dikkatli dinleyişi o kişiye kendisini sevilmiş ve kabul edilmiş hissettirir. Dinleme yeteneği onun diğer kişinin psişik enerjisine bağlanmasını ve eğer isterse o kişiyle birleşmesini de sağlar. Onun yenilenme ve durgunluktan kurtulma pasaportu başkalarıyla bu derin birleşmedir.

PSİŞİK DUYARLILIK

Akrep Kuzey Düğümü insanı başkalarının gizli düşüncelerine "uyumlanma" yeteneğine sahiptir. Birisinin yanında durduğunda, eğer o kişinin enerjisini almak için kendisini açarsa, onun karakterini ve güdülerini anlar. O birisinin karakteri hakkında yanlış hüküm verdiğinde, bu kendi değerlerini o kişiye projekte etmesinden ötürüdür. Bunu yaptığında, aklanabilir. Ancak, gerçekten "uyumlandığında" ve diğer kişiyle ilgili olarak hissettiklerine güvendiğinde asla aklanmaz.

Bu insan başkalarının içsel karışıklığını hissettiğinde, yardım etmek ister, ama geribildirim olmadan bunu nasıl yapacağını bilmez. Önemsediği birisi üzüldüğünde ve kendisini çaresiz hissettiğinde, bu insanın en iyi tepkisi, "Seni desteklemek için ne yapabilirim?" diye sormak olabilir. Diğer kişi çok aptalca gelen bir yanıt verebilir: "Her sabah saat 9.00’da bana telefon etmeni, kalkmamı ve yatağı toplamamı hatırlatmanı istiyorum." istediğinde, ilişki yürür. (Eğer para söz konusuysa, o bir başkasının parasal enerjisiyle bir birlik oluşturduğunda daha çok para kazanacağını kendisine hatırlatarak risk almak isteyebilir.) Yine de, o diğer kişiyi tam o şekilde destekleyerek güçlendirir ve o kişi bunun sonucunda onun değerini onaylayacaktır. Bu onun ilişkilerinde başarı yaratacaktır.

Eğer sorunlar ortaya çıkarsa, bu Akrep Kuzey Düğümü insanının diğer kişiyi kendi

bildiği gibi "düzene sokmak" istemesinden ötürüdür! Onun, diğer kişinin acısını nasıl dindireceği ve durumu nasıl düzelteceğiyle ilgili birçok fikri vardır. O durumda kendisinin ne yapacağını projekte eder ve diğer kişinin gereksinimlerini dikkate almayı ihmal eder. Bunun yerine, o diğer kişinin ona söylediklerine açık olmalıdır.

Ancak, bu onun kendisini feda etmesi gerektiği anlamına gelmez. Eğer diğer kişi ilişkide kendisini güvenli hissetmesi için evlenmeleri gerektiğini söylerse, eğer Akrep Kuzey Düğümü insanı bunu yapmak istemiyorsa, onunla evlenmek zorunda değildir. O kişiyi evlilik fikrinden vazgeçirmeye çalışmak, ya da evlenmek için ne yapması gerektiğini ona söylemektense, onun yapacağı en iyi şey, diğer kişiye destek için neye ihtiyacı olduğunu doğrudan sormaktır: "Bak, içindeki karışıklığı hissedebiliyorum ve yardım etmek istiyorum. İlişkimizi sürdürmek isterim, ama yaşamımın bu noktasında evlenmek istemiyorum. Öyleyse, seni en iyi biçimde nasıl destekleyebilirim? Seni evliliğe hazır olan başka birisini bulmaya teşvik etmemi mi, yoksa evlenerek kurtulacağını düşündüğün korkuları aşmana yardımcı olmamı mı istersin?"

Bu insan, diğer kişinin ona içsel çatışmasını neyin gidereceğini ve gereksinimlerini neyin karşılayacağını söylemesine izin vermelidir. O, "doğru yolda" olup olmadığını diğer kişinin yanıtıyla bilecektir: Onun desteği gerçekten yararlı olduğunda, o kişi bu desteği coşkuyla onaylayacaktır.

ENDİŞE

Akrep Kuzey Düğümü insanı kendisini endişeli hissettiğinde, gerçek duygularını açığa vurmak istemeyebilir. Bir çatışmaya girmek istemez, bu yüzden duygularını gömer ve iletişim kesilir. Bunun yerine, o diğer kişiyle konuşarak engeli aşmayı öğreniyor. O bir yüzleşmeyi göze alarak dürüst iletişim yoluyla daha yakın bir bağ oluşturmak uğruna rahatsız olmaya gönüllü olarak diğer kişiyle ilgili varsayımlarını aşmalıdır. Eğer onun güdüsü diğer kişinin değerlerini ve gereksinimlerini daha çok anlamaksa, bu çok verimli olabilir. Her şeyi kendi başına yapmaya çalışmaktansa, diğer kişiyle bir ilişki geliştirmenin yolu budur.

