Elma - 2

Submitted by Erkan Esin on Fri, 02/07/2020 - 20:13
  • Up
    0%
  • Down
    0%

Bir dağ köyünde büyüdüm, çevrem, zayıf, yavaş ve silik bir kişiliğe sahip olduğumdan bana kendi adım yerine alaycı bir takma isim ile hitap ederdi. İlkokul 1i köyde okudum yarım yamalak. Okuldan nefret ederdim, hep ağlardım okulda. Köyde en sevdiğim şey yeşillik ve dağ tepelere tırmanmaktı. Yalnız olduğum zamanlar fazla sıkılmazdım, çoğu zaman yalnızlığı severdim, şu an bile bu hayatımda değişmedi. Televizyon izlemeyi çok severdim, çok meraklıydım aslında. İlkokul 2yi yatılıokul da okudum, ciddi ciddi bu yatılıokul benim için bir işkenceydi. 7 yaşımda resmen 8 ay hapis yattım diyebilirim. Yatılıokulda da bu beta tipim yüzünden iyice bir travma yaşamıştım zaten. Alfa tiplerin bir nevi stres topu oluyorsun, herkes çok kaba ve acımasız geliyordu bana. Okul biansı bile korkunçtu. 

Özellikle ilkokul zamanlarım tam bir travma olarak geçti aslında. Travma Yunanca da yara anlamına geliyormuş, yaralanıyorsun ve bu yara sende iz bırakıyor. Unutamıyorsun, yara izini görünce o darp anı geliyor aklına. Dream(rüya), drama gibi kelimeler hep trvmadan türeme. Ve ben bayağı bi yara almıştım. Neyse.., yatılıdaki hapis okulum bitince Ankara'ya taşınacağımızı duydum. Bu haber beni inailmaz derecede sevindirmişti, çünkü artık bir şehire taşınacaktık. Tabi ben Ankara yı televizyonda gördüğüm şehirler gibi sanıyordum, tabi bu şehirler muhtemelen yabancı ülkelere ait olan şehirlerdi. 
Gün itibariyle 41 yaşındayım, Ankara denince aklıma gelen ilk şey, Ankara'ya geldiğim o ilk gün. Hayatımda hatırladığım/bildiğim ilk büyük hayal kırıklığı.

Erkan Esin

02/2020