Bu insan, nasıl ilişki kuracağını bilmediği için kendisini endişeli hissettiğinde, bu evrenden gelen ve ona, "O kişinin psişesine daha çok girmelisin" diyen bir işarettir Genellikle, Akrep Kuzey Düğümü insanı o korkuyu duyduğunda, geri çekilir, bu da iyi sonuç verecek davranışın zıddıdır. O, diğer kişinin arzularını, güdülerini ve değerlerini anlamak için onu daha derin bir düzeyde soruşturmalıdır. Onun endişesini bu giderecektir.

Örneğin, birisi onun söylediklerine karşı çıktığında, o otomatik olarak kendi bakış açısını savunma ihtiyacı duyar. O anda, eğer kasten bunu tersine çevirip diğer kişinin perspektifini sorarsa, sırf odağı değiştirmek bile baskıyı kaldırır. O şöyle diyebilir: "Bak, senin bakış açını anladığımdan emin değilim. Ne düşündüğün konusunda daha çok şey bilmek isterim." Onun otomatik tepkisi daima kendisi üzerindedir, ama o diğer kişiye odaklanmalıdır.

EŞRUHLAR

Akrep Kuzey Düğümü insanı için, bu bir partnerlik enkarnasyonudur. Bu ister bir eş,

ister bir iş ortağı olsun, onun kendisini uyarılmış ve durgunluktan uzak tutacak enerjiyle besleyecek bir partnere ihtiyacı vardır. Bu bir eşruh enkarnasyonudur, bu yüzden yaşam ona bir eşruh ilişkisi deneyimlemesi için peş peşe fırsatlar getirecektir. Bir eşruh ilişkisi gerçekte onun kendisiyle doğru "kimyaya" sahip olduğu, ona heyecan duygusu veren birisiyle enerjisel bir düzeyde birleşmesidir. O partnerini güçlendirdiğinde, partneri de onu onaylayarak ve onunla ilgilenerek karşılık verir. Karşılıklı enerji bu insanın geçmiş enkarnasyonlarda durgunlaşmış olan yanlarını yeniden canlandırır.

Eşruh ilişkileri cinsel ilişkilerle sınırlı değildir. Eğer iki insan bir kitap yazmak, bir lokanta işletmek, bir işi başlatmak gibi ortak bir hedefi paylaşırlarsa, bu bir eşruh ilişkisi olabilir. Her iki insan, projelerini daha güçlü bir biçimde üretmek için enerjisel ya da psişik düzeyde bir olurlar. Her ikisi de, enerjilerinin bütünleşmesini sağlamak için, kişisel meselelerini bırakmaya gönüllü olmalıdır. Akrep Kuzey Düğümü insanı, birleşmek ve azami ortak kazanç sağlamak için diğer kişiyi, onun ne sunduğunu ve kaynaklarının neler olduğunu anlamaya istekli olmalıdır. Onun parladığı yer orasıdır!

Romantik/kişisel ilişkilerde de aynı prensip geçerlidir. Eğer bu insan "senin değerlerine karşı benim değerlerim" şeklinde odaklanırsa, kaybedecektir. Öte yandan, eğer o diğer kişiyle deneyimlemek istediği yüksek hedefi açıklığa kavuşturmuşsa, bu konuda onunla anlaşmışsa, o zaman metodolojisini diğer kişiyle birlikte çalışacak ve deneyimi kazanacak şekilde ayarlamaya gönüllü olur.

Bu onların yaratmak istedikleri ilişki türüne karar vermeleri ve sonra ideale ulaşmak için birbirlerini desteklemeleri kadar temel bir şey olabilir. Çiftler daha gençken, onların hedefi çocuk yetiştirmek olabilir. Daha sonra bu hedef belli ruhsal ideallere göre birlikte yaşama, kendi kendine yardım ya da dönüşümsel deneyimler yoluyla birlikte gelişme, paylaşılan sağlık hedeflerine erişmek için birbirini destekleme vb. olabilir.

Kişisel ilişkiler yaratırken en iyi yaklaşım, diğer kişiyi tanımak ve onun değerleri, arzuları ve güdüleri ile bağdaşıp bağdaşamayacağını görmektir. Paylaşılan değerlere sahip olmak çok önemlidir ve Akrep Kuzey Düğümü insanı aldanabilir. Eğer o kendi değerlerini içgüdüsel olarak dışarıya projekte ediyorsa, doğru bir görüntü elde edemeyecektir. Ama eğer diğer kişinin paylaşımına gerçekten açıksa, o kişinin değerlerinin ona canlılık kazandırıp kazandırmadığını hissedebilecektir. Bunlar onun hiç düşünmediği değerler olabilir bu onun yolu üzerindeki ikinci adımdır! Fiziksel duyulara çok uyumlanarak geçirdiği geçmiş yaşamlardan ötürü, Akrep Kuzey Düğümü insanı genellikle sekse ve sevginin fiziksel olarak gösterilmesine epey ilgi duyar. O bedeninin farkındadır ve ondan nasıl zevk alacağını bilir. Ancak, o duyusal zevkin o kadar farkında olabilir ki, bir enerji düzeyinde cinsel etkileşim yoluyla mümkün olan değişim dönüşümü kaçırır.

Eğer o partnerinin psişik enerjisine uyumlanırsa (yani, diğer kişinin kaynaklarını ve enerjisini bilinçli olarak takdir ederse), o zaman, cinsel olarak birleştiğinde, deneyimi hayal etmiş olabileceği şeyi çok aşar. Bu insan, fiziksel birleşmeyle birlikte psişik/ruhsal uyumlanma ve birleşmenin değerini fark eder etmez, onun bu konudaki gizli yetenekleri de ortaya çıkar. O partnerinin enerjisine açık olduğunda, cinsel zevki aşıp, ruhsal simya ve güçlenme boyutuna genişleyen bir hazzı

paylaşabilir.

HEDEFLER

KARŞILIKLILIK

Akrep Kuzey Düğümü insanı, aşırı uçlarda ("benim yolum ya da senin yolun") düşünme eğiliminde olduğundan, bazen, başkalarıyla birleşebilmek için kendi değerlerini tamamen bırakır. O "insanları hoşnut edici" hale gelir, bu da işe yaramaz. Bu enkarnasyonda o başkalarıyla "ben/sen" pozisyonundan ilişki kurmayı bırakmak ve "bizim için en iyisi neyse o" pozisyonundan ilişki kurmaya başlamak ister. O zaman o karşılıklı güçlendirme ve karşılıklılık güdüsüyle takdir etmenin ve saygının gücünü paylaşabilir.

O, diğer kişiye cesaret, şevk ve destek verme konusunda yeteneklidir; bu da o kişiyi şifalandırır ve onun yaşamını kolaylaştırır. Diğer kişi bu insanda bir eşruh ve güç kaynağı hisseder ve sevgi, takdir ve şükranla karşılık verir.

Ancak, başkaları Akrep Kuzey Düğümü insanına onun neye gereksinimi olduğunu sorarak karşılık verdiklerinde, o kendisini kapatabilir ve sanki "her şey kontrol altında"ymış gibi davranabilir. Ama o başkalarının onun durumunu görmelerine ve yaşamını kolaylaştıracak yollar önermelerine izin vermelidir. Bu karşılıklı bir şeydir. Bu insan başkalarının desteği kabul ettiklerini ve onun tarafından güçlendirildiklerini gördüğünde, kendisi de desteği incelikle kabul etmeyi öğrenebilir.

O sadece, kendisini verici ya da alıcı olarak görmeyi bilir. Verme yoluyla almayı içeren karşılıklılık sürecinin karşılık olarak onu zenginleştiren ve gelişmesine yardımcı olan bir enerji aldığının hiç farkında değildir. Örneğin, eğer o bir hayır işine başkanlık etmeye gönüllü olursa, onun zihninde bu sadece olayı başarılı kılmak için zamanını ve enerjisini verme meselesidir. O bundan elde ettiği şeyi gözden kaçırabilir.

Mirasları Kabul Etmek

Akrep Kuzey Düğümü insanı için bu başkalarından miraslar alma enkarnasyonudur. Miras almak onun için sağlıklıdır. İnsanların ona para, enerji, fikirler vb. vermeleri gerekmektedir. Onun işi elinde tuttuğu şeyi bırakmak kendisini boşaltmak ve başkalarının enerjilerinden yararlanmaya açık olmaktır. Bu onun yaşamının her alanı için geçerlidir.

Geribildirim için sorunların başka birisi tarafından çözülmesi onun yararına olur. Eğer birisi onun "doğru olduğunu bildiği" ama uygulamaya direndiği bir öneri sunarsa, özdisiplini uygulamanın hedefine erişmek için, hemen doyuma ulaşma isteğini dizginlemenin zamanı gelmiş olabilir. Eğer o kuşkuluysa, pratik bir düzeyde işe yarayıp yaramadığını görmek için o öneriyi her zaman deneyebilir (örneğin, soğuk davranmayı bırakıp bırakmayacağını görmek için, bir hafta boyunca erkek arkadaşından hiçbir talepte bulunmamak).

Bu insan, kendisinin öğrenmek istediği konularda başarılı olan kişilere akıl

danıştığında, onların fikirlerini ve perspektiflerini dinlemekten gerçekten zevk alır ve daha güçlü bir hale gelir. Bu onu ister o düşünmüş olsun, ister bir başkasından gelmiş olsun neyin işe yaradığına bakma ve o tarzı benimseme pratikliğiyle ilgilidir. Bu ayrıca, onun diğer insanların deneyimlerinden yararlanmasıyla ve her zaman kendi yoluyla zor yolla öğrenmek zorunda olmamasıyla da ilgilidir. Diğer insanların ona yeni fikirler ve enerjiyle yardımcı olmaları gerekmektedir.

Alçakgönüllülük ve Alıcılık

Akrep Kuzey Düğümü insanı çoğunlukla kendi üzerinde odaklanmış görünür. Başkalarını dinlemediğinde, sözcükleri bunu yansıtır. Bir başkasıyla rahat bir ilişki oluşturmak için, onun o kişiyle daha derin bir anlayış oluşturma güdüsüyle bağ kurması gerekir o zaman, diğer kişinin ona güvenmesini sağlayacak sözcükleri doğal olarak kullanacaktır.

O kendisine odaklandığında, aslında büyük bir düş kırıklığı hisseder, çünkü neler olup bittiğini o pozisyondan anlayamaz. O ancak kendi pozisyonunu bırakıp, diğer kişinin pozisyonuna yargılamadan uyumlandığında neler olduğunu anlayabilir.

Bu insanın bu enkarnasyonda öğrendiği bir şey, başkalarına ihtiyacı olduğunu ve diğer insanların enerji alanlarıyla birleşmenin güçlendirici olduğunu görecek kadar alçakgönüllü olmaktır. Onun hangi insanların onun enerji alanını güçlendirdiğini ve hangilerinin güçlendirmediğini ayırt etmesi önemlidir. Sonra o insanların değerini onaylayacak alçakgönüllülüğü göstermelidir.

Akrep Kuzey Düğümü insanının işi, onun enerjisini harekete geçiren bir hedefi olan birisiyle bağ kurmak ve kendi kendisine şöyle sormaktır: "Bu insana hedefine erişmesini sağlayacak şekilde nasıl güç verebilirim?" O tümüyle diğer kişiyi güçlendirmeye odaklandığında, otomatik olarak, o kişiye başarma yeteneğine güvenmesini sağlayacak ne söyleyeceğini ve ne yapacağını bilir.

Bu insan başkalarının başarılı olmalarına yardım ettiğinde, kendisinin de bir şey başarmış olduğunu hisseder ve özgüveni kazanır. O yaratıcılığını ve gücünü başkalarıyla birleştirmiş olduğundan, enerji ve basan sevinci birdenbire yükselir! Diğerleri, bu insanın enerjisi ve desteği olmadan başaramamış olacaklarını bilir, böylece doğal olarak ona karşılık vermek isterler. Bu, Akrep Kuzey Düğümü insanının özdeğeri duygusunu onu canlandıran ve özgürleştiren bir biçimde güçlendirmesinin anahtarıdır.

Ne yazık ki, bu insan, çoğunlukla, onu kendi kendisine dayattığı esaretten kurtarıp özgürleştirebilecek olan armağanlara değer vermez. Eğer o bu armağanlara değer vermez ve saygı göstermezse, onları gerçekten kullanamaz. Bu şekilde, egosu onun yaşamın ona diğer insanlar vasıtasıyla getirdiği fırsatları fark etmesini ve armağanlardan yararlanmasını engeller. Akrep Kuzey Düğümü insanı, sadece kendi çabalarıyla kazandıklarını değil, başkalarının ona getirdikleri armağanları da takdir etmeyi öğreniyor.

Eğer o sadece kendi ağır çalışması sonucunda elde etmiş olduğu şeye değer verirse, ilahi inayete açık olmaz. Sonunda, sadece bu inayet onu kendi katılığının ötesine götürebilir. Onun işi, ilahi inayetin diğer insanlar vasıtasıyla yaşamında iş görmesine

izin verecek kadar alçakgönüllü olmaktır.

BAŞARILI PARTNERLİK

Akrep Kuzey Düğümü insanı yeteneklerini başka insanların projelerine uyguladığında ya da başka birisinin fikrine dayanan bir projeye katıldığında daha iyi durumda olur. Bunun istisnası, onun fikrinin ruhsal bir kaynağı olması durumudur. O, katı ve koşullanmış değer sisteminin dışındaki bir mevcudiyetten kaynaklanan projeleri ve yollan izlediğinde daha iyi durumda olur.

BAŞKALARINI GÜÇLENDİRMEK

Akrep Kuzey Düğümü insanı birçok yaşamı bir özdeğeri duygusu geliştirerek geçirmiş olduğundan, çevresindekiler kendi değerlerini fark etmediklerinde, şaşırır. Başkalarının kendi doğal yeteneklerini takdir etmemelerine ve yeteneklerini kullanmak ve kendilerini iyi hissetmek için pratik bir düzeyde yapılması gerekeni yapmamalarına şaşırır ve bunu anlayamaz. Bu insanın en büyük mücadelesi partnerini ya da yakın ilişki içinde olduğu diğer kişileri başarıyla güçlendirmekte yatar.

Onun partneriyle ilgili olarak olumlu bir ruh haline sahip olması kolaydır. O diğer kişinin yeteneklerini övebilir ve ona cesaret verebilir. Sorun, bu insanın kendisine çektiği romantik partnerin sonuçlar almak için gerekli eylemde bulunma iradesine sahip görünmemesidir. Bu partner pratik, güçlendirici hedeflere erişmek için harekete geçmez, ya da bunu yapmasını sağlayacak niteliklerden yoksundur.

Eğer partneri içsel olarak bu güdülenimden (motivasyondan) yoksunsa, Akrep Kuzey Düğümü insanı bunu anlamaz ve partnerini nasıl harekete geçireceğini bilmez. Bu yüzden o kendi kaynaklarına başvurur ve partnerliğin enerjisini kendi sağlam sonuçlar yaratma yeteneğini ateşlemek için kullanır. Ne yazık ki, bu aynı eski "Her şeyi kendim yapmalıyım" senaryosudur ki bu da partnerin kendisini güçsüz ve yaratıcı sürecin dışında bırakılmış hissetmesine yol açar.

Eğer Akrep Kuzey Düğümü insanı kendisini bu durumda bulursa, partneriyle daha derinlemesine temasa geçmek için zaman ayırması gerekir. Eğer o partnerinin güdülerine gerçek bir ilgiyle yaklaşırsa, onun arzularını ve gereksinimlerini keşfetmeye başlayabilir. İnsanlar ancak istedikleri bir şey tarafından motive edildiklerinde eyleme geçme hevesini duyarlar. Akrep Kuzey Düğümü insanı, kendisi esasen para ve rahatlık tarafından motive edildiğinden, herkesin bu arzular tarafından gayrete getirildiğini varsayar; ama bu doğru değildir. O, partnerinin kendisini motive eden şeyi bulmasına yardımcı olmalıdır.

Örneğin, diğer kişi başarıya ulaşmasını engelleyen korkularından kurtulmak isteyebilir. Böyle bir kişi sınırlılık duygularını aşmak uğruna eyleme geçmeye güdülenebilir ve Akrep Kuzey Düğümü insanı o kişiye yeni bir işin peşine düşerek o korkuları yenmeye doğru bir adım atacağını hatırlatabilir. Belki de diğer kişiyi motive eden şey topluma bir katkıda bulunmaktır, ya da ilgi merkezi olup başkalarının dikkatini çekmektir. Akrep Kuzey Düğümü insanı başkalarının gizli arzularını ve dürtülerini ortaya çıkarmakta ustadır ve partnerini kendi içsel motivasyonuyla temasa geçirebilir. Bu kendi başına bir güçlendirmedir. Partner, bu

insanın yeteneği tarafından desteklendiğinde eyleme geçecek ve sonuç parasal ödülleri de içerecektir. Akrep Kuzey Düğümü insanının istediği de budur partnerinin özsaygısını geliştirmek ve her ikisi için güven ve rahatlığı elde etmek!

Geçmiş yaşamlarından ötürü, Akrep Kuzey Düğümü insanı görevi tamamlama yeteneğine zaten güvenir. Şimdi o başkalarına kendilerine değer vermeyi öğretmektedir. O, başkalarına onlara yardım edecek kadar değer vererek, onları otomatik olarak güçlendirir.

Tek aksaklık, bu insan başkalarına işleri nasıl yapacaklarını söylemeye çalıştığında meydana gelir. Bu asla işe yaramaz, çünkü o diğer kişinin yeteneklerini ve güçlerini bilmez, ancak kendisininkileri bilir. Örneğin, eğer Akrep Kuzey Düğümü insanı elli metrelik bir koşu yarışına katılmaya karar verirse, o boyuna, bacak uzunluğuna ve kazanmak için gerekli hıza göre hilelerinin ne kadar uzun olması gerektiğini tam olarak bilir. Şimdi, onun güçlendirdiği kişi çok daha kısa boylu ve daha kısa bacaklı olabilir. Eğer o, Akrep Kuzey Düğümü insanıyla aynı hileleri atmaya çalışırsa, bu onun bedenine göre doğru olmayacak ve o yarışı asla kazanamayacaktır.

Bu yüzden, bu insan diğer kişiye hep onun için neyin iyi sonuç vereceğini söylemekten ve sonra da o kişinin yolunun doğru olmadığı sonucuna varmaktan kaçınmalıdır. Bu onun için kontrol edilmesi zor bir benmerkezciliktir. Ama onun bu enkarnasyondaki işi, diğer kişinin kazanmasına yardım etmek için kendi bildiklerini o kişinin değer sistemine uyarlamaktır.
Örneğin, eğer daha kısa boylu olan kişi yarışa katılmak istiyorsa, o şöyle diyebilir: "Boyuma ve bacak uzunluğuma oranla kulvarımın ne olması gerektiğini hesaplamak istiyorum." Akrep Kuzey Düğümü insanı bunu kendisi için nasıl hesapladığını bilir, böylece diğer kişinin beden ölçüsünü, mizacını, zayıf ve kuvvetli yanlarını dikkate alarak aynı formülü o kişiye uygulayabilir. O bunu kendi tarzında yapmak yerine başkalarının kendi işlerine yarayacağını hissettikleri bir plân yapmalarına yardımcı olabilir.

PSİKOLOJİK FARKINDALIK GELİŞTİRMEK

Akrep Kuzey Düğümü insanı mükemmel bir psikolog olur. O başkalarının kaygılarına ve özlemlerine doğal olarak uyumlanır. Bu onun geçmiş yaşamlarda sahip olmadığı özel bir yetenektir. Zihnini kendi değerlerinin önyargısından arındırdığında, o başka bir kişinin ruh halini hissetme ve onun güdülerini, gereksinimlerini ve değerlerini anlama konusunda muazzam bir yeteneğe sahiptir.

Bu insan başarıyı nasıl yaratacağını bilir. O, başkalarının başarıyı yaratmalarına yardımcı olmak için, o kişinin psikolojisini dikkate alması gerektiğini öğreniyor. Bazen insanlar Akrep Kuzey Düğümü insanının verici doğasını istismar ederler ve o bunu iş işten geçtikten sonra fark edebilir. O bundan, o konuda düşünmeye ve o kişinin güdülerini hissetmeye zaman bulana dek onun teklifini kabul etmeyerek kaçınabilir: "Evet, bu harika bir teklif gibi görünüyor! Bu konuda düşünmeme izin ver, kararımı sana sonra bildiririm." O çok çabuk karşılık verme eğilimindedir; diğer kişiye ve duruma psişik olarak uyumlanmak için kendisine biraz zaman tanıması onun için daha iyi olur. Eğer sonuçta kendisini daha güçlü ve canlı hissediyorsa, o teklifi kabul edebilir. Ancak, eğer o kötü bir hisse kapılır ya da enerji kaybetmeye başlarsa, bu bir uyarıdır.

Bu insan için başkalarının güdülerine dikkat etmek önemlidir. Bu onun aklına nadiren gelir, böylece bazen düş kırıklığına uğrar. O, başkalarının aynı değerlerle iş gördüklerini ve her zaman dürüst olduklarını düşünür. Ama zaman ayırıp insanların güdülerini incelediğinde, onların hangi rolleri oynadıklarını ve gerçekte ne olduklarını anlayabilir. Amaç, potansiyel partneri gerçekten incelemektir ve Akrep Kuzey Düğümü insanı çok iyi bir dedektiftir! Onun için, bu bir partnerlik yaşamıdır, bu yüzden onun diğer kişinin derin bir düzeydeki güdülerini, amaçlarını ve değerlerini incelemesi gerekir.

Sentez

Bu insan yön değiştirmekte zorlanır. O bir hedef belirler, ona nasıl ulaşılacağını hesaplar ve enerjisi o denli odaklanır ki yanlış yolda olduğunu yan yolda keşfetse bile geriye dönmesi neredeyse olanaksızdır.

Bu düğümsel pozisyonda bulunan ve bir lisede "Liderlik Geliştirme Takımı"nda yer alan bir öğretmen müşterim vardı. Takım bazı değişiklikler yapma konusunda çalışıyordu. Bu hanım toplantıya kafasında oluşturmuş olduğu kesin bir plânla gitti. Birisi değişik bir plân önerdiğinde, o çok sabırsızlandı. Diğer kişiyi kendi plânının doğru yol olduğuna ikna etmeye çalıştı; ona göre, ya diğerinin fikri iyi bir sonuç vermezdi, ya da grubun bu konuda düşünecek zamanı olmamıştı. Onun zihninde "işin yapılmasının tek yolu olan" kesin bir plân vardı ve başka her şey onun için bir tehdit oluşturuyordu.

Sentez Akrep Kuzey Düğümü insanı için zor olabilir, çünkü kendi pozisyonunu diğer kişinin söylediği şeyi dikkate alacak kadar yeterince uzun bir süre bırakmak onun için zordur. O kendisini, paylaşılan hedefe sonuca odaklanacak ve kendi fikirleri ile diğer kişinin fikirlerinin azami başarıyı sağlamak için nasıl kaynaşabileceğini düşünecek şekilde eğitmelidir.

O birlikte iş görme sanatını öğrenmektedir. İlk adım, ilgili kişilerin daima hedeften daha önemli olduklarını hatırlamaktır. Bu insan bunu kendisine sürekli olarak hatırlatmalıdır. Lisedeki örnekte, müşterim en önemli olarak insanlara odaklanmalıydı. O zaman, onlar fikirlerini ortaya koyduklarında, müşterim onların perspektiflerini dinleyecek ve o insanların projeye hangi yaratıcı armağanları getirdiklerini keşfedecekti. İnsanları daha önemli olarak görmek Akrep Kuzey Düğümü insanı için zordur ve bu uygulama ister. Çoğunlukla, o birisini ayaklar altına almış olduğunu fark ettiğinde, bir durumun ortasındadır. Yine de, o noktada durabilir ve özür dileyebilir: "Kendi fikrime aşırı odaklandığımdan senin önerini iyi duymamış olduğumu şimdi fark ettim. Seni incittiysem özür dilerim." Sonra, o diğer kişinin fikrini dinlemek için bir girişimde bulunabilir.

DURGUNLUKTAN KAÇINMAK

DEĞİŞİM ENERJİSİ

Akrep Kuzey Düğümü insanı durgun rutininden kurtulmakta çok zorlanır, böylece, onun için doyum verici olmayan durumlara saplanıp kalır. O, rutininden kurtulmak için gerçekten heyecanlanmalıdır. Ve ona heyecan veren bir şey sunulduğunda, o işi sonuna dek götürecek özdisiplinini göstermeli ve ona enerji veren yolun üstünde kalmalıdır. O, kendisini engelleyen etkenleri bırakmaya gönüllü olmalıdır.

Bir yandan, bu insan bir rutin içinde olmaktan hoşlanır, çünkü bu rahat ve alışılmış bir şeydir. Öte yandan, o yaşamdan yeterince şey almadığını ya da istediği deneyimleri yaşamadığını bilir. Ama onun, işleri farklı bir biçimde yapmayı istemesi için, belli bir doyumsuzluk düzeyinin olması gereklidir. Rahatsızlık ve doyumsuzluk onu ufuklarını değiştirmeye ve genişletmeye iter.

Örneğin, bu düğümsel gruptan olan bir insan mevcut durumunda artık rahat olmadığı için taşınmak isteyebilir. Taşınmak epey enerji gerektirir: Kişisel eşyayı ayırmak, evi satışa çıkarmak için onarmak, vb. O, çaba harcamaya gönüllü olmalıdır ve değişim yapmak için gerekli olan çalışmayı yapmak özdisiplini gerektirir. Ama eğer o bunu yaparsa, "kriz" enerjisi ona heyecan verecek ve teşvik edecektir özellikle eğer o bunu bir partnerle birlikte yapıyorsa ve her şeyi "kendi bildiği gibi, zor yoldan" yapmamaya gönüllüyse. Tam ve esaslı iş yapmak inşa etme sürecin de değerli bir niteliktir, ama değişiklikler yaparken bu bir engel olabilir.

Değişimin enerjisi inşa etmenin enerjisinden farklıdır. İnşa etme enerjisi eksiksiz, adım adım ilerlenen bir süreci gerektirir. Değişimin enerjisi ise hızlı ve yoğun hareketi gerektirir. Akrep Kuzey Düğümü insanı eskiyi bırakmalı, yeni bir yöne gitmeli, onu engelleyen şeylerden kurtulmalı ve hızlı sonuçlan mükemmelliğe tercih etmelidir. Eğer o aşırı yavaş hareket ederse, değişim için gerekli olan devingenliği yitirir. Değişimin kendisi ona saplanıp kaldığı rutinden kurtulması için gerekli olan adrenalini sağlayacaktır, ama o hareket halinde olmayı sürdürmelidir!

Bu, okyanustaki bir sörfçü gibidir eğer uzun uzun düşünüp taşınırsanız, dalgayı kaçırırısınız. Akrep Kuzey Düğümü insanı değişim dalgasını yakalamalıdır; geçici olarak kontrolü kaybetse ve korksa bile, eğer dalganın üstünde kalırsa, dalga onu kıyıya götürecektir. Değişim yapmak için, o hissettiği yeni enerjiyle temasta kalmalıdır. Eskiden uzaklaşırken, çok az yerine, çok fazla şeyi bırakmak onun için daha iyi olur. Geriye bakarak yapılan değerlendirme, değişim yapmanın onun yol boyunca bıraktığı her şeyden çok daha bilgece ve doyum verici bir yol olduğunu gösterecektir.

SINIRLAMALARI BIRAKMAK

Akrep Kuzey Düğümü insanının yaşamında doğal bir denge duygusu yoktur. O bir yöne doğru gider ve bilinci o yöne öylesine uyumlanır ki, o başka hiçbir şeyi göremez sadece gitmeyi sürdürür.

O fiziksel dünyaya bağlanır, maddeyi yönlendirir ve ruhu unutur. Onun yaşamı bu yüzden bu kadar zordur o çok maddi yönelimlidir ve çevresinde çok fazla yoğunluk vardır. Kendi iyiliği için yaşam boyunca daha kolayca yolculuk yapabilmek için hafiflemelidir. Kendisini maddi durumundan geri çekmesi ve bu enkarnasyonda aslında neyi deneyimlemek istediğini düşünmesi onun için daha iyi olur. O, maddi işlerini ona heyecan veren ufukları keşfetme özgürlüğünü verecek biçimde nasıl düzenleyebilir? Bu enkarnasyonda başkalarının bilgi ve tavsiyeleri yardımcı olacağından, onun nereye gittiğini açıklığa kavuşturmak için aylık bir danışma seansına katılması ya da bir arkadaşıyla ciddi bir toplantı yapması kesinlikle akıllıca olacaktır.

Bu insanın, saplanıp kalmasına neden olacak bir hareket ya da düşünce yolunu izlememesi onun için en iyisidir. O dünyevi şeylere daha az bağlanmayı öğrenmektedir ki böylece ruhsal âlemlerde yükselmekte ve başkalarıyla psikolojik/astral bağlarının tadını çıkarmakta özgür olabilsin. Bu onun geçmiş yaşamlardan alışık olduğu fiziksel zevkin ötesinde tümüyle yeni bir haz âlemidir ve bu maddi kata bağlılığı bırakmayı gerektirir. Enerjisinin başkalarıyla birleşmesine izin vererek, o kendisini fiziksel olanın esaretinden kurtarır.

Örneğin, eğer o bir ev satın alırsa ve onu yeniden dekore etmesi gerekiyorsa, onun ilk içgüdüsü bunu kendi bildiği gibi yapmaktır, böylece ev onun tarzını yansıtacak ve o evin her bölümüne bağlanabilecektir. Bu yaklaşım, geçmiş yaşam değerlerine ve maddi âleme tutsaklığın sürmesine yol açar; Akrep Kuzey Düğümü insanı için bu "nasıl kaybederim"e eşittir.

Eğer bunun yerine o bir dekoratör ya da sanatsal yetenekleri olan bir arkadaş getirir ve o kişinin işe uzmanlık katmasına izin verir, işi diğer kişinin bildiği gibi yapmaya açık kalırsa, o zaman, bağlı olmadığı güzel bir ortama sahip olacaktır. O zaman o, çevresi tarafından sınırlanmak yerine desteklenerek rahatlık içinde yaşayabilir. Bu Akrep Kuzey Düğümü insanını, onun için çok canlandırıcı olan psikolojik ve astral dünyalara doğru genişlemekte özgür bırakır.

İYİLEŞTİRİCİ TEM ŞARKI

Müzik riskler almamızı duygusal olarak güçlü bir biçimde destekleyebildiğinden, her düğümsel grup için, onun enerjisini olumlu bir biçimde değiştirmesine yardımcı olmak amacıyla iyileştirici bir şarkı yazdım.

YENİYİ KARŞILA

Bu şarkının iyileştirici mesajı, Akrep Kuzey Düğümü insanının değişimi kabullenme ve karşılıklı olarak güçlenme ve alışveriş için başkalarıyla başarılı bir biçimde birleşme yoluyla elde edebileceği enerjiyi tanımasına neden olabilir. O, yaşamın getirdiği yeni fırsatları iyi karşılayarak, "saplanıp kalma" eğilimini kolayca aşabilir. Seçilmiş şarkı sözleri:

Sıkı tutunmanın amacı nedir?
Hayalin doğru, ama biçimi değil
Bugün yaşamına sevinç getiren şey Farklı bir biçimde de gerçekleşebilir! Kollarını gökyüzüne doğru kaldır
Bugün yaşamında olan yeniyi karşıla Yaşam onu bizzat sana gönderdi,
Çünkü sen yeni bir şeye hazırsın
Ama zaten gitmiş olanı bırakmalısın Bırakmalısın, şimdi ilerleme zamanıdır...

Kategori: